İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

Ocak 16, 2007

İMAR UYGULAMALARININ İPTAL NEDENLERİ VE ÖNERİLER

Filed under: DERS NOTLARI,Kamu - Idare - Vatandaşlık - Anayasa Hukuku — Eslem Hukuk @ 10:27 pm

İMAR UYGULAMALARININ İPTAL NEDENLERİ VE ÖNERİLER

Mustafa ATASOY1, Osman DEMİR1, Bayram UZUN1 ,Recep NİŞANCI1
1Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, 61080, TRABZON,
email: amustafa@ktu.edu.tr, osmand@ktu.edu.tr,
buzun@ktu.edu.tr, recepnisanci@ktu.tr

Özet: Modern şehirlerin oluşumunda uygulanabilir imar planlarının önemli bir rolü vardır. İmar planlarının uygulanabilirliği yerel yönetimlerin deneyimli teknik eleman ve ekonomik gücüne de bağlıdır. 1950’lerden sonra başlayan tarımdan sanaiye geçiş olgusu ile birlikte özellikle büyük ve orta ölçekli belediyelerimiz köylerden şehirlere doğru göç dinamikleri karşısında büyük zorluklarla karşılaşmışlardır. Hızlı nüfus artışı ve göç dinamikleri karşısında, yerel yönetimler imar planlarını hazırlama ve ihtiyaca cevap verecek imar parsellerinin üretilmesi noktasında istenilen ölçüde başarılı olamamışlardır. Bu durum imar plan uygulamalarını olumsuz yönde etkileyerek, imar planlarının sürekli olarak tadil edilmesine sebep olmuştur. Bu problemler, uygulanabilir imar planlarının süratle hazırlanması ve artan imar parseli taleplerinin kısa zaman içerisinde karşılanması gereğini zorunlu kılmıştır.
İmar Kanunu hükümlerine göre imar planlarının yapımı zorunlu, uygulaması ise idarelere bırakılmıştır. Oysa ki; imar planları hazırlandıktan sonra süratle imar uygulamaları yapılarak talep edilen imar parsellerinin oluşturulması gerekmektedir. Böylece, kentin ihtiyacı olan teknik altyapı tesislerinin adaletli bir şekilde dağıtımıyla nimet-külfet dengesi kurulmuş olacaktır. Yerel yönetimler çarpık kentleşmenin önüne geçmek ve yoğun talepleri karşılamak için büyük oranda imar planı uygulamaları ve ıslah imar planı uygulamaları yaptırmışlardır. Ne var ki; bazı uygulamalar da teknik ve hukuki hatalar yapılması nedeniyle vatandaşlar tarafından açılan davalar yoğun bir şekilde idari yargıya intikal etmektedir; yargılama sonucunda iptal edilen imar planı uygulamalarının geriye dönüşümünde yaşanmaktadır.
1. GİRİŞ
1950’li yılların başından itibaren insanların kentlere olan talebi artınca, yerel yönetimler sağlıklı bir kent ortamının oluşturulması için bir takım alt ve üst yapı düzenlemelerine gitmek zorunda kalmışlardır. 1954 yılında çıkarılan 6785 sayılı İmar Kanunu ile kentlerdeki gelişim alanları bir plan dahilinde gerçekleştirilmiştir. 6785 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi olan “arsa ve arazi düzenlemesi” ile kentlerin ihtiyacı alan imarlı arsa temini yanında sosyal donatı alanlarının kamuya kazandırılması hedeflenmişti, ancak, 6785 sayılı Kanunun 42. maddesine göre belediyeler düzenleme alanına giren kadastro parsellerinden dağıtım sırasında parsellerin alanlarından %25’e kadar düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında düzenleme ortaklık payı (DOP) alabilmekteydi. Bu kesilen miktar kamunun, yol, meydan, park , otopark, çocuk bahçesi ve yeşil alan gibi umumi hizmetlere ayrılırdı. DOP oranı olarak ayrılan alan % 25 den fazla çıktığı durumlarda geri kalan alan kamulaştırma yapmak suretiyle oluşturulurdu. DOP oranı olarak ayrılan %25 oranının uygulama için yetersiz
kalması, az da olsa istimlak mecburiyetinin doğması ve bunun sonucunda maliyetinin artması, idarecilerin bu uygulamaya soğuk bakması, teknik eleman yetersizliği ve bu uygulamaların sorunlara neden olacağı düşüncesiyle düzenlemeye gidilmeyişi, dolayısıyla istenilen ölçüde uygulama imkanı bulunamamıştır [Bıyık, Uzun,1990]. Ayrıca, kentlere artan göç dolayısıyla ihtiyaç oranında imar parseli üretilememiştir. Siyasilerin oy kaygısı nedeniyle kaçak ve plansız yapılaşmalar teşvik edilerek hazine arazileri talan edilmiştir. Bunun sonucu olarak, 2981 sayılı “İmar Affı Kanunu” ile plansız yapılaşmalar tescil edilmek zorunda kalınmıştır [Bıyık, Atasoy ve Demir, 1999].
Günümüze kadar imar uygulamalarında uygulayıcılar değişik problemlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bu problemlerin çözümüne yönelik farklı yaklaşımlar uygulanmıştır. Örneğin; yoldan ihdasların ne şekilde düzenlemeye dahil edileceği veya bu alanların DOP kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, düzenleme sınırı ve bölgelerinin belirlenmesinde hangi kriterlerin esas alınması gerektiği, hangi tür imar uygulamalarında ve ne tür özellik arz eden bölgelerde hisse çözümüne gidileceği veya gidilemeyeceği, daha önce terk yapmış bir parselin düzenleme kapsamına alınıp alınmayacağı, alınırsa bu parsellerden hangi şartlarda DOP kesintisi yapılabileceği, DOP kesintisi kapsamında hangi parsellerin alınacağı, bir bölgede imar uygulaması yapılmışsa aynı yerde tekrar imar uygulaması yapılıp yapılamayacağı, ıslah imar planı uygulamalarında kanuni ipotekle hisselerin bedele dönüştürülmesinde hangi kriterlere uyulması gerektiği gibi daha bir çok probleme yaklaşımda uygulayıcılar arasında farklı yorumlar getirilmektedir. Bu problemler büyük ölçüde her imar uygulamasında karşılaşılabilecek türden problemlerdir. Dolayısıyla bu problemlerin çözümüne yönelik yönetmelik hükümlerinde net olarak ifade edilemeyen bazı farklı yaklaşım ve yorumlar ortaya çıkmaktadır.Diğer yandan bu konuyla ilgili farklı Danıştay kararlarına da rastlanmaktadır. Bunun sonucunda imar uygulamalarına sıkça itirazlar olmaktadır. Bu itirazlar sonucunda imar uygulamalarının önemli bir kısmı, kısmen yada tamamen iptal edilmektedir. İptal edilen imar uygulamaları sonucunda büyük miktarlarda maddi ve zaman kayıpları olmaktadır. Bu uygulamaların iptal edilmesi beraberinde önemli problemlerin de yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Şöyle ki; uygulamalara olan güvenin sarsılması yanında mülkiyetin geriye dönüşümünde de problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bildiride uygulamada karşılaşılan problemler yargı kararları doğrultusunda ortaya konularak çözüm önerileri sunulacaktır.
2. İMAR UYGULAMALARINDA KARŞILAŞILAN PROBLEMLER
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. madde ve 2981/10-c maddesi uygulamaları sonucunda çok sayıda itirazlar ve davaların açıldığı tespit edilmiştir. Davaların Yüksek Yargı’ya intikaline sebebiyet veren faktörler şu şekilde sıralanabilir: Uygulama mevzuatının eksik oluşu veya açık olmayışı, uygulamanın alternatif çözümünün çokluğu, uygulayıcıların bilgi veya tecrübe eksikliği, taşınmaz maliklerinin bilinçsiz oluşu dolayısıyla haklarını zamanında savunamamaları, itirazları ilk inceleyen mahkemenin çok çeşitli davalara bakması, dolayısıyla bu konuda uzman olmayışı, kurulan bilirkişi heyetlerinin ehil nitelikte olmayışı ve usul yönünden yapılan hatalar şeklinde özetlenebilir [Atasoy,1997]. Bu çalışmada Danıştay’a intikal ederek karara bağlanmış çok sayıda dava incelenmiş ve örnekler seçilerek üzerlerinde yorumlar yapılmıştır.
2.1 Düzenleme Ortaklık Payı ve Terk Miktarı ile İlgili Hatalar
İmar uygulamalarında DOP oranı ile düzenleme dolayısıyla meydana gelen imar parsellerindeki değer artışları karşılığında imar planlarında meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yol, yeşil alan, cami, karakol yeri olarak ayrılmış alanlarının %35’e kadar olan kısımlarının bedelsiz olarak, kamunun eline geçmesi sağlanmaktadır [Uzun, Demir, Nişancı ve Çelik,1999].
Arazi ve Arsa Düzenlemesi (AAD) yönetmelik kriterlerine göre evvelce yapılan düzenlemeler dolayısıyla DOP veya bu maksatla başka isimlerle bir pay alınmış olan arazi veya arsalar bu ortaklık payı hesabına katılmaz [AADY, mad.11]. Esasen bir düzenleme bölgesinde bir parselden 1985 yılı öncesinde 6785 sayılı yasaya göre veya sonrasında 3194 sayılı Yasa ile re’sen yapılan imar uygulamaları nedeniyle yeni düzenlemeden dolayı artık DOP kesintisi alınmaz.
1985 yılından sonra İmar Kanunu’nun 15 ve 16’ncı maddeleri uyarınca parsel bazında uygulama işlemlerinin yapılması bir takım problemleri de beraberinde getirmektedir. Şöyle ki; bu maddelere göre yapılan lokal imar planı uygulamalarında, uygulamalar daha çok kamu hizmetlerine ayrılan alanların yoğun olmadığı kısımlarda uygulanabilmektedir. Kadastro parsellerinin tamamı kamu hizmetlerine ayrılan kısımlarda kalan parsellerde uygulama çalışmaları yapılamamaktadır.Bu da bazı parsel maliklerinin lehine veya aleyhine durumlar yaratmakta ve eşitlik ilkesi zedelenmektedir. Bu şekilde parça parça uygulanan imar planlarında geriye çok yoğun kamu hizmetlerine ayrılan bölgeler kalmaktadır. Bu kalan alanlarda, DOP oranının çok yüksek çıkması nedeniyle arazi ve arsa düzenleme yapma olanağı da artık kalmamaktadır. Esasen; 15 ve 16’ncı maddelerin, parselasyonu tamamlanmış olan alanlardaki parsellerin tevhid ve ifrazı ile imar planı kapsamı dışında kalan kadastro parsellerinin yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde ifraz işlemlerinin yapılması amacıyla uygulanması gerekmektedir. [Doğan,1996]. Ancak, günümüze kadar yerel yönetimler ekonomik ve siyasi kaygılarından dolayı imar uygulamalarını istenilen ölçüde uygulayamamışlardır. Bunun sonucunda sadece imar planında yapı adasına isabet eden taşınmaz mal sahipleri ifraz, tevhid ve yola terk işlemlerini bu tür işlemler için geçerli olmayan 3194/ 15 ve 16. maddelerine istinaden yaptırarak imar parsellerini oluşturmaktadır. Böylesi parsellerin düzenleme esnasında ne tür bir işleme tabi tutulacağı konusunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. Bu bağlamda AAD uygulaması yapılan bir bölgede bir parselden yukarıdaki gerekçelerle terk yapmış olan taşınmazlarla ilgili olarak, ilk terki dikkate alınmaksızın DOPO’nın diğer parsellerde yapılan kesinti oranında yapılmasında herhangi bir kanuni engel yoktur. Fakat uygulamalarda 1985 yılından sonra yapılan terk miktarı eski senet alanlarına ilave edilmek suretiyle iki şekilde uygulama yapılmaktadır.
1. Eğer terk miktarı 6785 sayılı kanun hükümlerine göre yapılmış ise yeni düzenleme ile belirlenen DOP miktarı terk miktarından fazla ise farkı kadar kesinti yapılır , fakat terk miktarı DOP oranından fazla çıkmış ise fark oranı uygulamalarda iki şekilde değerlendirilmektedir;

  •  Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise belediye adına , köy sınırları içerisinde ise köy tüzel kişiliği adına [Uzun, Demir, Nişancı, Çelik,1999]
  •  Belediye ya da köy sınırları içerisinde yapılan uygulamalardaki terk fazlası DOP oranına verilir, Danıştay bu iki görüşe uygun olacak şekilde kararlar vermiştir.

2. lokal imar uygulaması ile kamuya yapılan terki DOP kesintisinden az ise; terki, kesinti miktarına tamamlayan miktar kadar kesinti yapılır. Eski terki DOP’nı geçiyor ise o parselden kesinti yapılmaz. Ancak DOP’ nı aşan miktar terk fazlası veya yol fazlası olarak belediye veya köy tüzel kişiliği adına tescil edilir [Uzun, Demir, Nişancı, Çelik, 1999]. Görüşü yanında terk miktarı ya da yol fazlası DOP’na ilave edilmelidir. Şeklinde farklı iki görüş hakimdir.
AAD uygulamaları sırasında gerek bilinçli gerekse bilinçsiz bir şekilde DOP payının kesilmesinde bazı hatalar yapılmaktadır bunlar;

  •  AAD kapsamında diğer tüm parsellerden DOP kesilirken Belediyelerin kendi taşınmazlarından DOP kesilmemesi,
  •  AAD uygulamalarında bazı parseller üzerinde korunması gerekli binaların bulunması sonucu bu parsellerden DOP alınamaması nedeniyle farklı uygulamaların yapılması,
  • Değişik parsellerden farklı oranlarda DOP alınması[KN:1998-5615, EN:1998-2317]
  •  AAD Uygulaması öncesinde re’sen yapılan uygulamalar nedeniyle DOP adı altında kesinti yapılan parsellerden ikinci kez uygulama bölgesine alınması sonucu DOP’ nın kesilmesi[KN:1998-6316, EN:1997-6821]

Şeklinde özetlenebilir
İhdas alanları; tescil dışı kamu orta malları imar adasına isabet ederek ve vasıflarını yitirerek kapanmasıyla özel mülke tabi olmasıyla oluşur. Kamu hukuku kurallarına göre ihdasen oluşan alanlar yol ise; belediye ve mücavir alanlar içerisinde belediye, köy
sınırları içerisinde ise köy tüzel kişilikleri adına tescil edilir. Ark, dere, boşluk, kayalık, tepeler vb. alanlar ise maliye hazinesi adına tescil edilirler [Uzun, Demir, Nişancı, Çelik, 1999].
Son dönemlerde Danıştay Kararlarında ihdasen oluşan alanların tamamen DOP kapsamında değerlendirilmesi yönünde kararlar vermektedir. Oysaki; örneğin şekil. 2’de gösterilen durumda DOP=0 çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda kamunun aleyhine diğer parsellerin lehine bir durum oluşmaktadır [Uzun, Demir, Nişancı, Çelik, 1999]. Bu bağlamda DOP oranının sıfır çıkması sebebiyle yoldan ihdasın teknik olarak DOP oranına yansıtılması mümkün görünmemektedir. Yoldan ihdasın yerel yönetimlere verilmesi bu uygulamaların teşvik edilmesine de imkan sağlamış olacaktır.
2.2 Uygulama Yönteminin Belirlenmesi
Uygulamalarda hisseli satışların ve kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu alanlarda bazen AAD uygulamaları yapılmaktadır. Uygulama yönteminin mülkiyet analizi ve imar planlarının uygulama kabiliyetinin iyi bir analizi yapılması ve uygulama yöntemine konunun uzmanları tarafından karar verilmesi isabetli olacaktır. Aksi takdirde uygulama sonrasında memnun olmayan taşınmaz sahipleri uygulamanın bozulması için yargıda hak arama yolunu tercih edeceklerdir. Dolaysıyla buna benzer uygulamaların bozulması için çok değişik gerekçelerin ortaya çıkmasına imkan tanınmaktadır.
2.3 Düzenleme Sınırının Belirlenmesi
AAD uygulamalarında düzenleme sınırı, mevzuattaki kriterlere göre belirlenmektedir. Her bir düzenleme bölgesinde, DOPO birbirinden faklı oranlarda olabilmektedir. Söz konusu bu farklılıklar özellikle komşu düzenleme bölgelerinde düzenlemelerin hakkaniyet yönünü zedelemekte ve sosyal problemlere neden olmaktadır. Ancak düzenleme bölgelerinde farklı DOPO oluşmasında yasal açıdan bir sakınca da yoktur. Her bir düzenleme bölgesinde düzenlemeye giren taşınmaz sahiplerinden kamu alanları için yapılacak kesintilerin yaklaşık eşit oranlarda olması sosyal adalet ve eşitlik ilkesi açsından önemli kabul edilmelidir. Bunun için özellikle kentsel gelişme alanlarında düzenleme bölgeleri etaplanırken, kamuya ayrılan alanlar ile sosyal donatı alanlarının bütün düzenleme bölgelerindeki dağılımlarının olabildiğince eşit olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu düzenlemelerin sağlanmasında gelişen bilgisayar
teknolojisinden faydalanılarak uygulama alanlarına isabet eden sosyal donatı alanları dengeli bir şekilde ve oransal olarak da bir birine yakın olacak şekilde düzenlenmesi faydalı olabilir. Düzenleme bölgelerinin bu şekilde etaplanması, imar uygulamalarının iptal nedenlerinin başında gelen dağıtım ilkelerinin olabildiğince yerine getirilmesine imkan sağlayacaktır. Ayrıca bu şekilde bir düzenleme ile % 35 oranına yakın bir sosyal donatı alanının bedelsiz bir şekilde kamuya dönüşümü sağlanmış olacaktır. Bu sayede imar planlarında düzenleme sınırlarının geçirilmesi [Karataş, Demir, Bıyık, 2002] yapılarak lokal uygulamaların önüne geçilmesinde yardımcı olacaktır. Dolayısıyla mümkün olan optimum uygulamalar bu sayede yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilerek güven ortamı yeniden tesis edilebilecektir.
2.4 Ek-1 Uygulaması ile Hisse Çözümü
Yeni medeni Kanun hükümlerinde hisse çözümüne yönelik herhangi bir değişiklik olmamıştır. Mevcut yasa ile hisse çözümü hissedarların tamamının muvafakatının (oybirliğiyle) alınmasını gerektirmektedir [MK; 692]. Bunun mümkün olmadığı durumlar da ise mahkeme kararıyla hisse çözümünün yapılması mümkündür [MK, 696]. Fakat 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik Ek-1 maddesinin 3194 sayılı yasanın 18. maddesi uyarınca yapılacak AAD sonucu oluşturulan parselasyon işlemlerini tamamlayıcı nitelikte olması için, 3194 sayılı yasa öncesinde yapılan özel parselasyona dayalı olarak veya hisse karşılığı satın alınan yerlere bir çözüm getirilmesi için, 2981/3290/3366 sayılı yasanın Ek-1 maddesinin 3194 sayılı yasanın 18. maddesi kapsamında uygulama yapılan alanlarda uygulama imkanı getirilmiştir. Bu sayede özel parselasyona dayalı satın alınan yerlerin müstakil tahsis edilmesi imkanı mümkün olmaktadır.
Ek-1 maddesinin, uygulayıcılar arasında farklı yorumlanması sonucu müşterek mülkiyete konu olan taşınmazların parselasyon işlemi sonucu oluşan imar parsellerine yine müşterek mülkiyet esaslarına göre tahsisi yapılması gerekirken, mülkiyetin ferdileşme yoluna( yukarıda ifade edilen şartların oluşmamasına rağmen)gidildiği uygulamalarda karşılaşılmaktadır. Bu uygulamalar gerek İdare Mahkemesi gerekse Danıştay Altıncı Dairesi tarafından bozulmaktadır [Esas No: 1999/3323, Karar No: 2000/5111].
Ayrıca; Belediye Encümeni, parselasyon haritası ve dağıtım cetvellerini onaylarken, uygulamanın 3290/Ek-1 yasa kapsamında yer aldığı ve her hissedara düşen imar parseli açıkça belirtilmelidir [Uzun, Demir, Nişancı, Çelik, 1999]. Özellikle 3194/18. madde uygulamalarının içerisinde uygulama bölgelerinde 3290/Ek-1 şartları oluşmamış olmasına rağmen hisse çözümüne gidilmektedir. Bu tür uygulamalar idari yargı tarafından iptal edilmektedir [KN:1999-1112, EN:1998-1233].
2.5 AAD Uygulamalarında Parselasyon ve Dağıtımın İlkesi ve Denetimi
İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10/a maddesinde, düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanacağı kuralı, aynı madde (b) bendinde de plan ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanacağı kuralı yer almaktadır. AAD uygulamalarında parselasyon planları Belediye
Encümeninde onaylandıktan sonra uygulamalardan memnun olmayan haklı gerekçelere sahip yada değil çok sayıda itirazlar olmaktadır. Bu itirazların incelenmesinde uygulamanın ruhuna uygun olmayan çok sayıda imar uygulaması yapıldığı görülmektedir. Bu davaların büyük bir kısmı dağıtım aşamasında yoğunlaşmaktadır [Atasoy,1997]. Eğer uygulamayı yapan özel harita mühendislik büroları bağımsız ve uzman bir denetleme kurulu tarafından denetlenecek olursa uygulama sonucunda oluşturulan parselasyon planları minimum hata ile oluşturulmuş olur [Uzun, 1990 ve Atasoy, 1997]. Oluşturulacak denetim yapısı şekil 3’de gösterilmektedir.
Özel denetleme bürosu (ÖDB); uygulamayı yapacak olan özel harita mühendislik bürosu ile birlikte ihalenin şartlarının yerine getirilmesi noktasında, ortak protokol yapılarak, uygulama bölgesinde oluşturulacak olan düzenleme ile ortaya çıkması muhtemel sorumluluğu ÖDB üstlenilmesi sağlanacaktır. Bu denetleme ve hukuki sorumluluğuna karşılık olarak ihale bedelinin belli bir kısmının alması sağlanır. Kısaca uygulama işlemi ÖDB tarafından sigortalanmış olacaktır. Eğer uygulamalarda özel denetim bürosu bünyesinde görev alacak uzmanlar uygulamanın kesinleşmesine dair şartların oluşmadığına karar verirlerse hatanın giderilmesini özel harita mühendislik bürosundan isteyebilecektir. ÖDB uzmanları parselasyon ve dağıtım işleminin yapıldığı parsellerle ilgili olarak hazırlanmış dağıtım raporlarını ve gerekçelerini talep eder, uygulamada eğer teknik ve hukuki hatalar var ise denetleme bürosu, bu hataları gerekçeleriyle birlikte mühendislik bürosundan yeniden düzenlemesini isteyebilir. Bu sayede olabildiğince objektif bir denetleme yapılacak olur ve uygulamada meydana gelebilecek hataların uygulama sonuçlanmadan önüne geçilmesi sağlanır.
Askı aşamasında taşınmaz sahipleri tarafından yapılan itirazlar ÖDB tarafından değerlendirilmelidir. Söz konusu bu itirazların bir kısmı parselleme ve tahsis ilkeleri açısından uygun, bir kısmı ise uygun olmayabilir. Bütün değerlendirmeler sonucunda itirazları geçerli sayılmayan vatandaşlar, yargıda hak aramak için dava açabilirler. Bundan dolayı yapılan imar uygulamalarının tescil işlemleri eğer varsa bu tür davaların sonuçlanmasından sonra yapılması olası iptallerden sonra oluşabilecek olumsuzlukların ortadan kaldırılması adına daha faydalı olacaktır. Ancak bu tür davalarda sonuçlandırma işlemlerinin olabildiğince kısa zaman diliminde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
ÖDB bünyesinde harita mühendisi (uygulama konusunda uzman), şehir plancısı, hukukçu ve mimarlık mesleğine hakim uzman kişilerden oluşması faydalı olur. Bu bürolar sigorta şirketleri kapsamında da oluşturulabilir. Böylece yerel yönetimler açısından, başlangıçta belki düzenlemenin ihale bedelinde bir miktar artış olacaktır fakat uygulamaların bozulması sonucu ortaya çıkması muhtemel parasal kayıp ve hukuki sorunlarında önüne geçilmiş olacaktır.
3. SONUÇ ve ÖNERİLER
İmar uygulamaları sonucu, düzenleme bölgelerinde mülkiyet altyapısı yeniden düzenlenir. Bu düzenleme esnasında uygulayıcıların yasa gereği uyulması gereken bir takım parselleme ve tahsis ilkeleri vardır. Uygulayıcı imar planına istinaden yeni mülkiyet sınırlarını belirlerken hangi imar adasında kimlere imar parseli tahsis edileceğini bu ilkeleri dikkate alınarak belirler. Bu esnada imar planlarındaki zorunluluklardan dolayı bazı taşınmazlar (özellikle konumu donatı alanlarına isabetedenler) mutlak surette bir sirkülasyona tabi tutulacaklardır. Bu aşama adaletli bir dağıtım için çok önemlidir. Dolayısıyla bu tür uygulamaların konusunda uzmanlaşmış deneyimli kişiler tarafından yapılmasının gerekliliği anlaşılmaktadır. Nitekim bu
bildiride uygulayıcı kurumlar ile uygulayıcılar arasında ÖDK adı altında, yapılan dağıtımı ve uygulamaya yapılacak itirazları kurum adına inceleyecek bir denetleme kurulu önerilmiştir. Bu kurum konusunda uzman kişilerden oluşturulmalıdır.
Tescil görmüş imar uygulamalarının idari yargı tarafından iptal edilmesi yapılan uygulamaların eskiye dönüşümünü gerektirebilir. Bu durumda eski kadastral yapıya dönmek çok zordur. Çünkü tescil ile iptal arasında geçen süre zarfında zeminde ve mülkiyet durumunda bir çok değişiklikler söz konusu olmaktadır. Bu tür problemleri olabildiğince minimuma indirgeyebilmek için tescil aşamasına gelmiş uygulamaların; eğer yargıya intikal etmiş durumları söz konusu ise dava sonuçlanmadan tescil edilmemesinin sağlanması faydalı olabilir.
DOP kapsamında değerlendirilmesi gereken alanlar kapsamına, son zamanlarda özellikle Danıştay kararlarıyla yoldan ihdaslarda dahil edilmiştir. Oysa bu tür alanların tamamen DOP kapsamında değerlendirilmesi düzenleme tekniği açısından doğru bir yaklaşım değildir.
KAYNAKLAR
Atasoy, M. İmar Uygulamalarına İlişkin Hukuki Kararların İrdelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, KTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon,1997.
Bıyık, C., Uzun, B., Mevzuat ve Uygulamaların Işığında Arsa ve Arazi Düzenlemesinin Proje Çerçevesinde İncelenmesi ve Karşılaşılan Problemler,18. Madde Uygulama Semineri, TAU Yayın NO 49, sayfa, 25-36, Ankara,1990
Bıyık, C., Atasoy, M., Demir, O., Yüksek Yargıya İntikal Eden İmar Uygulamalarına İlişkin Davaların Sonuçlarının Değerlendirilmesi, 7. Harita Kurultayı, 1-5 Mart, Ankara, 1999.
Uzun, B. 18. Madde Uygulama (Semineri, Panel) TAU Yayın NO 49, Ankara,1990
Uzun, B., Demir, O., Nişancı, R., Çelik, K., Kentsel Arazilerde İkinci İmar Uygulamasını Gerektiren Nedenler, Doğu Karadeniz Bölgesinde Kadastro ve Mülkiyet Sorunları, 11-12 Ekim, Trabzon, 1999.
Doğan, M., İmar Uygulamalarının Tapu ve Kadastro İle İlişkileri, Tapu ve Kadastro Dergisi, sayı:19, Ankara, 1996.
Karataş, K., Demir, O., Bıyık, C., Türkiye’de İmar Uygulama Aşamasında Çıkan Sorunlar ve Öneriler, İller ve Belediyeler Dergisi, sayfa 35-40, sayı:677 Nisan, 2002.

About these ads

30 Yorum »

  1. belediye imar uygulaması bitti tescili yapıldı tapularımı aldım 15 gün oldu!belediye özel bir şirkete uygulama yapılan araziyi vermiş,kendi yaptırdığı uygulamayı usulsüzlük veya başka herhangi bir gerekçeyle iptal ettirebilirmi ettirirse nasıl bir değişiklik yapabilir eski hisseli tarla haline nönermi benim adıma tesillenmiş tapularım iptal edilirmi,bu halde haklarımı nasıl koruyabilirim.

    Yorum tarafından ahmet demir — Mart 8, 2007 @ 6:25 pm | Cevapla

  2. sorunuz anlaşılmadı… lütfen daha açık yazınız ..
    özel bir şirkete vermiş derken nasıl verildiğini bilmiyoruz … tekrar cevaplamaya çalışacağım

    Yorum tarafından savcibey55 — Mart 12, 2007 @ 2:07 pm | Cevapla

  3. Sayin Degerli Hukukcularimiz sizlere yazdigim yazidan her hangi bir yanit alamadim acaba hukuka engelli bir yazi miydi cok merak ettim yayinlamadiniz.
    tesekkur ederim
    G.kutlu

    Yorum tarafından Gungor Kutlu — Mart 20, 2007 @ 7:13 pm | Cevapla

  4. soru ? 1974 yılında yapılan bir bina 1984 yıllarında çıkarılan 3194 sayılı imar afından müracat edilmemişde olsa yararlanmış olacakmıdır.eger yararlanmıyorsa ne yapılması gerekmektedir.saygılarımla

    Yorum tarafından ersoy — Nisan 28, 2007 @ 4:23 pm | Cevapla

  5. 2004 yılında adıyamanda bir arsa aldım arsanın niteliği ilkokul olarak gözükmektedir. bu arsa toplam 5850 m2 dir. bu arsanın 961 m2 lik hisesini aldımbu arsa 1988 yılından beri kamu alanına ayrılmış olup hala okul yapılmamıştır.burada Adıyaman belediyesini yada milli eğitimi mahkemeye verme hakım varmı varsa Anayasanın hangi madelerine istinaden mahkemeye verebilirim.cevabını arslan.mehmet.1972@hotmail.com adresine iletirseniz sevinirim. saygılarımla

    Yorum tarafından mehmet arslan — Nisan 29, 2007 @ 4:30 pm | Cevapla

  6. arsa tapu sicilinde kamuya ayrılmış gözüküyor veya arsanın tapu sicilinde kamuya ayrıldı kaydıyla hiç sayfası açılmamışsa bu arsa üzerinde yapılmış her türlü tasarruf geçersizdir. bu durum iyiniyetin korunması ilkesinin de bir istisnasıdır yani henüz arsa kamu adına tescil olunmamış olsa bile bu durumda üçüncü kişinin iyineti dahi korunmaz kaldı ki soruyu soran bunu bildiğini beyan ediyor yani iyi niyetinden bahsedilemez yine anladığım kadarıyla arsa tapuda kamuya ayrılmış gözüküyor. idarenin henüz arsa üzerinde fiilen kamuya ait bir bina inşa etmemiş olması durumu değiştirmez. ilgili ancak kendi arazisin kamulaştırılmasına rağmen beş yıl içinde kamulaştırılma gerekçesinde gösterilen kamusal yapılaşmanın olmaması durumunda işlemin iptalini dava edebilir. ancak bunu da kamulaştırma anında arsanın sahibi veya bunun külli halefleri (mirasçıları) açabilir. (kamulaştırma K. m.23) soruyu soran külli halef olmadığından böyle bir dava açma hakkı da yoktur.bu nedenle benim tavsiyem idareye değil arsayı satana akdin feshi ve (eğer ödenmişse) ödenen bedelin iadesi davası açılmasıdır.

    Yorum tarafından SAVCIBEY55 — Nisan 29, 2007 @ 11:15 pm | Cevapla

  7. Tapuda aynı adada yer alan komşu parsellerin büyük kısmı 2002 yılına kadar(parça parça)imar uygulanmak suretiyle konut alanı olmuş ve binalar inşa edilmiştir.Geriye mülkiyeti bize ait (konut alanına sınır olan)parsel dahil toplam 8 parsel (ki tapuda daha önce imar uygulanan parsellerle aynı adada yer almakta) kalmıştır.2007 yılında ise Büyükşehir Belediyesi 1/25000 Nazım Planla iş bu geride kalan 8 parselin 7’sini yeşil alan ve sıralamada diğer taraftan bir otelle sınırı bulunan uçtaki son parseli ise turizm alanı olarak belirlemiştir.1/25000’lik Nazım planının hukuki irdelemesini (özellikle adalet,mülkiyet hakkı, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri açısından) yapabilir misiniz? İmar uygulamasında adalet ilkesi sadece oluşturulan imar adaları içindeki parseller açısından mı gözetilecek yoksa tapuda aynı ada olarak görülmekte olan parseller de bu çerçevede değerlendirilebilecek midir?Saygılarımla…

    Yorum tarafından yener seferinoğlu — Mayıs 10, 2007 @ 3:22 am | Cevapla

  8. Sayin Savci bey,
    arazim uluslar arasi karayoluna bagli E5 Karayoluna 69 Metre cepelidir. Giris cikis yoluna ihtiyacim yoktur cünkü E5 Karayolundan girisim cikisim mevcuddur ve 9.900 m² hisesiz tüm bir ticari alandir. Arazimin 3194 Sayili Imar kanunun 18 maddesince Bolubelediyesi parselenmektedir. Ortaklik payi kesintisini (DOP oranini) para ile ne gibi sartlarda veya hangi kanuna göre para ile ödiyebilirim cünkü ben bu araziyi is merkezi Kurmak icin almisdim. Toplam 10.000 m² 100de kirkini verdigim zaman 6.000m² bana kalacak hic bir is yapamiyacam. hayellerim yikilacak. Benim arazim E5’e 69 Metre cepedir bu yüzden deger artis konusu degildir. Belediyenin sunmus oldugu DOP hizmetlerine karsilik belediyeye nasil para ile karsilayabilirim cünkü benim arazim diyer yolu olmayan tarimdan baska ise yaramayan arazilerle bir deyildir. Ben bu araziyi parselemek istedim, ama Belediye bana parseletirmedi.
    Lütven beni aydinlatirmisiniz??
    Öncelikle Tesekürler ve Saygilarimla
    Mehmet Cetin

    Yorum tarafından mehmet cetin — Ekim 18, 2007 @ 8:00 pm | Cevapla

  9. sayın ilgili;
    tapudaki proje ile belediyedeki ek proje(röleve) arasında farklılık var
    şu an hukuka intikal etmiş bir olayı anlatıyorum. 2981 sayılı yasaya göre (af kanunu) yapılmış ve tasdik olmuştur. tapudaki projemi ?
    belediyedeki tapuya işlenmemiş ek proje yani(röleve) mi geçerli bunu bir hukuka dayandırabilirmiyim ilginize şimdiden teşekkür eder saglıklı günler dilerim

    Yorum tarafından ismail — Mayıs 21, 2008 @ 7:29 pm | Cevapla

  10. Herkerse merahaba demek istiyorum nolur bilgisi olanlar yardım edin.benim 426 m2 arsa ve üzerinde bir katlı ev var yanındada komşunun arsasının yanında 126 m2 arsam var ve belediye bu 126 m2 arsayı komşuma vermiş.karşılığındada hiç bir şey vermiyor ne toprak nede parasını vermiyor.Sorduğumuzdada 18.madde gereği sizin evin önündeki yer alınacağına burası alındı dendi ve karşılığındada bir şey verilmeyecek dendi.Bilmem derdimi anlatabildimmi.Nolur bilgisi olanlar yardımcı olsun şimdiden teşekkürler.

    Yorum tarafından Serdar — Temmuz 16, 2008 @ 6:42 pm | Cevapla

  11. sayın savcım; 3194 sayılı kanunun 18. maddesine göre Belediyece yapılan uygulamanın Mahkemece iptalinden sonra yapılması gereken hususlar ile mahkeme kararının belediyece uygulanmaması halinde yapılması gereken husular nelerdir.

    Yorum tarafından mehmet korkmaz — Temmuz 17, 2008 @ 8:34 am | Cevapla

  12. belediyelerin siyasi nedenler ve rantiyer uygulamalarla yandaşlarına
    zayıf ve güçlü olmayan T.C vatandaşlarının kadastriyal uygulaması yıllar önce yapılmış parsellerini ,kamu yararına uygun daha müsait alanlar varken güçlü kişilerin ev ve arsalarına yeniden cephe vermek
    saikiyle ,yani bahanesiyle el koyması;ve bu konuyada bölge idare mahkemelerinin kazanılmış ayni haklar değilde kamu yararı için belediyenin bu uygulamasında sakınca yoktur diye ciddi ve gerekli inceleme yapmadan ve parselasyon sahibi maliki keşif sırasında dinlemeksizin belediye lehine,aslen de esasen güçlü kişilerin lehine karar vermelerinin T.C hukukunda derinlik ve subjektif bir çözüm arayışı açısından ilmi araştırmaya değer görülüp görülemeyeceğinin hukuk bilimindeki yeri tartışılabilirmi?

    Yorum tarafından mustafa — Temmuz 27, 2008 @ 1:34 pm | Cevapla

  13. İyi günler Belediye tarafından 515 metrekare arsama 370 metrekare yoldan ihdas çıkarıldı ve uygulama için bu alanı belediye encümenince bölgedeki emlakcılardan alınacak fiyat paralelinde belirlenecek metrekare fiyatı üzerinden almam gerektiği belirtildi.Bu konuda haklarım nelerdir ihdas düzenleme ortaklık payı ise mevcut arsamın % 40 ını geçebilirmi çıkacak fiyatın kriteri nedir piyasa fiyatı olur ise benim yatırımımın bir anlamı kalmıyor yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.

    Yorum tarafından turgut verel — Ağustos 23, 2008 @ 1:33 pm | Cevapla

  14. Belediyenin bize ait tapulu yeri bize hiçbir gerekçe göstermedn ve haber vermden yeşil alan ilan etmiş buna göre istimlak etmişler. Bu yeşil alanı tekrar geri almam mümkünmüdür? Naıl bir yol izlemem lazım?

    Yorum tarafından umut — Eylül 9, 2008 @ 1:45 pm | Cevapla

  15. İyigünler benim sorunum 300m avcılarda 1977 de alınan arsamın 1980 den sonra yeşil alana ayrıldıgı ve bugüne kadar hiçbir tasarruf yapılmamıştır.
    TAPUMUZ MÜSTAKİLDİR.
    2007 de plan tadilatı yapldı yine ayni yeşil alan oldu biz itiraz ettik itirazımız redde dildi.
    Benim gibi 60_70 arsa var toplam 20000m alan yapıyor
    Bu alnda boş arsalar yanın da oturulan evlar işyerleri var bütün altyapılar var elektik ,telefon,dogalgaz.
    arsam okul alanın dadır 100_150 myakının da iki okul vardır. bulun dugum mahallede 9 tane okul vardır.
    5 arkadaş idare mahkemesine dava açtı vekazan dılar onları belediy okul alanından çıkarıp park alanına aldı .
    BURADA YAPILACAK ŞEY VEYA ÇÖZÜM NEDİR
    TEŞEKKÜRLER.

    Yorum tarafından İBRAHİM — Eylül 20, 2008 @ 12:05 pm | Cevapla

  16. Sayın savcı bey
    3194 sayılı kanunun 18.maddesinin bölge idare mahkemesinin kesinleşmiş kararı olmasına rağmen 10 yıldır yeni uygulama yapılmamıştır.tapular çıkarılmış eski tapumu nasıl alabilirim? bu kanuda yardımlarınızı bekliyorum…

    Yorum tarafından özgür — Ekim 13, 2008 @ 10:13 pm | Cevapla

  17. Sarıyer belediyesi 2005 yılında İmar kanunu 18. madde uygulamasıyla arazilerimizden %52 kesinti yaptı. Yani hisseli tapularımız üzerinden sadece %48 konut alanı verdi bize. Ayrıca ahbab çavuş ilşkisinden derde tepede 10-20 metre şeklinde hisseleri olanların hisselerini birleştirip en kıymetli olna parsellere ortak yaptılar. Bu gelen yamyamlar da eski hissedarlardan yeni yerlerini isterler. geçmişi 1970 e dayanan yapıların olduğu parsele ortak olan bu yeni hissedarlar belediye ye dilekçe verip bu yerlerin yıkılıp yerlerinin verilmesini istediler ve yıkım kararları çıkardılar. Oysa aynı adad üzerinde keni evleri ve dükkanları varken sadece falan parsel üzerinde yıkım istemişlerdir. Belediye de bunlara çanak tutup dilekçelerini işleme koymuştur.
    Velhasıl bizde mahkeme ile bunların yürütmesini durdurduk. hem yıkım hem de imar uygulamasını durdurduk şimdi belediye hakkınızdan fergat edin yoksa yerlerinizi yıkarım diyor. Oysa idare mahkemesi yıkmazsın diye yürütme durdurma kararı varken belediye yinede yıkabilir mi? imar uygulamasını durdurursak belediye nin zararı ne olur. Belediye bunu göze alır mı? Kurul kararı ile fazla kesilen arsalarımızın bedelini alabilir miyiz? Nasıl?
    Teşekkür ederiz.
    Cemal Hoca

    Yorum tarafından Cemal — Kasım 23, 2008 @ 10:01 pm | Cevapla

  18. bizim 200 donum civarinda tarlamizi 1985ve sonrasi yasal kanunlara gore ifraz yaptik biz yedi kardestik bir de anem vardi ba bu ifraz sonrasi 53500 metrekare arsa verdiler bunun 5000 metrekaresi pazar olani gozukmekteydi 6290metrekaresi park.4032 metrekaresi iseçocuk parki olarak bulunuyordu benim yasim 16.idi anemle musterek olmak zurundaydim o tarite tapolarin adimiza kesinlesmesi ise 1987 oldu tapoda uyle yaziyor.ben bunlari kabul etmedim bena 5 yil sonra muracat etiyinde ya satin almak zorunda kalir yada konut alanina donusturur dediler ve ayriyeten bes yili geçen sure icinde zararlarini verir dediler.bende 1992 dilekçe verdim dilekceme cevap gelmedi banada bilenler yardimci olmadi bana baskana soyle o hal etsin dedi herkes yilarca bu sekilde besinden kostum bu ogurda harseyimi kayip ettim sonra romanyada bir avkatla gorustum ve tekrar turkiyeye geldim ve bir tane dogru avkat bulamadim davama girsindiye sonra 2005te bir avkat buldum onun bazi eksiklerini gordum ve azil etirdim ve kendim bir magduriyetimi anlatan bir dosya gonderdim ve sonra tekrar romanyaya gittim orada iltica etim yanliz 1998 ben turkiyede o tarite ceza evindeyken yakinim olan dayimin oglu avkatti bu arsalardan pazar alani olan yerin konut alanina cevirmisti yanliz burada kapali yolar geri bedelsizolarak sahibine iyadedir demesine ragmen belediye beni kandirarak bu kapali yollari kendilerine terkini yaptim sonra dediyimi gibi ben ceza evindeyken dayimninoglu bu arsayi konut alanina cevirmistidiyar arsalar icinde park olan icin belediye alims oldugu 1998 sayili meclis kararinda olanaklarinin olmamasindan dolayi konut alanina donusturulmesini on gormus ve dosyayi gapa gondermek uzere dayimin olgluna elden vermisti oda dosyayi gapa goturmemistive ayriyeten diyer arsalarimida benden habersiz satigi icin aramiz buzuldu ve mahkemelik olduk ve 2004 tarihinde benim gazeteci bir arkadasim fenmemuru dayimin oglu ve gap daire baskani yetkilisiyle bir reportas kaseti yapti burada fen memuru bu arsalari konut alanina cevire bilmeleri icin baska yerde yer bulmalari gerektigini ve yer bulamadiklarini beyan ettive 2006 ben birdosya mahkemeye verdikten sonra bir avkat daha tuttum oda mahkeme karari 2577 sayili kanuna atifta bulunum belediyeyi kamulastirmaya zorliyamayacagini beyan etmis ve bana karara itiraz edecem demesine ragmen itirazda bulunmayarak beni magdur etti 2008 de turkiyeye geldigimde ayriyeten ceza mahkemesinede dava açmistim onun sonucundada icisleri bakanligi belediye reviziyon çalismasi baslattigindan dolayi hakinda sorusturmaya yer yok karari verdi ve belediyenin mahkemeye verdigi yazida 1998 maclis kariri ve 2005 sayili meclis kararina 3194 sayili imar kanunun elverdigi sart ve cercevede alinan bu meclis kararlarina ugun hale getirilmesi saglanacaktir diye karar beyan etmisti yanliz 2005 tarihindeki dilekcemize cevap vermedigi icin ihtar gonderdik onada cap gelmedikten sonra idari mahkemeye bas vurmustuk on idere makemesi olayinida yokarda açiklamisim ve 20008 de bu sefer bir avkat daha tuttum o da beni sattiyor tam belgeleri vermiyor karsi tarafa eksikbelge sonuyor ve kanun maddelriyle de ornekler vermiyor benimle ayni konumda olan herkesinkini park alanindan cikartilar benden baska hepsininkini ve ayreten anayasanin idareye insanlara kanunlari net bisekilde bilgilendirmesi gerekirken tersini yaparak yargi yonunden kandirmaya calisiyorlar ani sekilde tutugum avkatlarida satin aliyorlarbunu dememin sebebi belediyeye verilen tadilatdosyasini eksik vermesi ve alinan meclis kararini gidip bir ihtar cekerek istemiyorsadece basit ikisatirlik bir dilekce vermis baska bir belediyenin cevabi da bu arasalar konut alanina donusturule bilmesi icin ayni yerden yer istemekte yada yakininda yer vermem istenmekte ve ayriyeten bu dilekce yani elime gective baktim yazismalara dogru durust cevap vermedigi gibi bir aylik sureyide gecirmis sunu demek istiyom benim kardesim ve anemle birlikte 117500. metrekare arsa elimizde kalti bu aralarla birlikte geriye kelaninda ifraz zamani terk etmistik simdi ana yasa kanu 46ve 47. maddeleri bu kunuda net anlasilir ama belediyeninki net deyil anlamakta insan biraz sorluk çekiyor simdi ben avkatima guvemiyorum isin açikçasi ama su anda gozlem altinda tutuyomcunku aramizda bir sozleme bulunuyor yani simdi çok uzaklarda latin amarikada oldugum icin olasim cok zor. yanliz belediyenin bu kararinda hangi madeye istinaden bukarari aldigini beyen miyor benim bu larsalarim yolu her seyi duzgun birde bizim toparak taposu 200. donum civarinda dogrumu yanlismi bilmiyom abim yuzde yermi bes kesildigini soyluyorbenim elime bu kara yeni geç simdi benim konumum ney ve bu yasaya itiraz ederkende nereye yapmam gerekecek o bana hangi yasaya dayanarak bunu soyluyor ve bende yasalara gore bir dilekce gondermem gerekiyor ve bu karirnda ne anlama geldiginibilmek isriyom net kunum açamalamabilmek istiyom birazcik konuya hakim olmak istiyom bu olayla yapmam gerekenlerin neler oldugunu bilmek ve ogrenmek istiyom ve ben hanki konumdayim belediye bir yonde iskalini sorduruyor bir yandan ana yasa sinin 46ve 47 yedinci maddeside durumu baska gosteriyor yani yermi yildir bana verilen bu arsa taposun bir anlami yokmu ve ayriyeten ana yasa ve imar kanunuda belediyenin hakina duseni ilk ifrazinda belediyenin haklari tapoca adina geçiyorda bularin taposu niye bizeveriliyor eyer bizim hakimiz deyilse niye onceden belediyenin hemen ilk ifralarinda belediyenin adina çikmitorda bizim aimiza çikiyor bu sebepten insanlar madur duruma ve bos islerle ugrastiriyorlar yardimci olursaniz çok sevinirim ve avkatida azil ettirim hen hakinda dava açmam gerekiyormu yardimci olursaniz cok sevinirim

    Yorum tarafından turan — Aralık 16, 2008 @ 4:05 pm | Cevapla

  19. 18.madde uygulaması ile idare mahkemesine başvurdum mahkeme yürütmeyi durdurma istemimizi reddetti arsam üzerinde inşaat yapıldı ve bina bitti 4 yıl sonra mahkeme sonuçlandı ve 18. madde iptal edildi ama arsam üzerinde mevcut 5 katlı bir bina var bu durumda ne yapmalıyım. belediye ye dilekçe yazdım ama bir sonuç alamadım belediye bu konuda ne yapmalıdır veya yapmak zorundamıdır. bu durumla ilgili nerelere baş vrumalıyım.

    Yorum tarafından abdlukadir aksöyek — Nisan 18, 2010 @ 11:02 pm | Cevapla

  20. 18.madde uygulaması ile idare mahkemesine başvurdum mahkeme yürütmeyi durdurma istemimizi reddetti arsam üzerinde inşaat yapıldı ve bina bitti 4 yıl sonra mahkeme sonuçlandı ve 18. madde iptal edildi ama arsam üzerinde mevcut 5 katlı bir bina var bu durumda ne yapmalıyım. belediye ye dilekçe yazdım ama bir sonuç alamadım belediye bu konuda ne yapmalıdır veya yapmak zorundamıdır. bu durumla ilgili nerelere baş vrumalıyım. çok zor durumdayım 18 uygulamasında kötü niyet var. ada üzerinde yapılaşma bitmiş sadece benim ve bitişik arsa üzerine uygulama yapılamış ve bitişik arsanın sahibi belediye encümeni kötü niyet burda

    Yorum tarafından abdlukadir aksöyek — Nisan 18, 2010 @ 11:06 pm | Cevapla

  21. herkese merhaba bitirme tezim “İMAR DAVALARI” öncelikle “İMAR “UYGULAMALARININ İPTAL NEDENLERİ VE ÖNERİLER” yazısı için tşkr ederim.
    imar davaları konusunda yargitay kararlari yada AİHM kararlari hakkında nerden istatistik bilgi edinebilirm web adreslerinden boyle bir bilgiye ulaşamadim.
    imar davaları hakkında sayın Cafer ERGEN in kıtablari dişinda önerebilceğiniz netten yazı yada kitap varmi şimdiden tşkr ederim..

    Yorum tarafından volkan ubiç — Mayıs 1, 2010 @ 3:45 pm | Cevapla

  22. Selamlarımla..2006 yılında aldığım mugla bolgesi 390 m2 arsamın olduğu yerlere belediğe imar planı uygulamış 8 ay once köyde askıya cıkmış ben başka şehirde yaşadıgımdan yeni duydum ve bir emlakçıda gördüğüm o yere ait plan da arsamin alt ve yanından yola ayrildiğini arsamin kuşa donduğunu hayretle gordum 390 metreden bana kalan 150 metre cevrede hiç bir yapilaşma yok tamamiyle bakir bir koy cevremde buyuk parca yeri olan kisilerden yuzde 10 kesinti bile yapmamişlar bu plana gore,yapilaşmayida 15/30 vermişler,ben daha belediyeye gidip imar durumu belgesi almadim,benden kesilen alan eşitlik ilkesine gore cok fazla,arsam sınırlari duzgun yolu biraz ust yada altimdaki parsele kaydirabilirlerdi,hakkımı nasil ariyabilirim rica ederim yardimci olun,yol gosterin saygılarımla..N.Ersen Bursa

    Yorum tarafından Naz Ersen — Ağustos 29, 2010 @ 12:48 pm | Cevapla

  23. sayın N.Ersen bahsettiğiniz gibi bir kesinti sözkonusu olamaz , imar uygulamakarında her iyeden eşit şekilde kesinti yapılmak zorundadır eğer şayet sizden daha fazla kesinti yapıldıysa bu uygulamayı idari mahkemeye basvurarak mağduriyetinizi giderebilirsiniz diye düşünüyorum …

    Yorum tarafından volkan — Eylül 27, 2010 @ 10:17 pm | Cevapla

  24. merhabalar;
    ailemin ısparta ili sınırları içinda 400 m2 arsası var.bu arsayı belediye yeşil alan ilan etmiş.ailem arsasını değerlendirmek ev yapmak istiyor ama belediye başka bir arsa göstermiyor.böyle bi uygulamaları yokmuş.parasını alalım dediklerinde de nezaman yeşil alan olursa o zaman ödeme yapılacağını söylüyorlarmış.3 yıl geçti hala olan bişey yok ne kadar daha beklemeli ve bu durumda ne yapmalıyız.

    Yorum tarafından Z.ÇOBAN — Ekim 22, 2010 @ 3:58 pm | Cevapla

  25. Maliye tarafından açılan dava sonucu 3194 sayılı kanunun 18. maddesine göre Belediyece yapılan uygulamanın Mahkemece iptalinden sonra maliye ve belediye kendi aralarında yaptıkları bir protokole anlaşmaya varıyorlar. Bu durumda yapılması gereken hususlar ile mahkeme kararının belediyece uygulanmaması halinde yapılması gereken husular nelerdir? Bölgedeki iptal kararı taraflarca anlaşma sağlandığı için düşermi?Yeniden uygulama yapmaya gerek var mı?

    Yorum tarafından S.SUNGUR — Mart 8, 2011 @ 12:38 pm | Cevapla

  26. SELAMLAR eskişehir batıkent mevkiinde 113 m2 olan arsamın bundan 10 sene oncesinde yok için 93 m2 ye düşürülmüs istimlakta belediyenin bana üçret odemesi gerekmetemidir vergilerini zamanın da odenmiştir arsa 20 senedir benimdir bu istimlaktan heberim oldunda yeni tapu verdler o zamanlar bir caremiz yoktu şimdi yapabilecegim bir şey varmı halen yol verilen yer toplu halde arsadır cvp ınnız için şimdiden teşekkür ederim

    Yorum tarafından aziz önal — Nisan 18, 2011 @ 1:14 pm | Cevapla

  27. sl ben yucel anne annemden kalan miras var ama burada 3194/18 madde geregi bir kapatma olmus buna göre ne yapmam gerek ve ne yapabilirim

    Yorum tarafından yucel — Mayıs 22, 2011 @ 8:44 am | Cevapla

  28. Belediye encümen kararıyla imar kanunu 18 uygulanmış ancak bu uygulamadan 10 yıl sonra büyükşehir nazım imar planında taşınmaz tarla vasfı korunacak alan haline getirilmiş, nasıl bir çözüm yolu önerirsiniz??

    Yorum tarafından HİLAL — Haziran 25, 2011 @ 2:34 pm | Cevapla

  29. 2002 yılında 18 uygulaması görmüş arsayı 2004 yılında satın aldık. 2008 ‘de
    mahkeme kararıyla tüm planlar iptal oldu ve yeniden 1/5000’lik b.şehir belediyesince hazırlandı,
    yeni hazırlanan 1/5000’likte arsalarımızın daha önce düşük dop yapıldığından bir kısmı yeşil alana dahil edilmek isteniyor.
    şimdi ne yapmam gerekiyor.
    saygılarımla.

    Yorum tarafından mehmet aslan — Kasım 18, 2011 @ 5:10 pm | Cevapla

  30. Yaklışık 20 yıl kadar önce satılan iki parça arazimiz bulunmaktaydı. bu arziler imar planları içerisinde değil. Bildiğimiz kadarıyla mücavir alan içerisinde. Babamızın vefatından sonra tapuda bu satılan bölgelerden birinden cami yeri 4500 m2 ve 2200 m2 ilkokul yeri diye adımıza kayıtlı tapusunu aldık. Ancak bu yerlerde 20 yılı aşkın süredir hiç bir işlem yapılmamış. Bu yerlerde tasarruf hakkımız bulunuyor mu acaba?

    Yorum tarafından özgür — Haziran 4, 2012 @ 3:29 pm | Cevapla


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

The Rubric Theme. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 76 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: