İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

Haziran 2, 2007

Atipik Sözleşmeler Hukuku-Tek Satıcılık Sözleşmesi Ve Uygulanacak Hukuk


GİRİŞ
Ekonomik ve sanayi alanındaki hızlı değişime ve gelişmeler neticesinde ve buna paralel olarak dünyadaki ülkesel sınırlarında farazi bir şekilde kalkması sonucu dünya ticaret hacmi çok genişlemiş ve dünya ülkelerinin birbirleri ile olan ticari ilişkileri gelişmiştir.
Bu gelişmeler çerçevesinde tek satıcılık sözleşmeleri bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Zira büyük çaptaki seri üreticilerin dünyanın her ülkesinde şube açmaları maliyeti ve riski yüksek bir durum yaratmaktadır. Burada şube açılacak ülkedeki talebi belirleyebilmek, pazarın nabzını tutabilmek, o ülkedeki tüketici kesiminin taleplerini ve örf – adet usullerini bilmek gereksinimleri vardır. Takdir edilmelidir ki, bir ülkede en etkin pazarlama yöntemi ve o pazara hakim olabilme yolu pazarlamanın yapılması planlanan ülkede faaliyet gösteren bir başka ticari işletme ile ortaklaşa ticaret yapılması yolu ile olabilir. Bu da ağırlıklı olarak ya bir acente kurma yolu ile veya distribütörlük ağı ile yada üretici firmanın birleşme/devralma yolunu kullanarak girmek istediği pazarda faaliyet gösteren bir kardeş şirketi satın alması ile olur.
Bu çalışmada öncellikle genel olarak distribütörlük sistemi içerisinde önem taşıyan tek satıcılık sözleşmelerinin (exclusive distributorship agreement) unsurları üzerinde durup, bilahare uluslararası niteliği olan bu sözleşmelere uygulanması gereken hukuku tespit etmeye çalışacağız. Zira tüm yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde olduğu gibi tek satıcılık sözleşmelerinde de uygulanacak hukukun tespiti sözleşmede açıklık yok ise bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında çalışmanın birinci bölümünde, genel olarak tek satıcılık sözleşmesinin tanımı, unsurları ve sözleşme taraflarının hak ve yükümlülükleri incelenecek; ikinci bölümde ise yabancılık unsuru taşıyan tek satıcılık sözleşmelerine uygulanması gereken hukukun tespitine çalışılacaktır.

BİRİNCİ BÖLÜM
TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ
I. TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN TANIMI

Türk hukukunda olduğu gibi yabancı hukuk sistemlerinde de tek satıcının ve tek satıcılık sözleşmesinin tanımı yapılmamıştır. Ancak doktrinde ve bazı yargı kararlarında bunların tanımlamaları yapılmıştır.
Bu tanımlamalar çerçevesinde ortaya şöyle bir tanım çıktığı söylenebilir.
“ Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekliliği olan öyle bir sözleşmedir ki; bununla yapımcı mamullerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisari olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmak yükümlülüğünü üstlenir.”1
Bir diğer tanıma göre ise:
“Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve içerisinde öyle bir sözleşmedir ki bununla yapımcı ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi nam ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı üstlenir”2
Her iki tanımda da, tek satıcılık sözleşmesinde malları sağlayan taraf için yapımcı ifadesi kullanılmıştır. Ancak sözleşmenin bir tarafının mutlaka yapımcı olması gerekmez, zira dağıtım ağının farklı seviyelerinde olan tedarikçilerinde yapımcı olmamalarına rağmen tek satıcılık sözleşmelerinde taraf olmaları günümüzde sıkça rastlanılan bir durumdur.
II. SÖZLEŞMENİN UNSURLARI
A. SÜREKLİLİK

Büyük çapta mal üreten yapımcılar, mallarını düzenli bir biçimde pazarlayacak ve sürümü arttıracak sağlam bir yol bulma gayreti içerisindedirler.
Bu sebepledir ki yapımcılar tek satıcı ile sürekli borç doğuran bir sözleşme akdetmek isterler.
Tek satıcılık sözleşmesinde, sürekli olan bir çerçeve ilişki içerisinde, taraflar arasında belirli mal tutarları için birel (münferit) satım sözleşmeleri yapılır.3
Tek satıcılık sözleşmesi birel satış sözleşmelerinin ifası ile sona ermez, zira tek satıcılık sözleşmesinde geniş bir zaman dilimine yayılan haklar ve yükümlülükler söz konusudur. Örneğin tek satıcının sürümü arttırma yükümlülüğü veya yapımcının tek satıcıya bırakılan bölgede mal satmama ve rekabet etmeme yükümlükleri bir kere ifa edilmekle son bulmayan devamlılığı olan fiillerdir. Bu açıdan taraflar arasındaki çerçeve sözleşme sürekli borç doğuran bir sözleşmedir.
B. KENDİ ADINA VE HESABINA HAREKET
Tek satıcı sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına, riski de üstlenerek satan bir tacirdir.
Mali yönden bağımsız olan tek satıcı, kendi sermayesini koyarak sözleşme konusu malların satışının tüm rizikosunu üstlenmektedir.4 Sözleşmenin bu özelliği tek satıcıyı, müvekkil adına ve hesabına hareket eden acenteden ve kendi adına ancak başkası hesabına hareket eden komisyoncudan ayırır.5
Tek satıcılar ağırlıklı olarak yabancı markaların ismiyle iç piyasaya girdiklerinden dolayı piyasada genellikle yapımcının temsilcisi olarak bilinmekte veya bir şube oldukları zannedilmektedir.
C. BELLİ BİR BÖLGEDE (Territory) SATIŞ TEKELİ TANINMASI
Tek satıcılık sözleşmesi ile tek satıcıya belli bir bölgede inhisari (exclusive) bir satış hakkı tanınmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak yapımcının sözleşme bölgesinde tek satıcı dışında başka bir satıcıya mal göndermemesi, bazı özel haller hariç olmak üzere kendisinin de doğrudan o bölgeye mal satmaması gerekir. Bu bir kaçınma yükümlülüğüdür. Zira tek satıcı sözleşme bölgesinde diğer satıcıların rekabeti olmaksızın mal satmak suretiyle menfaat elde edecektir.
Yapımcının sözleşme bölgesinde başka satıcılara mal satmaması yükümlüğünün bir sonucu olarak, tek satıcı dışındaki üçüncü şahıslara da sözleşme bölgesinde aynı nitelikteki malların satışını yasaklama borcu doğurmaktadır. Bunun için yapımcı üçüncü kişilerin bu gibi ihlallerini önlemek için imzalanacak sözleşmelere, bu kişilerin tek satıcının tek satış hakkını koruyacaklarına ve satın alacakları malları tek satıcının bölgesinde satmayacaklarına dair bir hüküm konmasını gerekli kılmaktadır.6
D. PAZARLAMA, SATIŞ VE SÜRÜMÜ ARTTIRMA FAALİYETİ
Tek satıcı, kendisine ayrılan bölgede mevcut müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmeyip yapımcının mallarının sürümünü arttıracak, geliştirecek ve hızlandıracak faaliyetlerde bulunmalıdır.7
Tek satıcının sürümü arttırma faaliyeti, zaman içerisinde yapımcı markaya olan güvenin artmasına ve bu suretle marka için bir katma değer oluşmasına imkan tanır. Zira sürüm arttıkça tüketicinin marka hakkındaki düşünceleri olumlu yönde gelişir.
III. TARAFLARIN KARŞILIKLI HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
A. TEK SATICININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
1. ALIM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcı için en önemli ve asli yükümlülüklerden biri mal satın alma yükümlülüğüdür.
Çerçeve niteliğindeki tek satıcılık sözleşmelerinde çoğunlukla tek satıcıların yapımcının ürünlerinin belli bir kısmını alması yükümlülüğü saptanmaktadır.8
Alım yükümlülüğü tek satıcıya verilen tek satış hakkının bir karşılığıdır.
Çoğu kere tek satıcılık sözleşmelerinde asgari bir alım yükümlülüğü (minimum purchase quantity) öngörülmektedir. Asgari alım miktarı taraflarca sözleşmede serbest bir biçimde kararlaştırılabilir. Ancak bu unsur sözleşmenin zorunlu bir unsuru değildir.
Tek satıcı genel alım yükümlülüğünü ancak çerçeve sözleşmesinde öngörüldüğü ölçüde sipariş vermediği takdirde ihlal etmiş olur. Bunun sonucunda yapımcı sözleşme ilişkisini tümüyle feshetme olanağına sahiptir. Zira çerçeve sözleşmenin yerine getirilmesi açısından bu kadar önemli olan bir yükümlülüğün ihlali fesih için haklı bir neden teşkil eder.9
Ancak bazı sözleşme tiplerinde asgari alım miktarında alımın yapılamaması hali için fesih mekanizması yerine cezai şart (penalty clause) enstrümanı kullanılmakta böylece her iki yanın menfaatleri dengelenmektedir.
2. SÜRÜMÜ ARTTIRMAK İÇİN FAALİYETTE BULUNMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Tek satıcının bu sözleşmeden doğan en önemli borcu sürümü arttırmak için faaliyette bulunma borcudur. Bu yükümlülük sözleşme süresince devam eden sürekli nitelikte bir borçtur.
Yapımcının tek satıcıya sözleşme bölgesinde satış tekeli tanımasına ve ayrıca sözleşme konusu malları bu bölgede bizzat ya da diğer üçüncü kişiler aracılığıyla satmaktan kaçınmasına karşılık, tek satıcı da söz konusu bölgede mümkün olduğu kadar fazla sürümü sağlamak saik ile faaliyette bulunmakla yükümlüdür.10
Sürümü arttırma yükümlülüğü esasen içerisinde, müşteri çevresinin gereksinimlerine cevap verecek tarzda ve büyüklükte bir satış yerine sahip olmayı, yeterli sayıda ve kalifiyede personel çalıştırmayı ve reklam çalışmalarını içerir.
Tek satıcının yapacağı reklam faaliyetlerinin sınırları genellikle sözleşme ile ayrıntılı olarak belirlenir. Örneğin çerçeve sözleşmede tek satıcının karının yüzde kaçını reklam ve tanıtım faaliyetlerine ayırması gerektiği gibi hükümler sözleşmelere konulur.
Ancak olağan dışı reklam faaliyetlerini gerektirecek bir tek satıcılık sisteminde reklam ve tanıtım giderlerinin yapımcı ile tek satıcı arasında paylaştırılması veya tamamen yapımcı tarafından karşılanması da somut olaya göre adil bir çözüm olabilmektedir.
Reklam faaliyetleri ile ilgili olarak, tek satıcının yapımcı tarafından teslim edilen mallara kendi adını veya firma adını ya da markasını koyma hakkına sahip olup olamadığı sorunu ortaya çıkmaktadır.
Tek satıcı, yapımcının markasını kaldırmadığı sürece buna bir engel yoktur. Çünkü tek satıcının işareti malın nerede üretildiğini belirtmemekte, sadece malın hangi yollardan satışa sunulduğunu göstermektedir.11 Genellikle günümüzde yapımcı markasının tanınmış olduğu tek satıcılık sözleşmelerinde bu husus detaylı bir biçimde fikri haklar (intellectual property rights) kenar başlığı altında markalar, patentler, telif hakları vb. haklar için düzenlenmektedir.
3. BİLGİ VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarını her şeyden önce yapımcının belli bir süre içinde ne miktarda mal pazarlanabileceğini ve ileride gerçekleşmesi beklenen talebin ne olacağını bilmekteki menfaati belirler. Ayrıca yapımcı, müşterilerin özel isteklerini ve piyasanın genel durumunu da bilmek ister.
Tek satıcının bilgi verme yükümlülüğünün kapsamı çerçeve sözleşmede belirlenebilir. Eğer bu yükümlülük sözleşmede belirlenmemişse tek satıcının bu sorumluluğu işin mahiyetine göre tayin edilmelidir. Tek satıcı belirli zamanlarda işlerin sonuçları hakkında, satış sonuçları hakkında, tahmini talep miktarı hakkında ve yapılan reklam faaliyetleri hakkında bilgi vermelidir. Ancak tek satıcının bazı bilgileri özellikle de müşteri çevresinin isimlerini saklı tutmakta menfaati olduğundan bu bilgileri vermesi ondan beklenilmemelidir. Tek satıcı için müşteri çevresi başlı başına bir değer taşımaktadır. Müşteri çevresinin oluşması her ne kadar yapımcı markasının çekiciliğine bağlı ise de, daha çok tek satıcının şahsi faaliyetlerinin ürünüdür.12
4. MÜŞTERİ HİZMETLERİNİ YERİNE GETİRME
Özellikle motorlu taşıtlar, ileri teknoloji ve makine yapım sanayisinde müşteri hizmetlerini yerine getirme yükümlülüğü büyük önem arz eder. Özellikle bu alanlarda satış işleminin belli bir bölgede başlamasından önce müşteri hizmetleri tamamlanır.
Bu yükümlülük yapımcı ile akdedilen çerçeve niteliğindeki tek satıcılık sözleşmesinden doğan ve yapımcıya karşı üstlenilmiş olan bir yükümlülüktür.
Müşteri hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak amacıyla taraflar bu yükümlülüğü sözleşmede genellikle ayrıntılı bir şekilde düzenlerler. Sözleşme konusu mallar teknik bakımdan gerektiriyorsa yapımcı atölyenin tipini, kullanılacak aletleri ve yedek parçaları sözleşme hükümleri ile belirler. Hatta ve hatta tamir işlerinde orijinal yedek parça kullanma zorunluluğu da tek satıcıya yükletilebilir. Zira tek satıcının bakım ve tamir kalitesi yapımcı markasını güçlendirecektir. Ancak unutulmamalıdır ki sözleşme ile teknik servis kurma zorunluluğu kararlaştırılmamış ise tek satıcının teknik servis kurma yükümlülüğü yoktur.
5. YAPIMCININ MENFAATLERİNİ KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Bu hususu iki başlık altında incelemek gerekir.
a) Sır Saklama Yükümlülüğü
Karşılıklı bilgi verme yükümlülüğünün sonucu olarak taraflar arasında bilgi alış verişi olacaktır. Bu bilgi alış verişi bir kere gerçekleştikten sonra bu bilgilerin yabancıların eline geçmemesi gereği, bunun sonucunda da karşılıklı bilgi verme yükümlülüğüne paralel olarak sır saklama yükümlülüğü ortaya çıkar.13
Bu yükümlülük aslında karşılıklıdır ve uygulamada ya çerçeve sözleşme içerisine dahil edilen ifşa etmeme hükümleri (non-disclosure clauses) ile ya da çerçeve sözleşmeden ayrı yapılan bir gizlilik sözleşmesi (confidentiality agreement) ile sağlanır. Bu tarz sözleşme hükümleri ağırlıklı olarak high tech olarak bilinen ileri teknoloji ürün veya hizmetlerinde önem kazanmaktadır. Bu tip sözleşmelerin genellikle tanımlar kısmında gizli bilgi tanımlanır ve hangi bilgilerin hangi usuller ile gizli bilgi haline getirilebileceği belirlenir.
Pek tabi ki yapımcının ve/veya tek satıcının şirket yapısı, bilançosu, müşteri çevresi, tedarikçileri ve fiyat politikaları gibi ticari unsurlarda bu sır saklama yükümlülüğüne dahildir.
b) Rekabet Yapmama Yasağı
Tek satıcının rekabet yapmama yasağına tabi olup olmadığı sorunu tek satıcılık sözleşmelerinde çok önemlidir. Bu sorunun hal şekline göre tek satıcı sözleşme konusu mallar ile rekabet halinde bulunan malları yada başka yapımcılar tarafından üretilen malları satabilecek yada satamayacaktır. Tek satıcılık sözleşmesi konusunda kanunda bir düzenleme olmadığından dolayı bu konu genellikle yine sözleşmelerde rekabet yapmama hükümleri (non competition clauses) ile açık ve ayrıntılı bir şekilde düzenlenir.
Ancak düzenlenmediği durumlar için rekabet etmeme yasağının varlığı kabul edilmelidir. Zira tek satıcılık sözleşmesinde sürümün arttırılması faaliyeti ve yapımcı menfaatlerinin korunması, tek satıcının rekabet yasağına uyması ile değer kazanır.14
B. YAPIMICININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
1. TESLİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Tek satıcılık sözleşmesinde yapımcı için en önemli ve temel borç sözleşme konusu olan malların teslimidir. Tek satıcı sözleşme konusu yapımcı mallarını mümkün olduğu kadar çok satmak durumunda olduğundan, yapımcı ile çıkarları arasında kural olarak paralellik mevcuttur. Bu nedenle taraflar, tek satıcılık sözleşmesinin akdi esnasında yapımcının tek satıcıya karşı ne ölçüde bir teslim yükümlülüğü altına gireceğini çoğu zaman düşünmemektedirler.15
Öğretide egemen olan fikre göre, bu yükümlülük sözleşmede yer almamış olsa bile sözleşmenin niteliğinden doğmaktadır.
Yapımcının teslim yükümlülüğünün kapsamı iyi niyet ve güven prensipleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Örneğin, tek satıcının sipariş miktarını beklenmedik bir biçimde aşırı olarak arttırması ve bu nedenle yapımcının bu siparişleri karşılayamaması halinde iyi niyet ve güven çerçevesinde yapımcının teslim yükümlülüğünü ifa etmediği sonucuna varılmamalıdır.
Siparişlerin ifa edilememesi yapımcının kusurundan kaynaklanıyor ise tek satıcı sözleşmeyi önelsiz feshedebilmeli ve zararının tazminini talep edebilmelidir.
2. İŞ BİRLİĞİ YAPMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
a) Tek Satıcıya Gerekli Belge ve Malzemelerin Tahsisi
Tek satıcı, sözleşme bölgesindeki reklam faaliyetlerini ve müşteri hizmetlerini basiretli bir tacirin göstermesi gereken özenle yürüterek sürümün artması için çalışmalıdır.16
Yapımcı tek satıcının bu faaliyetlerini desteklemek için ona gerekli olan doküman, malzeme, satılacak malların numuneleri, fiyat listeleri, kullanma talimatları ve gerekli diğer belge ve malzemeleri vermelidir.
Yapımcı tarafından tek satıcıya verilen bu belge ve malzemeler tüketiciye verilmesi gerekmeyen şeyler ise sözleşme bitiminde tekrar yapımcıya iade edilmelidir.
b) Yapımcının Bilgi Verme Yükümlülüğü
Bu yükümlülüğün kapsamını her şeyden önce, tek satıcının sürümü arttırma faaliyetlerini etkileyen ve yapımcı tarafından bilinen hususlar oluşturur.
Buna göre yapımcı, mallardaki model ve fiyat değişimlerini, önemli reklam ve malzeme değişikliklerini kısacası malın sürümünü etkileyecek her türlü bilgiyi tek satıcı ile zaman kaybetmeksizin paylaşmalıdır.
3. SÖZLEŞME BÖLGESİNDE DOĞRUDAN YADA DOLAYLI SATIŞ YAPMAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Tek satıcının bölgesel tekel hakkı sonucu yapımcı inhisari bölgede istisnai haller haricinde doğrudan doğruya yada dolaylı olarak satış yapmamalıdır. Zira tek satıcının bu ilişkideki en önemli menfaati sözleşme bölgesinde rekabet olmaksızın satış yapabilmesidir. Bu yükümlülük aynı zamanda tek satıcıya yüklenen rekabet yapmama yasağının bir karşılığıdır.
Ancak çerçeve sözleşme ile bu yükümlülük daraltılabilir. Örneğin yapımcının dar bir alıcı çevresine doğrudan doğruya satış yapabileceği kararlaştırılabilir. Yapımcının sözleşme ile satış yapma hakkını saklı tutuğu alıcılar genellikle büyük miktarların alıcısı olan resmi makamlardır. Örneğin, ordu teşkilatı, posta teşkilatı vb. Bazı sözleşmelerde bu tarz satışlar neticesinde yapımcının tek satıcıya bir meblağ ödemesi de kararlaştırılabilir.
4. YAPIMCININ TALİMAT VERME HAKKI
Yapımcının talimat verme hakkı, çerçeve sözleşmede buna ilişkin bir hüküm yoksa da mevcuttur. Yapımcının bu hakkı genel ilkeler ile sınırlıdır. Bu ilkelerin somut olaylarda tek satıcı tarafından ne şekilde uygulanacağı tek satıcıya bırakılmıştır, zira o kendi nam ve hesabına hareket eden bir tacirdir.
Talimatların konusunu, tek satıcı tarafından sözleşme ile üstlenilen yükümlülükler oluşturur. Yapımcının talimat verme hakkı özellikle satış organizasyonun kurulması, reklam faaliyetleri, bakım ve onarım servisleri ile büroların düzenlenmesi vb. konuları kapsamaktadır.
Acaba yapımcı tek satıcıya malların satış fiyatı hakkında talimat verebilir mi?
Böyle bir hak sözleşme ile düzenlenmiş ise sorun yoktur. Ancak düzenlenmemiş ise de yapımcının mallarının farklı bölgelerde farklı fiyat aralıklarında satılmaması konusundaki menfaati icabı bu tip talimatlar vermeye hakkı olduğu kabul edilmelidir. Zira burada yapımcı markasının itibarı önem arz eder, yapımcının mallarının fiyatlarının bölgeden bölgeye aşırı değişimi tüketicinin markaya olan inancını sarsar. Bu açıdan bakıldığında yapımcının fiyat hakkında talimat verebilme hakkının varlığı kabul edilmelidir.
IV. TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ VE SONUÇLARI
A. SÖZLEŞMENİN SONA ERMESİ

Tek satıcılık genellikle belirsiz süreli olarak akdedilir, zira bunda hem yapımcının hem de tek satıcının menfaati vardır. Tek satıcılar sözleşmenin gereği olarak yapımcının mallarını satmak satış mekanı açmak ve düzenlemek zorundadırlar. Ayrıca müşteri hizmetlerini yerine getirmek için yatırım yapmak zorunda olduklarından, kısa süreli bir sözleşme ile bu yatırımlarını amorti edemezler.
Aşağıda tek satıcılık sözleşmesinin sona erme halleri incelenecektir.
1. SÖZLEŞME SÜRESİNİN DOLMASI
Belirli bir süre için yapılan sözleşmelerde, öngörülen sürenin nihayeti ile sözleşme tarafların her hangi bir bildirimde bulunmalarına gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Tarafların sözleşmede belirledikleri süre eğer bir – iki yıl gibi kısa bir süre ise, özellikle tek satıcı bundan zarar görecektir. Zira tek satıcı yapımcı ile arasındaki ilişkiyi devam ettirebilmek için çeşitli yatırımlarda bulunacaktır ve kısa süreli bir sözleşme ile bunları amorti etmesi zor olacaktır. Bu endişelere binaen uygulamada genellikle sözleşme içeriğine sözleşmenin uzatılması ile ilgili hükümler konulmaktadır. Buna göre, sözleşmenin sona ermesi taraflardan birisi sözleşmeyi yenilemek istemediğini bildirmezse, sözleşme belirli bir süre için kendiliğinden uzar.17
Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa, Türk hukukunda yasal bir düzenlemede olmadığı cihetle hakkaniyet gereği ve dürüstlük ilkesi çerçevesinde hakimin bu konuyu aydınlatması icap eder.
2. BELİRSİZ SÜRELİ SÖZLEŞMENİN OLAĞAN FESHİ
Tek satıcılık sözleşmesinde belirli bir süre saptanmamışsa yada belirli süre saptanmış olmasına rağmen sözleşme zımnen yenilenmiş ise belirsiz süreli sayılır.
Sözleşme süresinin belirsiz olması tarafların ilahi nihayet bu sözleşme ile bağlı kalacakları anlamına gelmez. Eğer sözleşmede feshe ilişkin bir düzenleme varsa fesih prosedürü buna göre işleyecektir.
Sözleşmede hüküm yoksa; hukukumuzda da yasal bir düzenleme olmadığından sözleşmenin feshine ilişkin ihtilafı hakim hak ve nesafet ilkeleri doğrultusunda çözümleyecektir.
Bütün belirsiz süreli sözleşmelerde taraflara ileriye etkili olarak sözleşmeyi fesih etme imkanı tanınmıştır. Önemli olan bu hakkın nasıl kullanılacağıdır. Zira her somut olayda feshi ihbar süresi farklılık arz edecektir. Burada hakim taraflar arasındaki ilişkiye bakarak, sözleşmenin her iki yanın da zarar görmemesi makul süre tayin edecektir. Taraflardan birinin olağan fesih hakkını kullanması hakkın kötüye kullanılması olarak addedilirse, fesih geçersiz sayılmalıdır.18
3. HAKLI NEDENLE FESİH (Muhik Sebep)
Olağanüstü fesih, belirli olsun veya olamasın sözleşmenin haklı bir sebebe dayanılarak süresinde önce ve ileriye yönelik olarak sona erdirilmesidir.
Haklı nedene dayanan taraf önelsiz olarak sözleşmeyi feshedebilir.
Burada önemli olan nokta “haklı sebebin” tayinidir. Hukukumuzda tek satıcılık sözleşmeleri düzenlenmediğinden burada da yine haklı sebebin ne olup olmadığını hakim tayin edecektir.
Haklı nedenle fesihten söz edilebilmesi için bu sebebin taraflar için sözleşmenin devamını beklenemez hale getiren ağırlıkta bir vakıa olması gerekir. Örnek vermek gerekirse;
> Tek satıcıya tanınan satış tekeli hakkının yapımcı tarafından ihlali
> Tek satıcının kendisine ayrılan bölgede başka yapımcı için faaliyet göstermesi
> Tek satış bölgesinin sözleşmeye aykırı olarak tek satıcı aleyhine daraltılması vb.
gibi sebepler sayılabilir.19
B. SONA ERMENİN NETİCELERİ
1. DENKLEŞTİRME TAZMİNATI

Türk hukukunda tek satıcılık sözleşmesinin ihlalinden dolayı taraflar BK. 96. maddesi gereğince tazminat isteminde bulunabilirler. Bu ise ancak sözleşme yükümlülüklerinin ihlalinden doğan zararlara tekabül etmektedir.
Ancak birde, sözleşmenin sona ermesi sonucunda tek satıcının müşteri çevresini kaybetmesi ve ekonomik açıdan güç duruma düşmesi sebebiyle talep edebileceği bir tazminat miktarı hakkaniyet gereğidir.
Bu hususta Belçika hukukunda açık düzenlemeler vardır. Alman hukukunda ise acente hükümlerine kıyasen böyle bir tazminat talebi kabul edilmektedir. Türk hukukunda bu konuda her hangi bir pozitif düzenleme olmadığı gibi yargı kararlarında da böyle bir tazminata hükmedilmemektedir.
Tek satıcılık sözleşmeleri günümüzde sıkça uygulanan, ticari hayatın önemli enstrümanları arasında bulunan sözleşmelerden olup; en kısa zamanda bu konunun yasal düzenlemelere kavuşturulması gerekmektedir.

İKİNCİ BÖLÜM
UYGULANACAK HUKUKUN TESPİTİ
I. GENEL OLARAK

Sözleşmelerde yabancılık unsurunun en sık rastlanılan şekli, sözleşme taraflarının işyerlerinin farklı ülkelerde olmasıdır. Ancak bunun dışında yabancılık unsuru sözleşmenin yapıldığı yerden tarafların vatandaşlıklarından yada ifa yerinden de kaynaklanabilir.
Bu tip yabancılık unsuru içeren sözleşmelere hangi ülke hukukunun uygulanacağının tespiti hem sözleşme öncesinde hem de ileride ihtilaf çıktığında önem arz eden bir konudur.
Bu konu MÖHK md. 24’ te düzenlenmiştir. 24’ üncü maddeye göre;
“Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtiği kanuna tabidir. Tarafların açık olarak bir kanun seçmemiş olmaları halinde borcun ifa yeri hukuku, borcun ifa yerinin birden fazla olması halinde borç ilişkisinin ağırlığını teşkil eden edimin ifa yeri hukuku, bu yerin de tespit edilemediği hallerde ise, sözleşmenin en yakın irtibat halinde bulunduğu yer hukuku uygulanır.”

Tek satıcılık sözleşmeleri, tam iki tarafa borç yükleyen atipik karakterli sözleşmelerdir. Dolayısıyla tarafların yetkili hukuku belirlemediği hallerde, 24. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince karakteristik edimin ifa yeri hukuku yetkili hukuku olarak belirlenecektir.20
II. UYGULANACAK HUKUKU TARAFLARIN BELİRLEMESİ
Tarafların seçtikleri hukuk sözleşmenin esasına uygulanacak hukuktur. Milletlerarası özel hukukta hakim olan hukuk seçimi özgürlüğü irade serbestliği kavramından kaynağını bulmaktadır. Bu serbestinin sınırları ve geçerliliği onu tanıyan hukuka göre belirlenir.
Tarafların hukuk seçimi bir maddi norm atfıdır. Hukuk seçiminde kural olarak seçilen hukukun kanunlar ihtilafı kuralları değil, maddi hukuk kurallarının seçilmiş olduğu kabul edilir.
Tarafların seçtiği hukuk mutlaka bir egemen devletin hukuku olmalıdır. Yoksa belli bir bölgedeki örf adet kurallarının seçimi ya da lex mercatoria diye tabir edilen uluslararası ticari örf ve adet kuralları, örneğin ICC Incoterms vb. gibi kuralların seçimi teknik anlamda bir hukuk seçimi olmaz.
Taraflar arasında yapılan hukuk seçimi açık olmalıdır. Tarafların bireysel bir sözleşmeye uygulanacak hukuku belirlemeleri, örneğin “İşbu sözleşmeden kaynaklanacak tüm ihtilafların hallinde Fransız Hukuku geçerlidir / uygulanacaktır.” Gibi sözleşme şartları açık ve iltibasa mahal vermeyecek biçimde sözleşmede yer almalıdır.
Kanunda “açık olarak seçtikleri kanuna tabidir.” İfadesi kullanılmak suretiyle zımni hukuk seçimi yapılamayacağı ifade edilmiştir. Buna göre tarafların hukuk seçimi açık değilse, tarafların zımnen bir hukuk seçtikleri sonucuna varılamaz.21
Ancak karşılaştırmalı hukukta birçok hukuk düzeni zımni hukuk seçimini kabul etmiştir. MÖHUK madde 24 bu sistemlerden ayrılmıştır.
Taraflar bir hukuk seçimi yaptıklarında, objektif bağlama kurallarına göre yetkili olan hukukun emredici hükümlerini bertaraf ederler, buna karşılık seçilen hukukun emredici kurallarını kabul ederler.
Hukuk seçimi ile belli bir hukukun bazı hükümleri üzerinde anlaşma arasında fark vardır. Belli bir hukukun bazı hükümleri üzerinde anlaşma halinde, o hukukun seçilen hükümleri sanki sözleşme metninde bulunuyormuş gibi sözleşmeye dahil edilir.22 İngiliz hukukunda buna “incorporation” denilir. Türk hukukunda ise ağırlıklı olarak maddi hukuk anlamında bağlama denilmektedir. Bu hükümlerin geçerli olabilmesi için kanunlar ihtilafı kuralları gereğince yetkili olan hukukun emredici kurallarına aykırı olmaması gerekir.
Taraflar arasındaki asıl sözleşme ilişkisi ile hukuk seçimi sözleşmesi birbirinden tamamen bağımsızdır. Hukuk seçimine ilişkin sözleşmenin geçerli olup olmadığı asıl sözleşmeye uygulanacak hukuka, dolayısıyla taraflarca seçilen hukuka göre belirlenecektir.
III. YETKİLİ HUKUKUN TARAFLARCA BELİRLENMEMİŞ OLMASI HALİ
Tarafların tek satıcılık sözleşmesinde yetkili hukuk belirlememiş olmaları halinde, yetkili hukuk objektif bağlama kurallarına göre hakim tarafından belirlenecektir. MÖHUK. 24/2’e göre bu durumda yetkili hukuk borcun ifa yeri hukuku, borcun ifa yerinin birden fazla olması halinde borç ilişkisinin ağırlıklı edimin oluşturan edimin ifa yeri hukuku, bu yerin de tespit edilemediği hallerde ise, sözleşmenin en yakın irtibatlı olduğu yer hukuku uygulanır.
Tek satıcılık sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olması sebebiyle, burada uygulanacak hukukun tespiti açısından ağırlıklı edim yani karakteristik edimin tespiti gerekir ki; sözleşmeye uygulanacak hukuk tespit edilebilsin.
A. TEK SATICILIK SÖZLEŞMELERİNDE KARAKTERİSTİK EDİM
Karakteristik edim söz konusu hukuki ilişkinin bir devletin ekonomik ve sosyal hayatındaki işlevini niteler. Böylece, sözleşmenin ait olduğu sosyo-ekonomik alana bağlanması mümkün olur.23
Karakteristik edim kavramı kanunda tanımlanmamış olup, doktrinde “Ekonomik, sosyal ve işlevsel yönden, sözleşmeye, onu diğer sözleşmelerden ayıran sınırlarını, özelliklerini veren edimdir”24 şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir sözleşmedeki karakteristik edim, o sözleşmeyi diğer sözleşmelerden ayıran, o sözleşmeye kendine has bir özellik veren yani sözleşmeye ayırt edicilik katan edimdir.
Genellikle karakteristik bir sözleşmeye ismini veren edimdir. Ancak para edimleri bu hususta yeterince belirleyici ve ayırt edici değildir. Dolayısıyla para edimlerinin bir sözleşmede karakteristik edim olabilmesi ihtimali yok denecek kadar azdır.
Bir sözleşmede karakteristik edim tespit edilirken; bu sözleşme tipi için hangi tarafın ifa ettiği edimin, bu sözleşme tipini diğer sözleşme tiplerinden ayırdığı sorusunun cevabı önem kazanacaktır.
B. TEK SATICILIK SÖZLEŞMELERİNDE KARAKTERİSTİK EDİMİN TESPİTİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER
1. Karakteristik Edimin Tek Satıcının Edimi Olduğu Görüşü
Tek satıcılık sözleşmelerinde karakteristik edimin tek satıcının edimi olduğu görüşü doktrinde ve yargı içtihatlarında neredeyse oy biriliği ile kabul edilmektedir.
Zira tek satıcı, sözleşme bölgesinde sözleşme konusu malların sürümünü artırmak, pazarı hazırlamak, stok yapmak, müşteri hizmetlerini gerçekleştirmek ve reklam yapmak gibi yükümlülükler altındadır. Tek satıcının sürümü arttırmak ve üreticinin menfaatlerini korumak gibi yükümlülükleri sözleşmeyi şekillendirmekte ve bu sözleşmeyi satış sözleşmesinden ayırt etmektedir.
Tek satıcı, sözleşme bölgesinde malları yalnız kendisi dağıtır. Bu dağıtım faaliyeti aynı zamanda, tek satıcılık sözleşmesi bünyesinde ifa edilmesi gereken karakteristik edim de oluşturur.25
Sözleşmenin en sıkı irtibatlı bulunduğu yerde pazarlamanın yapıldığı yerdir. Bu bakımdan da pazarlamanın yapıldığı yer tek satıcının bölgesi olup, bu yer hukukunun uygulanması gerekir.
2. Karakteristik Edimin Üreticinin Malları Teslim Borcu Olduğu Görüşü
Fransız Yargıtay’ı, 2 Mayıs 2001 tarihli bir kararında26 dağıtım sözleşmelerinde karakteristik edimin üreticinin malları teslim borcu olduğu yönünde bir karar vermiştir.
Bu karara göre, taraflar herhangi bir hukuk seçimi yapmamışlarsa uygulanacak hukuk üreticinin işyeri merkezinin bulunduğu yer hukukudur.27 Bu görüş Türk hukukuna uygulanacak olursa, yetkili hukuk cins borcunun ifa yeri olan borçlunun ikametgahı hukuku olacaktır. Yani üreticinin şirket merkezinin bulunduğu yer hukuku uygulanacaktır.
3. Daha Sıkı İrtibatlı Hukuka Bağlanılması Görüşü
Üreticinin yerleşim yeri ile sözleşme arasında daha sıkı irtibatın bulunması halinde, bu yer hukukunun uygulanması gerektiği de öğretide savunulmuştur. Buna göre, sözleşmenin önemli bir kısmı üreticinin ülkesinde icra edilmişse ve her iki sözleşme tarafı da bu ülkenin vatandaşı ise veya üretici tek satıcılardan oluşan sıkı bir dağıtım ağına sahipse ve bu dağıtım ağının yönetim merkezi üreticinin yerleşim yerinde bulunuyorsa, üreticinin yerleşim yeri sözleşme ile daha sıkı irtibatlı haldedir ve bu yer hukuku uygulanmalıdır.
Böyle bir düzenleme MÖHUK. 24 karşısında Türk hukuku açısından kabul edilemez.
C. TEK SATICILIK SÖZLEŞMELERİNDE KARAKTERİSTİK EDİMİN İFA YERİNİN TESPİTİ
Tek satıcılık sözleşmelerinde karakteristik edimin tek satıcının edimi olduğu tespit ettikten sonra, bu edimin ifa yeri tespit edilmelidir ki uygulanacak hukuk tespit edilebilsin.
Burada yapılacak yorum ve tespit lex fori’ye göre yapılacak ve edimin ifa yeri tespit edilecektir.
Bir görüşe göre, tek satıcılık sözleşmelerine, tek satıcının dağıtım ve sürümü arttırma faaliyetlerini gerçekleştirdiği yer hukuku uygulanmalıdır.
Ancak bir başka karşı görüşe göre ise, tek satıcılık sözleşmelerinde karakteristik edim tek satıcının edimi olduğuna göre, tek satıcının işyeri merkezinin bulunduğu yer hukuku uygulanmalıdır. Bu görüş daha baskın ve kabul gören bir görüştür.
Ancak tek satıcının işyeri ile sözleşme bölgesinin farklı olması halinde ne olacaktır?
Örneğin Türk tek satıcının exclusive territory’si İran ise ne olacak, hangi yer hukuku uygulanacaktır.
Kanaatimce, böyle bir durumda tek satıcının faaliyet gösterdiği yer hukuku uygulanmalıdır. Zira tek satıcı karakteristik edimin iş yeri merkezinde değil, münhasır satış hakkını elde ettiği ülkede ifa etmektedir.
Ancak Türk hukuku açısından bakarsak, daha sıkı irtibatlı bir hukukun bulunması halinde bu hukukun uygulanacağına dair kanunda pozitif bir düzenleme olmadığından tek satıcının işyeri merkezi hukuku uygulanacaktır.

SONUÇ
Ticaretin sınırları aşması sebebiyle, günümüzde satış sözleşmesi şekilleri çok önem kazanmıştır. Bu sözleşmeler içerisinde de tek satıcılık sözleşmeleri özel bir öneme sahiptir.
Zira, yurt dışında faaliyet gösteren üretici firmalar yeni bir pazara girebilmek için ya o ülkede eskiden beri faaliyet gösteren şirketleri birleşme/devralma (merger/acquisition) yolları ile satın almayı yada yine talip oldukları pazarda faaliyet gösteren bir şirket ile tek satıcılık sözleşmesi yaparak bu pazara girmeye çalışmaktadırlar.
Ticaret hayatının içerisinde tek satıcılık sistemi günümüzde önemli bir işbirliği yöntemidir. Özellikle yüksek teknolojinin kullanıldığı telekomünikasyon sektöründe tek satıcılık sözleşmelerine sıkça rastlanılmaktadır.
Sözleşmenin yapısı gereği sözleşmenin taraflarından biri genellikle yabancı bir şirket olmaktadır. Dolayısıyla sözleşmeye bir yabancılık unsuru dahil olmakta ve bu çerçevede vuku bulacak ihtilaflarda da uygulanacak hukukun tespiti sorunu ortaya çıkmaktadır.
Gerçi günümüz ticari hayatı içerisinde profesyonel yöneticiler ve hukukçular ile işbirliği içerisinde olan şirketler böyle bir belirsizliğe sebep olmamak için tüm sözleşmelerinde muhakkak bir hukuk ve yargı yeri seçimi yapmaktadırlar. Taraflar bununla da yetinmeyip genelde bir tahkim yargılamasında anlaşmakta ve sözleşmeye bir tahkim şartı getirmektedirler.
Ayrıca son dönemlerde mahkeme dışı çözüm arayışları o kadar artmıştır ki sözleşme tarafları kazan-kazan müzakere süreçlerini de (win&win solutions) sözleşme maddeleri arasına almaya başlamışlardır.
Netice itibarıyla; süratle gelişen ve sınırları aşan ticari hayatın devinimi içersinde sözleşme tarafı olan tüccarlar en süratli ve en ucuz adaleti aramanın peşindedirler. Bu sebepler çerçevesinde mahkeme dışı çözüm imkanları ön plana çıkmakta olup, tacirler de artık “En kötü sulh, en iyi davadan daha iyidir…” mantığı ile hareket etme gayreti içerisindedirler.

1 İŞGÜZAR, Hasan: Tek Satıcılık Sözleşmesi, Dayınlarlı Hukuk Yayınları, Ankara 1989, s. 14.
2 YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınevi, 5. Bası, İstanbul 1997, s. 29.
3 YAVUZ, s. 29.
4 İŞGÜZAR, s. 15.
5 GÖKYAYLA, Cemile Demir: Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, Seçkin Yayınevi, Ankara 2005,
s. 47.
6 İŞGÜZAR, s. 17.
7 YAVUZ, s. 31.
8 İŞGÜZAR, s. 69.
9 İŞGÜZAR, s. 70.
10 İŞGÜZAR, s. 72.
11 İŞGÜZAR, s. 74.
12 İŞGÜZAR, s. 76.
13 GÖKYAYLA, s. 163.
14 İŞGÜZAR, s. 84.
15 İŞGÜZAR, s. 85.
16 İŞGÜZAR, s. 90.
17 İŞGÜZAR, s. 140.
18 İŞGÜZAR, s. 152.
19 İŞGÜZAR, s. 156.
20 GÖKYAYLA, s. 274
21 GÖKYAYLA, s. 305
22 GÖKYAYLA, s. 277

23 (Fügen SARGIN, “Karakteristik Edim Teorisine Eleştirel Bir Yaklaşım”, AÜHFD, C.50,S.2, 2001,s. 60 vd.) dan naklen GÖKYAYLA, s. 365
24 GÖKYAYLA, s. 365
25 GÖKYAYLA, s. 368
26 GÖKYAYLA, s. 372
27 GÖKYAYLA, s. 373

Technorati Tags: , ,

Powered by ScribeFire.

About these ads

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

The Rubric Theme. WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 78 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: