<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ</title>
	<atom:link href="http://savcibey55.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://savcibey55.wordpress.com</link>
	<description>.*.*.*.*.*.*.*.*.*.*KURAMSAL . . . HUKUK . . . ARAŞTIRMALARI . . . KULÜBÜ*.*.*.*.*.*.*.*.*.*.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Jan 2012 15:17:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='savcibey55.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://savcibey55.wordpress.com/osd.xml" title="İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ" />
	<atom:link rel='hub' href='http://savcibey55.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Hukuki Bloglar</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/28/hukuki-bloglar/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/28/hukuki-bloglar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 22:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Blogları]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Siteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuki Bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=483</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de Hukuk siteleri, sitelerinin yanı sıra Hukuk Yazarlarının makale ve güncel hukuk bilgilerini paylaştığı hukuk blogları oluşturmuşlardır. Bu bloglardan gözlemlediğim kadarı ile en iyi hukuk blogu Hukuk Sitesinin Hukuki Blogu olup, bu blogta birçok güncel hukuk bilgisine, sözleşme örneklerine, dilekçe örneklerine, yasalara, tüzüklere ve hukuki makaleler ulaşmanız mümkün. Hukuk Okulu sitesinin Hukuk Forumu da üyelerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=483&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de Hukuk siteleri, sitelerinin yanı sıra Hukuk Yazarlarının makale ve güncel hukuk bilgilerini paylaştığı hukuk blogları oluşturmuşlardır. Bu bloglardan gözlemlediğim kadarı ile en iyi hukuk blogu <a href="http://www.hukukokulu.com" title="Hukuk, Hukuk Sitesi, Hukuki Forum ">Hukuk Sitesi</a>nin <a href="http://blog.hukukokulu.com" title="Avukat, Hukuk, Hukuk Sitesi, Kanunlar, Tüzükler, Yönetmelikler">Hukuki Blog</a>u olup, bu blogta birçok güncel hukuk bilgisine, sözleşme  örneklerine, dilekçe örneklerine, yasalara, tüzüklere ve hukuki makaleler ulaşmanız mümkün. Hukuk Okulu sitesinin <a href="http://www.hukukokulu.com/forum/" title="Hukuk, Hukuk Sitesi, Hukuki Forum">Hukuk Forumu</a> da üyelerin bilgi paylaştığı güzel bir forum olmuş. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/483/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=483&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/28/hukuki-bloglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hukuk-Avukatlık Bürolarının İş Yeri Açma Ruhsatı Almaları Zorunluluğuna Danıştay&#8217;dan İptal Kararı</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/26/hukuk-avukatlik-burolarinin-is-yeri-acma-ruhsati-almalari-zorunluluguna-danistaydan-iptal-karari/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/26/hukuk-avukatlik-burolarinin-is-yeri-acma-ruhsati-almalari-zorunluluguna-danistaydan-iptal-karari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2011 11:32:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=479</guid>
		<description><![CDATA[İçişleri Bakanlığınca yayınlanan 48119 sayılı genelge uyarınca, kendi meslek kuruluşlarından izin alan iş sahiplerinin de belediyelere ayrıca işyeri açma izni harcı ödemeleri gerektiği yolundaki belirlemenin avukatlara uygulanmasının mümkün olmadığına ilişkin Danıştay 9.Dairesinin 2008/2956 E-2009/830 K.sayılı 17.02.2009 tarihli kararı aşağıdadır: T.C. DANIŞTAY DOKUZUNCU DAİRE Esas No  : 2008/2956 Karar No: 2009/830 Davacı: Ankara Barosu Başkanlığı Vekili  [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=479&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığınca yayınlanan 48119 sayılı genelge uyarınca, kendi meslek kuruluşlarından izin alan iş sahiplerinin de belediyelere ayrıca işyeri açma izni harcı ödemeleri gerektiği yolundaki belirlemenin avukatlara uygulanmasının mümkün olmadığına ilişkin Danıştay 9.Dairesinin 2008/2956 E-2009/830 K.sayılı 17.02.2009 tarihli kararı aşağıdadır:</p>
<p>T.C.<br />
DANIŞTAY<br />
DOKUZUNCU DAİRE<br />
Esas No  : 2008/2956<br />
Karar No: 2009/830</p>
<p>Davacı: Ankara Barosu Başkanlığı<br />
Vekili  : Av. Sadık Erdoğan<br />
Davalılar : 1 -İçişleri Bakanlığı -ANKARA<br />
2-Ankara Valiliği &#8211; ANKARA<br />
3-Çankaya Belediye Başkanlığı-ANKARA<br />
Vekili  : Av. Cengiz Demirkan -Aynı Yerde</p>
<p>Davanın Özeti : İçişleri Bakanlığınca çıkarılan İşyeri Açma İzin Harcı konulu 4,9.2000 tarih ve 48119 sayılı Genelgenin ve buna dayanılarak baroya kayıtlı olarak avukatlık mesleğinin icrasına ilişkin açılan işyerleri için işyeri açma izin harcıödenmesi gerektiği yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 81 inci maddesinde, belediye sınırlan veya mücavir alanlar içinde bir işyeri açılmasının <strong>işyeri Açma izni Harcına</strong> tabi olduğunun hükme bağlandığı, <span id="more-479"></span>bu düzenleme ile işyeri açma izninin belediye tarafından verilmesi şartı aranmaksızın belediye hudutlar ve mücavir alanlar içinde herhangi bir işyeri açılması halinde işyeri açma izin harcının alınacağının öngörüldüğü, diğer yandan, anılan Kanunun 85. maddesi gereğince yayımlanan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Çeşitli Harçlarla ilgili Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 1 inci bendinde, belediye sınırları veya mücavir alanlar içinde bir işyeri açmanın işyeri açma izni harcına tabi olduğu, 2 nci bendinde ise bu harcın uygulamasında işyerinin; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, fabrika, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence, dinlenme ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taşocaklan, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, arai ve mesleki bir faaliyetle başka bir iş ve girişimin yapılmasına ayrılan ya da bu faaliyet, iş ve teşebbüslerde kullanılan yerler olduğunun belirtildiği, uyuşmazlıkla, barolara kayıtlı olarak avukatlık mesleğinin icrası için açılan işyerlerinin, açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca, işyeri açma izin harcına tabi tutulmasında ve bu hususa ilişkin dava konusu Genelge ile buna dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği, gerekçesiyle reddeden Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 9.12.2004 günlü ve E:2000/6986. K:2004/6517 sayılı kararının Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 27.1 2006 tarih ve E:2005/128, K:2006/1 sayılı kararı ile bozulmasından ibarettir.</p>
<p>Savunmanın Özeti: Davalılar tarafından; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 81. maddesi uyarınca belediye veya mücavir alan sınırları içinde bir işyeri açılmasının işyeri açma izin harcına tabı olduğu, meslek mensuplarının mesleklerini icra için açacakları işyerleri için kendi özel yasaları uyarınca Meslek teşekküllerden izin almalarının işyeri açma izin harcı alınmasına engel teşkil etmediği, bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır</p>
<p>Danıştay Savcısı Zerrin Güngör&#8217;ün Düşüncesi: Vergi Dava Daireleri Kurulunun 27.1.2006 tarih ve E:2005/128. K:2006/1 sayılı kararındaki gerekçede belirtilen nedenler doğrultusunda, İçişleri Bakanlığınca çıkarılan 4.9.2000 tarih ve 48119 sayılı Genelge ve bu genelgeye dayanılarak, tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.</p>
<p>Tetkik Hakimi Aydemir Savdan&#8217;ın Düşüncesi: Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 9.12.2004 günlü ve E:2000/6986, K:2004/6517 sayılı kararını bozan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 27.1.2006 tarih ve E:2005/128, K:2006/1 sayılı kararındaki belirtilen gerekçe doğrultusunda, dava konusu genelge ve bu genelgeye dayanılarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği düşünülmektedir.</p>
<p>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 27.1.2006 tarih ve E:2005/128. K;2006/1 sayılı kararına uyularak işin gereği görüşüldü:<br />
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun işyeri açma izni harcını düzenleyen 81 inci maddesinde; belediye sınırlan veya mücavir alanlar içinde bir işyerinin açılmasının işyeri açma izni harcına tabi olduğu düzenlemesi getirilmiş, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Çeşitli Harçlarla ilgili Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin işyeri açma izni harcına ilişkin 10 uncu maddesinde de; belediye sınırlan veya mücavir alanlar içinde bir işyeri açmanın işyeri açma izni harcına tabi olduğu belirtildikten sonra, bu harcın uygulanmasında işyerinin; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, fabrika, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence, dinlenme ve spor yerleri, tarta, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai ve mesleki bir faaliyetle başka bir iş ve girişimin yapılmasına ayrılan ya da bu faaliyet iş ve teşebbüslerde kullanılan yerler olduğu ifade edilmiştir.<br />
1136 sayılı Avukatlık Kanununun <strong>Avukatlığın Mahiyeti </strong> başlıklı 1 inci maddesinde avukatlığın kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu; aynı Kanunun 43 üncü maddesinde de büro edinme zorunluluğu ve esasları belirlenmiş, büronun niteliklerinin barolarca belirleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.<br />
Uyuşmazlığın özü, işyeri açma iznini barodan alan ve açacağı büronun nitelikleri barolarca belirlenen avukatların belediyelere ayrıca <strong>işyeri Açma İzni Harcı </strong> ödemeleri gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.<br />
Harç, karşılığında belirli kamu hizmetlerinden yararlananların bu hizmet karşılığında devlete ödemeleri gereken para olup, harcın yükümlüsü de, kamu hizmetinden yararlanan veya harca tabi işlemi yaptıran kişidir.<br />
Avukatlık Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca, ilgili baro tarafından ruhsatname verildiği andan itibaren unvanını kullanabilen avukatların levhaya yazıldıktan sonra kanunda belirtilen süre içinde baro bölgesinde nitelikleri barolarca belirtilen bir büro kurarak faaliyette bulunması yasal bir zorunluluktur. Avukatlık bürolarının açılması veya çalıştırılması hususunda belediyelerce izin verme veya kapatma yetkisi bulunmadığı hususu davalı belediye başkanlığınca verilen savunmada da kabul edilmekte olduğundan, bu bürolar nedeniyle belirti bir kamu hizmeti karşılığı alınması esas olan işyeri açma izni harcının alınması hukuken mümkün değildir<br />
Bu durum karşısında, İçişleri Bakanlığınca yayımlanan 4.9.2000 tarih ve 48119 sayılı genelgede yer alan <strong>kendi meslek kuruluşlarından izin alan iş sahiplerinin de belediyelere ayrıca İşyeri Açma izni Harcı&#8217; ödemeleri</strong> gerektiği yolundaki belirlemenin avukatlara uygulanması mümkün olmadığından avukatlar yönünden iptali gerekmektedir.<br />
Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu 4.9.2000 tarih ve 48119 sayılı genelgenin avukatlara ilişkin kısmı ile buna dayanılarak tesis edilen işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 122,35 TL. yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 575,00 TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine 17.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/479/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=479&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/26/hukuk-avukatlik-burolarinin-is-yeri-acma-ruhsati-almalari-zorunluluguna-danistaydan-iptal-karari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İik. M. 67 Anlamında İtirazın İptali Davası Ve İnkar Tazminatı</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/23/iik-m-67-anlaminda-itirazin-iptali-davasi-ve-inkar-tazminati/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/23/iik-m-67-anlaminda-itirazin-iptali-davasi-ve-inkar-tazminati/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 19:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[Borçlar - Ticaret - İcra İflas - Banka - Tüketici H]]></category>
		<category><![CDATA[DERS NOTLARI]]></category>
		<category><![CDATA[USUL HUKUKU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[A ) GENEL BİLGİ İİK. Madde 67 Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, umumi hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=474&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>A ) GENEL BİLGİ</strong><br />
<strong> İİK. Madde 67</strong></p>
<p>Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, umumi hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.<span id="more-474"></span></p>
<p>Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.</p>
<p>İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.</p>
<p>Alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılması talebinde bulunmazsa bir daha ilamsız takip talebinde bulunamaz.</p>
<p>Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.</p>
<p>İcra takibinde bir itiraz vukuunda, itirazla duran giriş muhakemesini harekete geçirebilmek için alacaklının bu itirazı bertaraf ettirmesi gerekir. Alacaklı, elinde itirazın kesin kaldırılmasına elverişli borç ikrarını havi bir belge yahut muvakkatten kaldırmayı sağlayacak adi bir senet yoksa, itirazın iptali davası açmak zorundadır.<br />
Elinde adi bir senet veya belirli bir para borcu ikrarına havi adi senet veya resmi belge vs. varsa, alacaklı itirazın muvakkaten veya kesin kaldırılması ile dava açmak arasında bir seçimlik bir dava hakkına sahiptir.<br />
Bu seçim hakkını kullanarak, itirazın iptali için mahkemede dava açmış olan alacaklı, artık itirazın kesin kaldırılması yoluna (m.68-68a) başvuramaz. Fakat önce itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklı bu yolu bırakarak, mahkemede itirazın iptali davası açabilir.<br />
İlk önce itirazın kaldırılması yoluna başvuran, fakat tetkik merciince bu talebi reddedilen alacaklı m. 67/1 deki bir senelik süre içinde mahkemede itirazın iptali davası açabilir.<br />
Bu son faraziyeye karşı bir görüş de vardır. İtirazın kaldırılmasını tetkik merciinden isteyen, fakat bu istemi reddedilen alacaklı artık İİK. m. 67.’e dayanarak itirazın iptalini isteyemez. Ancak genel hükümler çerçevesinde alacak davası açabilir. (Prof. Dr. Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İst. 2000, sh.131/ 13.HD. 1979, YKD. 1980/1; sh. 87)<br />
İtirazın iptali davası Türk doktrinine ve İsviçre Federal Mahkemesine göre maddi hukuk anlamında bir eda davasıdır. Ancak doktrinde bu davanın niteliğinin bir tahsil davası (Postacıoğlu, Kuru-Arslan-Yılmaz) veya bir tespit davası (Çağa) olduğu yönünde de görüşler vardır.<br />
<strong>B ) DAVANIN AÇILMASI</strong><br />
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda davasıdır. Bu nedenle dava normal bir hukuk davası gibi açılır.<br />
Dava, takip alacaklısı(davacı) tarafından takip borçlusuna(davalı) karşı açılır. Davacı alacaklı, bu davada;<br />
1. Davalı borçlunun dava konusu alacağı ödemeye mahkum edilmesini,şartları varsa icra inkar tazminatına hükmedilmesini;<br />
2. Borçlunun itirazının iptaline ve alacağın tahsiline karar verilmesini<br />
talep eder.<br />
Alacaklı, dava dilekçesinde açıkça borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini istememiş olsa dahi, borçlunun itirazını haksız bulan mahkemenin, hem borçlunun itirazının iptaline, hem de alacağın tahsiline karar vermesi gerekir.<br />
B.1) İtirazın İptali Davasında Görev ve Yetki<br />
Yetkili mahkemenin tayininde HUMK. kurallarının uygulanıp uygulanmayacağı konusu Türk doktrinin de tartışmalıdır.<br />
Prof. Üstündağ’a göre itirazın iptali davası yetki bakımından genel hükümlere tabi olmamalıdır. Alacaklı yetkili icra dairesini belirli ölçüler içinde seçtiğine göre, gerektiğinde mahkemeye gidildiğinde de aynı ölçülere sadık kalmalıdır. Bu nedenle, örneğin takibi borçlunun ikametgahı yeri icra dairesinde başlatan alacaklı; davayı da aynı yerin mahkemesin de açmak zorunda olmalıdır. Aksi halde, takip ile davanın aynı yerde gerçekleştirilmesinde ki faydalar zedelenmiş olacaktır. (Prof. Dr. Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İst. 2000, sh. 132)<br />
Prof. Kuru ise mehaza uygun olarak icra takibinin, takip yeri mahkemesine yetki kazandırmadığı, aksine itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin HUMK. m. 9 vd. hükümlerine göre belirleneceğini savunur.<br />
Görevli mahkeme takipte itiraza uğramış olan alacak miktarına göre belirlenir ve davada bu mahkemenin tabi olduğu usule göre halledilir. Görevli mahkemenin tayininde HUMK. m. 1-8 hükümlerine göre belirlenir. Mahkemenin görevi belirlenirken talep edilen alacakla birlikte istenen faiz, icra inkar tazminatı ve giderler dikkate alınmaz.<br />
B.2) İtirazın İptali Davasını Açmada Süre<br />
Alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde açabilecektir. Bu bir yıllık süre içinde açılan dava teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde davanın kazanılması halinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur.<br />
Alacaklı, bir yıl içinde itirazın iptali davası açmaz ise, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre alacağı dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacağı zamanaşımına uğramadığı müddetçe, genel hükümlere dayanarak genel mahkemelerde dava açabilir. Ancak alacaklı böyle bir dava neticesinde alacağı hüküm ile düşmüş olan ilamsız takibe devam edilmesini isteyemez, yalnızca elindeki ilama dayanarak ilamlı takip yoluna başvurabilir.<br />
Bir yıl içinde itirazın iptali davası açılması ile, derdest olan ve itiraz üzerine durmuş bulunan icra takibi iptal edilmiş olmaz; bilakis takip durmakta devam eder. Davayı kazanan alacaklı, mahkemeden alacağı ilam ile itiraz üzerine durmuş ilamsız takibe devam edilmesini isteyebilir. Dava devam ettiği sürece, m. 78’deki bir yıllık haciz isteme süresi işlemez.<br />
<strong>C ) YARGILAMA USULÜ</strong><br />
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere, yani HUMK’na tabidir.<br />
Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu, cevap layihasında ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakmaksızın, bütün itiraz sebeplerini bildirmelidir. Borçlu itiraz ederken bildirdiği bir itiraz sebebini itirazın iptali davasında da ileri sürmelidir. Aksi halde davaya bakan mahkeme, o itiraz sebebini kendiliğinden göz önüne alarak inceleme konusu yapamaz.<br />
Mahkeme HUMK’daki ispat kuralları çerçevesinde delilleri inceler ve değerlendirir, İİK. m. 68’deki belgelerle sınırlanmış değildir.<br />
İtirazın iptali davası sırasında, takibin aslında batıl olduğu görülürse (mesela, takip eşler arasında olduğu için batıldır. ), itirazın iptali davasına bakan mahkeme acaba bu konuda da karar verebilir mi?<br />
Bu konuda Prof. Dr. Saim Üstündağ ve Prof. Dr. M. Kamil Yıldırım kitaplarında takibin sıhhati hakkında karar vermekle görevli olan tetkik mercii daha önce takibin sıhhati hakkında bir karar vermemiş ise, itirazın iptali davasına bakan mahkemenin takibin batıl olup olmadığı hakkında ortaya çıkan ihtilafı çözebileceğini, bekletici mesele yapmak zorunda olmadıkları fikrindediler.<br />
Borçluya karşı iptal davası açıldıktan sonra hakkında iflas kararı verilir ve bu karar kesinleşirse, önceki iptal davasının akıbeti ne olacaktır?<br />
Bu durumda iptal davası düşmez, davaya ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilir (Kuru-Arslan-Yılmaz). Yargıtaya göre, burada İİK. m. 193’e göre takip düşer. İptal davasına artık kayıt kabul davası olarak devam edilebilir, ancak inkar tazminatına hükmedilemez.( Prof. Dr. Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İst. 2000, sh.131, dipnot 315’deki Yargıtay kararı(19. HD. 29/5/1997, YKD. 1998/9) )<br />
<strong>D ) DAVANIN SONUÇLARI</strong><br />
Maddi hukuk bakımından, iptal davasında verilen hüküm, esas hakkında maddi ve şekli anlamda kesin hüküm niteliğini kazanır.<br />
İtirazın iptali davası iki şekilde sonuçlanabilir.</p>
<p>1- Davanın Reddi :<br />
Mahkeme, alacaklının takip konusu yaptığı alacağının mevcut olmadığı sonucuna varırsa, itirazın iptali davasını reddine karar verir. Bu ret kararının kesinleşmesi ile, alacaklının başlamış olduğu icra takibi iptal edilmiş sayılır.<br />
Alacaklı, bir alacak davası da açamaz; zira kesin hüküm buna engeldir.<br />
Davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı borçluya bir tazminat ödemeye mahkum eder. Bu tazminat reddolunan alacak miktarının % 40’ından aşağı olamaz. Mahkemenin borçlu lehine tazminata hükmedebilmesi için, borçlunun cevap layihasında tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir (İİK. m. 67/2) .<br />
2- Davanın Kabulü :<br />
Mahkeme, borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa, borçluyu borcu ve şartları varsa icra inkar tazminatı ödemeye mahkum eder ve borçlunun itirazının iptaline karar verir.<br />
Davanın kabulü ile itiraz üzerine durmuş olan icra takibi yeniden canlandırılabilir.Takip alacaklısının haciz isteyebilmesi için ayrıca hükmün kesinleşmesi şart değildir. Bir yıl içinde haciz istenmelidir. İtirazın iptali davasının açılmasından, itirazın iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesine kadar geçen zaman, bu bir yıllık haciz isteme süresinin hesabına dahil edilmez.</p>
<p><strong>E ) İİK. M. 67/2 ANLAMINDAKİ TAZMİNAT (İcra İnkar Tazminatı)</strong><br />
İtirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın % 40’ından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilir (İİK. m. 67/2).<br />
İnkar tazminatının alacaklıya teşmili 538 sayılı kanun ile gerçekleştirilmiştir.<br />
<strong> A- İCRA İNKAR TAZMİNATININ ŞARTLARI</strong><br />
İcra inkar tazminatını borçlu bakımından tetkik edersek şu şartların varlığı aranır.<br />
1- Geçerli İlamsız İcra Takibi Yapılmış Olmalıdır.<br />
İcra inkar tazminatına, ancak para alacaklarından dolayı ilamsız icra yollarından birine (Genel haciz yolu, Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip ve Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip) gidilmiş olması halinde hükmedilir.<br />
İnkar tazminatı, ilamsız icranın daha etkili olması için düşünülmüş bir tedbirdir müeyyidedir.<br />
2- Borçlu Süresi İçinde Ödeme Emrine İtiraz Etmiş Olmalıdır.<br />
Borçlu süresi içinde yani yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmemiş veya süresi geçtikten sonra itiraz etmiş ve bu nedenle ilamsız icra takibi kesinleşmiş ise, alacaklının artık iptal davası açmasında hukuki menfaati yoktur. Buna rağmen bu dava açılır ve mahkemece görülürse, bu davada borçlu icra inkar tazminatına mahkum edilemez.<br />
3- Süresi İçinde Açılmış Bir İtirazın İptali Davası Bulunmalıdır.<br />
Bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi geçtikten sonra açılan normal bir alacak davasında, borçlu icra inkar tazminatına mahkum edilemez.<br />
Şu halde, icra inkar tazminatı ancak bir yıllık süre içinde mahkemede açılan itirazın iptali davasında söz konusu olabilir. Davacı, bir yıl içinde mahkemede açtığı davayı açıkça itirazın iptali davası olarak nitelendirmemiş olsa dahi, mahkeme şartları varsa icra inkar tazminatına hükmeder.<br />
İcra inkar tazminatı ancak alacağın esası hakkında açılan itirazın iptali davası ile birlikte istenebilir. Yoksa, icra inkar tazminatı yalnız başına bir davaya konu teşkil edemez.<br />
4- Talep Şartı.<br />
İtirazın iptali davasında inkar tazminatına hüküm verilebilmesi için tarafların bunu layihalarında açıkça istemiş olması gerekir, talep edilmemişse mahkemece resen icra inkar tazminatına hükmedilemez.</p>
<p>5- Borçlunun İtirazının Haksızlığına Karar Verilmesi.<br />
İcra inkar tazminatının en önemli ve de en tartışmalı şartı budur. Burada önemli olan husus, itirazın ne zaman haksız sayılabileceğinin tespiti meselesidir.<br />
Bu hususta Yargıtay önceki kararlarında şöyle demekte idi; “İnkar tazminatına hükmedebilmek için, anlaşmazlığın icra tetkik merciinde çözümlenecek nitelikte olması gerekir.” (4. HD. 25.5.1966 E. 65/5149, K. 2732_9. HD. 7.2.1984, YKD. 1984/6)<br />
Bu düşünceye göre, itirazın tetkik merciinde kaldırılmasını sağlayabilecek vesikalara sahip olan alacaklı, icra tetkik merciine müracaat edecek yerde mahkemeye başvurursa, bu belgelere dayanarak alacağını hüküm altına aldırdığı taktirde, lehine inkar tazminatına da hükmolunacaktır. Aksi halde, alacaklı lehine hüküm alsa bile, inkar tazminatı talep edemeyecektir.<br />
Diğer bir fikir ise doktrinde Postacıoğlu ve Kuru-Arslan-Yılmaz tarafından Yargıtayın çeşitli içtihatlarından esinlenilerek savunulmuştur. Buna göre, likit(muayyen, belirli) bir alacağa itiraz, bu alacak senede bağlanmamış olsa bile haksız sayılır.<br />
Likit alacaklarda, alacağın miktarı bellidir; yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmektedir veya bilinebilecek durumdadır. Bu durumlarda borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir.<br />
Buna karşılık, likit olmayan alacaklarda, alacağın miktarı muayyen değildir; yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Alacağın gerçek miktarının tespiti için ya borçlu ile alacaklı bir anlaşmaya varacaklar veya böyle bir anlaşma olmazsa alacağın gerçek miktarı bir mahkeme ilamı ile tespit olunacaktır. Likit olmayan alacaklardan en sık görüleni haksız fiilden doğan alacaklardır. Böyle likit olamayan bir alacak için yapılan takip talebi ve gönderilen ödeme emri üzerine, borçlu ödeme emrine itiraz ederse itirazında haklıdır ve bu nedenle icra inkar tazminatına mahkum edilmez.<br />
Gerçektende Yargıtaya göre de, “Alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmolunmasında kanun koyucunun amacı, mücerret borçlunun itirazını cezalandırmak değil, borçlunun borçlu olduğunu ve miktarını bildiği halde borcunu inkar etmesini, yani takibe karşı itirazda bulunmasını önlemeye çalışmaktır. Borçlunun borcunun miktarını bilmesi sübjektif bir unsur olan deruni haline göre değil, bilakis objektif surette yani bilebilecek, tayin edebilecek bir durumda olması açısından göz önünde tutularak tayin edilmelidir. Bu bakımdan borçlunun kötü niyetli veya iyi niyetli olup olmadığı araştırılmaz.”</p>
<p>6- Borçlunun Kötü Niyetle İtiraz Etmiş Olması Şart Değildir.<br />
Borçlunun inkar tazminatı ile sorumlu olabilmesi için, kusurlu olması şart değildir. Ancak, ödeme emrine karşı itirazda bulunan kişi veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında icra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için bunların kötü niyetinin ispatı gerekir.(İİK. m. 67/3)<br />
<strong> B- İCRA İNKAR TAZMİNATININ MİKTARI</strong><br />
İcra inkar tazminatı “&#8230;&#8230;&#8230; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın” % 40’ından aşağı olamaz. Ancak bu tazminat yüzde kırktan fazla olabilir. Eğer alacaklı, zararının yüzde kırktan fazla olduğunu iddia ediyorsa, bu zarar fazlasını ispatla yükümlüdür.</p>
<p>538 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonucu, alacaklıda takibinde haksız ve kötü niyetli ise inkar tazminatı ile yükümlü tutulmuştur. Alacaklı haksız olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği halde takibe girişmişse, kötü niyetli sayılır ve bu durumun ispatı halinde de tazminata mahkum olur.<br />
İnkar tazminatı, Borçlar kanunu anlamında bir tazminat olmayıp, borçlunun haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyidedir. Bu fikirden yola çıkan Prof. Dr. Baki Kuru inkar tazminatına da temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği kanısındadır.<br />
“&#8230;. nasıl ki asıl alacağın zamanında ödenmemesinden dolayı icra dairesi tarafından temerrüt faizi hesap ediliyorsa, mahkemenin inkar tazminatına hükmetmesi halinde, icra dairesi tarafından, inkar tazminatına mahkeme kararı verildiği andan itibaren alacağın ve/veya inkar tazminatının ödenmesi anına kadar temerrüt faizi yürütülmelidir. İnkar tazminatına faiz yürütülmemesi, inkar tazminatının niteliğine uymadığı gibi, borçlu olduğunu bilebile borcu inkar eden borçluyu, hak etmediği şekilde korumak anlamına da gelir. İnkar tazminatına temerrüt faizi yürütülmesi, inkar tazminatının konuluş gerekçesinin gereğidir. Burada ki temerrüt faizi asıl alacağa uygulanan faiz oranı olmalıdır.” ( Kuru-Arslan-Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku, Ankara 1999, 12. Baskı sh.146, dipnot. 14)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/474/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/474/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=474&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2011/06/23/iik-m-67-anlaminda-itirazin-iptali-davasi-ve-inkar-tazminati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartı Aidatı ve Hesap İşletim Ücreti Kesintilerinin Geri Alınması İçin Yapılması Gerekenler</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2011/02/05/kredi-karti-aidati-ve-hesap-isletim-ucreti-kesintilerinin-geri-alinmasi-icin-yapilmasi-gerekenler/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2011/02/05/kredi-karti-aidati-ve-hesap-isletim-ucreti-kesintilerinin-geri-alinmasi-icin-yapilmasi-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 14:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[Borçlar - Ticaret - İcra İflas - Banka - Tüketici H]]></category>
		<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[aidat]]></category>
		<category><![CDATA[banka kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[hesap işletim ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kart aidatı]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı aidatı]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda 80 Milyon kart kullanıcısının derdi olan kredi kartı aidat ücretleri tavan yapmış, buna bir de bankada hesabınız olduğu için hesap işletim ücreti eklenmiştir. Bankalarda hesap açıp paramızı onlara teslim edip, kullanmalarına izin verip, faiz istemeden hesabımızdaki paraları onlara bırakıp, onlara para kazandırmamız yetmezmiş gibi bir de bu ücretlerle halkı sömürmekte ve karlarına kar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=463&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda 80 Milyon kart kullanıcısının derdi olan kredi kartı aidat ücretleri tavan yapmış, buna bir de bankada hesabınız olduğu için hesap işletim ücreti eklenmiştir. Bankalarda hesap açıp paramızı onlara teslim edip, kullanmalarına izin verip, faiz istemeden hesabımızdaki paraları onlara bırakıp, onlara para kazandırmamız yetmezmiş gibi bir de bu ücretlerle halkı sömürmekte ve karlarına kar katmaktalar. Kimimizin artık farkına varması ve hesabı kapatma tehdidiyle itiraz etmesi sonucunda ise &#8216;sözleşme imzaladınız, bu hukukidir, ve mahkeme kararları da vardır&#8217; cevabı alsak da gösterdikleri mahkeme kararları zaten üst derece mahkemelerine gitmiş ve bozulmuş olan bizim de bu sebeple antitez olarak kullandığımız kararlardır.</p>
<p>Burada sizlere bu ücretleri nasıl geri alacağınız, kendinizi nasıl savunacağınız hakkında bilgi vermek istiyorum.<span id="more-463"></span></p>
<p><strong>KREDİ KARTI AİDATINI GERİ ALMANIN 5 YOLU</strong></p>
<p>Tüketicilerin kredi kartı aidatlarını  geri almak için yapması gereken birkaç yöntem mevcut. Farklı yollarla da  sonuç alınsa da genellikle aidat iadesinde başvurulan 5 yol şöyle:</p>
<p><strong>1-</strong>Kredi kartınızı aldığınız bankanın şubesine giderek, kredi kartı sözleşmenizin yenilenmesini isteyebilirsiniz. Yeni sözleşmede, kredi kartı aidatı bedelinin iptal edilmesini şart koşabilirsiniz.</p>
<p><strong>2- </strong> Kredi kartı aidatınızla ilgili olarak, her il ve ilçede kaymakamlık binası içinde bulunan Hakem Heyeti’ne başvuruda bulunabilirsiniz. Bunun için, borç ekstrenizin size ulaşma tarihi itibariyle üç ay içinde dilekçenizi vermeniz gerekiyor.</p>
<p><strong>3-</strong> Kredi kartı aidatını ödemek istemiyorsanız, her yıl kredi kartınızın türünü değiştirebilirsiniz. Bankalar, kredi kartlarından ilk yıl aidat almıyor. Dolaysıyla her yıl, kartınızı bir yıl kullandığınız için aidat ödeme zorunluluğunuz olmayacak.</p>
<p><strong>4- </strong>Hakem Heyeti’nin tüketici lehine verdikleri kararlarını bankasına götüren müşterilere, bankalar tarafından belli miktar para  harcamaları karşılığında bu aidatı almamaları teklif edilyor olsa da  tüketici dernekleri bu konuda bankaların uygulamasının yasal olmadığını  belirtip, tüketiciden Hakem Heyeti’ne başvurmalarını istiyor.</p>
<p><strong>5-</strong>Eğer tüm bunlarla uğraşmak istemiyorsanız, kredi kartınızı iptal ettirin. Kredi kartı borçlarınızı düzenli ödüyorsanız, banka sizi kaybetmek istemeyecektir. Kredi kartı aidatınız da tahsil edildiyse size iade edilecektir.</p>
<p>Kredi kartı yıllık aidatları için kesinti her yıl yapıldığından  aidatın iadesi için Hakem Heyetine yalnızca bir kez değil her yıl başvurmak gerekiyor.</p>
<p><strong>BAŞVURUYU NASIL YAPACAKSINIZ?</strong></p>
<p><strong>1-</strong> Bankanızın herhangi bir şubesine giderek kredi  kartı aidatının iptali için ekteki dilekçeyi 2 adet doldurup üzerinde  kayıt numarası aldığınız dilekçenin birini kendiniz muhafaza edin  diğerini bankanıza verin…</p>
<p>…………….. Bankası Genel Müdürlüğü&#8217;ne,</p>
<p>Konu   :Kredi kart yıllık ücreti hk.</p>
<p>…………….. nolu kredi kart hamiliyim.</p>
<p>…../……./2011 son ödeme tarihli Hesap Bildirim Cetvelinde yer alan …&#8230;.. , &#8230;TL. tutarlı kredi kart yıllık üyelik ücreti talebiniz haksız olup Hesap Bildirim cetveline itiraz ediyorum.</p>
<p>Talep edilen ….. , …. TL kredi kart yıllık üyelik ücretinin bir sonraki hesap bildirim cetvelindeki tutardan mahsubunu dilerim.</p>
<p>Adı, Soyadı İmza</p>
<p><strong>2-</strong> Banka tarafından işleme alınan dilekçenizin  size olan nüshası ile aşağıdaki dilekçeyi doldurup size en yakın  Kaymakamlıklarda bulunan Hakem Heyetlerine veriniz… (Bu başvuruyu herhangi bir kaymakamlığa yapmanız da mümkün)</p>
<p>…………………………..<strong> KAYMAKAMLIĞI</strong></p>
<p><strong>TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Şikayet eden               :</span> ……………………………….</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Şikayet edilen             : </span>………………..</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Konu                          :</span>Kredi kart aidatın iadesi hk.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"> </span></p>
<p>1.    ……………….. Bankasına ait   …………………………  ’nolu kredi kart hamiliyim.</p>
<ol>
<li>Kredi kartıma ait …./…./……. son ödeme tarihli hesap      ekstresi ile <strong>kredi kart üyelik ücreti </strong>adı altında …..<strong>,</strong>00 YTL      borç tahakkuk ettirilmiştir.</li>
<li>Banka ile aramda tanzim edilmiş KREDİ KARTLARI      ÜYELİK SÖZLEŞMESİNDE kart ücreti alınacağı belirtilmişse de, Tüketicinin      Korunması Hakkındaki Yasanın 6. maddesi gereğince, bu sözleşme;
<ol>
<li>Önceden hazırlanmış, standart sözleşmedir.</li>
<li>Dolayısıyla sözleşme koşulları benimle müzakere       edilmemiştir.</li>
<li>Sonuç olarak sözleşmenin o maddesi banka       tarafından tek taraflı olarak sözleşmeye konmuş, haksız bir koşuldur.</li>
</ol>
</li>
<li>Bu konuda Yargıtay 13. H.Dairesi ekteki örnek      kararlarıyla, kart ücretinin hukuksuzluğunu iki kez kanıtlamıştır.</li>
<li>Yukarıdaki nedenlerle tahakkuk ettirilmiş bulunan      …..<strong>,</strong>00 YTL tutarındaki, kredi kart üyelik ücretinin tarafıma      iadesine karar verilmesini arz ve talep ederim.</li>
</ol>
<p>Adres:                                                                                   Adı &#8211; Soyadı</p>
<p>…………………………………………</p>
<p>İmza                                                                             Tarih: …./…./……</p>
<p><strong>Ekler </strong></p>
<p><strong>1</strong>- __/__/___ son ödeme tarihli hesap ekstresi</p>
<p><strong>2</strong>- 13 Daire-Yargitay-Karari-Zonguldak</p>
<p><strong>3</strong>- 13 Daire-Yargitay-Karari-Balikesir</p>
<p><strong>4</strong>- Sanayi ve tic. Bakanlığı Ticaretin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü Genelge No: 2008/5</p>
<p>3- Daha önce alınmış yargı kararlarının bir kopyasını ve &#8216;Yıllık aidatın tebliğ edildiği Kredi Kartı Ekstrenizi&#8217; Hakem Heyeti’ne vereceğiniz dilekçenize eklebilirsiniz…</p>
<p><strong>1</strong>- Kredi kartı aidatının yansıtıldığı hesap ekstresi</p>
<p><strong>2- </strong><a href="http://dosyalar.haber7.com//869220090120111721455.doc" target="_blank"><strong>13 Daire-Yargitay-Karari-Zonguldak</strong></a><strong> </strong></p>
<p><strong>3- </strong><a href="http://dosyalar.haber7.com//117620090120111545854.doc" target="_blank"><strong>13 Daire-Yargitay-Karari-Balikesir</strong></a><strong> </strong></p>
<p>Şikayetlerinize dayanak olması açısından bulabildiğim diğer tüm bilgi ve belgeleri de aşağıya ekliyorum.</p>
<p><em>Kredi Kart ücteti adıaltında para kesilmesinin hukuki mesnetsizliği;</em></p>
<p>·        4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin  Korunması Hakkında Kanun’un “Sözleşmedeki Haksız Şartlar” başlıklı 6.  maddesine ve 5464 Sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunun 24. maddesine  göre bankanızın almış olduğu bu kart ücreti, herhangi bir hizmet  karşılığı olmadığından ve de söz konusu sözleşme şartı önceden  hazırlanmış, özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle  içeriğine etki edilemeyip; müzakere edilemediğinden haksız bir  şarttır.Ayrıca 5464 sayılı yasanın 44. maddesinde yapılan atfa binaen,  uyuşmazlıkların Tüketici Hakem Heyeti`nde ve/veya Tüketici Mahkemesi`nde  çözümleneceği hüküm altına alınmıştır,denilmektedir.</p>
<p><em>Konu ile ilgili emsal karar:</em></p>
<p>·        Kocaeli Tüketici Mahkemesi’nin 04/10/2006 tarih ve 2006/368 Karar nolu kararı</p>
<p>·        Bu konudaki Kocaeli Tüketici Sorunları Hakem Heyeti`nin  haksız alınan ücretin iadesi yönündeki kararı onaylaması emsal teşkil  etmektedir.</p>
<p>Her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı  değildir. Bu sebeple haksız bir şart içeren sözleşmeler geçersizdir.</p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Yargıtay  13.Hukuk Dairesi&#8217;nin bankaların müşterilerinden &#8216;kart ücreti&#8217;  alamayacaklarına ilişkin verdiği karar 21.07.2008 tarih ve <span style="font-family:Arial;font-size:x-small;">26943 sayılı </span>Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı.</em></span></p>
<div><span style="color:#3366ff;"><em>KARAR METNİ</em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong> </strong></em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong><span style="text-decoration:underline;">Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:</span></strong></em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Esas No                   : 2008/4345</strong></em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Karar No                : 2008/6088</strong></em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Mahkemesi            : </strong>Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)</em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Tarihi                     : </strong>26/9/2007</em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Numarası               : </strong>2007/182-2007/257</em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Davacı                     : Yapı ve Kredi Bank. </strong>A.Ş. vekili avukat M. Hayati Çalıcıoğlu</em></span></div>
<div><span style="color:#3366ff;"><em><strong>Davalı                     : </strong>Haluk Akdeniz</em></span></div>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Taraflar  arasındaki satıcının Hakem Kurulu kararına itirazı davasının yapılan  yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne  yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun  yararına bozulması istenilmekle dosya incelendi gereği konuşulup  düşünüldü.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>KARAR</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Davacı  banka, kredi kartı kullanıcısı olan davalının Tüketici Sorunları Hakem  Heyetine başvurusu üzerine, bankaca kredi kartı sözleşmesine göre  hesabından kesilen yıllık 30 YTL üyelik ücretinin iadesine karar  verildiğini, halbuki, bu ücretin alınacağının  sözleşme ile kararlaştırıldığı gibi, ücretin verilen ticari hizmetin  karşılığı olup, yasaya aykırı olmadığını ileri sürerek, Zonguldak  Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı&#8217; nın 14.5.2007 tarih ve 2007/158 sayılı kararının iptalini istemiştir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Davalı davanın reddini savunmuştur.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Mahkemece,  taraflar arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesine göre,  &#8216;kart üyelik ücretinin&#8217; hizmet karşılığı olduğu, tahsil edilen üyelik  ücretinin yasal olduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş;  miktar itibarı ile kesin olan hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı  tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Dava,  davacı banka  tarafından kredi  kartı  kullanıcısı olan davalıdan tahsil edilen kredi kartı üyelik ücretinin, davalı  başvurusu  üzerine  davacı  bankadan  alınmasına  dair Zonguldak Tüketici  Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline ilişkindir.    Taraflar    arasındaki    uyuşmazlık,    yasal düzenlemelere  ve  aralarındaki   sözleşme  hükümlerine  göre bankanın  kredi  kartı  kullanıcısından  kullanım karşılığı yıllık     ücret     isteyip,     isteyemiyeceği hususunda toplanmaktadır.  Uyuşmazlığın  çözümü  için bu  konudaki yasal düzenlemeler ile tarafların arasındaki sözleşme hükümlerinin incelenmesi gerekir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>5464  Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları kanununun sözleşme şekli genel  işlem şartları başlıklı 6. bölümdeki 24. maddesinin 1. fıkrası &#8216;Kart  çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu kanun ve  ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki  punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile  düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği kart hamiline ve varsa kefile  verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline  ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.&#8217; hükmünü, aynı maddenin 4.  fırkasının son cümlesi &#8216;Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici  ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan  hükümlere yer verilemez.&#8217; hükmünü getirmiştir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>4077  Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 Sayılı Kanunla  değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve  &#8216;Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak  sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve  yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici  aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan  birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız  şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı  önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması  nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının  tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak  değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu  sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün  müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin  uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın  münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.  6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak  düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir &#8230;  &#8216; hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine  dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar  Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde &#8216;satıcı, sağlayıcı veya kredi veren  tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar  batıldır&#8217; hükmü getirilmiştir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Taraflar  arasındaki  22.12.1995  tarihli  sözleşmenin ?.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>maddesinde  kart  kullanıcısından  kart  kullanım ücretinin alınacağı belirtilmiştir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Yukarıda  yapılan açıklamalar ışığında 22.12.1995 tarihli sözleşme  incelendiğinde; sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart  olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak  doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle  düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve  tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme  hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia  ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki kredi kartı üyelik  ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri  karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davacı  bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı  davalıdan ücret istemesi olanaklı değildir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>Bu  durumda yasaya uygun olan, Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem Heyeti  kararının iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesi  gerekirken, yukarda açıklanan hususlar gözetilmeden davanın kabulü usul  ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir.</em></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><em>SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığının HUMK&#8217;nun  427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile  hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, peşin alınan temyiz  harcının istek halinde iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek  halinde iadesine, 2.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.</em></span><br />
<a title="HEsap işletim ücretinin Geri Alınması husunda örnek karar." href="//photos1.blogger.com/blogger/1670/3869/1600/karar.jpg" target="_blank">http://photos1.blogger.com/blogger/1670/3869/1600/karar.jpg</a></p>
<p><img class="alignnone" title="Hesap İşletim Ücretinin Alınmasının Haksız olduğu konusunda karar." src="http://photos1.blogger.com/blogger/1670/3869/1600/karar.jpg" alt="" width="614" height="869" /></p>
<div><strong>İSTANBUL 4. TÜKETİCİ MAHKEMESİ</strong></div>
<div><strong>E: </strong>2007/210 <strong>K: </strong>2007/374 <strong>T: </strong>28.06.2007</div>
<div>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan THHK İtiraz davasının mahkemece</div>
<div>yapılıp bitirilen duruşması sonunda;</div>
<div><strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></div>
<div>Davacı vekili 05.04.2007 tarihli dilekçesiyle. davalının şikayeti üzerine</div>
<div>Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti Başkanlı</div>
<div>ğının tüketicinin şikayetinin kabulüne, tüketicinin müşteri hesabından</div>
<div>çekilen 30,00 YTL’nin tüketiciye geri verilmesine yönelik kararının yürürlükte</div>
<div>bulunan bankacılık uygulamalarına <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> üyelik sözleşmesi</div>
<div>kapsamına ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması</div>
<div>Genel Müdürlüğü’nün 12.02.2007 tarih ve 2007/2 sayılı genelgesine</div>
<div>aykırı olduğunu uyuşmazlık konusu kart aidatı ücretinin davacı</div>
<div>banka ile davalı arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan alacak olması</div>
<div>nedeniyle tüketicinin korunması hakkındaki yasanın 6. maddesinde</div>
<div>belirtilen haksız şart niteliğinde olmadığını belirterek Bakırköy Kaymakamlı</div>
<div>ğı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı’nın 20.02.2007</div>
<div>tarih 104/50 karar sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.</div>
<div>Davalı vekili 18.05.2007 havale tarihli dilekçesinde özetle; Tüketici</div>
<div>hakem heyeti kararının doğru olduğunu belirterek, itirazın reddine karar</div>
<div>verilmesini istemiştir.</div>
<div>Davacı vekilinin dilekçesi ekindeki Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici</div>
<div>Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı’nın 104/50 sayılı 20.02.2007 tarihli</div>
<div>kararında şikayet edenin H.B., şikayet edilenin Türkiye İş Bankası AŞ.</div>
<div>20.02.2007 tarihinde tüketicinin şikayetinin kabulüne 4822 sayılı yasayla</div>
<div>değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki yasanın 6-4</div>
<div>maddeleri gereği tüketicinin müşteri hesabından çekilen 30,00 YTL’nin</div>
<div>tüketiciye geri verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır.</div>
<div>Davacı vekili tararlar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesini</div>
<div>dilekçesi ekinde sunmuştur.</div>
<div>Davacı banka 5464 Sayılı Yasanın 24. maddesine ve sözleşmeye dayanmaktadı</div>
<div>r. Davalı ise 4077 Sayılı Yasa’nın 6. maddesi kapsamında</div>
<div>sözleşmedeki <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> üyelik ücretine ilişkin hükmün haksız şart oldu-</div>
<div>ğunu iddia etmektedir.</div>
<div>Taraşar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin</div>
<div>26. maddesinde üyelik ücreti &#8220;Üye ve/veya ek kart hamili bankaca belirlenecek</div>
<div>tutarda bir defaya mahsus olmak üzere giriş aidatı ile her yıl üyelik</div>
<div>aidatı (<a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> ve/veya ek kartı yenileme ücretini) ödemeyi kabul</div>
<div>ve taahhüt eder denilmektedir.</div>
<div>Sözleşmenin bu maddesi bu şekilde 4822 sayılı yasayla değişik 4077</div>
<div>Sayılı Yasa’nın 6. maddesinde tanımlanan haksız şartı içermektedir. Zira</div>
<div>6. maddede satıcı veya sağlayıcının tüketici ile müzakere etmeden tek taraşı</div>
<div>olarak sözleşmeye koyduğu taraşarın sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde</div>
<div>iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine</div>
<div>dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraşardan</div>
<div>birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız</div>
<div>şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazı</div>
<div>rlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici</div>
<div>içeriğine etki edememişse o sözleşme şartının tüketici ile müzakere</div>
<div>edilmediği kabul edilir. Bu maddedeki haksız şart tanıtımı sözleşmedeki</div>
<div>üyelik ücreti maddesine uymaktadır. Zira; sözleşme davacı banka tarafı</div>
<div>ndan daha önceden tek taraşı olarak hazırlanmış matbu ve standart</div>
<div>sözleşmedir. Davalı sözleşmenin içeriğine etki edememiştir. 4077 Sayılı</div>
<div>Yasa’nın 6. maddesine göre sözleşmenin bu maddesinin müzakere edilmedi</div>
<div>ğinin kabulü gerekmiştir. Ayrıca sözleşmede <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> yıllık üyelik</div>
<div>bedelinin banka tarafından tek taraşı olarak belirleneceği yazılıdır. Sözleşmedeki</div>
<div>yıllık üyelik bedeli ile ilgili madde 4077 Sayılı Yasa’nın 6. maddesinde</div>
<div>belirtilen haksız şart olarak kabul edilmiş ve tüketici olan davalı</div>
<div>yönünden bu maddenin bağlayıcı olmadığı sonucuna varılmıştır.</div>
<div>Davacı banka 5464 sayılı Banka Kartları ve <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">Kredi Kartları</a> Kanunu’nun</div>
<div>24. maddesine dayanmış ise de bu madde &#8220;Kart hamilinin yaptı-</div>
<div>ğı işlemler nedeniyle sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf</div>
<div>gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin</div>
<div>hesabından kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin hakları</div>
<div>nı zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraşı haksız şartlar</div>
<div>sağlayan hükümlere yer verilmez&#8221; şeklinde düzenlenmiştir. <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">Kredi kartı</a></div>
<div>üyelik sözleşmesinde yer alan yıllık üyelik bedelini düzenleyen hüküm</div>
<div>kart hamilinin haklarını zedeleyici mahiyettedir ve kart çıkaran kuruluş</div>
<div>olan davacı bankanın lehine olarak tek taraşı düzenlenmiştir. Bu sebeple</div>
<div>5464 Sayılı Yasa’nın 24. maddesine göre de sözleşmenin üyelik ücretine</div>
<div>ilişkin kısmı haksız şart içermektedir Buna göre de sözleşmenin bu</div>
<div>hükmü davalı tüketici yönünden bağlayıcı değildir.</div>
<div>Taraşar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin</div>
<div>26. maddesinde yer alan yıllık üyelik bedeli madde 4822 Sayılı Yasayla</div>
<div>değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki <a href="http://www.hukuki.net/kanun/" target="_blank">Kanun</a>’un 6. mad</div>
<div>desi ve 5464 sayılı Banka Kartları ve <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">Kredi Kartları</a> Kanunu’nun 24. maddesi</div>
<div>gereğince tüketici yönünden haksız şart olarak kabul edilen bu hüküm</div>
<div>davalı tüketiciyi bağlanamayacağından ve bu maddeye dayalı olarak</div>
<div>davacı bankanın <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> hamilinden <a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=556" target="_blank">kredi kartı</a> ücreti adı altında kart</div>
<div>hamilinin hesabından 30,00 YTL tahsil etmesine yönelik işlemin yasal</div>
<div>dayanağı yoktur. Bu işleme yönelik tüketicinin şikayeti üzerine Bakırköy</div>
<div>Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nce yapılan inceleme sonunda</div>
<div>verilen karar usul ve yasaya uygun, davacının karara yönelik itirazı</div>
<div>yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar vermek</div>
<div>gerekmiştir.</div>
<div>HÜKÜM: Ayrıntıları gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;</div>
<div>1-Davanın reddine,</div>
<div>2-Harç tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına,</div>
<div>3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması</div>
<div>na,</div>
<div>4-Avukatlık asgari ücret gereğince hesap ve taktir olunan 200,00 YTL</div>
<div>vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,</div>
<div>Dair davacı ile davalı vekilinin yüzlerine karşı kesin olarak verUen</div>
<div>karar açıkça okunup usulen anlatıldı.</div>
<div></div>
<div></div>
<div><strong></p>
<div><span style="color:#800000;"><strong>KREDİ KARTI ÜCRETLERİ İLE İLGİLİ DİĞER ÖRNEK KARARLAR<br />
</strong></span></div>
<div><span style="color:#800000;"><br />
</span></div>
<div><span style="color:#800000;"><strong>Kararlar</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> </span><a href="http://www.tuketiciler.org/files/BankaUcreti.doc" target="_blank"><span style="color:#000000;">Banka ve Kredi Kartı Ücreti İadesi Hakem Heyeti Kararı</span></a><span style="color:#000000;"> <em>(24,50 kb)</em></p>
<p><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> </span><a href="http://www.tuketiciler.org/files/KrediKartiUcreti2.doc" target="_blank"><span style="color:#000000;">Kredi Kartı Ücreti İadesi Hakem Heyeti Kararı 2</span></a><span style="color:#000000;"> <em>(27,50 kb)</em></p>
<p><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> </span><a href="http://www.tuketiciler.org/files/KrediKartiUcreti3.doc" target="_blank"><span style="color:#000000;">Kredi Kartı Ücreti İadesi Hakem Heyeti Kararı 3</span></a><span style="color:#000000;"> <em>(30,00 kb)</em></p>
<p><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> </span><a href="http://www.tuketiciler.org/files/KrediKartiUcreti4.doc" target="_blank"><span style="color:#000000;">Kredi Kartı Ücreti İadesi Hakem Heyeti Kararı 4 (Zile)</span></a><span style="color:#000000;"> <em>(49,50 kb)</p>
<p></em><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> <a href="http://www.tuketiciler.org/files/kredi-karti-s1.jpg">Kredi Kartı Ücreti İadesi Konya Tüketici Mahkemesi Kararı s1</a> (yeni)</p>
<p><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> <a href="http://www.tuketiciler.org/files/kredi-karti-s2.jpg">Kredi Kartı Ücreti İadesi Konya Tüketici Mahkemesi Kararı s2</a> (yeni)</p>
<p><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> <a href="http://www.tuketiciler.org/files/kredi-karti-s3.jpg">Kredi Kartı Ücreti İadesi Konya Tüketici Mahkemesi Kararı s3</a> (yeni)</span></div>
<p></strong><strong></p>
<div><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> <a href="http://www.tuketiciler.org/files/akbank-kredi-karti-ucret-iade-karari.jpg">Akbank kredi kartı ücret iade kararı</a> (yeni)<br />
<strong><br />
<img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /></strong> <a href="http://www.tuketiciler.org/files/Ankara%206.%20T%C3%BCketici%20Mahkemesi%20gerek%C3%A7eli%20karar%C4%B1%20%28Hesap%20i%C5%9Fletim%20%C3%BCcreti%29.doc" target="_blank">Ankara 6. Tüketici Mahkemesi gerekçeli kararı (Hesap  işletim ücreti)</a> <em>(395,50 kb)</em></p>
<p><strong></strong><strong><img src="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" alt="" width="12" height="9" /> </strong></div>
<p></strong><a href="http://www.tshh.org/search/label/hesap%20i%C5%9Fletim%20%C3%BCcreti"><strong>Hesap işletim ücreti </strong>Yenişehir &#8211; Mersin Hakem Heyeti Kararları</a></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/463/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/463/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=463&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2011/02/05/kredi-karti-aidati-ve-hesap-isletim-ucreti-kesintilerinin-geri-alinmasi-icin-yapilmasi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://photos1.blogger.com/blogger/1670/3869/1600/karar.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hesap İşletim Ücretinin Alınmasının Haksız olduğu konusunda karar.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.tuketiciler.org/images/ico_news.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>EŞYA HUKUKU DERS NOTLARI</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/esya-hukuku-ders-notlari/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/esya-hukuku-ders-notlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 16:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DERS NOTLARI]]></category>
		<category><![CDATA[MEDENİ HUKUK-AİLE HUKUKU-EŞYA HUKUK-MİRAS HUKUKU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[EŞYA HUKUKU Dersin Hocası: Prof.Dr. Şeref Ertaş Kişilerle eşyalar arasındaki doğrudan doğruya “hakimiyet ilişkisini” düzenleyen hukuk dalıdır. Bu hakimiyet ilişkisi bir hakka dayanıyorsa “ayni haklar”, bir hakka dayanmıyor sadece fiili bir durumdan ibaret kalıyorsa “zilyetlik” denir. Eşya hukukunun üç ana konusu -Ayni haklar, -Zilyetlik, -Tapu sicili’dir. Eşya hukuku kişilerin eşyalar ile her türlü hakimiyet ilişkilerini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=458&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000;"><span>EŞYA HUKUKU</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> <strong><span style="font-size:small;">Dersin Hocası: Prof.Dr. Şeref Ertaş</span></strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span><span style="font-size:small;">Kişilerle eşyalar arasındaki doğrudan doğruya “<em>hakimiyet ilişkisini</em>” düzenleyen hukuk dalıdır. Bu hakimiyet ilişkisi bir hakka dayanıyorsa “<strong>ayni haklar</strong>”, bir hakka dayanmıyor sadece fiili bir durumdan ibaret kalıyorsa “<strong>zilyetlik</strong></span><span style="font-size:small;">” denir. </span><em><span style="font-size:small;">Eşya hukukunun üç ana konusu</span></em></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Ayni  haklar, -Zilyetlik, -Tapu sicili’dir. Eşya hukuku kişilerin eşyalar ile  her türlü hakimiyet ilişkilerini düzenleyen medeni hukuk dalıdır. </span></span></span></em><span id="more-458"></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>EŞYA  NEDİR</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kişilerin üzerinde hakimiyet kurabildiği ekonomik değeri ve maddi  varlığı olabilen maddelerdir. Hukuki anlamda eşyanın özellikleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>1-Maddi varlığı olması</em>:  Cismani varlığı olan şeyler eşya olarak kabul edilir. Ancak kanun  koyucu bazı cismani olmayan şeyleri de eşya ile bir tutarak eşyaya  ilişkin kuralların bunlara da uygulanabileceğini kabul etmiştir. Örn.  Tabii kuvvetlerin mülkiyet hakkına konu olabilmesi, müstakil bazı  hakların ayni hak konusu yapılabilmesi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>2-Sınırlanabilir olması</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>3-Hukuki hakimiyete elverişli olması</em>, yasaklanmış olmaması, tabii kaynaklar, ormanlar mülkiyete konu olamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>4-Kişisel olmaması.</em> İnsanın vucudu, organları ve ceset kural olarak eşya sayılmaz. İnsan  vucudu ile kaynaşmış takma organları eşya sayılmaz, ayrılmış olan saç,  takma diş eşya olarak nitelenir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>5-Ekonomik değer taşıması</em></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Eşyanın Çeşitleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Taşınır-Taşınmaz</strong>:   Taşınır eşya özüne zarar gelmeden bir yerden diğer bir yere  taşınabilen eşyadır. Örn. Otomobil. Taşınmaz eşya ise özüne zarar  vermeden bir yerden diğer bir yere taşınması mümkün olmayan eşyalardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Basit-Bileşik</strong>:  Basit eşya tek başına hukuki varlık taşıyan eşyalardır. Bileşik eşya  birden fazla eşyanın birleşerek tek bir eşya niteliği kazanmasıyle  oluşan eşyalardır. Birden çok yalın şeyin ayrılmaz bir biçimde  birleşmesinden meydana gelir ve onu meydana getiren şeylerden ayrı bir  varlığı olan eşyadır. Örn. Televizyon. Bileşik eşyayı meydana getiren  parçalara “<strong>mütemmim cüz</strong>” (bütünleyici parça) denir. Bunlar fiziki  varlıklarını korumakla birlikte bağımsız eşya olma özelliklerini  kaybetmişlerdir. Mütemmim cüzler arasında işlev açısından bir eşitlik  olabileceği gibi bir üst-alt ilişkisi de bulunabilir. Üst-alt ilişkisi  mevcutsa asli-fer-i mütemmim cüz ayrımı söz konusu olur. Menkul eşya  gayrimenkulle birleşince “<strong>fer-i mütemmim cüz</strong>” durumuna gelir ve  artık gayrimenkul hükümlerine tabi olur. Ayni hak üzerindeki her türlü  hak bütünleyici parçayı da kapsar. Bileşik eşyadan özüne halel gelmeden  ayrılabilen eşyalara “<strong>eklenti</strong>” (teferruat) denir. Örn. Gözlüğün  kılıfı. Asıl eşyanın mülkiyeti devredilirse bütünleyici parça da  devredilmiş olur. Aksi kararlaştırılmamışsa eklentiler de devredilir.  Ancak eklentilerde aksine anlaşma mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>C-Misli-Gayri misli</strong>: Sayı,tartı ve ölçü ile belirlenebilen taşınır eşyaya misli eşya denir. Örn. Buğday, para. Misli eşya harab olmaz “<strong>genu non perit</strong>”  yerini ayni cinsten ayni miktar başka eşya alabilir. Sayı, tartı, ölçü  ile değil ferden belirlenen eşyaya gayri misli eşya denir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>D-Tüketime tabi-Tüketime tabi olmayan</strong>: Bazı taşınır eşyadan istifade edilmesi veya  kullanılması  tüketilmesiyle mümkündür. Bunlara tüketime tabi eşya denir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>E-Özel mülkiyete tabi-Özel mülkiyete tabi olmayan</strong>:   Kamu hizmetine tahsis edilen eşyalar; Okul binaları, hastaneler,  ormanlar, kıyı şeritleri, sular, kültür ve tabiat varlıklarını koruma  kanununa tabi eşyalar devletin mülkiyetindedir. Özel mülkiyete konu  olmazlar. Bunların dışında kalan ve hiç kimsenin mülkiyetinde de  bulunmayan mallar da devletin mülkiyetinde sayılır. Bu gibi yerlerde  belirli şartlarda zilyetlik ile özel mülkiyet kazanılabilir.Kadastro  kanununda düzenlenmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devletin özel mülkiyetinde olan araziler (hazine arazileri) de  vardır. Devlet burada özel kişilerde olduğu gibi tasarrufta bulunabilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>HAK</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her hakta, haktan yararlanan bir aktif suje, yani hak sahibi ile  borç altına giren bir pasif suje yani borçlu taraf mevcuttur. Borcun  pasif sujesi, bazı haklarda belli bir şahıs veya şahıslardır. Hakka  riayet, saygı gösterme veya hakkın konusunu teşkil eden edimin yerine  getirilmesi, bu önceden belli şahıslardan talep edilebilir. Bu haklara “<strong>şahsi haklar</strong>”  denir. Örneğin bir otomobil satış sözleşmesi söz konusu ise, alıcı  taraf kendisine otomobilin teslimini ancak satıcı taraftan isteyebilir. <em>Şahsi haklar mevcut olmayan bir eşya üzerinde de kurulabilir</em>. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bazı haklarda ise hakkın pasif sujesi yani hakka riayetle, saygı  göstermekle yükümlü şahıslar gayrimuayyen yani önceden belli şahıslar  değildir. Daha doğrusu herkes, her şahıs hakka saygı göstermekle  yükümlüdür. Bunlara da “<strong>mutlak haklar</strong>” denir. Mutlak hakların üç çeşit objesi yani konusu olabilir:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Şahıslar Üzerinde</strong>: Şahıslar üzerindeki mutlak hakların en önemlisi şahsın bizzat kendisi üzerinde sahip olduğu”<strong>kişilik hakkı</strong>”, başkaları üzerinde sahip olduğu “<strong>velayet hakkı</strong>”dır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Eşyalar Üzerinde</strong>: Maddi mallar üzerinde sahip olduğu haklara “<strong>ayni haklar</strong>” veya nesnel haklar denir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Gayri maddi mallar üzerinde</strong>: Fikir sanat eserleri üzerindeki “<strong>telif hakkı</strong>”, buluş üzerinde “<strong>ihtira hakkı</strong>” diğer sınai ticari haklardan ibarettir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>AYNİ HAKLAR</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kişilere belli bir eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan haklara denir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Türk hukukunda MK’un eşya hukukuna ilişkin kuralları “<em>sadece ayni haklara uygulanır</em>” Kavram olarak üç temel unsuru vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> A-Mevcut belli bir eşya üzerindedir</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> B-Doğrudan doğruya hakimiyet sağlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> C-Herkese karşı etkilidir, herkese karşı ileri sürülebilen bir haktır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklar herkese karşı ileri sürülebilen dolayısıyle herkes  tarafından ihlali mümkün olan mutlak haklardandır. Bu sebeple kimin  hangi eşya üzerinde ne gibi ayni haklara sahip olduğunun başkaları  tarafından açıkça anlaşılması gerekir. Buna “<strong>aleniyet ilkesi</strong>”, ayni hakların kamuya açık olması ilkesi denir. Taşınmazlarda bu “<strong>tapu sicili</strong>”, taşınırlarda “<strong>zilyetlik</strong>”  vasıtasıyle sağlanmaktadır. Taşınmazlarda tapuda mal kimin adına  kayıtlı ise o kişi malın sahibidir. Aksini iddia eden kanıtlamak  zorundadır. Ayni şekilde bir taşınırın zilyedi de o malın sahibidir.  Aksini iddia eden kanıtlar.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Ayni Haklar ve Diğer Haklar Arasındaki Farklar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Ayni haklar herkese karşı ileri sürülebilir. Fakat şahsi haklar  yalnızca belirli kişilere  yani bağlı olduğu borçlandırıcı işlemin diğer  tarafına karşı ileri sürülebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Ayni haklar herkes tarafından ihlal edilebildiği halde şahsi haklar yalnızca belirli şahıslarca ihlal edilebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Ayni haklarda hak sahibi ile eşya arasındaki ilişki, doğrudan  doğruyadır. Hak sahibinin hakkını kullanabilmesi için bir aracı şahsa  ihtiyacı yoktur. Malik sahip olduğu eşyayı isterse tahrip eder. İsterse  başkasına temlik eder. Bunun için kimseden izin almak zorunda değildir.  Halbuki şahsi haklarda hak sahibi hakkını kullanabilmek için akdin diğer  yanından, bir edimde bulunmasını talep etmek zorunda olduğundan, eşya  ile arasındaki ilişki dolaylıdır. Bir aracı şahsı zorunlu kılar. Bir  alım satım akdinde, alıcının eşyayla ilişkisi, ancak satıcı vasıtasıyle  olmaktadır. O eşyanın kendisine teslimini yalnız satıcıdan talep  edebilir. Satım akdinin konusu olan eşya başkasının elinde ise, ona  karşı ileri sürebileceği bir talep hakkı yoktur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4-Ayni haklar sınırlı sayıdadır. Ayni haklarda “<em>tip yaratmada kişiler özgür değildir</em>”.Tipleri  kanun tarafından çizilmiştir. Halbuki sözleşme özgürlüğüne dayanarak  kişiler istedikleri çeşit ve kapsamda şahsi haklar yaratabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 5-Ayni haklar bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi  olmadığı halde, şahsi hakların kullanılması bir zamanaşımı süresine  tabidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklarla şahsi haklar arasındaki bu farklı özelliklere iki sonuç bağlamak mümkündür: </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Ayni haklar mevcut mallar üzerinde kurulabilir. Halbuki şahsi hakların “<em>henüz mevcut olmayan bir mal üzerinde</em>” kurulmasıda mümkündür</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Ayni haklardan hiçkimsenin muvafakati olmadan  feragat mümkündür. Şahsi haklardan feragat ise karşı tarafın  muvafakatına tabidir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Ayni hakların Eşyaya Bağlı Diğer Borç İlişkilerinden Farkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşyaya bağlı borç ilişkisi ile ayni haklar çoğunlukla birbirine  karıştırılırlar. Bir kimsenin sahip olduğu bir eşya dolayısıyle bir borç  yükümlülüğü altına girmesine “<strong>eşyaya bağlı borç</strong>” denir. Eşyanın  sahibi değiştikçe buna bağlı borcun yükümlüsü de değişir. Kira, iştira,  vefa gibi bazı şahsi haklar, tapuya şerh edildiğinde, gayrimenkulun  sonraki maliklerine karşı ileri sürülebilen birer “<strong>eşyaya bağlı borç ilişkisi</strong>” yaratırlar. Ancak şerh edilmekle ayni hak niteliğini kazanmazlar. Çünkü bu şekilde doğan eşyaya bağlı haklar, “<em>herkese karşı değil yalnızca gayrimenkulün sonraki maliklerine karşı</em>” ileri sürülebilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>AYNİ HAKLARIN ÇEŞİTLERİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklar, kişilere sağladığı yetkilere göre ikiye ayrılmaktadır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Mülkiyet Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 683  göre “<em> bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey  üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma  yetkisine sahiptir</em>”. Türk hukukunda “<em>liberal, sosyal bir mülkiyet anlayışı hakimdir</em>”. Bu  hak sahibine üç çeşit yetki verir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malı kullanma (<em>usus</em>)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Maldan yararlanma (<em>fructus</em>)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malda tasarruf etme, yani başkasına temlik etme, mal  üzerinde başka sınırlı ayni haklar tesis etme, malı tahrip etme (<em>abusus</em>)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eğer eşyaya tek bir kişi malik ise “<strong>müstakil mülkiyet</strong>”, birden fazla kişi malik ise “<strong>birlikte mülkiyet</strong>”  söz konusu olur. Birlikte mülkiyet ise, eğer malikler belli paylarla mala malik iseler “<strong>müşterek mülkiyet</strong>”, Belli payları olmaksızın ortaklık şeklinde mala malik iseler “<strong>elbirliği mülkiyeti</strong>” veya iştirak halinde mülkiyet söz konusu olur.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Sınırlı Ayni Haklar</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1.İrtifak Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hak sahibine, irtifak hakkı borçlusuna ait bir malı kullanma hakkı  veren yahutta mal sahibine mülkiyet hakkının tanıdığı bazı hakları  kullanmaktan kaçınma borcu yükleyen ayni haklara “<strong>irtifak hakları</strong>” denir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Eşyaya bağlı</strong>:  Bir gayri menkul üzerinde diğer bir gayrimenkul lehine tesis edilen  irtifaktır. Malın el değiştirmesi ile irtifak hakkı sahibi de değişir.  Örn. Geçit hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Şahsa bağlı</strong>: Bir şahsa bağlı olarak kurulan irtifaktır. Şahsın ölümü ile sona erer. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İntifa: Malı kullanma</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sükna: Evde oturma </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Karmaşık İrtifak hakkı</strong>: Hem şahsa hemde eşyaya bağlı olarak kurulabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üst hakkı (inşaat hakkı)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kaynak hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Diğer irtifaklar</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2.Taşınmaz Yükü (gayrimenkul mükellefiyeti)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmaz malikinin, “<em>bu taşınmaz dolayısıyle ve bu taşınmaz karşılık olmak üzere bir kimseye karşı verme veya yapma borcu altına girmesi</em>”dir. MK 839 “<em>bir taşınmaz malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar</em>”  Eğer borçlu bu borcu yerine getirmezse alacaklı o taşınmazı sattırıp  alacağını tahsil edebilir. Yani rehin hakkı ile desteklenmiştir.  Taşınmaz yükü en çok 20 yıl için kurulabilir. Belli şartlarda taraflar  sözleşmeyi feshedebilirler.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3.Rehin Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacaklıya borcun ifa edilmemesi halinde rehin konusu olan eşyayı  icra vasıtasıyla paraya çevirterek, alacağını, satım bedelinden tahsil  yetkisi veren, bir ayni haktır. Tasarruf yetkisi rehinli alacaklıya  geçmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Menkul rehni:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Teslimi meşrut (şart olan) menkul rehni</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Hapis hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Hak ve alacaklar üzerinde rehin</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Gayrimenkul rehni:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İpotek</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İpotekli borç senedi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İrat senedi</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>AYNİ HAKLARA HAKİM OLAN İLKELER</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Mutlak Olması İlkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklar, herkese karşı ileri sürülebilen haklardandır. Buna ayni hakların “<em>mutlak olma ilkesi</em>” denmektedir.Buna iki önemli sonuç bağlanabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> A)Herkese karşı etkili tam bir hukuki koruma sağlar. Mülkiyet hakkı’nda</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Eşya hukukundan kaynaklanıp kusur şartı aranmayanlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetliğine son verilmişse “<em>istihkak davası</em>” ile geri alabilir</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kullanması engelleniyorsa “<em>durdurma ve önleme</em>” davası açabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Kusursuz sorumluluk yoksa kusur şartı arananlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşyaya zarar verilmişse ve zarar verenin kusuru varsa “<em>haksız fiil davası</em>” ile bunun tazminini isteyebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> B)Bu hakların sağladığı yetkiler “<em>sahibinin kişiliğinde bölünemez</em>”.  Bir mala iki kişi müştereken malik olsalar, mülkiyet hakkının malike  tanıdığı her yetkiyi her iki malik de tam olarak kullanabilir. İstisnası  vardır. Örn. Emin sıfatıyle zilyedin yetkisi olmadan iyiniyetli  kişilere yaptığı tasarrufi işlemlerin geçerli olması.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Bir  taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukuki ilişkiye dayanarak  o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş olur. <strong>Hükmen teslim</strong> denilen bu işlem, üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni  kurallarından kurtulmak için yapılmışsa mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz</em>” MK 766. Bu durumda mülkiyeti devralanın durumuna “<strong>relatif mülkiyet hakkı</strong>” denir. Devredenin diğer alacaklılarına karşı ileri sürülemez.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Aleniyet İlkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kişilerin hangi eşya üzerinde hangi ayni haklara sahip olduğunun bilinmesidir. Taşınır eşyalarda bu açıklığı “<strong>zilyetlik</strong>”, taşınmazlarda ise “<strong>tapu sicili</strong>”  sağlar. Taşınır mülkiyetinin devri için zilyetliğin devri MK 763,  taşınmaz mülkiyetinin devri için kural olarak tapuya tescil şarttır MK  705. Tapu sicili ve zilyetlik ayni hakların sahiplerini belirlemede “<strong>kanuni  karine</strong>” yaratır. Bunun üç sonucu vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Devir fonksiyonu</strong>:  Zilyetlik ve tapu sicili ayni hakların naklini sağlar. Menkul  mülkiyetinin devri için zilyetliğin devri, taşınmaz mülkiyetinin devri  için tapuya tescil şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Isbat fonksiyonu</strong>:  Zilyet MK 985 veya tapu sicilinde malik görünen kişi MK 705 eşya  üzerinde mülkiyet hakkının sahibidir. Kanıtlamak zorunda kalmadan  haklarını ihlal eden kişilere karşı dava açabilirler ve aleyhlerine  açılan davalarda kendilerini savunabilirler.  Aksini iddia eden  kanıtlamak zorunda kalır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>C-İyiniyetin Korunması fonksiyonu</strong>: İyi niyetle kişilerin</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınırlarda</span><span><span>à</span></span><span>Emin  sıfatıyle zilyetten, mal iktisabı korunur. Bu koruma mutlak değildir.  Eğer mal sahibinin elinden rızası ile çıkmışsa korunur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazlarda</span><span><span>à</span></span><span>Tapu  sicilinde malik olarak görünen kişilerden iyiniyetle hak iktisabı  korunur.  Mutlak olarak korunmuştur. İyiniyet malın iktisabı anında  aranmaktadır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Sınırlı Sayı, Tipe Bağlılık</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklar kanunda sınırlı sayıda olarak sayılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-MK’nun tanıdığı ayni haklar  i)Mülkiyet, ii)İrtifak  hakları, iii)Taşınmaz yükü ve iv)Rehin haklarıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Geçerliğini koruyan MK dan önceki haklar: i)Örfi belde, b)Paftos, c)Gedik  hakları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kişilerin ayni hakların muhtevalarını değiştirebilme imkanı, sükna, intifa, kaynak hakkına göre “<em>irtifak hakkında geniş</em>”, diğerlerinde son derece dardır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>4-Muayyenlik İlkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Muayyenlik ilkesi, ayni hakların, ancak önceden mevcut belirli  eşyalar üzerinde kurulabileceğini ifade eder. Ayni hakların etki alanına  sadece eşyanın aslı değil, bütünleyici parçaları ile istisna edilmeyen  eklentileri de dahil olur. Bir ayni hakkın, eşyanın yalnız bir bölümünde  kurulması mümkün değildir. Ancak geçit hakkında olduğu gibi, ayni  haktan istifade, eşyanın fiilen yalnız bir bölümünün kullanılması  şeklinde olabilir. Ancak bu hak, “<em>eşyanın tamamını takyit eder</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu ilke sınırlı ayni haklarda özel bir öneme sahiptir. Bir  kimsenin tüm mal varlığını kapsayacak şekilde rehin hakkı tesisi mümkün  değildir. Rehin hakkı konusu önceden ferden belirlenmelidir. Muayyenlik  ilkesinin eşya hukukunda bazı istisnaları vardır.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Bir taşınmazın tamamı üzerinde değil de, sadece bir müşterek mülkiyet payı üzerinde, ayni haklar kurulabilir. Örn. “<em>paylı mülkiyette paydaşın payı üzerinde rehin hakkı tesis etmesi</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İntifa hakkının konusu bir mal varlığı veya alacak hakları olabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sükna hakkının konusu, bir evin tamamı değil bir kısmı da olabilir </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Toplu rehin şeklinde birden fazla taşınmazın, tek bir rehin hakkının konusu olması mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kat mülkiyeti, bir binanın tamamı üzerinde değil, bağımsız bir bölümü üzerinde kurulmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Devre mülk hakkı, bir taşınmaz payına bağlı olarak, bir zaman dilimi üzerinde kurulmaktadır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>4-Zamanaşımına ve Hak Düşürücü Süreye Tabi Olmama</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni hak sahiplerine, üçüncü kişilere karşı tanınan haklar  zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı değildir. Malik elinden çıkan  eşyasını aradan ne kadar süre geçerse geçsin, istihkak davasıyla her  zaman geri iadesini sağlayabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet hakkını kazanan üçüncü bir  şahıs olmadıkça, malik ne kadar uzun süre kullanmamış olursa olsun,  mülkiyet hakkını kaybetmiş olmaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>5-Ayni Hakların Başkalarına Devredilebilirliği</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni haklar kural olarak başkalarına devredilebilirler. Bununla birlikte, “<em>temlik serbestisinin kanuni ve iradi sınırlamaları olabilir</em>”. Şahsa bağlı irtifak haklarının (intifa ve sükna) başkalarına devri mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malik başkalarıyle yaptığı sözleşme ile tasarruf yetkisini  sınırlandırması ancak tapuya şerh edilirse üçüncü kişilere karşı etkili  olur. Şufa, iştira, vefa sözleşmeleri de böyledir. İpotekli borç senedi  ve irad senedinde, alacak ve taşınmaz değerinin piyasada tedavülü  amaçlandığından bu şekilde temlik yasağı, üçüncü kişilere karşı, mutlak  olarak geçersiz olur.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>5-Kıdeme Öncelik İlkesi </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşya hukukundaki bu ilkeye göre kıdemli olan, yani önce tesis  edilmiş olan ayni hak, sonra tesis olanlardan önce gelecektir.  Taşınmazlar üzerinde tesis olunan ayni haklar kıdem sırasını, “<em>tapuya tescil ve yevmiye defterine yazım</em>” tarihine göre almaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz rehinlerinin kendi aralarında öncelik sırası, kıdem esasına göre değil, bağlı oldukları dereceye “<em>sabit derece ilkesi</em>”göredir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>6-Mülkilik İlkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kural olarak medeni kanun hükümleri vatandaşı takip ettiği halde,  ayni haklarda bu şahsilik prensibi geçerli değildir. Ayni haklarda “<em>mülkilik ilkesi</em>” geçerlidir. Eşyanın bulunduğu yer hukuku uygulanır. Taşınır mallarda ise “<em>malın son bulunduğu yer</em>” hukuku uygulanır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Eşya Hukukunda Halefiyet</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Cüz’i halefiyette, eşyaya bağlı bir borç ilişkisi mevcut  olmadıkça, bir şahsi hak eşyanın sonraki müktesiplerine karşı ileri  sürülemez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Külli halefiyette, sonraki maliklere karşı ileri sürülebilir. Bir  malvarlığının kanunun öngörmüş olduğu şekil şartlarının gerçekleşmesine  gerek olmaksızın, başkalarına intikalidir. Tipik örneği mirasın  intikalidir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>EŞYA HUKUKUNUN KAYNAKLARI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Temel kaynak “<em>Medeni Kanun</em>”dur.Bazı özel kanunlar da eşya hukukuna kaynaklık etmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kadastro ve tapu tahriri kanunu</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu kanunu</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz zilyetliğine yapılan tecavüzün önlenmesi hakkında kanun</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kat mülkiyeti kanunu</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Orman köylüsünün kalkınma ve desteklenmesine ilişkin kanun</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Orman kanunu</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Arsa Ofisi kanunu</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ZİLYETLİK</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetlik, tapu sicilinin taşınmazlarda oynadığı hukuki rolü,  taşınırlarda oynar. Her iki müessesenin de ana amacı, ayni haklara “<em>aleniyet kazandırmaktır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mülkiyet hakkı “<em>eşya üzerinde hukuki bir hakimiyet</em>” olarak tanımlanırken, Zilyetlik “<em>eşya üzerinde fiili bir hakimiyet sahibi olma </em>”halidir . Zilyetliğin tanımında “<em>eşya üzerinde bir menfaatin mevcudiyeti</em>” yer almaz. Bir eşyanın zilyedi olabilmek için iki unsurun gerçekleşmesi gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Fiili hakimiyet (Corpus)</strong>: Zilyet ile eşya arasında yer itibarıyle yakınlık, maddi bir ilişkidir. Eşya üzerindeki fiili hakimiyetin</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Az veya çok, “<em>belirli ölçüde devamlılık</em>” taşıması gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tekrar kurulacak şekilde geçici kaybı zilyetliğin  kaybına yol açmaz. Bir kişinin eşya üzerindeki fiili hakimiyetini hayat  tecrübelerine göre de çıkarabiliriz. Örn. Kapı önüne parkedilen araba  üzerindeki fiili hakimiyetimiz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kendi fiili hakimiyetini tanıyan kiracı, taşıyıcı,  tamirci gibi bir kişiye bırakmış olması halinde de bu kişiler  vasıtasıyla, eşya üzerindeki fiili hakimiyeti devam ediyor sayılır.  Ancak bu kişiler birinci zilyedin eşya üzerindeki fiili hakimiyetini  tanımazlarsa, artık onun eşya üzerindeki zilyetliği de, sona ermiş olur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mahkeme bir dava sonunda zilyetliği devretme kararı verse “<em>kişi mahkeme kararı ile zilyetliği kazanabilmiş olmaz</em>” </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Zilyetlik iradesi</strong>: Zilyetlik, “<em>bir eşyayı zilyet olma iradesi ile fiili hakimiyet altında bulundurma olarak tanımlanabilir</em>”. Bir eşya üzerinde devamlı bir hakimiyet kurma iradesi “<strong>animus possidendi</strong>” olarak tanımlanmaktadır. Savigny bunu malik gibi davranma iradesi “<em>animus donendi</em>”, Jhering yararlanma amacıyle hakim olma iradesi “<em>animus tenendi</em>” olarak tanımlıyordu.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kişinin eşyaya zilyed olma iradesi olmadıkça, eşyanın zilyedi  olması mümkün değildir. Bir kimse cebine gizlice konan esrarın veya  paranın konduğu anda sırf eşyanın “<strong>eylemli hakimiyet</strong>”inde olması  sebebiyle zilyedi olamaz. Bir kimsenin haberi olmadan fiili hakimiyet  sahasına bırakılan şeyler üzerinde zilyetlik iradesi oluşacağı kabul  edilebiliyorsa, buna “<strong>farazi zilyetlik iradesi</strong>” denir. Örn. “<em>dükkanında bulunmadığı sırada borçlunun ifa amacıyla mal bıraktığı alacaklı</em>” zilyettir. Sadece “<em>miras yoluyla zilyetlik iktisabında, zilyetlik iradesinin oluşumuna gerek yoktur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetlik iradesi ayni zamanda, zilyetliğin kazanılmasında, zilyedin “<em>temyiz kudretine sahip olmasını</em>” da gerekli kılar. Örn. Ayırtım gücü olmayan “<em>denizden balık yakalasa zilyet değildir</em>”.  Bu, özellikle mülkiyetin işgal ve ihraz yoluyla kazanılmasında önem  kazanır. Zilyetlik iradesinde (bir defa doğduktan sonra) devamlılık  aranmaz. “<em>Fiili hakimiyetin varlığı zilyetlik iradesinin varlığına karine teşkil eder</em>”. Aksini iddia eden kanıtlamak zorundadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yargıtay taşınmazın “<strong>ekonomik olarak kullanılmasını</strong>” zilyetliğn bir unsuru olarak kabul etmektedir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Zilyetliğin İşlevleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1.Taşınır mallar üzerindeki haklarda “<em>aleniyeti sağlar</em>”. Taşınmazlar üzerinde “<em>ayni hakların aleniyet kazanmasına hizmet etmez</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2.Taşınırlarda kural olarak “<em>mülkiyetin nakli ve diğer ayni hakların tesisi</em>” zilyetliğin devri ile mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3.Üçüncü şahısların iyiniyetle malik olmayan zilyetlerden  iktisapettikleri ayni haklar, bazı istisnalar dışında korunur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4.Zilyetlik, ayni hakların kazanılmasına hizmet eder:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Taşınırlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-İhraz</strong> yoluyla kazanaılmasına  hizmet eder. “<em>sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle zilyetliğine geçiren kimse, onun maliki olur</em>” MK 767. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-<strong>Zamanaşımı:</strong> “<em>Başkasının  taşınır bir malını davasız ve aralıksız 5 yıl iyiniyetle zilyetliğinde  bulunduran kimse zamanaşımı yoluyla o taşınırın maliki olur</em>” MK 777</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Taşınmazlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>i-İşgal</strong>: “<em>Tapu  kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması,  ancak kaydının malikinin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.  Tapusuz taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz</em>” MK 707.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">ii-<strong>Zamanaşımı</strong>: -<strong><em>Olağan Zamanaşımı</em></strong>: “<em>Geçerli  ve hukuki bir sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi,  taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak <strong>10 yıl</strong> süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez</em>” MK 712.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Olağanüstü zamanaşımı</em></strong>:  “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız  olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o  taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet  hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” MK 713.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 5.Zilyetlik, hukukumuzda bir hak olmamakla birlikte “<em>hukukun koruduğu</em>” bir durumdur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 6.Zilyetlik “<em>şahsi hakların kuvvetlenmesini</em>”, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülmesini sağlayabilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Zilyed-Zilyed Yardımcısı (Hizmet Zilyedi)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir kimse, bir eşyayı zilyed olma iradesiyle değil de, başkasına  bir hizmet ifa etmek amacıyle elinde bulunduruyorsa, bu şahsa zilyed  değil “<strong>zilyed yardımcısı</strong>” denir. Zilyet yardımcısı:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Asıl zilyedin emir ve talimatıyle hareket eder. Altlık-üstlük ilişkisi vardır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetle arasındaki ilişki dıştan açıkça görülebilir nitelikte olmalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşyayı kendisi için değil zilyedin bir hizmetini ifa etmek için kullanır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşya üzerinde bir ayni veya şahsi hak iddiasında bulunmamalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyet yardımcısından “<em>iyi niyetli iktisaplar korunmaz</em>”. Zilyet yardımcısı “<em>zilyetlik davaları da açamaz</em>”. Zilyet yardımcısı “<em>zilyetliği kuvvet kullanarak koruyabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mala sınırlı veya ayni veya şahsi bir hakka dayanarak zilyet olan  kişi, malikin mülkiyet hakkını inkar ederse fiili “<em>görevi kötüye kullanmak</em>” veya “<em>zimmet suçu</em>” sayılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyed yardımcısı başkasının, zilyetliğini tanır ve eşya üzerinde  hiçbir ayni veya şahsi hak iddiasında bulunmaz. Zilyedin zilyetliğini  inkar veya gasb ederse, kendisi malın asli zilyedi haline gelir. Ama  ceza hukuku anlamında “<em>hırsızlık</em>” suçunu işlemiş olur.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Zilyetliğin Hukuki Niteliği</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetlik bir hak değildir, sadece hukukun koruduğu ve bazı  sonuçlar bağladığı bir fiili durumdur. Bununla beraber arkasında gizli  bazı haklar vardır. Ancak zilyetliği hak olarak kabul edersek hırsızın  zilyetliğini korurken çaldığı eşya üzerinde meşru bir hakkı olduğunu  kabul etmemiz gerekecektir. Halbuki hukuk düzeni, hırsızın zilyetliğini  korurken , subjektif bir hakkın korunması amacıyle değil, hukuk  güvenliğini ve kamu düzenini muhafaza amacıyle hareket etmektedir.  Zilyetlik “<em>doktrine göre hukukun koruduğu bir durumdan ibaret uygulamaya göre ayni bir haktır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Zilyetliğin Konusu</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni hakların konusu olabilen taşınır ve taşınmaz eşyalar,  zilyetliğe de konu teşkil ederler. Ayni haklara konu olmayan, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bütünleyici parçalar, asıl eşyadan ayrı olarak zilyetliğin konusu  olabilirler. Örn.Bir evin duvarının reklam için kiraya verilmesi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kamu malları zilyetliğin de konusu olamazlar. Örn “<em>devlet orman arazisi</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kamu hizmetine tahsis olunan ve menfaati umuma ait taşınmazlar MK  göre zilyetliğe konu olmazlar. Ancak 3091 sayılı TZYTÖK uygulama  yönetmeliği bu taşınmazlar üzerindeki kamu hukukundan doğan hakimiyet  ilişkisini de zilyetlik olarak vasıflandırmıştır ve idari korumaya  almıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dağlık, taşlık arazi  ihya ve  zilyetlikle iktisabı mümkün olduğundan, bu araziler üzerinde zilyetlik  tesisi mümkündür</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Para ve kambiyo senetleri ile hisse senetleride  zilyetliğe konu olur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İrtifak hakları ve taşınmaz yükü de zilyetliğe eş sayılmıştır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ZİLYETLİĞİN ÇEŞİTLERİ</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Hakka Dayanan-Hakka Dayanmayan Zilyetlik</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyet eşya üzerinde ayni zamanda bir ayni veya şahsi hakkın sahibi ise “<strong>hakka dayanan zilyetlik</strong>”,  buna karşılık zilyedin eşya üzerinde hiçbir ayni veya şahsi nitelikte  bir hakkı bulunmaksızın fiili hakimiyeti varsa, buna da “<strong>hakka dayanmayan zilyetlik</strong>” denir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Haksız  zilyet, eşya üzerinde zilyetliğine esas teşkil eden bir hakkı  olmadığını bilmiyor veya bilmesi gerekmiyorsa, bu tür haksız zilyede de “<strong>iyi niyetli haksız zilyet</strong>” denir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Asli Zilyetlik-Fer’i Zilyetlik</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir şeye, malik sıfatıyla veya malik olma iradesiyle zilyed olan kişinin zilyetliğine “<strong>asli zilyetlik</strong>” denir. Örn.”<em>bir malın maliki</em>” veya “<em>onu çalan hırsız</em>”; buna karşılık sınırlı bir ayni hakka veya şahsi hakka dayanarak zilyed olan kişinin zilyetliği de “<strong>fer’i zilyetlik</strong>”tir. Örn. “<em>bir evi kiralayıp kullanan kişi</em>” fer’i zilyettir. Fer’i zilyet “<em>mülkiyet dışında bir ayni veya şahsi hakka dayanan zilyettir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşyayı, sınırlı bir ayni veya şahsi hak tesisi amacıyle başkasına teslim eden malik, “<strong>bağımsız zilyet</strong>”, eşyayı bu amaçlarla teslim alan zilyette “<strong>bağımlı zilyet</strong>” sayılmaktadır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Vasıtalı-Vasıtasız Zilyetlik (Dolaylı-Doğrudan)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir kimse eşya üzerindeki fiili hakimiyetini doğrudan doğruya kullanabiliyorsa “<strong>vasıtasız (doğrudan) zilyetlik</strong>”, buna karşılık zilyedin, eşya üzerindeki fiili hakimiyetini kullanması başka bir kişi vasıtasıyle mümkün olabiliyorsa “<strong>vasıtalı (dolaylı) zilyetlik</strong>” söz konusudur. Örn. Evini kiraya veren “<em>malik vasıtalı zilyet</em>”, “<em>kiracı vasıtasız zilyet</em>”tir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Fer’i zilyetler veya vasıtasız zilyetler malikin eşya üzerindeki  hakimiyetini inkar ettikleri an malikin zilyetlik sıfatı sona erer.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>4-Tek Başına Zilyetlik-Birlikte Zilyetlik</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir eşyaya, sadece bir kimsenin zilyet olmasına “<strong>tek başına zilyetlik</strong>”, birden fazla kişinin ayni mala zilyet olmasına “<strong>birlikte zilyetlik</strong>” denir. Birlikte zilyetten herbiri eşya üzerindeki zilyetliğini diğerlerinden bağımsız olarak kullanabiliyorsa “<strong>müşterek zilyetlik</strong>”, buna karşılık diğerlerinin katılması olmadan zilyetliğini kullanamıyorsa “<strong>iştirak halinde zilyetlik</strong>” veya “<strong>elbirliği zilyetliği</strong>” söz konusu olur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>5-Eşya Zilyetliği-Hak Zilyetliği</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşya zilyetliği, “<em>eşyalar üzerindeki zilyetlik</em>”tir. Bunun konusu taşınır ve taşınmaz eşyalardır. Hak zilyetlliği “<em>irtifak hakları üzerinde kurulabilen ama bir eşyaya zilyetliği gerektirmemesi ve bu hakkın eylemli kullanılmasıdır</em>”. Hak zilyetliği için iki şartın gerçekleşmesi gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Bu hakların eşyaya zilyet olmayı gerektirir  nitelikte bir irtifak hakkı olmaması gerekir. Örn. İntifa hakkı, hak  zilyetliği değildir, eşyaya zilyet olmayı gerektirir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Hak zilyetliği için bu hakların “<em>eylemli olarak kullanılması</em>” gerekir. Örn geçit hakkı gibi.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>6-Emin Sıfatıyle Zilyet</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir eşyaya, eşya maliki veya onun yetkili temsilcisinin rızası ile  zilyet olan kişilerin zilyetliğidir. Eşya malikinin güvenini kötüye  çıkaran emin sıfatıyle zilyet bu malı başkasına satarsa, iktisapeden iyi  niyetli ise iktisabı korunur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>7-Kendisi İçin Zilyet-Başkası İçin Zilyet</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşya üzerinde ayni veya şahsi bir hakka dayanarak zilyet olan kişilerin zilyetliğine “<strong>kendisi için zilyetlik</strong>”,  böyle bir hak iddiasında bulunmaksızın eşyayı taşıyıcı, vekil gibi  başkaları için elinde bulunduran kişilerin zilyetliğine de “<strong>başkası için zilyet</strong>” denir. Örn. “<em>müvekkiline ait bir mücevheri kasasında saklayan avukat</em>” mücevherin başkası için zilyedidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Başkası için zilyetler, eşyanın vasıtasız zilyedidir. Ama fer’i  zilyedi değildir. Çünkü eşya üzerinde ayni veya şahsi hakları bulunmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyed yardımcısından farkları ise dıştan üçüncü şahıslar  tarafından görülebilir açık bir bağımlılık (altlık-üstlük) ilişkisi  yoktur.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ZİLYETLİĞİN KAZANILMASI</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1)Zilyetliğin Aslen Kazanılması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir kimsenin bir mal üzerinde, bir başkasının rızası aranmaksızın,  kendi zilyet olma iradesi ile fiili hakimiyet tesis etmesidir.  Zilyetliğin, eşya üzerindeki önceki zilyetliğe dayanmaksızın, ondan  bağımsız olarak kazanılmasıdır. Sahipsiz eşyalar, yakalanan av  hayvanları üzerinde, hırsızın çaldığı eşya üzerinde kazanılan zilyetlik,  aslen zilyetliktir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Zilyetliğin  devredileceğine ilişkin taraflar arasındaki anlaşma, ehliyetsizlik veya  irade bozukluğu sebebiyle geçersizse, zilyetliğin devri geçersizdir.  Eşyanın teslimi gerçekleşmişse bu devren değil, aslen kazanma olur. Örn.  ayırtım gücü olmayan birisi eşyasını satıp devretse, “<em>devralan zilyetliği aslen kazanmış olur</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2)Zilyetliğin Devren Kazanılması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliği kazanan kişinin zilyetliği, önceki zilyedin rızasına  dayanıyorsa, zilyetlik devren kazanılmıştır. Zilyetliğin devri illi bir  hukuki fiil değil “<em>soyut bir hukuki işlem</em>”dir. Yani zilyetliğin  devrine esas teşkil eden satış, kira, rehin gibi hukuki işlemler  geçersiz olsa bile, zilyetliğin devri işlemi bunlardan soyut olarak  geçerliliğini muhafaza eder. Ayırtım gücü olan kısıtlı eşyasını satıp  teslim etmişse “<em>zilyetlik devren kazanılmış</em>” olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devren kazanma iki şekilde olur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Eşyanın Teslimiyle Kazanma</strong>: Zilyetliğin teslim yoluyla devrinde “<em>fiili hakimiyeti sağlayacak imkanın yaratılması</em>” yeterlidir. Zilyetliğin devrinin iki unsuru vardır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">(<strong>Consensus + Res</strong>) </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i-Anlaşma</strong>: Taraflar arasında zilyetliğin devrine ilişkin anlaşma,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Eşyanın teslimi</strong>: Üç şekilde gerçekleşmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-Eşyanın aynının teslimi ile</strong>:  Salt eşyanın kendisinin karşı tarafa teslimi ile zilyetlik devredilmiş  olmaz. Bundan önce taraflar arasında zilyetliğin devrine ilişkin  sözleşme gerekir. Eğer devredenin temyiz kudreti yoksa, zilyetlik devren  değil aslen kazanılmış olur. Zilyetliğin devri bir hukuki işlem değil  bir hukuki fiil sayıldığından devredenin “<em>sadece temyiz kudretine sahip olması</em>” yeterli sayılmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Aracın teslimi</strong>:  Eşyayı fiili hakimiyetine sokacak, bir vasıtanın teslimi de yeterlidir.  Satılan evin veya otomobilin anahtarlarını teslim gibi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Fiili hakimiyet kurma imkanının teslimi</strong>:  Devredenin iktisapedene eşya üzerinde fiili hakimiyet kuracak imkanları  sağlamasıdır. Örn. Abone olunan gazetenin kapı önüne bırakılması.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Zilyetliğin Teslimsiz Kazanılması</strong>: Eşyanın vasıtalı zilyetliğinin, hukuki muamele yani tarafların karşılıklı irade beyanı ile devredilmesine  “<em>zilyetliğin teslimsiz devri</em>”  denir. Zilyetliğin, teslimsiz iktisabı, dörde ayrılarak incelenmektedir  a)Kısa elden teslim, b)Hükmen teslim, c)Zilyetlik havalesi, d)Eşyayı  teslim eden senetlerin teslimi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Kısa elden teslim (Brevi manus traditio)</strong>:  Kısa elden teslimde, zilyetliği iktisapeden daha önce zaten eşyanın  vasıtasız zilyedidir. Fer’i zilyet, haksız zilyet, zilyet yardımcısı  gibi sıfatlarla malı zaten elinde bulundurmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Hükmen teslim</strong>: Zilyedin “<em>eşya  üzerindeki vasıtalı zilyetliği başkasına devrettikten sonra kendisinin  özel bir hukuki nedene dayanarak eşyayı vasıtasız zilyeliği altında  tutmasıdır</em>”.. Örn. Otomobilini satan kişinin kiralayarak kullanması.  Bu durumda sadece vasıtalı zilyetlik nakledilmekte, önceki zilyet, yine  eşyanın vasıtasız zilyedi olarak kalmaktadır. Bunun koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taraflar arasında zilyetliğin devrine ilişkin sözleşme</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Devreden zilyedin kira, ariyet gibi nedenle vasıtasız zilyetliğe devamı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu işlem “<em>üçüncü  kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni kurallarından kurtulmak için  yapılmışsa mülkiyetin intikali üçüncü şahıslara etkili değildir</em>”.MK  766. Hükmen teslimde, eşyayı doğrudan hakimiyeti altında bulunduran  şahıs, bir zilyetlik iktisapetmemekte, bilakis başkası lehine vasıtalı  zilyetlik tesis etmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Zilyetlik havalesi</strong>:  Bir kimsenin, bir eşya üzerinde sahip olduğu vasıtalı zilyetliği,  sözleşmeyle başkasına nakletmesine, zilyetlik havalesi denir. Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetliği nakledenin vasıtalı zilyetliğini tanıyan vasıtasız bir zilyet olmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir havale sözleşmesi yapılmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İktisab edenin, eşyanın vasıtasız zilyedi olmaması gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetlik havalesi, üçüncü şahsın durumunu ağırlaştırmamalı, onun haklarını ihlal etmemelidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d)Eşyayı temsil eden senetlerin devriyle kazanılması</strong>:  YMK 980, taşıma senedi, konişmento, makbuz senedi, varant gibi kıymetli  evrak niteliğinde senetlerin devrini, eşyanın devri niteliğinde  sayarak, taşıyıcı veya antrepocudaki eşyaların zilyetliğinin teslimsiz  devrine olanak tanımıştır. Antrepocu ve taşıyıcı birer emin sıfatıyle  zilyet durumundadır. Bu nedenle antrepocu veya taşıyıcıdan iyiniyetle  mal iktisabı korunmaktadır. Hatta  “<em>eşyayı temsil eden senetlerin devriyle, karşılaşsa dahi iyiniyetle mal iktisabı korunmaktadır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>3-Zilyetliğin Tesisen Kazanılması</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyedin kendi zilyetliğini muhafaza ederek, bu zilyetliğine  dayanarak başkası için de, eşya üzerinde zilyetlik tanımasıdır. Örn. “<em>bir otomobil kiralayarak teslim alan, bu otomobilin zilyetliğini</em>” tesisen kazanmış olur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>4-Zilyetliğin Kazai Yoldan Kazanılabilirliği</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliği devir taahhüdü yerine getirilmediğinde açılan ifa davasında, “<em>mahkemenin kararı zilyetliğin kazanılması için yeterli değildir</em>”, ifa yapılırsa zilyetlik devren kazanılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eski zilyedin açtığı zilyetliğin iadesi davasında, kararın infazı  ile yeniden zilyetlik kazanılır. Bu bir devren kazanma olmadığı için  aslen kazanmadır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ZİLYETLİĞİN KAYBEDİLMESİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin kaybı için eşya üzerindeki fiili hakimiyetin, devamlı,  tekrar tesisi mümkün olamayacak şekilde kaybedilmesidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin gasp edildiği hallerde, zilyedin kuvvet kullanarak  eşyayı geri alabileceği süre içinde fiili hakimiyet kaybı geçicidir ve  zilyetlik devam eder. Ancak gasp fiili, suç üstü olmaktan çıkmış ise,  zilyetlik gasp edene geçer ve kaybedilmiş olur. Bir eşya üzerinde  zilyetliğin kaybı iki şekilde olur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-Zilyedin iradesiyle, zilyetliğin kaybı</strong>: Zilyedin eşyayı iradi olarak terki (çöpe atmak) veya devretmesidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Zilyedin iradesi dışında, zilyetliğin kaybı</strong>: Eşyanın gasbedilmesi, vasıtasız zilyedin vasıtalı zilyedin zilyetliğini inkar etmesi, eşyanın kaybedilmesi  “<em>eşyanın tahrip olması</em>”gibi. Kamulaştırma da, zilyetliğin irade dışı kayıp hallerinden biridir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin irade dışı kayıplarında, eski zilyet zilyetlik davası  açabildiği ve iyiniyetli ayni hak iktisapları korunmadığı halde,  zilyetliğin iradi kayıplarında iyi niyetli hak iktisapları  korunmaktadır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ZİLYETLİĞİN KORUNMASI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanunumuz zilyetliği sadece bir fiili durum olarak korumuştur.  Zilyetliğin bir hakka dayanıp dayanmaması, zilyetliğin korunması  açısından önemsizdir. Zilyetlik her türlü hukuka aykırı tecavüze karşı  korunmuştur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her türlü zilyet asli-fer’i, vasıtalı-vasıtasız, haklı-haksız  zilyet zilyetliği koruyucu imkanlardan yararlanır. Üç yolla  korunmaktadır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Kuvvet Kullanarak Korunması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 981  “<em>zilyet, her türlü <strong>gasp</strong> veya <strong>saldırıyı</strong> kuvvet kullanarak defedebilir</em>.” Kuvvet kullanarak zilyetliği “<em>her türlü zilyet ve zilyet yardımcıları</em>” hatta “<em>haksız zilyetler</em>” de koruyabilir. Bu sırada tecavüz eden insanın şahsına veya malına verdiği zararlardan da sorumlu olmaz. Ancak bu koruma “<em>hayvanlara karşı geçerli kabul edilmez</em>”. Bu koruma BK 52 deki ihkakı haktan farklıdır. İhkakı hakta “<em>öncelikle  devlet güvenlik güçlerinin hakkın korunması için müdahale imkanı  araştırılması gerekirken, zilyetliğin bu yolla korunmasında böyle bir  önşart aranmaz</em>”. Zilyetliğin kuvvet kullanılarak korunmasında “<em>zilyetliği ihlal edenin kusurlu olması zorunlu değildir</em>”. Korumanın konusu;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1.Zilyetliğin Gasbı</strong>: Kuvvet kullanmanın koşulları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Gasbın şekli</strong>:  Zilyedin rızası olmaksızın, hukuka aykırı olarak eşya üzerindeki fiili  hakimiyetine son verilmesidir. Taşınmazlarda gasb edeni kovarak,  taşınırlarda gasbedilen eşyayı geri alarak tekrar fiili hakimiyetine   alabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Suçüstü Olma</strong>: Zilyet ancak suçüstü halinde “<em>eylem sırasında veya kaçarken</em>”eşyayı kuvvet kullanarak geri alabilir. Daha sonra alamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Savunmada oranlılık</strong>: Zilyedin savunması, sadece gasbı önlemeye yönelik ve ölçülü olmalı, aksi takdirde yapılan savunma, hukuka aykırı olacaktır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2.Zilyetliğe Tecavüz</strong>: Zilyedin eşya üzerindeki fiili hakimiyetini kullanmasına engel olunması veya zorlaştırılmasına “<em>zilyetliğe saldırı (tecavüz)</em>” denilmektedir. Gerek gasb, gerek tecavüz hallerinde, zilyetliği ihlal eden kişinin kusurlu olması gerekmez. Eylemin “<em>hukuka aykırı olması</em>”  yeterlidir. Bir kimsenin arsasına çöp dökülmesi, arabasının lastiği  patlatılarak kullanmasına engel olunması, bir zilyetliğe saldırı teşkil  eder. Zilyetliği savunmak için kullanılan kuvvet, ancak bu tecavüzü  önleyecek ölçüde olmalıdır. Ölçü aşılırsa mütecavize verilen  zararlardan, zilyet sorumlu olur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Zilyetlik Davaları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir eşya üzerindeki fiili hakimiyete yönelen ihlalleri, yargısal  yolla ortadan kaldırmak için, zilyet tarafından açılan davalara “<strong>zilyetlik davası</strong>” denir. Zilyetlik davası sonunda verilen karar “<em>kesin hüküm teşkil etmez</em>”. Hırsızın dahi, malı kendinden geri gasbeden malike karşı, zilyetlik davası açma hakkı vardır. Zilyetlik davalarında “<em>davalının üstün hak iddiası</em>” dinlenilmez. Ancak “<em>davacının rızası veya davalı üstün hakkını derhal kanıtlayabilecek durumda ise iadeden kaçınabilir</em>”. Zilyetlik davaları “<em>fer’i zilyetler tarafından asli zilyetlere karşı da açılabilir</em>”. Zilyetlik davaları iki amaca hizmet eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1)Zilyetliğin iadesi (Yedin İadesi) davası</strong>: Eşyanın tekrar zilyede iadesini sağlar. Zilyetliğin iadesi davasında davacı “<em>eski zilyet olduğunu, eşya üzerindeki fiili hakimiyetine rızası dışında davalının son vermiş olduğunu</em>”  kanıtlamak zorundadır. Eşya üzerindeki fiili hakimiyete son verilmiş,  taşınmaz ise işgal edilmiş, taşınır ise gasb edilmişse bu dava açılır.  Gasb ve işgalin davacının “<em>rızasına dayanmaması</em>”, hukuka aykırı olması gerekir. Bunun için davalı “<em>davacının zilyetliğinin haksız olduğunu ve eşyanın gaspını</em> <em>kendi hakkını sağlamak</em>” için işlemiş olduğunu ileri süremez. Çünkü zilyetliğin iadesi davası, sadece zilyetliği korumaya yönelik olup, “<em>bir hakkı koruma amacı taşımaz</em>”. “<em>Başkasının  zilyet bulunduğu şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka  sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür. Davalı o  şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek <strong>üstün bir hakka sahip</strong> olduğunu <strong>derhal</strong> ıspat ederse onu geri vermekten kaçınabilir</em>” MK 982 </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rıza  gösteren zilyedin temyiz kabiliyeti olması yeterlidir. Ancak üstün hak  iddiası ile açılacak davalarda ve tazminat davalarında rızanın hak  düşürücü etkiyi sağlaması zilyedin tam ehliyetli olmasına bağlıdır.  Zilyetliğin iadesi davası “<em>ayırtkan kısıtlı davacı, zilyetliğin ihlaline rıza göstermiş ise açılamaz</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin iadesi davasını her türlü zilyet açabilir. Sadece “<em>zilyet yardımcıları</em>” zilyetlik davası açamaz. Asli zilyet, zilyetliğini tanımayan fer’i zilyede karşı açabilir. Malı üçüncü bir şahıs gasbetmişse “<em>vasıtalı zilyet, malı vasıtasız zilyede iadeyi sağlamak koşuluyla</em>” bu davayı açabilir. “<em>Kamuya  ait yol, orman arazisi gibi, üzerinde zilyetlik tesisi mümkün olmayan  araziler veya mallar üzerinde fiili hakimiyet kurmuş kişilerin,  zilyetlik davası açabilmeleri mümkün değildir</em>”. Zilyet yapılan gasb sonunda bir zarara uğramışsa bunun tazminini de isteyebilir. Bu haksız fiil niteliğinde olduğu için “<em>davalının kusuru</em>”nun ıspatı gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin iadesi davası, zilyetliği gasp eden ve gasp edenin “<em>külli haleflerine karşı açılabilirse de, cüzi haleflerine karşı açılamaz,ancak cüzi halef kötü niyetli ise açılabilir </em>”.  A dan, H malı gasbetmişse ondan  gasbedenlere veya ölümü halinde  mirasçılarına karşı dava açılabilir. Ama H malı satmış ve devretmişse  devralanlara karşı zilyetlik davası açılamaz. Ancak taşınır davası veya  istihkak davası açılabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2)Tecavüzün önlenmesi davası</strong>:  Eşya üzerinde zilyet tarafından fiili hakimiyetin kullanılmasını  zorlaştırılmış veya sınırlanmışsa açılır. Birinci koşul saldırının  davacının rızasına dayanmamasıdır. Bu davada da zilyedin eşya üzerindeki  bir hakkının varlığı veya yokluğu tartışılmaz. Gasptan doğan zilyetlik  davalarından farklı olarak davalı üstün hakkını hemen kanıtlayacak olsa  bile dinlenmez. Zilyetliğe tecavüzden doğan davalar; Zilyetliğe tecavüz: </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Başlaması kuvvetle muhtemelse “<em>tecavüzün men’i</em>”ni</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Başlamış devam ediyorsa saldırının sona erdirilmesi “<em>tecavüzün ref’i</em>”ni</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sonunda bir zarar doğmuşsa bunun “<em>tazminini</em>” isteyebilir. Tazminat davası haksız fiil niteliğinde olduğundan davalının kusurunun ıspatı şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Vasıtalı zilyetler iade davasından farklı olarak “<em>men davasını kayıtsız olarak açabilirler</em>” halbuki iade davasını “<em>eşyanın vasıtasız zilyede iadesi şartına bağlı olarak açabilmektedirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Zilyetlik Davalarında süre aşımı</strong>:  “<em>Zilyetlik davaları, gasp ve failin öğrenilmesinden itibaren <strong>2 ay</strong> ve her halükarda <strong>1 yıl</strong> içinde açılmalıdır”</em>.  Bu süreler hak düşürücü süreler olup hakimce re’sen  dikkate alınır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Muhakeme usulu</strong>: Basit usule tabidir. Verilen kararlar, ayni haklar bakımından kesin hüküm teşkil etmez. Temyizi kabildir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-İdari yoldan Korunması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3091 sayılı 1984 tarihli “<em>Taşınmaz mal zilyetliğine yapılan tecavüzlerin önlenmesi hakkında kanun</em>”  la olur. Bu kanunun uygulama alanlarını belirtmek için bir de  yönetmelik çıkarılmıştır. 3091 sayılı Kanunla, MK zilyetlik anlayışı  arasındaki fark “<em>3091 zilyetlik iradesi ve fiili hakimiyetin yanında, eşya üzerinde bir menfaat sahibi olmayı da aramaktadır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu kanunun uygulama alanına “<em>özel mülkiyete tabi taşınmazlar, kamu malı niteliğindeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazlar</em>” girer. Uygulama alanı MK dan daha geniştir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yönetmeliğe göre “<em>taşınmaz  mal arz üzerinde sabit olan tarla, bağ, bahçe, arsa, orman, ağıl,  apartman, dükkan, fabrika, otel gibi arazi, bina ve madenlerdir.</em>” 3091 sayılı kanuna göre zilyetliği ihlal olunan taşınmaz zilyetleri “<em>adli yargıda dava açabilecekleri gibi, mahallin en büyük mülkiye amirinden de bu ihlalin önlenmesini talep edebilirler</em>”. Yönetmeliğe göre 2 tür ihlal biçimi vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Zilyetliğe tecavüz</strong>: Kanun ve yönetmeliğe göre zilyetliğe tecavüz “<em>taşınmazı zorla veya zilyedinden habersiz işgal etmek, ele geçirmek veya aynında değişiklikler yapmaktır</em>”.. Fiilin “<em>zorla olması</em>” veya “<em>zilyetten habersiz</em>” gerçekleşmesi gerekir. Önemli olan nokta, tecavüzün “<em>zilyedin rızasına dayanmamış olması</em>”dır. Konut, dükkan, depo, ahır gibi damlı yapılarda yönetmeliğin uygulanablmesi için “<strong>fuzuli işgal</strong>” gereklidir. Fuzuli işgal, damlı bir taşınmazın, sahibinin izin ve rızası olmayarak işgal edilmesidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Zilyetliğe müdahale</strong>:  Zilyedin taşınmaz mal üzerindeki mutlak hakimiyetinin kısmen veya  tamamen ihlal edilmesidir. İdari makamlardan zilyetliğe yapılan tecavüz  ve müdahalelerin önlenmesini talep için, bu kanun ve yönetmeliğe göre  taşınmaz maliki olmak gerekmez “<em>her türlü zilyet koruma talebinde bulunabilir</em>”.  Hatta zilyetliği malikin rızasına dayanan zilyet, malike karşı koruma  talebinde bulunabilir. Paylı ve elbirliği halinde zilyetlikte yine “<em>her zilyet tek başına koruma talebinde bulunabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yönetmeliğin 10 md. göre zilyet “<em>taşınmaz bir maldan bir yarar sağlamak üzere, o taşınmaz malı fiili hakimiyetinde bulunduran gerçek ve tüzel kişilerdir</em>”. Birlikte mülkiyette, taşınmazın, diğer maliklerin rızasına dayanan “<strong>eylemli zilyedi</strong>”, diğer maliklere karşı korunmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz zilyetliğine yapılan tecavüzün önlenmesi için başvuru, taşınmaz mal, merkez ilçe sınırları içinde ise “<em>valiye</em>” diğer ilçelerde ise “<em>kaymakamlığa</em>” yapılması gerekmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kamu tüzel kişilerine ait taşınmazlarda başvuru kamu tüzel kişiliğinin yetkili temsilcisi tarafından yapılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Vali ve kaymakamlar kamu mallarına ve umuma ait taşınmazlara  vaki  tecavüzleri öğrendikleri zaman herhangi bir talep olmasa dahi doğrudan  soruşturma açmak zorundadırlar. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kamu  tüzel kişilerinin özel hukuk hükümlerine ait taşınmazlarına tecavüz  halinde yetkili temsilcilerin başvurusu gerekir. Valilik veya  kaymakamlık “<strong>15 gün</strong>” içinde başvuruyu soruşturarak olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>a)Başvurunun süresinde yapılmamış olması</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Başvurunun yetkili idari makama yapılmamış olması</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em> c)Anlaşmazlığın 3091 sayılı kanunla  halledilemeyecek hukuki mahiyette olması halinde başvurulan idari makam  talebi red edebilir</em>. Karara karşı idari yargı yolu açıktır.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Başvuru süresi yetkilinin “<em>tecavüzü öğrendiği tarihten itibaren <strong>60 gün</strong> ve her halükarda <strong>1 yıl </strong>dır</em>”. Ancak  “<em>devletin hüküm ve tasarrufunda olan taşınmazlar ile menfaati umuma</em> <em>ait</em> <em>taşınmazlara tecavüz ve müdahalelerde bir süre aşımı</em>” öngörülmemiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Karar verilinceye  kadar taraflar anlaşarak başvuru sahibi  başvurusunu geri alabilir. Dosya işlemden kaldırılır. Karar verildikten  sonra taraflar anlaşırsa veya harç yatırılmazsa yine dosya işlemden  kaldırılır. Harcı yatırılırsa karar infaz edilir. Görevlendirilen memur “<strong><em>5 gün </em></strong><em>içinde infazı yapar</em>”. Ancak idari mercilerin verdikleri kararların “<em>kesin olması, adli ve idari yargıda dava açmayı engellemez</em>”. Karar verilmeden “<em>mahkemeden doğrudan doğruya ihtiyati tedbir kararı da istenebilir, bunun için mahkemede dava açılmiş olması şartı gerekmez</em>” 3091/14/1. Karar verildikten sonra idare yönünden kesindir. Ancak mahkeme tarafından değiştirilebilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İdari mercilerce verilen taşınmaz zilyetliğine tecavüzün men’ine ilişkin karara karşı “<em>idari yargıda dava açılabileceği gibi üstün hak iddiasına dayanarak adli yargıda da dava açılabilir</em>”. Ancak, karar verildikten sonra ilgili uyuşmazlığa ilişkin olarak “<em>mahkemede dava açılmadan, adli mercilerden ihtiyati tedbir kararı</em>” talep edilemez 3091/14/2. İdari yargıya başvuru süresi “<strong>60 gün</strong>”dür.  İdarenin kararından sonra üstün hak iddiası ile mahkemede dava açılmış  ve mahkeme davacı lehine karar vermiş veya dava sonuçlanmışsa, bu idari  kararın hükmü kalmaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>EŞYA HUKUKUNDA HAK KARİNELERİ</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Taşınırlarda Zilyetliğe Bağlanan Hak Karineleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kural olarak zilyedin eşya üzerinde bir hakka sahip olduğu “<em>kanuni bir karine</em>” olarak kabul edilmektedir. Zilyetliğe bağlanan hak karineleri sadece taşınırlar için geçerlidir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Mülkiyet Karinesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a-Halihazır Zilyet Lehine Mülkiyet Karinesi</strong>:  Bir taşınır malın zilyedi onun maliki sayılır. Bu karineden sadece mala  doğrudan zilyet olanlar değil vasıtalı zilyetler de yararlanabilir.  Zilyet açılan davalarda mülkiyet hakkını ıspata mecbur değildir. Aksini  iddia eden kanıtlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Eski Zilyet Lehine Mülkiyet Karinesi</strong>: Eski zilyetler de zilyetliklerinin devamı süresince eşyanın maliki sayılmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eski zilyet bu karineye dayanarak taşınır davası açabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eski zilyet zilyetliği esnasında mala zarar veren  kişilere karşı açacağı tazminat davalarında, mülkiyet hakkının varlığı  gerekmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eski zilyet aleyhine üçüncü şahıslarda açılacak  davalarda, malın eski zilyedi va maliki olduğunu ileri sürerek kendini  savunabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eski zilyet yeni zilyet karşılaştığında; Eski  zilyedin mülkiyet karinesi sadece zilyet olduğu zamanla sınırlı  olduğundan artık mülkiyet hakkını kaybettiği kabul edilecek ve malik  olduğu iddiasında ise kanıtlaması gerekecektir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Başkasının mülkiyet karinesine dayanma: </strong>Malı  elinde bulundurup, başkasının mülkiyet karinesinden yararlanan kişi,  nakliyeci, depocu gibi mala başkası için zilyet olabileceği gibi, mal  üzerinde sınırlı bir ayni hak veya şahsi hak sahibi bir fer’i zilyet de  olabilir. Örn. Nakliyeci malikin mülkiyet karinesine dayanarak taşınır  davası açabilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Mülkiyet Dışında Hak Karineleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Bir  kimse şahsi bir hakka veya sınırlı bir ayni hakka dayanarak, taşınır  bir mala zilyet ise, bu hakların varlığı karine olarak kabul edilir</em>”. Ancak fer’i zilyetler “<em>bu karineyi, malı kendilerine vermiş olan kişiye karşı ileri süremezler</em>”  MK 986/1.  A bir eşyayı B ye rehnetmişse, B rehin hakkı karinesini A ya  karşı ileri süremez. Fakat C ye karşı ileri sürebilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Taşınmazlarda Hak Karinesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazlarda, zilyetliğin taşınırlarda oynadığı rolü, “<em>tapu sicili oynar</em>”. Taşınmaz hak ve zilyetlik karineleri “<em>sadece tapulu taşınmazlarda söz konusu olabilir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Tapulu Taşınmazlarda Hak Karinesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Hak karinesi</strong>:  Tapu sicilinde bir hakkın sahibi gözüken kişinin, o hakka sahip olduğu  karine olarak kabul edilir. Bu kaydın doğru olmadığını iddia eden  kanıtlayacaktır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Gerçekte malik olan fakat tapu kütüğünde malik gözükmeyen kişi, zilyetlik davası açamaz. Bu kişi önce “<em>tapu kütüğünün tashihi”ni sağlamalıdır</em> MK 1025.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Zilyet olma karinesi</strong>:  Aynî hakkın sahibi olarak tapu sicilinde görülen kişi ayni zamanda o  malın zilyedi sayılır. İleri sürecekleri taleplerde zilyetliklerini  kanıtlamak zorunda değildirler. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Tapusuz Taşınmazlarda Hak Karineleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu taşınmazlarda kanunla düzenlenmiş herhangi bir hak karinesi  mevcut olmadığından ancak hakkın varlığını ıspat suretiyle korunması  mümkündür. Zilyedin, zilyetlik davaları ve zilyetliğin idari yoldan  korunması, imkanlarından, tapusuz taşınmazların zilyetleri de  yararlanır. Bu davalar için öngörülen süre geçmiş ise, başvurabileceği  tek yol, hakkın varlığını ıspat ederek istihkak davası açmaktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapusuz taşınmazlarda emin sıfatıyle zilyedinden iyiniyetle ayni hak iktisabı da korunmaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINIRLARDA ZİLYETLİK HAK KARİNELERİNİN İŞLEVLERİ </span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Halihazır Zilyet</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hak karinesine dayanarak kendisini savunabilir. Eşya üzerinde  sahip olduğu hakkın varlığını kanıtlamak zorunda değildir. Mala zilyet  olanın, zilyetlik karinesinden yararlanabileceği kanunda kabul  edilmiştir MK 987. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Malın şimdiki zilyedi ile eski zilyet karşılaştığında, Kanun “<em>üstün hakka sahip olduğunu ıspat külfetini eski zilyede yüklemiştir</em>”. Fakat zilyet, şeyi gaspetmek suretiyle eline geçirmişse, bu karineden faydalanamaz MK 987/2. Bu durumda halihazır zilyet “<em>tercihe şayan hakkını derhal kanıtlarsa</em>” iadeden kurtulur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Taşınır davası</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eski zilyedin halihazır zilyedin “<em>hak karinesini çürüterek</em>” kendi zilyetlik karinesine dayanarak taşınır eşyayı geri almak için açacağı davaya “<strong>taşınır davası</strong>” denir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Zilyetlik davası için koşullar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>a-Olumlu şartlar</em></strong>: i-Eşyanın eski zilyedinin elinden rızası dışında çıkmış olması: </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Davalı zilyedin kötü niyetli olması. Eski zilyetin  bu iki şarttan birini kanıtlaması yeterlidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malın eski zilyedinin elinden rızası olmadan çıkması, çalınması,  gasb edilmesi ve kaybedilmesidir. Temyiz kudretine sahip olmayanların  yaptıkları devirde de,  “<em>rızalarının hukuki geçerliği olmadığından yine rıza dışı çıktığı kabul edilir</em>”. Ama bu durumda eski zilyet, zilyetliğe dayanarak bir taşınır davası açamaz. Burada mülkiyete dayanan “<em>istihkak davasının</em>” nın açılması gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">i-Rıza dışı çıkma halinde taşınır davası açmanın sınırları:</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Para ve hamiline yazılı senetleri iyiniyetle iktisap edenlere karşı taşınır<br />
davası açılamaz Mk 990.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Rıza  dışı elden çıkan mal, açık artırmadan, pazardan veya emsal eşyayı satan  bir tacirden iktisap edilmiş ise, malın iadesi davalı tarafından ödenen  semenin, davacı tarafından, davalıya ödenmesine bağlıdır MK 989. Bu  kişilerden iktisap edenler ise kendi ödediklerini değil önceki  müktesibin ödediğini talep edebilirler.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Davacı kendisi eşyayı kötü niyetle iktisap etmiş ise, kendisinden sonraki zilyetlere karşı taşınır davası açamaz MK 904.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Halihazır zilyedin kötüniyetle iktisap etmiş olması  halinde, davacı, davalının zilyetliği kötüniyetle iktisap ettiğini  kanıtlayarak, taşınır malın kendisine iadesini talep edebilir MK 991.  Bir mala “<em>kötüniyetle zilyet olan kişi, herzaman evvelki zilyet tarafından malı iadeye mecbur edilebilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kötüniyetten malın başkasına ait olduğunu bilerek iktisap eden  veya gerekli özeni gösterseydi, tasarrufta bulunanın malik olmadığını  veya tasarruf yetkisine sahip olmadığını anlayabilecek durumda olan  kişiler anlaşılır MK 3. İyiniyetin arandığı an “<em>malın iktisap edildiği andır</em>”. Daha sonra kötüniyetli hale gelse dahi kendisine karşı “<em>taşınır davası açılması  yukarıdaki sınırlamalara tabidir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>b-Olumsuz şart</em></strong>: Eski zilyedin “<em>kendi iktisabının kötü niyetli olmaması gerekir</em>”. Çünkü “<em>kendi iktisabı kötü niyetliyse kendinden sonrakilerine karşı taşınır davası açamaz”.</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır davası açabilmek için eşyanın maliki olmak gerekmez, sadece “<em>eşyanın eski zilyedi olmak yeterlidir</em>”.  Vasıtasız zilyetler gibi, vasıtalı zilyetler de taşınır davası  açabilir. Taşınır davası her türlü halihazır haksız zilyede karşı  açılabilir MK 991. Eşyayı eski zilyetten gaspedenin külli ve cüzi  haleflerine karşı da açılabilir. Şayet zilyet kendi rızası ile  zilyetliği başkasına devretmiş, fakat nakle esas teşkil eden hukuki  işlem geçersiz ise, eski zilyet “<em>zilyetlik karinesine dayanan taşınır  davası değil, şartları varsa sebepsiz iktisaba dayanan iade davası BK  63 veya mülkiyet geçmemişse istihkak davası açabilir.</em></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır Davası ve Diğer İade Davaları Arasındaki Farklar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Taşınır Davası-İstihkak Davası</strong>: Her iki davada, halen başkasının fiili hakimiyetinde bulunan bir eşyanın davacıya iadesine yöneliktir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınır davası sadece taşınırlar ve tapusuz  taşınmazlar için olduğu halde istihkak davası taşınır ve taşınmazların  hepsi için açılabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınır davasında davacı, sadece eşyanın eski zilyedi  olduğunu kanıtlamak zorunda olduğu halde, istihkak davasında maliki  olduğunu da kanıtlamalıdır. Mala hiç zilyet olmamış malikler, istihkak  davası açabilir. Fakat taşınır davası açamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşyanın zilyetliği, davacı zilyedin rızası ile  devredilmişse taşınır davası açılamaz, ama mülkiyet geçerli olarak  intikal etmemişse istihkak davası açılabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> &#8211; İstihkak davası ve kötü niyetli zilyede karşı  taşınır davası her zaman açılabildiği halde, iyiniyetli zilyede karşı  taşınır davası, <strong>5 yıl’</strong>lık zamanaşımı süresine tabidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Zilyetlik Davası-Taşınır davası</strong>:  -Zilyetlik davası hem taşınırlar, hem de taşınmazlar için açılabildiği  halde, taşınır davası, sadece taşınırlar için açılabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetlik davası “<em>zilyetliğe</em>”, taşınır davası ise, “<em>üstün hak karinesine</em>” dayanır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetlik davası sadece gasb ve tecavüzlerde  açılabildiği halde, taşınır davası zilyetliğin rıza dışı sona erdiği her  halde açılabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetlik davasında kural olarak davalının “<em>üstün hak iddiası dinlenmez</em>”. Taşınır davasında dinlenir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetlik davası <strong>1 yıl</strong>’lık kısa bir hak düşürücü süreye tabi olduğu halde taşınır davası iyi niyetli zilyede karşı <strong>5 yıl’</strong>lık zamanaşımına tabi, kötüniyetli zilyede karşı ise bir süre aşımına tabi değildir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-YETKİSİZ ZİLYETTEN HAK İKTİSABI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yetkisiz zilyet, taşınır eşyanın maliki veya malikin yetkili  temsilcisi durumunda olmayan zilyetleri ifade eder. Kural olarak “<em>yetkisiz zilyetten hak iktisabı korunmamıştır</em>”.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Roma’daki hakim kural “<em>nemo plus iuris ad alium, transfer potest quam ipse habet</em>”tir. Yani orada da kimse bir eşya üzerinde sahip olduğu haktan fazlasını devredemez. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-İyiniyetin Tam Korunduğu Haller</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>1-Emin sıfatıyle zilyet</em>: Malikin malı, kendi zilyetliğini devam ettireceği umuduyla bıraktığı kişilere emin sıfatıyla zilyet denir. <em>Yetkisiz olan bu zilyetten iyiniyetle hak iktisabı korunur</em>. Bunun için iki koşul gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Emin Sıfatıyle zilyet olmalı: -Emin sıfatıyle  zilyetle hukuki tasarrufta bulunan kişi ehliyetsiz ise, bu durumda mal  sahibinin elinden rızası ile çıkmamış olur. Kişi de emin sıfatıyle  zilyet olmaz. Emin sıfatıyle zilyedin vasıtasız veya vasıtalı olması  farketmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> &#8211; Zilyet yardımcıları da emin sıfatıyle zilyet değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-İktisab edilen hak, “<em>ayni bir hak olmalı</em>”dır. Eğer iktisapedilen hak “<em>şahsi bir hak ise malike karşı ileri sürülemez</em>”.  Örn.A bir eşyasını B’ye ariyet olarak vermiş ve B de bu eşyayı Ü ye  kiralayarak ona teslim etmiştir. Olayda Ü nün kazandığı şahsi bir hak  olduğundan kira sözleşmesini A ya karşı ileri süremez. Fakat B, bu malı  rehnetseydi, taşınır rehni ayni bir hak sağladığından, bunu malik A ya  karşı ileri sürebilirdi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>2-İktisab  edilen şey para veya hamiline yazılı senet ise, hatta sahibinin elinden  rızası dışında çıkmış olsa bile iyi niyetle kazanılır.</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em> 3-Malikin elinden rıza dışı çıkmış olsa bile çekişmesiz ve kesintisiz <strong>5 yıl</strong> geçmiş ve kişi iyi niyetli zilyet ise mülkiyeti kazanır.</em> </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-İyiniyetin Kısmen Korunduğu Haller</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mal sahibinin elinden rızası dışında çıkmış ve iyiniyetli şahıs  taşınırı, pazardan veya benzeri eşyaların satıldığı yerden iyiniyetle  satın alsa bile yine onun maliki olamaz. Yalnız ödemiş olduğu bedel  kendisine verilmedikçe taşınırı geri vermez.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-İyiniyetin Korunmadığı Hal</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mal sahibinin elinden rızası dışında çıkmışsa “<em>şahıs iyi niyetli olsa da iktisabı korunmaz</em>”. Ancak <strong>5 yıl</strong> kazandırıcı zaman aşımının geçmesiyle mülkiyeti kazanabilir MK 701.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Haksız Zilyedin Sorumluluğu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşya üzerinde zilyetliği hukuki bir nedene dayanmayan zilyet,  aleyhine açılan davalar sonucunda malı iade zorunda kalırsa , iade  borcunun kapsamı zilyedin “<em>iyiniyetli</em>” veya “<em>kötü niyetli</em>” olmasına göre değişmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>İyi Niyetli Haksız Zilyet</strong>:  MK 993 İyiniyetli zilyedi bulunduğu şeyi, karineyle mevcut hakkına  uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, o şeyi geri  vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden “<strong><em>herhangi bir tazminat ödemek zorunda</em></strong>” değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İyi niyetli zilyet, şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 994  İyi niyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu <strong><em>zorunlu</em></strong> ve  <strong><em>faydalı</em></strong> masrafları tazmin etmesini isteyebilir ve tazminat ödeninceye kadar  şeyi geri vermekten kaçınabilir. Zararsızca ayrılması mümkün <strong><em>luks</em></strong> masrafları  ise ayırıp alabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Kötü Niyetli Haksız Zilyet</strong>: MK 995. İyi niyetli olmayan zilyet yükümlü olduğu şeyi haksız yere alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine “<em>verdiği zararlar</em>” ve “<em>elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler</em>” karşılığında  <em>“<strong>tazminat ödemek zorunda”</strong></em>dır. Ancak “<em>zorunlu masrafları</em>” talep edebilir. Bununla beraber “<em>kötü niyetli zilyet şeyi kime vereceğini bilemediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumludur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Haksız zilyedin zilyetliği kazanması önceki zilyedin rızasına  dayanıyor ama kazanma sebebi geçerli değilse, zilyedin borcuna “<strong>sebebsiz zenginleşme</strong>” hükümleri uygulanır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-İyi Niyetli Haksız Zilyedin İade Borcu ve Hakları </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Başlangıçta  iyi niyetli olan haksız zilyet, daha sonra gerçek durumu öğrenirse, o  andan itibaren kötüniyetli haksız zilyet haline gelir. Haksız zilyedin  iyiniyetinin varlığı, karine olarak kabul edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> YİBK, Bir taşınmazı haricen satın alan kişilerin, “<em>iyiniyetli zilyet sayılacağını kabul etmektedir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-İyiniyetli Haksız Zilyedin Borçları</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> i-Malı iadeye ilişkin borç</strong>:  İyi niyetli haksız zilyet, iadeyle yükümlü olduğu eşyayı elindeki son  haline göre iade ile yükümlüdür. Zilyetliği süresince malın uğramış  olduğu hasardan kural olarak sorumlu değildir. Ancak mülkiyet dışında  bir hakkın varlığı inancı ile  “<em>fer’i zilyet</em>” elinde tutuyorsa hakkını çerçevesini aşarak kullanmasından doğan hasarlardan, kusursuzluğunu kanıtlamadıkça sorumlu olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İade edilecek eşya kısmen elden çıkarılmışsa, iyiniyetli haksız  zilyet eşyanın yalnızca elinde kalan kısmını iadeyle yükümlüdür. Haksız  zilyedin iade borcuna ilişkin MK hükümleri, “<em>miras sebebiyle istihkak davasında da uygulanır</em>” </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Ürünlere ilişkin mahsup borcu</strong>:  Eşyayı iadeyle yükümlü iyiniyetli haksız zilyet, eşyayı kullanmış  olmaktan ve elde ettiği ürünler için tazminat ödemek zorunda değildir.  Ancak eşyayı kiracılık hakkı veya rehin hakkı sahibi olduğu inancıyla  elinde bulunduruyorsa, iyi bir kiracı gibi kullanmalıdır. Aksi halde  elde ettiği ürünleri tazmin eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-İyiniyetli haksız Zilyedin Hakları</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i)Masrafların tazminini talep</strong>: Eşyaya yaptığı “<em>zorunlu ve faydalı masrafları talep edebilir</em>”.  Lüks masrafları,  davacı tazmin etmekle yükümlü değildir. İyiniyetli  haksız zilyet eşyaya zarar vermeden söküp alabilir. Eğer davacı bunları “<em>tazmin etmeyi kabul ederse</em>”,  iyiniyetli haksız zilyedin bunları söküp alma hakkı bulunmaz. Masraf  alacağından iyi niyetli haksız zilyet tarafından elde edilen ürünlerin  değeri mahsup edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Faydalı ve zaruri masraflar tazmin edilinceye kadar, iyiniyetli haksız zilyet eşyayı iadeden kaçınabilir, yani “<strong>hapis hakkı</strong>” vardır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kötü Niyetli Haksız Zilyedin İade Borcu </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşya üzerindeki zilyetliğinin hukuken geçerli bir nedene  dayanmadığını bilen ve bilmesi gereken iadeyle yükümlü zilyede  kötüniyetli haksız zilyet diyoruz. Önceleri iyi niyetli olan zilyet,  zilyetliğinin haksızlığını öğrendiği andan itibaren kötü niyetli zilyet  haline gelir. Zilyetliğinin devamı süresince de zilyetliğinin haklı  olmadığını bilebilecek durumda olması gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Aleyhine dava açılan haksız zilyet, artık zilyetliğinin  haksızlığını araştırıp öğrenebilecek durumdadır. Bunu yerine getirmezse  artık iyiniyet iddiasında bulunamaz. Miras bırakan kötüniyetli, fakat  mirasçıları iyiniyetli zilyet durumunda ise, şeyi geri vermekle yükümlü  olacaktır. Ancak murisin haksız zilyetliği sırasındaki hasar ve  ürünlerden kötüniyetli haksız zilyet gibi sorumlu olacaktır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1.Kötü Niyetli Haksız Zilyedin Borçları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a)Eşyayı İade Borcu</strong>: Kötü niyetli haksız zilyet eşyayı nasıl almışsa o şekilde iade etmelidir. Mala gelen her türlü zarar ve hasardan “<em>kusursuz sorumlu</em>”dur. Ama eşyada meydana gelen hasarın kötü niyetli zilyetlikle “<em>illiyet bağı</em>”  içinde olması gerekir. Ancak eşya talep edenin zilyetliğinde olsaydı  yine hasar meydana geleceğini ıspat edebilirse sorumluluktan  kurtulabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kötüniyetli haksız zilyet, eşyayı kime iade edeceğini bilmediği sürece sadece “<em>kendi kusuruyla</em>” meydana gelen zararlardan sorumludur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Ürünleri Tazmin Borcu</strong>: İyi niyetliden farklı olarak, kötü niyetli haksız zilyet hem “<em>elde ettiği ürünleri</em>”, hem de “<em>elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri</em>”,  tazmin etmek zorundadır. Ürünler aynen mevcutsa aynen iadesi gerekir.  Elde ettiği ürünler için eşyanın ürünlendirilebilir bir eşya olmaması  savunma olarak ileri sürülemez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Eşyayı Kullanma Tazminatı (Ecri misil)</strong>: Eski hukukumuzda haksız zilyedin eşyayı kullanma karşılığı ödeyeceği tazminat, bir nevi kira sayılarak, buna “<strong>ecri misil</strong>”  adı verilmekteydi. Malı kullanma karşılığı bir tazminat ödenmesi  davacının bir zarara uğramasına bağlıdır. Çünkü buradaki sorumluluk “<em>haksız fiil sorumluluğu</em>”dur. Haksız fiillerde zarar yoksa tazminat borcu doğmaz. Kötüniyetli haksız zilyet üç şeyi tazmin etmek zorundadır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Elde edilen ürünler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Elde edilmesi ihmal edilen ürünler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Davacının uğradığı diğer zararlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz mülkiyetinin  kazanıldığı hallerde, iktisap eden kötüniyetli ise, Yargıtayımıza göre,  eski malik, “<em>henüz zamanaşımına uğramamış BK 60 göre ecri misil alacaklarını talep edebilir</em>”</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2.Kötü Niyetli Haksız Zilyedin Hakları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kötü niyetli haksız zilyet sadece “<em>zaruri masrafları talep edebilir</em>”. Ama bunlar için hapis hakkı tanınmamıştır. Zaruri masraflar dolayısıyle alacağını, ürünleri tazmin borcu ile takas edebilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Birlikte Malik Olanların Haksız İşgal Sebebiyle Tazminat Hakları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paylı mülkiyette her paydaş ortak eşyayı kullanma ve malı  ürünlendirme hakkına sahiptir. Eğer bir paydaş, diğer paydaşların malı  kullanmasına ve ürünlendirmesine mani olmamışsa, diğer paydaşlara bir  tazminat ödemesi gerekmez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Emeği olmaksızın elde ettiği tabii ve hukuki ürünler için tazminata hükmedilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paydaşlar arasında maldan istifade konusunda bir  anlaşma varsa, buna uymayan paydaş diğerlerinin uğradığı zararları  tazmin eder.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Elbirliği mülkiyette ise aksine bir kanun hükmü olmadıkça malikler  eşyayı oybirliği ile idare ederler ve kullanırlar. Maliklerden birinin  eşyayı diğerlerinin onayı olmaksızın kullanması, kendisini diğerlerine  karşı tazminat borcu altına sokar.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Haksız Zilyedin İade Borcu ve Hakların Tabi Olduğu Zamanaşımı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> 1-Eşyayı İade Borcu</strong>: İyiniyetli haksız zilyedin taşınır malı iade borcu, “<strong>5 yıl</strong>”lık  zamanaşımı süresine tabi tutulmuştur. Bu sürenin başlangıcı, eşyanın  davacının elinden çıktığı tarihtir. Miras sebebiyle istihkak davası için  zamanaşımı süresi “<strong>10 yıl</strong>”dır. Zilyet kötüniyetli ise bu 10 yıllık süre “<strong>20 yıl</strong>”dır. Malik için istihkak davası süreye tabi değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Hasardan Sorumluluk</strong>:  Kötüniyetli haksız zilyedin, mala gelen ziyan ve hasarlardan  sorumluluğu bir haksız fiil sorumluluğu olduğundan fiilin ve failin  öğrenilmesinden itibaren “<strong>1 yıl</strong>” ve zarara sebep olan fiilin vukuundan itibaren “<strong>10 yıl</strong>”dır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Ürünleri Tazmin ve eşyayı İşgal, Kullanma Tazminatı:</strong> Bu konuda  zamanaşımı konusunda birbiriyle çelişen YİBK mevcuttur.  Haksız fiil kabul edilerek oradaki zamanaşımının uygulanması uygun  olabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Haksız Zilyedin Masrafları Tazmin Hakkı</strong>:  İyiniyetli haksız zilyedin zaruri ve faydalı masraflar için,  kötüniyetli haksız zilyedin zorunlu masraflar için isteyebilecekleri  tazminat alacakları, “<strong>sebepsiz zenginleşme</strong>”den doğan alacakların  bağlı olduğu zamanaşımı süresine tabidir  BK 66. Dava zarar gören  tarafın verdiğini almaya hakkı olduğu tarihten itibaren “<strong>1 yıl</strong>” ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren “<strong>10 yıl</strong>” içinde sakıt olur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Eklemeli Zilyetlik</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Zilyetliğin bir işlevinin de kazandırıcı zamanaşımı ile eşyaların mülkiyetinin kazanılmasıdır. MK 707, 712, 713: </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Başkasına ait bir taşınır eşya üzerinde, iyiniyetli malik sıfatıyle “<strong>5 yıl</strong>”lık zilyetlik, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu sicilinde yolsuz olarak malik gözüken kişinin yine o taşınmaz üzerinde “<strong>10 yıl</strong>”lık zilyetliği </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapusuz taşınmaz ile tapuya kayıtlı olup da tapu  sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamayan taşınmazlar üzerinde “<strong>20 yıl</strong>” malik sıfatıyle zilyetlik, bu taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkının kazanılmasını sağlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 996 kazandırıcı zaman aşımından istifade edecek olan zilyede  kendisinden önceki zilyetlerin zilyetlik süresini, kendi zilyetlik  süresine ekleme imkanını tanımıştır. Bunun iki koşulu vardır;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Zilyetliğin önceki zilyetten devren kazanılmış olması,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Önceki zilyedin de kazandırıcı zamanaşımından  yararlanma hakkına sahip olması. Miras yoluyla  iktisapta devren  iktisaptır ve zilyetlik süresi eklenebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAPU SİCİLİ</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>Tapu  sicili, taşınmazlar üzerinde mevcut hakları açıklamak, bunların  tesisini ve devirlerini sağlamak için devlet tarafından ve devletin  sorumluluğu altında tutulan, kamuya açık resmi sicillerdir.</em> Tapu sicili “<em>ayni hak ihdas ediyor, alenilik sağlıyor ve yenilik doğurucu işlevi vardır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Roma ve İslam hukukunda tapu sicili müesesesi mevcut değildi.  Bugünkü tapu sicili sisteminin aslı Germen hukuku kaynaklıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Osmanlı İmparatorluğunda resmi kayıtların Kanuni Süleyman  zamanında başladığı görülür. Araziden alınacak vergi ve diğer gelirleri  saptayabilmek amacını güdüyordu. Türkiyede arazi rejimini düzenleyen ilk  kanun 1858 tarihli “<strong>Arazi Kanunu</strong>” olmuştur. Örfi olarak  uygulanan kurallar Cevdet Paşa tarafından yazılı hale getirilmiştir. Bu  kanun araziyi beş türe ayırmaktaydı:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Arazi-i Memluke (Mülk Arazisi)</strong>:  Kişilerin özel mülkiyetinde olan araziler idi. Bu arazilerin statüsü  bugünkü hukukumuzda özel mülkiyete tabi taşınmazların statüsü gibidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Araz-i Miriye (Miri Arazi)</strong>:  Rakabe, mülkiyet hakkı devlete, intifası kişilere bırakılmış tarım  arazisi idi. Devlet bu arazilerin intifasını bir ücret karşılığı  kişilere bırakırdı. Bu intifa hakkı izinle başkalarına devredilebilirdi.  Bu devir resmi bir deftere yazılırdı. Ama haricen devir de  yapılabilirdi. 1874 de bir nizamname ile “<em>Defter-i hakani teşkilatı</em>” kuruldu. Mülki ve miri arazi zabıt defteri adı verilen, resmi bir deftere kaydedilmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Araz-i Mevkufa (Vakıf arazisi)</strong>:  Vakıflara tahsis edilmiş arazileri ifade etmektedir. Bu arazilerin  devlet tarafından müsaderesi veya kişilerce zilyetlik ile iktisabı  mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Gerçek vakıflar: Mülk arazisinin tahsisidir. Bunların zamanaşımı ile iktisabı mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Gerçek olmayan vakıflar: Miri arazinin tahsisidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mazbut vakıflar: Yönetimsiz kalıp devlete geçen vakıflardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Araz-i Metruke</strong>:  Kamunun kullanımına terkedilmiş arazi anlamındadır. Bu araziler bugünkü  idarenin yol, köprü, meydan gibi hizmet ve orta malına tekabül  etmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>5-Araz-i Mevat (Ölü arazi)</strong>: Hiç kimsenin hüküm ve tasarrufunda bulunmayan “<em>ham arazi</em>” idi Bunların hukuki statüsü bugünkü hukukumuzdaki “<em>devletin hüküm ve tasarrufundaki araziye</em>” benzemektedir. “<em>Zilyetlik yolu ile ihya edilerek iktisap edilebilir</em>”.1913 yılında taşınmazlar üzerindeki tasarrufların “<strong><em>resmi memur önünde yapılması ve resmi zabıt defterine yazılması esası</em></strong>” getirildi. 1926 yılında kabul edilen MK’a uygun olarak 1930 yılında “<strong>tapu sicil nizamnamesi</strong>” çıkarıldı. Bunun yerini 1994 yılında “<strong>tapu sicil tüzüğü</strong>” aldı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Medeni Kanun, Mecelle’yi yürürlükten kaldırmıştır. Ancak  MK 18  md. MK’dan önce tesis edilmiş ve MK’a göre tesisi mümkün olmayan ayni  hakların “<em>eski kanun hükümlerine tabi olacağı</em>”nı açıklamaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAPU SİCİL TEŞKİLATI</strong></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşra teşkilatı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapu Sicil Grup Müdürlükleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İlçe Teşkilatı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapu Sicil Müdürlükler (Mıntıkası)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>MK  1006 tapu idarelerinin kuruluş, işleyiş ve hizmetlerinin yürütülmesinin  özel kanun hükümlerine tabi olacağını açıklar. Tapu sicil taşra  örgütleri 1932 tarihli 2015 sayılı “<em>Tapu sicil müdürlüğü</em>” ve “<em>tapu sicil muhafızlığı</em>”  teşkilatına dair kanunla düzenlenmiştir. 3402 sayılı kadastro kanununda  tapu sicil teşkilatıyla ilgili hükümler bulunmaktadır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAPU SİCİLİNİN UNSURLARI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu sicili “<em>taşınmazlara ilişkin ayni hakların alenileşmesine hizmet eden çeşitli defter ve belgelerin tümünü kapsayan bir kavramdır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> A-Tapu Sicilinin asli unsurları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1)Tapu kütüğü</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2)Kat mülkiyeti kütüğü</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3)Yevmiye defteri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4)Resmi Belgeler (evrakı müsbiteler)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> B-Tapu sicilinin fer’i unsurları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1)Mal sahipleri sicili</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2)Aziller sicili </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3)Düzeltmeler sicili</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4)Kamu malları sicili</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A1-Tapu Kütüğü ve Zabıt Defteri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğü tapu sicilinin ana unsuru olarak kabul edilir.  Taşınmazlar üzerinde tüm ayni haklar bunun üzerinde gözükür ve buraya  tescil ile doğar. Mahalle veya köy esasına göre tutulan ana defterdir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her taşınmaz belli bir sıra numarası altında tapu kütüğünün “<em>bir çift sayfasına kaydolunur</em>”. Birinci sahife ikiye bölünmüştür. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Tapu  kütüğü kadastrosu yapılmış taşınmazlar için geçerlidir. Kadastrosu  yapılmayan yerlerde kronolojik esasa (tarih sırasına) göre tutulan “<strong>tapu zabıt</strong>”  veya kayıt defteri adı verilen defterler bulunmaktadır. MK’un eşya  hukukuna ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde zabıt defterlerinin  tutulduğu yerlerde de uygulanır. Zabıt defterinin tutulduğu yerlerde,  ipotekler ayrı bir deftere kayıt olunur ve diğer bütün ayni haklar ise  zabıt defterinde yer alır.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz kimliği ve nitelikleri ile                    Beyanlar                Tesbit edilen</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İlgili bilgiler                                                                           irat ve kıymetler</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Şerhler        Mülkiyet             İrtifaklar ve</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz yükü                           Taşınmaz Rehinleri                .</span></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A2-Kat Mülkiyeti Kütüğü</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyeti kanununa dayanır. Taşınmazlar tapu sicili esasına  göre tutulan kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Tapu kütüğü  hakkındaki kurallar, kat mülkiyeti kütükleri için de geçerlidir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A3-Yevmiye Defteri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğünde ayni haklar ile ilgili işlemlerin tapu kütüğüne yazılmadan önce geçirildiği deftere “<strong>yevmiye defteri</strong>”  denir. Yevm = gün demektir. Bu defter günlük esasa göre tutulur ve her  günün sonunda, tapu memuru veya muhafızı tarafından imza edilerek o güne  ait işlemler kapatılır. İşlemlerin dayanağı olan belgeler sıraları  korunarak ayrı dosyada saklanır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> En önemli fonksiyonu tapu kütüğüne tescil edilen ayni hakların  hükmünü, yevmiye defterine kayıt edildiği andan itibaren doğurması ve  sırayı belirtmesidir. “<em>Tescilin yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden itibaren</em>” etkisinin başlayacağı açıkça düzenlenmiştir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A4-Resmi Belgeler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğünde yapılan işlemlerin hukuki sebeplerini ihtiva eden  resmi akidler, veraset senetleri, mahkeme ilamları, vekaletname,  kadastro planları gibi belgelerdir. Tapu sicilinde yapılan işlemin  geçerliliği hakkında bir çekişme çıktığında, bunun hallinde, bu belgeler  ana rolü oynar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bunlara üçüncü şahısların bakma zorunluluğu olmadığından, bunların  üçüncü şahısların iyiniyetini engelleyici işlevi bulunmaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapu Sicilinin Yardımcı Unsurları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bunların bir ayni hakkın kazanılıp kaybedilmesi bakımından rolleri  yoktur. İyiniyetin korunması için mesnet olmazlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Mal sahipleri sicili: Bir tapu sicili mıntıkasındaki mülk sahiplerini<br />
alfabetik fihrist olarak gösterir, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Vekaletten aziller sicili, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c-Düzeltmeler sicili, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d-Kamu malları sicili</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAPU SİCİLİNE HAKİM OLAN İLKELER</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>A-Her taşınmaz için tapu kütüğünde bağımsız bir “<em>çift sahife</em>” vardır</strong> </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Aleniyet esası denilen bu sistemde bir taşınmaz ile ilgili tüm  işlemler tapu kütüğünün bu bağımsız sahifesinde toplu olarak gözükür.  Ayni esas kat mülkiyeti için de geçerlidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>B-Ayni hakların kazanılması tapu kütüğüne yapılacak tescile bağlıdır</strong>. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni hakkın doğumu, devri, tesisi için tapu siciline tescil şarttır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-Tapuya yapılan tescil sebebe bağlıdır</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğüne yapılan bir tescilin ayni haklara etkisi, başka bir  deyişle geçerliliği kendisine esas teşkil eden hukuki sebebe bağlıdır.  Hukuki sebep geçersiz ise, tescil de geçersiz olur. Örn. Satış  sözleşmesi geçersizse, bağışta fiil ehliyeti yoksa, resmi yazılı  geçerlik şekline tabi değilse geçersizdir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>D-İyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasını sağlar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğündeki kayıtlar taşınmaz üzerindeki ayni hakların  durumunu kamuya aksettirir. Bunlar yolsuz olsa dahi bunlara güvenerek  ayni hak iktisapeden üçüncü şahıslar “<em>tapu siciline güven ilkesi</em>” gereği korunur.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>E-Aleniyet ilkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İlgisi  olduğu anlaşılan her şahıs, tapu sicil kayıtlarını inceleyebilir.  Bunların örneklerini talep edebilir. Bunun için tapu memuruna “<em>ilginin inanılır kılınması</em>” gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Bu  açıklık ilkesi sebebi ile hiç kimse tapu kütüğüne kayıtlı olan bir  hususu bilmediğini iddia edemez. Aleniyet ilkesi sadece tapu kütüğü için  değil, tapu sicilinin diğer asli ve fer’i unsurları için de geçerlidir.  Ancak “<em>fer’i unsurların iyiniyeti önleyici etkisi yoktur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>F-Tapu sicilinin yanlış tutulmasından doğan zararlardan devlet sorumludur</strong>.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu sicili içeriğinin doğruluğu karine olarak kabul edilen resmi  sicillerden biridir. Tapu siciline güvenen üçüncü kişilerin bunlara  dayanarak kazandıkları ayni haklar korunur. Tapu sicilinin mevzuata  uygun tutulmasından doğabilecek zararlardan devlet sorumludur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Sorumluluğun Niteliği</strong>: Devletin sorumluluğu bir “<em>kusursuz sorumluluk</em>”tur. Devletin sorumluluğu için tapu muhafız veya memurunun ve bunların yardımcılarının kusurlu olması gerekmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Devletin sorumlu olduğu tapu sicil kayıtları</strong>:  Devlet MK’un kabulünden önce tapu sicil kayıtlarının ve MK daki asli ve  fer’i unsurların dahi yanlış tutulmasından da sorumludur. Devletin tapu  sicilinin tutulmasından sorumluluğu “<em>kusur koşulu</em>” kaldırılmış “<em>haksız fiil sorumluluğu</em>” olduğundan diğer üç koşul (-Hukuka aykırılık, -Zarar, -İlliyet bağı)  gerçekleşmelidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i<strong>-Tapu Sicilinin Hukuka Aykırı Tutulması</strong>:  tapu sicil işlemlerinin yapılması ve yürütülmesine ilişkin kanun ve  tüzüklerde öngörülen kurallara uyulmasından doğan zararlarla sınırlıdır.  Bunun tayininde MK, tapu sicil nizamnamesi, kadastro kanunu, tapu  kanunu’nun ilgili hükümleri göz önüne alınır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii<strong>-Zarar</strong>:  Hak sahibinin tapu sicilindeki kaydı, dava yoluyla düzeltme imkanı  olduğu sürece zarar doğmuş olmaz. Zarar doğmadıkça da devletin  sorumluluğu olmaz. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Örn.  Tapu sicilinde yolsuz olarak malik M  yerine Y gözükmektedir. Y  taşınması satıp C’ye devrettiği zaman iyi niyetli C mülkiyeti kazanır.  Malik M uğradığı zararın tazminini devletten </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">isteyebilir.  Tazmini öngörülen zararlar maddi ve manevi (anılar) zararlardır. Malik  dışında yolsuz kayıttan zarar görenler de dava edebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tazminat hukukunun amacı bir kimsenin zarar adı verilen,  iradesi  dışında mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermektir. Zararın  varlığını ve miktarını davacının kanıtlaması icap etmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -BK’daki “<strong>Fark kuramı</strong>”na  göre zarar görenin haksız fiilden önceki mal varlığının durumu ile,  haksız fiilden sonraki, haksız fiil olmasa idi olabileceği durumu  arasındaki farktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşyanın haksız fiil sonucunda yok olması  halinde zarar o eşyanın serbest piyasada arz ettiği “<strong>objektif mübadele(alım-satım) değeri</strong>”dir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir kimse sahip olduğu veya olmak istediği  bir araziden yolsuz kayıt nedeniyle mahrum kalmıştır. Zararın miktarını  bu arazinin piyasadaki “<strong>rayiç alım-satım değeri</strong>” oluşturacaktır.  Benzer nitelikteki arazilerin mübadele değerinin emsal alınması  mümkündür. Zararın değeri yolsuz kayıt anı veya zararın doğum anına göre  değil, dava tarihindeki ekonomik kıstaslara göre belirlenmelidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iii-İlliyet Bağı</strong>:  Devlet sadece yolsuz tapu sicili sonucu doğan zararlardan sorumludur.  Örn. Tabii olaylar sonucu taşınmazın tapu kütüğünde yazılı evsafı  değişmişse devlet sorumlu değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-Sınır ve yüzölçümünün yanlış yazılması</strong>: Taşınmazın sınır ve yüzölçümü kayıtları kadastro tespitlerine dayanıyorsa “<em>bunlardaki hatalardan devlet sorumlu</em>”, kadastro yapılmamış yerlerdeki “<em>zabıt defterlerindeki yüzölçümü ve sınırlarından satıcı sorumludur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Kadastro tespitlerinin yanlış yazılması</strong>: Kadastro faaliyet ve işlemleri sırasındaki işlemlerden “<em>devletin sorumlu olmayacağı uygulamada kabul edilir</em>”. Bunların düzeltilmesi yolu yasalarda özel olarak gösterilmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tespitleri sonucunun tapuya yanlış geçirilmesi “<em>bir tapu sicil işlemi olduğundan, bundan doğacak zararlardan devlet sorumludur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Özel mülkiyete konu olmayan bir taşınmaz için yolsuz tapu kaydı oluşturulması</strong>:  Ormanlar, mera, yayla,kışlak, gibi arazilerle, idarenin kamu hizmet  malları, orta malları, özel mülkiyete konu olmazlar. Çünkü bu mallar  özel mülkiyet olarak kazanımı mümkün olmayan mallardır. Buradaki yolsuz  kayda güvenerek iyiniyetle iktisape edenlerin “<strong>iyiniyeti korunmaz</strong>”. Ancak bu kayıtlar nedeniyle zarar görenlerin tazmini gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir orman arazisi hakkında hazine lehine de olsa özel mülk olarak  tapu kaydı çıkarılması hukuka aykırı ve yolsuz sicil işlemidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d-Özel vekaletname olmadan işlem yapma</strong>: Tapu memuru “<strong>özel vekaletname</strong>” aramadan genel vekaletnameye istinaden ipotek tesis etmiş ise, bu sebeple meydana gelebilecek zararlardan devlet sorumludur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>e-Yanlış tapu sicil işleminin sahte vekaletname veya sahte veraset senedine dayanması</strong>:  Yargıtayın bu husustaki içtihatlarına göre devlet sorumlu olmaz.  Doktrine göre noterce düzenlenen sahte vekaletname ve mahkemeden alınan  veraset senedine dayanarak yapılan yolsuz tapu kayıtlarından devlet  sorumludur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>f-Çifte tapu kaydının oluşumu</strong>:  Çifte tapu kaydı teşekkülü de yolsuz bir tapu sicil işlemidir. Bu halde  gerçek hak sahibinin zarara uğraması ihtimali yoktur. Hatalı olan  ikinci kayda güvenerek alan üçüncü şahıs “<em>mülkiyeti kazanamaz</em>”zarara uğrar.  Ancak devlet “<em>tapuya güven ilkesi sonucu sorumlu</em>”dur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>g-Tapu memurunun hayali tapu kütüğüne göre işlem yapması</strong>:  Bu durumda devletin zarar yönünden sorumluluğu olmaz. Çünkü bu halde  esasen yapılmış bir tapu kayıt işlemi yoktur. Sadece devlet “<em>hizmet kusuru</em>” nedeni ile idari yargıda sorumlu tutulabilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapu Memurunun Şahsi Sorumluluğu ve Devletin Rucu Hakkı </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devlet kişilerin uğradığı zararları tazmin etmişse, zararın  doğmasında kusurlu olan memura rucu edebilir. Kişilerde memur aleyhine  BK 41 göre adli yargıda dava açabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararın sahte vekaletnameyi  düzenleyen noter veya sahte veraset senedi veren hakim ve bunlarla işlem  yapan şahısların fiili de etken olmuşsa, bunlarda devletle birlikte  müteselsilen sorumlu olduklarından, devlet ödediği tazminat için bunlara  da rucu edebilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Görevli mahkeme ve Zamanaşımı </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar için açılacak davalar “<strong>adli yargı</strong>”da  görülür. Yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.  Müddeabihin değeri   5000 yTL ve aşağısında ise dava Sulh hukuk, 5000  yTL üzerinde ise asliye hukuk’ta görülür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gerek devletin gerek tapu memurlarının sorumluluğu “<em>haksız fiil sorumluluğu</em>”  niteliğinde olduğundan, BK 60 daki haksız fiil zamanaşımı süreleri  uygulanır. Sürenin başlangıcı yanlış kayıt işleminin yapıldığı tarih  değil, “<em>zararın vukubulduğu an</em>”dır. Zarar üçüncü şahıs iyiniyetle hak iktisapettiği an doğar. Çünkü asıl hak sahibi bu andan itibaren “<em>tapu kütüğünün tashihi</em>” davası açamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAPU SİCİLİNE TAŞINMAZ OLARAK KAYDEDİLEBİLECEK MALLAR</strong></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1)ARAZİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Sınırları yeterli vasıtalarla tayin ve tahdid edilmiş yeryüzü parçalarıdır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2)BAĞIMSIZ VE SÜREKLİ AYNİ HAKLAR</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kanunkoyucu,  bazı irtifak haklarının piyasada tedavülünü sağlamak bunlara daha büyük  ekonomik değer kazandırmak amacıyle, ayrıca tapu siciline kaydına  olanak tanımıştır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Şahsi  haklar daimi ve bağımsız niteliğe sahip değildir. İrtifak hakları ise  ancak şu şartlara haiz olmaları halinde tapu siciline taşınmaz olarak  kaydedilebilirler:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Bağımsız ve sürekli nitelikte olmalıdır</strong>. Belli bir şahıs veya taşınmaz lehine tesis edilmemiş olmalıdır. Bu durumda devredilebilir ve mirasçılara geçebilir..</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrtifak haklarından “<strong>üst hakkı</strong>”MK 726, “<strong>kaynak hakkı</strong>” MK 756 ve “<strong>devre mülk</strong>” hakkının tapu siciline başkalarına devredilir şekilde kaydı mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İrtifak hakkı belli bir şahsın lehine tesis edilmiş  ise, o şahsın kişiliğine bağlı ise bağımsız mahiyette değildir. Bu  nedenle intifa ve sükna hakkının tapu siciline bağımsız olarak kaydı  mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehin hakkı fer’idir ayrı olarak devredilemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşyaya bağlı irtifak hakları da lehine olan taşınmaza bağlıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)İrtifak hakkının sürekli olması</strong>: Süreklilik koşulunun gerçekleşmesi için irtifak hakkının süresiz veya en az “<strong>30 yıl</strong>” süreli olması gerekir MK 998. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)İrtifak hakkı sahibinin tescil talebi</strong>:  İrtifak hakkı sahibinin talebi olmadan tapu kütüğünün ayrı bir  sahifesine taşınmaz olarak kaydı mümkün değildir. Taşınmaz malikinin  rızası gerekmez MK 1013.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu siciline ayrı bir sayfa açılarak üst hakkı, kaynak hakkı veya  devre mülk hakkı ayrı bir taşınmaz olarak kaydedilir. Örn. Yap işlet  devret modeli. Taşınmaz gibi işlem görür ve ayni hakların konusu  olabilir. Kat mülkiyetinden farkı “<em>arsanın mülkiyetinin sahibinde</em> <em>kalması</em>”dır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3)KAT MÜLKİYETİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyetine çevrilen taşınmazlarda o taşınmazın tapu kütüğündeki sahifesine “<em>kat mülkiyetine çevrilmiştir</em>” ibaresi konulur ve sahife kapatılır. Sonra taşınmazın her bağımsız bölümü için kat mülkiyeti sicilinde ayrı bir sahife açılır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu şekilde kat mülkiyeti siciline geçirilen her bağımsız bölüm,  bir taşınmaz gibi işlem görür. Arsa da kat mülkiyeti sahiplerine “<em>paylı mülkiyet</em>” olarak devredilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAPU SİCİLİNE KAYDI GEREKLİ OLMAYAN TAŞINMAZLAR</strong> </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kamunun doğrudan doğruya ortak yararlanmasına ve kullanmasına olağan nitelikleri gereği açık olan “<strong>sahipsiz mallar</strong>” veya devlet ya da kamu tüzel kişileri tarafından doğrudan doğruya yararlanmasına veya kullanmasına tahsis edilen “<strong>orta malları</strong>”, veyahut bir kamu hizmetinin vasıtası olmak üzere tesis edilen mallara “<strong>hizmet malları</strong>”  veya kamu malları denir. Bunların kamu malı niteliği kazanması için  herhangi bir hukuk normu gerekmez. Sahipsiz mallar, yetkili idari  organlarca kamu mülkü olmaktan çıkarılmadıkça özel mülkiyete konu  edilemezler MK 999. Bununla beraber bu taşınmazlar üzerinde kişilere bir  irtifak hakkı tanınmışsa tapuya kaydı gerekir. Örn. Devlete ait kaynak  üzerinde kişilere yararlanma hakkı tanınırsa veya orman arazisine üst  hakkı tanınırsa tapuya kaydı gerekir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Özel mülkiyete konu olmayan orman, mera, yayla, kışlak gibi taşınmazlar. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kamunun yararlanmasına tahsis edilen bu orta malları kadastroca tespit ve sınırlaması yapılarak “<strong>kamu malları sicili</strong>”ne kaydedilir.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAŞINMAZLARIN TAKSİMİ VE BİRLEŞTİRİLMESİ</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Belediye İK 16 md göre “<em>imar  sınırları içinde kalan taşınmazları, belediye imar planına uydurabilmek  için birleştirmeye veya parsellere ayırmaya yetkilidir</em>”. Bu   taşınmazların tevhid ve ifraz işlemleri belediye encümenince veya varsa  imar heyetince tasdik olunmadıkça tapuya tescil edilmez. İmar kanununa  göre belediye % 35 mala karşılıksız el koyabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1979 tarihli “<strong>arazi toplulaştırma tüzüğü</strong>”nde tarım arazilerinin birleştirilmesi düzenlenmiştir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A)Taşınmazların Taksimi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz malikinin tapu memurundan bir taksim talebinde bulunması  gerekir. Birden fazla malik varsa tüm maliklerin birlikte başvurması  gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">i-Taşınmazın  parsellere ayrılması;  Taşınmazın parsellere bölünmesi halinde, bölünen  taşınmazın kayıtlı olduğu sahife kapatılır. Her yaratılan parça için  yeni bir sahife açılır. Tescil resen yapılır. Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İmar planına uygun olacak</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapuya başvurup parselasyon yapılacak</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Her parsel için tapu sicilinde ayrı bir sahife açılır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İrtifak hakkı, rehin hakları, şerhler ve beyanlar   varsa her parselin tapu kütüğü sahifesine  ayrı ayrı aktarılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tespiti esnasıda bir taşınmazın malikleri arasında  taksim edildiği anlaşılırsa, bu durum dikkate alınarak tespit yapılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Araziden bir parça ayrılması halinde, eski sahife muhafaza  edilir, yüzölçümü kaydı düzeltilir. Ayrılan parça için yeni bir sahife  açılır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B)Birleştirme</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Muhtelif taşınmazlar birleştirilmişse, bunların tapu kütüğündeki  sahifeleri kapatılarak, hepsi için bir tek tapu kütük sahifesi açılır.  Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Birleştirilecek taşınmaz malların üzerinde rehin,  irtifak hakları gibi kaybedilmiş haklar ile taşınmaz mal yükümlülükleri  ve şerh edilmiş haklar varsa bütün “<em>hak sahiplerinin ve rehinli alacaklıların muvafakatlarının alınması zorunlu</em>”dur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Birleştirilen bir taşınmaz lehine bir ayni irtifak  hakkı varsa hadim taşınmaz  malikinin yükü ya birleşmeyle artırılmış  olmayacak veya malikin rızası olacak</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Birleşen taşınmazlar üzerindeki irtifak hakları, rehinler yeni taşınmazın tamamını takyit eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAŞINMAZLARIN TAPUYA GEÇİRİLMESİ</strong></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Taşınmazların Tapuya Geçirilmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her taşınmaz ilçe esasına göre belirlenen, arazinin tamamının veya büyük kısmının bulunduğu “<strong>tapu sicil bölgesi kütüğü</strong>”ne  kayıt olunur. Taşınmaz birden fazla tapu sicil bölgesinde bulunduğu  takdirde her tapu sicili bölgesinde diğerleri de gösterilerek ayrı ayrı  kayıt olunur. Ancak tasarrufi işlemler büyük parçanın bulunduğu sicil  bölgesinde yapılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1929 tarihli “<em>hukuki kıymetlerini kaybetmiş tapu kayıtlarının tasfiyesine dair kanun</em>”a  göre kadastrosu yapılmış olmak koşulu ile tapu sicili kurulmadan önce  zabıt defterine yazılmış olan tapu kayıtları re’sen  tapu siciline  nakledilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Ülkemizde Tapulama ve Kadastro Çalışmaları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapulama ve kadastro çalışması son derece pahalı ve yavaş yürüyen  bir işlemdir. Tapulama ve kadastro şu dört amacı gerçekleştirmeye  yönelmiştir:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Tapusuz taşınmazları “<em>tapulamak</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Tapulu taşınmazların “<em>kayıtlarını yenilemek</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c-Taşınmazlar hakkında “<em>kadastro planları hazırlamak</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d-Taşınmazların “<em>gerçek hak sahiplerini belirleme</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1934 tarihli KTTK  belediye sınırları içinde, 1965 tarihli  “Tapulama Kanunu” ise köy sınırları içinde kadastro  çalışmalarını  yürütüyordu. 1987 tarihli <strong>3402 </strong>sayılı “<strong>Kadastro Kanunu</strong>” her iki kanunun yerini almıştır. Başbakanlığa bağlı “<strong>Tapu kadastro genel müdürlüğü</strong>”, ilçede “<strong>Kadastro Müdürlüğü</strong>”, “<strong>kadastro komisyonu</strong>” ve “<strong>Kadastro Mahkemesi</strong>” kurulur. Başbakanlık o ilçede kadastro çalışması yapılacağını “<strong>30 gün</strong>” önceden ilan eder. Kadastro çalışmaları kadastro ekibi ve kadastro komisyonunca yürütülecektir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Kadastro ekibi</strong>: Şu elemanlardan oluşur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -En az iki kadastro teknisyeni</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kadastrosu yapılan mahalle veya köy muhtarı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üç adet bilirkişi (belediye meclisi veya köy derneğince atanır)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Kadastro komisyonu</strong>: Bir itiraz komisyonudur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kadastro müdürü veya yardımcısı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir kadastro </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kontrol mühendisi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Kadastro mahkemesi</strong>:  Asliye hukuk mahkemesi statüsünde özel mahkemedir. Yetki alanı kadastro  bölgesindeki taşınmaz mallara ilişkin ihtilaflarla sınırlıdır. Kadastro  ile ilgili davalar resen buraya gönderilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Olumlu görev alanı </strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a-Asli Olumlu görev alanı</strong>: Kadastro bölgesindeki taşınmazlara ilişkin şu davalara bakar </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Ayni haklara ilişkin davalara</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Tapuya şerhi kabil şahsi veya beyanı mümkün haklara ilişkin davalara</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Sınır ve yüzölçümüne ilişkin davalara</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iv-Özel kanunlarla verilen  diğer davalara (orman kadastrosu ve mera kadastrosundan doğan davalar)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir tasfiye mahkemesi niteliğinde olan kadastro mahkemesinde,  sadece taşınmazla ilgili hakların varlığı ve yokluğuna ilişkin “<strong>tespit davaları</strong>” açılır. Şerhi kabil şahsi haklar ile ilgili davalar da görev alanındadır. “<em>Yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren davalar kadastro mahkemesinin görevi dışındadır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Fer’i olumlu görev alanı</strong>:  -Taşınmazlarla doğrudan ilgili olmamakla, hatta çoğunlukla sulh hukuk  mahkemelerinin görevine giren davalar, bekletici sorun teşkil edebilecek  davalar kadastro davalarının süratle çözümlenebilmesi için bu  mahkemenin görevine alınmıştır. Kadastro mahkemelerinin miras hukuku ile  ilgili görevi sadece veraset işleri yani mirasçılık sıfatının tespiti  ile sınırlıdır, “<strong>veraset belgesi</strong>” verir. Kadastro işlerine münhasır olmak üzere</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Vesayet işleri (kısıtlama, vasi, kayyım atama)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkin ihtiyati tedbir kararları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Adli yardım talepleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Olumsuz görev alanı</strong>: -Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra doğan hukuki sebeblere dayanan davalara bakamaz. Bunlara genel mahkemeler bakar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ortaklığın giderilmesi (taksim, şuyuun izalesi) davalarına</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Muhtesata bağlı olarak, bir taşınmazı iktisap ve muhtesatın yıkılmasına ilişkin davalara</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yenilik doğurucu davalara</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Haksız inşaattan doğan davalara bakamaz</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastronun ana amacı, “<em>taşınmazların kadastrodan önceki hukuki durumlarını tespit etmektir</em>”. Kadastro mahkemelerinin görevlerini “<strong>tespit davaları</strong>”  ile sınırlı tutmak gerekir. Şerh edilebilir şahsi haklardan doğan inşai  davaların kadastro mahkemesinde görülmesi mümkündür. Muhtesatların  kadastroca tespiti işleminden doğan davalar kadastro mahkemesinin görevi  içindedir KK 19,25. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İrade  bozukluklarından kaynaklanan davalar, gabinden doğan davalara gelince,  dava ile ulaşılmak istenen sonuca bakmak gerekir. Eğer yeni bir hukuki  durumun yaratılması söz konusu değilse, kadastro mahkemesinin görev  alanı içindedir. Muvazaa esasen bir tespit davası olduğu için görev  alanı içindedir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kadastro plan ve işaretlerinin belirlediği sınırın “<em>aksi her zaman iddia ve dava olunabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Muhakeme Usulu</strong>: Kadastro mahkemelerine davalar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmazın kadastro tutanağı düzenlendiği anda, genel  mahkemede dava varsa, dava kadastro mahkemesine devrolunur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İlgililerin askıya çıkarılan, cetvellere karşı “<strong>30 gün</strong>” içinde dava açmaları </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kadastro komisyonu çözemediği uyuşmazlıkları iletir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kamu tüzel kişileri kadastro ihtilaflarını “<em>tahkim suretiyle değil, kadastro mahkemesi yoluyla çözmek zorundadır</em>”  KK 26. Taraflar talep ettikleri yargılama işlemlerinin masraflarını  kendileri ödemek zorundadır KK 35. Kadastro mahkemelerinde “<em>tarafların duruşmalarda hazır bulunmaması dosyanın işlemden kaldırılmasına neden olmaz</em>”. Mirasçılar diğerlerinin muvafakati olmadan dava açabilirler. Kadastro mahkemesinde davanın “<em>lehine tespit yapılan kişiler aleyhine</em>”  açılması gerekir. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur.  Dava konusu taşınmazı devralan kişi davaya devam edebilir. Davacı “<em>kadastro tespiti sırasında yaptığı itiraz, sebep ve delilleri ile bağlı değildir</em>”.  Davacı taraf, dava sebep ve delillerini dilekçesinde bildirmemişse en  geç ilk duruşmada bildirmesi zorunludur. Aksi halde mahkeme davanın  açılmamış sayılmasına karar verebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tutanaklarında ifadesine başvurulan kişilerin “<em>beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe mahkeme bunları dinlemez</em>”.  Ancak toplanan deliller ile beyanlar arasında çelişki görülürse, hakim  bu kişileri tanık sıfatıyle tekrar dinleyebilir KK 30. Kadastro  mahkemelerinin bir özelliği de çekişmeyi “<em>lokalize</em>” edebilmesidir. “<em>Basit usulle yargılama yapan kadastro mahkemeleri <strong>adli tatil yapmaz</strong></em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro mahkemesi kararları, “<em>taraflardan başka, hak iddia ederek davaya müdahil sıfatıyla katılanların leh ve aleyhinde kesin hüküm teşkil eder</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kadasto Çalışma Bölgelerinin Tespiti ve İlanı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro bölgelerinin tespiti ilçe esasına göre yapılmaktadır. Her ilin merkez ilçesi ve ilçeleri ayrı bir “<strong>kadastro bölgesi</strong>” sayılır KK 2. Kadastro bölgeleri “<strong>kadastro alan</strong>”ına  ayrılır. Her köy veya şehirlerde her mahalle bir kadastro alanı  sayılmaktadır. Ne zaman kadastro çalışmasına başlanacağı; Önceden resmi  gazetede ilan edilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro bölgesi </span><span><span>à</span></span><span> En az  “<strong>1 ay</strong>” önce KK 2.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadasto alanı </span><span><span>à</span></span><span> En az “<strong>15 gün</strong>” önce KK 4</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro ekibinin yapacağı ilk işlem kadastro alanı’nın sınırlarını tespit etmektir. Bu tespite karşı “<strong>7 gün</strong>” içinde kadastro müdürüne, onun kararına karşı da “<strong>7 gün</strong>” içinde kadastro mahkemesine itiraz olunabilir KK 4.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro çalışma bölgesi içinde hangi mevki veya  üzerinde tespitlerin yapılacağı “<strong>7 gün</strong>”  önce mahalli vasıtalarla ilan edilir KK 6. Bu alanda bulunan  taşınmazlarla ilgili mahalli mahkemelerdeki davaların listesi, tapu  kayıtları, vergi kayıtları ve haritalar kadastro teknisyenlerine  verilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir kadastro çalışma alanında “<em>orman</em>” varsa, durum çalışmaya başlamadan “<strong>2 ay</strong>”  önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Orman kadastrosu bu süre  içinde bu işlemi yapmaz ise, orman sınırları arazi kadastrosunca tespit  edilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Maliklerinin tespiti</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Tapulu Taşınmazlarda Taşınmaz Malikinin Tespiti</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-Taşınmaza Kayıt Malikinin Zilyet Olması</strong>: KK 13 göre:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Taşınmaza kayıt maliki zilyet ise taşınmaz onun adına tespit olunur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Kayıt sahibi ölmüş, fakat onun mirasçıları mala  zilyet ise, taşınmaz bu mirasçılar adına tespit olunur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Kayıt sahibi ölmüş, mirasçıları tespit edilemiyor,  mevcut zilyetleri adına da tespit edilemiyorsa; kayıt malikinin öldüğü  belirtilerek kayıt maliki adına tespit olunur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Kayıt maliki veya mirasçılarından başkası zilyet ise</strong>:  KK 13/b tapulu bir taşınmazın “<em>kayıt sahibi ve mirasçıları dışındaki zilyetleri adına kadastroca tespitine imkan</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em>verir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i-Kayıt maliki veya mirasçıların rızası</strong>: Yenilik doğurucu bir işlemdir, geri alınamaz. Beyanda bulunanın “<em>tam ehliyetli</em>” olması gerekir.Bunun için</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kayıt maliki veya mirasçılar kadastro  teknisyenine rızalarını belirtecek. Müşterek mülkiyette tüm paydaşların  muvafakati gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Noter tarafından belgelendirilen muvafakat  veya taşınmaz satış vaadi. Kadastro hukukunda tapulu taşınmazların  tespitinde noterce düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi “<em>kadastro ekibi huzurunda verilmiş muvafakatname sayılır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Taşınmazın haricen iktisabı ve 10 yıllık zilyet</strong>: Tapulu bir taşınmazı malik sıfatı ile “<strong>10  yıl</strong>”dan beri zilyetliğinde bulunduran kişiler adına tespit edilir KK 13/B/b. Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Haricen iktisap olacak, bu taşınmazın devrine ilişkin geçersiz her türlü devir işlemidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu taşınmaza “<strong>10 yıl</strong>”, davasız, fasılasız ve çekişmesiz zilyet olacak. Olağan kazandırıcı zamanaşımından farkı “<em>bunda iyiniyetin şart koşulmamasıdır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taraflar arasında bölge ilanından önce bir çekişme çıkmış ise  13/B/b hükmü uygulanamaz. Bu şartların gerçekleştiğini zilyet “<em>belgelerle, bilirkişi ve tanık beyanları</em>” ile kanıtlayabilir. 13/B/b hükmü taşınmazı haricen iktisap eden kişinin külli ve cüz’i halefleri lehine de uygulanır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iii-Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile</strong>: KK 13/B/c Koşulları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu sicilinden taşınmaz malikinin kim  olduğunun anlaşılamaması veya 20 yıldan beri ölü veya gaip üzerine  kayıtlı bulunması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyedin en az “<strong>20 yıl</strong>”dan beri bu taşınmaza davasız, fasılasız malik sıfatı ile zilyet olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yargıtay İBK da “<em>tapusuz  taşınmazların sadece bir bölümünün zilyetlik ile iktisap  edilebileceğini, ancak bunun tapulu taşınmazlarda mümkün olmadığına  karar vermiştir</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Tapuya Kayıtlı Olmayan Taşınmazlarda Maliklerinin Tespiti</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kamu  hizmetine tahsis olunan taşınmazlar ve kamunun ortak yararlanmasına  tahsis edildiği anlaşılan mera, yaylak, kışlak, otlak, harman, panayır  yeri gibi yerler kamu kurumu adına tespit edilir. Bu mallar “<strong>özel sicil</strong>”e yazılır. Fakat “<em>hiçbir surette bu taşınmazlar, özel mülkiyete konu olamazlar</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabı için “<em>artık taşınmazın tamamına zilyet olmak gerekli değildir</em>” KK 15. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapusuz taşınmazın zilyedi adına tespiti için taşınmaz büyüklüklerine göre bir ayrım yapılmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Belgesiz zilyetlik ile kazanma</strong>:  Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ayni kadastro çalışma alanı içinde tapusuz, “<strong>40 dönüm</strong>”ü aşmayan sulu arazi veya “<strong>100 dönüm</strong>”ü aşmayan kuru arazi </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -En az “<strong>20 yıl</strong>”dan beri çekişmesiz ve aralıksız, malik sıfatı ile zilyet olan kişi adına tespit edilir KK 14. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> KK 18/f2 de sayılan taşınmazların miktarı ne olursa olsun zilyetleri adına tespit ve iktisabına imkan yoktur. Bunlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Orman arazileri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Kamu hizmetine tahsis edilmiş mallar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c)Kanunlar uyarınca mülkiyeti devlete kalan araziler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Saltanata ait mallar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Türkiye’den kaçanlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d)Vakıf arazileri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Belgeli zilyetlikle iktisap</strong>:  Toplam yüzölçümü 40 dönümü geçen sulu topraklar ile, 100 dönümü geçen  kuru toprakların tespiti için sadece 20 yıllık zilyetlik yeterli  değildir. KK 14/f/3 deki belgelere de ihtiyaç vardır. Bu belgeler “<em>31.12. 1981 den önceki</em> <em>vergi kayıtları, fermanlar, sipahi senetleri</em>” dir. Bunlar esasen tapu senedi niteliğindeki belgelerdir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-İhya ve imar olunan yerlerin zilyet adına tespiti</strong>:  Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan, masraf ve emek sarfı ile imar  ve ihya olunan yerler KK 14 şartları taşıyorsa (sulu arazide 40  dönümden, kuru arazide 100 dönümden az ve olağanüstü zamanaşımı da  geçmişse) ihya eden veya halefleri adına tespit edilir KK 17. Ancak bu  arazilerin </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Orman sayılan yerlerden olmaması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kamu hizmetine tahsis edilmemiş olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Şehir imar planları dışında olması şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Hazine tüzel kişileri adına tespit ve tescil</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Özel mülkiyete konu olabilen taşınmazlar</strong>:  Özel mülkiyete konu olabilen ve tapuya tescile tabi olduğu halde,  herhangi bir kişi adına tespiti mümkün olamayan taşınmazlar hazine adına  tespit olunur KK 18. Çünkü taşınmazların malik hanesinin boş  bırakılması mümkün değildir. Hazine adına tescil olunan bu arazilerde  hak sahibi varsa “<strong>10 yıl</strong>” içinde dava açmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hazine adına tespit yapılan arazilerin artık ihya yolu ile iktisabı mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar</strong>:  Hastane, okul, cami gibi idarenin hizmet malı niteliğindeki taşınmazlar  hazine veya ilgili kamu hukuku tüzel kişiliği adına tespit olunmaktadır  KK 18. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mera, yayla, otlak, harman yeri gibi toplumun kullanılmasına  tahsis edilmiş idarenin orta malı niteliğindeki taşınmazlar parsel  numaraları verilerek “<strong>özel sicil</strong>”e yazılır KK16. Özel mülkiyete konu olmazlar. Bir şahıs hakkına tespit veya tescil edilse dahi her zaman “<strong>tapu sicilinin tashihi davası</strong>” açılabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>5-Sınırlı ayni hak şerhi kabil şahsi hak sahiplerinin tespiti</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro ekiplerince yapılan kadastro tespitlerinde, eski  kayıtlardaki her türlü hak ve mükellefiyetler kadastro tespit  tutanaklarına geçirilir. Ayni şekilde, mevcut tapu kayıtlarındaki  sınırlı ayni haklar da tutanaklarda saklı tutularak yeni sicillere  aktarılır. KK 19</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>6-Muhtesat ve sahiplerinin tespiti</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz üzerinde bulunan “<strong>muhtesat</strong>”  lar (bina, ağaç, bitki, benzeri yapılı, dikili şeyler) üzerindeki  başkalarına ait haklar da kadastro tutanağına geçirilir. Yeni tapu  kütüklerinin beyanlar hanesinde gösterilir. KK 19/2 Ağaçların muhtesat  olabilmesi için, kültür bitkisi neviinden olması gerekir. Yabani  bitkiler muhtesat sayılmazlar. Ancak aşılanarak meyve vermeleri halinde  muhtesat kabul edilir.  KK 19 göre arazi maliki ile muhtesat sahibi  anlaşırsa kadastro komisyonu bu ikilemi ortadan kaldırabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Muhtesat sadece kadastro hukukunu ilgilendirir. Kadastro bir kere  yapıldıktan sonra artık Medeni Kanun geçerlidir. Arazi kiminse  muhtesatta onundur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-Taşınmazların malikler arasında taksimi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> KK 15 de taşınmazların taksimini basitleştiren hükümler vardır.  Taşınmaz tapuya kayıtlı olsun veya olmasın bunların malikleri arasında  veya KK 14 göre belirlenecek zilyetleri veya bunların mirasçıları  arasında taksim edilmiş olduğu kanıtlanırsa zilyetleri adına taşınmazlar  tespit olunur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>D-Miras paylarının devri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 677 de miras şirketinde mirasçılar arasındaki hisselerin devri sözleşmesini “<strong>adi yazılı şekle</strong>”  tabi tutmuştur. Kadastro sırasında iştirak halinde mülkiyet hallerinde  hisselerin iştirakçiler arasında devri ile ayırma ve birleştirmeler  mümkün olur. KK 15.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kadastro Tespit Tutanaklarına İtiraz ve Dava</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tespit tutanaklarına “<em>kadastro alanında işlerini bitirinceye kadar itiraz edilebilir</em>”. Bu itiraz kadastro teknisyenleri veya kadastro müdürlüklerine yapılır. İtiraz en geç “<strong>10 gün</strong> “içinde kadastro komisyonuna  intikal ettirilir. Komisyon en geç “<strong>1 ay</strong>”  içinde veya gerekçe göstermek şartı ile kadastro alanındaki faaliyet  tamamlanıncaya kadar incelenip sonuca bağlanması gerekir. <em>Kadastro tutanaklarının ilanından sonra komisyon artık bunlarda değişiklik yapamaz</em>. Bu nedenle itiraz faydasızdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tutanakları askıya çıktığı tarihten itibaren “<strong>30 gün</strong>” içinde “<strong>kadastro mahkemesi</strong>”ne dava açmak gerekir. “<em>Sınır ve yüzölçümü düzeltmelerini ancak bu süre içinde talep edebilir</em>”  KK 12. Bu süre hak düşürücüdür. Bundan sonra sınır ve yüzölçümü  düzeltilmesi için dava açılamaz. Ancak o taşınmazla ilgili açılmış dava  varsa ona “<em>asli müdahil</em>” olarak katılabilir. KK26.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>30 günlük ilan süresi içinde hakkında dava açılmayan “<em>kadastro tutanakları kesinleşir</em>”. Kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç “<strong>3 ay</strong>” içinde tapu siciline kayıt edilir. Kadastro tutanakları kesinleştikten sonra artık kadastro mahkemesine dava açılamaz KK 12.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bundan sonra hakkını yitiren  ancak mülkiyet hakkını ileri sürerek “<strong>adli yargı</strong>” da “<strong>10 yıl</strong>” içinde “<em>ehliyet ve şekil eksikliğinden kaynaklanan davalar açabilir</em>”.  Bu süre kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinden başlar. Bu sürede  geçirilirse kadastrodan önceki sebeplere dayanarak dava açmak mümkün  değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eğer tutanaklar kesinleşmeden (tutanaklar askıya çıkarılmamış  olması veya askı ilanının gereken usullere veya süreye aykırı yapılmış  olması) tapuya tescil edilmişse malik sıfatıyla zilyet ve bunların  haleflerine karşı açılacak davalar “<strong>20 yıl</strong>”lık hak düşürücü süreye tabi kılınmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak  yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız  olarak 10 yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse mülkiyet hakkına itiraz  edilemez. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Meraların Hukuki Durumu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mera kanunu ile hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması  için özgülenen kamuya ait yaylak, kışlak, otlak va çayırlıklar  düzenlenmiştir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Meralar devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerdendir.  Özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı  yoluyla edinilemez. Sınırları daraltılamaz. Meralar üzerinde özel  mülkiyet söz konusu olamamakla birlikte bu araziler üzerinde iki haktan  söz edilebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Kollektif mera hakkı</strong>: Tahsis olunduğu köy veya belde halkının meradan münhasıran yararlanma hakkıdır. Köy veya beldede “<em>en az <strong>6 ay</strong>dan beri ikamet eden</em>” çiftçiler bu haktan yararlanır. “<strong>Mera komisyonu</strong>” tahsisli köy veya beldenin ihtiyacından fazla olan mera kısmını “<strong>5 yıllık</strong>” dönemlerle gerçek veya tüzel kişilere kiralayabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Bireysel mera hakkı</strong>: O belde veya köyde oturan bir çiftçi ailesinin meradan hayvanlarını otlatma hakkını ifade eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gerek “<em>tahsis hakkı</em>”nın gerekse “<em>otlatma hakkı</em>”nın başkasına devri mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Mera Kadastrosu: </strong>Meraların kadastro tespit ve tahditleri her ilin “<strong>mera komisyonu</strong>” (vali yardımcısı + 8 kamu görevlisi) ile “<strong>mera teknik ekibi</strong>”dir. Mera kadastrosu yapılacağı “<strong>30 gün</strong>” önce ilan edilir. Komisyonun tahsis kararı ve mera tespit tutanakları askıya çıkarılarak “<strong>30 gün</strong>” ilan edilir. Bu sürede “<strong>itiraz hakkı</strong>” vardır. Komisyon “<strong>60 gün</strong>” içinde itirazı inceler. Sonucu 30 gün askı suretiyle ilan eder. Tebliğ veya ilan tarihinden itibaren “<strong><em>30 gün</em></strong><em> içinde kadastro mahkemesine veya asliye hukuk mahkemesine dava açılmazsa komisyon kararı kesinleşir”</em>. Kesinleşme tarihinden itibaren “<strong>5 yıl</strong>” içinde genel mahkemelere dava açma hakkı vardır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>TAPU SİCİL İŞLEMLERİ</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Tesciller: Ayni hakların tesisi veya devri gayesiyle yapılan tapu kayıt işlemleridir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ayni hak olarak tapuda tesisi mümkün haklar: a)Mülkiyet, b)İrtifak hakları, c)Taşınmaz yükü ve d)Rehin hakları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Terkin: Tescil işleminin tersine, ayni hakları sona erdiren bir tapu sicil işlemidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Tadil: Tapu sicilindeki ayni haklarda değişiklik yapmaya yönelik bir işlemdir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4-Şerhler: Şahsi hakların kuvvetlendirilmesine veya malikin  tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına veya çekişmeli bir hakkın  korunmasına, ya da bir tescil işleminin muvakkaten tapuya yazılmasına  hizmet eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 5-Beyanlar: Tapu sicilinde gösterilmesi faydalı görülen çeşitli hususları kapsar.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-TESCİL İŞLEMİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir ayni hakkın kazanılması için tapu kütüğüne yapılan kaydına  tescil işlemi denir.Tescil işleminin önemli bir özelliği, “<strong><em>tescilin şart kabul etmemesi</em></strong>”dir. Tescilin hukuki sebebini teşkil eden işlemler şarta bağlanabilir. Ancak “<em>bağışlamadan rucu şartı</em>”  istisna edilirse (bağışlanan kişi bağışlayandan önce ölürse  bağışlamadan dönme şartı BK 242) tescil işlemi şarta bağlı olarak  yapılamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Yenilik doğurucu tescil</strong>: Bir ayni hak tescil ile varlık kazanıyorsa, bu tescil inşai (kurucu) tescildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Açıklayıcı tescil</strong>: Tescilden önce zaten varlık kazanmış bir ayni hakkın aleniyeti sağlamak için tapu siciline yazımıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sadece ayni haklar tapu siciline tescil edilebilirler. Bunlar  mülkiyet hakkı, irtifak hakları, taşınmaz yükü ve rehin haklarıdır. MK  yürürlüğe girmeden önce kurulmuş ve artık tesisi mümkün olmayan ayni  haklar tapu siciline tescil edilemezler sadece beyanlar hanesinde  gösterilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Tescilin Şartları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmaz hakkında ilk defa tapu sicilinde sayfa açılıyorsa  ayni haklar re’sen tescil edilir. Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazlar  üzerinde bir ayni hakkın tescili için üç şart aranır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Yazılı Tescil Talebi</strong>: Tescil talebinde bulunabilecek kişiler:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i-Malik</strong>:  Tapu sicilinde malik gözüken kişinin yazılı tescil talebi gerekir.  Taşınmaz paylı mülkiyet altında ise, her paydaş kendi payı için tescil  talebinde bulunabilir. Taşınmazın tamamını takyit eden bir tasarrufi  işlem söz konusu ise tüm paydaşların birlikte tescil talebinde bulunması  gerekir. Elbirliği mülkiyette de her halde tüm maliklerin birlikte  tescil talebinde bulunmaları gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Malikin temsilcileri</strong>: Malikin “<em>kanuni</em>” ve “<em>iradi</em>” temsilcileri:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Velinin tescil talebi</strong>:  Anne-baba küçüğü temsil yetkisini birlikte kullanır. Eşlerden biri  muhalefet ederse tescil yapılamaz. Eşlerden biri ölmüşse sağ kalan  kanuni temsil yetkisini kullanır. Veli ile küçüğün müştereken sahip  oldukları taşınmazın taksim ve ifraz işlemi tayin edilecek “<em>kayyım</em>” ve “<em>hakimin onayını</em>” gerektirir. Veli küçüğün malını “<em>bağışlayamaz</em>”, “<em>vakfedemez</em>” onun adına “<em>kefil</em>” olamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mümeyyiz küçükler kendilerini borç altına sokmayan, kendilerine  ivazsız iktisaplar sağlayan bir tescil işleminin pasif yanını teşkil  edebilirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Vasinin tescil talebi</strong>:  Kısıtlılara ait taşınmazları vasiler sulh mahkemesinden izin almak  suretiyle satabilir veya bunlar üzerinde herhangi bir ayni hak tesis  edebilirler. Vasi de kısıtlının malını bağışlayamaz, vakfedemez, ve  rehnedemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-İradi temsilcilerin tescil talebi</strong>: Bunun için resmi şekle tabi “<em>özel vekalet</em>” gerekir. Yetkinin hangi taşınmaz ve hangi işlem için verildiği açıkça belirtilmelidir. Noterlik kanunu 89. “<em>tapuda işlem yapılmasını içeren vekaletnamelerin, noterce re’sen düzenlenmesi gerektiğini düzenlemektedir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Diğer kişilerin tescil talebi</strong>:  Ayni hakları tescilden önce kazanan kişiler, kanuna göre, kesinleşmiş  mahkeme kararına veya buna eşdeğer bir belgeye dayananlar gerekli  belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Tasarruf Yetkisinin İspatı</strong>:  Tescil isteminde bulunan kişi, tapu sicilinde malik olarak gözüken kişi  ise kendisinin o kişi olduğunu, temsilci ise, malikin temsilcisi  olduğunu kanıtlamalıdır. Bunun için nüfus müdürlüğünce verilen kimlik  belgesi kabul edilir. Tüzel kişinin temsilcisi ise yetkili organca  kendisine temsil yetkisinin verildiğini kanıtlamalıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Hukuki Sebebin İspatı</strong>: Tescil işlemi “<strong>illi bir işlem</strong>”dir. Kendisine esas teşkil eden işlem geçersizse tescil de geçersizdir. Hukuki sebebin belgelenmesi ise “<em>bu sebebin geçerliliği için gerekli şekle uyulduğunun ıspatı</em>” suretiyle olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hukuki sebep ölünceye kadar bakma sözleşmesine istinat ediyorsa  miras mukavelesinin şekline tabi olur. Müşterek malikler arasındaki “<em>rızai taksim sözleşmesi de resmi şekle tabidir</em>”. Mirasın taksimi sözleşmesi “<em>adi yazılı şekle tabi tutulmuştur, ancak tapu memurları imzaların noterce tasdikli olmasını aramaktadır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Belgelerin Tamam Olmaması</strong>: Eğer tescil talebinde bulunan,”<em>tasarruf yetkisini</em>” ve buna esas teşkil eden “<em>hukuki sebebi</em>”  belgeleyemezse, tapu memuru tescil talebini reddeder. Bununla birlikte  malikin muvafakati ve mahkeme kararıyla geçici tescilin şerhi tapu  kütüğüne yazılabilir. Bunun tek kazancı belgeler tamamlandığında kesin  tescil yapılınca, bu tescilin şerhin verildiği andan itibaren geçerli  olmasıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Tescil Talebinin Hukuki Niteliği</strong>: Tescil talebi ayni haklara doğrudan etki eden bir işlem olduğundan “<strong>tasarrufi işlem</strong>”  sayılmaktadır. Tescil talebi ehliyetsizlik vs nedeni ile geçersizse,  hukuki işlem geçerli olsa bile tescilin ayni haklara bir etkisi olmaz.  Tescil talebi yenilik doğurucu bir işlem olduğundan tapu memuruna  yönetildikten sonra geri alınamaz. Tescil işleminin bir koşula  bağlanması mümkün değildir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tescilin Hükümleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>Ayni  haklar tescil ile doğar ve sıra ve tarihlerini tescil kayıtlarına göre  alır. Bu sonuç tescil talebinin yazıldığı andan itibaren doğmaya başlar. </em>Tescil işlemine iki önemli sonuç bağlanmaktadır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>a)Tescilin Olumsuz Hükmü</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sicile tescili gerekli bir ayni hak tescil edilmedikçe, ayni hak olarak varlık kazanamaz. Tescilin olumsuz hükmünü “<em>tescil yoksa ayni hakta yoktur</em>” şeklinde ifade edebiliriz. Ayni hakların tapu kütüğüne tescil edilmedikçe mevcut olamayacağına ilişkin prensibe, “<em>tescilin olumsuz menfi etkisi</em>” denir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescil sonuçlarını doğurduktan sonra alıcı bedeli ödeme borcunu ifa etmezse, “<em>satıcı sadece bu ödenmeyen satış bedelini talep ve dava edebilir</em>”. Malı geri alamaz. “<em>Ayni hakların kapsamlarının tayininde de tapu kütüğündeki kayıtlar ve evrakı müsbiteler dikkate alınır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescilin olumsuz hükümleri tescilsiz iktisap hallerinde geçerli  değildir. Bu gibi hallerde tescilin fonksiyonu açıklayıcıdır. Malik  ancak bundan sonra tasarrufi işlemde bulunabilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>b)Tescilin Olumlu Hükmü</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescilin üçüncü şahıslar için taşıdığı değere, “<em>tescilin müsbet hükmü</em>”  denir. Hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini iddia edemez.  Tescilin bu olumlu hükmü gereği üçüncü şahısların tapu kütüğündeki  kayıtlara güvenerek kazanmış olduğu ayni haklar korunur. Buna “<strong>tapu siciline güven ilkesi</strong>” denir. Üçüncü şahısların tescilin bu müsbet hükmünden yararlanmasının koşuları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İktisab edilen ayni bir hak olmalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu iktisap tapu sicilindeki “<em>yolsuz bir tescile</em>” dayanmış olmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üçüncü şahıs iyiniyetli olmalıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<strong><em>İyiniyet</em></strong><em> <strong>genelde korunmaz</strong>. Ancak kanunun açıkça öngördüğü hallerde korunur. Yani korunması istisnadır</em>”.  Üçüncü şahıs, tapuda adına yolsuz tescil bulunan şahıslar ve onların  mirasçıları dışında olan kişilerdir. Üçüncü şahısların iktisap ettiği  hakkın bir ayni hak değil de tapuya şerh edilmiş şahsi hak olması  halinde üçüncü şahsın iyiniyeti korunmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<strong>Yolsuz tescil</strong>” geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan tescillerdir. Medeni kanunda “<em>Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller</em>”  olarak tanımlanmaktadır.MK 1024. Yolsuz kayıt hukuki sebebin şekil  eksikliği, tasarruf ehliyeti veya irade fesadı nedeniyle ortaya  çıkabileceği gibi yolsuz bir terkin veya tadil işleminden de  kaynaklanmış olabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devre mülk sözleşmesi, yönetim planı, üst hakkı senedi hükümleri  cuz’i halefleri de bağlar, bunların içeriği konusunda iyi niyetlerinin  korunması mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapuya güven ilkesi ile korunan iyiniyet “<em>subjektif iyiniyet</em>”tir. İyiniyetli olmayan yani “<em>tescil geçersizliğini bilen veya bilmesi gerekenler</em>”  tapuya güven ilkesinden yararlanamazlar. Tapu kayıtlarının yolsuzluğunu  bilmeyen ve hal ve şartlara göre bilebilmesi mümkün olmayan kişiler  iyiniyetli sayılırlar. İyiniyetin varlığı karine olarak kabul  edildiğinden aksini iddia edenin kanıtlaması gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ancak günlük hayat tecrübelerine ters düştüğü hallerde “<em>kötüniyetin bir fiili karine</em>” olarak kabulü mümkündür. Örn.üçüncü şahsın yolsuz kayıt sahibinin usul ve füruu olması gibi. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kaydı dışında bir kişisel hakkın varlığını bildiği halde  iktisap edenin kazanılmış mülkiyet hakkı geçerlidir. Çünkü “<em>kişisel hakla ayni hak çatışmasında ayni hakka üstünlük tanınması</em>” ana kuraldır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Üçüncü şahıs, tescil talebinin “<em>yevmiye defterine</em>” yazıldığı ana kadar, tescilin yolsuzluğunu bilmiyorsa ve bilebilecek durumda değilse iyiniyetli sayılacaktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Tapuya Güven İlkesinin İstisnaları</strong>: <strong><em>a)Üçüncü şahsın ayni hakkı iktisabı için gerekli kurucu unsurlarda eksiklik</em></strong> (ehliyetsizlik, şekilsizlik, sahte vekaletname) varsa sicil kayıtları hakkındaki iyiniyeti korunmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar</em></strong>:  Ormanlar, parklar, meralar, kıyı şeridi gibi tapu siciline yolsuz  olarak kaydedilmişse, bunların iyiniyetle de olsa iktisabı mümkün  değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Çifte Tapu kaydı</em></strong>: Çifte tapu halinde “<em>tapuya güven ilkesi geçerli olmaz</em>”.  Sonraki tarihli kaydın yolsuzluğu karine olarak kabul edilir. Doğru  olan kayda dayanarak hak iktisap edenlerin iktisapları korunur, yolsuz  kayda dayananlarınki korunmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Çifte kayıt farklı kişiler üzerine ise “<em>yanlış kayda dayanarak hak iktisap edenin iktisabı korunmamaktadır</em>”. Çifte kayıt ayni kişi üzerinde ise <em>kıdemli olan tercih olunur kuralı gereğince birinci temlikle iktisapta bulunanın iktisabı korunmalıdır</em>. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Çifte tapuya benzer durum “<strong>çifte kadastro</strong>” halinde de ortaya çıkabilir. KK22 göre “<em>ikinci kadastroya dayanan tapu kayıtları hükümsüzdür</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>d)Kanundan doğan mülkiyet kısıtlamaları</em></strong>:  Bunlar tapu sicilinde zaten tescil edilmezler. İmar kısıtlamaları,  zorunlu geçit hakkı, temlik yasağı gibi. Sicile dayanan muktesibe karşı,  bir taşınmazı iskan yolu ile iktisap eden, bunu tapuya tescil  ettirmemiş ise korunmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>e)Vakıf şerhi</em></strong>: Tapuya zamanında yazılmamış ise bu taşınmazı iktisap eden iyiniyet iddiasında bulunamaz. Ancak “<strong><em>taviz bedeli</em></strong>” ve “<em>10 yıllık zaman aşımı</em>” ile iktisap edebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>f)Cebri açık artırmalarda taşınmaz yük ve sınırlamaları</em></strong>:  Borçlar hukuku “<em>Cebri  arttırmalarda taşınmazı sınırlayan mükellefiyetler, tapuda tescil  edilmiş olsalar bile iyiniyetli alıcılara karşı ileri sürülemezler</em>” demektedir. Ancak bunu Eşya Hukuku kabul etmiyor, “<em>hiçkimse tapu kütüğünde yazılı bir hususu bilmediğini ileri süremez</em>” diyor.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-TERKİN İŞLEMİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Terkin işlemi ya bir ayni hakkı sona erdirmek, ya da yolsuz hale  gelen tapu sicilini düzeltmek için yapılan işlemdir. Tescilin tersi bir  işlemdir. Tescil işlemi için gerekli kurucu unsurlar aranır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Yazılı terkin beyanı: MK 1014 “<em>bir  tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi ancak bu kaydın  kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine yapılabilir</em>” Hak sahibi birden fazla kişi ise hepsinin terkin talebinde bulunması gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Talepte bulunan tasarruf yetkisine sahip olmalı. Eşya malikinin mülkiyet hakkından feragat etmesi “<em>malikin tasarruf yetkisi içindedir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c)Geçerli bir hukuki neden olmalı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bazı hallerde bir ayni hakkın sukutu ile tescil, bütün hukuki  varlığını yitirir. Örn. İntifa hakkının sona ermesi. Bu gibi hallerde  mükellef “<em>taşınmaz malikinin talebiyle</em>” kıymeti kalmayan  tesciller terkin edilir. Yazım hataları hariç, tapu memurunun  kendiliğinden tapu kayıtlarındaki bir yolsuz kaydı düzeltmesi mümkün  değildir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-TADİL İŞLEMİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tadil bir ayni hakkı, genişletici nitelikte ise, esasen bir “<em>tescil</em>”, daraltıcı nitelikte ise bir “<em>terkin</em>” işlemi söz konusudur. Kendisine hak sağlanan kimsenin yazılı bir beyanı ile yapılabilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>D-ŞERHLER</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1.Şahsi Hakların Şerhi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a)Hangi şahsi haklar şerh edilebilir</strong>: “<em>Kanunun açıkça belirttiği şahsi haklar tapu kütüğüne şerh edilebilirler</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i- Alıcının tek taraflı bildirimi ile</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -T<em>aşınmaz satış vaadi</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii- Ayrı bir şerh anlaşması gerekenler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sözleşmeden doğan: Önalım, alım, geri alım hakkı, kira sözleşmeleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -BK da tescili özel olarak öngörülen şahsi haklar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> *Rehnin boş dereceye ilerleme hakkı  MK 871</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> *Bağışlamadan rucu hakkı BK 242</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Şerhin Etkileri</strong>:  Bir şahsi hak tapu kütüğüne şerh edilmekle ayni hak niteliği kazanmaz.  Yalnızca taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı  ileri sürülebilir hale gelir. Şerhin iki fonksiyonu vardır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Eşyaya bağlı bir borç yaratır: Şerhten sonra  taşınmazı iktisap eden malik, bu haktan doğan borçları karşılamak  yükümlülüğündedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Munzam etki: Şerh edilen hak sahibine zarar veren hakların bertaraf edilmesi</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Şerh  sahibi hakkını sadece kendinden sonra hak iktisap edenlere karşı değil,  kendinden önce şerhedilebilir şahsi hak elde etmiş, fakat şerhettirmemiş  kişilere karşı da ileri sürebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> c)Şerhin İcrası ve Etkisini Yitirmesi: </strong>Şerhin  yapılmasını talep edebilecek şahıslar, tescil talebinde bulunmaya  yetkili şahıslar gibidir. Taşınmaz satış vaadi hariç ayrıca bir şerh  anlaşmasının varlığı gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Süreye bağlı şerhlerde, sürenin dolması ile şerh kendiliğinden  hükmünü kaybeder. Şerh süreleri taraflarca serbestçe tayin edilebilirse  de kanun bunların bazılarında bir üst sınır belirlemiştir. Bu üst süre:  Şufa, iştira ve vefa hakkı için</span><span><span>à</span></span><span>”<strong>10 yıl</strong>”, taşınmaz satış vaadi</span><span><span>à</span></span><span> “<strong>5 yıl</strong>” dır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Malikin Tasarruf Yetkisini Sınırlayıcı Şerhler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Medeni Kanunda Düzenlenmiş Tasarruf Tahdidleri</strong>: Üç hal vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i- Çekişmeli haklar için “<em>İhtiyati Tedbir Kararları</em>”</strong>:  Şahsi nitelikte haklardır. Muvakkat tescil şeklinde yapılır. Şerh  yapılabilmesi için ya mahkemelerden veya icra dairelerinden, ihtiyati  tedbir kararı gerekir.Şerh edilebilecek şahsi haklar iki gruba ayrılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İfa edilmediği takdirde sahibine, malike karşı “<em>cebri tescil davası</em>” açma hakkı veren şahsi haklar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmazla ilgisi olmayan alacak hakları.  Bunun gayesi malikin yapacağı tasarrufi işlemleri önlemektir. Hak  iktisap eden kişilere karşı, şerh edilen şahsi hakkın ileri sürülmesini  sağlar. Yoksa malikin tasarruf yetkisini kaldırmaz.. Ancak uygulamada  mahkemeler “<em>tapu sicilini kilitleyici</em>” şerh kararları vermektedirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Haciz, İflas, Konkordato İlanı İle Verilen Süreler</strong>:  İcra dairesi tarafından yapılan şerhlerdir. Doktrine göre tasarruf  yetkisini engellemez. Uygulamada tapu sicilini kilitleyicidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iii-Aile Yurdu Tesisi ve Artmirasçı Tayini</strong>: -Aile yurdu tesisinin şerhi “<em>tapu kütüğünü kilitler</em>”. Taşınmaz maliki aile yurduna konu taşınmaz üzerinde artık hiçbir tasarruf yapamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Artmirasçıya devir yükünün şerhi, tapu  sicilini kilitlemez. Ancak sonraki müktesipler, bu mükellefiyetin yerine  getirilmesine katlanmak zorunda kalır. Ön mirasçı tasarruf işlemleri  yapabilir ama bu işlemler art mirasçıya karşı ileri sürülemez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iv-Aile Konutunun Şerhi</strong>: Bu şerh eşlerin birbirinden bağımsız aile konutu üzerinde tasarrufunu engellemektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşin tasarruf yetkisi de hakim kararı ile kısıtlanarak tapuya şerh  edilebilir. Paylı mülkiyette paydaşların kullanımı ve yönetimine  ilişkin sözleşmeleri ile hakimin bu konulardaki kararları da şerh  edilerek cüz’i halefleri bağlayıcı hale gelir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Medeni Kanunda Düzenlenmemiş Olanlar</strong>:Üç tasarruf tahdidi tapu sicilini kilitler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>i-İskan Kanunu</em></strong>: Tahsis edilen taşınmazlar, 10 yıl süre ile başkasına temlik edilemez, rehnolunamaz, haczedilemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Tarım Reformu Kanunu</em></strong>: Dağıtılan toprakların başkasına temliki ve taksimi yasaktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>iii-Arsa Ofisi Kanunu</em></strong>: Temlik ve inşaat takyitleri şerhi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat malikleri kurulunca bir bağımsız bölümün sinema, tiyatro,  kahvehane olarak kullanılması tapu kütüğüne şerh edilebilir. Bu şerh  malikin “<em>yetkisini daraltmaz, genişletir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Geçici Tescilin Şerhi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Ayni Hak İddiasının Geçici Şerhi</strong>:  Ayni hak idiasında bulunanlar haklarını kanıtlayıcı belgeleri temin  edinceye kadar, iyiniyetli üçüncü kişilerin tapu kütüğündeki kayıtlara  dayanarak hak iktisabını engellemek için konulur. Bunun için,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mahkemeden ihtiyati tedbir kararı veya</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu sicilinde malik görülen kişinin rızası gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Eksik Vesikaların Tamamlanması İçin</strong>:  Tescil talebinde bulunan tasarruf yetkisini kanıtlamakla beraber hukuki  sebeple ilgili belgelerinde eksiklik varsa, malikin muvafakatı veya  hakimin kararı ile geçici şerh verilebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Geçici Şerhin Hükümleri</strong>:  Geçici şerh malikin rızası veya hakimin kararına göre süre de tespit  edilerek tapu kütüğüne şerh edilir. Taşınmaz üzerinde hak iktisap eden  üçüncü kişilerin haklarını şerh sahibine karşı ileri sürmesini engeller.  Muvakkat tescil, daha sonra kati tescile dönüştüğünde, bu tescil  etkisini muvakkat şerhin tapu kütüğüne yazıldığı andan itibaren doğurur.  Geçici tescil malikin tasarruf yetkisini engellemez.  Tapuda gösterilen  şerh süresi dolarsa tapu memurunca resen silinir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>E-BEYANLAR</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Beyanlar tapu kütüğünün diğer sutunlarında yer almayan fakat, tapu  kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda görülen, hukuki ilişki ve  fiili durumdan ibarettir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ispat için karine oluşturan beyanlar: Eklentilerin  beyanı. Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine yazılır. Bu  kaydın terkini hak sahibi gözüken bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İyiniyeti önleyici beyanlar: </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bilgilendirici beyanlar: Bir hacir kararının beyanı, bir kamu hukukunun takyidinin beyanı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)TST de Öngörülen Beyanlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eklentiler: Bu beyan o eşyanın eklenti olduğuna ilişkin karine oluşturur</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Eklentiler  ipotek hakkında önemlidir. Çünkü bazan eklentiler rehinden daha değerli  olabilir. Bu nedenle ipotek verilirken eğer eklentilerin hariç olduğu  belirtilmezse karine olarak birlikte ipotek edilmiş kabul edilir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-MK’dan önce kurulmuş fakat, artık tesisi mümkün olmayan  ayni haklar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnşaatçı ipoteği: Beyandan  sonra kurulmuş olur. Sonradan taşınmaz üzerinde hak iktisap edenlere  karşı ileri sürülmesini sağlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Medeni hakların kısıtlanmasına ilişkin mahkeme kararları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Kat Mülkiyeti Kanununda Öngörülen Beyanlar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bağımsız bölümlerin eklentileri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yönetim Planı ve değişiklikleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Her bağımsız bölüme düşen arsa payının beyanı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c)Kadastro kanununda öngörülen beyanlar: -Bir paydaşa ait muhtesatlar varsa beyanlar hanesinde gösterilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kültür ve tabiat varlığı olarak tespit edilen taşınmazlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kooperatif ortaklığının beyanı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>YOLSUZ TAPU KAYITLARININ DÜZELTİLMESİ</span></span></span></strong><br />
<strong><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">A-Medeni Kanun Hükümlerine Göre</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğünde yapılan tescil, terkin işlemleri geçerli bir hukuki  nedene dayanmıyorsa veya tasarrufta bulunan kişi, bu yetkiden mahrum  ise ya da ayni hak sicil dışı iktisap edilmiş, fakat tapuda açıklayıcı  tescil yapılmamışsa gerçek durum ile tapu kayıtları birbirine uymaz. Bu  hallere “<em>tapu sicilinin yolsuzlaşması</em>” denir. Mahzurları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üçüncü kişiler iyiniyetle hak iktisap edebilirler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sicilde malik gözüken kazandırıcı zamanaşımı ile ayni hak sahibi olur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Gerçek malik hiçbir tasarruf işleminde bulunamaz.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Yolsuz tapu kayıtlarının düzeltilmesi üç yolla mümkündür. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Tarafların anlaşması ile</strong>:  -Tarafların anlaşması ile yolsuz kaydın düzeltilmesi yeni bir tescili  gerektiriyorsa resmi bir şekilde anlaşma yapılması gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yolsuz kayıt terkin işlemi ile düzeltilebilecek  nitelikte ise veya ayni hak kendiliğinden sukut etmişse bir tarafın  talebi ile tapu memurunca gerekirse hakim kararı ile düzeltilebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)“<em>Tapu kütüğünün tashihi davası</em>” ile düzeltilmesi</strong>: Bu dava “<em>mülkiyet hakkı</em>”ndan kaynaklandığı için <em>“istihkak davası niteliğinde</em>”dir ve herhangi bir süre aşımına bağlı değildir. Eğer düzeltme ile malın iadesi de isteniyorsa “<em>eda davası niteliği</em>” de kazanacaktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yargıtaya göre tapu sicilindeki yolsuz kayıttan hakları zarar gören “<em>herkes bu davayı açabilir</em>”. Dava yolsuz tapu kaydından “<em>yararlanan kişilere, kulli haleflerine ve kötüniyetli cüz’i haleflerine karşı açılır</em>”.  Yararlanan kimse yoksa tapu idaresi aleyhine açılması gerekir.Yetkili  mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise  müddeabihe bakılır. Son emlak vergi beyannamesindeki değer dikkate  alınır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Tapu memurunca düzeltilmesi</strong>: Sadece hakkın “<em>varlık ve muhtevasını</em>” etkilemeyen  “<em>adi yazım hataları</em>”nı  tapu memuru resen düzeltebilir. Adi yazım hatası, bir hakkın varlık ve  muhtevasını etkilemeyen evrakı müsbitelere ters düşen tapu kayıt  yanlışlıklarıdır. “<em>Kütük belgelerine aykırı bir hata</em>” olması halinde tapu memuru re’sen düzeltebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu memuru, tapu kütüğünde “<em>belgelere aykırı tescil veya yazım hatalarını</em>” ancak ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydı şartıyle düzeltebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kadastro tespitleri esnasında, ad, soyadı, baba adı gibi konularda  oluşmuş yazım hataları ilgililerin müracaatı ile tapu idaresince  düzeltilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ORMAN KADASTROSU VE İTİRAZ DAVASI</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devlet ormanlarının mülkiyeti başkalarına devrolunamaz ve ormanlar  zamanaşımı ile mülk edinilemez. Bu nitelikteki bir arazi yolsuz olarak  bir kişi üzerine tescil edilse ve 10 yıllık zilyetlik süresi geçse dahi,  hak iktisap edilemez, Orman Genel Müdürlüğü bu kayıtların tashihini her  zaman isteyebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ormanların tahdit ve kadastro işlemleri, orman kadastrosunca  düzenlenmektedir. Kadastro çalışmalarının yapılacağı yerler en az “<strong>1 ay</strong>” önce radyo ve diğer yayın araçları ile ilan edilir. Arazi çalışmalarının başlama tarihi ise en az “<strong>15 gün</strong>”  önce ilan edilir OK 8. Tutanaklar askıya çıkarılarak ilan edilir. Bu  ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ niteliğindedir. İlan tarihinden  itibaren “<strong><em>6 ay</em></strong><em> içinde kadastro mahkemesinde OGM aleyhine itiraz davası açma hakkı tanınmıştır</em>”.  Eğer itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Arazi üzerindeki  hakları sona erer. Bu süre hak düşürücü süredir. Hatta bu arazi sonradan  “<em>orman arazisi olmaktan çıkarılsa dahi eski malik hak iddia edemez</em>”. Ancak tapulu taşınmaz maliklerinin   “10 yıllık süre içinde dava açma hakları mahfuzdur” OK 11. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2510.İSKAN KANUNU VE TAPU KÜTÜĞÜNÜN TASHİHİ</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İdarece bu kanuna göre temlik edilen taşınmazlarda, “<em>temlik tarihinden itibaren <strong>1 yıl’</strong>lık  süre geçmiş ise, artık gerçek hak sahiplerinin tapu sicilinin  düzeltilmesi amacıyle ayni nitelikte dava açabilmesi mümkün değildir</em>”. Ancak rayiç bedelin ödenmesi için tazminat davası açabilirler.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>MÜLKİYET HAKKI</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sahibine bir eşya üzerinde en geniş yetkiler sağlayan bir mutlak  haktır. Mülkiyet hakkına kamu hukukunca konan sınırlamalara göre,  devletin ekonomik ve hukuki sistemide değişmektedir. A.35 göre, temel  bir anayasal hak olarak kabul edilmiş, ancak kullanılmasının toplum  yararına aykırı olamayacağı ve kamu yararı amacıyle sınırlanabileceği  kabul edilmiştir. Türk hukukunda “<em>liberal, sosyal bir mülkiyet anlayışı hakimdir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Tanımı</strong>: “<em>Birşeye sahip olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey </em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em>Üzerinde  dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine  sahiptir. Malı haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı <strong>istihkak davası</strong> açabileceği gibi, her türlü <strong>haksız el atmanın önlenmesini</strong> de dava edebilir</em>.”</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">A-Malikin Aktif Yetkisi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malı kullanma (ius utendi)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Maldan yararlanma (ius fruendi)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malda tasarruf etme (ius abutendi)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mülkiyet hakkı anayasaya göre sınırlandırılabilir. Malikin aktif yetkisi kanunla “<em>toplum yararına</em>” ve hukuki işlemlerle sınırlandırılabilir. Her hak gibi mülkiyet hakkı da dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmaldır. “<em>Kanun tarafından bir sınırlandırma olmasa bile mülkiyet hakkının kullanımı toplum yararına aykırı olamaz</em>”. Mülkiyet hakkından feragat “<em>malikin tasarruf yetkisi içindedir</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">B-Malikin Pasif Yetkisi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Dava açma hakkıdır. Malik bu yetkileri, hiç kimseden izin ve  yardım almaksızın tek başına kullanabilir. Gerek kanunun kendisine  tanıdığı meşru müdafaa sınırları içinde bizzat “<strong>kuvvet kullanarak</strong>”, gerekse “<strong>istihkak davası</strong>” ve el atmanın önlenmesi “<strong>müdahalenin men’i davası</strong>” ile savunabilir. Mülkiyet hakkından kaynaklanan “<strong><em>ayni davalar bir süre aşımına tabi değildir</em></strong>”</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-İstihkak davası</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Eşya  üzerindeki zilyetliği haklı bir nedene dayanmayan kişiye karşı, malikin  mülkiyet hakkına istinaden açmış olduğu davaya, istihkak davası “<strong>rei vindicatio</strong>” denir. “<em>Bir eda davası niteliğindedir</em>”.  Bunun için davacı malik olduğunu ve davacının zilyetliğinin haklı bir  nedene dayanmadığını ıspat etmek zorundadır. Bu nedenle, zamanaşımını  geçirmemişse; önce</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zilyetlikten doğan dava hakkını: Fiili ve faili öğrenmesinden itibaren “<strong>2 ay</strong>” ve herhalde fiilin üzerinden “<strong>1 yıl</strong>” geçmekle düşer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınır davası hakkını: Eşyayı elinde bulunduran herkese karşı “<strong>5 yıl</strong>” geçmekle düşer&#8230;.Kullanması ıspat külfeti bakımından yararınadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Davalının eşya üzerindeki zilyetliği haklı bir nedene dayanıyorsa,  malik istihkak davası açamaz. Örn. Malik M evini K ya kiralamışsa, K  nın zilyetliği haklı bir nedene dayandığından M, K ya karşı istihkak  davası açamaz. Ama K evi Ü ye kiralarsa. M, Üye karşı istihkak davası  açabilir. “<em>Davalının zilyetliğinin dayandığı haklı neden malike etkili olmadıkça, malik istihkak davası açabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu dava mülkiyet hakkından kaynaklandığı için ayni niteliktedir ve  zamanaşımına uğramaz. İstihkak davasında hem malikin mülkiyet hakkı “<em>tespit</em>” edilir, hem de eşyanın malike iadesini sağlayan “<em>eda davası</em>” niteliğindedir. Tapulu taşınmazlarda  “<em>sınır tespiti davası</em>” “<em>tapu kütüğü tashihi davası</em>”, ayni işlevi görür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bunun istisnası 2510. sy İskan kanunudur. Bunun 23 md göre idarenin temlik etmiş olduğu taşınmazların malikleri “<strong>1 yıl</strong>” içinde dava açmazlarsa, artık istihkak davası açamazlar. Sadece rayiç bedel üzerinden “<strong>tazminat davası</strong>” açabilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Müdahalenin Men’i Davası</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mülkiyet hakkına yönelen her türlü haksız tecavüzü önlemek veya tecavüz başlamışsa buna son vermek için, malik “<em>elatmanın önlenmesi davası</em>” açabilir. Davacı malik olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu dava mülkiyet hakkından kaynaklandığı için “<em>ayni nitelikte</em>”dir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>MÜLKİYET HAKKININ KONUSU</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mülkiyet hakkının konusu, maddi bir varlığı olan, üzerinde  kişilerin hakimiyet kurması mümkün ve iktisadi değeri olan, her türlü  taşınır ve taşınmaz eşyadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Muayenlik ilkesi gereği, ancak mevcut eşyalar, mülkiyet hakkının  konusu olabilir. İleride mevcudiyet kazanacak bir eşya, örneğin imal  edilecek bir otomobil ayni hakların değil ancak “<em>şahsi bir borç ilişkisinin konusu</em>” olabilir. Mülkiyet hakkı “<em>konusu olan eşyanın tamamını kapsar</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir başka eşyanın işlevini tamamlamak için, o eşya ile birleşen <em>özlerine zarar vermeksizin birbirinden ayrılamayan eşyaya</em> “<strong>bütünleyici parça</strong>” denir. Mülkiyet hakkı “<em>bir eşyanın bütünleyici parçalarını da kapsar</em>”.  Bazan da bir eşya kendi bağımsızlığını yitirmeksizin bir başka eşya  ile, onun korunması, daha iyi işletilmesi ve kullanımı için  birleşebilir. Bu çeşit eşyaya “<strong>eklenti</strong>” denir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>BÜTÜNLEYİCİ PARÇA (MÜTEMMİM CÜZ)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 684 “<em>yerel  adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe,  zarara uğramadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına  olanak bulunmayan parçadır</em>.” Bunun şartları:</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>a)Dışsal Bağlılık</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Asıl şeyle, bütünleyici parçaları arasında dıştan görülebilir bir  bağlılık olmalıdır. Bütünleyici parça sayılan şey, asıl şeyden  ayrıldığında , asıl şey fonksiyonunu önemli ölçüde kaybedecekse, bunlar  fiziki bakımdan hiçbir hasar veya değişikliğe uğramasa bile, bütünleyici  parça ilişkisi var sayılmalıdır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>b)İçsel Bağlılık</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Asıl şeyle bütünleyici parçasının işlevsel bir bütünlük  arzetmeleridir. Bütünleyici parça sayılan şey olmadığı takdirde asıl  şeyin kendisinden beklenen işleri önemli ölçüde yerine getiremeyecek  olmasıdır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>c)Devamlı Bağlılık</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Harici ve dahili bağlılık devamlı nitelikte değilse, bütünleyici parça ilişkisi doğmaz.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Örn. Kiracının kira süresince konuta taktırdığı ve kira bitince söküp aldığı şofben “<em>devamlılık arz etmediğinden bütünleyici parça sayılmaz</em>”.  Belirli sürelere bağlı olmaksızın örfün bir şeyden elde edilmesine izin  verdiği şeyler “devri olmayan ürün olarak bütünleyici parça  sayılırlar”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Bütünleyici Parçanın Önceden Başkasına ait olması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Asıl şeyle birleşen bütünleyici parçanın daha önce başkasına ait  olması, bu ilişkinin oluşması bakımından önem taşımaz. MK 776 göre “<em>bir eşya diğerinin bütünleyici parçası kabilinden olursa birleşimin mülkiyeti aslın malikine ait olur</em>.”</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kanun Gereği Bütünleyici Parça Sayılan Şeyler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yapı eserleri, muktesatlar ve su kaynakları araziden ayrı eşya  olamazlar. Ancak taşınır inşaat ve bitkiler, taşkın inşaat, üst hakkı bu  kuralın istisnalarıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ağaçlar arazinin bütünleyici parçaları, ağaçların üzerindeki  meyvalar da onların bütünleyici parçalarıdır. Her türlü doğal ürün  asıldan ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır. Bir taşınmazdan  alınan taş, kum, çakıl, bir ormandan kesilen ağaç asıl şeyden  ayrılıncaya kadar bütünleyici parçadır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Bütünleyici Parça Olmanın sonuçları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<em>Asıl şey üzerindeki ayni haklar bütünleyici parçaları da kapsar</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bütünleyici parça üzerinde daha önce mevcut ayni haklar sona erer</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bütünleyici parça, asıl şeyden ayrı olarak devredilemez. </span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bütünleyici parça asıl şeyden ayrılsa bile eski malikinin mülkiyetine geri dönmez</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bütünleyici parça bir başkasına ait olsa veya bütünleyici parça  üzerinde başka ayni haklar olsa bile, bir şey başka bir şeyin  bütünleyici parçası olmakla , onun üzerinde bulunan bütün bu haklar sona  erer. Asıl şey malikinin kötü niyetli olması dahi durumu değiştirmez.  Örn. Kiracı kiraladığı bir eşyayı kendine ait bir eşyanın bütünleyici  parçası haline sokarsa kiralanan eşya üzerinde malikin mülkiyet hakkı  sona erer, artık istihkak davası açamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotek taşınmazların sadece aslını değil, halen mevcut ve ileride mevcut olacak bütünleyici parçalarını da kapsar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bütünleyici parça asıl şeyden ayrılıp bağımsızlığını kazansa bile,  eski malikin mülkiyetine dönmez veya üzerinde daha önce mevcut ayni  haklar yeniden doğmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bütünleyici parçalar asıl şeyden ayrı olarak başkasına temlik edilemez, ayni haklarla kayıtlanamaz.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>EKLENTİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini ve işlevini  kaybetmeyen eşyadır. Bir şeyin eklenti olarak kabulu için gereken  şartlar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Objektif Unsurlar</strong>: <strong><em>i-Taşınır Eşya Olma</em></strong>: Eklenti daima taşınır eşyadır. İki taşınır şeyden hangisinin eklenti olduğuna günlük hayat tecrübelerine göre karar verilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Harici Bağlantı</em></strong>: Asıl şeyle eklenti arasında dıştan görülebilir bir bağlantının olması gerekir. “<em>Asıl şeye tabi takılan birleştirilen eşya olmasıdır</em>” . Örn bisikletle pompası, atla semeri böyledir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>iii-İktisadi Tahsis</em></strong>: Eklenti “<em>asıl şeyin muhafazası, ondan yararlanılması veya veriminin arttırılması için ona tabi kılınan</em>”  şeylerdir. Eklentinin asıl şeyden geçici olarak ayrılması; Örn Oto  radyosunun gece eve alınması eklenti niteliğini değiştirmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Subjektif Unsur</strong>:  Bir taşınır eşyanın diğer bir eşyanın eklentisi sayılması için objektif  unsurlar yanında ya malikinin bu yönde anlaşılabilen iradesi olmalı, ya  da bu konuda yerleşmiş yerel adetler bulunmalıdır. Örn. Bir kimse  devamlı olarak evini mobilyasıyla kiraya veriyorsa, evdeki mobilyaların  eklenti olduğu anlaşılır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Eklenti Olmanın Hukuki Sonuçları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a)Ayni Haklar Bakımından</strong>:  Bütünleyici parça ile asıl şey ayrı ayrı ayni haklara konu olamadığı  halde, eklenti ile asıl şey farklı ayni hakların konusu olabilir. Bir  eşya asıl şeyin bütünleyici parçası haline getirilirse o parça üzerinde  sahibinin mülkiyet hakkı sona erdiği halde, eklenti haline getirilirse  mülkiyet hakkı devam eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Tasarrufi İşlemler Bakımından</strong>:  Eklenti, asıl şeye karşı bağımsızlığını korumakla birlikte; Asıl şeye  ait temliki tasarrufların o şeyin istisna edilmeyen eklentilerini de  kapsayacağı kabul edilmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i-Asıl Şey Üzerinde Tasarruf</strong>: “<em>Temlik asıl şeyin eklentilerini da kapsar. Ancak taraflar aksini herzaman kararlaştırabilirler</em>”.  Taşınır bir malın temliki veya rehnedilmesi için zilyetliğin devri  gerektiği halde MK763, eğer bir taşınır eşya bir taşınmazın eklentisi  ise taşınmaz üzerinde yapılacak bu kabil işlemler teslim koşulu  aranmaksızın eklentileri de kapsayacaktır. Örn. Bir oteli rehneden kişi,  otelin eklentisi sayılan taşınır eşyayı da teslim şartı aranmaksızın  rehnetmiş olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Eklenti Üçüncü Şahsa Ait İse</strong>:  Eklenti malikinin elinden rıza ile çıkıp-çıkmadığı ayırımı yapmak  gerekir. Eğer rıza ile çıkmışsa devralan iyiniyetli şahıs mülkiyeti  kazanacaktır. MK 988. “<em>Eklenti üçüncü bir şahsa ait ise asıl şey  temlik edildiğinde iyiniyetli olan temellük eden eklentinin mülkiyetini,  temlik eden emin sıfatı ile zilyetse kazanır</em>” Taşınmaz rehninde durum farklıdır; “<strong><em>eklenti üzerindeki üçüncü şahıslara ait haklar mahfuz tutulmuştur</em></strong>”.MK 862. Örn satıcı S mülkiyeti muhafaza kaydıyle sattığı mobilyaları A otelinin eklentisi haline getirdikten sonra oteli Ü ye </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Temlik etmiştir: Ü mobilyaların da mülkiyetini kazanır MK 763.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehin etmiştir: S nin mobilyalar üzerindeki hakkı etkilenmez MK 862.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iii-Eklenti Üzerinde Asıl Şeyden Bağımsız Olarak Tasarruf</strong>:  Eklenti asıl şeyden bağımsız olarak tasarrufi işlemlere konu olabilir.  Ancak rehinli alacaklının hakları tehlikeye düşürülmemelidir. Çünkü  rehinli alacak için sadece asıl şey değil, eklenti de teminat teşkil  etmektedir. Asıl şeyi B’ ye devreden A, eklenti üzerinde zilyet kalmaya  devam eder ve bunu üçüncü şahıs olan C’ye temlik ederse, durum ne  olacaktır. Burada A emin sıfatı ile zilyet kabul edilerek C nin  iyiniyeti korunacaktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Eklentinin Haczi</strong>:  Haciz bakımından da eklenti asıl şeye bağlıdır. Eklenti asıl şeyle  birlikte haczedilebilir. Bunun haciz talebinde açıkça belirtilmesine  gerek yoktur. Alacaklıya bağlıdır isterse eklentiyi haciz dışında  tutabilir. Asıl şeyden bağımsız olarak da haczedebilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Haczedilen eklenti üçüncü şahsa ait ise, üçüncü şahıs istihkak davası ile “<em>eklentinin iadesini talep edebilir</em>”. Yargıtay asıl şey üzerinde “<em>rehin hakkı</em>” varsa, eklentinin asıl şeyden ayrı olarak haczedilemeyeceği görüşündedir. Çünkü asıl şey üzerindeki rehin hakkı, “<em>aksi kararlaştırılmamış ise</em>”, eklentiyi de kapsar. “<strong><em>Rehinli alacaklının hakkı hacizli alacaklıdan önce gelmektedir</em></strong>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>MÜLKİYET HAKKININ TÜRLERİ</span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">1-Mülkiyet hakkı konusuna göre</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Taşınır mülkiyeti</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Taşınmaz mülkiyeti</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">2-Mülkiyet hakkı sahibi sayısına göre</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Tek şahıs mülkiyeti</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Birlikte mülkiyet</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paylı mülkiyet</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Elbirliği mülkiyeti</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">3-Hak sahibinin belirleniş tarzına göre</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Şahsa bağlı mülkiyet</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Eşyaya bağlı mülkiyet</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">4-Mülkiyet hakkı üzerinde intifa hakkına göre</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Tam mülkiyet</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Çıplak mülkiyet</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Medeni kanunun mülkiyet hakkının genel hükümleri içinde paylı ve  iştirak halinde mülkiyet düzenlenmiş ve müteakiben, taşınmaz mülkiyeti  ve taşınır mülkiyeti düzenlenmiştir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>PAYLI (MÜŞTEREK) MÜLKİYET</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 688 “<em>Birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları</em>”na paylı mülkiyet denir. (Portokala benzer)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Birden fazla kişi bir mala paylı olarak malik olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu malın malikler arasında maddi olarak paylaşılmış  olmaması. Taşınmaz parsellere ayrılarak tapuya ayrı ayrı paydaşlar adına  tescil yapılmamış olacak. Parsellerin bireysel zilyetlikle kullanımı  paylaşım değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her paydaş mülkiyet hakkının belli bir payına sahip bulunur. Her  paydaş diğerlerinden bağımsız tasarrufi işlemlerde bulunabildikleri  için, bazı istisnalar hariç taşınmaz hükmüne tabi tutulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paylı mülkiyet ilişkisi, ya bir “<em>hukuki işlemle</em>”, ya da bir “<em>idari işlemle</em>” (imar kanunu 18) veyahutta bir “<em>kanun hükmü</em>” (iskan kanunu) icabı tesis edilmiş olabilir. Örn. “<em>iki taşınmazı birbirinden ayıran duvar üzerindeki mülkiyet, kanun gereği paylı mülkiyettir</em>”</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Paylı mülkiyette paydaşlar arasındaki yönetime ilişkin sözleşmeler “<em>tapuya şerh edilerek cuzi haleflere etkisi sağlanır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><strong><span>Olağan Yönetim İşleri</span></strong><span><span>à</span></span><span>Tek başına </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Paylı malın kirasının tahsili</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Diğerlerinin kullanma hakkına engel olmadıkça malı tek başına kullanabilir</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><strong><span>Önemli Yönetim İşleri</span></strong><span><span>à</span></span><span>Çifte çoğunluk (Pay ve paydaş çoğunluğu)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<em>Taşınmazın paydaşlardan birinin kullanımına ivazlı tahsisi</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paylı malın kiralanması ve tahliye davası açılması</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yükümlülüklerini ihlal eden paydaşın payının devri davası açılması</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><strong><span>Olağanüstü  Yönetim İşleri</span></strong><span><span>à</span></span><span>Oybirliği MK 692/1</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Kira sözleşmesinin tapuya şerhi</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Taşınmazın paydaşlardan birinin kullanımına ivazsız tahsisi </span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Paylı malın tamamı üzerinde ipotek tesisi</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Bir arsa üzerinde olağan kullanımın gerekli kıldığı ölçüyü aşan inşaat işleri için oybirliği gerekir</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-<em>Taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine geçit hakkı tanınması</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Taşınmazın devri</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Bir paydaşın yönetime ilişkin tek başına işlem yapma yetkisinin “<em>paylı malın korunmasına ilişkin ivedi ve zorunlu yönetim işleri dışında kaldırılması</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paylı mülkiyette “<em>bir paydaş payını devir ettiği zaman payı devir alan, devredenin borçlarından, devir edenle birlikte müteselsilen sorumludur</em>”.  Paylı mülkiyette paydaşların paylı mülkiyet sebebiyle üçüncü şahıslara karşı borçları “<em>hukuki işlerden doğan borçlarda paylı, kanundan doğan borçlarda müteselsildir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kira parası, kiracı tarafından ödenmez ise paylı maliklerden “<em>herbiri temerrüt ihtarını tek başına çekebilir, fakat davayı pay ve paydaş çoğunluğu ile açmalıdırlar</em>”</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Payların Hukuki durumu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> 1-Pay Oranı</strong>:  Maliklerin hangi oranda eşya üzerinde paya sahip olduğu, paylı  mülkiyeti tesis eden hukuki sebebe göre, tayin edilir. Eğer tayin  edilemiyorsa her malikin eşit paya sahip olduğu kabul edilir. Bir paydaş  payını terk ederse, bu pay payları oranında diğerlerine intikal  edecektir. Pay oranlarının masraflar ve ürünlerinin bölüşümünde önemli  rolü bulunur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>2-Pay üzerinde tasarruf</strong>: Paylı mülkiyette paydaşlar: “<em>kendi  payları üzerinde diğer paydaşların hakkı ile bağdaşması koşulu ile  diğer paydaşlardan bağımsız olarak tasarrufi işlemler yapabilirler</em>”. Her hissedar “<em>payını diğerlerinden bağımsız olarak başkasına temlik edebilir, rehin edebilir</em>”. Temlik ettiğinde diğer paydaşların “<em>birlikte önalım hakkı vardır</em>”. Bir paydaş payını temlik eder ve diğer paydaşlar şufa hakkını kullanmak isterlerse <em>“yargıtaya göre eşit oranda, doktrine göre payları oranında iktisap ederler</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Her paydaş diğerlerinden bağımsız olarak paylı malı kiraya veremez, geçit hakkı kuramaz “<em>Eşyaya bağlı irtifak hakları, üst hakkı, sükna hakkı, kaynak hakkı tesis edemez</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Her  paydaş kendi payı üzerinde malik olma hak ve mükellefiyetine sahip  olduğundan paydaşlar kendi payları üzerinde intifa hakkı, taşınmaz yükü  gibi haklar ile şufa, vefa, iştira gibi tapuya şerh edilebilir şahsi  haklar tesis edebilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bir paydaş payı üzerinde</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -“<em>Rehin hakkı tesis etmişse diğer paydaşlar artık taşınmazın tamamı üzerinde rehin hakkı, taşınmaz yükü kuramazlar</em>”. Üçüncü şahıslar “<em>bir payı diğerlerinden bağımsız olarak haczettirebilirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İntifa hakkı tesis ettirdiği diğer paydaşlara bildirilince, paydaşların “<em>3 ay içinde paylaşma isteminde bulunabileceği kabul edilmektedir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Devrederse, diğer paydaşlar şufa hakkına dayanarak  öncelikle satın alabilirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşlerin paylı mülkiyeti olan eşyalarda, eşlerin payları üzerinde diğerinin rızası olmadan tasarrufta bulunamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her taşınmaz payı birer taşınmaz niteliğini kazanacaktır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Eşyayı kullanma ve yararlanma yetkisi</strong>:  Her paydaş paylı malı diğerlerinin kullanmasına ve faydalanmasına mani  olmamak kaydıyle dilediği gibi kullanabilir, ürünlendirebilir. Diğer  paydaşlar tazminat isteyemezler. Ancak kullanmaktan men “<strong>intifadan men</strong>” edildiklerini ispat ederlerse tazminat isteyebilirler. “<em>Kendiliğinden yetişen ürünler için intifadan men koşulu aranmaz ve bunlardan faydalanabilirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paydaşlar malı nasıl kullanacaklarına dair bir sözleşme  yapmışlarsa, buna uyulmalıdır. Bu sözleşme sürekli olarak ayni şekilde  kullanılarak zimni şekilde de oluşabilir.Bu sözleşme külli halefleri de  bağlar. “<em>Sözleşme tapuya beyanlar hanesine şerh edilirse cüz-i halefleri de bağlayacaktır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paylı mülkiyette, şuyuun izalesi veya idamesine ilişkin sözleşme  “<em>taşınmazlarda resmi şekle, taşınırlarda şekle tabi değildir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Paylı malikin haklarını koruması</strong>:  Her paydaş, eşyayı diğer paydaşların çıkarları ile bağdaşacak şekilde  kulanabilir, ürünlendirebilir, eşyanın gasbı halinde istihkak davası  açabilir. Tecavüz halinde men davası açabilir. Her paydaş “<em>bölünemeyen ortak menfaatlerin korunması için diğer paydaşları temsilen dava açabilir</em>”. Dava sonunda verilen kararda, “<em>bölünmez bir menfaat söz konusu ise diğer paydaşlar lehine de bir kesin hüküm oluşturur</em>”</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Şuyuun izalesi (paylı malın paylaşımı) ni talep hakkı “<em>paylı mülkiyet payına bağlı yenilik doğurucu bir haktır</em>”. Şuyuun izalesi davasının “<em>açılması için özel bir sebebin mevcudiyeti aranmaz</em>”. “<em>Her paydaş tek başına açabilir</em>”. Sadece;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<em>Dürüstlük kurallarına göre dava paydaşları zarara sokabilecek bir zamanda</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Şuyuun idamesi sözleşmesi varsa veya</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşya devamlı bir amaca tahsis edilmişse açılamaz</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em> “İzalei şuyuu talep eden paydaş, diğer paydaşların paylı  mülkiyeti kendi aralarında devam ettirmelerine engel olamaz”. </em>Şuyuun izalesi davasında verilen mahkeme kararı</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">“<em>davacıya karşı da icra olunabilir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Şuyuun izalesi davasında hakim “<em>her  paydaşa paylı maldan payı oranında parça düşmese bile ivazlar ile  denkleşme yaparak aynen taksim mümkün oldukça, nakdi taksim cihetine  gidemez</em>”. <strong>Ayni taksim</strong> kararı için</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>i-Paylı mal, paydaşların paylarını karşılayabilecek sayıda parçalara ayrılabilmelidir</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Taksim sonunda oluşan parçaların toplamının  değeri malın parçalanmadan önceki değerinden önemli ölçüde az  olmamalıdır</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Taksimin maldan yararlanma imkanlarını, eşyanın verimliliğini önemli ölçüde azaltmaması gerekir</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Paylı mülkiyetin <strong>nakdi taksim</strong> için açık artırmaya karar verilmesi için “<em>tüm paydaşların bu şekilde artırmalı satışa rıza göstermeleri gerekir</em>”. Hakim “<em>eşyanın değeri, açık artırma masraflarını karşılayamayacaksa pazarlıkla satışa da karar verebilir</em>”. Paylı mülkiyetin nakdi taksim ile sona ermesi halinde “<em>paylı  mal ve paylar üzerindeki ayni, şahsi haklar mevcudiyetini korumakla  beraber, şahsi haklar yeni malike karşı ileri sürülemez</em>. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paydaşlar aleyhine açılacak davalar “<em>talep bölünebiliyorsa, ihtilaf hangi paydaşın payına ilişkin ise o paydaşa yöneltilmelidir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 629 “<em>Bu mülkiyette ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır</em>”. (Elma’ya benzer). Üç ana özelliği vardır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Özel ortaklık ilişkisi</strong>: Kanunlarımızda sınırlı olarak sayılan elbirliği mülkiyeti doğuran özel ilişki tipleri şunlardır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Karıkoca mal ortaklığı MK 256</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Aile malları ortaklığı Mk 373</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Miras şirketi MK 640</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Adi Şirket MK 520 </span><span><span>à</span></span><span> Adi şirket malları üzerinde ortakların elbirliği mülkiyeti vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyet bir arada olabilir. Paylı mülkiyette “<em>bir paydaşın ölümü ile mirasçıları bu pay üzerinde elbirliği mülkiyete sahip olurlar</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Hisselerin belli olmaması</strong>: Elbirliği mülkiyetinde “<em>maliklerin hisseleri belli değildir</em>”.  Her bir ortağın mülkiyet hakkı, o şeyin tamamına ilişkindir. Her  mirasçının miras hissesi belli olsa bile, hakkı terekenin tamamı  üzerindedir. Tereke üzerindeki hak ve yükümlülükler, miras hisselerine  göre belirlenmez. Mirasçılar malik oldukları malın tereke  “<em>borçlarından daima müteselsilen sorumludurlar</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Elbirliği mülkiyetinde iç ilişkide payları, paylı mülkiyette  olduğu gibi aktif paylar değil,üzerinde bağımsız olarak tasarruf mümkün  olmayan pasif paylardır. Elbirliği mülkiyetinde malikler haklarını “<em>başkalarına devir edemezlerse de hakları üzerinde tek başlarına borçlandırıcı işlemler yapabilirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Elbirliği mülkiyetinin konusu</strong>:  Elbirliği mülkiyeti, yalnızca özel ortaklık ilişkisinin yaratmış olduğu  malvarlığına dahil eşyalar üzerindedir. Bunların ürünleri de buna dahil  olur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Elbirliği Mülkiyetinde Yönetim</strong>:  Ortaklar malik oldukları şeydeki haklarını oybirliği ile kullanırlar.  Paylı mülkiyette olduğu gibi adi işler, önemli işler, olağanüstü işler  ayrımı burada yapılmamıştır. Aile şirketi emvalinde oybirliği kuralı  varsa da her ortak mutad işleri tek başına yapabilir. Bir ortağın  yaptığı hukuki işleme diğerlerinin oybirliği gerekir. sonradan icazet  şeklinde de olabilir. Eğer diğerleri rızasını bildirmezse yetkisiz  temsil hükümleri uygulanır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Elbirliği Mülkiyetinde Hukuki İşlemler</strong>:  Elbirliği mülkiyetinde malikler ancak oybirliği ile o şey üzerinde  tasarrufi işlemlerde bulunabilirler. Bir malikin özel ilişkide hissesi  olsa bile, bunu başkasına temlik etmesi, rehnetmesi mümkün değildir.  Miras şirketinde bir mirasçının “<em>miras payını diğer bir mirasçıya devri, diğer mirasçıların muvafakatına bağlı olmadan geçerlidir</em>”.  Ortaklık tasfiye edildiğinde, her ortak kendisine düşecek tasfiye  payına ilişkin olarak borçlandırıcı işlemlerde bulunabilir. Örn. Miras  payını başkasına satmayı, vaad edebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Elbirliği Mülkiyetinde Dava ve Husumet</strong>: Ortaklığa giren mala ilişkin olarak malikler aleyhine açılacak davalar, “<em>tüm maliklere karşı yöneltilmelidir</em>”. Ayni şekilde, malikler de başkalarına karşı “<em>açacakları davaları, hep birlikte açmalıdırlar</em>”. Burada “<strong><em>zorunlu dava arkadaşlığı</em></strong>” vardır. Örn. Kiradaki bir taşınmazın maliki ölmüş ise, mirasçılar “<em>temerrüt ihtarnamesini ve tahliye davasını ancak oybirliği ile açabilirler</em>”.  Bu ortaklar arasındaki davalarda geçerli değildir. Bir ortak malı tek  başına zilyetliği altına alıp kullanmakta ise diğer bir mirasçı “<em>tek başına müdahalenin meni davası açabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Malı korumak amacıyla tek başına dava açabileceği</em>” 1982 YİBK da kabul edilmiştir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kadastro Kanununda da bu yönde hüküm vardır. MK 702 de “<em>ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir, bu korumadan tüm ortaklar yararlanabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Elbirliği mülkiyetinde temyiz süresinin başlangıcı, son ortağa  yapılan tebliğ tarihinden itibaren başlar. Temyiz talebi halinde bir  ortak temyiz davası açabilir. Yargıtayın bozma kararına diğer ortaklar  sonradan muvafakat ederlerse, bu bozma kararından yararlanmaları  gerektiği görüşündedir. Örn. “<em>bir mirasçı tarafından yapılan  temyizde, Yargıtayca kararın leyhe bozulması halinde kararı daha önce  temyiz etmemiş mirasçılar temyize sonradan muvafakat ederlerse bu  bozmadan yararlanabilir</em>”. Ortaklar tek başlarına,</span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Zilyetlik va kamulaştırma işlemine karşı dava açabilirler. Ancak bu durumda mahkeme kararları dava açmayan malikleri etkilemez.</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Kadastro mahkemelerinde mirasçılar tek başına dava açabilir</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>-Ortaklığın  tasfiyesi halinde kendilerine düşecek tasfiye payının devrine ilişkin  borçlandırıcı işlemler yapabilecekleri gibi onların alacaklıları da bu  tasfiye payını haciz edebilirler.</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Mirasçılardan biri terekeye dahil taşınmazlardan birindeki miras payını bir noter senedi ile diğer mirasçıya devrederse “<em>devir  mirasçılar arasında bir borçlandırıcı işlem olarak geçerlidir  ve payı  devralan mirasçı, devredene karşı cebri tescil davası açabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">1989 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararına göre;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Mirasçılar birbirlerine karşı müstakilen ferağa icbar davası açabilirler</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Her mirasçının temyiz hak ve süresi birbirinden bağımsızdır.</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mirasçılar arasında diğer mirasçıların rıza ve  muvafakatini almadan yapılan devir ve satış işlemleri geçerlidir.</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Bir miras ortaklığında, tereke malının üçüncü kişilere devri “<em>ancak oybirliği ile mümkün olabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Maliklerin Alacaklılarının Durumu</strong>:  Ortakların alacaklıları belli bir hisse olmadığından ancak iştirak  halinin tasfiyesi sonunda borçlu ortağa düşecek hissenin satışı için  icra takibinde bulunabilirler. Tasfiye halinde borçluya düşecek hissenin  haczine ilişkin tapu kütüğüne şerh düşürülebilir İİK 94.  İcra tetkik  mercii iştirak halinin sona erdirilmesi için dava açmaya, alacaklıya  veya icra memuruna yetki verebilir İİK 122.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Elbirliği Mülkiyetinin Sona Ermesi</strong>: Üç şekilde son bulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>a)Elbirliği mülkiyetine konu olan malın temliki</em></strong>: Ortakların hep birlikte malı bir başkasına temlik etmeleri ile elbirliği mülkiyeti sona erer. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Topluluğun dağılması</em></strong>: Kanunun her ortaklık tipi için koyduğu özel hükümler dikkate alınarak elbirliği mülkiyet sona erer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ortaklık ilişkisine ilişkin özel hükümlerin buna izin vermesi ile  mümkündür. Mirasçılar arasındaki taksim sözleşmesinin yazılı olması  yeterlidir. Ortaklığın tasfiyesinden önce ortaklık borçları ödenir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Paylı mülkiyete geçilmesi</em></strong>: Ortaklar isterlerse, iştirak halindeki mülkiyeti, paylı mülkiyete çevirerek sona erdirebilir. Bu işlemin “<em>oybirliği</em>” ile yapılması gerekir. Kanun miras şirketinde mirasçıların herbirine, “<em>elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirme davası hakkı tanımaktadır</em>”. Örn. bir mirasçı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi için diğer mirasçılara karşı dava açarsa “<em>diğer  mirasçılar hakim tarafından verilen mehil içinde elbirliği halinin  devamında haklı bir neden ileri sürerek itiraz etmezler veya mirasın  taksimi davası açmazlar ise hakim davayı kabul eder</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Paylı Mülkiyet ile Elbirliği Mülkiyetin karşılaştırılması: </strong>1-Elbirliği mülkiyetinde maliklerin hisseleri belli değil, paylı mülkiyette her malikin eşya üzerinde belli bir hissesi vardır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Elbirliği mülkiyeti yaratan özel ortaklık ilişkileri  sınırlı sayıda, paylı mülkiyette ise sayı söz konusu değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Elbirliği mülkiyetinin konusu birden ziyade eşya  olabildiği halde, paylı mülkiyetin konusu daima belli bir eşyadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4-Elbirliği mülkiyetinde hisse söz konusu değildir,  maliklerin eşyayı hep birlikte kullanmaları zorunludur. Paylı mülkiyette  her paydaş kendi hissesi üzerinde dilediği gibi tasarrufi işlemlerde  bulunabilir, diğerlerinden bağımsız olarak eşyayı kullanabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 5-Elbirliği mülkiyetinde malın idaresi maliklerin  oybirliği ile yapılmaktadır. Paylı mülkiyette malın idaresi, adi işler,  önemli işler, fevkalade işler birbirinden ayrılarak düzenlenmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 6-Elbirliği mülkiyetinde sorumluluk daima müteselsildir. Paylı mülkiyette payları oranındadır.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Elbirliği Mülkiyetinde</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Paylı mülkiyeti sona erdiren sebepler, elbirliği mülkiyetini de sona erdirebilir</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesini engelleyen sebepler,  elbirliği halindeki mülkiyetin de sona ermesini engelleyebilir</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paylı mülkiyette, paylı malın taksim ve tasfiyesi hangi  usullerde yapılıyorsa, elbirliği mülkiyetinde de ayni usullerde yapılır</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Elbirliği hali kamulaştırma ile sona ererse<em>, “her ortak payına düşen kamulaştırma bedelini doğrudan idareden talep edebilir”</em></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ MÜLKİYETİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Taşınmaz Mülkiyetinin Konusu</strong>:  1-Arazi, 2-Tapu siciline bağımsız ve sürekli olarak kayıtlı bulunan  ayni haklar, 3-Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.  Taşınmaz mülkiyetinin kazanma tarzları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Aslen Edinme-Devren Edinme</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A)Aslen Edinme</strong>:  Bir kimse, bir taşınmaz üzerinde başkasının mülkiyet hakkına  dayanmaksızın, ondan bağımsız olarak mülkiyet hakkı elde etmişse, bu  iktisap tarzına aslen iktisap denir. Sahipsiz taşınmazların mülkiyetinin  işgal yoluyla kazanılması, önceki malikin mülkiyet hakkı sukut ettikten  sonra “<em>istimlak, cebri müzayede ve kazandırıcı zamanaşımı ile kazanmada aslen iktisap</em>” söz konusu olur. Tapulu taşınmazlar “<em>ancak sahipsiz ise işgal yolu ile iktisap olunabilir</em>”. Tapulu taşınmaz ayırtım gücü olmayan sahibi tarafından devredilirse, devralan “<em>ancak olağan zamanaşımı ile mülkiyeti kazanır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B)Devren Edinme</strong>:  Bir kimsenin mülkiyet hakkını, önceki malikin mülkiyet hakkına istinad  ederek, ondan devren elde ettiği hallerde, devren iktisaptan söz edilir.  Bazı taşınmazların devren iktisabı, özel kanunlarla yasaklanmıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Gecekondu Kanunu’na   (GK 34) tabi taşınmazlar; tahsisi tarihinden itibaren “<strong>10 yıl</strong>” içinde</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Devir ve temlik olunamaz</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehin ve diğer ayni haklarla takyit edilemez</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Satış vaadi sözleşmesine konu teşkil edemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taksim ve satış suretiyle şuyuun giderilmesi talebine konu teşkil etmez</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Haczedilemez ve işgal olunamaz</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Tarım Reformu Kanunu (TRK 13) göre  dağıtılan taşınmazlar miras hariç, devren iktisap edilemez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Tescille Edinme-Tescilsiz Edinme</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> A)Tescille Edinme</strong>: Bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı, tapu kütüğüne tescille kazanılır. Türk hukukunda “<em>tescille iktisap ilkesi geçerlidir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B)Tescilsiz Edinme</strong>:  Miras, işgal, kamulaştırma, cebri artırma ve mahkeme ilamıyla,  dernekler kapatılıp mal varlıklarının kamu kuruluşlarına intikali ile,  taşınmazın vakfedilmesiyle, “<em>iki şirketin birleşmesi ile, iskan  kanununa göre idarece tahsis ve tevfiz olunan araziler ve aile mal  ortaklığında tescilden önce de mülkiyet kazanılır</em>”. Evlenme mukavelesi ile bir taşınmazın mülkiyet hakkı “<em>tescilsiz kazanılır</em>”. Taşınmaz mülkiyetinin miras yolu ile iktisabı “<em>bir devren ve tescilsiz iktisap şeklidir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Mülkiyetini Tescille Edinme</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescilin geçerli sonuç doğurabilmesi herşeyden önce şekle uygun olarak yapılan muteber bir “<em>iktisap sebebi</em>”ne dayanması ve talepte bulunan kişinin “<em>tasarruf yetkisi</em>”ne haiz olması gerekir. Taşınmaz mülkiyetinin geçişine ilişkin işlemlerde “<em>her türlü temsil mümkündür</em>”. 1953 tarihli YİBK göre “<em>vekilin  kendi adına, müvekkili hesabına iktisap ettiği taşınmazı, müvekkiline  devir borcu doğması için vekalet aktinin resmi şekilde düzenlenmiş  olması zorunludur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 706 “<em>taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş bulunmasına bağlıdır</em>”. Tescil borçlandırıcı işlemin ifasıdır. Taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerde “<em>zamanaşımı söz konusu değildir</em>”. Taşınmaz mülkiyetinin tescille iktisabı için “<em>iktisap edene taşınmaz zilyetliğinin devredilmiş olması şartı aranmaz</em>”.Taşınmaz mülkiyetinin iktisabında tescil işlemi “ <em>iktisap edenin kötü niyetli olması nedeni ile sakatlanmış olmaz</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Şekil şartını bertaraf etmek için yapılan hertürlü sözleşme de  geçersizdir. Burada asıl borç geçersiz olduğundan konulan her türlü  cezai şart da geçersizdir.Resmi şekil şartından ayrık tutulan durumlar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ölüme bağlı tasarruflar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Eşlerin mal rejimi sözleşmeleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İhtiyari aleni müzayede</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir ticaret şirketine taşınmazın sermaye olarak konulması taahhüdü</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mirasçıların birbirlerine karşı yaptıkları temlik taahhütleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yapı kooperatiflerinin ortaklarına taşınmaz taahhüdü</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> TK 26 taşınmaz satış sözleşmeleri “<em>tapu sicil muhafızı veya memurları</em>” tarafından yapılmalıdır.Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri “<em>tapu memur ve muhafızından başka noter ve sulh hakimince de yapılabilir</em>”.  Noterler; -Miras sözleşmesi, -taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, -İştira  ve vefa sözleşmelerini de düzenleyebilirler. Taşınmaz mülkiyetini devir  amacı güden resmi sözleşmeler, ilgili sözleşmenin bütün esaslı  unsurlarını kapsamalı, bir tarafın mülkiyeti nakil edimine karşılık,  satış bedeli ve diğer yan edimler resmi senette yer almalıdır. Geçerli  bir hukuki sebebe dayanmayan tescil yapılmışsa “<strong>yolsuz tescil</strong>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Adi kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyetin kazanılması mümkündür</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu tescile dayanan üçüncü şahısların iyiniyetle hak iktisabı korunur</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmazı bu şekilde devralanların haksız inşaat  hükümlerine göre bu taşınmazın mülkiyetini kazanma imkanları vardır</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu kütüğüne yapılacak tescil işlemi, infisahi veya taliki şarta  bağlanamaz. Tescile esas teşkil eden satım, bağışlama gibi  sözleşmelerin, şarta bağlanması mümkündür. Resmi şekle uymayan işlemle  tescil yapılmışsa malik her zaman bu yolsuz tescilin tashihini talep  edebilir. Bu hak üç halde sınırlanmış bulunmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üçüncü şahıs bu yolsuz tescile dayanarak iyiniyetle  bir ayni hak iktisap etmişse artık ona karşı, tapu kütüğünün tashihi  davası açılamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üzerine yolsuz tescil yapılan kişi olağan kazandırıcı zamanaşımı olan “<strong>10 yıl</strong>” geçmesiyle taşınmaz mülkiyeti kazanmışsa, tapu kütüğünün tashihi davası açılamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Şekil noksanı sebebiyle işlemin geçersizliğini ileri  sürmek dürüstlük kurallarına ters düşüyorsa yine tapu kütüğünün tashihi  davası reddedilmelidir. Bu konuda 1988 tarihli YİBK  kararı vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Resmi şekil şartına uymayan sözleşmeyle taşınmazın zilyetliğinin devredilmesine uygulamada “<strong>haricen satış</strong>” denilmektedir. 1940 tarihli YİBK göre;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Bu  sözleşme ile satıcı resmi memur huzurunda resmi senet düzenleme ve  ferağ işlemlerini yapmayı, aksi takdirde aldığı bedeli iadeyi taahhüt  etmektedir.</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Satıcının bedeli iade borcu sebepsiz zenginleşmeden değil, taahhüt ettiği edimi ifa etmemekten doğduğu <strong>sözleşmeden doğduğu</strong> için BK 125 deki zamanaşımına tabidir.</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Satıcının iade borcunun zamanaşımı bedeli aldığı tarihten değil, satıcının ferağdan imtina tarihinden başlar.</span></span></span></em><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bu  durumda satıcı taşınmazın zilyetliğinin iadesini her zaman talep  edebilir. Ancak bu talebi satış bedelini alıcıya iadesine bağlıdır.  İyiniyetli haksız zilyet sayılacağından malı kullandığı ve  semerelendirdiği için kendisinden  bir tazminat istenemez. 1944 tarihli  YİBK, Haricen satışla alınan bir arsa üzerine inşaat yapılması halinde,  bu taşınmazın mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep hakkı  vermiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyetinde de geçerli şekil şartı olmasa da hakimin zilyet lehine karar verebileceği şartlar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kat satışı, kat mülkiyetine tabi binada yapılmış olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alıcı semeni ödemiş olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Katın zilyetliği, alıcıya teslim edilmiş olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Olayın özelliklerine göre şekil eksikliğinin ileri  sürülmesi, dürüstlük kurallarına aykırı düşmüş olması.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmazı haricen iktisap eden ve 10 yıl fasılasız ve  çekişmesiz elinde bulunduran KK 13’e göre kadastro esnasında adına  tescil ettirebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz haricen satılmış ama zilyetlik devredilmemişse, sadece  ödediği semeni sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Bu ise  10 yıllık zamanaşımına tabidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz mülkiyetinin devrinde “<strong>muvazaa</strong>” ya devir işleminin “<em>taraflarında</em>” veya işlemin “<em>türünde</em>” ya da işlemin “<em>bedelinde</em>” olabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Basit muvazaa halinde sözleşmeler geçersizdir. Örn. taraflar bir  taşınmaz satım veya bağışlama sözleşmesi yapmışlar ve bunların  geçersizliği konusunda anlaşmışlarsa. Tescil yapılmışsa, yolsuz tescil  teşkil edeceğinden, taraflarca her zaman tashihi istenebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taraflar satım akdi yapmışlar ama asıl niyet bağışlama ise “<strong>mevsuf muvazaa</strong>”, bu durumda hukukumuzda  “<em>satım akdi muvazaa, bağışlama ise şekle uygun olmaması sebebiyle geçersizdir</em>”. Eğer şekle riayetsizlik nedeni ile akdin hükümsüzlüğünü ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırı ise geçerli sayılabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tarafların sözleşmede semeni düşük göstermeleri, sözleşmenin  muvazaa sebebiyle geçersizliği neticesini doğurmaz. Çünkü taraflar  arasında akdin geçerliliğine ilişkin tam bir irade uyuşması vardır. Bu  durumda vergi rayiç bedel üzerinden tahakkuk ettirilmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Muvazaalı işlemler çoğu kez üçüncü şahısları zarara sokmak amacıyla yapılmaktadır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">“<em>Taraflar arasında muvazaa iddiası ancak <strong>yazılı delille</strong> mirasçılarca ise <strong>her türlü delil ile </strong> ısbat edilebilir</em>”.  Ancak miras bırakan hangi vasıtalarla muvazaayı kanıtlamak zorunda ise,  mirasçılar da ayni vasıtalarla kanıtlamalıdır. Malikin alacaklıdan mal  kaçırmak için taşınmazını üçüncü bir kişiye muvazaalı devri halinde,  alacaklı MK 1023  ve İİK 227 göre iptal davası açabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmaz mülkiyetini devreden malikin, devralanın bu taşınmazı  belli bir amaç için kullandıktan sonra, tekrar kendisine veya onun  belirleyeceği üçüncü bir şahsa geri temlik edeceği inancıyla, taşınmaz  mülkiyetini devretmesine “<strong>inançlı temlik</strong>” denir. Burada her iki  tarafın amacı da mülkiyeti nakletmek olduğundan, mülkiyetin alıcıya  geçişi muteberdir. Mülkiyeti tekrar geri nakledeceğine inanılan yeni  malik, malik olmanın tüm yetkilerine haiz bulunur. Onun mülkiyeti geri  nakledeceğine ilişkin taahhüdünün geçerli olabilmesi resmi şekilde  yapılmış olmasına bağlıdır. Tescil hiçbir şarta bağlanamayacağı için bu  durum ancak “<strong>vefa hakkı</strong>” ile sağlanabilir. İnançlı temlikler, daha çok kredi temini amacıyla yapılmaktadır.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Örn.  Almanyadaki işçi İzmirdeki arkadaşına para göndererek ev almasını  istemiş. Ancak Vekaletname olmadığından arkadaşı evi kendi adına almışsa  “<em>doktrine göre satıcı ile arkadaşı arasındaki tescil inançlı bir  işlem olarak geçerlidir ve hukukumuzda temsil ve vekalet işlemleri  geçerlilik koşuluna bağlı olmadığından işçi arkadaşına karşı tescile  zorlama davası açabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz mülkiyetinin naklinde, mülkiyetin asıl nakledilmek  istenen kişi adına değil de, bu kişi gizlenerek üçüncü bir kişi adına  tescil edilmesine “<strong>nam-ı müstear</strong>” adı verilir. Nam-ı müstear  eğreti kişi manasındadır. Olmayan bir kişi adına yapılan bir işlem söz  konusudur. Aslında bugün tapuda böyle bir işlem yapılması mümkün  değildir. Bu gün nam-ı müstear tapu memuru tarafından düzenlenen resmi  senette taraf teşkil eden kişinin mülkiyeti kendi adına fakat başka  birinin hesabına iktisap ettiği hallerde söz konusu olabilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bu iki sebepten ileri gelebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alıcı şahıs başkasının adına hareket etmekte ve bunu satıcıdan gizlemektedir. Burada “<em>dolaylı temsil</em>” söz konusudur. Ya da </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnançlı temlik ile mülkiyeti belli bir şahsa temlik  etmekte o da sonra esas alıcıya taşınmaz mülkiyetini nakletmeyi taahhüt  etmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her iki halde de tapu tashihi davası ile mülkiyetin geçirilmesi mümkün değildir. BK 390 göre “<em>vekil müvekkile karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir</em>”.  Eğer vekil kötü ifa ile taşınmazı başkasına devrederse. Eğer üçüncü  şahıs iyi niyetli ise tapu tashihi davası açılamaz. Kötüniyetli ise  açılabilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tapusuz Taşınmazlarda Mülkiyetin Nakli</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapuya tescil işlevini “<em>yalnızca tapuya kayıtlı taşınmazlar bakımından yerine getirebilir</em>”. Taşınmaz rehni de “<em>ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde tesis edilebilir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapusuz taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkı medeni kanunun  kabulünden önce doğmuş olabileceği gibi bu tarihten sonra işgal  suretiyle de kazanılmış olabilir. Tapusuz taşınmaz maliki mülkiyet  hakkını tapuya kayıt ettirmedikçe, bunun üzerinde tapu dışı işlemlerle  tasarrufta bulunulmasına imkan yoktur. Doktrindeki baskın görüşe göre “<em>tapusuz taşınmazların haricen devri geçersiz sayılmaktadır</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescilsiz iktisap hukukumuzda bir istisna olduğundan, bunun kanun  tarafından açıkça öngörülmüş olması gerekir. Tescilsiz iktisapta  taşınmaz mülkiyeti tescilden önce kazanılsa da, bir an önce tescil  şarttır. Çünkü taşınmaz üzerinde</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tasarrufi işlemler, ancak tescilden sonra yapılabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İyi niyetli üçüncü şahısların malı iktisabından  korur. Bu şekilde yapılacak tescil kurucu değil, açıklayıcı  niteliktedir. Tescilsiz iktisap halleri:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Miras</strong>:  Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile, terekeye dahil tüm mallar  üzerinde mülkiyet hakkını kazanırlar. Mirasçılar, açıklayıcı mahiyette  tescili, mahkemeden alacakları veraset senedinin tapu memuruna ibrazıyla  sağlarlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ölüme bağlı tasarrufla bir taşınmaz vasiyet edilmişse, lehine vasiyet yapılan sadece mirasçılara karşı “<em>şahsi bir alacak hakkı</em> <em>kazanmış olur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong> b)İşgal</strong>:  Bir kimsenin, bir taşınmaz üzerinde malik olma iradesi ile zilyetlik  ihdas etmesine işgal denir. Kanunlarımız bazı istisnasi hallerde,  taşınmazlar üzerinde işgal suretiyle mülkiyet hakkının  kazanılabileceğini kabul etmektedir. Tapulu taşınmazlar işgal yoluyla “<em>ancak sahipsiz iseler iktisap olunabilir</em>”. İşgal yolu ile iktisapta “<em>bir zilyetlik süresi aranmaz</em>”. İşgalle birlikte “<em>mülkiyet hakkı kazanılmakta, zamanaşımı gerekmemektedir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapulu taşınmazlarda malikin terkin istemi ile sahipsiz hale geldikten sonra </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bugünkü hukukumuz “<em>sahipsiz tapusuz arazinin işgal yoluyla iktisabına imkan tanımıyor</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Kamulaştırma</strong>:  Devletin egemenlik hakkına dayanarak kamu yararının gerektirdiği   hallerde, idari bir tasarrufla, özel mülkiyete konu taşınmazların  mülkiyetini iktisap etmelerine “<strong><em>kamulaştırma</em></strong>” denir. Kural olarak kamulaştırılan tapulu bir taşınmazın mülkiyeti idareye; “<em>kamulaştırma satınalma yolu ile yapılmamışsa, mahkemenin vereceği tescil kararı ile geçer</em>”. Kamulaştırılan tapusuz bir taşınmazın mülkiyeti de idareye “<em>idarenin talebi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince verilen tescil kararı ile intikal eder</em>”. Kamulaştırma halinde malike, malına karşılık bir bedel ödenir. A 46 göre bedelsiz kamulaştırma mümkün değildir. Ancak “<strong><em>Kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkının sınırlanması</em></strong>”  karşılıksızdır. Malik bu sınırlamalara katlanmak zorundadır Bedelin  hesaplanmasında vergi beyanı, resmi makamlarca yapılmış olan kıymet  takdiri, malın birim fiyatları, bina maliyet hesapları ve diğer objektif  ölçüler dikkate alınır. Malik “<em>tebliğ tarihinden itibaren  <strong>30 gün</strong> içinde Kamulaştırma kararına karşı idari yargıda iptal davası, bedele karşı da adli yargıda bedel artırma davası açabilir</em>”. Taşınmaz maliki kamulaştırma kararına karşı idari yargıda iptal davası açmış “<em>ama  idare mahkemesince yürütmeyi durdurma kararı verilmemiş ise, idarenin  tescil için başvuruda bulunduğu Asliye Hukuk mahkemesi taşınmazın idare  adına tesciline karar verir</em>”. Eğer taşınmaz maliki iradi olarak “<em>taşınmazı idareye ferağ etmiş ise idari yargıda iptal davası açma hakkı düşer</em>”. Bedele gelince </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik takdir edilen ve tebliğ edilen bedeli kabul edip,  taşınmazın idare adına tesciline muvafakat etmişse bedel kendisine  ödenir ve taşınmazın tescil işlemi tamamlandığı anda mülkiyetin idareye  geçtiği kabul olunur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik bedeli almış, buna rağmen kişi idare adına tescilden  kaçınıyorsa, idare mahkemeden tescili taleb edebilir MK 716. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik dava süresini geçirmiş veya dava kaybedilmişse, idare  taşınmazın bedelinin tayini ve kamu adına tescili için mahkemeye gider.  Mahkemenin verdiği tescil kararına veya reddine ilişkin karara karşı  temyiz yolu açıktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik iptal davası veya bedel artırma davası açmışsa, dava idare  lehine sonuçlanıp karar kesinleşmedikçe, idare kural olarak,  kamulaştırdığı taşınmaza el koyamaz. Eğer acilen el koyması gerekiyorsa  bu yetkiye iki sınırlama vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i.Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı  özel plan ve projeye göre yapılan, kamulaştırmada el koyabilir. Bunun  için,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii.İdare mahkemeleri yürütmeyi durdurma kararı vermemiş olacaktır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İdarenin el koyma ve tescil talebi üzerine mahkeme “<strong>8 gün</strong>” içinde taşınmaz malikine davetiye çıkartır ve “<strong>5 gün</strong>”  içinde taşınmazın kıymet takdirine esas olabilecek tüm niteliklerini  tesbit ettirerek, taşınmazın idare adına tesciline karar verir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kamulaştırılan taşınmazı malikinin geri alma hakkı, </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> <em>-Kamulaştırılan arazi üzerinde “<strong>5 yıl</strong>” içinde kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmamış olması halinde </em></span></span></span><em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>à</span></span><span><strong>1 yıl</strong> içinde veya</span></span></span></em><br />
<em><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> -İdarenin kamulaştırma kararından rucu ettiğini malike bildirmiş olması halinde</span></span></span></em><em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>à</span></span><span>Tebliğden itibaren <strong>3 ay</strong> içinde  kullanılabilir.</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kamulaştırılan taşınmazlar üzerindeki “<em>her türlü hak sona ermekle birlikte intifa hakkı ve  rehin hakları kamulaştırma bedeli üzerinde mevcudiyetini muhafaza eder</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d)Cebri Artırma ile İktisap</strong>:  Haczedilmiş, rehnedilmiş veya iflas masasına girmiş olan bir taşınmazın  icra vasıtası ile açık artırma ile satımıyla mülkiyet tescilden önce,  alıcıya intikal eder. İhaleyi kazanan alıcı, icra memurundan aldığı bir  belge ile tapuda açıklayıcı nitelikte tescili talep edebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>e)Mahkeme İlamı ile İktisap</strong>: <strong><em>1-Cebri tescil davası</em></strong>:  Taşınmaz mülkiyetinin belli bir şahsa intikal ettiğini içeren yenilik  doğurucu bir mahkeme kararı ile de taşınmaz mülkiyeti, tescilden önce  iktisap edilebilir. Resmi şekilde yapılmış bağışlama, ölünceye kadar  bakma sözleşmesi gibi mülkiyeti nakil borcu doğuran sözleşmelere  dayanarak taşınmaz mülkiyetinin intikaline karar verilmesi mahkemeden “<em>cebri tescil davası</em>” ile talep edilebilir MK 716.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Taşınmaz satış vaadi</strong>:   Noterler, resen düzenleme suretiyle veya tapu memuru tarafından  yapılır. Bu sözleşmeyle taraflar, birbirinden taşınmaz satış  sözleşmesinin yapılmasını talep edebilme yetkisine sahip olur. Eğer  satıcı buna riayet etmezse alıcı mahkemeye başvurur, ifa davası açar.  Hakimin kararı “<em>satıcının taşınmaz satış sözleşmesi yapma iradesi yerine geçer</em>”.  Satıcı resmi satış sözleşmesinden sonra da tescil talebinde bulunmazsa,  alıcı cebri tescil davası yolu ile mahkemeden mülkiyetin devrini talep  edebilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde zamanaşımı “<strong>10 yıl</strong>”dır. Zamanaşımı hakkın muaceliyet tarihinden itibaren başlar. Taşınmaz satış vaadinden doğan tescil davaları “<em>zilyetlik alıcıya devredilmişse zamanaşımına tabi olmaz, aksi takdirde <strong>10 yıl</strong>lık zamanaşımına tabidir</em>”. Çünkü, alıcı satışı vaad edilmiş taşınmaza zilyet kılınmış ise, “<em>ona karşı malik zamanaşımı definde bulunamaz</em>”. Tapuya şerh edilirse şerhin etkisi “<strong>5 yıl</strong>”dır. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde “<em>doktrindeki hakim fikrin aksine yargıya göre alacaklı malike karşı doğrudan tescile zorlama davası açabilir</em>”. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine “<em>dayanarak doğrudan tescile zorlama davası açılması, doktrine göre hukuk tekniğine uygun değildir</em>”.Taşınmaz satış vaadi “<em>775  sayılı gecekondu kanununa göre dağıtılan yerlerde dağıtımdan 10 yıl  geçtikten sonra ifası kararlaştırılmış olsa bile batıldır</em>”. Bir taşınmaz için birden fazla taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılsa ve biri tapuya şerh edilmiş olsa “<em>şerh edilen hakkını ancak kendisinden sonrakilere ileri sürebilir, kendinden öncekilere süremez</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Satış vaadi sözleşmesinden doğan haklar temlik edilebilir.  Devralan da cebri tescil davası açabilir. Malik birden fazla kişi ile  satış vaadi sözleşmesi yapmışsa “<em>önce yapılmış olana öncelik tanımak gerekir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>f)Yeni Arazi Oluşumu Suretiyle İktisap</strong>: MK 708 yeni arazi teşekkülü yoluyla mülkiyeti kazanma hakkını yalnızca devlete tanımıştır. Yeni teşekkül eden arazinin;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sahipsiz yerlerde arazinin kayması veya kamuya ait suların yer değiştirmesi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Oluşan arazinin yararlanılmaya elverişli olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu çeşit arazinin kendi taşınmazından ayrıldığını iddia eden  şahıslar, geri verilmesini talep edebilirler. 10 yıllık zamanaşımı  süresine tabidir. Tabii hadiselerle arazi kayması, toprağın yer  değiştirmesi sınır değişikliğini gerektirmemektedir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Mülkiyetinin Zamanaşımı İle kazanılması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanunda belirtilen sürece devam eden ve itiraza uğramayan zilyetliğine dayanarak, bir malın mülkiyetini kazanmaya “<em>zamanaşımı ile edinme</em>” denir. MK ikiye ayrılarak düzenlenmiştir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Olağan Zamanaşımı</strong>:  Tapu sicilinde yolsuz olarak taşınmaz maliki gözüken kişi, bu taşınmazı  malik sıfatıyla 10 yıl çekişmesiz olarak iyiniyetle zilyetliğinde  bulundurursa, o taşınmazın mülkiyet hakkını iktisap eder. Buna “<em>sicil zamanaşımı</em>” veya “<strong>adi zamanaşımı</strong>” da denir. Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Taşınmaza ilişkin koşul</strong>: Sadece “<em>tapuya kayıtlı</em>”  ve özel mülkiyete konu olabilen taşınmazlar bu yolla iktisap  edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan orman arazisi  başkasının adına tapuya kayıt edilse dahi bu yolla kazanılamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Şahsa İlişkin Koşul</strong>: Mülkiyeti kazanacak kişinin adının geçerli bir hukuki sebep olmaksızın mülkiyet sütünunda malik olarak yazılması “<em>yolsuz tescil</em>”gerekir. Bu şahıslar kendileri 10 yılda, bunlardan “<em>iyiniyetle satın alan iyi niyetli kişiler tescil anında mülkiyeti kazanırlar</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Zilyetliğe İlişkin Koşul</strong>: Yolsuz kayıt sahibinin herşeyden önce taşınmaza “<em>malik sıfatıyla zilyet</em>” olması gerekir. Fer’i zilyetlik kazandırmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Zilyetlik Süresi</strong>: Yolsuz kayıt sahibinin taşınmaz üzerinde, “<em>iyiniyete dayanan zilyetliği 10 yıl boyunca sürmelidir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>5-Zilyetliğin Çekişmesiz Olması</strong>:  Gerçek malikin yapacağı ihbar veya üçüncü bir şahsın kaydın  yolsuzluğunu bildirmesi, yolsuz kayıt sahibini kötüniyetli duruma  getirir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>6-Zilyetlik Sürelerinin Birleştirilmesi</strong>: Kazandırıcı zamanaşımından istifade edebilme imkanına sahip “<em>her zilyet, kendinden önceki ayni şartlara sahip zilyetlerin, zilyetlik süresini kendi zilyetlik süresine ekleyebilir</em>”. Çifte tapu kaydı halinde ikinci tapu kaydına dayanarak ayni hak iktisap edilemez. Çifte tapu halinde “<em>doktrine göre iyiniyet halinde adi, iyiniyetli olmama halinde olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı söz konusu olabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Olağan kazandırıcı zamanaşımının sayılan koşulları gerçekleştiği  anda eski malik mülkiyet hakkını kaybeder. Adına yolsuz kayıt olan,  mülkiyet hakkını kayıt anından itibaren yani geçmişe etkili olarak  kazanır.</span></span></span><br />
<strong><em><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> Yolsuz tescil + İyiniyet + zilyetlik + 10 yıl </span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>à</span></span><span> Tescil</span></span></span></em></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Olağanüstü Zamanaşımı</strong>:  Tapu kütüğüne kayıtlı olmayan veya kayıtlı olsa bile kütükten malikin  kim olduğu tesbit edilemeyen veya maliki  20 yıl önce ölmüş veya  gaipliğine karar verilmiş taşınmazların, “<em>malik sıfatıyla <strong>20 yıl</strong> çekişmesiz zilyedi bulunan kişinin, bu taşınmazların mülkiyetini kazanması</em>” söz konusudur. MK 713 göre taşınmaz mülkiyeti “<em>kazandırıcı zamanaşımı koşulları oluştuğu anda kazanılır</em>”. Kazandırıcı zamanaşımının koşulları: Bu koşulların ıspatı iktisap iddiasında bulunan zilyede düşer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a-Taşınmaza ilişkin koşul</strong>: Hakim taşınmazın tapuya kayıtlı olup olmadığını re’sen araştırır. Tapuya kayıtlı olmasa dahi “<em>özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımına konu olamazlar</em>”. Hazine adına kaydı yapılan bir arazinin mülkiyetini kimse “<em>olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanamaz</em>”. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına “<em>vakıflara ait araziler</em>” konu olamaz. Yeni teşekkül eden bir arazinin mülkiyeti “<em>hazine tarafından iktisap olunur</em>”. Şu hallerde olağanüstü kazandırıcı zamanaşımından istifade edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Tapusuz taşınmazlar</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Tapuya kayıtlı taşınmazlardan,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu sicilinden “<em>malikinin kim olduğu anlaşılamayanlar</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik kim olduğu anlaşılmakla beraber “<em>20  yıl önce ölmüş veya gaiplik kararı verilmişse ve malikin mirasçıları da  veraset senedi çıkarıp taşınmazı kendi adlarına tapuya kaydetmemişlerse</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Birden fazla tapu kaydı var ve birbiriyle çelişiyorsa</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üzerinde yolsuz kayıt bulunan kötüniyetli kişi ise</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-İmar ve ihya ile iktisap: Tarıma  elverişli olmayan arazilerin emek ve masraf yapılarak tarla ve bahçe  ziraatine uygun hale getirilmesidir. İhyanın işgalden farkı, işgale konu  taşınmazların zaten tarıma elverişli araziler olması ve işgal  tamamlandığında taşınmazın iktisap edilmiş olmasıdır. KK 17 göre ihya  ile iktisabın koşulları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İhya edilen arazinin devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir arazi olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Orman sayılmayan, bir kamu hizmetine tahsis edilmeyen bir arazi olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu arazinin il, ilçe ve kasabaların imar planı dışında olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu arazinin emek ve masraf sarfedilerek tarıma elverişli hale getirilmesi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Orman dışına çıkarılan orman arazisi ihya edenlerin köy nüfusuna kayıtlı olması ve “<strong>5 yıl</strong>”dan beri o köyde ikamet etmiş olması şartı ile “<em>tasarruf sahibi olarak</em>” tapunun beyanlar hanesine yazılması, 1995 yılında  kabul edilmiştir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Zilyetliğe ilişkin koşul</strong>. MK 713 den istifadeyle taşınmaz mülkiyetini kazanacak malik sıfatıyla zilyedin, zilyetliğinin en az “<strong>20 yıl</strong>”, nizasız, fasılasız devam etmiş olması ve bunu kanıtlaması gerekir. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında zilyetlik koşulunun “<em>gerçekleştiği her türlü delil ile kanıtlanabilir</em>”. Malik hakkında gaiplik kararı verilmiş taşınmazlarda gereken zilyetlik süresi “<em>taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet tesisinden itibaren başlar</em>”.YİBK göre “<em>mirasçılar birbirleri aleyhine kazandırıcı zamanaşımından istifade edemezler</em>”. Mirasçılar arasında olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı “<em>mümkün değildir</em>”. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında “<em>zilyedin iyi veya kötü niyetli oluşunun önemi yoktur, kötüniyetli olsa dahi mülkiyeti kazanır</em>”. Kadastro kanunu olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı “<em>ile iktisapta zilyetlik süresini tapulu taşınmazların haricen iktisabı halinde <strong>10 yıla</strong> indirmiştir</em>”. Kadastro Kanununa göre “<em>tapulu  bir araziyi haricen iktisap eden zilyet, kadastro tespiti sırasında en  az 10 yıldan beri nizasız, fasılasız bu araziye malik sıfatı ile zilyet  ise onun mülkiyetini zilyetlik yoluyla kazanır</em>” KK 13.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Zilyedin tescil davası açması ve “üç aylık” ilan süresinin itirazsız geçmesi</strong>: Hakimin aralıklarla vereceği en az “<strong>4 ilan</strong>”ın sonuncusundan itibaren geçecek “<strong>3 ay</strong>”  içinde bir itiraz olmaz veya yapılan itiraz reddedilirse. İlanlardan  birinin yerel gazetede yapılması gerekir. Diğerlerini hakim takdir eder.  Taşınmaz ister tapulu ister tapusuz olsun husumetin “<em>hazineye</em>” ve “<em>ilgili kamu tüzel kişileri</em>” aleyhine veya varsa tapuda “<em>malik görünen kişinin mirasçılarına</em>”  yöneltilmesi zorunludur. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile  iktisapta ilgililer 3 aylık ilan süresi içinde doktrindeki hakim görüşe  göre “<em>sadece zamanaşımı koşullarının gerçekleşmediğine ilişkin itirazları ileri sürebilirler”</em>.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Olağanüstü zilyetlik ile mülkiyetin kazanılması “<strong>tescilsiz iktisap</strong>”tır, mahkeme hükmü tespit niteliğindedir. Koşullar gerçekleştiği anda mülkiyet kazanılmış olur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Mülkiyetinin Kaybı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapulu taşınmazların mülkiyetinin terk suretiyle kaybı, ancak sicilde terkin ile mümkündür. Taşınmaz mülkiyetinin “<strong>mutlak kaybı</strong>” halinde, taşınmaz üzerinde bir şahsa ait mülkiyet hakkı sona ererken, bir başkasının onu kazanması söz konusu değildir. “<strong>Nisbi kayıp</strong>” halinde, taşınmaz mülkiyeti bir şahıstan diğerine intikal etmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Taşınmazın tamamen yok olması</strong>:  Bir taşınmazın doğal olaylar sonucu tamamen ve devamlı olarak yok,  telef olması ile üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer haklar da sona erer. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Taşınmaz mülkiyetinin terki</strong>:  Malikin mülkiyet hakkından feragat etmesiyle mülkiyet hakkı sona erer.  Feragat malikin tapu siciline yapacağı terkin beyanı ile  gerçekleşebilir. Terk beyanında bulunan şahsın “<em>tasarruf yetkisine</em>”  sahip olması gerektiğinden, tapu sicilinde yolsuz olarak malik gözüken  şahsın, terkin beyanıyla taşınmaz mülkiyeti sona ermiş olmaz. Tapusuz  taşınmazlarda terkin söz konusu olmaz. Taşınmaz maliki tapu kütüğündeki  adına olan kaydı terkin ettirmiş ise taşınmaz üzerindeki “<em>mülkiyet hakkı mutlak olarak sona ermiştir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Kamulaştırma</strong>: Kamulaştırma kararının kesinleşmesi ile birlikte, idare mülkiyet hakkını “<strong><em>aslen kazanmış</em></strong>” olur.İstimlak kararı ile birlikte sadece mülkiyet hakkı değil, taşınmaz üzerindeki diğer haklar da sona erer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1956 YİBK göre bir taşınmaz bir kamulaştırma kararı olmadan fiilen bir kamu hizmetine tahsis olunmuş ise “<em>bununla mülkiyet hakkı sona ermiş olmaz ve malik mülkiyet hakkından kaynaklanan ayni davaları idareye karşı açabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1961 tarihli 221 sayılı kanuna göre bir taşınmaz kamulaştırma  kararı olmadan bir kamu hizmetine tahsis edilmiş ise bu kanunun  yürürlüğünden önceki tahsislerde “<em>fiili tahsis tarihindeki rayiç bedellerini talep edebileceklerini kabul ediyor</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4650 sayılı kanun ile kamulaştırma kanununda yapılmış olan değişiklik ile “<em>idarenin kamulaştırılan taşınmaza acele el koyma yetkisi kaldırılmıştır</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN İÇERİĞİ </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz mülkiyetinin kapsamı “<em>varsa kadastro planı ve kadastro sınır işaretleri birlikte dikkate alınır</em>”. Kadastro plan ve işaretlerinin belirlediği sınırın; “<em>aksi her zaman iddia ve dava edilebilir</em>”. TK 31 göre kadastrosu yapılmamış tapulu bir arazi fazlalığı çıktığında “<em>sınırlarda bir değişiklik olmamışsa ve komşu araziye tecavüz suretiyle meydana gelmemiş ise fazlalık kayıt malikinin olur</em>”.  Bir arazi fazlalığı kadastrosu yapılmamış tapulu iki komşu taşınmaz  maliki arasında ihtilaflı ise Yargıtayın yerleşmiş içtihatına göre; “<em>tapu kayıtlarındaki büyüklüklerine orantılı olarak iki arazi arasında paylaştırılır</em>”. KK 20 göre tapulu taşınmazların sınırlarını belirlemede:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>-Mahalline uygulanabilir plan ve haritaya öncelik verilir,</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Plan ve haritaya dayanmayan ve sabit sınırlı  olmayan taşınmazlar, kayıt ve belgelerdeki miktarlar esas alınarak sınır  tespiti yapılır, ancak bunların kayıtları, fiziki yapıları ve konumları  itibarı ile belli bir yeri kapsıyorsa tespit o sınırlar esas alınarak  yapılır.</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Plan ve haritaya dayanmayan ve sabit sınırlı olan  taşınmazlar mahalline uygulanabilen kayıt ve belgelerdeki sınırlar esas  alınarak sınır ve yüzölçümü tespit olunur.</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>KK 20 göre bir taşınmazda çıkan fazlalıklar  “<em>sabit  sınırlı olmayanlarda kazandırıcı zamanaşımı şartları gerçekleşmiş ise  kayıt malikinin aksi takdirde hazinenin olur, sabit sınırlılarda  herhalde kayıt sahibinin olur</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Taşınmaz Mülkiyetinin Yatay Kapsamı</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> 1-Kadastrosu Yapılmış Yerlerde</strong>: Arazi denilince sınırlandırılmış arz parçaları anlaşılır. MK 719 “<em>bir arazinin sınırı plan ve arz üzerine konulmuş sınır işaretleri ile belirlenir</em>”.  Eğer plan ve işaretler farklı olursa plandaki sınıra değer verilir.  Kadastro planları, MK 7 göre doğruluğu karine olarak kabul edilen resmi  senetlerdendir. Aksinin kanıtlanması mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sınır ölçümündeki fenni hataların düzeltilmesine ilişkin talepler,  bir süreye tabi tutulmamıştır. Malik komşu taşınmaz maliklerinden,  planın tashihini ve taşınmaz üzerine işaretler konulmasını talep  edebilir. Komşu taşınmaz malikleri, bu hususta gerekli işbirliğinde  bulunma borcu altındadırlar. Yerine getirilmezse “<em>eda davası</em>” açılarak sınırların işaretlenmesi istenebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Planda maddi hata iddiası varsa “ <em>sınır tespiti davası</em>” açılabilir. Kadastro yapılmış yerlerde “<strong>10 yıllık</strong>”  zamanaşımı süresine tabidir. Bu kural yetkili makamlarca heyelan  bölgesi olduğu belirtilen yörelerde uygulanmaz, yani bu yörelerde  sınırların yeniden tespiti istenebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Kadastrosu Yapılmamış Tapulu Taşınmazlarda</strong>:  Sınırların nasıl belirleneceği hususunda medeni kanunda hüküm yoktur.  Yargıtaya göre tapulu taşınmazların sınırlarını belirlemede haritaya  değer verilir. Değişir nitelikte sınır varsa sabit sınırlardan  başlanarak alan tesbit edilmeye çalışılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eğer taşınmaz sabit sınırlı ise ve “<em>hazinece satım miktar belirtilerek yapılmışsa, üzerinden de 10 yıl geçmişse fazlalıklar da kayıt sahibi adına tespit edilecektir</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Taşınmazların Dikey Kapsamı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazların dikey kapsamı “<em>malik için kullanmada faideli olma kriterine göre tespit olunur</em>”.  Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde,  üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Malikin arazisinin  kendisi için faydalı olacak yeraltı ve hava sahası dışında, başkalarının  faaliyetlerini engellemesi mümkün değildir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-Taşınmaz Mülkiyetinin Maddi Kapsamı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 718 Arazi üzerindeki yapıların, dikilen şeylerin ve kaynakların, taşınmaz mülkiyetine dahil olduğu yazılıdır. “<em>Taşınır inşaat, taşkın inşaat, üst hakkına konu binalar, mecralar, yeraltı suları, bu kuralın istisnalarıdır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Yapı Kavramı</strong>:  Taşınır inşaat arzın bütünleyici parçası sayılmaz. Arz üzerinde devamlı  kalmak üzere yapılan inşaat ise MK 684 de belirtilen koşullar  aranmaksızın arzın mülkiyetine dahil olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Haksız İnşaat</strong>: Haksız inşaat üç şekilde ortaya çıkar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Arzın maliki başkasının inşaat malzemesi ile kendi arsası üzerine inşaat yapar</strong>;  Bu durumda malzeme malikine üç hak tanınmıştır: Bu haklar külli  haleflere karşı da kullanılabilir, cüz-i haleflere karşı kullanılamaz. <strong>Malzeme malikinin hakları</strong></span></span></span><br />
<strong><em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-İnşaatın kaldırılmasını talep edebilir</span></span></span></em></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malzemenin iadesini talep edebilmesi için iki şartın varlığı aranır. Bunda malikin “<em>iyi niyeti rol oynamaz</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malzeme malikinin “<em>rızası</em>” dışında malzeme kullanılacak</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malzemenin sökülmesinin aşırı bir “<em>zarar</em>”a sebeb olmaması. Eğer aşırı bir zarara sebep olacaksa inşaatın kaldırılıp malzemenin verilmesini talep edemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Tazminat isteyebilir</em></strong>: Tazminat talebinin “<em>kapsamı, arsa malikinin iyi veya kötüniyetli olup olmamasına göre değişir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İyiniyetli ise </span><span><span>à</span></span><span> <em>Muhik (malzeme değerine eşit)</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kötüniyetli ise </span><span><span>à</span></span><span> <em>Tam tazminat. </em>Örn. Arsa sahibi çaldığı inşaat malzemesi ile bir ev inşa etmiş ve malzeme sahibi tazminat davası açmış ise “<em>ödenecek tazminat tam bir tazminattır</em>”. Karşı tarafın bu yüzden uğrayacağı tüm maddi zararları kapsar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>iii-Arsanın mülkiyetinin kendine devrini talep edebilir</em></strong>:  Bu yetki sadece yeni yapılan binalar için ve özel mülkiyete konu  olabilecek arsalar için kullanılır. Koşulları. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<em>Malzeme malikinin iyiniyetli olması</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em> -İnşaatın değerinin arsanın değerinden fazla olması</em>.  Bu şartlar gerçekleşmişse, malzeme maliki tek taraflı irade beyanı ile  arsa malikine karşı bu hakkını kullanır. Malzeme malikinin bu hakkı “<em>yenilik doğuran hak niteliğindedir</em>”. Haksız inşaat arsa maliki tarafından yapıldığı ve malzeme malikinin arsanın mülkiyetini talep ettiği hallerde “<em>arsa karşılığı ödenecek tazminat <strong>muhik bir tazminat</strong> olmalıdır</em>”. Eğer malik bunu kabul etmezse malzeme maliki mülkiyetin kendisine devri için dava açabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Bir kimse kendi malzemesi ile başkasının arazisi üzerine inşaat yapar</strong>; Gecekondu kanununun kapsamına giren bir arsada yapılmışsa, GK 21’e göre uyuşmazlık çözülür. GK’nun dışında kalan </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>i-Arsa malikinin hakları: </em></strong>Arsa maliki “<em>İnşaatın kaldırılmasını talep edebilir</em>”. Şartları </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnşaat kendi “<em>rızası ile yapılmamış</em>”  olacak. YİBK göre haricen satın alınan arsa üzerine yapılmışsa malikin  rızası var kabul edilir. Yakın akrabalık ilişkisi varsa rızanın varlığı  kabul edilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnşaatın kaldırılması “<em>aşırı bir zarara sebep olmayacak</em>”. Eğer malik kötüniyetli malzeme malikine, malzemenin en az <strong><em>değerini tazmin ederse</em></strong> malikin kaldırma talebi kabul olunmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Arsa maliki “<em>inşaatın  yıkılmasını, inşaat kendi rızası ile yapılmış ve inşaatın yıkılması  fahiş bir zarara neden olsa bile talep edebilir ancak bu halde malzeme  malikine malzemeler karşılığı tazminat ödemesi gerekir”.</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Malzeme malikinin hakları</em></strong>: Haksız inşaat malzeme malikince yapılmış ise;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Tazminat talebi</em></strong>:  Malzeme maliki iyiniyetli ise yani başkasının arazisine inşaat  yaptığını bilmiyorsa ve bilecek durumda değilse veya arsa malikinin  rızası ile hareket ediyorsa veya hal ve şartlara göre bu rızanın olduğu  varsayılabiliyorsa arsa malikinden “<em>muhik bir tazminat</em>”  isteyebilir MK 723. Eğer arsa sahibi kötü niyetli ise yani inşaatı  gördüğü halde ses çıkarmamışsa tazminat miktarı yükseltilmelidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malzeme maliki kötüniyetli ise arsa malikinin ödeyeceği tazminat,  malzemenin en az kıymetini geçmeyebilir MK 722. Tapulu bir taşınmaza  inşaat yapanın kötüniyeti karine olarak kabul edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Arsanın mülkiyetini talep</em></strong>: Malzeme maliki inşaatı yaparken </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em>“iyiniyetle hareket etmiş ve binanın kıymeti arsanın kıymetinden daha fazla ise</em>”  arsanın mülkiyetinin kendisine devrini arsa malikinden talep  edebilir.Her iki tarafta talepte bulunabilir. Çifte yolsuz tapuya  dayanarak taşınmaz mülkiyetinin iktisabı geçersizse de, eğer alıcı  taşınmaz üzerinde inşaat yapmışsa, iyiniyetli sayılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Haksız inşaat malzeme maliki tarafından yapılmış ise malzeme maliki “<em>inşaatın yıkılıp malzemenin iadesini talep edemez</em>” Tapulu bir araziyi kiracısından haricen alıp üzerine inşaat yapan kişi “<em>arsanın mülkiyetinin kendisine devrini talep edemez</em>”.            Haricen  aldığı arsa üzerine ev yapmış, fakat malik arsayı başkasına temlik etmiş ise “<em>Yargıtaya göre malzeme sahibi arsanın mülkiyetini, ancak iktisap eden kötüniyetli ise talep edebilir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Başkasının malzemesi ile başkasının arsasına inşaatta bulunur</strong>:  Malzeme maliki, arsa malikinden malzemenin kendisine iadesini talep  edebilir. Malzeme malikinin iyiniyetli ve binanın değerinin arsanın  değerinden fazla olması halinde arsanın mülkiyetinin devrini talep  edebilir. Arsanın mülkiyetinin devrini talep edebilir. İnşaatı yapan  üçüncü şahısta sebepsiz zenginleşme ve vekaletsiz işgörme hükümlerine  göre arsa malikinden tazminat isteyebilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Yapının Arzın Mülkiyetine dahil Olduğu Kuralının İstisnaları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> 1-Taşkın Yapı (Tecavüz Eden İnşaat): </strong>MK 725 göre “<em>bir  yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik  taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait  taşınmazın bütünleyici parçası olur</em>. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em>Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak <strong>15 gün</strong> içinde itiraz etmediği, ayni zamanda durum ve koşullar da haklı  gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse uygun bir  bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya  bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine  devredilmesini isteyebilir</em>”.Taşan inşaat, üzerine taştığı arsanın değil, ana inşaatın yapıldığı arsanın bütünleyici parçası sayılır. İki husus vardır; </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Taşkın inşaatı yapanın bir irtifak hakkına  dayanması: Burada kast edilen irtifak hakkı, taşılan arsa üzerinde  inşaat yapma hakkı veren bir ayni haktır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Eğer “<em>bir irtifak hakkı yoksa ve taşılan arsa maliki, <strong>taşmayı öğrendikten</strong> sonra <strong>15 gün</strong> içinde itiraz etmemişse artık taşılan kısmın yıkılmasını isteyemez</em>”.  “<strong><em>Taşkın yapıya katlanma yükümlülüğü</em></strong>” ortaya çıkar. Eşyaya bağlı borçtur, daha sonraki bütün malikler katlanmak zorundadır. Üç şartın gerçekleşmesine bağlıdır:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnşaatı yapan iyiniyetli  olmalıdır: Başkasının arazisine taştığını bilmemesi, bilecek durumda  olmamasıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşılan arsa maliki taşkın  inşaatı gördüğü halde 15 gün içinde itiraz etmemiş olmalıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşkın inşaat sahibinin bir  irtifak hakkı veya bu kısmın mülkiyetinin kendine devrini talep  edebilmesi, yani taşkın yapının muhafazası için durum ve koşulların  haklı göstermesi.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">15 gün içinde itiraz etmemiş ama “<em>taşkın  inşaat sahibi iyiniyetli ve hal ve şartlar taşkın inşaatın muhafazasına  uygunsa yine taşkın yapıya katlanma yükümlülüğü doğar</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşkın yapıya bir katlanma yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için taşılan arsa üzerindeki ayni hakkın “<em>taşılan arsa üzerinde inşaat yapma yetkisi veren bir ayni hak olması gerekir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşılan arsa maliki “<strong>15 gün</strong>” içinde itiraz etmek koşuluyla “<em>dava açma süreye tabi değildir</em>”. Dava istenildiği zaman açılır. Taşkın yapıya katlanma yükümlülüğü yoksa “<em>arsa sahibi taşkın yapının kaldırılmasını dava edebilir</em>”.   Bu davalar komşu arsa sahibine yöneltilir. İnşaatın yıkılmasıyla  inşaat sahibinin uğrayacağı zarar ile yıkılmaması halinde arsa malikinin  arsasına uğrayacağı değer kaybı, mukayese edilerek karar verilmelidir.  Eğer inşaatı yapan kötüniyetli ise veya hal ve şartlar “<em>taşkın inşaatın muhafazasını gerektirmiyorsa, yıkım fahiş bir zarara sebep olacak olsa dahi arsa sahibi yıkımı talep edebilir</em>”. Taşılan arsa maliki </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşkın inşaatı yapan ile taşılan arsa malikinin “<em>taşkın yapı yapılması hususunda yapacakları sözleşmeler, resmi şekilde yapılmalıdır</em>”. Arsa malikinin taşkın inşaata katlanma yükümlülüğü varsa, inşaat sahibine iki hak tanınmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşılan arsa üzerinde irtifak hakkı tanınması veya</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu arsa kısmının mülkiyetini talep hakkı. Yenilik doğuran bir haktır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Haksız inşaat ile taşkın inşaat arasında farklar vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Haksız inşaatta yapı arsanın bütünleyici parçası olur, taşkın inşaatta mülkiyet inşaat sahibine ait olur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Haksız inşaatın yıkılmasını talep zamanaşımına tabi olmadığı  halde, taşkın inşaatta 15 günlük zamanaşımı süresine tabidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Haksız inşaatta malzeme sahibi sadece <strong><em>arsanın mülkiyeti’</em></strong>nin devrini talep edebilir, taşkın inşaatta ise ya <strong><em>mülkiyeti</em></strong> veya <strong><em>irtifak hakkı</em></strong> tesisini talep edebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Üst Hakkı (İnşaat Hakkı)</strong>:  Bu hakka dayanarak başkasına ait bir arazi üzerinde veya altında bir  inşaat yapan veya yaptığı inşaatı muhafaza etmek yetkisini kazanan kişi,  bu yapının maliki sayılmaktadır. Teklik kuralının bir istisnasıdır. “<strong>Teklik kuralı</strong>”  bir arazinin mülkiyeti kime aitse üstündeki bina, bitki ve su  kaynaklarının mülkiyetin de ona ait olmasıdır. Burada iki malik ortaya  çıkar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üst hakkı sahibi (yapı sahibi)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Arazinin maliki </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Türkler kat mülkiyeti ile “<em>teklik</em>” hatta, “<em>bir binanın bağımsız bölümleri üzerinde üst hakkı kurulamaz</em>” kuralını aştılar. Üst hakkı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Binaların arzın bütünleyici parçası olduğu kuralının bir istisnasını teşkil eder.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Bir binanın her katı birbirinden bağımsız üst hakkının konusunu teşkil edemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Üst hakkı tapu kütüğüne bağımsız bir hak olarak ayrıca kayıt  edilmişse bir taşınmaz gibi rehnedilebilir, temlik edilebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Mecralar</strong>:  Elektrik, su gibi enerji ve sıvı maddelerin naklini sağlayan tesisata  mecra adı verilir. Bir taşınmaz malikinin, arazisi üzerinden böyle bir  mecranın geçirilmesine katlanma yükümlülüğü yoktur. Bu tesisler  dışarıdan görülebilecek şekilde açıktan geçiriliyorsa, tapu kütüğüne  tescile gerek yoktur. Ancak “<em>noter senedi</em>” zorunlu kılınmıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mecraların arzın mülkiyetine tabi olmamasının en önemli sonucu,  geçtiği arazi üzerinde tesis edilecek ipotek gibi ayni hakların bunları  kapsamaması ve bunların üçüncü şahıslara verdikleri zararlardan,  üzerinden geçtiği arazi maliki değil, işletmenin sorumlu tutulmasıdır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>D-Arazi Üzerine Dikilen Bitkiler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Arazi üzerine devamlı olarak kalması için “<em>dikilen bitkiler de arzın mülkiyetine tabidir</em>”. Örn zeytin ağaçları “<em>daimi nitelikleri sebebiyle, arzın mülkiyetine tabi olur</em>”.  Kavak ağaçları ise taşınır bitki kabul edilir. Bu niteliğinden dolayı  arazi üzerinde tesis edilecek rehin hakları bunları kapsamayabilir.  Çünkü taşınır niteliğindeki “<em>bitkiler arzın mülkiyetine tabi değildir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir arazi üzerindeki bitkiler “<em>başkası tarafından dikilmiş ise bunlara haksız inşaat hükümleri uygulanır</em>” MK 729.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bitkilerin dal ve köklerinin “<em>komşu araziye taşmaları halinde taşkın yapı hükümleri uygulanmaz</em>”.  “<em>Komşunun  arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun  bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi  mülkiyetine geçirebilir</em>”. Komşu arazideki “<em>dal ve köklerin <strong>kendi ekin ve binasının</strong> üzerinden geçmesine katlanıyorsa, bu dalların üzerindeki meyvalardan faydalanabilir</em>” MK 740. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>E-Kaynaklar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kaynak kendiliğinden veya insan emeği ile topraktan çıkan sudur.  Suyun toprak üstüne çıkmasının devamlılık göstermesi gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Kaynaklar arzın bütünleyici parçasıdır MK 718/2, 756</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Kaynak  arazinin bütünleyici parçası olduğu için onun akibetine bağlıdır. Bir  başkasının toprağındaki sudan yararlanabilmek ancak bir irtifak hakkı  ile mümkündür, buna <strong>kaynak irtifakı</strong> denir. Bu irtifak hakkı “<em>sadece suyu almak hakkı verip, kaynak üzerinde kişiye bir mülkiyet sağlamaz</em>”. Bu irtifak hakkı kişiye veya eşyaya bağlı olarak kurulabilir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Bazan kanun, malike bir zorunlu kaynak irtifakı mükellefiyeti yükler MK 761.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ancak  yeraltı suları devletin hüküm ve tasarrufundadır. Bu nedenle bir  araziden bir akarsu meydana getirecek kadar gür bir su çıkıyorsa,  Yargıtaya göre bu tür kaynaklar üzerinde özel mülkiyet söz konusu olmaz.  Devletin hüküm ve tasarrufuna ait olur. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bir  kimse kendi taşınmazı üzerine yaptığı inşaat vs ile diğerinin su  kaynağını kirletir veya kesilmesine sebep olursa, duruma göre “<em>eski halin iadesi</em>” veya “<em>tazminat</em>”  davaları açılır. Tazminat için zarar verenin kusuru aranmaz MK 757.  Kaynağın veya kuyuların kesilmesine, azalmasına veya kirlenmesine sebep  olması kafidir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KISITLAMALARI (TAKYİTLERİ)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> A-Malikin iradesi ile</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Borçlandırıcı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)İştira (Alım) </span><span><span>à</span></span><span> Resmi şekilde yapılırsa geçerlidir</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Vefa (Geri alım) </span><span><span>à</span></span><span> “        “             “             “</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c)Şufa (Önalım) </span><span><span>à</span></span><span> Adi, yazılı şekilde yapılabilir </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d)Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Tasarrufi </span><span><span>à</span></span><span> Sınırlı ayni hak yaratılmasıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> B-Kanunla: A 35 göre mülkiyet hakkı ancak kanunla sınırlanabilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Malikin Tasarruf  Yetkisini Sınırlayan Hukuki İşlemler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Malik  kendi yaptığı hukuki işlemlerle mülkiyet hakkını sınırlayabilir. Bütün  sınırlı ayni haklar kişinin mülkiyet hakkını sınırlar. Malik yaptığı  hukuki işlemle mülkiyet hakkını temlik etme yetkisini de sınırlayabilir.  Hukuki işlemlerden doğan kısıtlamalar “<em>en fazla <strong>10 yıl</strong> için tesis olunabilir</em>”.Hukuki işlemlerden doğan kısıtlamalarda “<em>bu kısıtlamalardan doğan haklar yenilik doğurucu haklardır”.</em> Temlik etme yetkisinin sınırlanması sadece anlaşmayı yapan malike ve  onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilen bir borç ilişkisidir.  Tapuya şerh edilirse, eşyaya bağlı borç ilişkisi doğurur ve yalnız külli  haleflere karşı değil, cüz-i haleflere karşı da ileri sürülebilir.  Ancak şerhin ayni etkisi daha uzun süre kararlaştırılmış olsa dahi, “<strong>10 yıl</strong>”ı geçerse sona erer. Ancak sözleşme “<em>akdin tarafları arasında geçerliliğini korur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malik başkaları ile yaptığı sözleşmelerle, şahıslara tek taraflı  irade beyanı ile taşınmazı satın alma hakkı tanımış olabilir. İştira,  şufa ve vefa hakları böyledir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Taşınmaz Alım (İştira)Hakkı</strong>: Alacaklıya “<em>tek taraflı irade beyanı ile bir taşınmazı satın alma hakkı veren bir sözleşmedir</em>”.  Bu hak yenilik doğurucu niteliktedir. Noterler veya tapu müdürü  tarafından yapılır. Tapuya şerh edilmişse, taşınmazın her malikine karşı  ileri sürülebilir. Şerh verilmedikçe taraflar arasında kişisel bir hak  olarak kalır. Şerh en çok <strong>10 sene</strong> için verilebilir. Alım hakkı  alıcı tarafından kullanılırsa, taşınmaz maliki sözleşmede  kararlaştırılan şartlarla taşınmazı satma, taşınmaz mukavelesi yapıp,  tescil talebinde bulunma borcu altına girer. Eğer uymazsa “<em>tescil davası</em>” ile alacaklı mahkemeden taleb eder. Alacaklı sözleşmede belirtilen taşınmaz satış bedelini malike ödeme borcu ile yükümlüdür. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Gerialım (Vefa) Hakkı</strong>:  Gerialım hakkı, mahiyeti itibarıyle esasen taşınmazını başkasına temlik  eden malike tanınan bir alım hakkından başka birşey değildir. Resmi  şekilde yapılması gereken bir sözleşmedir.  Tek taraflı irade beyanı ile  geri satın alma hakkına sahiptir. Gerialım hakkı, taşınmaz malikinin,  kredi temin etmek için başvurduğu bir yoldur. Borç ödenmediği takdirde  taşınmaz mülkiyetinin ipotekli alacaklıya ait olmasını yasaklayan  hükmüne, “<em>lex comissaria yasağına</em>” karşı hile teşkil edebilir.  Tapuya şerh edilmiş gerialım hakkı, şerh süresi içinde her taşınmaz  malikine karşı ileri sürülebilir. Şerhin etkisi verildiği tarihin  üzerinden <strong>10 yıl</strong> geçmekle sona erer MK 736.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sözleşmeden doğan geri alım hakkı “<em>sözleşmede bedel kararlaştırılmamış ise ilk satıştaki bedel üzerinden kullanılabilir</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Önalım (Şufa) Hakkı</strong>:  Sözleşmeden doğan önalım hakkı, taşınmazın bir başkasına satılması  şartına bağlanmış bir alım hakkı niteliğindedir. Diğerlerinden farklı  olarak sadece “<em>adi yazılı şekilde</em>” yapılması yeterlidir. Akdi önalım hakkı “<em>satışın tebliğ ile öğrenildiği tarihten itibaren <strong>3 ay</strong>, en geç satıştan itibaren <strong>2 yıl</strong> içinde, şerh süresi içinde olmak kaydı ile kullanılmaz ise düşer</em>” MK 733. Enflasyon ortamlarında haksızlıklara neden olduğundan, YHGK kararına göre “<em>önalım hakkında dava açma süresi, satışın öğrenilmesinden itibaren <strong>1 ay</strong> ile sınırlanmıştır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Aksi kararlaştırılmamışsa akdi önalım hakkı sahibi “<strong>şefi’i</strong>” “<em>ilk öğrendiği satışta hakkını kullanmamışsa, sonraki satışlarda kullanamaz</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Önalım hakkının kullanılması için, ortada “<em>tapuda</em> <em>geçerli bir satış sözleşmesinin yapılmış olması gerekir</em>”. Tescil gerekmez. Önalım hakkı taşınmazın üçüncü şahıslara satılması, yani taliki şarta bağlı olduğundan, “<em>satım dışındaki bağışlama, trampa, cebri icra ile satış gibi diğer işlemlerde kullanılmaz</em>”. Önalım hakkı “<em>ihtiyari açık artırmada kullanılabilir</em>”. Akdi önalım hakkı “<em>taşınmaz satış vaadinde doğrudan doğruya kullanılamaz</em>”. Akdi önalım hakkında “<em>önalım bedelini taraflar diledikleri şekilde kararlaştırabilirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Önalım hakkı iki çeşittir:,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<strong>Adi Önalım Hakkı</strong>:  Önalım hakkı ile doğan satış ilişkisi, taşınmaz maliki ile taşınmazı  satın alan üçüncü kişi arasındaki koşulların aynidir. Tapu harcından  kaçınmak için bedel düşük gösterilmiş ise, taşınmazı satın alan müşteri  bu bedelin daha fazla olduğunu ileri süremez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<strong>Vasıflı Önalım hakkı</strong>: Önalım sözleşmesine özel hükümlerin konması halinde söz konusu olur. Bunda tarafların kararlaştırmış oldukları bedel ödenir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapuya şerh edildiğinde önalım hakkı, eşyaya bağlı borç  yarattığından, her taşınmaz malikine karşı kullanılabilir. Ancak şerhin  ayni etkisi, en çok “<strong>10 yıl</strong>” devam eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 734 “<em>önalım hakkının alıcıya karşı <strong>dava açılarak</strong> kullanılacağını</em>” düzenler. Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki “<strong>sulh mahkemesinde</strong>”  görülür. Bundan sonra malik borcunu yerine getirmezse, alıcı hakimin  belirlediği süre içinde satış bedelini mahkeme veznesine yatırır ve  cebri tescil davası ile mülkiyetin kendisine aidiyetine karar  verilmesini ister. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Taşınmaz Mülkiyetinin Kanuni Kısıtlamaları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamalarında “<em>kanundan doğan kısıtlamalar tapu sicilinde gösterilmese bile, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan herkesi ve haleflerini bağlar</em>”.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz mülkiyetinin, “<em>gerek  kamu hukukundan doğan kısıtlamaları gerekse özel hukuktan doğan kanuni  kısıtlamaları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin muteber bulunur</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kişiler  yapacakları sözleşmelerle, kamu hukukundan doğan kısıtlamaları bertaraf  edemeyecekleri halde, özel hukuktan doğan kısıtlamaları, “<em>resmi senetle tapu siciline şerh suretiyle ortadan kaldırabilir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Kamu hukukundan doğan kısıtlamalar</strong>:  İmar kanunu, İskan kanunu, Kamulaştırma kanunu, Kültür ve tabiat  varlıklarını koruma kanunu, trafik kanunu, Çiftçiyi topraklandırma  kanunu gibi kanunlardan doğar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-İnşaat yapılırken uyulması gereken yükümlülükler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Araziye dikilecek bitkiler hususunda uyulması gereken yükümlülükler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c-Sınırlık (hail) koyma yükümü: Arazi maliki arazisi  etrafına ancak kanunun belirlediği şekil ve ölçüde hail koyabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d-Toprağın iyileştirilmesi: Bir bölgede toprağın  ıslahı için arazilerin yarısından fazlasına sahip ve maliklerin sayıca  2/3 nin aldıkları kararlara diğerleri uymak zorundadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> e-Kaynakların kamulaştırılması: Arazi maliki kendisine  bir faydası olmayan veya kıymetine göre çok az faydası olan su  kaynaklarını bir tazminat mukabili kamu yararına olarak terk etmek  zorundadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Özel hukuktan doğan kanuni kısıtlamalar</strong>: Taşınmaz mülkiyetinin özel hukuktan doğan kısıtlamalarının bir kısmından “<em>herkes</em>”, bir kısmından sadece “<em>komşuları</em>”, bir kısmından ise “<em>müşterek malikleri</em>” istifade eder.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hukuki işlemlerden doğan kısıtlamalar “<em>en fazla <strong>10 yıl</strong> için tesis olunabilir</em>”. Hukuki işlemlerden doğan kısıtlamalarda “<em>bu kısıtlamalardan doğan haklar yenilik doğurucu haklardır</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Kanuni önalım hakkı</strong>:  Bir taşınmazın müşterek maliklerinden biri payını üçüncü bir şahsa  satması halinde, diğer paydaşların, bu satılan payı, öncelikle ve ayni  koşullarda satın alma hususundaki haklarıdır MK 732. Kanuni önalım hakkı  “<em>sadece taşınmazlar üzerindeki paylı mülkiyette söz konusudur</em>”. Akdi ve kanuni önalım hakkı “<em>ayni anda kullanılmışsa kanuni önalım hakkı öncelik kazanır</em>”.Kanuni  önalım hakkı sosyal bir amaca yönelmiştir. Akdi önalımda, şerhin  meydana getirdiği eşyaya bağlı borç; kanuni önalımda yasadan dolayı  mevcuttur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmuş taşınmazlarda, “<em>bir paydaşın arsa payının satışı halinde diğer paydaşların kanuni önalım hakkı yoktur</em>” KMK 8. Kanuni önalım hakkı  “<em>cebri artırmalı satışlarda kullanılamaz</em>”MK 733. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Özel parselasyon ile bir taşınmazdan arsa payı alan kişilerin,  daha sonra birbirlerine karşı önalım hakkı kullanması hakkın amacı ile  bağdaşmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Elbirliği mülkiyette, “<em>kanuni önalım hakkı yoktur</em>”. Çünkü pay üzerinde tek başına tasarruf mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanuni önalım hakkı, akdi önalımdan farklı olarak, “<em>payın paydaş olmayan bir üçüncü şahsa satışı halinde kullanılır, paydaşlar arasındaki satışlarda kullanılmaz</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gerialım hakkı ile kayıtlı satışlarda, önalım hakkı kullanılamaz.  Bir payın ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca, bakım borçlusuna  devredilmesi halinde veya payın bir şirkete sermaye olarak koyulması  halinde de, önalım hakkı kullanılamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Cebri tescil davası açmış ve mahkemenin tescile ilişkin kararı  kesinleşmiş ise, bu durumda kanuni önalım hakkı da kullanılabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanuni önalım hakkı sahibine, “<em>paydaşın yapmış olduğu satış koşul ve bedelleri ile satılan payı öncelikle satın alma hakkı vermektedir</em>”. Kanuni önalım hakkı “<em>birden fazla paydaş tarafından kullanılmış ise doktrine göre paydaşların satılan payı payları oranında iktisap etmeleri gerekir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanuni önalım hakkından önceden veya sonradan feragat mümkündür. YİBK göre “<em>feragatin ancak resmi senetle düzenlenip tapuya şerh edilirse geçerli sayılacağı kabul olunmuştur</em>”. Kanuni önalım hakkından “<em>hak  sahibi resmi bir sözleşme ve tapuya şerh suretiyle feragat edebilir,  fakat tek bir satış için sadece adi yazılı bir sözleşmeyle de feragat  mümkündür</em>”. Kanuni önalım “<em>bir satış için süresinde kullanılmaz ise sonraki satışlarda kullanılabilir</em>”. Kanuni önalım “<em>paydan ayrı olarak başkalarına devir olunamaz</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">MK 733 göre önalım hakkı, “<em>satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren <strong>3 ay</strong> her halde satışın üzerinden <strong>2 yıl</strong> içinde kullanılmalıdır</em>”. Bu süre içinde kullanılmayan hak düşer. HGK göre 3 aylık sürenin başlaması için önalım hakkı sahibinin “<em>satış konusunu, bedelini, ödeme koşullarını ve alıcıyı öğrenmiş olması gereklidir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Önalım hakkı ancak <strong>dava açılarak</strong> kullanılabilir MK 734. Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar  verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini,  hakimin belirleyeceği süre içinde, yine hakimin belirleyeceği yere  nakten yatırmakla yükümlüdür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Kanuni İştira Hakkı</strong>:  Bir eşyayı tek taraflı irade beyanı ile satın alabilme ve bu hak  kullanıldığında eşya malikini bu eşyayı bu hak sahibine devir etme borcu  altına sokan hakka, kanuni önalım hakkı denir.Bu hakkın kanuni önalım  hakkından farkı “<em>hakkın doğması için eşyanın bir başka kişiye satışının şart olmamasıdır</em>”. Örn.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mal rejimlerinin sona ermesi halinde eşe, aile konutu  ve ev eşyaları üzerinde tasfiye payı karşılığı tanınan alım hakkı MK  240, 279.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Paylı mülkiyette paydaşlara “<em>bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak tanınan diğer paydaşın payını devir alma hakkı</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kat mülkiyetinde, kat maliklerinin, borçlarını yerine  getirmeyen kat malikinin bağımsız bölümünü devir alma hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Kanuni gerialım hakkı: -</strong>KK  22, Kamulaştırılan taşınmazlar 5 yıl kamulaştırma amacına uygun  kullanılmazsa veya idare kamulaştırmadan vazgeçerse, 1 yıl içinde  müracaatla eski malike böyle bir geri alım hakkı tanınmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -TRK 10 göre dağıtılan topraklar, özürsüz olarak 3 yıl  kanun amacına uygun kullanılmadığı veya toprak tahsisi yapılan kişiler  borç ve kredilerini ödemedikleri takdirde topraklar hazinece geri  alınır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d-Komşuluk Hukukundan Doğan Kısıtlamalar</strong>: <em>-<strong>Taşınmazı taşkın kullanmama</strong></em>:  Taşınmaz malikleri komşularına zarar verebilecek her türlü taşkın  kullanımdan kaçınmak zorundadır. Komşular arasında hoş görülemeyecek  derecede gürültü, sarsıntı, duman, kurum, toz, buğu, koku  gibi zararlı  faaliyetlerde bulunamaz. Kullanmanın taşkın olup olmadığını hakim,  taşınmazın mevkiini, mahiyetini ve mahalli örf ve adeti dikkate alarak  takdir eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Komşu arsaya zarar verici kazı ve inşaat yapmamak</em></strong>: Taşınmaz malikleri, taşınmazlarında yaptıkları kazı ve inşaat ile komşu taşınmazlara zarar veremezler MK 738.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz  maliki, kendi arazisine zarar veren inşaatı gördüğü halde 15 gün içinde  itiraz etmemişse, yapılan taşkın inşaata katlanmak zorunda kalabilir MK  725.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Taşkın bitki dal ve köklerine katlanma</em></strong>:  Bir taşınmazdaki bitkiler komşu taşınmaza zarar vermeksizin onun  üzerine taşarsa, komşu taşınmaz maliki buna katlanmak zorundadır MK 740.  Zarar verirse makul bir süre içinde kaldırılmasını talep edebilir.  Kaldırılmazsa kendisi kaldırabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<strong><em>Doğal suların geçmesine katlanma</em></strong>: Kendiliğinden akan kar ve yağmur sularının geçişine katlanmak zorundadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-<em>Kanuni mecra geçişine katlanma</em></strong>: Mecra geçirme hakkı “<em>sadece komşulara tanınmış bir haktır</em>”.  Mecburi mecra hakkı sadece elektrik, su gibi bir taşınmaz için zorunlu  ihtiyaçlar için tanınmalıdır. Malik izin vermezse mahkemeden talep  edilir. Komşu sayılamayacak sanayi tesisleri için bu hak tanınmamıştır.  Bunlar ancak mecra irtifakı tesisi suretiyle mecra geçirebilirler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Kanuni geçit hakkı</em></strong>: Bir taşınmaz malikinin genel yola çıkışı yoksa komşu taşınmaz malikinden “<em>tam bir tazminat mukabilinde uygun bir yerin kendisine geçit olarak verilmesini talep edebilir</em>” MK 747.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Kanuni kaynak hakkı</em></strong>: Zorunlu su hakkı için 3 şart öngörülmüştür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Su gereksinimi aşırı zahmet ve masraf yapılmaksızın karşılanamamalı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Komşunun kendi ihtiyacından fazla suya sahip olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Komşuya alınacak su için tam bir tazminat ödenmeli.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Komşunun su kaynağı sadece onun ihtiyacını karşılayacak ölçüde ise, ona karşı bu hak kullanılamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>e-Taşınmaz mülkiyetinin herkesin yararlanabileceği özel hukuk kısıtlamaları</strong>:                       <strong><em>-Başkasının orman ve merasına girme</em></strong>:  Kişiler başkalarının özel mera ve ormanlarına yetkili makamlar  tarafından bitki örtüsünü korumak için yasaklanmadıkça örf ve adetin  uygun göreceği şekilde girerek , mantar ve yabani bitkileri toplayabilir  MK 751. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Sürüklenen şeylerin aranması</em></strong>:  Bir kimsenin malı veya hayvanı doğal olaylar sonucu başkasının  arazisine geçmişse, taşınmaz maliki bunların aranması için sahibine izin  vermek zorundadır MK 752. Arama sırasında meydana gelecek zararlar  tazmin edilmediği sürece “<em>taşınmaz malikinin hapis hakkı vardır”.</em> </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Iztırar halinde başkasının arazisine girme</em></strong>: Bir kimse, kendisini veya başkasını, mevcut bir zarar tehlikesinden korumak için, başkasının arazisine girebilir MK 753.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ MALİKİNİN SORUMLULUĞU</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz malikinin sorumluluğu kanunun emrettiği “<strong><em>özen gösterme</em></strong><em> borcunun ihlaline dayanan, bir <strong>kusursuz</strong> sorumluluktur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Sorumluluğun şartları</strong>: Kusur koşulu kaldırılmış haksız fiil sorumluluğudur. Taşınmaz malikinin sorumlu </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşkın kullanım sayılan fiilin yasal kısıtlamalara yani hukuka aykırı olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir zararın varlığı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zararla taşkın kullanım arasında illiyet bağı,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz malikinin taşkın kullanımı sayılan fiiller: -Olumlu  taşkınlık: Bir taşınmazda oluşup komşu taşınmazlar üzerinde zararlı  etkileri olan müdahalelerdir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Manevi taşkınlık: Bir taşınmazın işletilmesi ve  kullanımı sonucu, komşu taşınmazlarda yaşayan kişilerin ruhsal  yapılarının etkilenmesidir. Örn. Mezbaha, umumi hela</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Olumsuz taşkınlık: Aşırı yüksek yapı veya görüşün engellenmesi vs.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">“<em>Bir  taşınmaz malikinin, mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlanmasına  aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile  karşılaşan kimse, durumun <strong>eski haline getirilmesini</strong>, <strong>tehlikenin önlenmesini</strong> ve uğradığı <strong>zararın giderilmesini</strong> dava edebilir</em>”MK 730.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Komşular iki şartın varlığı halinde “<em>tehlikenin önlenmesini</em>” talep edebilirler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Hoşgörü sınırını aşması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Önlenebilir olması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Hakim yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir</em>” MK 737/3 Böylece çevre konusunda doğan zararların karşılanması yolu açılmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz malikinin sorumluluğu kusur koşulu kaldırılmış haksız fiil sorumluluğu idi. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bundan  dolayı illiyet bağını kesen sebepler, mücbir sebep, mağdurun ağır  kusuru ve 3. şahsın ağır kusuru taşınmaz maliki için sorumluluktan  kurtulma imkanı yaratır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Davacı olabilecek kişiler “<em>sadece bitişik taşınmaz malikleri değil, mülkiyet hakkının taşkın kullanımından olumsuz etkilenen herkestir</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Aleyhlerine dava açılabilecek kişiler sadece taşınmaz malikleri  değil, taşınmazları sınırlı bir ayni hakka dayanarak kullananlarda  sorumludur MK 730. Eğer kiracı taşkın kullanıyorsa malik kiracısına rucu  edebilir. Paylı mülkiyet ise “<em>her paydaş müteselsil sorumludur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu konuda 1983 tarihli çevre korunması kanununda da hüküm vardır.  Buna göre çevreyi kirletenler ve zarar verenler doğan zararlardan  kusursuz sorumludur. Ancak söz konusu kirlenmeyi önlemek için gerekli  her türlü önlemi aldıklarını ıspat etmek kaydıyle kurtulabilirler. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>KAT MÜLKİYETİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat mülkiyeti bir binanın kullanmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde mülkiyet hakkı olarak tanımlanmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 726 “<em>Bir  binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde  kat  mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması kat mülkiyeti kanununa  tabidir.</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em> Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat Mülkiyeti Kanunu, kat mülkiyetini, tamamlanmış yapılar için  öngörmektedir. Yapılmakta olan veya ileride yapılacak bir binayı “<em>inşa etmek borcu</em>” ve bina inşa edilince “<em>kat mülkiyeti yükleme imkanını</em>” “<strong>kat irtifakı</strong>” adı altında düzenlemektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana taşınmazdaki ortak yerlerle  bağlantılı özel bir mülkiyet çeşididir. Bağımsız bölüm dışında bağımsız  bölüme tahsis edilen eklentiler de kat mülkiyetinin kapsamına girer.  Ancak “<em>Kagir bir binanın bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti tesis edilebilir</em>” KMK 50. Bu nedenle ahşap bir binanın bağımsız bölümlerinin kat mülkiyetine konu olması mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyetinde, bağımsız bölümler üzerindeki kat mülkiyeti hakkı  ile ona bağlı arsa payı ve ortak yerler üzerindeki müşterek mülkiyet  payı arasında eşyaya bağlı bir mülkiyet hakkı ilişkisi vardır. Kat  Mülkiyeti Kanununda:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<strong>Ana taşınmaz: </strong>Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütününü ifade eder KMK 6/a</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kapsamına  arsa, üzerindeki bina, bağımsız bölümler, ortak yerler, eklentiler,  arsadaki ağaçlar, hatta varsa su kaynakları da girer.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-<strong>Ana yapı:</strong> Esas yapı kısmını ifade eder. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Bağımsız bölüm: </strong>Tamamlanmış  bir yapının ayrı ayrı ve başlıbaşına kullanılmaya elverişli bir  bölümünü ifade eder. Bağımsız bölüm üzerinde bağımsız mülkiyet söz  konusu olur. Her bağımsız bölüme “<em>değeri ile orantılı bir arsa payı tahsis edilmiştir</em>” ve arsa payının mülkiyeti “<em>bağımsız bölümün mülkiyetine bağlanmıştır</em>”. Kat mülkiyeti ve kat irtifakına tabi taşınmazlarda, “<em>ortaklığın giderilmesini talep KMK 7 ve maliklerin kanuni şufa hakkı yoktur</em>”  KMK 8. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bununla  birlikte bağımsız bölümler ayrı bir taşınmaz niteliğinde olduğundan,  bir bağımsız bölüm müşterek maliklerinin birbirlerine karşı sufa ve  ortaklığın giderilmesini talep hakları mevcuttur. Bir bağımsız bölümün  paydaşlarından birinin kendi payını başkasına satması halinde öteki  paydaşlar, öncelikle satınalma hakkını kullanabilirler. Sözleşmede bu  maddenin aksine hüküm konulabilir KMK 8.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bağımsız bölümler üzerindeki sınırlı ayni haklar “<em>bağımsız bölüme bağlı arsa payını ve ortak yerlerdeki müşterek mülkiyet payını da kayıtlar</em>” KMK 5. Arsa payı kat mülkiyetinden veya kat irtifakından “<em>ayrı olarak devredilemeyeceği gibi, miras yoluyla da geçmez ve başka bir hakla kayıtlanamaz</em>”.  Sınırlı ayni haklar, bağımsız bölüm üzerinde tesis edilir ve tesis  edildikleri anda zorunlu olarak arsa payını ve ortak yerlerdeki paylı  mülkiyet payını da kayıtlar. Arsa payı ve ortak yerlerdeki paylı  mülkiyet payı üzerinde “<em>rehin veya başka bir hak tesis edilemez ve bunlar bağımsız bölümden ayrı devredilemez</em>”.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat mülkiyetine konu bağımsız bölümün “<em>tavanı, taban ve duvarları kat maliklerinin müşterek mülkiyeti altındadır</em>”.  Kat mülkiyetinin sükna hakkından farkı ise, sükna hakkının arsa payına  bağlı olmaması, başkasına devrinin, mirasçılara intikalinin mümkün  olmamasıdır.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat mülkiyetinin diğer irtifaklardan farkı “<em>onların arsa payına bağlı olmaksızın kurulabilmesidir</em>”. Diğer irtifak “<em>arsa payına bağlı olarak kurulmuş ise müşterek malikler arasında kanuni şufa hakkı vardır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Eklenti:</strong> Bağımsız bölümün dışında olup doğrudan doğruya bağımsız bölüme tahsis  edilen yerlere denir. Örn.bağımsız bir apartman dairesine tahsis edilen  kömürlük, su deposu, garaj, elektrik, havagazı ve su saatleri.  Eklentiler kat mülkiyeti kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir.  Eklentinin hangi bölüme tahsis edildiği kat mülkiyetinin tesisine ait  resmi senette, belirtilmelidir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-<strong>Arsa payı: </strong>Arsanın  bağımsız bölüme tahsis edilen ortak mülkiyet payıdır. Arsa payı, paylı  mülkiyet esaslarına göre o bağımsız bölümün değeri ile orantılı olarak  bağımsız bölüme tahsis edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Ortak yerler</strong>:   Bağımsız bölümlerin dışında olup, ana binanın korunmasına ve  maliklerin ortaklaşa kullanımlarına ve faydalanmalarına yarayan  yerlerdir. Bunların neler olduğunu kat malikleri sözleşmeyle  belirleyebilirler. Kat malikleri, “<em>ortak yerler üzerinde arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar</em>”  KMK 16. Örn. Antre, koridorlar, giriş kapısı, müşterek garaj,  sığınaklar ortak yerlerdir. Yargıtay, belli bir amaç için yapılmış ortak  yerlere “<em>özel tahsisli ortak yerler adını vermekte ve başka bir amaç için kullanımı veya ek tesis yapımını uygun bulmamaktadır”.</em></span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat malikleri, ortak yerlerde ortak bir amaç için ancak “<em>kat malikleri kurulunun pay ve paydaş çoğunluğu ile alınacak karar gereğince değişiklik ve ek tesis yapılabilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>-Yönetim Planı</strong>:  Kat mülkiyeti kurulurken, paydaşlar tarafından hazırlanıp imzalandıktan  sonra tapu idaresine diğer evrakı müsbitelerle birlikte verilen bir  sözleşmedir KMK 12/4. Yönetim planı ile kat mülkiyeti tesis edilirken “<em>tapu memurunca <strong>resen</strong> düzenlenen <strong>kat mülkiyeti kuruluş sözleşmesi</strong> KMK 2/e farklı işlemlerdir</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat Mülkiyetinden Doğan İhtilaflara Uygulanacak Hükümler</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat malikleri arasındaki ihtilaflara KMK 9’a göre sırasıyla</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Sözleşme hükümleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Yönetim planı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Kat mülkiyeti kanunu,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 4-Medeni Kanun hükümleri uygulanacaktır. Ancak bu  sıralama hatalı olup, emredici kanun hükümlerine dikkat edilmemiştir.  Buna göre</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a-Emredici kanun hükümleri</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b-Yönetim planı,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c-Sözleşmeler ve KMK</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d-Medeni Kanun hükümleri uygulanması daha uygun olabilirdi.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">“<em>Ana  taşınmaz kat malikleri kurulunca yönetilir ve yöneim tarzı, kanunların  emredici  hükümleri saklı kalmak şartıyle, bu kurul tarafından  kararlaştırılır</em>” KMK 27.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>KAT İRTİFAKI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat irtifakı, müşterek maliklere, diğer paydaşlardan aralarındaki  sözleşmeye uygun bir binanın inşa edilmesi ve kat mülkiyetine  çevrilmesini talep yetkisini veren bir irtifak hakkıdır KMK 2 c. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat irtifakı bir arsanın <strong>paylı malikleri</strong> tarafından kurulabileceği gibi, bir arsa malikinin inşasına başladığı bir taşınmazın belirli <strong>bir hissesini bir başkasına devri yoluyla</strong> da kurulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat irtifakına benzeyen bir diğer müessese, arsa payı karşılığında kat yapım sözleşmesidir. <strong>Kat yapımı</strong> sözleşmesinde, müteahhide <strong>arsanın belli bir payı devredilerek</strong>, müteahhidin inşaat yapma borcu, ona temlik edilen arsa hissesi üzerinde bir ipotek tesisi suretiyle güvence altına alınır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrtifak hakları, malikin mülkiyet hakkının kendisine verdiği  yetkileri bağımsızlaştırarak başkasına tahsis etmesi suretiyle kurulur.  İrtifak hakları malike bir “<em>yapma borcu yüklemediği halde MK 779, kat irtifakında malikler yapma borcu altındadır</em>”. Doktrindeki görüşe göre kat irtifakında “<em>eşyaya bağlı bir borç söz konusudur</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Kat  irtifakı sahipleri bu hakka konu olan ortak yerler üzerinde, ileride  kat mülkiyetine çevrilmek üzere yapılacak yapının sözleşmeye ve plana  göre tamamlanması için kendilerine düşen borçları vaktinde yerine  getirmek ve yapı işini, doğruluk kaideleri uyarınca kolaylaştırmakla,  karşılıklı olarak, yükümlüdürler</em>” KMK 26/1.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Kuruluşu</strong>: Kat irtifakı, bütün müşterek maliklerin talebi üzerine “<em>tapu memurunca düzenlenerek <strong>resmi senetle</strong> birlikte tapu sicilinin <strong>irtifaklar sutununa tescil</strong> ile tesis edilir.</em>”Resmi  senette hangi bağımsız bölümün hangi paydaşa, hangi arsa payı karşılığı  tahsis edildiği belirtilerek tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Maliklerin Hak ve Borçları</strong>: Kat irtifakına konu olmuş taşınmazlarda paydaşlar:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ortaklığın giderilmesini isteyemezler KMK 7</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Arsa üzerinde kat irtifakı ile bağdaşmayacak ayni  haklar kuramazlar. KMK 5                 -Kanuni şufa hakları yoktur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir kat irtifakı sahibi paydaş yükümlülüklerini yerine getirmezse,  diğer paydaşlar tazminat talep edebilir. Süre dolmuş ise payın devrini  de talep edebilirler. Kat irtifakı maliki kendisine noterden yapılan   ihtardan itibaren “<strong>2 ay</strong>”geçmesine rağmen borcunu ifa etmemiş ise diğer kat irtifak malikleri “<em>onun hakkının kendilerine devrini dava edebilirler</em>” KMK 26.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Sona Ermesi</strong>: <strong><em>1-Maliklerin talebi ile</em></strong>:  Kat irtifakına konu olan arsanın maliki veya ortak malikleri, tapu  memuruna verecekleri yazılı bir beyanla kat irtifakına ait sicil kaydını  sildirerek bu irtifaka her zaman son verebilirler KMK 49/1.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>2-Kendiliğinden</em></strong>:  Kat irtifakı, buna konu olan arsanın tamamıyle yok olması veya üzerinde  yapı yapılamayacak hale gelmesi veya kamulaştırılmasıyla kendiliğinden  sona erer KMK 49/2.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>3-Hakim kararı ile</em></strong>: Kat irtifakı için resmi senette en fazla “<strong>5 yıl süre</strong>”  konulabilir KMK 49/3. Bu süre içinde bina tamamlanmazsa kat irtifakı  kendiliğinden sona ermez. Taraflar hakimden sürenin uzatılmasını veya  kat irtifakının sona erdirilmesini talep edebilir. Sulh hakimi, hal ve  şartlara göre binanın tamamlanabileceğine inanıyorsa kat irtifakını  uzatabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat irtifakının sona ermesiyle, arsa üzerinde müşterek mülkiyete  ilişkin hükümler tekrar uygulanmaya başlar. Dolayısıyle malikler  birbirlerine karşı “<em>kanuni şufa hakkını kullanabilecekleri gibi, ortaklığın giderilmesi davasını da açabilirler</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>KAT MÜLKİYETİNİN KURULMASI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir binada kat mülkiyeti kurulabilmesi için “<em>arsanın <strong>tapulu</strong>, binanın <strong>kagir</strong> ve inşaatın <strong>tamamlanmış</strong> olması</em>”  gerekir KMK 50/2. Birden fazla arsa parselini kapsayacak şekilde kat  mülkiyeti tesis edilemez. Fakat bir parsel üzerinde site şeklinde birden  fazla bina üzerinde kat mülkiyeti kurulabilir. Bu şekilde kurulan kat  mülkiyetine “<strong>yatay kat mülkiyeti</strong>” denir. Bir binada kat mülkiyetinin tesisi iki şekilde gerçekleşebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Hukuki İşlemle</strong>: Kat mülkiyeti, taşınmaz maliki veya paydaşları tarafından, tapu memurunca <strong><em>resmi senet</em></strong> düzenlenmesi ve kat mülkiyeti siciline <strong><em>tescil</em></strong> ile kurulur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaza tek kişi malik ise resmi senet onun tek taraflı isteği üzerine düzenlenir. Müşterek mülkiyette “<em>tüm paydaşların birlikte başvurmaları gerekir</em>”. Paylı malikler arasında “<em>oybirliği sağlanamazsa, kat mülkiyeti kazai kararla yapılır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tapu memuru tescilde taşınmazın bulunduğu tapu kütüğü sayfasındaki mülkiyet hanesine “<em>bu taşınmazın mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiştir</em>”  ibaresini yazarak sayfayı kapatır. Sonra kat mülkiyeti kütüğünde her  bağımsız bölüm için bir sayfa açar. Sonra kat mülkiyeti kütüğündeki  sayfalar ile ana taşınmazın kayıtlı olduğu sayfa arasında bağlantı  kurulur; Her bağımsız bölüm tescil ile bir taşınmaz niteliği kazanır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Kazai Kararla</strong>: Kazai kararla kat mülkiyeti iki şekilde kurulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-Ortaklığın giderilmesi ile</strong>:  İzalei şuyu davası aynen taksim veya nakden taksim şeklinde açılsa  dahi, ortaklardan birinin isteği üzerine hakim taşınmazın kat  mülkiyetine çevrilmesine karar verebilir. Eğer maliklere payları ile  orantılı bağımsız bölüm isabet etmiyorsa ivaz ilavesi ile denkleştirme  yapar. Fakat her paydaşa bir bağımsız bölüm düşmüyorsa, hakim satış  yoluyla nakden taksime gitmelidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>-İfa davasıyla</strong>:   Bir yapı tamamlanmadıkça üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz. Arsa  üzerindeki inşaatta kişiye sadece kat irtifakı tanınabilir. Yargıtay  noterde düzenlenen bu konudaki belgeleri “<em>taşınmaz satış vaadi</em>”  olarak geçerli saymıştır. Ancak bunların iradi veya kazai yoldan ifası  kat mülkiyetini tesis etmez. Alıcı veya müteahhit taşınmazın müşterek  maliki sıfatını kazanır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat Maliklerinin Hakları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a-Bağımsız Bölüm Üzerindeki Hakları</strong>:  Medeni Kanunun malike tanıdığı tüm yetkilere sahiptir. Kendi bağımsız  bölümü üzerinde her türlü borçlandırıcı ve tasarrufi işlemlerde  bulunabilir. Eklentiler de mülkiyet kapsamına dahildir. Malik taşınmazı  rehnedebilir, satabilir. Ancak diğer kat maliklerinin hakları ile “<em>bağdaşmayan  irtifak hakları kuramayacağı gibi anagayrimenkülün ortaklığın  giderilmesi davasına konu olabilmesi de mümkün değildir</em>”. Diğer bağımsız bölümlerin satılması halinde, “kat <em>maliklerinin kanuni şufa hakkı da bulunmaz</em>”. Haksız elatmanın önlenmesi, zilyetliğin korunması, tapu kaydının tashihi davaları açabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Ortak yerler üzerinde</strong>: Kat malikleri “<em>ortak yerler üzerinde müşterek mülkiyet esaslarına göre maliktirler</em>”  KMK 16. Aksine bir davranışta, kat maliki şikayetini önce kat malikleri  kuruluna, sonra da sulh hakimine götürür. Anayapının ortak yerlerinde  kat maliklerinin muvafakatini almadan değişiklik ve ilaveler yapamaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat Maliklerinin Borçları </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> a-Kat Mülkiyetini Kullanmada Özen</strong>:  Gerek kat maliki, gerek bağımsız bölümü kira, oturma hakkı gibi  sebeplerle kullananlar, bağımsız bölümleri, eklentileri ve ortak yerleri  dürüstlük kuralına göre kullanmakla yükümlüdürler. Bunların kat  mülkiyetinden doğan sorumluluğu müteselsildir KMK 18/2.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Bağımsız Bölümleri KMK’na Uygun Kullanma</strong></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> i-Kat maliklerinin hiç yapamayacağı faaliyetler</strong>: Kat malikleri kendi bağımsız bölümlerinde, şu sağlık müesseselerini kati surette açamaz; -hastane, -dispanser, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -klinik, -poliklinik, -ecza laboratuvarı . Kat maliklerinin emredici  olan bu hükme aykırı sözleşme yapmaları, yönetim planına hüküm koymaları  mümkün değildir. Kat mülkiyeti tesis edilirken bağımsız bölümde sağlık  müessesesi kurulacağı konulmuşsa engelleyici hükmün kaldırılması  gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Doktor muayenehaneleri bu yasağın dışında tutulmuştur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Diğer kat maliklerinin rızası ile yapabileceği faaliyetler</strong>:  Bağımsız bölümün eğlence ve toplantı yeri, gıda maddeleri ilgili  faaliyetler, imalathane ve işyeri, emlak komisyoncusu, noter, sendika  merkezi, dernek merkezi olarak kullanılması için kat malikleri kurulunun  oybirliği ile kararına ihtiyaç vardır. Avukat bürosu için oybirliği  gerekmez. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat  malikleri aykırı kullanım halinde hakime başvurarak tedbir alınmasını  isteyebilirler KMK 33. Hakim davayı kabul ederse bağımsız bölümü münasip  süre içinde eski hale getirmesini aksi halde KMK 33/3 göre  cezalandırılacağını ihtar eder. Kat maliki düzeltmemekte “<strong>1 yıl</strong>” ısrar ederse KMK 25/b göre diğer kat malikleri onun bağımsız bölümünün kendilerine devrini talep edebilirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>c-Ana Taşınmazın Bakım ve Korunmasından Sorumluluk</strong>:  Her kat maliki, ana taşınmazın mimari durumunu, güzelliğini,  sağlamlığını, titizlikle koruma borcu altındadır. Kat maliki anayapının  dış mimari görünüşünü değiştiremez. Kendi bağımsız bölümüne yeni  kalorifer radyatör dilimleri ekleyemez. Örn. Diğer kat maliklerinin  onayını almadan balkonları kapattıramaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>d-Onarım İçin Bağımsız Bölüme Girilmesine Katlanma</strong>: Bir bağımsız bölümdeki arıza diğer bağımsız bölümde tamiri gerekitiriyorsa, buna izin verilmesi zorunludur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>e-Ana yapının Ortak Giderlerine Katılma</strong>:  Her kat maliki aksine anlaşma yoksa, ortak giderlerden bağımsız arsa  payı oranında sorumludur. Gider payını ödemeyen kat malikine karşı  yönetici ve diğer kat maliklerinden her biri dava açabilir, icra takibi  yapabilir. Ana taşınmazın ortak giderlerinden kat maliki ile birlikte  onun bağımsız bölümünü kiracı, intifa hakkı sahibi gibi sıfat ile  kullanan diğer şahıslar da müştereken ve müteselsilen  sorumludur KMK  22/1. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanunda bağımsız kat maliklerinin kendilerine düşen  yükümlülüklerini yerine getirmemelerine karşı yaptırımlar öngörülmüştür. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>i-İcra takibi ve Dava</strong>: Kat malikinin kendi bağımsız bölümüne ilişkin “<em>aidatları ve avansı ödememesi halinde, o kat maliki hakkında, her kat maliki icra takibi yapabilir</em>”.Ortak  giderlerden kiracının sorumlu olacağı kira sözleşmesinde  kararlaştırılmış olsa bile, kiracı olağan dışı giderleri ödediği  nisbette, ödediği miktarı kira borcundan mahsup edebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Bağımsız bölüm mülkiyetinin devrini talep</strong>: Eğer kat malikinin mülkiyet hakkı davranışları ile diğerleri için “<em>çekilmez hale gelirse</em>” kat malikleri, bağımsız bölümün mülkiyetinin kendilerine devrini talep edebilirler. Kanıtlamak davacı kat maliklerine düşer.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Aşağıdaki hallerde çekilmez hale geldiğini kanıtlamak gerekmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -<em>Kendisine düşen ortak gider ve avansları ödemediği için kat maliki hakkında <strong>2 takvim yılı</strong> içinde <strong>3 defa</strong> icra veya dava takibi yapılmışsa</em></span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sulh hakiminin ihtarına rağmen davranışı değiştirmemekte  “<strong>1 yıl</strong>”</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Direnmişse</span></span></span></em><br />
<em><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kendi bağımsız bölümünü ahlaka aykırı amaçlar için kullanmışsa</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Dava, dava sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren “<strong>6 ay</strong>” herhalde “<strong>5 yıl</strong>” içinde açılması gerekir KMK 25/7. Hakim bağımsız bölümün “<em>mülkiyetinin arsa payı oranında devrine karar verir</em>” KMK 25/2.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iii-Kanuni ipotek hakkı</strong>:  Kat malikinin borcundan  kiracısı veya sükna hakkı sahibi de  müteselsilen sorumludur. Kiracının sorumluluğu ancak kira borcu  kadardır. Kat malikinin borcu bu yolla da alınamazsa, mahkemece tesbit  edilen borcunu ödemeyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine yönetici  veya kat maliklerinin istemi üzerine “<em>kanuni ipotek hakkı</em>” tescil edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>iv-Alacakların önceliği</strong>: Kat maliklerinin, “<em>gider borcunu ödemeyen kat malikleri ve onlar gibi sorumlu bulunan şahıslardan alacakları, önceliklidir</em>” İİK 206.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>v-Yüksek temerrüt faizi</strong>: Gider ve avans borcu, aylık % 10 temerrüt faizine bağlanmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>vi-İşletme projesinin işlevi</strong>: Kesinleşen işletme projeleri veya kat malikleri kurulunun işletme giderleri ile ilgili kararları İİK 68 de belirtilen “<em>borç ikrarını havi</em>”  belgelerden sayılır. Yapılacak icra takibinde borçlu olan kat maliki  itiraz ederse, borçlu itirazını varit gösterecek ayni nitelikte belge  ibraz edemezse itirazı kaldırılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>ANA TAŞINMAZIN YÖNETİMİ</strong> </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat mülkiyeti tesis edilirken hazırlanmış olan “<strong>yönetim planı</strong>”  tüm paydaşlar tarafından imzalanarak, diğer belgelerle birlikte tapu  memuruna verilir KMK 12.Yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat  ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait  diğer hususları düzenler. Yönetim planı “<em>bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir</em>” KMK 28. Yönetim planının değiştirilmesi için “<em>kat maliklerinin</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>4/5 inin Oyu</em></strong><em> gerekir</em>”.  Kat maliklerinin mahkemeye başvurma hakları saklıdır. Yapılan  değişiklikler KMK kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir ve bütün <em>külli</em> ve <em>cüz’i</em> halefleri bağlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyeti parsel bazında kurulur. Birden fazla parseldeki  binaları kapsayacak şekilde kat mülkiyeti kurulamaz. İstisnası yatay kat  mülkiyeti’dir. Bu sitelerde  kat mülkiyeti kurulabilmesi için tüm  bağımsız bölümlerin tamamlanması gerekmemekte ve ayrı ayrı </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">yönetim de oluşturulabilmektedir. Beyanlar hanesinde gösterilerek müşterek yönetim de kurulabilmektedir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat Malikleri Kurulu</span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ana  taşınmaz kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı kanunların  emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla bu kurul tarafından  kararlaştırılır KMK 27. Kat malikleri, yönetici ve denetçiler arasındaki  ihtilaflar bu kurulca çözülür ve karara bağlanır KMK 32.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat malikleri kurulu kat maliklerinden oluşur. Her kat malikinin “<em>arsa payı ne olursa olsun kurulda bir oy hakkı vardır</em>”. Bir kişi birden fazla bağımsız bölümün sahibi ise “<em>her bağımsız bölüm için bir oy hakkı vardır, fakat oy sayısı bütün oyların <strong>1/3</strong> ünden fazla olamaz” KMK 31  .</em></span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat malikleri kurulu, “<em>yılda 1 defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zaman va yerde toplanır</em>”.  Yönetici, denetçi veya kat maliklerinin en az 1/3 ünün isteği üzerine  olağanüstü toplantıya da çağrılabilir. Toplantı gün, saat yer ve gündemi  toplantıdan en az <strong>15 gün</strong> önce kat maliklerine bildirilmiş olmalıdır KMK 29. Eğer bildirilmezse kurul kararlarının iptal nedeni sayılır KMK 33. Hatta “<em>kat maliki toplantıya katılmış olsa dahi kararı iptal ettirebilir</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Toplantı nisabı kat maliklerinin arsa payı ve sayı bakımından “<em>çifte çoğunluğu</em>”dur.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İlk toplantıda sağlanamazsa, engeç “<strong>1 hafta</strong>”  sonra yapılan ikinci toplantıda nisab aranmaz. Ama toplantı nisabı  oluşmadan alınan kararların iptali her zaman talep edilebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Çifte çoğunluk aranan kararlar</strong>: Pay ve paydaş çoğunluğu ile</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Ortak yerlerde faydalı yenilik ve ilavelerin yapılması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ortak ısınma sisteminin ferdi ısınma sistemine dönüştürülmesi kararı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yönetici seçimi kararı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Denetçi seçimi kararı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)4/5 çoğunluk kararı</strong>: Yönetim planının değiştirilmesi KMK 28/3.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Oybirliği ile Alınabilecek kararlar</strong>: -Tapu kütüğünde mesken olarak gösterilen bağımsız bölümün KMK 24/2 anılan nitelikte yerler olarak kullanılması</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir kat malikinin ortak yerlerde değişiklik yapabilmesi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Ana taşınmaza yeni bağımsız bölüm ilavesi kararı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat malikleri kurulu kararına katılmayan veya katılıp da muhalif  kalan her kat maliki, bu kararların kanuna, yönetim planına, hakkaniyet  ilkelerine aykırı olduğu gerekçesi ile Sulh Hukuk Mahkemesine iptal  davası açabilir KMK 33. İptal davası yöneticiye karşı değil karara  olumlu oy veren kat maliklerine karşı açılmalıdır. Yetkili ve görevli  mahkeme ise “<em>ana taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Yönetici</span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kat malikleri kurulunca <strong>4/5</strong> çoğunlukla <strong>1 yıl</strong> için seçilir. En az “<em>8 bağımsız bölümü</em>”  olan binalarda yönetici seçimi mecburidir. Kurulca seçilemezse bir kat  malikinin talebi üzerine mahkemece atanır. Bu yönetici haklı bir neden  olmadan 6 ay’dan önce kurul tarafından azledilemez. Eğer bu da  yapılamazsa sorunlar paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Görevleri</strong> : Yöneticinin  “<strong>işletme projesi</strong>” yapmak, yükümlülüklerini yerine getirmeyen “<em>kat maliklerine karşı</em> <em>icra takibinde bulunmak, dava açmak görevleri vardır</em>”. Yönetici tarafından yapılıp “<em>kat maliklerine taahhütlü mektupla gönderilen veya imza karşılığı verilen işletme projesi. <strong>7 gün</strong> içinde itiraza uğramadığı takdirde kesinleşir</em>”. İşletme projesi İİK 68 de sayılan belgelerden kabul edilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Yöneticinin  ana taşınmazın genel yönetimi dışında kalan işler için aktif ve pasif  dava ehliyeti yoktur. Kat malikleri kurulu kararına karşı açılacak  davalarda “<em>husumet yöneticiye değil, kararı alan, olumlu oy veren  diğer kat maliklerine yönetilmelidir”. Kat maliklerinin ortak yerlere el  atmaları halinde de yöneticinin dava açma ehliyeti yoktur</em>. Yönetici kat malikleri kuruluna ana taşınmazın “<em>senelik gelir ve gideri hakkında rapor vermekle yükümlüdür</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Hak ve Sorumlulukları</strong>:  Yönetici ile kat malikleri arasındaki ilişki, bir vekalet ilişkisi  olarak kabul edilmektedir KMK 40.Yönetici yönetim planında veya  sözleşmede belirlenen ücrete hak kazanır. Hüküm yoksa yönetici, yönetim  giderlerinin yarısına katılmaz. Yöneticinin kat maliklerine karşı  sorumluluğu, bir vekilin sorumluluğu gibidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Yönetici sıfatının sona ermesi</strong>:  Her zaman istifa edebilir. İstifa haklı bir nedene dayanmıyorsa kat  maliklerinin uğradığı zararı tazmin zorunda kalır. Kat maliklerinin  borçlarını “<em>ihtara rağmen yerine getirmemeleri, haklı bir istifa nedenidir</em>” KMK 40. Kat malikleri kurulu “<em>haklı nedenler varsa, her zaman yöneticiyi azledebilir</em>” KMK 41.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Yöneticinin denetimi</strong>: Hesaplar “<em>yönetim planında bir hüküm yoksa, her <strong>3 ayda</strong> bir denetlenir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kat Mülkiyetinin Sona ermesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> A-Maliklerin rızası ile sona ermesi</strong>: Binanın tüm bağımsız bölümlerinin mülkiyetinin tek kişi elinde toplanması, kat mülkiyetini sona erdirmez. Malikin “<em>yazılı isteği, kat mülkiyeti kütüğünden kaydının silinmesi ve taşınmazın tekrar tapu kütüğüne kaydı ile sona erer</em>”.  Birden fazla malik varsa kat mülkiyeti sona erince her malike arsa  paylarına göre müşterek mülkiyet hakkı tesis edilir. Bunun için bağımsız  bölümler üzerinde sınırlı ayni hak veya şerh edilmiş şahsi hak  sahiplerinin rızaları da şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Maliklerin Rızası dışında sona ermesi</strong>:  Ana yapının tamamen harap olması veya kamulaştırılması halinde kat  mülkiyeti sona erer KMK 46. Kamulaştırma halinde kamulaştırma bedeli  malikler arasında “<em>arsa payları ve bağımsız bölümlerin eklentileri dikkate alınarak paylaştırılır</em>”. Anayapının harap olması halinde eğer sigorta tazminatı varsa arsa paylarına göre bölüşülür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat mülkiyetine tabi bir binanın bir bağımsız bölümü harap olmuş ve o bölümün maliki bunu “<strong><em>2 yıl</em></strong><em> içinde yaptırmamışsa bunun arsa payının değeri karşılığında, diğer kat  malikleri  arsa payları ile orantılı olarak kendilerine devrini talep  edebilirler</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Anayapı tamamen harap olmuşsa, tapu idaresine ve diğer maliklere bildirilir. Buna uyulmaması halinde “<em>bağımsız bölümü harap olan kat maliki ve <strong>1/5</strong> nispetinde yönetici müteselsilen sorumludur</em>”. Devlet sorumlu değildir KMK 478.</span></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINIR MÜLKİYETİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır  mülkiyetinin konusuna bir yerden başka bir yere nakledilen taşınır eşya  ile taşınmaz mülkiyetine dahil olmayan ve temellüke elverişli  doğal  güçler girer MK 762.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır Eşya                                          Teslim</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Konusu           Doğal Güç </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Para ve kıymetli               Zily. Devri       Teslimsiz</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> evrak                             Zily.devretm         Miras</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınır  Mülkiyeti                                           Devren                         Sahiplenme                 Şirk. Birleş.                                                                                          Buluntu                       Müzayede</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kazanılması                Aslen              Gömü </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İşleme</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Karışım birleşme</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zamanaşımı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Taşınır Eşya</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir yerden bir yere özüne zarar vermeden nakledilebilen ve maddi  varlığı olan şeylerdir. İnsan vucudu, ceset,  fikir ve sanat eserleri  üzerindeki haklar ve iktisadi değer taşımayan varlıklar eşya kavramının  dışındadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gemi siciline kayıtlı olmayan gemilerin mülkiyetinin intikali taşınır mülkiyetinin nakline tabi tutulur ve “<em>zilyetliğin nakli</em>” gerekirken MK 762 , gemi siciline kayıtlı gemilerin mülkiyetinin intikali için sadece buna ilişkin “<em>sözleşme yeterli</em>” sayılmıştır TK 868. Mülkiyetini elde etmeden gemi siciline “<em>malik olarak kaydedilen kimse <strong>5 yıl</strong> fasılasız ve nizasız asli zilyetlikle gemiyi iktisap eder</em>”  TK 872. Gemi siciline kayıtlı gemiler de TK 893  göre gemi ipoteği için  Medeni Kanun taşınmaz mülkiyeti hükümlerine atıfta bulunmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınır eşya üzerindeki mülkiyet hakkı o taşınır eşyanın bütünleyici parçalarını da kapsar MK 684.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Doğal Güçler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Elektirk, atom enerjisi gibi tabii kuvvetler, kişilerce hakimiyet  altına alınarak bunlardan istifade mümkünse, bunlar da taşınır  mülkiyetinin konusu olabilir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C-Para ve Kıymetli Evrak</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Para ve kıymetli evrak taşınır eşya sayılır. Esasen bunlarla  birlikte piyasada tedavül eden, bu belgelerin nesnel değeri değil,  bunlarda mündemiç bulunan mal varlığı haklarıdır. Kıymetli evrak  niteliğindeki kambiyo senetleri ve hisse senetlerinin tesis, iktisap  devirlerine ilişkin TK da özel hükümler vardır. Bu hükümlerin yeterli  olmadığı hususlarda MK hükümleri uygulama bulacaktır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır Mülkiyetinin Devren Kazanılması</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Zilyetliğin Devri ile Kazanılması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> MK 763 “<em>taşınır mülkiyetinin devri için zilyetliğin devrini</em>” şart kılmaktadır. Zilyetlik “<em>teslimle</em>” veya “<em>teslimsiz</em>”  olarak devredilir. Mülkiyeti devretmek amacıyla yapılacak zilyetlik  nakli, zilyetliğin teslimsiz geçirildiği kısa elden teslim, hükmen  teslim ve zilyetlik havalesi suretiyle de gerçekleşebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> KKTC de bir taşınır eşyanın mülkiyetinin geçişi “ <em>tarafların mülkiyetin devrinin yapılması için niyet gösterdikleri andır</em>” ES 19. Zilyetliğin devredilmesi şart olmayıp “<em>tarafların mülkiyetin geçişi konusunda anlaşmaları yeterli sayılmıştır</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İsviçre’de taşınır mülkiyetinin intikalinin borçlandırıcı işlemden  mücerret (soyut) olmadığına, illi olduğuna karar vermiştir. İlllilik  görüşü kabul edilirse borçlandırıcı işlemin geçersiz olduğu hallerde “<em>mülkiyet intikal etmediğinden her zaman <strong>istihkak davası</strong> ile eşya geri istenebilir</em>”  MK 683. Mücerretlik görüşü benimsenirse mülkiyet borçlandırıcı işlem  geçersiz olsa bile iktisap edene geçecek, ancak bu iktisap sebepsiz  zenginleşme teşkil edeceğinden, “<strong><em>iade davası</em>”</strong> ile BK 66 daki “ <em>1 ve 10 yıllık süre</em>” içinde istenebilecektir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmeler, taşınmaz  mülkiyetinin devrinden MK 706 farklı olarak, herhangi bir şekil şartına  tabi değildir. Bu konuda bazı özel hükümler vardır. Taşınır eşyaya  ilişkin bağışlama sözleşmesi “<em>adi yazılı</em>” şekilde, motorlu araçların satış sözleşmesinin “<em>resmi şekle</em>” tabi olduğu KTK 20 de yer almaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taraflar arasında taşınır mülkiyetinin nakli konusunda  borçlandırıcı işlem olmasına rağmen malik borcunu ifa etmezse alacaklı  taşınmaz mülkiyetinde olduğu gibi bir eda “cebri tescil” davası ile  mülkiyetin cebren intikalini sağlayamaz. Ancak mahkemenin verdiği “<em>eda hükmünü icra daireleri vasıtası ile yerine getirerek eşyaya zilyet olmuş ise, taşınır mülkiyetini iktisap etmiş olur</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz </span><span><span>à</span></span><span> Taahhüt işlemi </span><span><span>à</span></span><span> Cebri tescil </span><span><span>à</span></span><span> Tescil</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır </span><span><span>à</span></span><span> Taahhüt işlemi </span><span><span>à</span></span><span> Eda davası </span><span><span>à</span></span><span> İcra </span><span><span>à</span></span><span> Zilyetlik (iktisap)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin devri ile birlikte taşınır mülkiyetinin intikali için zilyetliği devredenin, taşınır eşya üzerinde “<em>tasarruf yetkisi bulunması</em>”  gerekir. Malikin sahip olduğu taşınır eşya üzerindeki tasarruf yetkisi  haciz, iflas gibi sebeplerle kısıtlanmış ise, zilyetliği devralan o mal  üzerinde mülkiyet hakkını kazanmaz İİK 86.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Zilyetlik Devredilmeden Kazanma</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır mülkiyeti “<em>miras</em>” MK 599, “<em>şirketlerin birleşmesi</em>” TK 151 gibi külli halefiyet halinde, “<em>mal birliği</em>”, “<em>mal ortaklığı</em>” rejimi ile ve “<em>açık artırma</em>”BK 213 ile taşınır bir mal alan kimse onun mülkiyetini ihale anında zilyetlik nakledilmeden önce kazanır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Mülkiyeti Muhafaza Sözleşmesi ve Taşınır Mülkiyetinin Kazanılması </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Satılan malın mülkiyetinin, bedel alıcı tarafından tamamen  ödeninceye kadar satıcıda kalması hususundaki sözleşmeye, “<strong><em>mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi</em></strong>” denir. Bunun geçerli olması;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sözleşmenin Noter tarafından resmi şekilde düzenlenmesi NK 89</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alıcının yerleşim yerindeki Noter tarafından özel “<em>mülkiyeti muhafaza sicili</em>”ne kaydıyle mümkündür. Bu sicile tescilin kurucu bir işlevi varsa da, bu sicillerin aleniyet fonksiyonu bulunmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz ve hayvan satışlarında mülkiyeti muhafaza kaydı konulamaz. Taşınmazlarda bu güvence “<em>ipotek</em>”, hayvan satışlarında ise icra dairesinde tutulan özel sicile kayıtla gerçekleştirilen “<em>teslimsiz rehin</em>” ile sağlanır MK 740.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Mülkiyeti  saklı tutma kaydının taliki şart mı, infisahi şart mı olduğu  tartışmalıdır. Bu  konuda Yargıtay 4 ve 15 HD kararları birbiriyle  çelişmektedir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taliki  şart ise mülkiyet zilyetliğin nakline rağmen satıcıda kalmakta, alıcıya  mülkiyetin geçmesi ancak semenin tamamının ödenmesiyle mümkün  olmaktadır. Bu süre içinde alıcı emin sıfatıyla zilyet sayıldığından,  ondan iyiniyetli üçüncü şahıslar malı iktisap edebilirler. Bu görüş  satıcı ve alacaklılarını korur. Satıcı istihkak davası ile malını geri  alabilir, iflas masasına da ileri sürebilir.(15 HD). Borçlunun  alacaklısı ise ancak bakiye taksitleri ödedikten sonra malı  haczedebilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İnfisahi  şart görüşü benimsenirse eşyanın mülkiyeti baştan itibaren zilyetliğin  nakli ile birlikte alıcıya geçer ve üçüncü şahıslar kötü niyetli olsa  dahi o malı iktisap edebilirler. Bu görüşte alıcı ve alacaklılarının  leyhinedir. (4 HD)</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır Mülkiyetinin Aslen Kazanılması</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Sahiplenme (İhraz)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sahiplenme yoluyla “<em>ancak sahipsiz taşınır eşyalar zilyetlik tesis edilir edilmez  iktisap edilebilir</em>”. Sahiplenme yoluyla mülkiyet kazanabilmek için “<em>eşya  üzerinde malik olmak iradesiyle zilyetlik tesis etmek gerektiğinden, edinenin temyiz kudretine sahip olması gerekir</em>”.  Sahipli bir eşya sahibi tarafından terk edilip sahipsiz hale  gelmedikçe, sahiplenme yoluyla iktisabı mümkün değildir. Bir eşyanın  sahibi olmakla birlikte kim olduğu tesbit edilemiyorsa, ancak lukata  yoluyla iktisap edilebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ehlileşmiş hayvanlar tekrar vahşileşmedikçe sahipsiz hale gelmiş  sayılmazlar. Av hayvanları ise kaçtığında sahibi hemen aramazsa sahipsiz  hale gelir MK 768.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Buluntu (Lukata)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bunda eşya sahipsiz değildir. Bulan yanlışlıkla sahipsiz sanmış ve  bu yanılgısı mazur görülebiliyorsa kazandırıcı zamanaşımı ile eşyanın  mülkiyetinin iktisabı mümkündür MK 777</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Aksi takdirde kötüniyetli zilyet olarak bu eşyayı sahibine herzaman iade etmek zorunda kalır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Buluntu hükümleri sahibinin elinden hem rızası ile hemde rıza dışı  çıkan eşyaya, hatta tabii kuvvetlerle başkasının hakimiyet alanına  giren mal ve hayvanlar hakkında da uygulanır. Eşyanın önemli bir kıymeti  varsa bulan zabıtaya veya muhtara haber vermek zorundadır MK 769.  Yapılan bildirimden itibaren “<strong><em>5 yıl</em></strong><em> içinde sahibi çıkmazsa bulan, malın mülkiyetini kazanmış olur</em>”.  Sahibi çıkarsa bulan saklama masrafı ile birlikte uygun bir ikramiye de  talep edebilir MK 771. Buluntuda da malik olma iradesiyle zilyetlik  şart olduğundan bulanın temyiz kudretine sahip olması şarttır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Gömü (Define)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gömü “<em>bulunmasından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olan ve maliki bulunmadığı muhakkak olan kıymetli eşya</em>”dır.  Gömü ilmi veya tarihi bir kıymete sahip değilse saklandığı taşınmaz  veya taşınırın sahibinin mülkü olur. Bulan sadece kıymetinin yarısını  geçmemek üzere uygun bir ödül talep edebilir MK 772. İlmi veya tarihi  bir değere sahip ise devletin mülkü olur MK 773. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>4-İşleme (Hukuki Tağyir)</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Başkasına  ait bir malı işleyerek bir eser meydana getiren kimse, eğer sarfettiği  emek, malın kıymetinden fazla ise o eserin maliki olur. Malın eski  maliki uğramış olduğu zararları haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme  hükümlerine göre talep edebilir. İşlemede bulunan iyi niyetli değilse  hakim eserin mülkiyetini eski malikine bırakabilir MK 775. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>5-Karışım ve Birleşme</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Çeşitli kimselere ait mallar önemli surette tahrip olmaksızın veya  aşırı bir emek ve masraf yapmaksızın, ayrılamayacak derecede  birleşmişse meydana gelen birleşim, eğer mallardan biri, diğerinin  bütünleyici parçası haline gelmişse, asıl şeyin mülkiyetine sahip olan  kimseye ait olur MK 776. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>6-Zamanaşımı ile İktisap</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Başkasına ait bir malı zamanaşımı ile kazanmak için kanunda iki koşul öngörülmüştür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Mülkiyeti iktisap edecek kişi, “<em>iyiniyetli malik sıfatıyla</em>” zilyet olmalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Çekişmesiz ve aralıksız “<strong>5 yıl</strong>” devam eden zilyetlik olmalıdır. Kendisinden önceki iyiniyetli zilyetlik sürelerini de zilyetlik süresine ekleyebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İyiniyetten kasıt zilyedin eşyanın başkasına ait olduğunu  bilmemesi ve hal ve şartlara göre bilmesinin kendisinden beklenilmemesi  demektir. Eşyanın başkasının olduğunu bilen fakat sahibini bilmeyen 5  yıllık zilyet ancak buluntu hükümlerine göre mülkiyeti kazanır. Kamuya  ait taşınır mallar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet iktisap  edilemez. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınır Mülkiyetinin Kaybı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malik kendi iradesi ile taşınır eşyayı terk ederse veya taşınır  malı başkasına devrederse veya eşyayı tahrip ederse mülkiyet hakkını  kaybeder. Yine malikin iradesi dışında bir başkası o eşya üzerinde  işleme, zamanaşımı, buluntu gibi yollarla mülkiyet hakkı kazanırsa,  malikin mülkiyet hakkı sona erer MK 778.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>SINIRLI AYNİ HAKLAR </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sınırlı ayni haklar, mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerin,  mülkiyet hakkından bağımsızlaştırılarak malik tarafından başkasına  tahsis edilmesidir. Malik sınırlı ayni hakların sahipleri tarafından  kullanılmasına katlanmak zorunda olduğundan, sınırlı ayni haklar ayni  zamanda malikin mülkiyet hakkının kendi iradesinden doğan bir takyidini  teşkil eder. Sınırlı ayni haklar;</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">1-İrtifak hakları  MK 779-838</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Taşınmaz yükü MK 839-850</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Rehin hakları  MK 850-970</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sınırlı ayni haklar doğduktan sonra mülkiyet hakkından bağımsız hale geldiğinden, “<em>mülkiyet hakkı sona erse bile bunlar mevcudiyetini devam ettirir, sona ermezler</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınırlar üzerindeki sınırlı ayni hakların sırası bunların doğum tarihlerine göre tayin edilir “<strong>kıdeme öncelik ilkesi</strong>”.Taşınmazlarda ise eğer bir sınırlı ayni hakkın kullanılması diğerine zarar vermiyorsa bunlar “<strong>eşit sırada</strong>”  yer alır. Aksi takdirde sınırlı ayni hakların sırası ilke olarak  kuruluş tarihine göre belirlenir. Sıranın tayininde esas alınacak tarih “<em>tescil tarihi değil sınırlı ayni hakkın yevmiye defterine yazıldığı tarihtir</em>” MK 1022. Bu kurala istisna taşınmaz rehninde sıra “<em>taşınmaz rehninin tesisi anına göre değil, bağlı olduğu derecenin sırasına göre belirlenir</em>”  MK 871. Sınırlı ayni hakların aralarında bulunan bu sıranın pratik  sonucu, ön sırada bulunan sınırlı ayni hakkın sahibinin kendi hakkıyla  bağdaşmayan arka sırada bulunan sınırlı ayni hakların terkinini talep  edebilmesidir MK 869.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rehin paraya çevrilirken “<em>rehin hakkından sonra gelen ayni haklar dikkate alınmaz</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İRTİFAK HAKLARI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrtifak hakları, sahibine konusu olan eşyayı doğrudan doğruya  kullanma veya ondan yararlanma yetkileri veren veya malike bir çekinme  (içtinap) borcu yükleyen, sınırlı bir hakimiyet hakkıdır MK 779. Sınırlı  sayıdadırlar. İrtifak hakları ya bir taşınmaz lehine ya da belirli bir  şahıs lehine tesis edilirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Bir taşınmaz lehine tesis edilenlere “<em>eşyaya bağlı irtifaklar</em>”</span><span><span>à</span></span><span>Arzi irtifaklar, </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Belirli bir şahıs lehine tesis edilenlere de “şahsa bağlı irtifak”</span><span><span>à</span></span><span>Şahsi irtifaklar denir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bazılarında  eşyadan tam yararlanma hakkı (intifa hakkı), bazılarında sınırlı  yararlanma hakkı (oturma, kaynak, geçit) bulunur. Bunlara “<em>olumlu irtifak hakları</em>”  denir. Bazılarında eşya maliki mülkiyet hakkının kendisine sağladığı  yetkileri kullanmaktan kaçınmak zorundadır. İnşaat yapmama, manzara  kapatmama gibi. Bunlara da “<em>olumsuz irtifak hakları</em>” denir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İrtifak  hakkında malikin durumu, geçit irtifakında bazan olduğu gibi yolun  temizliğini sağlamakla yükümlülük istisna edilirse daima pasiftir MK  779.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Olumlu  irtifak haklarında hak sahibi ayni zamanda eşyaya zilyet olacağından,  zilyetliği koruyan hükümlerden istifade edebilir. Olumsuz irtifak  haklarında ise bu hakların MK 793 de yer alan hak zilyetliği kavramı ile  korunması mümkündür. Ayrıca ayni hak olmaları nedeniyle mülkiyeti  koruyan tüm davalardan yararlanırlar.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İrtifak Haklarının Devri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İntifa ve oturma hakkı dışındaki irtifak hakları başkalarına devir  ve intikal kabiliyeti olan ayni haklardır. Kaynak ve üst hakkı aksi  kararlaştırılmadıkça başkalarına temlik ve mirasçılara intikal ettiği  halde “<em>diğerlerinin devir ve mirasçılara intikalinin açıkça kararlaştırılmış olması gerekir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşyaya bağlı irtifak haklarında “<em>irtifak hakkının temliki yararlanan taşınmazın temlikine bağlıdır</em>”. Şahsa bağlı olanların temlikinde hangi şekle tabi olacağı açık değildir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>EŞYAYA BAĞLI İRTİFAK HAKLARI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşyaya bağlı irtifak hakları “<em>bir  taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup,  yüklü taşınmazın malikini, mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri  kullanmaktan kaçınma veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı  belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar</em>” MK 779. Üzerine külfet yüklenen taşınmaza “<em>yükümlü, hadim, mükellef</em>” taşınmaz, yararlanan taşınmaza da “<em>yararlanan, hakim, müstefit</em>” taşınmaz denir. “”<em>Yapma borçları tek başına bu irtifak haklarının konusu olamaz, ancak ona yan edim olarak bağlanabilir</em>” MK 779. Yükümlü taşınmaza kim malikse, irtifak hakkının getirdiği yüke o katlanmak zorundadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Eşyaya Bağlı İrtifak Hakkının Kurulması</strong>: İrtifak haklarının tesisi için <strong><em>geçerli bir kazanma sebebi</em></strong>,<strong><em> resmi senet</em></strong> düzenlenmesi MK 781, <strong><em>tescil talebi</em></strong> ve tapu siciline <strong><em>tescil </em></strong>şarttır MK 780. Tescil yolu ile irtifak hakkının kurulmasına “<strong>tesisen kazanma</strong>” denir.Hukuki sebep geçerli değilse, tescil “<strong>yolsuz tescil</strong>”dir.Taşınmaz  mülkiyet hakkının kazanılmasına ilişkin hükümler irtifak haklarının  kazanılmasında da geçerlidir MK 780. İrtifak haklarında da aslen-devren,  tescilli-tescilsiz iktisap tarzları geçerlidir. <strong>İrtifak hakkı tesis vaadi</strong>’de yapılabilir. Tapu siciline şerh verilince daha sonraki malikleri de bağlar. Şerhin etkisi “<strong>5 yıl</strong>”dır.  Sonra terkin olur. Yükümlü taşınmaz hangi şartlarda zamanaşımı ile  iktisap ediliyorsa irtifak haklarının zamanaşımı ile iktisabı ayni  şartlara tabidir. Hak zilyetliği tescilden önce doğmadığından “<em>olumsuz irtifak haklarının kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabı mümkün değildir</em>” MK 973.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrtifak hakları “<em>her iki taşınmazın tapu kütüğü sayfasına tescil edilir</em>”. Ancak hakim taşınmazın tapu kütüğü sayfasına tescil, inşai nitelikte değil açıklayıcıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Hakkın Kapsamı</strong>: İrtifak hakkı sahibi, hakkın korunması ve kullanılması için gereken önlemleri alma hakkına sahiptir. Buna karşılık hakkını “<em>yükümlü taşınmaz malikine en az zarar verecek şekilde kullanmakla yükümlüdür</em>” MK 786. Yükümlü taşınmaz maliki hak sahibini “<em>hakkını bu çerçevede kullanmasını engelleyemez, zorlaştırıcı davranışlarda bulunamaz</em>” MK 786/2. İrtifak hakkı sahibinin yetki ve yükümlülüklerini belirlemede tapu sicilindeki “<em>tescil kayıtları</em>” esas alınır. İrtifak hakkı sahibinin ihtiyaçlarının artması, “<em>yükümlü taşınmaz malikinin yükümlülüklerini artırmaz</em>” MK 788.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Yer değiştirme</strong>:  Yükümlü taşınmaz maliki, menfaatinin varlığı halinde masraflar onun  tarafından karşılanarak taşınmazın başka bir kısmına naklini yükümlü  taşınmaz maliki isteyebilir MK 791.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Sona Ermesi</strong>:  İrtifak hakları ya tapu sicilinden terkini ile ya da taşınmazlardan  birinin tamamen zayi olması ile sona erer. Süreye bağlı olarak  kurulmuşsa, sürenin dolmasıyla da sona erer MK 783. Yararlanan ve  yükümlü gayrimenkulun ayni kişiye ait olması irtifak hakını sona  erdirmez MK 784. Yükümlü iki halde mahkeme kararı ile irtifak hakkını  sona erdirebilir:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İrtifak hakkının sahibine sağladığı yarar tamamen ortadan kalkmış ise; bunda tazminat gerekmez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yükümlü taşınmazda sebep olduğu külfet, sahibine sağladığı yarardan fazlaysa;  Bu halde “<em>tazminat</em>” karşılığı terkinine karar verilmesini mahkemeden talep eder. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>ŞAHSİ İRTİFAK HAKLARI</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrtifak hakları bazen kişiye bağlanabilir. Kişiye bağlı irtifak  hakları kendi içinde iki gruba ayrılır.                                                                                                  Bağımlı      Şahısla Kaim</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İntifa Hakkı             Şahsa B.      Bağımsız       Sürekli </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Düzenli Şahsi İ.H. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Şahsi İ.H.                                           Sükna Hakkı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Üst Hakkı &#8212;&#8211;</span><span><span>à</span></span><span> Eşyaya bağlı      Bağımsız </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Düzensiz Şahsi İ.H.               Kaynak Hakkı                                   Atış Eğitimi İ. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Diğer İrtifak hakları               Geçit Hakkı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Düzenli Kişisel İrtifak Hakları</span></span></span></strong><br />
<strong><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">1-İntifa Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Sahibine eşyadan <strong><em>tam</em></strong> ve <strong><em>sınırsız yararlanma</em></strong> hakkı verir. İntifa hakkı sahibi konusu olan şeyi kullanabileceği gibi  onun doğal ve hukuki ürünlerinden de istifade edebilir MK 794. İntifa  hakının konusu “<em>her türlü taşınır, taşınmaz eşya olabileceği gibi, bir malvarlığının tamamı, hatta alacak hakları da olabilir</em>”.  İntifa hakkı, mülkiyet hakkından sonra muhtevası en geniş kapsamlı olan  bir ayni haktır. Ama başkasına kiralaması mümkündür. Bununla sadece  intifa hakkı sahibi ile kiracı arasında bir borç ilişkisi doğar. İntifa  hakkı sahibi <strong><em>belirli bir kişi</em></strong> veya <strong><em>kişi topluluğu</em></strong> olabilir. İntifa hakkı belirli bir kişiye tanındığından “<em>başkasına <strong>devredilemez</strong>; miras yolu ile <strong>intikal etmez</strong>; <strong>rehin hakkının konusu olamaz</strong>; <strong>haczedilemez</strong>, iflas masasına girmez”. </em>Bununla beraber intifa hakkının sağladığı ürünlerin haczi mümkündür İİK 94<em>.</em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İntifa  hakkı sahibine temlik edilen alacak üzerinde , daha önce tesis olunmuş  rehin hakkı varsa, bunlar intifa hakkı sahibine karşı da varlığını devam  ettirir MK 954. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İntifa hakkı sahibinin eşya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmaz. Ancak istisnai bazı hallerde tasarruf yetkisi de olur:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınır eşyanın değeri taraflarca tesbit edilmiş ise</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İntifa hakkının konusu tüketime tabi eşya ise</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alacaklar üzerinde intifa hakkı tesis edilmişse; İntifa hakkı sahibi intifanın başladığı tarihten “<strong>3 ay</strong>”  içinde yeterli teminat göstererek alacağın kendisine temlikini talep  edebilir MK 822. Bu durumda alacak üzerinde tasarruf yetkisi kazanır.  Alacaklıya karşı borçlu hale gelir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İntifa Hakkının Kurulması</strong>:  Bir mal varlığının tümü üzerinde intifa hakkı kurulmaz. Mal varlığı  içindeki taşınmazlar, taşınırlar ve haklar üzerinde intifa hakkı, kendi  şekillerine uygun olarak ayrı ayrı kurulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>a-Sözleşme ile</strong>: -<strong><em>Taşınmazlar üzerinde</em></strong>:  Resmi senet ve tapuya tescil gerekir. Resmi senet tapu müdürü  tarafından düzenlenir. Miras gibi tescilsiz doğan kanuni intifa hakları,  tapuya tescil edilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Taşınırlar üzerinde</em></strong>: Bunun için  taahhüt işlemi ve eşyanın zilyetliğinin intifa hakkı sahibine nakli şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Alacak hakkı</em></strong>: Alacaktan yararlanma hakkının yazılı temlik sözleşmesi ile devri mümkündür MK 795. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b-Kanun gereği</strong> <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':-D' class='wp-smiley' /> ördüncü  zümre mirasçıların, tereke üzerindeki kanuni intifa hakları, miras  bırakanın ölümü ile kendiliğinden doğar. Bunun için taşınmazlarda tapuya  tescile, taşınırlarda zilyetliğin nakline gerek yoktur. Tapuya  açıklayıcı tescil yapılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sağ kalan eşin intifa hakkı MK 499</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kocanın karının malları üzerindeki intifa hakkı MK 249</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c-Kazai Yoldan</strong>:  Malik intifa hakkının kurulmasına ilişkin resmi sözleşmeyi yaptıktan  sonra tescilden kaçınırsa, alacaklı mahkemeden alacağı kararla</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmazlarda, tescilsiz olarak MK 716, 795</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınırlarda, mahkemeden alacağı kararı icra ettirip zilyetliği kazandıktan sonra intifa hakkı doğar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d-Zamanaşımı ile</strong>:  Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkı, bu hak tapu siciline yolsuz tescil  ile kaydedilmişse, 10 yıllık zamanaşımı ile; ya da olağanüstü zamanaşımı  ile kazanılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İntifa Hakkı Sahibinin Hakları</strong>: <strong><em>a)Zilyet olma yetkisi</em></strong>: İntifa hakkı sahibi eşyanın <em>vasıtasız fer’i zilyedi</em> olur. Zilyetliği koruyucu davalardan istifade eder MK 981. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Yararlanma</em></strong>:  Eşyadan tam bir yararlanma hakkı vardır. Fakat öz ve değerine zarar  veremez. İntifa hakkı başladığı andan itibaren semereler ona ait olur MK  804.        İntifa hakkı sahibi, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa “<em>intifa hakkının kullanılmasını başkasına devredebilir</em>” MK 806.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>c)Eşyanın idaresi</em></strong>: İntifa hakkı konusu şeyin idaresi de intifa hakkı sahibine aittir MK 803.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>d)Resmi defter tutulmasını talep</em></strong>: Gerek intifa hakkı sahibi gerekse malik intifa konusu malların resmi defterinin tutulmasını isteyebilirler. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>e)Tazminat talebi</em></strong>:  İntifa hakkı sahibi yükümlü olmadığı halde masraflar ve ilaveler  yapmışsa, intifa hakkı sona erdiğinde tazminat isteyebilir. Ödeninceye  kadar o şeyler üzerinde hapis hakkı vardır. Yoksa söküp alabilir MK 801.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İntifa Hakkı Sahibinin Borçları</strong>: <strong><em>a-Bakım ve koruma</em></strong>:  İntifa hakkı sahibi, eşyayı olduğu gibi muhafazaya ve bakımı için  gerekli onarım işlerini yapmaya mecburdur. Adi bakım ve onarım giderleri  kendisine aittir. Diğerlerini malike haber vermelidir MK 812.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>b-İşletme masrafları ve vergiler</em></strong>:  İntifa hakkı sahibi işletme masraflarını, emlak ve arazi vergilerini,  yerel adete göre gerekiyorsa sigorta ettirerek sigorta primlerini  ödemekle yükümlüdür MK 815. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>c-Eşyayı iade borcu</em></strong>:  İntifa hakkı sonra erince malı iade etmekle yükümlüdür MK 799. Malikin  iade talebi, mülkiyet hakkından kaynaklanıyorsa zamanaşımına uğramaz. MK  683. İntifa hakkı sahibi, kusursuzluğunu kanıtlamadıkça intifa  süresince eşyanın değer eksilmelerinden de sorumludur MK 800.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Malikin Hakları</strong>: <strong><em>a)Tasarruf yetkisi</em></strong>:  Malik üzerinde intifa hakkı olan eşya üzerinde dilediği gibi tasarruf  edebilir. Ancak bu tasarruf işlemi ile, intifa hakkı sahibinin hakkı  zedelenmemelidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>b)Güvence isteme hakkı</em></strong>: Malik hakkı tehlikeye düşerse intifa hakkı sahibinden  “<em>teminat talep edebilir</em>” MK 808. gerektiğinde hakimden tedbir talep edebilir MK 807. Malik;</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Belirlenen süre içinde teminat gösterilmezse veya </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">-Eşya  hukuka aykırı kullanıma devam ediliyorsa hakimden zilyetliğe son  verilmesini isteyebilir. Bu durumlarda intifa hakkı sona ermez; sadece  eşya intifa hakkı sahibinin elinden alınarak kayyıma bırakılır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Malikin Borçları</strong>: Eşyanın olağan kullanımının yol açtığı masraflar dışında, “<em>özünün korunması için yapılan masraflar malik tarafından karşılanır</em>”. Bunun için malik intifa hakkı sahibinden kendisine “<em>faizsiz ödünç vermesini talep edebilir</em>”.  Aksi halde malik paranın temini için eşyayı sattırabilir MK 813. Kredi  borcu eşyanın malike geri iade edildiği anda muaccel olur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İntifa Hakkının Sona Ermesi</strong>:  a)İntifa hakkı bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa, sürenin  dolmasıyla veya intifa hakkı sahibinin feragatıyla intifa hakkı sona  erer MK 796. İntifa hakkı sahibinin geçerli yazılı bir terkin talebi ile  terkin yapılır MK 1026. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b) İntifa hakkı sahibinin ölümüyle sona erer, mirasçılara intikal etmez MK 797</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Tüzel kişilerde ise tüzel kişiliğin sona ermesi ile veya sürenin dolması ile sona erer. Tüzel kişiler lehine “<em>en fazla <strong>100 yıl</strong> için intifa hakkı kurulabilir</em>”. MK 797</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c) Kamulaştırma ile sona erer; fakat alınan bedel üzerinde intifa  hakkı devam eder, kamulaştırma kaldırılırsa yeniden kurulur MK 798.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> d)Eşyanın tamamen harap olması halinde kendiliğinden sona erer MK  796. malik, harap olan malı tekrar onarmak zorunda olmamakla beraber,  onarırsa intifa hakkı yeniden doğar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> e)İntifa hakkından önce eşya üzerinde bir rehin tesis edilmişse, cebri icra ile taşınmaz paraya çevrilirken, “<em>alacağın miktarı temin edilemiyorsa, intifa hakkı terkinle sona erer</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> f)İntifalı eşyanın ortaklığın giderilmesi davası veya rehnin  paraya çevrilmesi sebebiyle, satılması halinde,intifa hakkı sahibinin  rızası olmadıkça, ihale ile intifa hakkı sona ermez, mevcudiyetini  muhafaza eder MK 869. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İntifa Hakkının Sona Ermesinin Sonuçları</strong>:  İntifa hakkı sona erince, intifa hakkı sahibi konusu olan şeyi malike  iade etmek zorundadır MK 799. Eşyayı aldığı şekliyle iade etmelidir.  Eşyada meydana gelen hasarlardan, kıymet azalmalarından kusursuzluğunu  kanıtlamadıkça sorumludur MK 800. İntifa hakkının sınırlarını aşarak  elde ettiği ürünleri de tazmin etmekle yükümlüdür. Yükümlü olmadığı  halde, eşyaya yaptığı masraf ve ilaveler için, “<em>vekaletsiz işgörme</em>”  hükümlerine göre tazminat isteyebilir. Gerek malikin, gerekse intifa  hakkı sahibinin, tazminat talebi, malın iadesinden itibaren “<strong>1 sene</strong>” geçmekle zamanaşımına uğrar MK 802.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Sükna  Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma  yetkisi veren ayni haktır MK 823. Oturma hakkı daraltılmış bir intifa  hakkı niteliğindedir. Oturma hakkının intifa hakkında olduğu gibi “<em>başkasına devri mümkün değildir.</em>”  MK 823. Başkasına kiraya da veremez. Aksi kararlaştırılmadıkça oturma  hakkından, oturma hakkı sahibinin aile efradı da yararlanır  MK 824.  Oturma hakkı sahibi binayı tek başına kullanıyorsa, evin adi tamirat ve  bakım masrafları ona aittir. Evi malik ile birlikte kullanıyorsa  masraflar malike aittir MK 824.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir bina üzerinde oturma hakkı, taşınmaz maliki veya yetkili  temsilcileri tarafından tesis olunabilir. Üst hakkı bağımsız nitelikte  ise üst hakkı sahibi de oturma hakkı tesis edebilir, ancak bu halde  oturma hakkının süresi üst hakkının süresini aşamaz. Oturma hakkı “<em>kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap olunabilir</em>”.  Bir bina üzerinde birden ziyade üst hakkı tesis edilemezken bu şekilde  birden ziyade oturma hakkı tesis olunabilir. Kat mülkiyetinde ister  bağımsız bölümün tamamı, isterse bir odası üzerinde oturma hakkı tesis  edilebilir KMK 15.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İntifa hakkının sona ermesine ilişkin hükümler sükna hakkına da  uygulanır MK 792. Sadece oturma hakkının kayyıma bırakılması olmaz.  Oturma hakkı sahibinin ölümüyle sükna hakkı da sona erer, sağ kalan eşi  oturmaya devam edemez. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Düzensiz İrtifak Hakları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İntifa ve oturma hakkı dışındaki, diğer irtifak hakları başkasına  devri kabil şekilde kurulabilir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça “<em>üst hakkı ve kaynak hakkı mirasçılara intikal edebilir, başkalarına devrolunabilir</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Üst Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sahibine başkasına ait bir arsa üstünde veya altında inşaat yapmak  veya arazi üzerinde mevcut bir inşaatı muhafaza ederek yapı üzerinde  malik olma hakkı veren bir haktır MK 726.Üst hakkı, yapının “<em>arzın bütünleyici parçası olma kuralının bir istisnasıdır</em>”. Taşınmaz maliki bir kimseye taşınmazı üzerinde veya altında “<em>inşaat  yapmak yetkisini bir irtifak hakkı ile verebilir. Bu irtifak hakkı aksi  kararlaştırılmadıkça mirasçıya geçer ve devredilebilir</em>” MK 826/2. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Bağımlı-Bağımsız Üst Hakkı</strong>: Üst hakkının başkasına devri mirasçılara intikali sözleşme ile yasaklanmamışsa “<strong>bağımsız üst hakkı</strong>”, aksi takdirde “<strong>bağımlı üst hakkı</strong>” söz konusudur. Kural olarak üst hakkı bağımsız bir irtifak hakkıdır. Yani başkalarına devri ve mirasçılara intikali mümkündür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Şahısla Kaim Üst Hakkı</strong>: Eğer şahıs lehine kurulmuş bir üst hakkının, başkasına devri ve mirasçılara intikali sözleşme ile yasaklanmış ise “<em>şahısla kaim üst hakkı</em>” söz konusudur. Bu halde üst hakkı sahibinin ölümü ile sona ereceğinden intifa hakkına benzer, bağımlı niteliktedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Sürekli Üst Hakkı</strong>: Üst hakkının daimiliği süresi ile ilgili bir kavramdır, “<em>en az <strong>30 yıllık</strong> bir süre ile kurulmuş üst hakları daimi nitelikte sayılmaktadır</em>”. Üst hakkı süresiz olarak kurulamaz MK 836. En fazla “<em>100 yıl için kurulabilir, süresinin ¾ ü dolduktan sonra</em> <em>sadece bir 100 yıl daha uzatılabilir,bu konuda önceden yapılacak taahhüt bağlayıcı değildir</em>”MK 836</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Üst hakkının uzatılması halinde önceki üst hakkının hükümleri aynen geçerliliğini devam ettirir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>Eğer üst hakkı bağımsız ve sürekli nitelikte ise <strong>tapuya taşınmaz</strong> olarak ayrı bir sayfaya kayıt edilebilir</em> MK 704. Üst hakkının taşınmaz niteliği kazanması, iki önemli sonuç doğurur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Üst hakkı sahibi bina üzerinde taşınmaz mülkiyet hakkına sahip olur</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu taşınmaz mülkiyeti üzerinde tasarruflarda bulunabilir</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>d)Eşyaya Bağlı-Şahsa Bağlı Üst Hakkı</strong>: Üst hakkı, bir taşınmaz lehine tesis edilmiş ise “<strong>eşyaya bağlı</strong>”, bir kişi lehine tesis edilmişse “<strong>şahsa bağlı</strong>” üst hakkı söz konusu olur. Şahsa bağlı üst hakkı başkalarına devredilebilen “<strong>bağımsız</strong>” olabileceği gibi, başkalarına devri yasaklanmış “<strong>bağımlı</strong>” da olabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eşyaya bağlı irtifak hakkı daima bağımsızdır, çünkü “<em>eşyaya bağlı üst hakkının</em> <em>başkalarına devredilemeyeceği kararlaştırılamaz</em>”.  Yararlanan taşınmazın temliki zorunlu olarak üst hakkının da temlikini  gerekli kılar. Doktrindeki hakim düşünce ise bunun aksi olup, “<em>eşyaya  bağlı üst hakları, hakim (yararlanan) taşınmazdan ayrı olarak  devredilemez, bundan dolayı eşyaya bağlı üst hakları bağımlı irtifak  haklarındandır. Böyle olunca da taşınmaz niteliği kazanamazlar</em>”. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Üst hakkı Sahibinin Hakları</strong>: Üst hakkı sahibine iki hak bahşetmektedir,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Başkasının arsası, üzerine bina inşa etmek,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> ii-Yapılmış binanın, mülkiyetine sahip olmak. Bina  üzerinde üst hakkı, mülkiyet hakkı olduğundan tam ayni hak  niteliğindedir MK 683. Mülkiyet hakkına tam eşdeğer olduğunu söylemek de  iki açıdan mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mülkiyet hakkı irtifak hakkına bağımlıdır. İrtifak hakkını  devretmeden veya takyit etmeden bina üzerindeki mülkiyet hakkını  devretmek mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Mülkiyet hakkı zaman açısından sınırsız olduğu, mülkiyet hakkının  ömrü irtifak hakkının süresi ile sınırlıdır MK 826. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Üst hakkı “<em>bağımsız ve daimi nitelikte</em>”  ise tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taşınmaz olarak kayıt edilebilir.  Böylece üst hakkı sahibi bir taşınmaz malikinin hukuki statüsünü  kazanır. Yapı üzerinde arazi malikinin iznine gerek olmadan taşınmaz  rehinleri tesis edebilir. Çünkü üst hakkı arazi üzerindeki yapıyı arzın  bütünleyici parçası olmaktan çıkarmaktadır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Üst hakkı bağımlı nitelikte ise süresi ne olursa olsun taşınmaz niteliği kazanamaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Üst hakkı sahibi, üst hakkını tapuya “<em>taşınmaz olarak tescil ettirebilmek için, arazi malikinin tescile muvafakatini almak zorunda değildir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Arazi Malikinin Hukuki Durumu</strong>:  Arazi maliki, arazi üzerindeki tasarruf hakkını muhafaza etmektedir  taşınmazı satabilir, rehnedebilir. Fakat üst hakkına dayanılarak kurulan  inşaatın mülkiyeti üst hakkına sahip olana aittir.Üst hakkı sahibinin  bu haktan doğan yetkilerini kullanmasına katlanmak zorundadır. Malikin  hakları;</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>i-Kanuni ipotek hakkı</em></strong>: Üst hakkının tapuda taşınmaz olarak kayıtlı olduğu ve edimin de irat olarak ödendiği durumlarda malikine azami “<strong><em>3 yıl’</em></strong><em>lık irat alacağı için üst hakkı üzerinde kanuni ipotek hakkı tanınmaktadır</em>”  MK 893. Bu ipotek hakkı tescille doğmaktadır. Taşınmaz malikinin,  talebi ile üst hakkı sahibi için bu ipotek hakkını  tapuya tescil borcu  doğmaktadır.Eğer kaçınırsa taşınmaz maliki bunu “<em>tescil davası</em>” ile sağlayabilir MK 716. Bu kanuni ipotek hakkı “<em>üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman tescil edilebilir ve icra yoluyla satışta terkin olunmaz</em>” MK 835. Bu haktan “<em>önceden feragat geçerli değildir</em>” MK 893. Üst hakkının sonraki külli ve cüz’i haleflerine karşı da ileri sürülebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Üst hakkının devrini talep</em></strong>: “<em>Üst  hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşar  veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa;  malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte  süresinden önce kendisine devrini isteyebilir</em>” MK 831. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz  maliki bu hakkını kullandığında üst hakkı sahibi kanun gereği üst  hakkını taşınmaz malikine devir borcu altına girer ve bu borcunu ifa  etmezse kendisine karşı cebri tescil davası açılabilir MK 716. “<em>Taşınmaz  malikinin bu hakkını kullanması üst hakkı sahibine uygun bir bedel  ödemesine bağlıdır. Bu tazminatın hesabında üst hakkı sahibinin kusuru  da dikkate alınır</em>” MK 832.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Üst Hakkının Konusu</strong>:  Yapı hakkının konusu bir arazinin üstünde veya altında inşaa edilen  yapı eserleridir. Bir yapının bağımsız bölümleri üst hakkının konusu  olamamakla birlikte, bir arsa üzerinde birden ziyade üst hakkı tesisi  mümkündür.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bir  bina birden fazla üst hakkına konu olmaz fakat bir arazi birden fazla  üst hakkına konu olabilir. Üst hakkının birden fazla arazi parselini  kapsaması ise mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Üst  hakkına konu olabilecek yapı eserlerinin, taşınır nitelikte yapı eseri  olmaması, daimi ve arazi ile doğrudan bağlantısı olması icap eder.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Üst Hakkının kazanılması</strong>: Üst hakkı kural olarak şahsi, yani şahıs lehine tesis olunan bir irtifak hakkıdır. Üst hakkının tesis ve devri için “<strong><em>resmi akit</em></strong><em> ve tapuya <strong>tescil</strong> şarttır</em>”.  Resmi senedin ayrıntıları tapu kütüğünde gösterilecek ve bunlar resmi  senetler (evrakı müsbiteler) dosyasında saklanacaktır. Üst hakkının  kuruluşuna ilişkin bu resmi senetteki hükümler “<em>üst hakkını ve yükümlü taşınmazı iktisap eden herkes için bağlayıcıdır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Üst Hakkının Sona ermesi</strong>: <strong><em>a)Sürenin dolması ile</em></strong>:  Üst hakkı kararlaştırılan sürenin dolması ile kendiliğinden sona erer  ve tapudaki kayıt yolsuz kayıt haline gelir. Malik bu yolsuz kaydın  terkinini mahkeme kararı ile sağlayabilir MK 1027. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Feragat ile</em></strong>:  Üst hakkının süresinden önce sona ermesi, üst hakkı sahibinin feragati  ve bunu tapudan terkin ettirmesi ile olur MK 706.  Feragat taahhüdünde  bulunmuş fakat terkine yanaşmıyorsa tescil davası ile sağlanabilir MK  716.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Kamulaştırma ve Taşınmazın Yok Olması</em></strong>:  Kamulaştırma ve taşınmaz mülkiyetini sona erdiren sebepler üst hakkını  da sona erdirir. Binanın yıkılmış olması üst hakkını sona erdirmez.  Şahsa bağlı, bağımlı üst hakkı sahibinin ölümü ile sona erer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>Sona Ermenin Sonuçları</strong>: “<em>Üst  hakkı sona erdiğinde, üst hakkına konu yapılar arzın bütünleyici  parçası olur ve bu şekilde mülkiyeti arsa malikine intikal eder.  Bağımsız ve sürekli üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak  kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu sayfa kapatılır. Sayfanın  kapatılmasıyle rehin hakları, hak ve yükümlülükler de sona erer. Bedele  ilişkin haklar saklı kalır</em>” MK 828. Taşınmaz maliki aksi  kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar için üst hakkı sahibine  bir bedel ödemez. Bedel ödenmesi kararlaştırılmışsa, bu bedel rehin  hakkı ve alacaklıların güvencesi olduğundan onların rızası olmadan üst  hakkı sahibine ödenmez. MK 829. Rehin hakkı sahibi veya alacaklılar  terkin edilen üst hakkı ile ayni sırada olmak üzere arazi üzerinde “<strong>kanuni ipotek hakları</strong>”nın tesis edilmesini isteyebilirler. Bu talep “<strong>3 aylık</strong>” hak düşürücü süreye tabi tutulmuştur. Arazi maliki bundan kaçınırsa dava yoluyla zorlanabilir</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Kaynak Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <em>“Başkasının  arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini  suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak aksi  kararlaştırılmış olmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçılara  geçer. Kaynak hakkı bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise  tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir</em>” MK 837. Şahsi irtifak hakkı şeklinde kurulabileceği gibi eşyaya bağlı irtifak hakkı şeklinde de kurulabilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Kaynak  hakkının kazanılması, devri ve kaybedilmesi MK taşınmaz mülkiyeti  hükümlerine tabidir. Kaynak hakkı bir süreye tabi olarak kurulmuşsa  sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer. Feragat, kaynak hakkını  kendiliğinden sona erdirmez. Kaynak hakkı sahibinin ayrıca terkin  talebinde bulunması gerekir. Yapılacak tesislerin masraf ve mülkiyeti  kaynak hakkı sahibine aittir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-Diğer İrtifak Hakları</span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Yukarıdaki  irtifak hakları dışında bir irtifak hakkı ancak MK 838 çerçevesinde  kurulabilir. Bu irtifak hakları, kanunda düzenlenen irtifak haklarının  yetersiz olması halinde kişilere bu boşluğu bir ölçüde doldurma imkanı  vermektedir. Örn. Atış eğitimi, geçit hakkı Kat mülkiyetinin olmadığı  devrede, kat irtifakının genel çerçevesi MK 838 idi. Bu tür irtifak  haklarının en önemli özellği, bir şahıs lehine kurulabileceği gibi, bir  cemaat, bir topluluk lehine de kurulabilmesidir. Üst ve kaynak hakkından  farkı aksi kararlaştırılmadıkça başkalarına devredilememesi ve miras  yolu ile geçmemesidir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bu tür  irtifak hakları bağımsız ve daimi nitelikte iseler tapu kütüğüne  taşınmaz olarak kaydedilebilirler MK 998. Diğer irtifak hakları için,  üst hakkında olduğu gibi azami bir süre kanunda düzenlenmemiştir. KMK 50  bir paydaş lehine bir binanın bağımsız bölümünden malik gibi tek başına  yararlanmayı sağlamak amacı ile irtifak hakkı tesisini yasaklamıştır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ YÜKÜ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> “<em>Bir taşınmaz malikinin yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere bir şey yapmaya veya vermeye yükümlü kılınmasıdır</em>” MK 839. Feodalitenin Kalıntısıdır. Taşınmaz maliki bir şey yapmak, bir şey vermek borcu altındadır. Bu borcun teminatı da “<em>taşınmaz yüküne konu olan taşınmazdır</em>”. Burada alacaklının hakkı taşınmazın değeri ile teminat altına alınmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Taşınmaz rehninden farkı</strong>:  -Rehin fer’i nitelikte bir haktır. Alacakla taşınmaz arasında direk bağ  yoktur. Rehin borcu karşılamazsa, borçlunun şahsi sorumluluğu kalan  borç nisbetinde devam eder.Taşınmaz yükünde ise“<em>malikin borcu, taşınmazın değeri ile sınırlıdır</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehin bir alacağın güvencesi iken, taşınmaz yükü bir alacağın güvencesi değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz rehninde borçlu ile taşınmaz maliki değişik  kişiler olabildiği halde; taşınmaz yükünde, borçlu ile taşınmaz maliki  daima ayni şahıstır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehinde olan lex commissaria yasağı taşınmaz yükünde yoktur. Borçlu borcunu ödemez ise “<em>yükümlü taşınmazın alacaklıya ait olacağı şeklinde sözleşme hükmü geçerlidir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Kurulması</strong>:  “<em>Taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne <strong>tescil</strong> şarttır. Tescilde, taşınmaz yükünün değeri olarak Türk parası veya  yabancı para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir. Dönemsel edimlerde,  sicilde gösterilecek miktar aksi kararlaştırılmış değilse, <strong>yıllık edimlerin 20 katı</strong>dır</em>” MK 840. Taşınmaz yükünün tesisi için resmi senet düzenlenmesi ve tapuya tescil şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınmaz üzerinde birden fazla taşınmaz yükümlülüğü tesis  olunabilir. Bunlar arasındaki sıra tescil sırasına göre belirlenir.  Taşınmaz yükü bir alacağa bağlılığı nedeniyle taşınmaz olarak tapunun  ayrı bir sayfasına kaydı mümkün değildir. Alacağın ve taşınmaz yükünün  birbirinden bağımsız devri mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yükümlü taşınmaz temlik edildiğinde, taşınmaz yükü de yeni malike  geçer MK 849. Burada BK 173 de borcun naklinde olan alacaklının rızası  aranmaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Malikin Sorumluluğu</strong>: “<em>Taşınmaz  yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz;  sadece alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir.  Her edim muaccel olmasından başlayarak <strong>3 yıl</strong> sonra kişisel borç haline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan çıkar</em>” MK 848.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz yükünden doğan borç, eşyaya bağlı bir borç  niteliğindedir. Yükümlü taşınmazın maliki kim ise, borçlu da o kişi  olacaktır. Taşınmaz yükü “<em>zamanaşımına uğramaz, ancak muacceliyet  tarihinden itibaren 3 sene geçtikten sonra borç şahsi bir borca  donuştüğünden, bu tarihten itibaren zamanaşımı işlemeye başlar</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Sona Ermesi</strong>:  Yükümlü taşınmazın yok olması veya sicil kaydının terkini ile taşınmaz  yükü, sona erer. Alacaklı şu hallerde taşınmaz yükünün satın alınmasını  borçlu taşınmaz malikinden talep edebilir MK 837.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alacaklı sözleşme ile bu konuda yetkili kılınmışsa</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Takyit edilen taşınmaz, alacaklının haklarını önemli  ölçüde tehlikeye maruz kılacak şekilde taksim edilmişse</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik taşınmazın değerini teminat göstermeksizin tenkis etmişse</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik yapmaya veya vermeye mecbur olduğu şeyleri 3 sene yapmamış veya vermemişse</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malik de şu hallerde taşınmazın yükten kurtarılmasını talep edebilir MK 845.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> i-Taşınmaz yükü ile ilgili sözleşmeye, alacaklı aykırı davranırsa,</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">ii-Alacaklı sözleşmeye uymuyorsa</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> iii-Daha uzun bir süre için tesis edilmiş olsa bile “<strong><em>30 sene’</em></strong><em>nin dolmasıyla “<strong>1 sene </strong>önceden ihtar suretiyle</em>”</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazın taşınmaz yükünden kurtulması için, taşınmaz yükünün  tapu kütüğünde gösterilen kıymetinin malik tarafından alacaklıya  ödenmesi gerekir MK 846.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>REHİN HAKKI</span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rehin  hakkı, alacaklıya rehin konusu olan şeyi, borcun ödenmemesi halinde icra  vasıtasıyla sattırıp, satış değeri üzerinden, alacağını öncelikle  tahsil etme hakkı veren bir ayni haktır. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İrtifak haklarında malik “<em>eşyadan yararlanma</em>” yetkisini mülkiyet hakkından bağımsızlaştırarak bir başkasına tahsis ediyorken, bunda “<em>eşyayı satıp paraya çevirme</em>” yetkisini bir başkasına tahsis ediyor. Malikin tasarruf yetkisi şarta bağlı olarak rehinli alacaklıya geçmiştir. Şart ise</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Borcun ödenmemesi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sadece icra dairesi vasıtası ile sattırma</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINMAZ REHNİ </span></span></span></strong><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz rehni “<em>ancak <strong>ipotek, ipotekli borç senedi</strong> ve <strong>irat senedi</strong> şeklinde kurulabilir</em>” MK 850. Bunların dışında kişilerin değişik taşınmaz rehni türü yaratması mümkün değildir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">İpotekte alacağın “<em>teminat</em>”  fonksiyonu ağırlık kazanırken, ipotekli borç senediyle, irat senedinde  kanun koyucu taşınmazın değerini taşınmazdan bağımsızlaştırarak,  düzenlenen kıymetli evraklar vasıtasıyle bu değerin “<em>piyasada tedavülü</em>”amacını gütmüştür. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Mevcut veya ilerde doğabilecek, bir alacak için, tesis edilen ipotek, alacağa bağlıdır MK 881. Alacağın sona ermesi “<em>ipoteği de sona erdirir</em>”. Rehinli taşınmaz alacağı karşılamazsa, “<em>kalan miktar için borçlunun şahsi sorumluluğu devam eder</em>”. Eğer rehinli taşınmaz maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, “<em>sadece taşınmazın paraya çevrilmesine katlanmak zorundadır, bunun dışında şahsi sorumluluğu bulunmaz</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmazın  değerini tedavül ettirmek işlevini yüklenmiş olan ipotekli borç senedi  ve irat senedinde, senede bağlanmış borç mücerret bir borç ilişkisi  teşkil eder. Senette belirlenen alacak, taşınmazın resmen tayin edilen  değeri ile teminat altına alınmıştır. Taşınmaz, senetlerde belirlenen  değer nisbetinde alacağa teminat teşkil eder. Burada temel amaç taşınmaz  malikine kredi temin etmektir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>İpotekli borç senedi ile irat senedi arasındaki temel farklar</strong>: a)İpotekli borç senedinde “<em>borçlunun rehin dışında şahsi sorumluluğu vardır</em>”. İrat senedinde “<em>sorumluluk taşınmazın değeri ile sınırlıdır</em>”. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">b)İpotekli  borç senedinde eşyaya bağlı bir borç ilişkisi doğmadığından, taşınmaz  maliki ile esas borçlu farklı kişiler olabilir MK 901. İrat senedi  eşyaya bağlı bir borç ilişkisi yaratır. Taşınmaza kim malikse taşınmazın  değeri ile sınırlı olarak irat senedinde yer alan borçtan o sorumludur. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Rehninin Genel İlkeleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Muayyenlik İlkesi</strong>: Bu ilkenin iki unsuru vardır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>a)Rehinli alacağın değerinin belirli olması</em></strong>: <strong><em>i-TL Olarak</em></strong>:  Taşınmaz rehni, ancak belirli bir alacak için miktarı  TL olarak  gösterilerek kurulabilir. Bu emredici bir kuraldır. Alacak halen mevcut  ise, miktarı bir sermaye borcu şeklinde gösterilir. Buna “<strong>anapara rehni</strong>” veya “<strong>sabit ipotek</strong>” denir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehnin kurulduğu anda, miktarı kesin olarak bilinmeyen ve ileride  doğacağı zamanda miktarının ne olacağı kesin olarak tahmin edilemeyen,  alacaklar için kurulan bir rehin çeşidi de “<strong>Azami meblağ ipoteği</strong>”dir.  Bunda rehin sözleşmesinde alacaklının bütün istemlerini karşılayacak  bir üst sınır tesbit edilerek, taşınmaz bu meblağ üzerinden yüklenir. Bu  ipotek faizleri de ancak azami meblağa kadar karşılar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacak miktarının kefalette olduğu gibi, muayyen bir meblağ olarak, “<em>hem resmi senette gösterilmesi hem de tapu kütüğünde gösterilmesi</em>”  taşınmaz rehninin muteberiyet unsurlarındandır. Rehnin geçerliliği için  geçerli bir borç ilişkisinin de varlığı şarttır. Ancak bunun resmi  senette ve tapu kütüğünde gösterilmesi bir muteberiyet unsuru değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>ii-Yabancı para olarak</strong>: Yabancı para üzerinden rehin tesisi şu koşullara tabi kılınmıştır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Yurt içinde veya yurt dışında  faaliyette bulunan kredi kurumlarınca verilmiş bir kredi olmalı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kredi yabancı para üzerinden veya yabancı para birimi ile verilmiş olmalı </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yabancı para ile rehinde, rehin derecesinin farazi değerinin de, o  yabancı para üzerinden gösterilmesi gerekir. Boşalan rehin derecesi,  yabancı paraya çevrilirken, önceden mevcut TL değeri, tesis edilecek  yabancı paranın, tesis tarihindeki Merkez Bankası döviz alış kuru  dikkate alınır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir rehin derecesinde, birden fazla yabancı para birimi ile rehin  tesis olunamaz. Rehnin farazi değeri ile, alacağın miktarı, ayni para  birimi üzerinden gösterilmelidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yabancı para birimi ile anapara ipoteği tesis olunabileceği gibi,  kambiyo açısından bir engel olmadıkça, azami meblağ ipoteği şeklinde de  rehin tesis olunabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Rehinli Taşınmazın Belirli Olması</strong>: “<em>Rehin hakkı ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir</em>”  MK 853. Tapusuz taşınmazlar üzerinde, taşınmaz rehni, tesisi mümkün  değildir. Bir kimsenin sahip olduğu tüm taşınmazları kapsayacak şekilde  bir taşınmaz rehni tesisi de imkansız bulunmaktadır. Rehin ile takyit  edilecek taşınmaz, ferden tayin ve tespit edilmeli ve taşınmaz rehni, “<em>o taşınmazın tapu kütüğü sayfasına tescil edilmiş olmalıdır</em>” MK 856.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>“<em>Birden  çok taşınmazın ayni borç için rehnedilmesi, taşınmazların ayni malike  veya borçtan müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına  bağlıdır” MK 855. </em>Eğer taşınmazlar, tek bir şahsa ait ise veya  taşınmazların malikleri borçtan müteselsilen sorumlu iseler, birden  ziyade taşınmaz üzerinde tek bir rehin hakkı tesis olunabilir Buna “<strong>müşterek rehin</strong>” veya “<strong>toplu rehin</strong>”  denir. Alacaklı toplu rehin halinde, tüm rehinli taşınmazların hepsinin  birlikte satışını istemek zorundadır. Fakat taşınmazların, hangisinin  öncelikle paraya çevrileceğini icra memuru tayin eder MK 873/3. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><em>Ayni  alacak için birden çok taşınmazın rehnedildiği diğer hallerde, her  taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken  belirtilir</em>” MK 855. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz rehni takyit ettiği taşınmazın tamamını kapsar. MK 854. “<em>Paylı mülkiyette paydaş kendi payını rehnedebilir. Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını rehnedemezler</em>” MK 857. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">“<em>Elbirliği mülkiyette ise taşınmaz, ancak bütün olarak ve maliklerin oy birliği ile rehnolunabilir</em>” MK 857/3.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz malın kendisi “<em>paylara ayrılarak rehnedilemeyeceği</em>” MK 854 gibi  müşterek mülkiyette “<em>bir paydaşın payı da bölünerek rehnedilemez</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>2-Aleniyet İlkesi</strong>: <em>Taşınmaz  rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Taşınmaz rehninin kurulmasına  ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmi şekilde yapılmış olmasına  bağlıdır</em> MK 856.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Hiç  kimse tapu kütüğüne tescil edilmiş olan, bir taşınmaz rehnini,  bilmediğini iddia edemez, iyiniyet iddiasında bulunamaz MK 1020.  Taşınmaz rehninin <em>“yolsuz olarak terkini, taşınmaz rehnini sona erdirmez fakat iyiniyetli kişilerin iktisapları korunur</em>” MK 1023. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>3-Sabit Derece Sistemi</strong>:  Taşınmaz rehni ile diğer sınırlı ayni haklar arasında bir çatışma  halinde bunların öncelik sırası, taşınmaz rehninin tesis tarihine göre  değil “<em>taşınmaz rehninin bağlı olduğu, derecenin tesis tarihine göre belirlenir</em>” MK 869. Taşınmaz rehninde </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">iki sistem vardır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>a)Boşalan dereceye ilerleme:</strong> Roma hukukunda geçerli olan sistemdir.  Bunda rehnin sırası, rehnin  tesis tarihine göre tayin edilmekte,eski tarihli rehin, yenilerinden  önce gelmektedir. Alacaklıları koruyucu bir sistemdir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>b)Sabit derece sistemi</strong>: German hukukunda geçerli olan sistemdir. Bunda taşınmazın değeri farazi parçalara bölünmüştür. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Her farazi değer parçası için, bir rehin derecesi tesis  edilmektedir. Rehinli alacaklının hakkı, alacağın bağlı olduğu derecenin  farazi değerini aşamaz MK 870.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Önceki derecede, bulunan rehinli alacaklılar, alacaklarını tahsil  etmedikçe, alt derecede bulunan alacaklılar, taşınmazın satış değerinden  istifade edemezler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir derecede, mevcut rehin hakkı sona ermişse, alt derecede  bulunan rehin hakları, boşalan dereceye ilerleyemez MK 871.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz maliki boşalan bu derecelere,  yeniden rehin tesis  edebilir. Malikin aksine bir taahhüdü geçersizdir  MK 869. Malik rehin hakları tesis etmeksizin de rehin dereceleri ihdas  ederek bunların bazılarını boş tutabilir. Bunlara “<strong>saklı derece</strong>” denir<br />
Malik isterse sonradan buraya rehin hakkı tesis eder ve bu rehin hakkı  daha önce tesis edilmiş olsalar dahi alt derecede bulunan rehin  haklarından önce gelir MK 871.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz paraya çevrildiğinde, boş tutulan  dereceler, dikkate alınmadan paylaştırma yapılır MK 872.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir rehin derecesinde, o derecenin farazi  değerini aşmayacak şekilde yan rehin dereceleri ihdas edilerek birden  fazla rehin hakkı tesis edilebilir MK 874.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bir rehin derecesinin, farazi değerinde  bir değişiklik yapmak, alt derecedeki rehinli alacaklıların haklarını  tehlikeye sokacağından, ancak onların muvafakati ile mümkündür. Daha  önce belirlenmiş olan faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların zararına  olarak artırılamaz MK 790.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Sabit Derece Sisteminin İstisnaları:</strong> Kanunumuz üç halde sabit derece sistemi ilkesinden ayrılarak,  alacaklıların menfaatlerini ön planda tutmuştur. Bu istisnalardan ikisi  kanundan, birisi de tarafların iradesinden doğmuştur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>i-Boş Dereceler</em></strong>:  Rehinli alacakların sırası, boş dereceler ve derecelerin kullanılmayan  farazi değerleri dikkate alınmadan sonraki alacaklılara sıralarına göre  dağıtılır MK 872.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>ii-Arazi Islah Kredisi</em></strong>:  Toprağın iyileştirilmesi için kredi alınmışsa,alacaklı lehine tescile  tabi bir rehin hakkı doğar ve bu rehin hakkı kendisinden önce tesis  edilmiş, tüm rehin haklarından önce yer alır MK 877. Bu şekilde mevcut  iradi rehin derecelerinin önüne yeni bir rehin derecesi kurulmuş  olmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>iii-Boşalan Dereceye İlerleme Hakkı</em></strong>:  Malik alacaklı ile yapmış olduğu sözleşmeyle, ona boşalan dereceye  ilerleme hakkı tanıyabilir MK 871. Bu sözleşmelerin geçerliliği “<em>resmi şekilde yapılmalarına</em>”; ayni etki sağlamaları “<em>tapu kütüğüne şerh verilmelerine</em>”  bağlıdır MK 871/3. Birden fazla alacaklı lehine ilerleme hakkı  tanınmışsa bunlar arasında çatışma halinde öncelik sırası şerh tarihine  göre belirlenir </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehnin boşalan dereceye ilerlemesinin tescili ancak taşınmaz  malikinin, tescil talebi ile mümkündür. Taşınmaz maliki bundan  kaçınırsa, ifa davası ile zorlanabilir. Tescil talebi bir süreye tabi  değildir. Rehin paraya çevrilinceye kadar alacaklı talepde bulunabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Taşınmaz Rehninin Fer’i Bir hak Olması</strong>:  Rehin hakları temin ettikleri alacağa bağlı fer’i haklardır. Varlıkları  asıl alacağa bağlıdır.Geçerli bir alacak olmadan geçerli bir rehin de  olamaz. Ancak bu kural ipotekli borç senedi ve irat senedinde kesin  değildir.Çünkü bu taşınmaz rehin çeşitleri, bir alacağa bağlı olmadan  mücerret bir borç ilişkisi ile de kurulabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>5-Temelllük Yasağı</strong>:  Borcun ifa edilmemesi halinde, alacaklıya rehin konusu taşınmazın  mülkiyetini iktisap etme yetkisi veren her türlü sözleşme hükümsüzdür MK  873.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Buna “<em>lex comissaria yasağı</em>” denilmektedir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>6-Zamanaşımına Engel Olma</strong>:  Taşınmaz rehni ile teminat altına alınan alacaklar, rehin devam ettiği  sürece zamanaşımına uğramazlar MK 864. Rehin süreye bağlı kurulmuşsa  sürenin dolmasıyla, feragat ve terkin ile sona ererse terkin tarihinden  itibaren zamanaşımı işlemeye başlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>7-Haciz-İflas Yolu İle Takibe Engel</strong>:  İİK 45 göre taşınmaz rehni ile temin edilen alacakların önce rehnin  paraya çevrilmesi yoluyla takibi gerekir. Ancak bu yol ile alacağını  tahsil edemez ise, adi yol ile icra takibi imkanı vardır. Emredici olan  bu hüküm borçlu ile taşınmaz maliki ayrı kişiler ise uygulanmaz.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Rehninin İktisabı ve Sona Ermesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Tescille İktisap</strong>:  Bir taşınmaz üzerinde, rehin tesisi için taşınmazın tapuya kayıtlı  olması zorunludur MK 853. Kanundaki istisnalar dışında, taşınmaz rehni  ancak tescille doğar.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rehin  miktarı, varsa faiz oranı, rehin derecesi, rehin müddeti, rehinler  sütünuna yazılacak TST 31. Tescil talebinde bulunmaya ise taşınmaz  maliki ve temsilcileri yetkilidir. Vasinin ve vesayet altındaki  kişilerin taşınmazları üzerinde rehin tesisi için, “<em>sulh mahkemesinin izni</em>”  gerekir MK 462. Taşınmaz rehni, alacağa bağlı fer’i bir haktır. Ancak  alacağı doğuran işlem hangi şekle tabi olursa olsun taşınmaz rehni  sözleşmesi “<em>resmi şekilde</em>” yapılması gerekir. Aksi takdirde buna  bağlı olarak yapılan tescil geçersiz olacaktır. Resmi akitte rehinle  temin edilen alacak miktarı, rehnin türü, rehnin derecesi, rehinle  takyit edilen alacağın hangisi olduğu gösterilmesi gerekir.Rehin  şartlarında sonradan yapılacak değişiklikler tapu kütüğünün düşünceler  sütununda belirtilmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekli borç senedi ve irat senedinde düzenlenen senetlerin,  hakim tarafından imzalanması gerekir. Rehnin tesisi anında geçerli bir  borç ilişkisinin mevcudiyeti şarttır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Akdi faiz, sözleşmede zikredilmiş olmakla beraber, miktarı belirtilmemiş ise rehni sakatlamaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Temerrüt faizi: Eğer kanuni temerrüt faizi üzerinde  kararlaştırılmış ise tapuda gösterilmesi gerekir. Rehin sözleşmesi  herhangi bir nedenle sakatsa, rehnin tescili de geçersiz olur ve muteber  bir taşınmaz rehni doğmaz. <em>Malik herzaman bu yolsuz tescilin terkinini talep edebilir</em> MK 1025.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehin sözleşmesine rağmen malik tescil talebinde bulunmaz ise,  alacaklı ifa davası açarak maliki tescil talebinde bulunmaya  zorlayabilir. Mahkeme kararı sadece alacaklıya, “<em>malikin yerine tescilin yapılmasını talep yetkisi verir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Tescilsiz İktisap</strong>: Kanuni rehin haklarının tescilsiz olarak iktisabını kanunumuz kabul etmiştir. Taşınmaz rehninin “<em>kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabı mümkün değildir”.</em></span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Rehninin Sona Ermesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehinli alacağın sona ermiş olması, taşınmaz rehnini kendiliğinden sona erdirmez. Taşınmaz rehni “<em>ya <strong>terkin</strong> ile ya da taşınmazın tamamen <strong>ziyaı</strong> ile sona erer</em>”. Terkin talebinde bulunma yetkisi “<em>rehinli alacaklıya aittir</em>”.  Alacak sona erdiği halde terkin talebinde bulunmazsa malik rehnin fekki  davası ile bu beyanı mahkemeden alır ve tapu memuruna müracaat ile  taşınmaz rehninin terkinini sağlar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Geçerli bir terkine muvafakat beyanına dayanmayan, terkin taşınmaz  rehnini sona erdirmez. Alacaklı tapu kütüğünün düzeltilmesi davasıyla  yolsuz terkini düzeltirir. Bu arada üçüncü şahısların iyi niyetli  iktisapları korunur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kamulaştırma halinde de taşınmaz rehni kendiliğinden sona erer MK  858. taşınmaz rehni bir süreye bağlı olarak kurulmuş ise sürenin dolması  ile kendiliğinden sona erer MK 1026. Yargıtayın aksi yönde kararı “<em>ancak terkinle sona erer</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Taşınmaz Rehninin Kapsamı</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A-Alacağın Kapsamı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> <em>1-Anapara</em>: </strong>Muayyenlik  ilkesi gereğince taşınmaz rehni ile temin edilen alacağın miktarının  tapu sicilinde TL veya yabancı para olarak gösterilmesi gerekir. Bir  cezai şart kararlaştırılmışsa tahakkuk eden cezai şart da rehnin kapsamı  içinde sayılmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>2-Takip Masrafları</em></strong>: Taşınmaz rehni tapuda gösterilen ana alacak miktarından başka, “<em>taşınmazın paraya çevrilmesi için icra dairelerince yapılan masrafları, posta ve bilirkişi ücretlerini de kapsar</em>”. Bunların tapuya tesciline gerek olmaksızın, ana alacakla ayni derecede, taşınmaz rehni ile teminat altına alınmıştır MK 875. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Üst sınır ipoteğinde, takip masrafları, aşağıda belirtilen  faizler, ancak tapuda gösterilen azami meblağın sınırları içinde rehnin  teminatına bağlıdır. Üst sınırı aşan takip ve faizler teminatsızdır, adi  alacak olarak işlem görür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>3-Faizler</em></strong>:  -Kanuni gecikme faizi (BK 103) de taşınmaz rehninin kapsamı içindedir.  Kanuni hadleri aşan gecikme faizleri, ancak tapuda gösterilmiş ise  teminat kapsamı içindedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Sözleşme faizleri de tapuda gösterilmiş olmak şartıyla “<em>takibin  başladığı veya iflasın açıldığı anda muaccel olmuş son üç yılın faizi  ile bu andan itibaren paraya çevirme gününe kadar doğan sözleşme  faizleri taşınmaz rehninin kapsamı içinde yer alır</em>”. Sicilde gösterilen sözleşme faizi oranı, zarar görebilecek diğer rehinli alacaklıların rızası olmadan artırılamaz MK 875. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>4-Taşınmazın Korunması Masrafları</em></strong>: -Rehinli alacaklı tarafından, taşınmazın korunması için yapılan “<em>zaruri masraflar</em>” ile rehinli alacaklı tarafından malik hesabına, rehinli taşınmaza ilişkin olarak tediye edilen “<em>sigorta primleri</em>” tıpkı alacak gibi taşınmaz rehninin kapsamındadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Rehinli alacaklının “<em>taşınmazın değerinin azalmasını önlemek için yaptığı masraflar</em>”. Buradaki rehin hakkı “<em>kanundan doğmakta ve diğer bütün taşınmaz rehinlerinden önce gelmektedir</em>”. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B-Alacağı Teminat Altına Alan Taşınmazın kapsamı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> 1-Taşınmaz: </strong>Rehin hakkı ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir MK 853<strong>. </strong>Bunlar:  -arazi, -tapu kütüğünün ayrı sayfasına kaydedilen bağımsız ve sürekli  haklar ile, -kat mülkiyetine tabi bir binanın bağımsız bölümleridir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>2-Bütünleyici Parçalar</strong>:  Sadece rehin tesis edilirken mevcut bulunan bütünleyici parçalar değil,  taşınmaza sonradan eklenen bütünleyici parçalarda taşınmaz rehninin  kapsamına girmektedir. Rehinli taşınmaz üzerindeki binaların arzın  bütünleyici parçaları olarak rehnin kapsamı içinde olacağı tabiidir.  Rehin tesisinden sonra kurulmuş üst hakkına konu binalar da rehnin  kapsamına dahildir. Ancak üst hakkı sahibinin de yapı alacaklısı gibi  tazminat alacağı için “<em>kanuni ipotek hakkı</em>” mevcuttur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>3-Eklentiler</strong>: “<em>Rehin  taşınmazı, bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü  kılar. Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça  eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sutununa yazılan  şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe  eklenti sayılır. Üçüncü kişilerin eklenti üzerindeki hakları saklıdı</em>r”  MK 862.Bir şey üzerinde yapılacak tasarruf işlemleri, istisna edilmeyen  eklentileri de kapsar MK 862. Rehin senedinde eklenti olarak gösterilen  ve tapuya beyan edilen menkul eşyalar aksi kanıtlanmadıkça, taşınmazın  eklenti olarak taşınmaz rehnine dahildir MK 862. Eklentilerin rehnin  kapsamı dışında tutulması isteniyorsa rehin senedinde yer alması ve  tapuda gösterilmesi gerekir.Taşınmaz maliki bu yolla hem bu menkul  eşyaların zilyedi olarak kalmaya devam etmekte, hem de taşınmaz rehni  ile kredi teminini sağlamaktadır. Eklentilerin asıldan ayrı olarak haczi  mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>4-Kiralar</strong>:  İcra takibinin başladığı veya iflasa karar verildiği andan itibaren  başlayarak taşınmazın paraya çevrileceği ana kadar muaccel olacak  taşınmaz kiraları taşınmaz rehninin teminatı kapsamı içinde  bulunmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İflas ilan edilmiş veya “<em>icra takibatı kiracıya bildirilmiş ise</em>”,  rehinli alacaklı hakkını kiracıya karşı da ileri sürebilir. Bundan  sonra kiracının malike ödemede bulunması, alacaklıya karşı olan  sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve mükerrer ödemeye mahkum edilebilir MK  755. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>5-Sigorta Tazminatı</strong>:  Sigorta edilen rehinli taşınmazda riziko gerçekleşmiş ise muaccel olan  sigorta tazminatı da rehnin kapsamı içindedir MK 879. Sigorta şirketi de  rehinli alacaklının muvafakati olmadıkça malike bir ödemede bulunamaz.  Aksi halde rehinli alacaklıya mükerrer ödemek zorunda kalır. Ancak “<em>sigorta  tazminatı taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa, malik  tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir</em>”MK 879/2. Sigorta primini alacaklı ödemişse, bunun için kanuni rehin hakkı varsa da bu rehnin önceliği yoktur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>6-Kamulaştırma Bedeli</strong>: Kamulaştırma bedeli de sigorta bedeli gibi rehnin kapsamı içinde sayılmalıdır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Rehinli Taşınmazın Değerinin Korunması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehin hakkı, alacaklıya sadece borç ifa edilmediği takdirde,  konusu olan eşyayı paraya çevirtme yetkisi bahşeder. Rehinli taşınmazın  değerinin azalması, rehinli alacaklının haklarını tehlikeye  düşüreceğinden MK rehinli alacaklıya, rehin konusu taşınmazın değerinin  korunmasını, borçludan talep ve bunun için gereken önlemleri alma  yetkisi tanımıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Malikin Kusuru Varsa</strong>: <strong><em>a)Gereken önlemlerin alınması</em></strong>:  Alacaklı gereken önlemlerin, borçlu tarafından alınması ve gerekli  uyarıların yapılması için hakime başvurabilir. Alacaklı ayrıca malikin  bu davranışlarının yasaklanmasını da hakimden isteyebilir MK 865/1.  Alacaklı gereken önlemlerin, borçlu tarafından alınması ve gerekli  uyarıların yapılması için hakime başvurabilir. Alacaklı ayrıca malikin  bu davranışlarının yasaklanmasını da hakimden isteyebilir MK 865/1.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Kanuni rehin hakkı</em></strong>:  Alacaklı yapmış olduğu önlem masrafları için diğer bütün alacaklılardan  önce gelen, tescile tabi olmayan, bir kanuni rehin hakkına sahiptir MK  865. Yapılan masraflardan dolayı taşınmaz maliki alacaklıya karşı ayrıca  haksız fiil hükümlerine göre sorumlu bulunur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Ek teminat ve eski hale getirme</em></strong>: Alacaklının talebi üzerine hakim, borçluya rehinli taşınmazın değerinin eski hale iadesini veya ek teminat gösterilmesini “<em>ihtar eder ve ek süre verir</em>”.  Tayin edilen bu süre içinde, eski hal iade edilmez veya ek teminat  gösterilmez ise alacaklı borçludan, taşınmazın azalan değeri oranında  borcun ifasını talep edebilir MK 866.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Malikin Kusuru Yoksa</strong>:  Malikin bir kusuru olmaksızın, rehinli taşınmazın değeri azalmışsa,  alacaklı ancak malik bunun karşılığında bir tazminat almışsa, malik ve  borçludan bu oranda ek teminat gösterilmesini veya ödemede bulunmasını  talep edebilir. Böyle bir tazminat almamışsa herhangi bir talepte  bulunamaz MK 867.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bu gibi hallerde alacaklıya, taşınmazın değerinin azalmasını  önleyici önlemler alma yetkisi verilmiş ve alacaklının yapmış olduğu  önlem masrafları için, rehinli taşınmaz üzerinde tescile tabi olmayan,  diğer her türlü alacaktan önce gelen, kanuni bir rehin hakkı  tanınmıştır.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Rehinli Taşınmazın Bölünmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehinli taşınmaz parçalara bölünmüş ve her bir parça için tapu  kütüğünde ayrı bir sayfa açılmış ise, taşınmaz rehni sona ermez, her bir  parça üzerinde devam eder. Taşınmaz rehni her bir parçanın tapu kütüğü  sayfasına tapu memurunca re’se n tescil edilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ancak rehinli taşınmazdan ayrılan bir parçanın değeri, rehinli alacağın “<strong>1/20</strong>” sinden az ise ve taşınmazın kalan kısmı “<em>rehinli alacağı karşılamaya yeterli ise</em>” veya karşılamasa bile borçlu ayrılan parça değerine uygun olarak alacaklıya bir “<em>ödemede bulunur ise</em>” alacaklı artık ayrılan parça üzerinde rehnin terkinine engel olamaz MK 868.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ayrılan  parçanın değeri 1/20 den fazla ise alacaklı hiçbir surette bu ayrılan  parça üzerinden rehnin kaldırılmasında muvafakata zorlanamaz. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Rehinli Taşınmazın Başka Bir Taşınmaz İle Birleşmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Devlet arazilerin daha verimli ve rasyonel işletilmesi için  çeşitli arazileri birbirleriyle birleştirebilir. İki veya daha ziyade  taşınmaz birleştirilmişse veya bunların yerine malike başka bir taşınmaz  tahsis edilmişse, bu taşınmazlar üzerindeki taşınmaz rehinleri ayni  sırada olmak üzere meydana gelen yeni taşınmaza veya malike tahsis  edilen yeni taşınmaza olduğu gibi aktarılır MK 859. Burada taşınmazların  iradi olarak birleşmesinden farklı olarak “<em>rehinli alacaklıların birleşmeye muvafakati aranmamıştır</em>”. Sadece malike “<strong>3 ay</strong>” önceden haber verilerek taşınmazı rehinden kurtarma imkanı tanınmıştır. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Rehinli Taşınmazın Paraya Çevrilmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehinli alacaklının, kendisinin doğrudan doğruya rehinli taşınmazı  satarak, paraya çevirme yetkisi yoktur. Alacaklı ancak, alacak muaccel  olduğunda, borç ifa edilmemişse rehinli taşınmazı icra daireleri  vasıtası ile sattırarak paraya çevirtebilir, alacağını bu satış  bedelinden tahsil edebilir. Taşınmaz rehni devam ettiği sürece alacak  zamanaşımına uğramaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacak birden ziyade taşınmaz ile teminat altına alınmış ise, alacaklı “<em>bunların hepsinin birlikte satışını istemek zorundadır</em>”. İcra memuru bunlardan gerekli olanın satışına karar verir MK 873. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Satış değeri alacaklılar arasında rehin derece sıralarına göre  dağıtılır. Ön sırada olan alacaklı tatmin edilmeden , arka sırada yer  alan rehinli alacaklılara ödeme yapılmaz. Satış parası ayni sırada  bulunan alacaklıların tüm alacaklarını karşılamıyorsa, alacaklılar,  alacaklarının satış değerine oranı nispetinde garameten (hakkına göre)  tatmin edilir MK 874.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Satış  değerinin alacaklılar arasında paylaştırılmasında boş dereceler dikkate  alınmaz MK 872. Rehinli alacaklı, kendi rızası olmadan taşınmaz üzerinde  “<em>rehin derecesinin tesisinden sonra tesis edilen diğer sınırlı ayni  haklar ve şerh edilen şahsi haklar dikkate alınmadan satışın yapılmasını  talep edebilir</em>” MK 869.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bir  alacak taşınmaz rehni ile teminat altına alınmış ise İİK 45 göre önce  rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması ve ancak bu yolla  alacağın tamamı tahsil edilmez ise, bakiye için haciz ve iflas yoluyla  borçlu aleyhine takip yapılabilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rehin ana para ipoteği ise alacaklı ilamlı icra, azami meblağ ipoteği ise adi takip yoluna gitmesi icap etmektedir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınmaz  maliki borçtan şahsen sorumlu değilse icra takibinin borçlu ile  birlikte taşınmaz malikine de tebliğ edilmesi gerekir İİK 149. Bunun  gayesi taşınmazı rehinden kurtarma imkanının sağlanmasıdır MK 887.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Borç vadesinde ödenmediğinde, rehinli taşınmazın alacaklıya ait olacağı şeklinde sözleşmeler geçersizdir “<strong>Lex commisaria yasağı</strong>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Yeni Malikin Taşınmazı Rehinden Kurtarması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmaz rehni ile yükümlü bir taşınmazı iktisap eden yeni malik  bazı şartlarla alacaklıya ihbarda bulunarak taşınmazı rehinden  kurtarabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> a)Taşınmaz, kıymetinden daha fazla borç ile taşınmaz rehni ile yüklenmiş olmalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> b)Yeni malik, rehinli borçlardan, şahsen sorumlu olmamalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> c)Alacaklılar, rehnin paraya çevrilmesi için henüz icra takibinde bulunmamış olmalıdır</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yeni malik taşınmazı ivazsız olarak iktisap etmişse, kendi takdir  edeceği kıymeti, rehinli alacaklılara ödeyeceğini “<strong>6 ay</strong>” önceden “<strong>ihbar</strong>” etmiş ve alacaklıların hiçbiri, ihbar tarihinden itibaren “<strong>1 ay</strong>”  içinde itiraz ederek açık artırma istememişlerse yeni malikin teklif  ettiği bedel alacaklılara rehin sıralarına göre ödenerek taşınmaz  rehinden kurtarılabilir MK 885. İhbardan itibaren her rehinli alacaklı, 1  ay içinde aleni müzayede masraflarını peşin ödemek suretiyle rehinli  taşınmazın açık artırma ile satılmasını isteyebilir. Açık artırma ile  satış ilan verilmek suretiyle talepten itibaren “<strong>2.inci ay</strong>” içinde yapılmak gerekir MK 886.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazın, bu şekilde rehin yükünden kurtarıldığını belgelerle  kanıtlayan yeni malik, tapu memurundan terkin talebinde bulunabilir.  Ancak borçlunun şahsi sorumluluğu devam eder.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İPOTEK</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotek, halen mevcut veya ileride doğması muhtemel olan bir  alacağı teminat altına alan bir taşınmaz rehin çeşididir MK 881. Bir  kimse başkasının borcu içinde kendi taşınmazını ipotekle takyit  edebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mevcut bir alacak için</span><span><span>à</span></span><span>Miktarı belli alacaklar için </span><span><span>à</span></span><span>Anapara ipoteği</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Mevcut olmayan alacaklar için </span><span><span>à</span></span><span> Miktarı belli olmayan</span><span><span>à</span></span><span>Azami meblağ ipoteği (üst sınır ipoteği) tesis edilir MK 851.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Bütün ayni haklar gibi ipotek de tapu kütüğüne tescil ile doğar MK 856. Tescilin geçerli olabilmesi ise, “<em>geçerli bir iktisap sebebi</em>”ne ilaveten “<em>geçerli bir borç ilişkisi</em>” nin</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">bulunmasına bağlıdır. Geçerli iktisapsebebi bir rehin sözleşmesi, mahkeme kararı olabilir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Azami  meblağ ipoteğinde, alacağı muhtemel kılan geçerli bir hukuki ilişkinin  varlığı yeterli sayılır. Tescilden sonra alacaklının tapu memurundan  aldığı “<strong>ipotek belgesi</strong>” sadece tescilin yapıldığına ilişkin bir  kanıt olup, bununla alcağın varlığı, miktarı veya geçerliliği  kanıtlanamaz MK 877. Bunların başka delillerle kanıtlanması gerekir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekle temin edilen alacak geçersiz ise veya sona ermiş bir  ipotekli alacak, üçüncü kişiye temlik edilmişse, alacağı temellük eden  MK 1023 deki iyiniyet koşulundan yararlanamaz. Malik ona karşı  da  borcun geçersiz olduğunu veya ödeme ile sona erdiğini ileri sürebilir , “<em>temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir</em>”  BK 167. Buna karşılık temel borç ilişkisi geçerli ve mevcut olmakla  birlikte, rehin sözleşmesinin düzenlenmesinde veya tapuya tescilinde bir  sakatlık varsa, bu halde alacağı temellük eden üçüncü şahsın güveni  korunur MK 1023. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Alacağın  sona ermesi, otomatik olarak ipoteğin sona ermesine yol açmamaktadır . Malike alacaklılardan, “<em>ipoteğin terkinini talep yetkisi tanımaktadır</em>”. Alacaklılar bundan kaçınırsa malik “<em>tapu kütüğünün tashihi davası</em>” yoluyla ipoteğin terkinini sağlayabilir. Buna uygulamada “<strong>ipoteğin fekki davası</strong>” denir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İpotekte Taşınmaz Malikinin Durumu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Malik ile borçlu ayni kişi olmadığı sürece, malikin ipotekli  borçtan dolayı şahsi bir sorumluluğu yoktur MK 881. O sadece borç  vadesinde ifa edilmediğinde taşınmazın paraya çevrilmesine katlanmak  zorundadır. Paraya çevirme talep edildiğinde, icra emri hem borçluya hem  de taşınmaz malikine tebliğ edilmelidir İİK 149. Rehin konusu  taşınmazın paraya çevrilebilmesi için borçlunun borcu ödemediğinin sabit  olması gerekir İİK 45. Borcun muaccel olması bir ihbara bağlı ise  ihbarın hem borçluya hem de malike yapılması lazımdır  MK 887. Borçlunun  ileri sürebileceği her türlü defiyi taşınmaz maliki de ileri sürebilir  MK 901. Borçlunun borcu ifa edip borcu sona erdirme yetkisi doğmadan,  malik de borcu ifa edip rehinden kurtaramaz. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Borcu ifa eden malik rehinli alacaklının yerine geçer ve onun  halefi olur MK 876. İpotek de malik lehine olmak üzere devam eder. Ancak  malik lehine kaldığı sürece hükümleri askıda bulunur. Alacağı temin  eden bir kefalet varsa, bunun da borcu ifa eden malike geçmesi gerekir. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Yeni Malikin Borcu Yüklenmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekle yükümlü taşınmaz malikinin değişmiş olması, borç ve  ipotek ilişkisinde bir değişiklik meydana getirmez. MK 888. Ancak bunun  aksi kararlaştırılabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yeni malik borçlu ile yaptığı borçtan kurtarma taahhüdü ile borcu  üzerine almış ise bu durumun alacaklıya bildirilmesinden itibaren “<strong>1 yıl</strong>”  içinde alacaklı hakkını evvelki borçluya karşı muhafaza ettiğini,  yazılı olarak beyan etmemiş ise, evvelki borçlu borçtan kurtulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yeni malikin bu şekilde borcu yüklenmesi, ipoteği, sona erdirmez.  Ancak yeni malikin taşınmazı ipotekten kurtarma hakkı vardır MK 885.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İpotekle Yükümlü Taşınmazın Parçalara Bölünmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekli taşınmazın bölünen parçaları, ayni kişi adına veya  borçtan müteselsilen sorumlu muhtelif kişiler adına tapuya kayıt  edilmişse, her bir parça alacağın tamamının teminatı olmaya devam eder  ve ipotek her bir parçanın tapu kütüğü sayfasına sırası korunarak tescil  edilir MK 855. Eğer </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Malik bölünen parçalardan bazılarını başkalarına temlik etmişse veya</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Borç için ayni malikin veya müteselsil borçluların birden ziyade  taşınmazı ipotek edilmiş ve bunlardan birisi başkalarına temlik  edilmişse, teminat bölünen her parçanın kıymetine göre mütenasiben,  bölünen taşınmaz parçaları arasında dağıtılır MK 889. Teminatın  parseller arasında, orantılı olarak dağılımını tapu memuru yapacaktır.  Malikle alacaklılar arasında bir sözleşme varsa dağıtımın bu sözleşme  uyarınca yapılması gerekmektedir. Alacaklılar bu işlemin kesinleşip,  tapuya yazılmasından itibaren “<strong>1 ay</strong>” içinde bu şekilde rehnin dağılımına itiraz ederek, muaccel olmasa bile borcun “<strong>1 yıl</strong>” içinde ifasını talep edebilirler MK 889. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Yeni tapu sicili tapu memurunun bu resen dağıtım yetkisini  kaldırmıştır. TST 69 göre rehnin taksiminde, tapu memuru alacaklı ile  borçlunun aralarında yapacakları sözleşmeyi dikkate alacaktır. Alacaklı  ile borçlu anlaşamazlar ise, talep eden tarafın mahkemeden alacağı  karara göre, rehinin parseller arasında dağılımı yapılacaktır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> TST 70 de ise müşterek mülkiyet altındaki rehinli bir taşınmazın taksimine ilişkin, özel bir hüküm konmuştur. “<em>Hisseli  bir taşınmaz malın paydaşlarından bir veya birkaçının payı üzerinde  rehin hakkı olup da, bu taşınmaz mal parçalara ayrışarak taksim eilirse,  rehin hakkı bununla yükümlü paydaş veya paydaşlara isabet eden taşınmaz  mallara aynen nakledilir. Rehin hakkı ile yükümlü olmayan paydaş veya  paydaşlara ait taşınmaz mallar ise serbest bırakılır. İşlemin sonucu  alacaklıya hementebliğ edilebilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni hissedarlara ait birden fazla taşınmaz üzerinde, müşterek  rehin tesis edilmiş ise, rehinde bir ayrılma olmaksızın taşınmazlar  taksim edilirse “<em>rehin bütün taşınmaz mallar üzerinde olduğu gibi muhafaza edilerek işlemin sonucu alacaklıya duyurulur</em>” TST 71/1.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Ayni hissedarlara ait birden fazla taşınmaz mal müşterek ve  müteselsilen sorumluluk söz konusu olmaksızın ayrı ayrı rehinli olup  taksim edilir ise “<em>rehin hakları bununla yükümlü paydaş veya  paydaşlara isabet eden taşınmaz mallara aynen nakledilir. İşlemin sonucu  alacaklılara hemen duyurulur</em>” TST 71/2.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınmazların birleştirilmesinde rehinli alacaklıların muvafakati şarttır TST 75.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Kanuni İpotek Hakları</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir ipotek hakkının doğumu için geçerli bir iktisap sebebi  gereklidir. Bazı hallerde bu iktisap sebebi doğrudan doğruya kanundan  doğmaktadır. Bunların bazılarında tescil gerekir, bazılarında tescile  gerek yoktur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>1-Tescile Gerek Olmayan Kanuni İpotek Hakları</strong>: <strong><em>a)Alacaklının taşınmazın değerini korumak için yaptığı masraflar</em></strong>: -<strong><em>Malikin kusurlu davranışı ile</em></strong>:  İster hakim kararı ile isterse acil hallerde hakim kararı olmadan  alacaklının rehinli malın korunması için yaptığı masraflardan doğan  kanuni ipotek hakkı MK 865.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Malikin kusuru olmaksızın</em></strong>:  Rehinli taşınmazın değerinin kendiliğinden azaldığı hallerde,  alacaklının bunu önlemek için yaptığı masraflar için kanuni ipotek hakkı  MK 867. Her iki halde de kanuni ipotek hakkı diğer bütün taşınmaz  rehinlerinden önce gelmektedir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>-Rehinli taşınmaz için ödenen sigorta primleri</em></strong>:  Rehinli taşınmazı korumak için ödenen sigorta primleri sebebi ile  kanuni ipotek hakkı MK 876. Yalnız bunun diğerlerinden farkı önceliği  olmamasıdır. Alacaklının sahip olduğu rehin hakkı ile ayni derecede  kanuni ipotek hakkıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Vakfa tanınan ipotek hakkı</em></strong>:  Taşınmaz mülkiyetinin kendiliğinden mutasarrıflara geçtiği hallerde  tanınır. Vakfa taşınmazın değeri oranında birinci sıra ve derecede  kanuni ipotek hakkı tanınmıştır VK 29.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Kurutana tanınan ipotek hakkı</em></strong>:  Bataklıkların kurutulması için, kurutana yaptığı masraflar için,  taşınmaz üzerinde tecile tabi olmayan bir kanuni ipotek hakkı tannmıştır  BKK 8.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>2-Tescile Tabi Kanuni İpotek Hakları</strong>: a-Taşınmazını satan satıcının satış bedeli (semen) alacağı için</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">b-Elbirliği mülkiyetin paylaşılmasından mirasçılar ve ortaklar lehine, diğer mirasçı ve ortaklar aleyhine doğan alacaklar için </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">c-Bir  taşınmaz üzerinde yapılan yapı ve diğer işlerden dolayı alacaklı olan  alt yüklenici ve zanaatkarlar lehine MK 893. Böyle bir kanuni ipotek  hakkından önceden feragat geçersizdir.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">d-Ölünceye  kadar bakma alacaklısına, bu amaçla temlik ettiği taşınmaz üzerinde  satıcı gibi kanuni ipotek hakı tanınmaktadır  BK 513. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">e-Kat  mülkiyetinde bir kat malikinin mahkeme kararı ile tesbit edilmiş gider  borcu için, diğer kat malikleri lehine tescile bağlı kanuni ipotek  hakkı.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">f-Üst hakkı üzerinde rehin  hakkına sahip alacaklıların, üst hakkı sona erince arsa üzerindeki kanuni ipotek hakkı MK 826.</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">g-Taşınmaz malikinin üst hakkı sahibine karşı irat alacağı için kanuni rehin hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong><em>Tescil süresi ve şekli</em></strong>:  Satıcının, mirasçı ve hissedarlarının, ölünceye kadar bakım  alacaklısının, kanuni ipotek haklarının mülkiyetin naklinden itibaren “3  ay” içinde tecil edilmesi gerekir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İnşaatçı ipoteğinde ise, tescil için her şeyden önce alacak  miktarının ya malik tarafından tanınmış olması veya mahkemece hüküm  altına alınmış olması gereklidir. İnşaat alacaklıları işin “<em>başlamasından bitiminden <strong>3 ay</strong> sonrasına kadar</em>” inşaatçı ipoteğinin tescilini sağlayabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kat maliklerinin kanuni ipotek hakkı için KMK da bir tescil süresi öngörülmüş değildir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanuni ipotek hakları sadece alacağın doğduğu andaki taşınma  malikine karşı değil, onun külli ve cüz’i haleflerine karşı da ileri  sürülebilir MK 893.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tescile tabi kanuni ipotek haklarının sırası tescil tarihine göre  belirlenir MK 1022. Daha önce muvakkat tescil yapılmışsa bu muvakkat  tescilin şerh edildiği ana göre hesaplanır. İnşaatçı ipoteğinde kanuni  ipotek hakkı malzeme vererek veya vermeyerek taşınmaz üzerinde inşaatta  bulunan ve bu suretle taşınmazın değerini artıran “<em>yüklenici ve zanaatkarlardır</em>”.  Müteahhid veya malik nezdinde bir iş akdiyle çalışan işçiler bu kanuni  ipotek hakkına sahip değillerdir. İnşaatçı ipoteğinin sırası da tescil  tarihine göre belirlenir. Muvakkat tescil yapılmışsa bu muvakkat tescil  tarihi esas alınır MK 1010. Taşınmaz üzerinde birden fazla inşaatçı  ipoteği varsa bunlar eşit sırada yer alırlar MK 896. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İnşaatçı ipoteğinin kendilerinden önce tescil edilmiş taşınmaz  rehinlerine karşı bir önceliği yoktur. Ancak kendisinden önce başka  rehin hakları olduğu için yararlanmayan inşaat alacaklısına şu hallerde  yararlanma imkanı tanınmıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz paraya çevrildiğinde, inşaat alacaklılarının alacakları karşılanamamışsa</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İnşaat alacaklılarının zarara uğrayacağını bilen ve  bilmesi gereken ön sıradaki rehinli alacaklılar. İnşaatın yarattığı  değer artışının yapı alacaklılarına tahsis edilmesine katlanmak  zorundadır. Bu değer artışı, satış bedelinden arsanın değeri düşülerek  bulunur MK 897. Kanuni ipotek haklarından önceden yapılan feragatler  hükümsüzdür MK 893.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Her iki taşınmaz rehni de malike, “<em>kredi temini</em>” yanında taşınmazın değerinin “<em>piyasada tedavülünü</em>” sağlayarak, taşınmazı ölü bir sermaye olmaktan kurtarır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Gerek ipotekli borç senedinin gerekse irat senedinin  düzenlenmesiyle, mücerret bir borç doğar. Varsa eskialacak yenilenerek  ortadan kalkar MK 910.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Taşınmaz malikinin tescil talebinden sonra tapu memuru, ipotekli  borç zenedi ve irat senedini düzenler. Düzenlenen bu senetlerin “<em>sulh hakimi</em>”nce  imzalanmasından sonra tapu memurunun tapuya tescili ile birlikte rehin  hakkı doğar MK 911. Düzenlenen ipotekli borçsenedi ve irat senedini tapu  memuru, malikin ve borçlunun muvafakati olmadan alacaklıya veremez MK  912.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -İpotek gibi bu senetlerden doğan rehin hakkı da tescille doğar.  Ancak hükümlerini geçmişe etkili olarak senetlerin düzenlenme anından  itibaren doğurur MK 911.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu senetler bir şart ve karşı edim içeremezler MK 909.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Her iki senet üzerinde tasarrufta bulunmak için bunların zilyedi  olmak gerekir. Temlikleri içinse, senedin teslimi şart bulunmaktadır MK  924.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Kıymetli evrak niteliğindeki ipotekli borç senedi ve irat senedi  hamile, emre ve nama yazılı olarak düzenlenebilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tapu siciline kayıtlarından itibaren ipotekli borç senedi ve irat  senedinin içerikleri güven ilkesinden yararlanır MK 920. Senet metniyle  tapu sicil kayıtları çeliştiğinde, sicil kayıtlarına değer verilir. Bu  sebeple zarar görenlerin zararı devletçe karşılanır MK 922.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Bu senetlere esas teşkil eden alacağın sona ermiş olması,  ipotekli borç senedi ve irat senedinin varlığına etki etmez. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Borç ifa edildiğinde borçlu, ipotekli borç senedi ve irat  senedinin kendisine teslimini alacaklıdan talep eder MK 928. Borçlu  kendisine teslim edilen senetleri tekrar tedavüle çıkarabileceği gibi ,  tapu memuruna tevdi ederek, bunların iptalini ve terkinini  sağlayabilmesi mümkündür. Borç ifa edildiği halde alacaklı senetleri  borçluya vermezse, borçlu mahkemeden senetlerin hükümsüzlüğüne karar  verilmesini talep edebilir.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İpotekli Borç Senedi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekli borç senedinde borçlunun şahsi sorumluluğu devam  ettiğinden, ipotekli borç senedi ipoteğe benzer. Ancak taşınmaz rehni  ile temin edilen alacak bir kıymetli evraka bağlandığından, piyasada   tedavülü kolaylaştırılmıştır. Rehinli taşınmazın değeri alacağı  karşılamazsa, alacaklı borçlunun mal varlığına da aynen ipoteke olduğu  gibi elatabilir MK 901. İpotekli borç senedinin piyasada tedavülünden  üçüncü şahısların zarar görmelerini önlemek için rehinli taşınmzın  değeri, tapu memeurunca takdir edilir. Tapu memurunca takdir edilen bu  değerin üzerinde ipotekli borç senedi çıkarılamaz MK 899. Tapu memurunun  taşınmazın değerini yanlış takdir etmesinden devlet sorumlu  tutulmaktadır MK 905.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacağım muacceliyet tarihi ipotekli borç senedinde belirtilmemişse, alacaklı veya borçlu tarafından “<em>mutat faiz ödeme gününden <strong>6 ay</strong> önce</em>” yapılan ihbarname ile alacak muacceliyet kazanır MK 900.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İrat Senedi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrat senedinin en önemli özelliği sorumluluğun rehinli taşınmazın  değeri ile sınırlı olmasıdır MK 903. İrat senedi şahsi bir borç tevlit  etmez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehinli taşınmaza kim malikse, senet borçlusu da odur MK 907. Bu  yönüyle de taşınmaz mükellefiyetine benzemektedir. Ancak burada malikin  taşınmazdan başka şahsi bir sorumluluğu yoktur. Rehinli taşınmaz temlik  edilince, senetten doğan borç da yeni malike geçer. Eski malik borcundan  kurtulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Faiz alacakları, muacceliyet tarihinden, itibaren “<strong>3 yıl</strong>”ın  geçmesi ile şahsi borca dönüşür ve taşınmaz bunların teminatı olmaktan  çıkar MK 907. İrat senedinde de rehinli taşınmazın değeri tapu memurunca  resen takdir edilir MK 904. Her türlü taşınmaz üzerinde irat senedi  düzenlenemez. Sadece “<em>zirai taşınmazlar, evler ve üzerinde bina inşası mümkün olan arsalar üzerinde irad senedi düzenlenebilir</em>” MK 903.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İrat senedinde, malik, “<strong><em>6 yıl</em></strong><em>lık devrenin bitiminden <strong>1 yıl</strong> önce ihbarda bulunarak, taşınmazı rehin yükünden kurtarabilir</em>”. Bu süre malik lehine sözleşmeyle kısaltılabilir. Malik aleyhine daha uzun bir ihbar süresi kararlaştırılamaz MK 906/1.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanunda öngörülen haller dışında alacaklı, ancak “<em>her <strong>10 yıl</strong>lık dönemin sonu için <strong>1 yıl</strong> önce bildirmek suretiyle borcun ödenmesini isteyebilir</em>” MK 906/2.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Tahvil Çıkarma</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Sanayi işletmeleri kredi ihtiyaçlarını karşılamak için, piyasaya  çıkardıkları tahvillere karşı, küçük tasarruf sahiplerinin güvenini  sağlamak için taşınmaz rehni ile teminat altına almak isterler.  Çıkarılacak tahvillerin taşınmaz rehni ile temini için 3 yol  öngörüldüğünü görüyoruz. Müessese,</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Çıkardığı tahvillerin tamamı için bir ipotek veya ipotekli borç  senedi tesis eder ve alacaklılarla ilişkileini düzenlemek için bir kredi  kurumunu kendisine temsilci tayin eder.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Tahvil ihracını üzerine alan bir kredi kurumu lehine,  tahvillerin tamamı için tek bir taşınmaz rehni tesis eder ve tesis  edilen bu taşınmaz rehni tahvil alacaklıları lehine takyit edilir MK  930.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Tertip halinde ipotekli borç senedi veya irat seneedi çıkarır.  Bu halde araya aracı kredi kurumu girmez MK 931. Tertip halinde, senet  düzenleme işlemi tapu memurunca icra edilir. Kaç adet senet çıkarıldığı  tapu kütüğüne yazılır. Borçlanmanın tamamı için ek bir tescil işlemi  yapılır MK 934. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TAŞINIR REHNİ</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 1-Teslime bağlı rehin</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 2-Hapis hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> 3-Alacaklar üzerinde rehin hakkı</span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınır Rehni Kurulması                                Teslim şartlı rehin                   Hayvan rehni</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehin sözleşmesi                                                       Motorlu Taş v </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınır rehni                Zilyetliğin devri          Teslim şartsız rehin                 Ticari işletme</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Tasarruf yetkisi                                                          Maden </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gemi</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hava aracı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>A)Taşınır rehninin varlığı mevcut geçerli bir alacağa bağlıdır</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır rehni bu sebepten alacağa bağlı fer’i bir haktır. Alacağa  bağlılığın bir sonucu olarak, eğer alacak sona ermişse, taşınır rehni de  sona erer. Taşınır rehni taşınmaz rehninden farklı olarak alacağın  zamanaşımına uğramasını önlemez, ancak alacak zamanaşımına uğrasa bile,  alacaklı her zaman rehni paraya çevirtebilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Rehinli alacğın temliki halinde buna bağlı olarak taşınır rehni de  yeni alacaklıya geçer BK 168. Alacaklıya her türlü halefiyet hallerinde  de ayni kural geçerlidir BK 109. Buna karşılık borcun nakline malik  muvafakat etmedikçe, taşınır rehni sona erer BK 176/2.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>B)Taşınır rehninin kamuya açıklığı </span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Kanun rehin aleniyetini sağlamak amacıyla, bazı istisnalar dışında, rehin konusu taşınır eşyanın “<em>vasıtasız zilyetliğinin</em>”,  malik tarafından alacaklıya veya üçüncü bir şahsa devrini şart  koşmaktadır MK 939. Taşınaır rehninde açıklık zileyetlik ile sağlanır.  Hapis hakkında, alacaklı zaten hapis hakkına konu eşyanın zilyedidir MK  950. Alacak üzerinde rehinde ise, “<em>borç senedinin alacaklıya teslimi şart kılınarak</em>” bu aleniyet sağlanmaya çalışılmıştır MK 955.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetlik kaybedilirse ve zilyetlik davaları açma şansı  yitirilirse rehin hakkı da sona erer. Rehin hakkının devamı esnasında  malik alacaklının rızasıyla rehin konusu şeye zilyet bulunduğu sürece,  rehin hakkının hükümleri askıdadır MK 943.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>C)Rehin hakkının kazanılmasında iyiniyetin korunması</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle taşınır rehni iktisabı  korunmaktadır. Rehnedende tasarruf yetkisi olmasa bile rehin hakkı  iktisapedilir. Emin sıfatıyla zilyet olması yeterlidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Hapis hakkında da alacaklı iyiniyetli olmak koşuluyla, kendisine  teslim edilen, borçludan başkasına ait, eşya üzerinde hapis hakkına haiz  olur MK 950. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>D)Taşınır rehninde muayyenlik ilkesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>1-Rehin konusunun belirli olması</em></strong>:  Rehin konusu olan taşınaır eşya veya hakkın ferden belirlenmiş olması,  şart bulunmaktadır. Birden fazla taşınır eşyanın bir alacağın tamamı  için rehnedilmesi mümkündür. Rehin konusu olan eşyabnın aslı ve  bütünleyici parçalarından başka, istisna edilmeyen eklentilerini de  kapsar. Paraya çevirme esnasında aslından ayrılmamış tabii semereler de  rehnin kapsamına dahil sayılır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>2-Temin edilen alacağın belirliliği</em></strong>:  Hangi alacağın teminat altına alındığının da, ferden tayin edilmiş  olması gerekir. Rehnin tesis anında, alacağın miktarının TL değerinin  gösterilmesi taşınmaz rehninde olduğu gibi luzumlu değildir. Rehnin  paraya çevrilmesi esnasında alacağın değerinin parayla ifade edilebilir  olması yeterli bulunur. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong>E-Teminatın bölünmezliği ilkesi</strong>: </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Taşınır  rehni ile temin edilen alacak, taşınır rehnin konusunun tamamını takyit  eder ve taşınır rehni alacağın tamamının teminatıdır. Bunların  bölünmesi mümkün değildir. Alacaklı, alacağının tamamını takyit  etmedikçe, rehnin konusunu, malike iadeye mecbur edilemez MK 944. Buna  karşılık hapis, hakkın borçluya ait eşyaların tamamını kapsamaz, hapis  hakkını ancak sahip olduğu alacak nisbetinde kullanabilir MK 953.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>F-Taşınır Rehninde Sıra</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Taşınır üzerinde birden fazla rehin varsa, bunların sırası,  birbirlerine önceliği tesis tarihlerine göre belirlenir. Bu sıra tüm  rehinli alacaklıların rızası olmadıkça değiştirilemez. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Sıra  bakımından alacağın doğum tarihi değil rehnin tesis tarihi esas alınır.  Rehin paraya çevrildiğinde ön sıradaki rehinli alacaklıların hakları  karşılanmadıkça, arka sıradaki rehinli alacaklılara ödeme yapılmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Önde bulunan bir rehin hakkı sona ermişse, bu bir boşluk yaratmaz,  arkada bulunan taşınır rehinleri otomatik olarak birer derece  ilerlerler. Malik boşalan rehnin yerine yenisini tesis edemez.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir taşınır üzerinde ikinci ve sonraki sıralarda art (muahhar) rehin kurabilmesi için, “<em>kendi alacağı ödenşnce taşınırı sonraki rehinli alacaklıya teslim etmesi gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesi gerekir</em>”.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Teslime Bağlı Olmayan Taşınır Rehni</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bunların bir kısmı bir sicile tescil suretiyle tarafların iradesi  ile tesis edilirken, bir kısmı tarafların iradesi dışında sicilsiz olrak  kanundan doğan rehin haklarıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>A-Tescilli teslim şartsız taşınır rehni</strong>: <strong><em>1-Hayvan Rehni</em></strong>:  Teslim şartından istisna edilen bir tescilli taşınır rehnidir. Bununla  hem hayvan sahibinin hayvanı rehnedip kredi temin etmesi, hem de hayvanı  kullanmaya devam edebilmesi sağlanmış olmaktadır. İki tarafın imzasını  taşıyan beyannamenin, “<em>hayvan rehni sicilini tutan icra memuruna verilip, be memurca <strong>tescil</strong>in yapılmasıyla doğar</em>”.  Tescil yapılmadıkça hayvan rehni doğmuş olmaz. Hayvan rehni siciline  güven, tapu sicilinde olduğu  gibi korunmamıştır. İyiniyetli üçüncü  şahısların hak iktisabını engellemez. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Her şahıs lehine de sicile tescil suretiyle hayvan rehni tesis edilemez. Yalnızca idari mercilerden izin almış olan “<em>kredi kurumları</em>” ile “<em>kooperatiflerin alacakları</em>”  lehine sicillli hayvan rehni tesis edilebilir MK 940. Değeri ne kadar  yüksek olursa olsun, kedi, köpek gibi hayvanlar üzerinde sicilli taşınır  rehni tesis etme, mümkün değildir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>2-Ticari işletme rehni</em></strong>: Ticari işletme rehni sözleşmesinin, üzerinde rehin tesis edilecek ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olduğu “<em>ticaret sicili çevresinde bulunan noter tarafından re’sen düzenlenmesi gerekir</em>”.  Sözleşmede alacağın miktarı ile ticari işletmeye dahil rehnin kapsamı  içinde yer alacak taşınır değerlerin neler olduğunun belirtilmesi  gerekir. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Ticari işletme rehninin doğması ancak sözleşmenin yapılmasından sonraki “<strong>10 gün</strong>” içinde işletme maliki veya alacaklı tarafından yapılacak  “<em>ticaret siciline tescil</em>”  ile mümkündür TİRK 5. Ticaret siciline kayıtlı olmayan ticari  işletmeler üzerinde rehin kurulamayacağı gibi, her alacaklı lehine de  tesis olunamaz. TİRK hükümlerine göre rehin alabilecek kurumlar ancak </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi biçiminde kurulmuş kredi kurumları</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Gerçek ve tüzel kişilere, kooperatiflere, kredili satış yapan  kurumlar lehine, ticari işletme rehni tesis olunabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir ticari işletme üzerinde birden fazla, ticari işletme rehni kurulabilir. Bunlar arasındaki “<em>sıra tescil tarihine göre belirlenir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>3-Maden rehni</em></strong>: Maden siciline tescil ile rehnedilebilir Mad.K 39. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>4-Gemi ipoteği</em></strong>:  Gemi siciline tescil suretiyle rehnedilebilir. İpotek tesisine ilişkin  sözleşme yazılı ve imzaları noterden tasdikli olmalıdır TK 876. Gemi  ipoteğinde, sicile tescil kurucu bir unsurdur. Sicile kaydı gerekmeyen  gemiler taşınır rehni hükümlerine tabidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gemi ipoteğinde rehnin sırası bakımından MK taşınmaz rehnindeki  sabit derece sistemine TK 894 yollama yapmaktadır. Rehnin kapsamı  konusunda da taşınmaz rehnine ilişkin kurallar uygulanır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Gemi inşa ve onarımdan doğan alacaklar için alacaklının, kanuni ipotek hakkı vardır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>5-Hava alacağı ipoteği</em></strong>:  Hava ipoteği ile ilgili sözleşmenin yazılı olması ve imzaların noterce  onanmış olması şarttır TSHK 70. Bu şekilde yapılan sözleşmenin hava  siciline tescili ile, ipotek kurulmuş olur. Rehnin kapsamı konusunda da  taşınmaz rehnine ilişkin kurallar uygulanır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> İpotekli hava aracı maliki, borçlunun alacaklıya karşı sahip  olduğu her türlü savunmnayı, alacaklıya karşı ileri sürebilir. İpoteğe  esas teşkil eden alacak geçersiz ise, sicile tescil etmiş olan hava  ipoteği de geçersiz olur TSHK  80. Alacağın sona ermesi bir taşınır  rehni niteliğinde olan hava ipoteğini de sona erdirir. Boşalan bir hava  ipoteğinin yerine arka sırada bulunan hava ipotekleri ilerler TSHK 84.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>6-Motorlu araç ve diğer tescilli taşınır rehinler</em></strong>: “<em>Gerçek  ve tüzel kişilerin lehine alacaklarının güvence altına alınması için,  kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde  zilyetlik devir edilmeden de taşınır malın kayıtlı olduğu sicile  yazılmak suretiyle rehin kurulabilir</em>” MK 940/2. Bu düzenleme ile mülkiyeti saklı tutma şeklinde yaratılan motorlu araç rehnine de artık gereksinim kalmamıştır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>B-Kanundan doğan sicilsiz, teslim şartsız taşınır rehni</strong>: -Ziraat bankasının çiftçi malları üzerindeki rehin  hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Zirai donatım kurumunun rehin hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Tarım kredi kooperatiflerinin rehin hakkı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Amme alacakları için rehin hakkı</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1-Teslim Şartlı Taşınır Rehni</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><strong> Kurulması</strong>:  Alacaklı ile malik arasında bir rehin sözleşmesinin yapılması ve  eşyanın vasıtasız zilyetliğinin, malikin elinden çıkartılarak rehin  alacaklısına geçirilmesi ile kurulur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>a)Rehin sözleşmesi</strong>:  Malik ile alacaklının rehin hususunda anlaşmaları gerekir. Aksi  takdirde irade uyuşmzlığı nedeniyle, muteber bir rehin hakkı doğmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>b)Malikin vaıtasız zilyetliğinin kaldırılması</strong>: “<em>Taşınır fiilen yalnız rehnedenin hakimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz</em>”  MK 939. Bu suretle malikin rehin konusu eşya üzerinde, rehin hakkıyla  bağdaşmayan tasarruflarının önlenmesi  istenmiştir.  Malikin rehin  konusu üzerinde vasıtasız zilyetliği, taşınır rehninin doğumuna engel  olduğundan “<em>hükmen teslim yoluya taşınır rehni mümkün değildir</em>”.  Bunun dışında diğer her türlü zilyetlik nakilleriyle taşınır rehni  kurulabilir. Rehin veren alacaklıya kendisi ile birlikte iştirak halinde  zilyetlik tanırsa bu da taşınır rehnin tesisi için yeterlidir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Vasıtasız zilyetliğin üçüncü şahsa nakli suretiyle rehin hakkı tesis, “<strong>art (muahhar) rehin</strong>”, yani ayni eşya üzerinde ard arda birden fazla rehin tesisinde önem kazanır MK 841. </span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Malik ikinci bir rehin hakkı tesis edeceği zaman “<em>ikinci alacaklıya, zilyetlik havalesi yoluyla, vasıtasız zilyetlik sağlar</em>”. Bunun için eşyanın vasıtasız zilyedi olan ilk alacaklıya “<em>yazılı  olarak ikinci bir rehin hakkı tesis edildiği ve alacağını elde ettikten  sonra eşyayı bu ikinci alacaklıya teslim etmesi gerektiği ihtar edilir</em>”.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>c)Tasarruf yetkisi</strong>:  Rehin sözleşmesi yapan ve eşyanın vasıtasız zilyetliğini devreden  kişinin eşya üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Bu yetki  malike aittir. Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle rehin hakkı iktisabı  da korunmaktadır. Hatta bu rehin hakkının önceliği vardır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Rehinli Alacaklının Hakları: <em>a)Paraya çevirtme</em></strong>:  Taşınır rehni hakkı alacaklıya sadece, borç ifa edilmediğinde, konusu  olan eşyayı İİK, hükümlerine göre sattırıp, satış bedelinden alacağını  öncelikle tahsil etme yetkisi verir İİK 45, 145. Lex commisaria yasağı  vardır. Fakat borç muaccel olduktan sonra malikin rehnin konusunu “<em>ifa yerine edim</em>” olarak alacaklıya temlik etmesine, bir hukuki engel yoktur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Zilyetlik Koruması</em></strong>: Alacaklı eşyaya zilyet olduğundan vaki saldırıları zilyetlik koruma yolları ile koruyabilir, zilyetlik davası açabilir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Masrafları İsteme Hakkı</em></strong>:  Mala yapmış olduğu, muhafaza masraflarını vedia hükümlerine göre BK  463, bakım masraflarını vekaletsiz işgörme hükümlerine göre malikten  talep edebilir BK 867.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>d)Eşyadan İstifade Hakkı</em></strong>:  Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa eşyayı kullanma hakkı yoktur MK  947. Ancak rehinli alacaklı emin sıfatıyla zilyet sayıldığından 3.  şahısların iyiniyeti korunacaktır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Rehinli Alacaklının Borçları</strong>: <strong><em>a)Eşyayı Koruma Borcu</em></strong>:  Alacaklı rehin konusu eşyayı, dürüstlük kurallarına göre muhafaza ve  bakım borcu altındadır. Kusursuzluğunu ıspat edemediği takdirde maldaki  her türlü hasardan sorumludur MK 945.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Ürünleri Tazmin</em></strong>:  Alacaklı rehin konusu eşyayı semerelendirmiş veya semerelerinden  istifade etmiş ise bunları malike tazmin etmekle yükümlüdür MK 947</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Eşyayı İade</em></strong>:  Borç rehinli alacaklıya ifa edilmişse, alacaklı rehin konusu eşyayı  malike, art (muahhar) rehin söz konusu ise, kendisinden sonra gelen  rehinli alacaklıya teslim etmelidir MK 944.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Rehnin Sona Ermesi</strong>:  Fer’i nitelikte bir hak olduğundan, bağlı olduğu alacağın sona ermesi  ile, alacaklının tek taraflı feragatı ile, eşyanın yok olması ile,  süreye bağlı kurulmuşsa sürenin dolması ile sona erer.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Zilyetliğin kaybı ile, taşınır davası açma süresinin  dolmasıyle sona erer. Eşyayı kendi rızası ile malike vermişse taşınır  rehni sona ermez, hükümleri askıda kalır ve rehin sırasını muhafaza eder  MK 943. İyiniyetli 3. şahıs eşyanın mülkiyetini kazanırsa taşınır rehni  sona erer. 3. Şahıs şahsi bir hak kazanmışsa rehin hakkı sona ermez. </span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>2-Hapis Hakkı</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Genel hapis hakkı, sadece paraya çevirme imkanı olan taşınır eşya  ve kıymetli evrak üzerinde kurulabilir. Diploma, mektup vs üzerinde  hapis hakkı tesis edilemez. Koşulları:</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>a)Borçlunun Rızası ile Alacaklının Zilyetliği</em></strong>:  Alacaklının, borçluya ait eşyaya, borçlunun rızası ile zilyet olması  gerekir. Alacaklının iyiniyetle zilyet olduğu üçüncü şahsa ait eşya  üzerinde de hapis hakkı vardır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>b)Alacağın Muaccel Olması</em></strong>:  Alacaklı ancak muacceliyet kesbetmiş, değeri para ile ölçülebilir bir  alacağı için hapis hakkı kullanabilir. Geçersiz, zamanaşımına uğramış  alacaklar için hapis hakkı söz konusu değildir. Ancak hapis hakkı  doğduktan sonra alacak zamanaşımına uğramış ise, bu hapis hakkının  kullanılmasına engel olmaz. Borçlu acze düşmüş veya iflas etmişse ,  hapis hakkının kullanılabilmesi için artık muacceliyet aranmaz.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>c)Alacak ile Eşya ve Kıymetli Evrak Arasında İrtibat</em></strong>:  özellikle alacağın sebebinin ilgili taşınır eşya veya kıymetli evrak ve  bunları, alacaklının zilyetliğine geçiren hukuki ilişkinin ayni zamanda  alacağın doğumuna da neden olması halinde, bu ilişkinin varlığı kabul  edilmelidir.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>d)Hapis Hakkının Bertaraf Edilmemiş Olması</em></strong>: Şu hallerde alacaklı hapis hakkını kullanamaz MK 951.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Alacaklı sözleşmeyle hapis hakkını kullanmayacağını taahhüt etmişse</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Borçlu alacaklıyı eşyaya zilyet kılarken veya daha  önce, ona hapis hakkını kullanamayacağını bildirmişse kullanamaz. Ancak  buna rağmen borçlu acze düşmüşse kullanabilir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Hapis hakkının kullanılması kamu düzenine aykırı ise</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacaklının hapis hakkı, sadece alacağına yetecek kadar olan mal  üzerindedir. Borç ifa edilmez veya yeterli başka bir teminat gösterilmez  ise, alacaklı borçluya ihbar ettikten sonra, hapsedilen eşyanın, teslim  şartlı rehin hükümlerine göre paraya çevrilmesini talep edebilir MK  953.</span></span></span><br />
<strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>3-HAK ve ALACAKLAR ÜZERİNDE REHİN</span></span></span></strong><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Bir hak ve alacak üzerinde rehin hakkı tesis edebilmek için  bunların başkasına temlikinin kabil olması ve paraya çevrilebilir  nitelikte bulunmaları lazımdır. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Kurulması</strong>: <strong><em>A-Senede Bağlanmamış Alacaklarda</em></strong>: Eğer alacak senede bağlanmamış ise, bunun üzerinde rehin hakkı tesisi “<em>yazılı</em>” olarak yapılır. Düzenlenen “<em>rehin senedi alacaklıya teslim edilir</em>” MK 955.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>B-Senede Bağlanmış Alacaklarda</em></strong>: Yine adı yazılı şekilde rehin senedi yapılır. Yalnız bunda “<em>rehin senedi ile birlikte borç senedinin de alacaklıya teslimi gerekir</em>”.Borç  senedinin alacaklıya teslimi, rehnin aleniyetini sağlamak içindir.  Rehnin kurulması için rehnedilen alacağın, borçluya bildirilmesi şart  olmamakla beraber, alacaklıya yapılan ifa borçluyu borçtan  kurtarabileceği için bildirmek gerekir MK 955.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>C-Kıymetli Evrakın Rehni</em></strong>:  -Hamiline yazılı senedin, rehin teis etmek üzere alacaklıya teslimi ile  rehin tesis edilmiş olur MK 956. Hamile yazılı senetleri tasarruf  yetkisi bulunmayan, hatta emin sıfatıyla zilyet olmayan kişilerden,  rehin tesisi amacıyla iyiniyetle teslim alan kişilerin rehin hakkı  iktisabı korunur.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Emre yazılı senetler için, rehin cirosu  ile birlikte bu senetlerin rehin alana teslimi şarttır MK 956.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> -Nama yazılı senetlerin rehni için,  alacağın rehin tesisi amacıyla temliki ve senedin teslimi gereklidir MK  956.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong><em>D-Eşyayı Temsil eden Senetlerin Rehni</em></strong>:  Makbuz senedi TK 746, taşıma senedi TK 768, konişmento TK 1097 gibi  eşyayı temsil eden senetlerin rehnedilmesi, bunların temsil ettikleri  eşyanın rehni anlamına gelir. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Eğer eşyayı temsil için bir varant düzenlenmiş ise, bunun rehni  için varant üzerine temin edilen alacağın meblağı ile vadesi işaret  edilerek, varantın mürtehine teslimi lazımdır. Varantın bu şekilde  rehnedilmesi, temsil ettiği eşyanın, teslim şartlı rehin hükümlerine  uyulmaksızın rehnedilmiş olması sonucunu doğurur MK 957.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> <strong>Hükümleri</strong>:  Rehin hakkı, rehnin tesisinden önce muaccel olmuş faiz temettülerini  kapsamaz. Eğer faiz, temettü gibi feri haklar ayrı bir senede bağlanmış  ise asıl alacağın rehni bunları kapsamaz. Fakat bunun aksinin  kararlaştırılması da mümkündür MK 959. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> Alacaklı, rehnettiği hakkın konusunu etkileyebilecek ibra, takas,  tescil gibi işlemleri, ancak mürtehinin muvafakatı ile yapabilir. </span></span></span></p>
<p><strong><span style="color:#000000;"><span>Dr.Öztürk Ünverdi</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span>20022058</span></span></strong></p>
<div><span style="color:#000000;"><strong><span>28 Kasım 2007 ÇARŞAMBA</span></strong></span></p>
<div>
<div><span style="color:#660066;"><span style="font-size:small;"><span>Resmî Gazete</span></span></span></div>
</div>
<div>
<div><strong><span><span style="color:#000000;">Sayı : 26714</span></span></strong></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:navy;"><span>KANUN</span></span></div>
</div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><span>KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK </span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><span>YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN</span></span></div>
</div>
<p><span style="color:#000000;"><span><span style="text-decoration:underline;">Kanun No. 5711</span> <span style="text-decoration:underline;">Kabul Tarihi: 14/11/2007</span></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 1 – <strong>23/6/1965  tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci  ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Kat  mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan anagayrimenkulün  bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre  hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa  payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle  kurulur. Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak  tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi,  arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir.  Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa  payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma  sebebiyle değiştirilemez. 44 üncü madde hükmü saklıdır. </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Kat  irtifakı arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapı kullanma izin  belgesi alındıktan sonra arsanın malikinin veya kat irtifakına sahip  ortak maliklerin veya bunlardan birinin tapu idaresine yapacağı istem  üzerine, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca, kat mülkiyetine  çevrilir.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 2 – <strong>634  sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine,  &#8220;Temeller ve ana duvarlar,&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;taşıyıcı  sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin  parçası diğer elemanlar,&#8221; ibaresi eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 3 – <strong>634 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Kat  mülkiyeti kurulurken aynı katta birbirine bitişik bulunan aynı nevideki  birden fazla bağımsız bölüm veya bir yapının otel, iş veya ticaret yeri  gibi iktisadî açıdan veya kullanma bakımından bütünlük arz eden birden  çok katı veya bölümü, kat mülkiyeti kütüğüne tek bağımsız bölüm olarak  tescil edilebilir. Böyle bir tescilin yapılabilmesi için, buna uygun  değişiklik projesinin ve yapı kullanma izin belgesinin Tapu Sicil  Müdürlüğüne verilmiş olması gereklidir.&#8221;</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Gelirinin ortak giderlere harcanması için veya başka bir amaçla ortak  yararlanmaya tahsis edilen bağımsız bölümlerin malik hanesine, bunlardan  yararlanan &#8220;bağımsız bölümlerin numaraları&#8221; yazılmak suretiyle kat  mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Bu husus bağımsız bölümlerin beyanlar  hanesinde gösterilir.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 4 – <strong>634 sayılı Kanunun 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;MADDE 11 – Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Tapu Sicili Tüzüğüne göre  tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne tescil olunur. Bu Kanunda aksine hüküm  olmadıkça, tescille ilgili genel hükümler, kat mülkiyeti kütüğüne  yapılacak tescillerde de uygulanır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Henüz  kadastrosu yapılmamış olan yerlerde kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Tapu  Sicili Tüzüğündeki formüle göre, ayrıca tutulacak Kat Mülkiyeti Zabıt  Defterine tescil olunur.&#8221; </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 5 – <strong>634 sayılı Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;MADDE 12 – Kat mülkiyetinin kurulması için, anagayrimenkulün kat  mülkiyetine çevrilmesi hususunda o gayrimenkulün maliki veya bütün  paydaşlarının aşağıda yazılı belgeler ile birlikte tapu idaresinde  istemde bulunması gerekir:</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span> a</span></strong><strong><span style="text-decoration:underline;"><span>) </span></span></strong><span style="font-size:small;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span>Anagayrimenkulde,  yapı veya yapıların dış cepheler ve iç taksimatı bağımsız bölüm,  eklenti, ortak yerlerinin ölçüleri ve bağımsız bölümlerin konum ve  büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı arsa payları ve  bağımsız bölümlerin yapı inşaat alanı da açıkça gösterilmek suretiyle,  proje müellifi mimar tarafından yapılan ve anagayrimenkulün maliki veya  bütün paydaşları tarafından imzalanan, yetkili kamu kurum ve  kuruluşlarınca onaylanan mimarî proje ve birden çok yapılarda  yerleşimlerini gösteren vaziyet plânı ile yapı kullanma izin belgesi.</span></span></strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> b)  Bağımsız bölümlerin kullanılış tarzına, birden çok yapının varlığı  halinde bu yapıların özelliğine göre 28 inci maddedeki esaslar  çerçevesinde hazırlanmış, kat mülkiyetini kuran malik veya malikler  tarafından imzalanmış bir yönetim plânı.</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span> c) </span></strong><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Her  bağımsız bölümün arsa payını, kat, daire, iş bürosu gibi nevini ve  bunların birden başlayıp sıra ile giden numarasını, varsa eklentisini  gösteren ve anagayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından  imzalanmış noterden tasdikli liste.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 6 – <strong>634 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Sözleşme düzenlenince kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesinde kat  irtifakının kayıtlı olduğu kat mülkiyeti kütüğü sayfasındaki, doğrudan  doğruya kat mülkiyetinin kurulması halinde ise anagayrimenkulün kayıtlı  bulunduğu tapu kütüğü sayfasındaki mülkiyet hanesine &#8220;Bu gayrimenkulün  mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiştir.&#8221; ibaresi yazılarak, sayfa  anagayrimenkulün leh ve aleyhine tesis edilecek irtifak hakları  dışındaki işlemlere kapatılır ve kat mülkiyetine konu olan her bağımsız  bölüm, kat mülkiyeti kütüğünün ayrı bir sayfasına o bölüme bağlı arsa  payı ve anagayrimenkulün kayıtlı bulunduğu genel kütükteki pafta, ada,  parsel, defter ve sayfa numaraları gösterilmek suretiyle tescil edilir;  anagayrimenkulün kayıtlı bulunduğu genel kütük sayfasına da, bağımsız  bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki defter ve sayfa numaraları işlenmek  suretiyle, kütükler arasında bağlantı sağlanır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Anagayrimenkulün sayfasında evvelce mevcut olan haklara ait sicil kaydı,  irtifak hakları hariç, bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki  sayfasına geçirilir. Anagayrimenkulün mülkiyetinin kat mülkiyetine  çevrilmesinden sonra, anagayrimenkulün leh ve aleyhine tesis edilecek  irtifak hakları da anagayrimenkulün tapu kütüğü sayfasına tescil edilir  ve kat mülkiyeti kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 7 – <strong>634 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat  irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için o arsanın  malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12 nci  maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje ve plân, (b)  bendindeki yönetim plânı ile (c) bendindeki listeyi tapu idaresine  vermeleri lazımdır. Kat mülkiyetine geçişte ayrıca yönetim plânı  istenmez.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">&#8220;Yapıları  tamamlanmış olan kat irtifaklı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin  belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine  geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı  sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen,  kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci  maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması  gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her  birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye  sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir  tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 8 – <strong>634 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">&#8220;Kat  maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası  olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler,  değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. </span></span></span></strong><strong><span>Ancak,  ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir  bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin  veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit  edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve  tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası  aranmaz. Kat maliki kendi bağımsız bölümünde anayapıya zarar verecek  nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar  ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı  yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile anayapıya zarar  vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir.&#8221;</span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 9 – <strong>634  sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer  alan &#8220;koruma&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;, güçlendirme&#8221; ibaresi  eklenmiş ve ikinci fıkrasında yer alan &#8220;yüzde on&#8221; ibaresi &#8220;yüzde beş&#8221;  olarak değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 10 – <strong>634 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span>&#8220;4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 893 üncü maddesinin son fıkrası hükmü burada da uygulanır.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 11 – <strong>634  sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına &#8220;tesislerin yeniden  yapılması&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;ile yapı güvenliğiyle ilgili  olarak yapılması gerekli görülen teknik incelemeler&#8221; ibaresi  eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 12 – <strong>634 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Bu  gibi bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin hükme en  yakın tarihteki değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat  maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması,  aksi kararlaştırılmış olmadıkça, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa  payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Bu karara rağmen kat  maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat  malikleri açar ve hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin ileride hak  sahibine ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve  makbuzunun ibrazı için davacılara resen belirleyeceği uygun bir süre  verir. Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz  edildiğinde ve davanın kabulü halinde hâkim, davalının bağımsız  bölümünün mülkiyetinin davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları  oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle birlikte  davalıya ödenmesine karar verir.&#8221;</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Bu  maddedeki dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma  kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her halde dava  hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava  sebebi ortadan kalkmışsa düşer.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 13 – <strong>634 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">&#8220;Kat  irtifakı sahiplerinden biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla  yapılan ihtara rağmen, bu ihtar tarihinden başlayarak iki ay içinde  yerine getirmezse diğerlerinin yazılı istemi üzerine hâkim, onun arsa  payının ve kat irtifakının hükme en yakın tarihteki değeri karşılığında,  öteki paydaşlara, arsa payları oranında devrine karar verir.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 14 – <strong>634 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">&#8220;Toplu  yapılarda ise kurullar, en geç iki yılda bir defadan az olmamak üzere  yönetim plânlarında gösterilen zamanlarda, böyle bir zaman  gösterilmemişse, ikinci takvim yılının ilk ayı içinde toplanır.&#8221;</span></span></span></span></strong><br />
<strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>&#8220;İlk toplantı ile ikinci toplantı arasında bırakılacak zaman yedi günden az olamaz.&#8221;</span></span></span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 15 – <strong>634 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">&#8220;Yeter  sayının sağlanamaması nedeniyle ilk toplantının yapılamaması halinde,  ikinci toplantı, en geç onbeş gün sonra yapılır. Bu toplantıda karar  yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğudur.&#8221; </span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 16 – <strong>634 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Kat  maliklerinden biri, oyunu yetkili vekil eliyle kullanabilir. Bir kişi,  oy sayısının yüzde beşinden fazlasını kullanmak üzere vekil tayin  edilemez. Ancak, kırk ve daha az sayıdaki kat mülkiyetine tâbi  taşınmazlarda bir kişi, en fazla iki kişiye vekâlet edebilir.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 17 – <strong>634 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">&#8220;Kat  malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına  katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat  maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan  her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her  halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün  bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri  kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı  durumlarda süre koşulu aranmaz. Kat maliklerinden birinin yahut onun  katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak  devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine  getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri,  anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin  müdahalesini isteyebilir.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> &#8220;Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere,  aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar  idarî para cezası verilir. 25 inci madde hükmü saklıdır.&#8221;</span></span></span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 18 – <strong>634 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Yöneticinin ad ve soyadı ile iş ve ev adresinin anagayrimenkulün kapısı  yanına veya girişte görülecek bir yere çerçeve içinde asılması  mecburidir. Bu yapılmazsa, yöneticiden veya yönetim kurulu üyelerinin  her birine, ilgilinin başvurması üzerine aynı mahkemece, elli Türk  Lirasından ikiyüzelli Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.&#8221; </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 19 – <strong>634 sayılı Kanunun 38 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;Kat  malikleri kurulu, ada temsilciler kurulu veya toplu yapı temsilciler  kurulu kararlarının iptaline ilişkin davalar, kat maliklerini temsilen  yöneticiye, toplu yapılarda ise ada temsilciler kurulu veya toplu yapı  temsilciler kurulunca seçilen yöneticiye husumet yöneltilmesi suretiyle  açılabilir. Yönetici, açılan davayı bütün kat maliklerine ve ada veya  toplu yapı temsilciler kuruluna duyurur. Kurul kararının iptali halinde  bu konudaki yargılama giderleri ortak giderlerden karşılanır.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 20 – <strong>634 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span>&#8220;Bildirmeyenlerin  yeniden yaptırmak istemedikleri kabul olunur ve onların arsa payları,  değeri karşılığında bölümlerini yeniden yaptırmak isteyenlere öncelikle  devredilir.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 21 – <strong>634 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</strong></span></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> &#8220;İmar  Kanunu hükümlerine göre ortaklaştırma halinde, ortaklaştırılan  gayrimenkuller arasında kat mülkiyetine tâbi gayrimenkul varsa ve  ortaklaştırma, 9/11/1985 tarihinden önce ise 6785 sayılı İmar Kanununun  46 ncı maddesi, bu tarihten sonra ise 3194 sayılı İmar Kanununun 16 ncı  maddesi gereğince ortaklığın giderilmesi hususunda bütün malikler  anlaştıkları takdirde, ortaklığın giderilmesi bu anlaşma hükümlerine  göre yapılır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Böyle  bir anlaşmaya varılamazsa, her gayrimenkulün ortaklaştırmadan önceki  geçer değerleri, birinci fıkrada sözü geçen madde hükümlerine göre  ortaklığı gidermekle görevli sulh mahkemesince ayrı ayrı takdir  edilerek, bunlara Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan üretici fiyat  endeksi uygulanmak suretiyle her bir gayrimenkulün hükme en yakın tarih  itibarıyla ulaştığı değerleri tespit edildikten sonra, bunlardan değeri  en fazla olan gayrimenkulün malikine, öteki gayrimenkulleri bu değerle  satın almasını teklife karar verilir ve bu teklif kabul edilip bedel  ödenince ortaklık giderilmiş olur.&#8221; </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 22 – <strong>634  sayılı Kanuna 65 inci maddeden sonra gelmek üzere &#8220;Toplu Yapılara  İlişkin Özel Hükümler&#8221; başlıklı &#8220;Dokuzuncu Bölüm&#8221; altında aşağıdaki  maddeler eklenmiş, mevcut 66 ve 67 nci maddeler, 75 ve 76 ncı maddeler  olarak teselsül ettirilmiştir.</strong></span></span></p>
<div>
<div><strong><span style="color:#000000;"><span>&#8220;DOKUZUNCU BÖLÜM</span></span></strong></div>
</div>
<div>
<div><strong><span style="color:#000000;"><span>Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler</span></span></strong></div>
</div>
<p><strong><span style="color:#000000;"><span> Kapsam</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  66 – Toplu yapı, bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir  onaylı yerleşim plânına göre yapılmış veya yapılacak, alt yapı  tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile  bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı  ifade eder.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Toplu  yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları  şarttır. Ancak bu parseller arasında kalan ve imar plânına göre yol,  meydan, yeşil alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu  şart aranmaz. Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının  veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınır. Ancak, toplu  yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde  toplu yapı hükümlerine tâbi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi  kurulamaz.</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları kat mülkiyetine çevrilebilir.</span></span></span></strong></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Ortak yerler </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  67 – Toplu yapı kapsamında olup, bütünüyle bu kapsamdaki bağımsız  bölümlerin ortak kullanma ve faydalanmasına tahsis edilmiş bulunan  parsellerin malik hanesine, tahsis edildikleri toplu yapı kapsamındaki  diğer parsellerin ada, parsel, blok ve bağımsız bölüm numaraları  gösterilmek suretiyle tapu siciline kaydedilir ve bu suretle tahsis  edildikleri parsellerde bulunan bağımsız bölümlerin ortak yeri olur.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Toplu  yapı kapsamında bulunan birden çok yapının ortak sosyal ve alt yapı  tesisleri bulundukları parsel veya yapıya bakılmaksızın, tahsis  edildikleri bağımsız bölümlerin ortak yeri sayılır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Vaziyet plân ve projeleri</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  68 – Toplu yapılarda; yapıların konumları, ortak nitelikteki yerler ve  tesisler, bunların kullanılış amaç ve şekilleri, toplu yapı kapsamındaki  parsel veya parsellerin tamamını kapsayacak şekilde, bir bütün olarak  ilgili makamlarca onaylanmış imar plânı hükümlerine uygun olarak  hazırlanmış vaziyet plânında ve projelerde belirtilir. </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Kamuya ayrılan yerlerin düzenlenmesi, işletilmesi ve bakımı, bu konuda  yetkili kamu kurumu ile mutabakat sağlanması hâlinde, kamunun  kullanımını kısıtlamamak şartıyla toplu yapı yönetimince üstlenilebilir.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Toplu  yapı uygulamasında, kat mülkiyetinin ve kat irtifakının tesisine,  aranacak belgelere, tapuda yapılacak işlemlere ilişkin hususlar,  Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle  düzenlenir.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Yönetim</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span> MADDE  69 – Toplu yapı kapsamında bulunan parsel ve parsellerdeki birden çok  bağımsız bölümü kapsayan ana yapıda ortak yerleri bulunan blok yapıların  her biri, kendi sorunlarına ve yalnız o bloğa ait ortak yerlere ilişkin  olarak, o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan blok kat  malikleri kurulunca yönetilir. </span></strong><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Bir  parselde blok niteliğinde olmayan yapılar varsa veya bu nitelikteki  yapılarla blok yapılar aynı parselde yer alıyorsa, kendi sorunlarına ve o  parsele ait ortak yerlere ilişkin olarak, o parselde bulunan bağımsız  bölüm maliklerinden oluşan kat malikleri kurulunca yönetilir.</span></span></span></strong><strong><span>Yönetim plânında blokların ve blok niteliğinde olmayan yapıların idare tarzı ayrıca belirtilir. </span></strong></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Bir  adada birden çok parsel yer alıyorsa, adayı oluşturan parsellere ait  ortak yerler, o adada bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan ada  kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici  hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Bu  yetki, yönetim plânında ada temsilciler kuruluna verilebilir. Yönetim  plânında başka türlü düzenlenmemişse, ada temsilciler kurulu, blok  yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok  yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm  maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Ada temsilciler kurulu  üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği dikkate  alınarak yönetim plânında belirtilir. Ada temsilciler kurulunda bu  yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız  bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler. </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Toplu  yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler, bu kapsamda yer alan  bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca  yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak  şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Bu yetki, yönetim  plânında toplu yapı temsilciler kuruluna verilebilir. Yönetim plânında  başka türlü düzenlenmemişse, toplu yapı temsilciler kurulu, blok  yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok  yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm  maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Toplu yapı temsilciler  kurulu üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği  dikkate alınarak yönetim plânında belirtilir. Toplu yapı temsilciler  kurulunda bu yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri  bağımsız bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler. </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Yönetim plânı ve değiştirilmesi</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span> MADDE  70 – Toplu yapı kapsamındaki yapı ve yerler için tamamını kapsayan bir  tek yönetim plânı düzenlenir. Yönetim plânı, toplu yapı kapsamındaki  bütün kat maliklerini bağlar</span></strong><strong><span>. </span></strong><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Yönetim  plânının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu  üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının beşte  dördünün oyu şarttır.</span></span></span></strong></span><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Geçici yönetimle ilgili yönetim plânı hükümleri, toplu yapı alanındaki  bağımsız bölüm maliklerinin beşte dördünün oylarıyla değiştirilebilir. </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Yönetici ve denetçi atama</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  71 – Yönetim plânında başka türlü düzenlenmedikçe, blok kat malikleri  kurulu blok için, blok niteliğinde olmayan yapıların yer aldığı  parseldeki kat malikleri kendilerine özgülenen ortak yer ve tesisler  için, toplu yapı temsilciler kurulu ise toplu yapı kapsamındaki bütün  ortak yapı, yer ve tesisler için yönetici ve denetçi atar. </span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Blok  yöneticisi ve denetçisi, bloktaki kat maliklerinin; blok niteliğinde  olmayan yapıların ortak yer ve tesisleri için yönetici ve denetçi, bu  yapılardaki kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğu  tarafından seçilir. Toplu yapı kapsamındaki bütün ortak yapı, yer ve  tesisler için yönetici ve denetçi ise, toplu yapı temsilciler kuruluna  katılan yönetici ve temsilcilerin, yönettikleri ve temsil ettikleri  bağımsız bölüm sayısının salt çoğunluğunun oyu ile atanır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Ortak giderlere katılma</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  72 – Toplu yapı kapsamındaki belli bir yapıya veya yapıların sadece  birkaçındaki kat maliklerinin ortak kullanım ve yararlanmasına tahsis  edilmiş ortak yer ve tesislere ilişkin ortak giderler, o yapılardaki kat  malikleri tarafından, bütün bağımsız bölümlerin ortak kullanım ve  yararlanmasına tahsis edilmiş tesis ve yerlere ilişkin ortak giderler  ise bütün kat malikleri tarafından karşılanır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Blok  kat malikleri, toplu yapı temsilcileri ve geçici yönetim kurulu  kararları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinin  birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılır.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Kat  malikleri, toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler  üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya bunların başka bir parselde  veya kamuya ait alanlarda bulunduğunu veya bağımsız bölümlerinin veya  kendilerinin durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç  bulunmadığını ileri sürmek suretiyle toplu yapı ortak gider payını ve  toplanacak avansı ödemekten kaçınamazlar.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Geçici yönetim</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  73 – Yönetim plânında toplu yapı temsilciler kurulu oluşuncaya kadar,  bu kurulun görevlerini üstlenmek, yetkilerini kullanmak ve kurulun  oluşması için gerekli girişim ve çağrılarda bulunmak üzere, bir geçici  yönetim kurulması öngörülebilir. Bu takdirde yönetim plânında geçici  yönetimin nasıl oluşacağına ve ne zamana kadar devam edeceğine ilişkin  hükümlere yer verilir. Geçici yönetim en geç toplu yapının bitimini  izleyen bir yıl sonrasına kadar devam edebilir. Bu süre, her halde toplu  yapı kapsamındaki ilk yapı ruhsatının alınmasından itibaren on yıl  geçmekle sona erer.</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> Uygulanacak diğer hükümler</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span> MADDE  74 – Bu bölümde öngörülen özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu  Kanunda yer alan bütün hükümler, toplu yapılar hakkında da aynen veya  kıyas yoluyla tatbik edilir.&#8221;</span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 23 – <strong>634 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span> &#8220;GEÇİCİ MADDE 1 </span></strong><strong><span>– </span></strong><strong><span style="text-decoration:underline;"><span><span style="font-size:small;">Bu  Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat irtifakı kurulmuş ve  üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış bulunan  anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç  iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Bu  anagayrimenkullerde yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren  tahakkuk eden vergi, resim ve harçlar kat mülkiyetine geçiş işlemleri  sırasında cezasız olarak tahsil edilir. Belirtilen süre içinde kat  irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat  mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların  tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine  yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat  irtifak hakkı sahiplerinden her birine, anagayrimenkul belediye  sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir  tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.&#8221;</span></span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 24 – <strong>634 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrası ile ek 3 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> GEÇİCİ MADDE 1 – <strong>Bu Kanun gereğince hazırlanması gereken yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde hazırlanır.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> GEÇİCİ MADDE 2 – <strong>13/4/1983  tarihli ve 2814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat  irtifakı kurulmuş binalarda yönetim plânı olmasa dahi 12 nci madde  hükümlerine göre kat mülkiyeti kurulur.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> GEÇİCİ MADDE 3 – <strong>Bu  Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulan toplu yapılara ait yönetim  plânları, yürürlük tarihinden itibaren en geç altı ay içinde bu Kanun  hükümlerine uyarlanır. Yönetim plânında bu yönde değişiklik yapılması  için mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu yeterlidir. Mevcut  toplu yapı yönetimleri, yönetim plânı değişip buna göre yönetici  seçilene kadar geçici yönetim olarak görevini sürdürür. Toplu yapı  yöneticisi seçimi, en geç yönetim plânının değişimini takip eden üç ay  içinde yapılır.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 25 – <strong>Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span> MADDE 26 – <strong>Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</strong></span></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/458/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=458&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/esya-hukuku-ders-notlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İdare Hukuku Adli İdari Hakimlik-Sayıştay Ve Kpss Sınavlarında Çıkmış Sorular Ve Cevapları</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/idare-hukuku-adli-idari-hakimlik-sayistay-ve-kpss-sinavlarinda-cikmis-sorular-ve-cevaplari/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/idare-hukuku-adli-idari-hakimlik-sayistay-ve-kpss-sinavlarinda-cikmis-sorular-ve-cevaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 16:30:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[2005-2009 YILLARI ARASINDA ADLİ İDARİ HAKİMLİK VE SAYIŞTAY-KPSS SINAVLARINDA ÇIKMIŞ OLAN İDARE HUKUKU SORULARI VE CEVAPLARI ( ÖSYM SİTESİNDEN DERLENMİŞTİR )<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=456&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5><span style="color:#0000ff;"><span style="text-decoration:underline;">2005-2009 YILLARI ARASINDA ADLİ İDARİ HAKİMLİK VE SAYIŞTAY-KPSS  SINAVLARINDA ÇIKMIŞ OLAN İDARE HUKUKU SORULARI VE CEVAPLARI ( ÖSYM  SİTESİNDEN DERLENMİŞTİR )</span></span></h5>
<p>İDARE HUKUKU<br />
ÇIKMIŞ SINAV SORU ve CEVAPLARI<br />
( ADLİ-İDARİ HAKİMLİK/ KAYMAKAMLIK / SAYIŞTAY SINAV SORULARI )</p>
<p>1. Aşağıdakilerden hangisi İl Özel İdaresi Kanunu’na göre, il özel idarelerinin özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Vali, il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir.<br />
B) İl özel idaresinin bütçesi İçişleri Bakanının ona-masına tabidir.<br />
C) İl genel meclisi 5 yıl için seçilen üyelerden oluşur.<br />
D) İl genel meclisi üyeleri, il özel idaresine ait işlerle ilgili konuların meclis gündemine alınmasını öne-rebilirler.<br />
E) İl encümenine vali başkanlık eder. <span id="more-456"></span></p>
<p>2. Aşağıdakilerden hangisi, sermayesinin tamamı bir kamu iktisadi kuruluşuna ait işletme türlerin-den biridir?<br />
A) Bağlı ortaklık<br />
B) Kamu iştiraki<br />
C) İktisadi kamu teşekkülü<br />
D) Bağımsız idari kurum<br />
E) Müessese</p>
<p>3. Aşağıdakilerden hangisi kamu tüzel kişilerinden biri değildir?<br />
A) Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Piyasa-sı Düzenleme Kurumu<br />
B) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu<br />
C) Emniyet Genel Müdürlüğü<br />
D) K vakfı tarafından kurulmuş ve T.C. kanunlarına uygun olarak faaliyet göstermekte olan vakıf üni-versitesi<br />
E) Türkiye İstatistik Kurumu</p>
<p>4. Aşağıdakilerden hangisi idarenin düzenleyici iş-lemlerinden biri değildir?<br />
A) Belediye tarafından yapılan ihale şartnamesi<br />
B) Belediye tarafından yapılacak bir kamulaştırma öncesinde alınan kamu yararı kararı<br />
C) Belediye tarafından yapılan nâzım imar planı<br />
D) Vali tarafından çıkarılan ve ildeki kesimlik hay-van satış yerlerinin belirlenmesine ilişkin genel emir<br />
E) Vali tarafından çıkarılan ve il merkezindeki okul servislerinin güzergâhını belirten genel emir</p>
<p>5. Kesinleşen belediye meclisi kararlarının yürürlü-ğe girebilmesi için aşağıdakilerden hangisi gerek-lidir?<br />
A) 10 gün geçmesi<br />
B) 10 gün içinde mahallin en büyük mülki idare ami-ri tarafından onanması<br />
C) 5 gün içinde büyükşehir belediye başkanına gön-derilmesi<br />
D) 7 gün içinde uygun araçlarla halka duyurulması<br />
E) 7 gün içinde mahallin en büyük mülki idare amiri-ne gönderilmesi</p>
<p>6. Belediyelerle ilgili mevzuata göre, aşağıdaki ifa-delerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Belediye meclisine ve belediye encümenine be-lediye başkanı başkanlık eder.<br />
B) Belediye meclisinin kararları, valinin onayıyla ke-sinleşir.<br />
C) Belediye başkanı, belediye meclisinin kesinleşen kararları aleyhine idari yargıya başvurabilir.<br />
D) Belediye başkanının başkanlıktan düşmesi konu-sunda nihai kararı Danıştay verir.<br />
E) Belediye meclisi, belediye başkanı hakkında ye-tersizlik kararı verebilir.</p>
<p>7. Aşağıdakilerden hangisi yerinden yönetim kuru-luşlarının özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları<br />
B) Merkezi idareden izin almadan taşınmaz mal edinebilmeleri<br />
C) Yönetmelik çıkarabilmeleri<br />
D) Görev alanlarıyla ilgili tüzük çıkarabilmeleri<br />
E) Üzerlerinde vesayet denetimi uygulanması</p>
<p>[FONT='Arial-BoldMT','sans-serif']<br />
8. A Belediyesi, B Üniversitesine ait taşınmaz mala gereksinim  duyduğundan ödeyeceği bedeli de belirtmek suretiyle bu taşınmaz malın  kendisine devredilmesini talep etmiş, ancak bu talebi reddedilmiştir. Bu  durumda, A Belediyesi aşağıdakilerden hangisine başvurarak adı geçen  taşınmaz malın kendisine devredilmesine karar verilmesini isteyebilir?<br />
A) Danıştaya<br />
B) Yerel idare mahkemesine<br />
C) Yerel asliye hukuk mahkemesine<br />
D) Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Genel Müdürlüğüne<br />
E) Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüne</p>
<p>9. Aşağıdakilerden hangisi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz  malın idare adına tescili istemiyle açılacak davadan önce, diğerlerine  göre en son yapılmalıdır?<br />
A) Kamu yararı kararının alınması<br />
B) Satın alma usulünün denenmesi<br />
C) Kamulaştırma bedeli için yeterli ödeneğin temin edilmesi<br />
D) Kamulaştırılacak taşınmaz malın maliki ya da zilyedinin belirlenmesi<br />
E) Kamulaştırılacak taşınmaz malın sınırlarını ve cinsini gösterir ölçekli plan ve krokisinin yapılması</p>
<p>10. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre, il genel meclisi  tarafından alınan kararların tam metni valiye en geç kaç gün içinde  gönderilir?<br />
A) 5 B) 8 C) 10 D) 15 E) 30</p>
<p>11. Aşağıdaki mahkûmiyetlerden hangisi Devlet memuru olmaya engel değildir?<br />
A) Hırsızlık suçundan dolayı 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyet<br />
B) Kasten işlenen bir suçtan dolayı 7 ay hapis cezası ile mahkûmiyet<br />
C) Taksirle işlenen bir suçtan dolayı 9 ay hapis cezası ile mahkûmiyet<br />
D) Dolanlı iflas suçundan dolayı 1 ay hapis cezası ile mahkûmiyet<br />
E) İnancı kötüye kullanma suçundan affa uğramış mahkûmiyet</p>
<p>12. Aşağıdakilerden hangisi gelir, gider ve malları yönünden Sayıştay denetimine tabi değildir?<br />
A) Ankara Üniversitesi<br />
B) Telekomünikasyon Kurumu<br />
C) Sermaye Piyasası Kurulu<br />
D) TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü<br />
E) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü</p>
<p>13. Devletin özel mallarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Bu malların da haczedilmeleri mümkün değildir.<br />
B) Devlet kamu hukuku işlemleriyle de özel mal edinebilir.<br />
C) Devlet özel mallarını istediği gibi satabilir.<br />
D) Bu mallar dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıklar genellikle adli yargıda çözümlenir.<br />
E) Bu mallar, kamu yararından çok gelir getirme amacını taşır.</p>
<p>14. Aşağıdakilerden hangisi idari kolluğun görevlerinden biri değildir?<br />
A) Bireylerin toz, gürültü, duman, pislik gibi düzensizliklerden uzak tutulması<br />
B) Her türlü yiyecek ve içecek maddelerinin denetimi<br />
C) Binaların yanma ve yıkılmasına karşı önlemlerin alınması<br />
D) Her bir bireyin hastalıklardan arındırılması ve kurtarılması<br />
E) Konut dokunulmazlığının sağlanması</p>
<p>15. Aşağıdakilerden hangisi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda öngörülen ihale usullerinden biridir?<br />
A) Kapalı ihale usulü<br />
B) Açık ihale usulü<br />
C) Açık arttırma usulü<br />
D) Doğrudan arttırma usulü<br />
E) Doğrudan teklif usulü</p>
<p>16. Aşağıda yer alan kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden hangisi, ilk kez<br />
13.08.1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun ile Anayasa’da yapılan değişiklik ile öngörülmüştür?<br />
A) Kamu hizmetlerinin Yap-İşlet usulüyle gördürülmesi<br />
B) Kamu hizmetlerinin imtiyaz usulüyle gördürülmesi<br />
C) Kamu hizmetlerinin ruhsat usulüyle gördürülmesi<br />
D) Kamu hizmetlerinin özel hukuk sözleşmeleriyle gördürülmesi<br />
E) Kamu hizmetlerinin Yap-İşlet-Devret usulüyle gördürülmesi</p>
<p>17. Aşağıdakilerden hangisi 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu  Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’a göre, büyükşehir belediyesi  sınırları içindeki bir ilçe belediye meclisi üyesi hakkında soruşturma  izni vermeye yetkilidir?<br />
A) Vali<br />
B) İçişleri Bakanı<br />
C) İlçe belediye başkanı<br />
D) Büyükşehir belediye başkanı<br />
E) Yüksek Seçim Kurulu Başkanı</p>
<p>[FONT='Arial-BoldMT','sans-serif']<br />
18. Aşağıdakilerden hangisi, bir davaya konu olduğunda idari yargının görev alanına girmez?<br />
A) TCDD Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki arsada bulunan su kuyusuna düşülmesi nedeniyle uğranılan zararın karşılanması talebi<br />
B) İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Yönetim Kurulunca verilen karara  itiraz edilmesi üzerine Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tesis edilen  işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası<br />
C) Malikin, Ankara Cebeci’de bulunan kendisine ait yapının  kamulaştırılmasına ilişkin belediye encümeni kararının hukuka aykırı  olduğu iddiası<br />
D) Bolu Valiliğine ait bir taşıt aracının bir görev nedeniyle trafikte  seyri esnasında sebep olduğu kazadan doğan zararın karşılanması talebi<br />
E) Bir vakıf üniversitesinde öğrenci olan ilgilinin fakültesi tarafından  verilen ve okuldan 6 ay uzaklaştırılmayı içeren disiplin cezasının  kaldırılması talebi</p>
<p>19. Aşağıdaki idari işlemlerin hangisine karşı açılan bir iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesidir?<br />
A) Adalet Bakanlığı Müsteşarının görevden alınmasına ilişkin kararname<br />
B) Rekabet Kurulunun verdiği idari para cezası<br />
C) Kamu İhale Kurulunun verdiği itirazen şikâyet başvurusunun reddi kararı<br />
D) Türkiye Barolar Birliğinin çıkardığı ve üyelerine ilişkin olan Disiplin Yönetmeliği<br />
E) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı</p>
<p>20. Aşağıdaki işlemlerden hangisinin geri alınması hukuka uygundur?<br />
A) 8. derecede olan Memur A’ya 7. derece maaşı ödenmesine ilişkin ikibuçuk ay önce yapılan işlem<br />
B) B’ye mevzuata aykırı olarak yurt dışına çıkış yasağı konulmasına ilişkin 15 yıl önce yapılmış işlem<br />
C) B’ye mevzuata uygun olarak yurt dışına çıkış yasağı konulmasına ilişkin 1 ay önce yapılmış işlem<br />
D) Aynı idare içindeki başka bir daire başkanının yetkili olması nedeniyle hukuka aykırı olan ve 15<br />
yıl önce yapılmış bir ruhsat verme işlemi<br />
E) Verildiği tarihteki mevzuata uygun olmakla birlikte sonradan değişen mevzuata aykırı hâle gelmiş<br />
ve 15 yıl önce verilmiş bir otel açma ruhsatı</p>
<p>21. Müşterek kararname idari işlem kuramı açısından ne tür bir işlemdir?<br />
A) Karma<br />
B) Kolektif<br />
C) Düzenleyici<br />
D) Birleşme<br />
E) Basit</p>
<p>22. Sayıştayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Sayıştay, 1982 Anayasası’nda yargı bölümünde düzenlenmiştir.<br />
B) Sayıştay, 1982 Anayasası’nda yüksek mahkemeler arasında düzenlenmemiştir.<br />
C) Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile  Sayıştay arasındaki uyuşmazlıklarda Sayıştay kararı esas alınır.<br />
D) Sayıştayın kesin hüküm niteliğindeki kararları aleyhine başka bir idari yargı merciine başvurulamaz.<br />
E) Sayıştay, merkezî yönetimle birlikte mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin de denetimini yapar.<br />
23.<br />
I. Danıştay<br />
II. Yargıtay<br />
III. Milli Güvenlik Kurulu<br />
IV. Sayıştay<br />
V. Üniversiteler<br />
Yukarıdakilerden hangileri Devletin merkez örgütüne yardımcı kuruluşlarından değildir?<br />
A) I ve II B) I ve IV C) II ve IV<br />
D) II ve V E) III ve V</p>
<p>24. İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, idari yargılama usulünün özellikleriyle ilgili aşağıdaki<br />
ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) İdari yargıda yazılı yargılama usulü uygulanır.<br />
B) Hâkim tarafların getirdiği kanıtlarla bağlıdır.<br />
C) İdari davalarda davalı kural olarak idaredir.<br />
D) Hâkim gerekli gördüğünde keşif yapılmasına karar verebilir.<br />
E) Davadan feragate ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri idari yargıda da uygulanır.<br />
25. Aşağıdaki davalardan hangisi idari yargının görev alanı içindedir?<br />
A) Tapu sicillerinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan davalar<br />
B) Yap-işlet-devret niteliğindeki sözleşmelerden doğan davalar<br />
C) İdari hizmet sözleşmelerinden doğan davalar<br />
D) Kadastro Kanunu’nun uygulanmasından doğan davalar<br />
E) Kamu ihale sözleşmelerinden doğan davalar</p>
<p>26. 1982 Anayasası’na göre, Bakanlar Kurulu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) TBMM dışından atanan bakanlar doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanır.<br />
B) TBMM dışından atanan bakanlar yasama dokunulmazlığı ve yasama sorumluluğu ayrıcalıklarından<br />
faydalanır.<br />
C) TBMM dışından atanan bakanların göreve başlarken and içmeleri gerekmez.<br />
D) TBMM dışından atanan bakanlar, atamaları TBMM tarafından onanmadıkça göreve başlayamazlar.<br />
E) TBMM dışından atanan bakanların görevine son verme yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanına<br />
aittir.</p>
<p>27.<br />
I. Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ve sosyal güvenlik kurumlarının<br />
bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler.<br />
II. Sayıştay, mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimini yapar ve kesin hükme bağlar.<br />
III. Vergi ve benzeri mali yükümlülükler hakkında Danıştay ve Sayıştay  kararları arasında bir uyuşmazlık çıktığı hallerde, Sayıştay kararları  esas alınır.<br />
IV. Sayıştayın sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlayan kararlarına karşı ilgililer,<br />
kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde bir kereye  mahsus olmak üzere Sayıştaya başvurarak karar düzeltmesi isteminde  bulunabilir.<br />
V. Türk Silahlı Kuvvetlerinin elinde bulunan Devlet mallarının TBMM  adına denetlenmesi Sayıştayın görevi kapsamı dışında kalır ve denetim,  Milli Savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik esaslarına uygun  olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından yapılır. 1982  Anayasası’na göre, Sayıştay ile ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri  doğrudur?<br />
A) I, II ve IV B) I, III ve IV C) I, IV ve V D) II, III ve IV E) II, IV ve V</p>
<p>28. Anayasa Mahkemesi, bir mahkemeden bir kanun hükmüne karşı gelen  iptal istemini işin esasına girerek reddederse; ret kararının Resmi  Gazete’de yayımlanmasından başlayarak ne kadar süre geçmeden aynı kanun  hükmünü bir mahkeme iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine gönderemez?<br />
A) 5 ay B) 6 ay C) 1 yıl D) 5 yıl E) 10 yıl</p>
<p>29. İdarenin aşağıdaki yetkilerinden hangisi, istisnai bir yetki olup, kanunda açıkça öngörülmedikçe<br />
idare tarafından kullanılamaz?<br />
A) Hiyerarşi<br />
B) Düzenleme<br />
C) Vesayet<br />
D) İcrai karar alma<br />
E) İdari işlemi geri alma</p>
<p>30. Tüzükler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) İdarenin düzenleyici işlemlerindendir.<br />
B) Bakanlar Kurulu tarafından yapılabilir.<br />
C) Bazı tüzüklerin Resmi Gazete’de yayımlanması zorunlu değildir.<br />
D) Kanunlar gibi yayımlanır.<br />
E) Cumhurbaşkanınca imzalanması gerekir.</p>
<p>31. Aşağıdakilerden hangisi genel idari yargının görev alanı içindedir?<br />
A) Seçimlerle ilgili uyuşmazlıklar<br />
B) Askeri hizmete ilişkin ve asker kişileri ilgilendiren idari uyuşmazlıklar<br />
C) Jandarma Genel Komutanlığının kolluk alanındaki faaliyetine ilişkin uyuşmazlıklar<br />
D) İdarede yer alan sayman hesaplarının yargılanmasından doğan uyuşmazlıklar<br />
E) İdari ve askeri yargı yerleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıkları</p>
<p>32. Aşağıdaki işlemlerden hangisinden doğacak uyuşmazlık, Danıştayın ilk  derece mahkemesi olarak bakacağı davalardan biri değildir?<br />
A) Denizcilik Müsteşarının görevden alınmasına ilişkin müşterek kararname<br />
B) Milli Eğitim Bakanlığının, ilköğretim kurumlarındaki ders saatlerine ilişkin yayınladığı yönetmelik<br />
C) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, üyelik esaslarına ilişkin yayınladığı yönetmelik<br />
D) Bakanlar Kurulunun işçi sağlığına ilişkin olarak aldığı karar<br />
E) Yükseköğretim Kurulunun bir rektör hakkında verdiği disiplin kararı.</p>
<p>33. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istemiyle yerel asliye hukuk<br />
mahkemesine başvurulmadan önce aşağıdakilerden hangisi diğerlerine göre en son yapılmalıdır?<br />
A) Kamulaştırma kararının alınması<br />
B) Kamu yararı kararının alınması<br />
C) Kamulaştırılacak taşınmazın belirlenmesi<br />
D) Satın alma usulünün uygulanmasının denenmesi<br />
E) Kamulaştırma bedeli için yeterli ödeneğin temin edilmesi</p>
<p>34. Görevden uzaklaştırma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Görevden uzaklaştırma, hakkında hem disiplin soruşturması hem de ceza kovuşturması açılan<br />
memur için uygulanabilir.<br />
B) Görevden uzaklaştırılan memurun kadrosu ile ilişiği kesilmez.<br />
C) Görevden uzaklaştırmaya bakanlık veya genel müdürlük müfettişleri de yetkilidir.<br />
D) Görevden uzaklaştırma kararının kaldırılması üzerine, memurun hem kademe ilerlemesi hem<br />
de derece yükselmesi yapılır.<br />
E) Görevden uzaklaştırılan memura aylığı ödenmez.</p>
<p>35. Aşağıdakilerden hangisinin kamu tüzel kişiliği vardır?<br />
A) Diyanet İşleri Başkanlığı<br />
B) Ticaret ve sanayi odaları<br />
C) Devlet Denetleme Kurulu<br />
D) İl genel idareleri<br />
E) Bakanlıklar</p>
<p>36. Dilekçe hakkının kullanılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Karşılıklılık ilkesi gözetilmişse, Türkiye’de ikametleri olmasa dahi yabancılar da bu haktan yararlanır.<br />
B) Anayasa’da tüzel kişilerin de bu haktan yararlanması açıkça öngörülmemiştir.<br />
C) Vatandaşlar, kendileriyle ilgili olmayıp geneli ilgilendiren hususlardaki şikâyetler için dilekçe hakkını kullanamazlar.<br />
D) Anayasa’nın dilekçe hakkını düzenleyen hükmünde sadece TBMM önünde bu hakkın kullanımı<br />
düzenlenmiştir.<br />
E) Bu hakkın kullanımı kapsamındaki başvuruya mutlaka yanıt verme zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>
<p>37. Genelkurmay Başkanı nasıl ve kim tarafından atanır?<br />
A) Doğrudan Bakanlar Kurulunca<br />
B) Doğrudan Cumhurbaşkanınca<br />
C) Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca<br />
D) Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca<br />
E) Milli Güvenlik Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca</p>
<p>38. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca  anılan Kanun hükümlerine göre idari para cezasına karar vermeye  Cumhuriyet savcısı yetkili olup, bu kararlara karşı 5326 sayılı  Kabahatler Kanunu hükümlerine göre itiraz olunabilir. Buna göre,  aşağıdakilerin hangisinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na  göre, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir idari para cezasına  karşı yapılacak itiraz başvurusunun süresi ve mercii doğru olarak  verilmiştir?<br />
A) 15 gün – sulh ceza mahkemesi<br />
B) 1 ay – sulh hukuk mahkemesi<br />
C) 10 gün – ağır ceza mahkemesi<br />
D) 60 gün – idare mahkemesi<br />
E) 15 gün – bölge idare mahkemesi</p>
<p>39. İmtiyaz sözleşmeleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) İmtiyaz sözleşmelerinde sözleşmenin tarafı olan idareye bazı üstün yetki ve ayrıcalıklar tanınmıştır.<br />
B) İmtiyaz sözleşmeleri hakkında Danıştayın düşüncesinin alınması zorunludur.<br />
C) Tahkim şartı içeren imtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olmayıp özel hukuk sözleşmeleridir.<br />
D) İmtiyaz sözleşmeleri aracılığıyla bir hizmetin özel kişilere gördürülmesi yönteminin uygulandığı<br />
alanlardan biri telekomünikasyon hizmetleridir.<br />
E) Tahkim şartı öngörülmeyen imtiyaz sözleşmelerinde sözleşmenin  tarafları arasında doğan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargı yerleri  görevlidir.</p>
<p>40. Aşağıdakilerden hangisi idarenin kolluk işlemleri türlerinden biridir?<br />
A) İltizam B) Müşterek emanet C) İzin (ruhsat) D) İmtiyaz E) Emanet</p>
<p>41. Aşağıdakilerden hangisi olağanüstü hâl ilanını gerektiren nedenler arasında yer almaz?<br />
A) Tabii afet<br />
B) Ağır ekonomik bunalım<br />
C) Tehlikeli salgın hastalıklar<br />
D) Savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi<br />
E) Şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması</p>
<p>42. Aşağıdakilerden hangisi idarenin kusura dayanmayan mali sorumluluğuna göre tazmin edilebilir<br />
zararlar arasında yer almaz?<br />
A) İdarenin niteliği gereği tehlikeli bir aracı kullanarak verdiği zarar<br />
B) Doğalgaz iletim hattındaki bir sızıntı nedeniyle oluşan zarar<br />
C) İdare tarafından yürütülen bir hizmetin geç işlemesi nedeniyle uğranılan zarar<br />
D) Terör eylemlerinin yoğun olduğu bir bölgede kamu düzenini bozmaya yönelik terör olayları dolayısıyla uğranılan zarar<br />
E) Tüm toplumun yararlanacağı bir hizmet dolayısıyla belirli bir kişinin katlanmak zorunda kaldığı zarar<br />
43. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri aşağıdakilerden hangisi tarafından seçilir?<br />
A) Bakanlar Kurulu<br />
B) Cumhurbaşkanı<br />
C) Danıştay<br />
D) Başbakan<br />
E) TBMM<br />
44. Yetki genişliği ilkesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Yetki genişliği il özel idaresi ve belediyelerin yönetiminde uygulanan bir ilkedir.<br />
B) Yetki genişliği ile yerinden yönetim birimlerinin özerk karar alma yetkisi bir ölçüde genişletilmektedir.<br />
C) Yetki genişliğinde yetkiyi kullanan idari birim, merkezî yönetimin idari vesayet denetimine tabidir.<br />
D) Yetki genişliği ilkesinde yetki devrinden farklı olarak ilgili idari  birim kendisine devredilen yetkileri belirli bir süre ile sınırlı olarak  kullanabilir.<br />
E) Yetki genişliğinde, yetki merkez adına ve millî bir kamu hizmetinin yürütülmesi için kullanılmaktadır.</p>
<p>45.<br />
I. Üniversite – Fakülte<br />
II. Adalet Bakanlığı – Türkiye Barolar Birliği<br />
III. Başbakanlık – Diyanet İşleri Başkanlığı<br />
IV. İçişleri Bakanlığı – Belediye<br />
Yukarıdakilerden hangileri aralarındaki idari denetim<br />
ilişkisi hiyerarşi ilişkisi niteliğinde olamaz?<br />
A) Yalnıza IV B) I ve III C) I ve IV D) II ve IV E) II, III ve IV</p>
<p>46. Aşağıdakilerden hangisi devlet tüzel kişiliği içerisinde yer almaz?<br />
A) T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü<br />
B) Devlet Planlama Teşkilatı<br />
C) Kamu Görevlileri Etik Kurulu<br />
D) Emniyet Genel Müdürlüğü<br />
E) Dış Ticaret Müsteşarlığı</p>
<p>47. Aşağıdakilerden hangisi idare hukukunun kaynaklarından biri değildir?<br />
A) Tüzük<br />
B) Örf ve adet<br />
C) İdari teamül<br />
D) Uluslararası antlaşma<br />
E) Kanun hükmünde kararname</p>
<p>48. Disiplin cezalarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) 1982 Anayasası’na göre, öğrencilere verilen uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine tabi<br />
değildir.<br />
B) Disiplin cezalarının yargısal denetimi ceza mahkemelerinde değil, idari yargı yerlerinde yapılır.<br />
C) Cezaya konu eylemin o kamu görevlisi tarafından işlendiğinin çok açık olması hâlinde savunma<br />
alınması zorunlu değildir.<br />
D) 1982 Anayasası’na göre, kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama  cezalarının yargı denetimine tabi kılınması mümkün değildir.<br />
E) Bir fiil hakkında aynı zamanda hem ceza mahkemesinde dava ve hem de disiplin soruşturması<br />
açılmışsa ceza davası sonuçlanmadan hiçbir şekilde disiplin cezası verilemez.</p>
<p>49. Konya’da ikamet etmekte olup geçici görevlendirme ile Erzurum Devlet  Hastanesinde doktor olarak görev yapmakta olan A, Sağlık Bakanlığı  işlemi ile Kayseri’ye nakledilerek göreve başlamış ve 10 gün sonra aynı  Bakanlığın ikinci bir işlemi ile resen emekli edilmiştir. Buna göre,  A’nın resen emekli edilme işlemine karşı açacağı iptal davasında yetkili  mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Ankara İdare Mahkemesi<br />
B) Konya İdare Mahkemesi<br />
C) Kayseri İdare Mahkemesi<br />
D) Erzurum İdare Mahkemesi<br />
E) Ankara Bölge İdare Mahkemesi</p>
<p>50. Danıştay dava dairelerinin işlerinde birbirine göre nispetsizlik  görüldüğü takdirde, bir dairenin görevine giren işlerden bir bölümünün  diğer dava dairelerine verilebilmesi hususunda yetkili olan kurul  aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Bakanlar Kurulu<br />
B) Danıştay Genel Kurulu<br />
C) Danıştay Başkanlık Kurulu<br />
D) Danıştay İdari İşler Kurulu<br />
E) Danıştay Dava Daireleri Kurulu</p>
<p>51. Aşağıdakilerden hangisi, idari yargıda Hukuk Usulü Muhakemeleri  Kanunu hükümlerinin uygulanabileceği konulardan biri değildir?<br />
A) Keşif B) Hâkimin reddi C) Ehliyet D) İhtiyati tedbir E) Bilirkişi</p>
<p>52. Yürütmenin durdurulmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açılması dava edilen işlemin yürütülmesini durdurmaz.<br />
B) Bir davada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, dava  konusu idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız  zararların doğması veya idari işlemin açıkça hukuka<br />
aykırı olması şartlarından birinin gerçekleşmesi gerekir.<br />
C) İdare mahkemesinde açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması da istenmişse duruşma<br />
yapılarak karar verilmesi zorunludur.<br />
D) Temyiz ya da itiraz incelemesi sonucunda bozulan ilk derece mahkemesi  kararının yürütülmesinin durması için, bu hususun bozma kararında  açıkça öngörülmesi gerekir.<br />
E) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda temyiz ya da itiraz aşamasında verilen yürütmenin<br />
durdurulması kararlarına karşı da bir başvuru yolu öngörülmüştür.</p>
<p>53. Aşağıdaki başvurulardan hangisi, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur?<br />
A) Üst makama yeni bir işlem tesis edilmesi istemiyle yapılan başvuru<br />
B) Üst makama idari işlemin gerekçesinin bildirilmesi istemiyle yapılan başvuru<br />
C) TBMM Dilekçe Komisyonuna idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvuru<br />
D) Cumhurbaşkanlığı makamına idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla ve bu nedenle kaldırılması istemiyle yapılan başvuru<br />
E) İdari vesayet makamına idari işlemin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvuru</p>
<p>54. Aşağıdakilerden hangisi ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine girer?<br />
A) Bakanlık genel müdürleri ile ilgili müşterek kararnamelere karşı açılan davalar<br />
B) Bakanlık müsteşar yardımcıları ile ilgili müşterek kararnamelere karşı açılan davalar<br />
C) Başbakanca alınan kararlara karşı açılan davalar<br />
D) Birden çok idare ya da vergi mahkemesinin yetki alanına giren davalar<br />
E) Yabancı ülkelerde görevli Türk makamları tarafından alınan kararlara karşı açılan davalar</p>
<p>55. Aşağıdakilerden hangisine karşı Anayasa ile doğrudan doğruya yargı yolu kapatılmamıştır?<br />
A) Yüksek Askerî Şura kararlarına<br />
B) Sıkıyönetim komutanlarının işlemlerine<br />
C) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına<br />
D) Sayıştayın, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlayan kararlarına<br />
E) Olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerine</p>
<p>56. Aşağıdakilerin hangisinde verilenler arasında ortaya çıkacak görev  uyuşmazlıklarının çözümlenmesi Uyuşmazlık Mahkemesinin görevine girmez?<br />
A) Askerî Yüksek İdare Mahkemesi – Danıştay<br />
B) Askerî Yüksek İdare Mahkemesi – idare mahkemesi<br />
C) Askerî Yüksek İdare Mahkemesi – asliye hukuk mahkemesi<br />
D) İdare mahkemesi – vergi mahkemesi<br />
E) İdare mahkemesi – asliye hukuk mahkemesi</p>
<p>57. İdare hâkimi aşağıdaki davalardan hangisine bakmaktan yasaklıdır?<br />
A) İki taraftan birine yol gösterdiği davalara<br />
B) Dördüncü dereceye kadar civar hısımlarına ait davalara<br />
C) Genel olarak tarafsızlığından kuşku duyulan davalara<br />
D) Aralarında evlilik ilişkisi kalmasa dahi karısına ait davalara<br />
E) Bilirkişi olarak dinlendiği davalara</p>
<p>58. Aşağıdakilerden hangisi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda  belirtilmiş olan ilke, kural ya da usullerden biri değildir?<br />
A) Yazılı yargılama usulü<br />
B) İncelemenin evrak üzerinden yapılması<br />
C) İdari yargı yerlerinin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapmaları<br />
D) Duruşmalı işlerde kararın duruşma yapıldıktan sonra en geç 15 gün içinde verilmesi<br />
E) İdari yargılamanın basit ve az masraflı olması</p>
<p>59. İdari yargı yerleri, dava dilekçesi üzerinde yapacakları ilk  incelemede aşağıdakilerden hangisini diğerlerine göre daha önce  incelerler?<br />
A) Ehliyet<br />
B) Süre aşımı<br />
C) Görev ve yetki<br />
D) İdari merci tecavüzü<br />
E) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem</p>
<p>60. Aşağıdakilerden hangisi düzenleyici ve denetleyici kurumlar arasında yer almaz?<br />
A) Rekabet Kurumu<br />
B) Kamu İhale Kurumu<br />
C) Sermaye Piyasası Kurulu<br />
D) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu<br />
E) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu</p>
<p>61. Aşağıdakilerden hangisi Danıştay idari dairesinin görevlerinden biri değildir?<br />
A) Tüzük tasarılarını incelemek<br />
B) Başbakanlık ya da Bakanlar Kurulu tarafından gönderilen kanun tasarı ve teklifleri hakkında<br />
görüş bildirmek<br />
C) Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen işler hakkında görüş bildirmek<br />
D) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşme tasarıları hakkında görüş bildirmek<br />
E) Belediyeler ve il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmelerine<br />
ilişkin istemleri karara bağlamak</p>
<p>62. Aşağıdakilerden hangisinin kamu tüzel kişiliği vardır?<br />
A) Jandarma Genel Komutanlığı<br />
B) Hazine Müsteşarlığı<br />
C) Genelkurmay Başkanlığı<br />
D) Milli Güvenlik Kurulu<br />
E) Kamu niteliğindeki meslek kuruluşları</p>
<p>63. Aşağıdakilerden hangisi Milli Güvenlik Kurulunun üyelerinden biri değildir?<br />
A) Adalet Bakanı<br />
B) Dışişleri Bakanı<br />
C) Başbakan yardımcıları<br />
D) Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri<br />
E) Jandarma Genel Komutanı</p>
<p>64. Aşağıdakilerden hangisi il idare kurulunun sürekli üyelerinden biri değildir?<br />
A) Hukuk işleri müdürü B) Defterdar C) Emniyet müdürü D) İl millî eğitim müdürü<br />
E) İl tarım müdürü</p>
<p>65. Valiye tanınmış bulunan aşağıdaki görev ve yetkilerden hangisi kaymakama da tanınmıştır?<br />
A) Kanun, tüzük, yönetmelik ve hükûmet kararlarının yüklediği ödevleri yerine getirmek için genel<br />
emirler çıkarmak<br />
B) Yabancı ülke konsolosları ve komşu ülkelerin sınır makamları ile ilişkide bulunmak<br />
C) Kolluk kuvvetleri ile bastırılamayacak olağanüstü ve ani olayların cereyan etmesi hâlinde en yakın<br />
askerî birlik komutanından yardım istemek<br />
D) Kanun, tüzük, yönetmelik ve hükûmet kararlarının neşir ve ilanını, uygulanmasını sağlamak<br />
E) Devlet tüzel kişiliğini temsil etmek</p>
<p>66. Sayıştayın aşağıdaki görevlerinden hangisi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kaldırılmıştır?<br />
A) Vize<br />
B) Mali konularla ilgili yönetmelikler hakkında görüş<br />
bildirme<br />
C) Yaptığı incelemeler sonucunda ortaya çıkan aykırılık ve usulsüzlükleri TBMM’ye bildirme<br />
D) Kendine gönderilen kanun tasarı ve teklifleri hakkında görüş bildirme<br />
E) Genel uygunluk bildirimini TBMM’ye sunma</p>
<p>67. Aşağıdakilerden hangisi Devlet Denetleme Kurulunun görev alanına girmez?<br />
A) İşçi sendikaları<br />
B) Kamuya yararlı dernekler<br />
C) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları<br />
D) Bir iktisadi devlet teşekkülünün sermayesinin yüzde yirmibeşine sahip olduğu anonim şirket<br />
E) Sermayesinin yarısından fazlasına kamu kurum ve kuruluşlarının katıldığı bir kuruluş</p>
<p>68. İdarenin kuruluşuna ve görevlerine ilişkin aşağıdaki ilkelerden hangisi 1982 Anayasası’nda yer almaz?<br />
A) İllerin idaresi yetki genişliğine dayanır.<br />
B) İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür.<br />
C) Bölgelerin idaresi yetki genişliğine dayanır.<br />
D) Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.<br />
E) İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim veya yerinden yönetim esaslarına dayanır.</p>
<p>69. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanını aşağıdakilerden hangisi seçer?<br />
A) Cumhurbaşkanı<br />
B) Adalet Bakanı<br />
C) Anayasa Mahkemesi üyeleri<br />
D) Uyuşmazlık Mahkemesinin kendi üyeleri<br />
E) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri</p>
<p>70. Sayıştay ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Belediyelerin gelirleri Sayıştay tarafından denetlenmez.<br />
B) Sayıştay üyelerinin tamamını TBMM seçer.<br />
C) Anayasa’da yüksek mahkemeler arasında sayılmıştır.<br />
D) Anayasa’da kamu iktisadi teşebbüslerinin mali denetiminin Sayıştay tarafından yapılması öngörülmüştür.<br />
E) Vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı Sayıştaya itirazda bulunmak mümkündür.</p>
<p>71. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Anayasa’nın Yürütme Bölümünde değil, Yargı Bölümünde düzenlenmiştir.<br />
B) Kararları yargısal değil, idari niteliktedir.<br />
C) Asil üyelerinden 3’ü Yargıtay, 2’si de Danıştay tarafından belirlenen adaylar arasından seçilir.<br />
D) Adalet Bakanı, geçici yetki ile dahi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı bulunmadan bir<br />
hâkimi çalışmakta olduğu mahkeme dışında başka bir mahkemede görevlendiremez.<br />
E) İdare ve vergi mahkemeleri hâkimlerinin atanmaları ve disiplin işleri  de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından karara bağlanır.</p>
<p>72. İl genel meclisi çalışamaz duruma geldiğinde veya çalışma için  yeterli çoğunluğu kaybettiğinde, çalışabilir duruma gelinceye veya yeni  meclis seçimi yapılıncaya kadar il genel meclisi görevi aşağıdakilerden  hangisi tarafından yürütülür?<br />
A) İçişleri Bakanlığınca atanan 7 kişilik bir heyet<br />
B) Bakanlar Kurulunca atanan geçici heyet<br />
C) İl encümeninin memur üyeleri<br />
D) İl idare heyeti<br />
E) Vali</p>
<p>73. 1982 Anayasası’na göre aşağıdakilerden hangisi yürütmenin özelliklerinden biridir?<br />
A) Bir görev olmakla beraber yetki değildir.<br />
B) Anayasa’da yürütme, önceki anayasalara göre daha dar bir düzenleme yetkisine sahip kılınmıştır.<br />
C) Yürütme faaliyeti Bakanlar Kurulu tarafından tek başına yerine getirilir.<br />
D) Yürütmenin düzenleyici işlemleri, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya uygunluk<br />
açısından denetlenir.<br />
E) Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl ilan edebilmesi için Cumhurbaşkanının başkanlığında<br />
toplanması gerekir.</p>
<p>74. Aşağıdakilerden hangisi idari rejimin özelliklerinden biridir?<br />
A) Anayasa Mahkemesinin varlığının zorunlu olması<br />
B) İdari makamların işlemlerinin üst idari makamların denetimine açık olması<br />
C) Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklara uygulanan hukukun idare hukukundan farklı olmaması<br />
D) İdari uyuşmazlıkların adli yargı kolundan farklı bir yargı kolunda görülmesi<br />
E) Yerel yönetimlerin idari vesayet denetimine tabi olmaları</p>
<p>75. Yetki genişliği ilkesi aşağıdakilerden hangisinin yetkisini genişletir?<br />
A) Büyükşehir belediye başkanı<br />
B) İlk kademe belediye başkanı<br />
C) Bucak müdürü<br />
D) Kaymakam<br />
E) Vali</p>
<p>76.<br />
I. İdari vesayet<br />
II. Hiyerarşi<br />
III. Yetkide paralellik<br />
Yukarıdakilerden hangileri “idarenin bütünlüğü” ilkesini sağlamaya yöneliktir?<br />
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III</p>
<p>77. 1982 Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin  kuruluşu, örgütü, çalışma esasları ve personel atama işlemlerine ilişkin  kabul edilen düzenleme, aşağıdaki ilkelerden hangisine bir istisna  sayılabilir?<br />
A) Yetki genişliği<br />
B) Merkeziyetçilik<br />
C) İdarenin bütünlüğü<br />
D) Kanuni idare<br />
E) Yerinden yönetim</p>
<p>78. Bazı kamu hizmetlerinin devlet tüzel kişiliği dışındaki kamu tüzel  kişilerince yerine getirilmesi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Merkezi idarenin taşra örgütlenmesi<br />
B) Yerinden yönetim<br />
C) Hiyerarşi<br />
D) Yetki genişliği<br />
E) İdarenin bütünlüğü</p>
<p>79. 1982 Anayasası’na göre kamu görevlileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Kamu iktisadi teşebbüslerinde memur statüsünde personel çalıştırılabilir.<br />
B) Tüm disiplin cezaları yargı denetimi dışında bırakılabilir.<br />
C) Kamu görevlilerine, görevlerine ilişkin olarak verdikleri zararlardan dolayı doğrudan tazminat davası açılamaz.<br />
D) Görevi kötüye kullanma suçundan dolayı memurlar yetkili idari merciin izni olmadan ceza<br />
kovuşturmasına tabi tutulamaz.<br />
E) Memurların görevlerine ilişkin olarak bazı suçlardan dolayı yetkili idari merciin izni olmadan<br />
doğrudan ceza kovuşturmasına tabi tutulabilmesine yönelik yasal istisnalar getirilebilir.</p>
<p>80. Valiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) İlde, devletin ve hükümetin temsilcisidir.<br />
B) Olağanüstü durumlarda askeri kuruluşlardan yardım isteme yetkisi yoktur.<br />
C) Genel emir biçiminde düzenleyici işlem yapma yetkisi yoktur.<br />
D) Yerel yönetim kuruluşları üzerinde herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır.<br />
E) İldeki belediye başkanlarının hiyerarşik üstü konumundadır.</p>
<p>81. Yetki gaspı aşağıdakilerin hangisinde vardır?<br />
A) Kişi yönünden yetkisizlik<br />
B) Konu yönünden yetkisizlik<br />
C) Zaman yönünden yetkisizlik<br />
D) Yer yönünden yetkisizlik<br />
E) Amaç yönünden yetkisizlik</p>
<p>82. Aşağıdaki ifadelerden hangisi olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri için geçerli özelliklerden biri değildir?<br />
A) Yetkili Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanmalıdır.<br />
B) Yetki kanununa dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır.<br />
C) Anayasa Mahkemesinde iptal davasına konu edilemezler.<br />
D) Resmî Gazete’de yayımlanma zorunluluğu bulunmamaktadır.<br />
E) Yürürlüğe konulmadan önce Danıştayın incelemesinden geçirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>
<p>83. 1982 Anayasası’na göre bakanlıkların yetkilerinin düzenlenmesi aşağıdakilerden hangisiyle olur?<br />
A) Kanun<br />
B) Bakanlar Kurulu kararı<br />
C) Yönetmelik<br />
D) Tüzük<br />
E) Üçlü kararname</p>
<p>84. 1982 Anayasası’na göre yönetmeliklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Başbakanlığın yönetmelik çıkarabileceği Anayasa’da açıkça düzenlenmemiştir.<br />
B) Tüm yönetmeliklerin Resmî Gazete’de yayımlanması zorunludur.<br />
C) Bakanlar Kurulunun yönetmelik çıkarabileceği Anayasa’da açıkça düzenlenmemiştir.<br />
D) Tüzüklerin uygulanmasını göstermek üzere yönetmelik çıkarılamaz.<br />
E) Bir bakanlık genelgesi aynı bakanlığın çıkardığı yönetmeliğe göre daha üst bir düzenleyici işlemdir.</p>
<p>85. Genel yönetimin taşra örgütündeki bazı yüksek kamu görevlilerinin  belli konularda merkeze danışmadan genel yönetim (merkez) adına karar  alma ve uygulama yetkisi aşağıdakilerden hangisiyle<br />
ilgilidir?<br />
A) Hiyerarşik denetim<br />
B) Vesayet denetimi<br />
C) Yetki genişliği ilkesi<br />
D) Yetki devri<br />
E) İmza devri</p>
<p>86. Rekabet Kurulu tarafından A şirketine para cezası verilmesine ilişkin işlem ne tür bir idari işlemdir?<br />
A) Kolektif işlem<br />
B) Karma işlem<br />
C) Basit işlem<br />
D) Zincir işlem<br />
E) Müşterek işlem</p>
<p>87. İdarenin bir yetkisinin belli bir yönde kullanılmasının yasada açık ve emredici bir biçimde<br />
düzenlenmesi aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Takdir yetkisi<br />
B) Yetki devri<br />
C) Bağlı yetki<br />
D) İmza devri<br />
E) Yetkide paralellik</p>
<p>88. Aşağıdakilerden hangisi için yokluk yaptırımı uygulanamaz?<br />
A) Çalıştığı bakanlığın yüksek disiplin kurulu tarafından bir memura 2 gün oda hapsi cezası verilmesi<br />
B) Üniversite yönetim kurulunca profesörlük kadrosu için başvuran iki doçentten bilimsel çalışmaları<br />
diğer adaya göre 50 kat daha az olanın atanması kararı<br />
C) Rekabet Kurulunca toplantı yeter sayısı bulunduğu halde karar yeter sayısı bulunmadan alınan<br />
idari para cezası kararı<br />
D) Marmaris Devlet Hastanesine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan doktor atama işlemi<br />
E) Resmî Gazete’de yayımlanmamakla birlikte Bakanlık internet sayfasında ve ülkenin en büyük<br />
günlük gazetesinde yapılan duyuruyla yürürlüğe sokulan Bakanlık müsteşarı atama kararnamesi</p>
<p>89. Bir memurun amiri tarafından verilen, yönetmeliğe aykırı emir hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Amir emrinde ısrar ederek yazılı olarak yinelerse memur o emri yerine getirmek zorundadır.<br />
B) Emirde yazılı olarak ısrar edilmesi durumunda emri yerine getiren memur değil, ısrar eden amir<br />
sorumlu olur.<br />
C) Kanuna aykırılık söz konusu olmadığından, yazılı olarak ısrara gerek kalmaksızın memur o<br />
emri yerine getirebilir.<br />
D) Konusu suç olan bir emir amir tarafından yazılı olarak ısrar edilse dahi yerine getirilemez.<br />
E) Askeri hizmetlerin görülmesi hallerinde konusu suç olan emrin yerine getirilmesine ilişkin kanunla istisnalar getirilebilir.</p>
<p>90. İdarenin düzenleyici işlemlerinden tüzüklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Tüzükler ancak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılabilir.<br />
B) Tüzükler kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere çıkarılabilir.<br />
C) Tüzüklerin yargısal denetimi ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda yapılır.<br />
D) Tüzükler Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.<br />
E) Olağanüstü hâllerde ve sıkıyönetim halinde çıkarılan tüzükler idari yargı denetimine tabi değildir.</p>
<p>91. Aşağıdakilerden hangisi kamu mallarından özel yararlanma şeklidir?<br />
A) Lokantaların sandalye ve masa koyarak kaldırımı kullanmaları<br />
B) Özel bir şirkete ait alışveriş merkezinin otoparkının kullanılması<br />
C) Denizde yüzmek<br />
D) Parklarda yürümek<br />
E) Şehir içi yollarda araba kullanmak</p>
<p>92. Aşağıdakilerden hangisi iptal davasına konu edilemez?<br />
A) Memuriyetten çıkarılmaya ilişkin disiplin cezası<br />
B) Başka bir memuriyete atanmaya ilişkin karar<br />
C) Memuriyete girme isteminin reddine ilişkin karar<br />
D) Disiplin soruşturması açılması gerektiği yönünde teftiş heyeti raporu<br />
E) Memurun görev yerinin değiştirilmesine ilişkin karar</p>
<p>93. A, hakkında idari davaya konu olabilecek bir işlem yapılması  istemiyle idareye başvurmuş; ancak herhangi bir yanıt alamamıştır. Buna  göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) 60 gün sonunda yanıt alamamışsa istem yinelenmelidir.<br />
B) 30 gün içinde yanıt alamazsa dava açma hakkı doğar.<br />
C) 60 gün içinde yanıt alamamışsa dava açma hakkı doğar.<br />
D) 60 gün içinde yanıt alamazsa zımni kabul ortaya çıkar.<br />
E) Herhangi bir sonuç doğmaz; idareye hiç başvurulmamış olarak kabul edilir.</p>
<p>94. İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi  yargılama sürecinde Hukuk Usulü Muhakemesi Kanunu’nun uygulanacağı  hallerden değildir?<br />
A) Davanın kabulü<br />
B) Mukabil dava<br />
C) Delillerin tespiti<br />
D) Davaların birleştirilmesi ve ayrılması<br />
E) Üçüncü şahısların davaya katılması</p>
<p>95. Aşağıdakilerden hangisi idari yargıda genel görevli mahkemedir?<br />
A) Bölge idare mahkemesi<br />
B) İdare mahkemesi<br />
C) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi<br />
D) Danıştay<br />
E) Sayıştay</p>
<p>96. Aşağıdakilerin hangisinde, idare mahkemesi hâkimi ilk inceleme safhasında dilekçenin reddi kararı verir?<br />
A) Davanın Danıştayın görevine girmesi halinde<br />
B) Davanın görevli fakat yetkisiz idari yargı merciinde açılması halinde<br />
C) Tam yargı davasında uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmemiş olması halinde<br />
D) Husumetin yanlış gösterildiği halde<br />
E) İdari merci tecavüzü halinde</p>
<p>97. İdare mahkemeleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Kurul halinde verdikleri kararların temyiz mercii Danıştaydır.<br />
B) İdari yargı alanında ilk derece mahkemeleridir.<br />
C) Hem iptal hem de tam yargı davalarına bakabilirler.<br />
D) Olağan çalışma yöntemi, kurul olarak toplanıp karar verme şeklindedir.<br />
E) Tek yargıçla verdiği kararlara karşı Danıştayda itiraz yoluna başvurulabilir.</p>
<p>98. Aşağıdaki uyuşmazlıkların hangisinde idari yargı kolu görevlidir?<br />
A) Tapu siciliyle ilgili davalar<br />
B) Nüfus siciliyle ilgili davalar<br />
C) Kamulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılacak davalar<br />
D) İş Kanunundan doğan davalar<br />
E) İdarenin taşıt araçlarının yaptığı trafik kazalarından doğan davalar</p>
<p>99. İptal davasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Menfaati olanların dava ehliyeti vardır.<br />
B) Kişisel hakkı ihlal edilmiş olanların dava ehliyeti yoktur.<br />
C) Genel dava açma süresi 60 gündür.<br />
D) Sadece etkili idari işlemlere karşı açılabilir.<br />
E) İptal davalarında yerindelik denetimi yapılamaz.</p>
<p>100. Aşağıdakilerden hangisi iptal davalarına konu edilebilir?<br />
A) Sadece sarih işlemler<br />
B) Sadece bireysel işlemler<br />
C) Sadece subjektif işlemler<br />
D) Sadece şart işlemler<br />
E) Sadece icrai işlemler</p>
<p>101. Sağlık Bakanlığında çalışan ve kadrosu aynı bakanlıkta bulunan bir memurun Milli Eğitim<br />
Bakanlığı tarafından resen emekli edilmesi işleminde ne tür bir hukuki sakatlık vardır?<br />
A) Yetki gaspı<br />
B) Yetki tecavüzü<br />
C) Fonksiyon gaspı<br />
D) Ağır ve bariz yetki tecavüzü<br />
E) Ağır ve bariz yetki gaspı</p>
<p>102. Aşağıdakilerden hangisi hizmet yerinden yönetim kuruluşlarının özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları<br />
B) Üzerlerinde genel idarenin vesayet denetiminin bulunması<br />
C) Yasal izin olmadan resen icra yetkisine sahip olmamaları<br />
D) Kurulmalarının ancak kanunla mümkün olması<br />
E) Kendi iradeleriyle icrai idari işlemler yapabilmeleri</p>
<p>103. Aşağıdakilerden hangisi kaymakama ait yetkilerden biri değildir?<br />
A) İlçedeki yerinden yönetim kuruluşları üzerinde kanunlarda öngörülen vesayet yetkisini kullanmak<br />
B) İlçede kanun, tüzük, yönetmelik ve hükümet kararlarının yayınlanmasını, ilanını ve uygulanmasını<br />
sağlamak<br />
C) İlçedeki kolluk kuvvetleriyle bastırılamayacak olağanüstü ve ani olayların meydana gelmesi<br />
halinde en yakın askeri birlik komutanından yardım istemek<br />
D) İlçede kamu düzenini korumak ve sağlamak için gereken tüm önlemleri almak<br />
E) İlçedeki tüm merkezi idare kuruluşları ve bunların personeli üzerinde hiyerarşi yetkilerini kullanmak</p>
<p>104. Aşağıdakilerden hangisi Milli Güvenlik Kurulunun üyelerinden biri değildir?<br />
A) Maliye Bakanı<br />
B) Adalet Bakanı<br />
C) Dışişleri Bakanı<br />
D) Başbakan Yardımcısı<br />
E) Jandarma Genel Komutanı</p>
<p>105.Aşağıdakilerden hangisi Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemlerden biri değildir?<br />
A) Mili Güvenlik Kurulu Genel Sekreterini atamak<br />
B) TBMM üyeleri arasından Başbakanı atamak<br />
C) Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak<br />
D) Danıştaya belli oranda üye seçmek<br />
E) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği personelini seçmek ve atamak</p>
<p>106. İl özel idareleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) İl encümeninin üyelerini il genel meclisi seçer.<br />
B) 1 yıl içinde yapılan toplantıların yarısına katılmayan il genel meclisi üyesinin üyeliğinin<br />
düşmesine Danıştay karar verir.<br />
C) İl genel meclisi, Danıştay tarafından feshedilebilir.<br />
D) Valiye gönderilmeyen il genel meclisi kararları yürürlüğe girmez.<br />
E) İl genel meclisi başkanı, üyeleri arasından meclis tarafından seçilir.</p>
<p>107. Aşağıdaki teşkilatlardan hangisinin tüm üyeleri Cumhurbaşkanınca atanır?<br />
A) Danıştay<br />
B) Sermaye Piyasası Kurulu<br />
C) Devlet Denetleme Kurulu<br />
D) Yüksek Denetleme Kurulu<br />
E) Yargıtay</p>
<p>108. Kamu tüzel kişiliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Kanunla dahi olsa birden fazla radyo ve televizyon kuruluşuna kamu tüzel kişiliği verilemez.<br />
B) Diyanet İşleri Başkanlığına kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kamu tüzel kişiliği<br />
verilebilir.<br />
C) İl özel idarelerinin kamu tüzel kişiliği kanunla dahi ortadan kaldırılamaz.<br />
D) Bağımsız idari otoritelerin kamu tüzel kişiliğine sahip olması anayasal bir zorunluluk değildir.<br />
E) Vakıf üniversiteleri aynı zamanda birer kamu tüzel kişisi kabul edilir.</p>
<p>109. Aşağıdakilerden hangisi kamu iktisadi teşebbüslerinden biri değildir?<br />
A) Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.<br />
B) Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu<br />
C) Telekomünikasyon Kurumu<br />
D) Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu<br />
E) T.C. Devlet Demir Yolları</p>
<p>110. Aşağıdakilerden hangisi kamu iktisadi kuruluşlarının özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları<br />
B) Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmaları<br />
C) Tekel niteliğinde kamu hizmeti yürütmeleri<br />
D) Sermayelerinin en az % 51’inin Devlete ait olması<br />
E) Dışa yönelik faaliyetlerine özel hukuk kurallarının uygulanması</p>
<p>111. Milli savunma ile ilgili aşağıdaki ifadelerlerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.<br />
B) Genelkurmay Başkanı Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.<br />
C) Başkomutanlık Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.<br />
D) Savaşta başkomutanlık görevi Genelkurmay Başkanı tarafından yerine getirilir.<br />
E) TBMM, Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından dolayı Bakanlar Kurulunu<br />
sorumlu tutabilir.</p>
<p>112. Vali aşağıdaki usullerden hangisiyle atanır?<br />
A) Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından<br />
B) İçişleri Bakanının önerisi, Başbakanın kabulü ve Cumhurbaşkanının onayıyla<br />
C) Bakanlar Kurulunun kararı ve önerisiyle Cumhurbaşkanı tarafından<br />
D) İçişleri Bakanlığının önerisiyle Bakanlar Kurulu tarafından<br />
E) İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanının onayıyla</p>
<p>113. Kaymakam ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Müşterek kararnameyle atanır.<br />
B) Hem devletin hem hükümetin ilçedeki temsilcisidir.<br />
C) Yetki genişliğinden yararlanır.<br />
D) Komşu devletlerin sınır makamlarıyla ilişki kurma yetkisine sahiptir.<br />
E) Kaymakamlık bir meslek memurluğu değildir.</p>
<p>114. Aşağıdakilerden hangisi Devlet Denetleme Kurulunun özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Sendikalarda denetim yapmaya yetkili değildir.<br />
B) Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulmuştur.<br />
C) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında denetim yapmaya yetkilidir.<br />
D) Kamuya yararlı derneklerde denetim yapmaya yetkilidir.<br />
E) Cumhurbaşkanının isteği üzerine belli bir konuyu araştırmak, incelemek veya belli bir kuruluşu<br />
denetlemek üzere görevlendirilir.</p>
<p>115.<br />
I. Bakanlar<br />
II. Başbakan<br />
III. Cumhurbaşkanı<br />
IV. Meclis Başkanı<br />
V. TBMM Genel Sekreteri<br />
Yukarıdakilerden hangileri TBMM içinden seçilmek zorundadır?<br />
A) I ve II B) II ve IV<br />
C) III ve IV D) I, II ve IV<br />
E) II, III ve IV</p>
<p>116. A’nın Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olarak atanmasına ilişkin  müşterek kararnameyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Bu kararnamenin Cumhurbaşkanınca imzalanması gerekmez.<br />
B) Kararnamede Milli Eğitim Bakanının imzasının Başbakanın imzasından önce veya sonra atılmasının hukuken önemi yoktur.<br />
C) Bu kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanması zorunlu değildir.<br />
D) İki partili bir koalisyon hükümetinde Başbakan yardımcısı da bu kararnameye imza atmalıdır.<br />
E) Bu kararnameye karşı açılacak iptal davalarında Ankara idare mahkemesi görevlidir.</p>
<p>117. İlçelerin kurulması aşağıdaki işlemlerin hangisiyle olur?<br />
A) Bakanlar Kurulu kararıyla<br />
B) Kanunla<br />
C) Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle<br />
D) İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan müşterek kararnameyle<br />
E) İçişleri Bakanlığı işlemiyle</p>
<p>118. Belediyelere verilen aşağıdaki yetki ve görevlerden hangisi Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya<br />
aykırı bulunmuştur?<br />
A) Kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açabilmek<br />
B) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapmak veya<br />
yaptırmak<br />
C) Sağlık ocaklarıyla ilgili her tür tesisi açabilmek ve işletebilmek<br />
D) Okul öncesi eğitim kurumları açabilmek<br />
E) Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmeti götürebilmek</p>
<p>119. İl genel meclisi üyeliğine seçilme yeterliliğinin kaybedilmesi  halinde, üyeliğin düşmesine aşağıdakilerden hangisi karar verir?<br />
A) Bölge idare mahkemesi<br />
B) Danıştay<br />
C) İl genel meclisi<br />
D) İdare mahkemesi<br />
E) Vali</p>
<p>120. İl Özel İdaresi Kanunu’na göre il genel meclisi kararları kaç gün içinde valiye gönderilmelidir?<br />
A) 5 B) 7 C) 10 D) 15 E) 30</p>
<p>121. İl özel idaresinin bir organı olan il genel meclisi aşağıdaki usullerden hangisiyle feshedilir?<br />
A) Valinin bildirisi üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından<br />
B) İl genel meclisi başkanının bildirisi üzerine Danıştay tarafından<br />
C) Resen Danıştay tarafından<br />
D) Valinin bildirisi üzerine Danıştay tarafından<br />
E) İçişleri Bakanlığının bildirisi üzerine Danıştay tarafından</p>
<p>122. Köy işlerini ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmediği  için mahalli en büyük mülki amir tarafından yazılı olarak ihtarda  bulunulmasına rağmen iş görmeyen köy muhtarı aşağıdakilerden hangisinin  kararı ile görevden uzaklaştırılır?<br />
A) Yetkili il ya da ilçe idare kurulu<br />
B) Vali<br />
C) İdare mahkemesi<br />
D) Danıştay<br />
E) İçişleri Bakanı</p>
<p>123. İl özel idaresi hizmetlerinin ağır biçimde aksadığını ve bu durumun  halkın gündelik yaşantısını ağır ve olumsuz biçimde etkilediğini tespit  etme yetkisi aşağıdakilerden hangisine aittir?<br />
A) Sulh hukuk mahkemesi<br />
B) İdare mahkemesi<br />
C) İçişleri Bakanı<br />
D) Danıştay<br />
E) Vali</p>
<p>124. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’na göre belediye meclisi kararlarının  kesinleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Belediye başkanı hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini de belirterek yeniden<br />
görüşülmek üzere 5 gün içinde meclise geri gönderebilir.<br />
B) Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar kesinleşir.<br />
C) Yeniden görüşülmesi istenen kararlar belediye meclisi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla<br />
ısrar edilmesi halinde kesinleşir.<br />
D) Belediye başkanı ısrar üzerine kesinleşen kararlar aleyhine 10 gün içinde idari yargıya başvurabilir.<br />
E) Kesinleşen meclis kararlarının özetleri 7 gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur.</p>
<p>125. Mahalli idarelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) Kendi aralarında birlik kurmaları Başbakanlığın iznine tabidir.<br />
B) İçişleri Bakanı il genel meclisi başkanının hiyerarşik üstü konumundadır.<br />
C) Karar organlarının tamamının değil, sadece en üst karar organlarının seçimle gelmesi Anayasal<br />
yönden yeterlidir.<br />
D) İl özel idaresi, merkezi idarenin taşra teşkilatının bir birimidir.<br />
E) Köy idaresinin kamu tüzel kişiliği bulunmaktadır.</p>
<p>126. VE 127. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.<br />
A Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi olan M, 23.10.2000 tarihinde B  Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştır. Bir sonraki dönemde rektörlüğe  aday olmayan M’nin görev süresi 23.10.2004 tarihinde sona ermiştir.  Bununla birlikte, 13.11.2004 tarihli Üniversite Yönetim Kurulu  toplantısı M’nin başkanlığında yapılmış ve Yönetim Kurulu M’nin de  katılımıyla çeşitli kararlar almıştır.</p>
<p>126. 13.11.2004 tarihinde alınan kararlar aşağıdakilerden hangisine örnek oluşturur?<br />
A) Karma işlem B) Kolektif işlem C) Basit işlem D) Zincir işlem E) Müşterek kararname</p>
<p>127. 13.11.2004 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararlardaki  hukuka aykırılığın yaptırımı aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Yokluk B) Askıda geçersizlik C) Askıda geçerlilik D) Kısmi geçersizlik E) Usul saptırması</p>
<p>128. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, “Motorlu Kara Taşıtlarının  Egzoz Emisyonlarının Ölçüm ve Denetlenmesine İlişkin Tebliğ”  çıkarılmıştır.<br />
I. Nevşehir Belediyesi<br />
II. İstanbul Trafik Vakfı<br />
III. İçişleri Bakanlığı<br />
IV. Nevşehir Valiliği<br />
Yukarıdakilerden hangilerinin bu Tebliğin iptali işlemiyle açtığı dava ehliyet yönünden reddedilir?<br />
A) Yalnız III B) I ve III C) II ve IV D) III ve IV E) I, III ve IV</p>
<p>129. Sıkıyönetim ve olağanüstü hâllerde yargısal denetim ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) 1982 Anayasası’nın geçici 15. maddesi uyarınca, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile sıkıyönetim<br />
komutanlarına tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin idari işlemlere karşı yargı yolunu kapatan<br />
kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülemez.<br />
B) 285 sayılı Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.<br />
maddesi uyarınca, Olağanüstü Hâl Bölge Valisine tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin işlemlere<br />
karşı yargı yolu kapalıdır.<br />
C) 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile sıkıyönetim komutanlarına tanınan yetkilerin kullanılmasına<br />
ilişkin olarak sıkıyönetim komutanlarının şahsi kusurlarından dolayı sorumlulukları ileri sürülemez.<br />
D) 1982 Anayasası’nın 125. maddesi ile sıkıyönetim ve olağanüstü  hâllerde idari yargı yerlerince yürütmenin durdurulması kararı verilmesi  yasaklanmıştır.<br />
E) Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından sıkıyönetim ya da olağanüstü<br />
hâl ilanına ilişkin olarak alınan karar TBMM tarafından onaylanmasına  kadar geçen süre içerisinde Anayasa Mahkemesince denetlenebilir.</p>
<p>130. Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünde müfettiş olarak  çalışan M, görevli olarak Elazığ’ın Palu ilçesinde bulunduğu sırada  yasadışı terör örgütü elemanlarınca öldürülmüştür. M’nin mirasçılarının  İçişleri Bakanlığı, Palu Kaymakamlığı ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.  Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı tam yargı davasında davaya bakan  mahkeme, davacıların uğradığı zararın sosyal risk ilkesine göre tazmin  edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden  hangisi doğrudur?<br />
A) Mahkeme, İçişleri Bakanlığının hizmet kusuru bulunduğu kanısına varmıştır.<br />
B) Mahkeme, kolluk kuvvetlerinin şahsi kusuru bulunduğu kanısına varmıştır.<br />
C) Mahkeme, üçüncü kişinin kusuru bulunduğu gerekçesi ile davayı reddetmeliydi.<br />
D) Mahkeme, idarenin kusura dayanmayan sorumluluğu bulunduğu kanısına varmıştır.<br />
E) Mahkeme, üçüncü kişinin kusuru nedeniyle tazminat miktarını azaltmalıydı.</p>
<p>131. Aşağıdakilerden hangisi kural olarak idari vesayet yetkisinin kapsamı içinde değildir?<br />
A) Yerinden yönetim kuruluşunun işleminin yürürlüğe girmesini engellemek<br />
B) Yerinden yönetim kuruluşunun işlemini hukuka uygunluk yönünden denetlemek<br />
C) Yerinden yönetim kuruluşunun işlemini değiştirmek<br />
D) Yerinden yönetim kuruluşunun işlemini iptal etmek<br />
E) Yerinden yönetim kuruluşunun işleminin uygulanmasını ertelemek</p>
<p>132. Aşağıdakilerden hangisi iktisadi devlet teşekküllerinin özelliklerinden biri değildir?<br />
A) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na tabi olma<br />
B) Dışa yönelik faaliyetlerinde özel hukuk hükümlerine tabi olma<br />
C) Sayıştay denetimine tabi olmama<br />
D) Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabi olma<br />
E) Kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda çalışma</p>
<p>133. Aşağıdakilerden hangisi, valinin Devletin ve hükûmetin temsilcisi olması ile ilgili yetkilerinden biri değildir?<br />
A) İlde tek tek her bir bakanlığı temsil etmek<br />
B) Merkeze danışmadan merkez adına işlem yapmak<br />
C) İl özel idaresi personeli hakkında disiplin işlemleri yapmak<br />
D) Merkezî idarenin ildeki Devlet memurları üzerinde hiyerarşi gücünü kullanarak disiplin ve tedbir<br />
işlemleri yapmak<br />
E) İldeki yerinden yönetim kuruluşları üzerinde kanunlarda öngörülen idari vesayet yetkisini kullanmak</p>
<p>134. İdari işlemin geri alınması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Hiyerarşik üst astın yaptığı hukuka aykırı işlemleri geri alabilir.<br />
B) İdare sadece hukuka aykırı işlemlerini geri alabilir.<br />
C) Bir idari işlemi yapmaya yetkili kılınmış olan makam, kanunda aksi  öngörülmedikçe ve yasal koşulları oluşmuşsa o işlemi geri almaya da  yetkilidir.<br />
D) Geri alınan idari işlem geri alındığı tarihten itibaren ortadan kalkar.<br />
E) Kanunda aksi öngörülmedikçe, bir idari işlemin yapılmasında uyulan şekil ve usul kurallarına o<br />
işlemin geri alınmasında da uyulur.</p>
<p>135. Aşağıdakilerden hangisi, 1982 Anayasası’nda yönetmelik çıkarma yetkisi açıkça tanınmış birimlerden biridir?<br />
A) Bakanlar Kurulu<br />
B) Kamu tüzel kişileri<br />
C) Milli Güvenlik Kurulu<br />
D) Devlet Planlama Teşkilatı<br />
E) Genelkurmay Başkanlığı</p>
<p>136. Müşterek kararname, aşağıdaki idari işlem türlerinden hangisinin içinde yer alır?<br />
A) Belirleyici işlem<br />
B) Karma işlem<br />
C) Basit işlem<br />
D) Zincir işlem<br />
E) Kolektif işlem</p>
<p>137. Aşağıdakilerden hangisi il özel idaresi bütçe tasarısını hazırlamakla görevlidir?<br />
A) İl encümeni<br />
B) Plan ve bütçe komisyonu<br />
C) İl genel meclisi<br />
D) İl idare kurulu<br />
E) Vali</p>
<p>138. Aşağıdakilerden hangisi belediye encümeninin görevlerinden biri değildir?<br />
A) İlgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak<br />
B) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek<br />
C) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek<br />
D) Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek<br />
E) Bütçe ve kesin hesabı incelemek</p>
<p>139. Aşağıdakilerden hangisi, dava dilekçeleri üzerinde idari yargı yeri  tarafından yapılacak ilk incelemede diğerlerinden daha önce incelenir?<br />
A) Husumet<br />
B) Süre<br />
C) İdari merci tecavüzü<br />
D) İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı<br />
E) Dava dilekçesinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadığı</p>
<p>140.Aşağıdaki idari başvurulardan hangisi işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur?<br />
A) TBMM Dilekçe Komisyonuna yapılan başvuru<br />
B) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine yapılan başvuru<br />
C) İdari vesayet makamına yapılan başvuru<br />
D) Yeni bir idari işlem yapılması istemiyle yapılan başvuru<br />
E) İşlemin gerekçesinin bildirilmesi istemiyle yapılan başvuru</p>
<p>141. 1982 Anayasası’nda idareye ilişkin aşağıdaki ilke-lerden hangisi belirtilmemiştir?<br />
A) Düzenli idare ilkesi<br />
B) İdarenin bütünlüğü ilkesi<br />
C) Yetki genişliği ilkesi<br />
D) Merkezden yönetim ilkesi<br />
E) Kanuni idare ilkesi</p>
<p>142. 1982 Anayasası’na göre, aşağıdakilerden hangisi mahalli idarelerin özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Görev ve yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenmeleri<br />
B) Yürütme organlarının seçmenler tarafından seçi-lerek oluşturulmaları<br />
C) Merkezî idarenin vesayet denetimine tabi olma-ları<br />
D) Seçimlerin 5 yılda bir yapılması<br />
E) Kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları</p>
<p>143. Jandarma Genel Komutanlığı aşağıdakilerden hangisinin bağlı kuruluşudur?<br />
A) Genelkurmay Başkanlığı<br />
B) İçişleri Bakanlığı<br />
C) Başbakanlık<br />
D) Cumhurbaşkanlığı<br />
E) Milli Savunma Bakanlığı</p>
<p>144. Danıştayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?<br />
A) İdari yargıda genel görevli mahkeme Danış-taydır.<br />
B) Danıştay daireleri 3 üyeden oluşur.<br />
C) Sayıştay tarafından verilen kararlara karşı Da-nıştaya itiraz edilebilir.<br />
D) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda Yargıtay ve Danıştay eşit sayıda üyeyle temsil edilir.<br />
E) Danıştay üyelerinin tamamı değil sadece dörtte biri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.</p>
<p>145. Aşağıdakilerden hangisi Uyuşmazlık Mahkemesi-nin görevlerinden biri değildir?<br />
A) Adli ve idari yargı merciileri arasında ortaya çıka-cak görev uyuşmazlıklarını kesin karara bağ-lamak<br />
B) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ile Danıştay ya da idare mahkemeleri  arasında ortaya çıkacak görev uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak<br />
C) Adli ve idari yargı merciileri arasında ortaya çıka-cak hüküm uyuşmazlıklarını kesin karara bağ-lamak<br />
D) Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kolları ara-sında ortaya çıkacak görev uyuşmazlıklarını ke-sin karara bağlamak<br />
E) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ile Danıştay ya da idare mahkemeleri  arasında ortaya çıkacak hüküm uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak</p>
<p>146. Vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) 7 gün B) 15 gün C) 30 gün<br />
D) 60 gün E) 3 ay</p>
<p>147. Aşağıdakilerden hangisi idari fonksiyona dahildir?<br />
A) TBMM Başkanının TBMM’nin olağanüstü toplantıya çağrılma istemini ret kararı<br />
B) Cumhurbaşkanının bir milletvekilini hükûmeti kurmakla görevlendirme kararı<br />
C) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bir hâkimi Yargıtay üyesi seçme kararı<br />
D) Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun verdiği içtihatları birleştirme kararı<br />
E) Adalet Bakanının bir davaya ilişkin kanun yararına bozma isteminde bulunmasına dair kararı</p>
<p>148. Aşağıdakilerden hangisi valinin, merkeze danışmadan da karar alabilmesini ifade eder?<br />
A) Vesayet ilkesi<br />
B) Kanuni idare ilkesi<br />
C) Yetki genişliği ilkesi<br />
D) Yerinden yönetim ilkesi<br />
E) İdarenin bütünlüğü ilkesi</p>
<p>149. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre, valinin yetkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) İl genel meclisinin başkanı seçimle gelmez ve meclis başkanlığı vali tarafından yerine getirilir.<br />
B) Vali, il encümeninin başkanıdır.<br />
C) Vali, il genel meclisinin gündeminin belirlenmesinde konu önerme yetkisine sahiptir.<br />
D) Vali, hukuka aykırı gördüğü il genel meclisi kararlarını, gerekçesini  de belirterek yeniden görüşülmek üzere meclise iade edebilir.<br />
E) Vali, kesinleşmiş ve yürürlüğe girmiş il genel meclisi kararlarının iptali istemiyle idari yargıya<br />
başvurabilir.</p>
<p>150. Belediye Kanunu’na göre, belediye meclisi kararlarının yürürlüğe girme koşulu aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Kararın mahallin en büyük mülki amirine gönderilmesi<br />
B) Dava açma süresinin geçmesi<br />
C) Mahallin en büyük mülki amirinin onaması<br />
D) Kararın İçişleri Bakanlığına gönderilmesi<br />
E) Belediye başkanının onaması</p>
<p>151. Aşağıdaki davalardan hangisi Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde görülmez?<br />
A) Askerlik işlemleriyle ilgili olarak sivil kişinin açtığı iptal davası<br />
B) Askerlik şubesinde çalışan sivil memurun, aldığı disiplin cezasıyla ilgili olarak açtığı iptal davası<br />
C) Askerî tatbikat sırasında yaralanan asker kişinin açtığı tam yargı davası<br />
D) Askerî tatbikat sırasında yaralanan sivil kişinin açtığı tam yargı davası<br />
E) Askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu ölen asker kişinin babasının açtığı tam<br />
yargı davası</p>
<p>152. Aşağıdakilerden hangisinin yaptığı bireysel idari işlemlere karşı  açılan iptal davalarında ilk derece mahkemesi olarak Danıştay  görevlidir?<br />
A) Kamu İhale Kurulu<br />
B) Rekabet Kurulu<br />
C) Sermaye Piyasası Kurulu<br />
D) Üniversitelerarası Kurul<br />
E) Yabancı ülkelerde görevli idari makamlar</p>
<p>153. Bir iptal davası dilekçesinde davalı hiç gösterilmemiş ise idare mahkemesi, aşağıdaki kararlardan<br />
hangisini verir?<br />
A) Dava dilekçesinin reddine<br />
B) Davanın reddine<br />
C) Davanın açılmamış sayılmasına<br />
D) Dava dosyasının işlemden kaldırılmasına<br />
E) Dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine</p>
<p>154. Aşağıdaki başvuruların hangisi, işlemin yazılı bildirimiyle işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur?<br />
A) İşlemin gerekçesinin bildirilmesi istemiyle yapılan başvuru<br />
B) İşlemi tesis eden makamın vesayet makamına yapılan başvuru<br />
C) TBMM Dilekçe Komisyonuna yapılan başvuru<br />
D) Yeni bir işlem yapılması istemiyle yapılan başvuru<br />
E) Cumhurbaşkanlığına yapılan başvuru</p>
<p>155. İdari yargıda kararın düzeltilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Kararın düzeltilmesi bir defaya mahsus olarak istenebilir.<br />
B) Kararın düzeltilmesi, kararın tebliğini izleyen 30 gün içerisinde istenebilir.<br />
C) Kararın düzeltilmesi sebeplerinden biri de kararın usul ve kanuna aykırı olmasıdır.<br />
D) Bölge idare mahkemelerinin, idare mahkemelerinin tek hâkimle verdikleri kararlara karşı yapılan<br />
itiraz üzerinde verdikleri kararlar hakkında da kararın düzeltilmesi istenebilir.<br />
E) Kararın düzeltilmesi istemlerinde duruşma yapılması mümkündür.</p>
<p>156. Aşağıdakilerden hangisi, Danıştayın dava dairelerinden biri değildir?<br />
A) Danıştay 1. Dairesi<br />
B) Danıştay 2. Dairesi<br />
C) Danıştay 7. Dairesi<br />
D) Danıştay 9. Dairesi<br />
E) Danıştay 12. Dairesi</p>
<p>157. İdari yargıda duruşmayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Taraflardan birinin istemi üzerine temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması zorunludur.<br />
B) Danıştay ya da idare mahkemesi, taraflardan birinin istemi olmasa dahi kendiliğinden duruşma<br />
yapılmasına karar verebilir.<br />
C) İlk derece mahkemelerinde görülen iptal davalarında dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda<br />
yapılmayan duruşma talebi dikkate alınmayabilir.<br />
D) Duruşma yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde duruşma yapılmadan hüküm kurulmuş olması bir<br />
temyiz sebebidir.<br />
E) Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az 30 gün önce taraflara gönderilir.</p>
<p>158. İdari yargıda kanun yararına temyiz ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan idare ve vergi mahkemesi kararları, kanun yararına temyiz olunabilir.<br />
B) Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip de temyiz incelemesinden geçmemiş olan kararlar<br />
da kanun yararına temyiz olunabilir.<br />
C) Kanun yararına temyiz başvurusu yapmaya, ilgili bakanlıkların  göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Danıştay Başsavcısı  yetkilidir.<br />
D) Kanun yararına temyiz istemi yerinde görülüp de karar bozulduğunda bozma kararı, daha önce<br />
kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır.<br />
E) Kanun yararına bozma kararı Resmî Gazete’de yayımlanır.</p>
<p>159. İdari yargı yerleri tarafından verilen iptal kararları iptal edilen işlemi hangi tarihten itibaren hükümsüz hale getirir?<br />
A) İptal davasının açıldığı tarihten itibaren<br />
B) İptal edilen işlemin tesis edildiği tarihten itibaren<br />
C) İptal kararının verildiği tarihten itibaren<br />
D) İptal kararının davacıya tebliği tarihinden itibaren<br />
E) İptal kararının davalı idareye tebliği tarihinden itibaren</p>
<p>160. Aşağıdaki davalardan hangisi idari yargının görev alanına girer?<br />
A) İdare taşıtlarının yaptığı kazalar sonucu verilen zararların tazmini istemiyle açılan davalar<br />
B) Kamu İhale Kanunu uyarınca alınan ihale kararının hukuka aykırılığı iddiasıyla açılan davalar<br />
C) Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kişiler tarafından bu nedenle uğradıkları zararların tazmini<br />
istemiyle idare aleyhine açılan davalar<br />
D) Tapu sicillerinin yanlış tutulmasından doğan zararların tazmini istemiyle açılan davalar<br />
E) Kamu hizmetinden yararlanmayı sağlayan abonman sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara<br />
ilişkin davalar</p>
<p>161. Aşağıdakilerden hangisi idari kolluğun görevlerinden biri değildir?<br />
A) Bireylerin teker teker hastalıklardan arındırılması ve kurtarılması<br />
B) Bireylerin toz, gürültü, duman ve pislik gibi düzensizliklerden uzak tutulması<br />
C) Her türlü yiyecek ve içecek maddelerinin denetimi<br />
D) Trafik önlemlerinin alınması<br />
E) Binaların yanma ve yıkılmasına karşı önlemlerin alınması</p>
<p>162. Aşağıdakilerden hangisi istisnai memurluklardan biri değildir?<br />
A) Valilik<br />
B) Bakanlık müşavirliği<br />
C) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği<br />
D) Kaymakamlık<br />
E) Büyükelçilik</p>
<p>163. Görevden uzaklaştırmayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Hakkında disiplin soruşturması açılmış bir memur görevden uzaklaştırılabileceği gibi hakkında<br />
ceza kovuşturması açılan bir memur da görevden uzaklaştırılabilir.<br />
B) Görevden uzaklaştırmaya bakanlık veya genel müdürlük müfettişleri de yetkilidir.<br />
C) Görevden uzaklaştırılan memurun kadrosu ile ilişiği kesilmez.<br />
D) Görevden uzaklaştırma kararının kaldırılması üzerine memurun hem kademe ilerlemesi hem<br />
de derece yükselmesi yapılır.<br />
E) Görevden uzaklaştırılan memura görevden uzaklaştırıldığı dönemde hiç maaş ödenmez.</p>
<p>164. Tüzüğün özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Tüzüklerin Cumhurbaşkanınca imzalanması zorunlu değildir.<br />
B) Kanunun emrettiği işleri belirtmek için de tüzük çıkarılabilir.<br />
C) Bütün tüzüklerin Resmî Gazete’de yayımlanması zorunludur.<br />
D) Tüzüklerin Danıştay incelemesinden geçirilmesi zorunludur.<br />
E) Tüzükler Bakanlar Kurulunca çıkarılır.</p>
<p>165. Aşağıdakilerden hangisi kamulaştırma kararının alınmasından önce diğerlerine göre ilk olarak yapılmalıdır?<br />
A) Kamu yararı kararının alınması<br />
B) Satın alma usulünün denenmesi<br />
C) Kamulaştırma bedeli için yeterli ödeneğin temin edilmesi<br />
D) Kamulaştırılacak taşınmaz malın sınırlarını ve cinsini gösterir ölçekli plan ve krokisinin yaptırılması<br />
E) Kamulaştırılacak taşınmaz malın maliki ya da zilyedinin belirlenmesi</p>
<p>166. Devletin özel mallarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Bu mallar dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıklar genellikle adli yargı yerinde çözümlenir.<br />
B) Devlet kamu hukuku işlemleri ile de özel mal edinebilir.<br />
C) Bu malların haczedilmeleri mümkün değildir.<br />
D) Bu malların edinilmesindeki temel amaç idarenin gelir elde etmesidir.<br />
E) Devlet özel mallarını istediği koşullarla istediğine kiralayabilir.</p>
<p>167. Bir kamu hizmetinin, idarenin özel bir kişi ile yapacağı sözleşme  uyarınca, masrafları, kâr ve zararı özel kişiye ait olmak üzere, özel  bir kişice kurulması ve işletilmesi veya sadece işletilmesi usulü  aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) İltizam usulü<br />
B) Ruhsat usulü<br />
C) İmtiyaz usulü<br />
D) Emanet usulü<br />
E) Müşterek emanet usulü</p>
<p>168. Aşağıdakilerden hangisi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının özelliklerinden biri değildir?<br />
A) Kuruluş amaçları dışında faaliyet gösteremezler.<br />
B) Kanunla, ilgili bakanlığın mali ve idari denetimine tabi tutulabilirler.<br />
C) Bütçeleri genellikle yönetim kurulları tarafından hazırlanarak genel kurullarınca kabul edilir.<br />
D) Organlarının görevine, kanunda öngörülen koşullar gerçekleştiğinde ilgili bakanlık tarafından son verilir.<br />
E) Kural olarak zorunlu üyelik esasına dayanırlar.</p>
<p>169. Belediye idaresi aşağıdakilerden hangisi ile kurulur?<br />
A) Kanunla<br />
B) Danıştay idari dairesinin kararıyla<br />
C) Müşterek kararnameyle<br />
D) İçişleri Bakanlığı kararıyla<br />
E) Kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu kararıyla</p>
<p>170. Aşağıdakilerden hangisi kamulaştırma kararının alınmasından önce diğerlerine göre ilk olarak yapılmalıdır?<br />
A) Kamu yararı kararının alınması<br />
B) Kamulaştırılacak taşınmaz malın sınırlarını ve cinsini gösterir ölçekli plan ve krokisinin yaptırılması<br />
C) Satın alma usulünün denenmesi<br />
D) Kamulaştırma bedeli için yeterli ödeneğin temin edilmesi<br />
E) Kamulaştırılacak taşınmaz malın maliki ya da zilyedinin belirlenmesi</p>
<p>171. Yönetmeliklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?<br />
A) Başbakanlık yönetmelik çıkarabilir.<br />
B) Bakanlar Kurulu yönetmelik çıkarabilir.<br />
C) Kanunda belirtilen yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanması zorunludur.<br />
D) Tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla da yönetmelikler çıkarılabilir.<br />
E) Tüm yönetmeliklerin yargısal denetimi ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda yapılır.</p>
<p>172. Aşağıdakilerden hangisi, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre valinin görev ve yetkilerinden biri değildir?<br />
A) İl encümenine başkanlık etmek<br />
B) İl özel idaresi personelini atamak<br />
C) Şartsız bağışları kabul etmek<br />
D) İl genel meclisine başkanlık etmek<br />
E) Yetkili organların kararlarını almak koşuluyla il özel idaresi adına sözleşmeler yapmak</p>
<p>173. Belediye idaresi aşağıdakilerden hangisi ile kurulur?<br />
A) Kanunla<br />
B) Kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu kararı ile<br />
C) Müşterek kararname ile<br />
D) Danıştay idari dairesinin kararı ile<br />
E) Doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu kararı ile</p>
<p>174. Bir ilçe belediye meclisi, belediyeye verilen görevlerle ilgili  olmayan siyasal konularda karar alır ise, aşağıdakilerden hangisinin  başvurusu üzerine Danıştay kararı ile feshedilir?<br />
A) Vali<br />
B) İçişleri Bakanı<br />
C) Belediye başkanı<br />
D) Kaymakam<br />
E) Belde sakinlerinden biri</p>
<p>175. Hazine bonosu çıkartmak ve satmak aşağıdaki işlemlerden hangisini kurar?<br />
A) Mali iltizam sözleşmesi<br />
B) Genel nitelikte idari işlem<br />
C) İdarenin özel hukuk sözleşmesi<br />
D) Banka kredisi işlemi<br />
E) Kamu istikraz sözleşmesi</p>
<p>176. Aşağıdakilerden hangisi karma idari işlemlerden biridir?<br />
A) Öğrenci disiplin yönetmelikleri<br />
B) Bakanlık müsteşarı ataması<br />
C) Maliye Bakanlığı özelgeleri<br />
D) Müfettiş raporları<br />
E) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği atamaları</p>
<p>177.<br />
I. İdarenin düzenleme yetkisi asli ve geneldir.<br />
II. Tüzüklerin sebep öğesi yasalardır.<br />
III. Tüzükle düzenlenmemiş bir konuda yönetmelik<br />
çıkartılamaz.<br />
Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?<br />
A) Yalnız I B) Yalnız II<br />
C) I ve II D) I ve III<br />
E) I, II ve III</p>
<p>178. Aşağıdakilerden hangisi Danıştay Genel Kurulunun oluşumunda yer almaz?<br />
A) Danıştay tetkik hâkimleri<br />
B) Danıştay Genel Sekreteri<br />
C) Danıştay Başsavcısı<br />
D) Danıştay Başkanı<br />
E) Danıştay daire başkanları</p>
<p>179. Danıştay dava dairelerinin işlerinde birbirine göre nispetsizlik  görülürse, bir dairenin görevine giren işlerden bir bölümü  aşağıdakilerden hangisinin kararı ile diğer dava dairesine verilebilir?<br />
A) Danıştay Genel Kurulu kararıyla<br />
B) Danıştay İdari İşler Kurulu kararıyla<br />
C) Danıştay Başkanlık Kurulu kararıyla<br />
D) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla<br />
E) Danıştay Birinci Başkanının kararıyla</p>
<p>180. Aşağıdakilerden hangisi Cumhurbaşkanının, “karşı imza” kuralına tabi olan işlemlerinden biridir?<br />
A) TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek<br />
B) Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırmak<br />
C) Devlet Denetleme Kurulunun Başkan ve üyelerini atamak<br />
D) Genelkurmay Başkanını atamak<br />
E) Kanunlar hakkında Anayasa Mahkemesine iptal davası açmak</p>
<p>CEVAP ANAHTARI</p>
<p>1-B 51-D 101-D 151-D<br />
2-E 52-A 102-D 152-B<br />
3-C 53-A 103-C 153-E<br />
4-B 54-D 104-A 154-D<br />
5-E 55-B 105-A 155-B<br />
6-B 56-D 106-B 156-A<br />
7-D 57-D 107-C 157-A<br />
8-A 58-E 108-B 158-D<br />
9-B 59-C 109-C 159-B<br />
10-A 60-D 110-D 160-B<br />
11-C 61-E 111-A 161-A<br />
12-D 62-E 112-E 162-D<br />
13-C 63-D 113-A 163-E<br />
14-D 64-C 114-A 164-A<br />
15-B 65-D 115-B 165-C<br />
16-D 66-A 116-D 166-E<br />
17-B 67-D 117-B 167-C<br />
18-D 68-C 118-D 168-D<br />
19-C 69-C 119-B 169-C<br />
20-B 70-B 120-A 170-D<br />
21-A 71-D 121-E 171-E<br />
22-C 72-C 122-A 172-D<br />
23-D 73-E 123-A 173-C<br />
24-B 74-D 124-C 174-B<br />
25-C 75-E 125-E 175-E<br />
26-B 76-D 126-B 176-B<br />
27-A 77-D 127-A 177-B<br />
28-E 78-B 128-D 178-A<br />
29-C 79-B 129-C 179-C<br />
30-C 80-A 130-D 180-D<br />
31-C 81-A 131-C<br />
32-E 82-D 132-A<br />
33-D 83-A 133-C<br />
34-E 84-C 134-D<br />
35-B 85-C 135-B<br />
36-B 86-A 136-B<br />
37-D 87-C 137-E<br />
38-A 88-B 138-B<br />
39-C 89-C 139-C<br />
40-C 90-E 140-D<br />
41-D 91-A 141-A<br />
42-C 92-D 142-B<br />
43-E 93-C 143-B<br />
44-E 94-D 144-E<br />
45-D 95-B 145-D<br />
46-A 96-C 146-C<br />
47-B 97-E 147-C<br />
48-B 98-C 148-C<br />
49-C 99-B 149-A<br />
50-C 100-E 150-A</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/456/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/456/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=456&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/idare-hukuku-adli-idari-hakimlik-sayistay-ve-kpss-sinavlarinda-cikmis-sorular-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AIHM Başvuru Dilekçesi Örneği</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/aihm-basvuru-dilekcesi-ornegi/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/aihm-basvuru-dilekcesi-ornegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 16:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[AİHM yapılacak başvuru dilekçesi örneğidir.Kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.İlgililere yardımcı olması dileğiyle.
Proje Prof.Dr.Durmuş Tezcan ın girmiş olduğu insan hakları dersinin sene sonu ödevi olarak verilmiştir.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=453&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Voir Note explicative <em>See Explanatory Note </em></span><span style="color:black;">Açıklayıcı Not&#8217;a bakınız </span><em><span style="color:black;">TUR</span></em></span></span><br />
<span><br />
</span><span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Numero de dossier </span><em><span style="color:black;">File-number </span></em><span style="text-decoration:underline;"><span style="color:black;">Dosya Numarası</span></span></span></span></p>
<p><span><br />
</span><br />
<span style="color:black;"><span>COUR EUROPEENNE DES DROİTS DE L&#8217;HOMME</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">EUROPEAN CO URT OF HUMAN RİGHTS </span></em><span style="color:black;">AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ</span></span><br />
<span style="color:black;"><span>Conseil de l&#8217;Europe &#8211; <em>Council of Europe- </em>Avrupa Konseyi Strasbourg, France</span></span></p>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>REQUETE</span></span></div>
</div>
<div>
<div><em><span style="color:black;"><span>APPLICATION</span></span></em></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>BAŞVURU</span></span></div>
</div>
<p><span><span style="color:black;">presentee en application de l&#8217;article 34 de la Convention europeenne des Droits de l&#8217;Homme, </span><span style="color:black;">ainsi que des articles 45 et 47 du Reglement de la Cour</span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span>under Article 34 ofthe European Convention on Human Rights and Rules 45 and 47 ofthe Rules ofCourt</span></span></em><br />
<span><span style="color:black;">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 34. ve Mahkeme İç Tüzüğü&#8217;nün </span><span style="color:black;">45 ve 47. maddeleri uyarınca sunulmuştur.</span></span><span id="more-453"></span><br />
<span><strong><span style="color:black;">IMPORTANT: </span></strong><span style="color:black;">La presente requete est un document juridique et peut affecter vos droits et obligations. </span><em><span style="color:black;">This application is aformal legal document and may affectyour rights and obligations. </span></em><span style="color:black;">Bu başvuru hukuki bir belgedir ve hak ve yükümlülüklerinizi etkileyebilir.</span></span></p>
<p><span><br />
</span><br />
<strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">-2-</span></span></span></strong><br />
<span><span style="color:black;">I -</span><span style="color:black;"> LES PARTIES</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">THEPARTIES </span></em><span style="color:black;">TARAFLAR</span></span><br />
<span><span style="color:black;">A.</span><span style="color:black;"> LE REQUERANT/LA REQUERANTE</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">THEAPPLICANT </span></em><span style="color:black;">BAŞVURUCU</span></span><br />
<span><span style="color:black;">(Renseignements â fournir concemant le requerant/la requerante et son/sa representant(e) eventuel(le)) </span><em><span style="color:black;">(Fiil in the follovning details ofthe applicant and the representative, ifany) </span></em><span style="color:black;">(Başvurucu ve varsa temsilcisi hakkında verilmesi gereken bilgiler)</span></span><br />
<span style="color:black;"><span>1.      Nomdefamille </span></span><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">AKTÜRK</span></span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..     2.     Prenom(s)     .</span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Surname</span><span style="color:black;"> First name (s)</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Soyadı</span><span style="color:black;"> Adı:</span></span><span style="color:black;"><span>MEHMET</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:black;"><span>Sexe:</span></span><span style="color:black;"><span>ERKEK</span></span><span style="color:black;"><span> masculin/ <em>Sex:       male/</em>Cinsiyeti: erkek- 3.      Nationalite               4.     Profession . </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><em><span style="color:black;">Nationality</span></em><span style="color:black;"> TURKISH /                                           <em>Occupation </em></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Milliyeti      TÜRK /</span><span style="color:black;"> Mesleği </span></span><span style="color:black;"><span>ÇİFTÇİ</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">5.</span><span style="color:black;"> Date et lieu de naissance </span></span><span style="color:black;"><span>011\1960</span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; </span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span>Date andplace of  birth </span></span></em><br />
<span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span>Doğum tarihi ve yeri </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">6.</span><span style="color:black;"> Domicile </span></span><span style="color:black;"><span>YENİŞEHİR MAH. PINAR APT. NO:32 ŞANLIURFA</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Permanent address</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">İkametgahı</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">7.</span><span style="color:black;"> Tel. N° </span></span><span style="color:black;"><span>0414 313 28 35</span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..    &#8230;&#8230;. </span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span>8.      Adresse actuelle (si differente de 6.) &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. </span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><em><span style="color:black;">Present address (if differentfrom 6.) </span></em><span style="color:black;">Şu anki adresi (6&#8242;da belirtilen ikametgahından farklı ise)</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">9.</span><span style="color:black;"> Nom et prenom du/de la representant(e)*</span></span><span style="color:black;"><span>S.N.B.</span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. </span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Name of representative * </span></span></span></em><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Temsilcinin adı*</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">10.</span><span style="color:black;"> Profession du/de la representantfej </span></span><span style="color:black;"><span>AVUKAT</span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; </span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Occupation of representative   LAWYER</span></span></span></em><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Temsilcinin mesleği</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">11.</span><span style="color:black;"> Adresse du/de la representant(e</span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Address of representative </span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:black;"><span>Temsilcinin adresi </span></span><span style="color:black;"><span>ATAKÖY MAH.ORKİDE APARTMANI NO:12 BAKIRKÖY\İSTANBUL</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">12.</span><span style="color:black;"> Tel.N°</span></span><span style="color:black;"><span>0535 791 91 91</span></span><span style="color:black;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..    &#8230;. FaxN°</span></span></span><br />
<span><span style="color:black;">B.</span><span style="color:black;"> LA HAUTE PARTIE CONTRACTANTE</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">THEHIGH CONTRACTING PARTY </span></em><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">YÜKSEK SÖZLEŞMECİ TARAF</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span>(Indiquer ci-apres le nom de l&#8217;Etat/des Etats contre le(s)quel(s) la requete est dirigee) <em>(Fiil in the name ofthe State(s) against which the application is directed) </em>(Aşağıda başvurunun hangi devlet aleyhine yöneltildiğini belirtiniz) 13.  REPUBLIC OF TURKEY</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span>* Si le/la requerant(e)  est represente(e), joindre une procuration signee par le/la  requerant(e) en faveur du/de la representant(e). A form of authority  signed by the applicant should be submitted ifa representative is  appointed. Eğer başvurucu temsil ediliyorsa, temsilciyi vekil atayan ve  başvurucunun imzasını taşıyan bir Yetki Belgesi ekleyiniz.</span></span></p>
<p><span><br />
</span></p>
<div>
<div><span style="font-size:small;"><strong><span style="color:black;"><span>-3-</span></span></strong></span></div>
</div>
<p><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">II &#8211;       EXPOSE DES FAITS</span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">STA TEMENT OF THE FACTS</span></span></span></em><br />
<span><strong><span style="color:black;">OLAYLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA </span></strong><strong><span style="color:black;">(Voir chapitre II de la note explicative)</span></strong></span><br />
<span><em><span style="color:black;">(See Par t II ofthe Explanatory Note) </span></em><strong><span style="color:black;">(Açıklayıcı Not&#8217;un II. Bölümüne bakınız)</span></strong></span><br />
<strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">14.</span></span></span></strong></p>
<p><span style="color:black;"><span> Müvekkilim Mehmet Aktürk’ün oğlu maktül Baran Aktürk 1980 doğumlu bir  Türk vatandaşıydı ve Şanlıurfa ilinin Hilvan ilçesinde ikmamet  etmekteydi.Baran Aktürk 13 nisan 2007 tarihinde güvenlik güçleri  tarafından alınan bir ihbar üzerine  yapılan opresyonda öldürülmüş ve  yaşam hakkı ihlal edilmiştir.Operasyonun ayrıntıları aşağıda  düzenlenmiştir:</span></span><br />
<span style="color:black;"><span> OLAYLAR:</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span> 1)Güvenlik güçleri 13 Nisan 2007 tarihinde saat:20:00’da aldıkları bir  ihbar üzerine müvekkilim Mehmet Aktürk’ün oğlu maktül Baran Aktürk ‘ün  evine örgüt mensubu olduğu gerekçesiyle ani bir silahlı operasyon  düzenlemişlerdir.</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span> 2)Olay günü kapının önüne gelen ve kapıyı çalan güvenlik güçleri daha  sonra evin içinden bir el silah sesi duymuşlar ve bunun üzerine kapıdan  20 el kalaşnikof ile ateş etmişlerdir.Bu sırada kapının arkasında  duran  Baran Aktürk ‘de olay yerinde güvenlik güçlerinin silahlarından çıkan  kurşunlar sonucu hayatını kaybetmiştir.Ve bu durum yapılan incelemeler  sonucunda anlaşılmıştır.</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span> 3)Olay sonrasında evde yapılan incelemlerde Baran Aktürk ‘ün tabancasını  temizlerken evden bir el silah sesi geldiği anlaşılmış ve evde 1tane  boş kovan ve 1 adet tabanca bulunmuştur.Ayrıca Baran Aktürk güvenlik  güçlerine karşı herhangi bir saldırıda bulunmadığıda yapılan incelemeler  sonucunda anlaşılmıştır.</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span> 4)Olay  sonrasında operasyonda görevli olan polis memurları haklarında 1 Mayıs  2007 de Şanlıurfa 1.Ağır Ceza Mahkemesi ‘de 2007/310 esas sayılı kararı  ile olay sırasında kişiler devletin memuru olarak görev yaptıklarını ve  silah sesi sonucu meşru müdafaa hakkının doğduğunu ve bu hakkı  kullandıkları gerekçesini ileri sürmüşler ve bu gerekçelerde mahkeme  tarafından kabul edilmiş güvenlik güçleri beraat etmişlerdir.Yargıtay 5.  Ceza Dairesi’de bu gerekçeleri uygun bularak kararı onamışve nihai  karara ulaşılmıştır.</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span><br />
</span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span> -4-</span></span></span></em><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">III &#8211;     EXPOSE DE LA OU DES VIOLATION(S) DE LA CONVENTION ET/OU DES </span><span style="color:black;">PROTOCOLES ALLEGUEE(S), AINSI QUE DES ARGUMENTS Â <em>V </em>APPUI</span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">STATEMENTOFALLEGED VIOLATION(S) OF THE CONVENTION AND/OR PROTOCOLS </span><span style="color:black;">AND OF RELEVANTARGUMENTS</span></span></span></em><br />
<span><strong><span style="color:black;">BAŞVURUCU TARAFINDAN ÖNE SÜRÜLEN SÖZLEŞME VE PROTOKOL İHLALLERİ İLE İDDİALARIN </span></strong><strong><span style="color:black;">DAYANAKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA</span></strong></span><br />
<span style="color:black;"><span> (Voir chapitre III de la note explicative)</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">(See Partili ofthe Explanatory Note) </span></em><span style="color:black;">(Açıklayıcı Not&#8217;ta III. Bölüme bakınız)</span></span><br />
<strong><span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span>15.</span></span></span></strong><br />
<span style="color:black;"><span>Olay Türkiye  Cumhuriyeti iç hukuk mevzuatına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu  uluslararası sözleşmelere aykırıdır.Bunlar şöyle ki:</span></span><br />
<span style="color:black;"><span> 1)Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 17. maddesinde şöyle belirtilmiştir: </span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı</span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>MADDE 17</span></strong><span>. – Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">Tıbbî  zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut  bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi  tutulamaz.</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">(Değişik:  7.5.2004-5170/3 md.)Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama  kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının  önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya  olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması  sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda  meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;"> Denilerek  yaşam hakkının anayasada güvence altına aldığı görülmektedir.</span></span></p>
<p><span><span style="color:#000000;"> 2)Türk Ceza Kanunun 81 ve devam maddelerinde de kasten adam öldürmenin  suç olduğu açıkça belirtilmiştir.bunlar şöyle:</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;"> <strong>Kasten öldürme</strong></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>MADDE 81. -</span></strong><span> (1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.</span></span><br />
<strong><span><span style="color:#000000;">Nitelikli hâller </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>MADDE 82. -</span></strong><span> (1) Kasten öldürme suçunun; </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">a) Tasarlayarak, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">i) Kan gütme saikiyle, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">j) Töre saikiyle, </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır</span></span><br />
<strong><span><span style="color:#000000;">Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi </span></span></strong><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>MADDE 83. &#8211; </span></strong><span>(1)  Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi  dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için,  bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai  davranışa eşdeğer olması gerekir. </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">a) Belli bir  icrai davranışta bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden veya  sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması,</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">Gerekir. </span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">(3) Belli bir  yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza  olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan  yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla  kadar, diğer hâllerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına  hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir. </span></span></p>
<p><span><span style="color:#000000;"> 3)A.İ.H.S’nin 2.maddesinde şöyle denilmiştir:</span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>1.</span></strong></span><span><span style="color:#000000;"> Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası  ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu  cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.<br />
<strong>2.</strong> Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın  kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin  ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz:<br />
a) Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması için;<br />
b) Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için;<br />
c) Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için.<br />
</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;"> denilerek yaşam hakkının korunması ve hangi durumların meşru müdafa kapsamına girdiği belirtilmiştir.</span></span></p>
<p><span><span style="color:#000000;"> Sonuç olarak yaşanan olayda müvekkilim Mehmet Aktürk’ün hem T.C iç hukuk  mevzuatına göre hemde taraf olunan uluslarası sözleşmede belirtlmiş  olan yaşam hakkının ihlal edildiği görülmektedir.</span></span></p>
<p><span><span style="color:#000000;"> Olayda A.İ.H.S ve iç hukuk mevzuatındaki belirtildiği gibi bir meşru  müdafaa hakkını doğuran bir durum gerçekleşmemiştir ve bu durum Türk  Ceza Kanunu 25 maddesinde de belirtilen meşru müdafaa kapsamına  girmemektedir.Evden 1 el gelmiş olan ateş sesi güvenlik güçlerinin  hayatında her hangi bir tehlike yaratmamıştır ve silah sesinin maktül  Baran Aktürk silahını temizlerken geldiği anlaşılmıştır. Ancak güvenlik  güçleri buna rağmen orantısız bir güç kullanımı sonucu Baran Aktürk’ü  öldürerek yaşam hakkını ihlal etmişlerdir.</span></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>Meşru savunma ve zorunluluk hâli</span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span>MADDE 25. -</span></strong><span> (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş,  gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir  saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde  defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">(2) Gerek  kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden  olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak  bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve  tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı  bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. </span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span> Ayrıca güvenlik güçleri evin içinden gelen 1 el ateş sesinden sonra bir  operasyonda asıl yapılması gereken gaz bombası kullanarak v.b  uygulamalarla kişiyi etkisiz hale getirme durumu mevcutken,bunun yerine  20 el ateş ederek ölçülülük ilkesine aykırı hareket ederek Baran  Aktürk’ün ölümüne sebep olmuşlardır.</span></span></p>
<p><span><br />
</span><br />
<strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">-5-</span></span></span></strong><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">IV &#8211;     EXPOSE RELATIF AUX PRESCRIPTIONS DE L&#8217;ARTICLE 35 § 1 DE LA CONVENTION</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><em><span style="color:black;">STATEMENTRELATIVE TO ARTICLE 35 § 1 OF THE CONVENTION </span></em><span style="color:black;">SÖZLEŞME&#8217;NİN 35. MADDESİNİN 1. FIKRASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA</span></span></span><br />
<strong><span style="color:black;"><span>(Voir chapitre IV de  la note explicative. Donner pour chaque grief, et au besoin sur une  feuille separee, les renseignements demandes sous les</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:black;"><span>points 16 â 18 ci-apres)</span></span></strong><br />
<em><span style="color:black;"><span>(See Part IV ofthe  Explanatory Note. Ifnecessary, give the details mentioned below under  points 16 to 18 on a separate sheetfor each separate</span></span></em><br />
<em><span style="color:black;"><span>complaint)</span></span></em><br />
<strong><span style="color:black;"><span>(Açıklayıcı Not&#8217;un  IV. Bölümüne bakınız. Her şikayet için, gerektiğinde ayrı bir sayfa  kullanarak, aşağıda 16&#8242;dan 18&#8242;e kadar numaralanmış alt</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:black;"><span>bölümlerde istenen bilgileri veriniz)</span></span></strong><br />
<span><strong><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">16.</span></span></strong><strong><span style="color:black;"> Decision interne definitive (date et nature de la decision, organe &#8211; judiciaire ou autre &#8211; l&#8217;ayant rendue) </span></strong><em><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">Final decision (date, court or authority and nature of decision) </span></span></em><strong><span style="color:black;">Nihai karar (kararın tarihi, niteliği, Kararı veren merci -adli veya diğer-) </span></strong></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;"> Yargıtay 5. Ceza Dairesi 10 mayıs 2007  tarihinde 2007/385 esas sayılı kararıyla yerel mahkemenin dayanmış  olduğu gerekçeleri haklı bularak kararı onamıştır. </span></span></span><br />
<span><strong><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">17. </span></span></strong><strong><span style="color:black;">Autres decisions (enumerees dans l&#8217;ordre </span></strong><span style="color:black;">chronologique</span><strong><span style="color:black;"> en indiquant, pour chaque decision, sa date, sa nature et </span></strong><strong><span style="color:black;">l&#8217;organe -judiciaire ou autre &#8211; l&#8217;ayant rendue)</span></strong></span><br />
<span><em><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">Other decisions (list in chronological order, giving date, court or authority and nature of decision for each ofthem) </span></span></em><strong><span style="color:black;">Diğer kararlar (tarih sırasına göre her kararın tarihi, niteliği ve karan veren merci -adli veya diğer- belirtilmelidir)</span></strong></span><br />
<span><span style="color:#000000;">Şanlıurfa  1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1 mayıs 2007 tarihinde 2007\310 esas sayılı  kararıyla polislerin devlet görevlisi olduğunu ve olayda meşru müdafaa  hakkının doğduğu gerekçesiyle güvenlik güçlerini beraat ettirmiştir.</span></span></p>
<p><span><strong><span style="color:black;"><span style="font-size:small;">18.</span></span></strong><strong><span style="color:black;"> Dispos(i)ez-vous d&#8217;un recours que vous n&#8217;avez pas exerce? Si oui, lequel et pour quel motif n&#8217;a-t-il pas ete exerce?</span></strong></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Is there or was there any other appeal or other remedy available to you which you have not used? Ifso, explain why</span></span></span></em><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">you have not used it.</span></span></span></em><br />
<span style="color:black;"><span>Başvurmadığınız başka bir çözüm yolu var mı ? Eğer varsa, nedir ve neden bu yola başvurulmadı?</span></span></p>
<p><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Bavurulmayan herhengi bir çözüm yolu bulunmamaktadır.İç hukuk yolları tamamen tüketilmiştir</span></span></span><span style="color:black;"><span>.</span></span></p>
<p><span><br />
</span></p>
<div>
<div><strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">-6-</span></span></span></strong></div>
</div>
<p><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">V &#8211;      EXPOSE DE L&#8217;OBJET DE LA REQUETE</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><em><span style="color:black;">STATEMENTOF THE OBJECT OF THE APPLICATION </span></em><span style="color:black;">BAŞVURUNUN AMACINA İLİŞKİN AÇIKLAMA</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span>(Voir chapitre V de la note explicative)</span></span><br />
<span><em><span style="color:black;">(See Part V of the Explanatory Note) </span></em><span style="color:black;">(Açıklayıcı Not&#8217;un V. Bölümüne bakınız)</span></span><br />
<strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">19. </span></span></span></strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span>Müvekkilim   Mehmet Aktürk ‘ün oğlu Baran Aktürk   haksız  bir şekilde kasten  öldürülmüştür.Bu nedenle hakkaniyete uygun olarak  maddi 70.000 Euro  ,uğranmış olunan bu haksız durumdan dolayı yaşanmış  üzüntü ve keder  sebebiyle 50.000 Euro manevi ; ayrıca avukatlık ve mahkeme giderleri  olan 20.000 Euro ödenmesini arz ederim</span><strong><span><span style="color:black;">.</span></span></strong></span></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">VI &#8211;     AUTRES INSTANCES INTERNATIONALES TRAITANT OU AYANT TRAITE L&#8217;AFFAIRE</span></span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">STA TEMENT CONCERNING OTHER INTERNA TIONAL PROCEEDINGS</span></span></span></em><br />
<span><span style="color:black;">DİĞER ULUSLARARASI MAKAMLAR ÖNÜNDEKİ USULLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA </span><span style="color:black;">(Voir chapitre VI de la note explicative) </span><em><span style="color:black;">(See Part VI of the Explanatory Note) </span></em><span style="color:black;">(Açıklayıcı Not&#8217;un VI. Bölümüne ilişkin açıklama)</span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><strong><span style="color:black;">20</span></strong><span style="color:black;">.         Avez-vous soumis a une autre instance internationale d&#8217;enquete ou de reglement les griefs enonces dans la presente </span><span style="color:black;">requete? Si oui, fournir des indications detaillees a ce sujet.</span></span></span><br />
<em><span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">Have you submitted the above complaints to any other procedure of international investigation or settlement? Ifso, </span><span style="color:black;">givefull details.</span></span></span></em><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">Bu  başvurunuzdaki şikayetlerinizi başka bir uluslararası makama sundunuz mu  ?Eğer sunduysanız, bu konuda ayrıntılı bilgi veriniz.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span> A.İ.H.M’den başka herhangi bir makama başvurulmadı</span><span>.</span></span></span></p>
<p><span><br />
</span><br />
<strong><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">-7-</span></span></span></strong></p>
<p><span><br />
</span><br />
<span style="color:black;"><span>VII.     PIECES ANNEXEES</span></span><br />
<em><span style="color:black;"><span>LIST OF DOCUMENTS</span></span></em><br />
<span><br />
</span></p>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>(PAS D&#8217;ORIGINAUX,</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>UNIQUEMENT DES COPİES ;</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>PRIERE DE N&#8217;UTILISER NI AGRAFE,</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>NIADHESIF, NI LIEN D&#8217;AUCUNE SORTE)</span></span></div>
</div>
<div>
<div><em><span style="color:black;"><span>(NO ORIGINAL DOCUMENTS,</span></span></em></div>
</div>
<div>
<div><em><span style="color:black;"><span>ONLY PHOTOCOPIES,</span></span></em></div>
</div>
<div>
<div><em><span style="color:black;"><span>DO NOTSTAPLE, TAPE OR BIND DOCUMENTS)</span></span></em></div>
</div>
<p><span><br />
</span></p>
<p><span><br />
</span><br />
<span style="color:black;"><span>BELGELER LİSTESİ</span></span><br />
<span><br />
</span></p>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>(BELGELERİN ASLI DEĞİL</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>SADECE ÖRNEKLERİ</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>GÖNDERİLMELİDİR.</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>BELGELERİ ZIMBALAMAYINIZ,</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>YAPIŞKAN BANTLA VEYA</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>HERHANGİ BİR BAŞKA MADDE İLE</span></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span>BİRBİRİNE BAĞLAMAYINIZ.)</span></span></div>
</div>
<p><span><br />
</span><br />
<strong><span style="color:black;"><span>(Voir chapitre VII  de la note explicative. Joindre copie de toutes les decisions  mentionnees sous eh. IV et VI ci-dessus. Se procurer, au besoin, les</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:black;"><span>copies necessaires,  et, en cas d&#8217;impossibilite, expliquer pourquoi celles-ci ne peuvent pas  etre obtenues. Ces documents ne vous seront pas</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:black;"><span>retournes.)</span></span></strong><br />
<em><span style="color:black;"><span>(See Part VII ofthe  Explanatory Note. Include copies of ali decisions referred to in Parts  IV and VI above. Ifyou do not have copies, you should</span></span></em><br />
<em><span style="color:black;"><span>obtain them. Ifyou cannot obtain them, explain why not. No documents will be returned to you.)</span></span></em><br />
<strong><span style="color:black;"><span>(Açıklayıcı Not&#8217;un  VII. Bölümüne bakınız. Yukardaki IV ve VI. alt bölümlerde belirtilen  bütün kararların örneğini ekleyiniz. Eğer bu belgeler</span></span></strong><br />
<strong><span style="color:black;"><span>elinizde yoksa temin  ediniz. Eğer temin edemiyorsanız bunun nedenini  açıklayınız.Gönderdiğiniz belgeler size geri verilmeyecektir.)</span></span></strong></p>
<p><span><br />
</span><br />
<strong><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">21.</span></span></span></strong><br />
<span style="color:black;"><span><br />
</span></span><br />
<span><span style="color:#000000;">YETKİ BELGESİ</span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><strong><span>a)</span></strong></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><strong><span> b)</span></strong></span></span><br />
<strong><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">c)</span></span></span></strong></p>
<p><span><br />
</span><br />
<span style="color:black;"><span><strong><span style="font-size:small;">-8-</span></strong></span></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">VIII &#8211;  DECLARATION ET SIGNATURE</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><em><span style="color:black;">DECLARATION AND SIGNATURE </span></em><span style="color:black;">BİLDİRİM VE İMZA</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span>(Voir chapitre VIII de la note explicative) <em>(See Part VIII of the Explanatory Note) </em>(Açıklayıcı Not&#8217;un VIII. Bölümüne bakınız)</span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span><span style="color:black;">22.          Je declare en toute conscience et loyaute que les renseignements qui  figurent sur la presente formüle de requete sont </span><span style="color:black;">exacts.</span></span></span><br />
<span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">/ <em>hereby  declare that, to the best ofmy knowledge and belief the information I  have given in the present application form is correct. </em>Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu bilgim ve inancım dahilinde beyan ederim.</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:black;"><span>Lieu/P/ace/Yer: </span></span><span style="color:black;"><span>İSTANBUL</span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:black;"><span>Date/Dafe/Tarih:</span></span><span style="color:black;"><span>1 HAZİRAN 2007</span></span></span></p>
<div>
<div><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">(Signature du/de la requerant(e) ou du/de la representant(e))</span></span></span></div>
</div>
<div>
<div><em><span style="color:black;"><span><span style="font-size:small;">(Signature of the applicant or of the representative)</span></span></span></em></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:black;"><span style="font-size:small;"><span>(Başvurucunun veya temsilcinin imzası)</span></span></span></div>
</div>
<p><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> S.N.B</span></span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong><span><span>EUROPEAN COURT OF HUMAN R</span></span></strong><strong><span>İ</span></strong><strong><span><span>GHTS</span></span></strong></span><br />
<span style="color:#000000;"><strong><span><span>AVRUPA </span></span></strong><strong><span>İ</span></strong><strong><span><span>NSAN HAKLARI MAHKEMES</span></span></strong><strong><span>İ</span></strong></span><br />
<strong><span><span><span style="color:#000000;">A U T H O R I T Y</span></span><a rel="nofollow" href="http://www.turkhukuksitesi.com/art_newarticle.php?#_ftn1" target="_blank"><strong><span><span><span style="color:#0000ff;">[1]</span></span></span></strong></a><span><span style="color:#000000;"> (YETK</span></span></span></strong><span style="color:#000000;"><strong><span>İ</span></strong><strong><span><span> BELGES</span></span></strong><strong><span>İ)</span></strong></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>A</span></span><span>ş</span><span><span>ağıda imzası olan ben<strong>,</strong></span></span></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span>Mehmet AKTÜRK,</span><span style="color:black;"><span>YENİŞEHİR MAH. PINAR APT. NO:32 ŞANLIURFA</span></span></span><span style="font-size:small;"><span><span>(name and address of applicant) (ba</span></span></span><span><span style="font-size:small;">ş</span></span><span><span style="font-size:small;"><span>vuranın adı ve adresi)</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>Bu belge ile a</span></span><span>ş</span><span><span>ağıda adı belirtilen ki</span></span><span>ş</span><span><span>i ya da ki</span></span><span>ş</span><span><span>ilere yetki veriyorum :</span></span></span></span><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span>S.N.B, </span><span style="color:black;"><span>ATAKÖY MAH.ORKİDE APARTMANI NO:12 BAKIRKÖY\İSTANBUL</span></span></span><span><span style="font-size:small;"><span> (name and address of representative) (temsilcinin adı ve soyadı, adresi)</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>Bu ki</span></span><span>ş</span><span><span>i ya da ki</span></span><span>ş</span><span><span>iler beni Avrupa </span></span><span>İ</span><span><span>nsan Hakları Mahkemesi önünde ve Avrupa </span></span><span>İ</span><span><span>nsan</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>Hakları Sözle</span></span><span>ş</span><span><span>mesi’ne göre yapılabilecek her türlü usul i</span></span><span>ş</span><span><span>leminde Sözle</span></span><span>ş</span><span><span>me’nin</span></span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>34. maddesine göre</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>TÜRKİYE</span><span><span>’ye kar</span></span><span>ş</span><span><span>ı (respondent State) (savunmacı hükümetin adı)</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>1 HAZİRAN 2007</span><span><span> tarihinde (ilk mektup tarihi) yaptığım ba</span></span><span>ş</span><span><span>vuruda temsil edecektir.</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>İSTANBUL/TÜRKİYE,  1 HAZİRAN 2007</span><span><span> (place and date)(yer ve tarih)</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>Mehmet AKTÜRK</span><span><span>(signature of the applicant) (ba</span></span><span>ş</span><span><span>vuranın imzası)</span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span>Yukarıda belirtilen ba</span></span><span>ş</span><span><span>vurucuyu temsil etmeyi kabul ediyorum.</span></span></span></span></p>
<p><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..    &#8230;&#8230;</span></span></span></span><br />
<span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span>(signature of representative) (temsilcinin imzası)</span></span></span></span></p>
<p><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">S.N.B</span></span></span></p>
<p><strong>&#8220;Aihm Başvuru Dilekçesi Örneği&#8221; başlıklı makalenin tüm hakları yazarı  Safiye Nur&#8217;e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi  (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/453/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=453&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/aihm-basvuru-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İşverenin Ücret Ödeme Borcu &#8211; İşçinin Ücret Ödenmemesi Sebebiyle İş Görmekten Kaçınma Hakkı</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/isverenin-ucret-odeme-borcu-iscinin-ucret-odenmemesi-sebebiyle-is-gormekten-kacinma-hakki/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/isverenin-ucret-odeme-borcu-iscinin-ucret-odenmemesi-sebebiyle-is-gormekten-kacinma-hakki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 16:09:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[İŞ HUKUKU-SOSYAL SİGORTA HUKUKU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[I. İŞVERENİN ÜCRET ÖDEME BORCU A. GENEL OLARAK ÜCRET İş akdi, iki taraflı bir sözleşmedir. İşçi, işverene karşı iş görme borcu ile yükümlü iken; işveren işçinin yaptığı iş karşılığında ücret ödeme ile yükümlüdür. İş akdi daha önceden BK’da yetersiz bir şekilde tanımlanmıştı. İş Kanunumuz ise iş akdini yargı kararlarına ve doktrindeki görüşlere göre m. 8/ [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=450&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I. İŞVERENİN ÜCRET ÖDEME BORCU</p>
<p>A. GENEL OLARAK ÜCRET<br />
İş akdi, iki taraflı bir sözleşmedir. İşçi, işverene karşı iş görme  borcu ile yükümlü iken; işveren işçinin yaptığı iş karşılığında ücret  ödeme ile yükümlüdür. İş akdi daha önceden BK’da yetersiz bir şekilde  tanımlanmıştı. İş Kanunumuz ise iş akdini yargı kararlarına ve  doktrindeki görüşlere göre m. 8/ f. 1’de açıklanmıştır. Buna göre:<br />
“ İş sözleşmesi bir tarafın ( işçi ) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer  tarafın ( işveren ) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir  ”.<span id="more-450"></span><br />
Tanımdan da anlaşılacağı üzere, iş akdi iki tarafa da borç yükleyen sinallagmatik bir sözleşmedir[1].<br />
Ücret, iş akdinin temel unsurudur; ücret olmadan sözleşmenin varlığından  söz edilemez. Ücret, sadece işçinin değil ailesinin de çoğu zaman tek  geçim kaynağıdır. Bu nedenle, ücret sadece kişisel bir alacak değildir.  Aynı zamanda “ sosyal ” bir kavramdır. Bu nedenle, ücret Anayasa’da  açıkça düzenlenmiştir[2] ( Anayasa m. 55 ). Ücret, İş Kanunu’nda da  tanımlanmıştır ( İş K. m. 32/ f. 1 ) . Buna göre:<br />
“ Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya  üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır ”.<br />
İş Kanunu’na göre kural işçinin çalışması karşılığında ücret almasıdır.  Gelişen çağımızın gereklerinde dolayı İş Kanunu’nda bu kurala birtakım  istisnalar getirilmiştir. Bu istisnalara örnek vermek gerekirse; hafta  tatili, ulusal bayram tatili, yıllık ücretli izin. İşçiye, bir iş  karşılığı olmaksızın ödenen bu ücrete “ sosyal ücret ” denilmektedir. İş  Kanunu’na göre işçiye ödenen temel ücret, para ile ödenir[3].<br />
B. ÜCRETİN TÜRLERİ</p>
<p>İşçiye ödenen ücretin türleri İş Kanunu’nda, Borçlar Kanunu’nda ve  Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yer almıştır. Temel ücretler; zamana göre,  parça başına, götürü ve yüzdeye göre ödenenlerdir. Ek ücretler ise;  prim, ikramiye, komisyon ücreti,kardan pay alma vb.dir[4]. Aşağıda  kısaca ücret çeşitlerine değinileceğiz.<br />
1. Zamana Göre Ücret</p>
<p>Ücretini çalışma süresinin uzunluğuna göre hesaplandığı hallerde zamana  göre ücret söz konusu olur. Bu halde ücret saat, gün, hafta, ay gibi  işin yapıldığı saat dilimine göre belirlenir. Günümüzde çoğu işçi bu tür  ücretle çalışmaktadır.<br />
2. Parça Başına ( Akort ) Ücret</p>
<p>İşçinin, ürettiği mal veya çıkardığı iş başına belirli bir miktar ücret almasına parça başına ücret denir.<br />
3. Götürü Ücret</p>
<p>Yapılan işin sonuna göre hesaplanan ücrete götürü ücreti denir. Götürü  ücreti akort ücrete benzemekle esas itibariyle farklıdır. Uygulamada  devamlılık göstermeyen işlerde işin sonucuna göre işçilere ücret  ödenmektedir. Bu halde götürü ücreti mevcuttur. Akort ücret ile götürü  ücreti arasında ne uygulanan kanun hükmü bakımından ne de hukuki nitelik  bakımından fark vardır[5].<br />
4. Yüzde Usulüne Göre Ücret ve Bahşişler</p>
<p>Otel, eğlence mekanları, lokanta gibi işyerlerinde, işverenin hesap  pusulasına belirli bir yüzde ekleyerek müşterilerden aldıkları paraları,  işyerinde çalışan tüm işçilere belli oranda ödemesine yüzde usulüne  göre ücret denilmektedir. Bu halde, işveren sadece bazı işçilerine  değil; tüm işçilerine alınan parayı dağıtmakla yükümlüdür. Bu husus İş  K. m. 51’de de açıkça ifade edilmiştir:<br />
“ Otel, lokanta, eğlence yerleri ve benzeri yerler ile içki verilen ve  hemen orada yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek satan yerlerden  ‘yüzde’ usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından servis  karşılığı veya başka isimlerle müşterilerin hesap pusularına ‘yüzde’  eklenerek veya ayrı şekillerde alınan paralarla kendi isteği ile müşteri  tarafından işverene bırakılan yahut da onun kontrolü altında bir araya  toplanan paraları işveren işyerinde çalışan tüm işçilere eksiksiz olarak  ödemek zorundadır ”.<br />
Yüzde usulü ile alınan ücretler bahşişten farklıdır. Bahşişte,  müşteriler işçinin hizmetinden memnun kaldıklar için zorunlu olmaksızın  istedikleri kadar ödeme yapmaktadırlar. Yargıtay’da işçinin ücretinin  bahşiş olarak ödenebileceğini kabul etmektedir[6]:<br />
“ Davacının işyerinde tuvaletlerin temizliğini ve bekçiliğini yaptığı  masa örtüsü vb . şeyleri yıkadığı, müşterilerden alınan bahşiş ile  hayatını sürdürdüğü konularında bir uyuşmazlık yoktur. 4857 sayılı İş  Kanununun 8.maddesinde, &#8220;İş sözleşmesi, bir tarafın ( işçi ) bağımlı  olarak iş görmeyi, diğer tarafın ( işveren ) da ücret ödemeyi  üstlenmesinden oluşan sözleşmedir&#8221; tanımlaması yapılmıştır. Belirtmek  gerekirse, 4857 sayılı İş Kanununda &#8220;Hizmet akdi&#8221; sözcüğü terkedilmiş,  yerine &#8220;İş sözleşmesi&#8221; ifadesi kullanılmıştır… Somut bu hukuki olgulara  göre davacı belirli bir süre içinde davacı işverenin denetimi ve  gözetimi altında, müşterilerden alınan bahşiş karşılığında işveren bağlı  olarak iş görmüştür. İş sözleşmesinin unsurları olan &#8220;zaman, bağımlılık  ve ücret koşulları gerçekleşmiştir. Davacı, işçi ve davalı ise, işveren  konumunda olup, uyuşmazlık iş sözleşmesinden kaynaklandığından yazılı  gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. İşin esasına  girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir”.<br />
5. Primler</p>
<p>Prim, işçinin üstün çabaları sonucunda yapmış olduğu işin sonucunda  işverence ödüllendirilmesidir. Prim sayesinde işçiler daha hevesli ve  istekli çalışmaktadırlar. Primler, iş akdinde veya toplu iş  sözleşmesinde kararlaştırılabileceği gibi, işveren kendiliğinden de  işçiye prim verebilir. Bunun dışında işveren belli bir koşulun  gerçekleşmesi sonucunda prim ödemeyi taahhüd etmiş ise, bu taahhüdüyle  bağlıdır.[7] Yargıtay’da aynı görüştedir[8]:<br />
“ İşveren tarafından taahhüd edilen prim tutarının gerçekleşen koşullara  göre ödenmesi gerekirken; salt ekonomik nedenlerden dolayı ödemeden  imtina edilmesi doğru değildir ”.<br />
Buna karşılık Yargıtay primin verimin artmasına bağlı olduğunu ifade ettiği kararları da mevcuttur[9]:<br />
“ Prim, istihsal yapılan işyerinde verimliliği arttırmak için yapılan  bir uygulamadır. İşyerinde uzun yıllardır istihsal yapılmadığı dosya  içerisinden anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle toplu iş sözleşmesinin primle  ilgili tüm düzenlemeleri nazara alındığında davacıların prim alacak  isteklerinin reddi gerekir ”.</p>
<p>6. İkramiyeler</p>
<p>İkramiye, işverenin işçilere özel günlerde memnuniyetinin veya  bağlılığın göstergesi olarak verdiği ek ücretlerdir. İkramiye, iş akdi  veya toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılabilir. Aynı zamanda işveren  tek taraflı olarak da ikramiye verebilir. Türk Hukuk Sisteminde ikramiye  bazı işçilere yasa ile tanınmış bir haktır. Bu işçiler kamu kurum ve  kuruluşlarında çalışan işçilerdir ( 1956 tarihli 6772 sayılı Devlet ve  Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında  Kanun ). Hukuk Sistemimiz işçilere ödenen ikramiyelere sınırlama  getirmiştir. Tüm işçiler yılda en fazla dört kez ikramiye  alabilmektedirler[10].<br />
7. Komisyon Ücreti</p>
<p>İşverenin, işçiye yapmış olduğu işten elde edilen kazanca göre belli bir  oranda pay vermesidir. Örneğin; otelde resepsiyonist olarak çalışan  işçinin, sattığı odalar üzerinde yüzde alması.<br />
8. Kardan Pay Alma</p>
<p>Temel ücret kardan pay alma şeklinde kararlaştıramaz; çünkü bu ücret  türünde işyerinin kar etmemesi ihtimali vardır. İşçinin ücret alması ise  kanunen zorunludur. İşçi eğer kardan pay alıyorsa, işveren kar zarar  hakkında bilgi vermek gerekirse ticari dfterlerin incelenmesine izin  vermek durumundadır[11].<br />
C. ÜCRETİN MİKTARI</p>
<p>İş akdinin tarafları ( işçi- işveren) yapılan iş karşılığına ödenecek  ücreti, asgari ücretin altında kalmamak şartıyla diledikleri gibi  belirleyebilirler. Taraflar asgari ücretin üzerinde bir miktarı  serbestçe kararlaştırabilirler ( BK m. 323 ).<br />
Ücretin miktarına ilişkin uygulamada sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklar  daha çok, gerçek ücrete ilişkindir. İşçi ile işveren görünüştü bir ücret  belirlemişlerdir; ancak bu gerçekte kararlaştırılan ve ödenen miktarın  çok altındadır. Daha çok SGK primlerinin az ödenmesi amacıyla işveren bu  yola başvurmaktadır. İşçi, sanki asgari ücret alıyormuş gibi maaş  bordroları düzenlenmektedir. İşçi ile işveren arasında ücrete ilişkin  uyuşmazlık çıktığı zaman, hakim gerçek ücreti saptamalıdır[12].<br />
Ücretin miktarının gerçeğin altında gösterilmesi uygulamada çok büyük  sorun teşkil etmektedir. Çoğunlukla, işçiler maaş bordrolarında yer alan  miktarın çok daha fazlasını aldıklarını ileri sürmektedirler. Yargılama  esnasında söz konusu uyuşmazlığın çözüm yoluna ilişkin pek çok Yargıtay  kararı bulunmaktadır. Yargıtay yeni tarihli vermiş olduğu bir kararında  ücretin miktarına ilişkin uyuşmazlığın emsal ücret araştırması  yapılarak çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu halde; işçinin kişisel  özellikleri, mesleki deneyimleri, işin niteliği, işteki kıdemi ve  benzer işyerlerinde benzer işçilere ödenen ücretler göz önünde  bulundurulacaktır. Yargıtay’ın kararlarında özetle şu hususları  vurgulamaktadır[13]:<br />
“ Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla  zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen  ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin  tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş,  işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar  dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan üretin gerçeği  yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları  gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı  tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla,  ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği  araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca  gidilmelidir ”.<br />
Yargıtay’ın yukarıda özetlediğim şekilde birçok kararı mevcuttur.  Uygulamada İş Mahkemeleri; emsal ücret araştırması için ticaret  odalarının meslek birliklerine, ayrıca işçinin veya/ ve işverenin bağlı  olduğu meslek örgütüne; işçinin kıdemini, yaptığı işi, deneyimini de  belirterek ortalama alınan ücreti sormaktadır. Üzülerek belirtmem  gerekir ki; bazı meslek örgütleri ( özellikle de işverenlerin bağlı  olduğu ), işçinin ortalama alabileceği ücret miktarını gerçeğin çok  altında göstermektedirler. Meslek örgütleri emsal ücret için İş  Mahkemelerini tatmin edici cevaplar vermemektedirler. Bu nedenle, ücrete  ilişkin uyuşmazlıklarda sadece meslek örgütlerinin cevaplarına göre  hüküm kurulmamalı; diğer deliller bütün olarak değerlendirilmelidir.  Yargıtay da sadece meslek örgütünden gelen bilgi ile yetinilmemesini,  bunun diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca varılması  gerektiğini kararlarında vurgulamıştır[14]. Karşılaşılan bir  uyuşmazlıkta, meslek örgütlerinden gerçeğin çok altında bir miktar  cevaben verilirse, banka kayıtları, para makbuzları, tanık beyanlarına  göre sonuç elde edilmeye çalışılabilir.<br />
D. ÜCRETİN ÖDENMESİ</p>
<p>İş K. m. 32 gereğince işçinin ücreti para ile ödenmelidir. Para dışında  hiçbir şekilde ücret ödenmesine İş Kanunumuz izin vermemiştir. Ücretin  mal şeklinde ödenmesi; ancak ek ücretler için söz konusu olabilir. Ayni  ödeme yapılan bir hususta işçi para ile ödeme talep edemez (Aksi  sözleşme ile kararlaştırılabilir). İşyerinde çıkan yemek yerine, yemeğin  bedelinin talep edilmesine ilişkin bir uyuşmazlıkta Yargıtay; işçinin  talebini haklı bulmamıştır[15].<br />
İşçilerin ücretleri kural olarak Türk Parası ile ödenir. İş akdinin  tarafları ücreti yabancı para üzerinden kararlaştırmış iseler, işveren  ücreti ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödeme yapabilir ( İş  Kanunu m. 32 ).<br />
Ücret kural olarak işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına  ödenir. Kural bu olmakla birlikte işçi lehine aksi de  kararlaştırılabilir ( İş Kanunu m. 32 ). Ücretin ödendiğinin ispatı  işverene aittir. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları da ücretin ödenmesine  ilişkin ispat külfetinin işverende olduğudur[16]:<br />
“ İşçinin ücretinin ödendiğinin bordro veya yazılı bir belge ile ispatı  işverene aittir. Davacı 20 günlük ücretinin ödenmediğini ileri sürmüş,  davalı işveren bu ücretin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz  etmemiştir. Bu nedenle davacının ücret alacağının reddedilmesi  isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; dosyada mevcut davacı  alacaklarının hesaplandığı bilirkişi raporu değerlendirmeye tabi  tutulmalı ve oluşacak sonuca göre davacı talepleri hakkında bir karar  verilmelidir ”.<br />
Ücret hakkının varlığının ispatı ise işçidedir. İşçi; ikramiye, prim vb. ücretlere hak kazandığını ispat etmelidir.<br />
II. İŞÇİNİN İŞ GÖRMEKTEN KAÇINMA HAKKI</p>
<p>A. GENEL OLARAK İŞ GÖRMEKTEN KAÇINMA HAKKI</p>
<p>İş sözleşmesi, iş görme borcuna ilişkin diğer sözleşmelerden bazı  noktalardan ayrılmaktadır. İş sözleşmesi ile taraflar arasındaki ilişki  çok sıkı olmakta, aynı zamanda süreklilik arz etmektedir. İşçi,  işverenin talimatları doğrultusunda iş görme edimini yerine getirmek;  işveren ise işçinin ediminin karşılığı olan ücretini ödemek, işçiyi  korumak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür[17]. Bu sıkı ilişki  içersinde işçinin iş görme edimini yerine getirmemesi pek nadir hallerde  mümkün olmaktadır. Kanun koyucu işten kaçınma hakkının hangi hallerde  mümkün olacağını açıkça belirtmiştir.<br />
4857 sayılı İş Kanunu’nda işçilerin iş görmekten kaçınma hakkı iki ayrı  yerde düzenlenmiştir. İlki; mücbir sebep dışında işçinin ücretinin  işverence 20 gün içinde ödenmemesine ilişkindir( İş K. m. 34/1 ). Bu  durumla karşılaşan işçi, ücreti ödeninceye kadar iş görmekten  kaçınabilir. İşveren, bu halde iş sözleşmesini haklı nedenle  feshedemeyeceği gibi işçinin yerine bir başkası alamaz veya  çalıştıramaz. İşçiler topluca iş görmekten kaçınsa bile bu durum kanun  dışı grev sayılmaz ( İş K. m. 34/1 ).<br />
4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen ikinci iş görmekten kaçınma hakkı  ise İş K. m. 83’te düzenlenmiştir. 1475 sayılı kanun döneminde iş  görmekten kaçınma hakkı düzenlenmemişti. İş sağlığı ve güvenliği  hükümlerine aykırılık halinde işçinin iş görmekten kaçınma hakkına sahip  olduğu doktrince kabul edilmekteydi[18]. Buna göre; iş akdinin  sinallagmatik akit olmasından dolayı işçinin bu gibi hallerde BK m. 81  uyarınca iş görmekten kaçınabileceği, işverenin BK m. 325 uyarınca  alacaklı temerrüdüne düştüğünden dolayı işçinin ücrete hak kazanacağı  gibi farklı şekillerde açıklanmaktaydı[19].<br />
Çağdaş hukuk sistemleri, tehlike anında işçinin kişiliğini iş görme  borcunun üstünde kabul etmiştirler. İş görmekten kaçınma hakkı, kanunen  işçilere tanınmış bir haktır. 1475 sayılı kanun döneminde yargı  kararları ve doktrinde kabul gören bu hak, 4857 sayılı kanunla hukuk  sistemimizdeki büyük bir boşluğu doldurmuş ve işçiler lehine çağdaş  hukuk sistemlerine uygun bir şekilde hukuk sistemimize girmiştir.<br />
B. İŞÇİNİN ÜCRETİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE İŞ GÖRMEKTEN KAÇINMA HAKKI</p>
<p>1. Genel Olarak Ücretin Zamanında Ödenmemesinin Sonuçları</p>
<p>Daha önceden de belirttiğimiz gibi, ücret iş akdinin temelidir ve  işverenin temel borcudur. Ücret olmadığı zaman iş akdinden söz edilemez.<br />
Ücreti ödenmeyen işçinin başvurabileceği hukuki imkanlar şu şekildedir:  İşverene karşı İş Mahkemesi’nde eda davası açılabileceği gibi; ilamsız  takip yolu da tercih edilebilir. Ayrıca, işçi ücret alacağı için faiz  talep edebilir. İşçinin ücret alacağı için mevduata uygulanan en yüksek  faiz oranı uygulanır[20] ( İş K. m. 34 ). Faiz oranı, ücretin toplu iş  sözleşmesi ile belirlendiği hallerde daha da yüksektir ( En yüksek  işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi )[21].<br />
İş akdinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshi de işçinin,  ücretinin ödenmemesi halinde başvurabileceği hukuki bir imkandır ( İş K.  m. 24/ II e ).<br />
Tüm bu imkanlardan başka, işçinin ücretinin ödenmemesi nedeniyle  başvurabileceği yöntem işçinin iş görmekten kaçınmasıdır. Aşağıda  işçinin ücret ödenmemesi nedeniyle iş görmekten kaçınma hakkı ayrıntılı  olarak incelenecektir.<br />
2. İşçinin Ücretinin Ödenmemesi Nedeniyle İş Görmekten Kaçınma Hakkının Şartları</p>
<p>a) İşçiye ödenmesi gereken bir ücretin varlığı</p>
<p>İş K. m. 34’te işçiye tanınmış olan iş görmekten kaçınma hakkının  kullanılabilmesinin ilk şartı, işçiye ödenmesi gereken bir ücretin  varlığıdır. Ödenmeyen ücret, sadece temel ücret olmak zorunda değildir,  ek ücretler ödenmediği zaman da işçi bu haktan yararlanabilir[22].  Yargıtay’ın da bu yönde kararları mevcuttur:<br />
“ İkramiye, işçinin ücretinin eki olarak geniş anlamdaki ücretine dahil  olduğu için, işverenin atıfetine bırakılmış bir bağışlama kabul  edilemez… ödenmesi gereken tarihten üç ay geçmesine rağmen ödenmeyen  genel anlamda ücret olarak kabul edilen ikramiye için işçilerin bireysel  kararlarına dayalı iş görme ediminden kaçınma eylemi yasadışı grev  oluşturmaz[23] ”.<br />
İşçinin grev, yıllık ücretli izin, hastalık nedeniyle raporlu olduğu  hallerde işçi iş görmekten kaçınamaz; çünkü söz konusu dönem için zaten  işçinin çalışma borcu bulunmamaktadır[24].<br />
b) Ücretin 20 gün gecikmesi</p>
<p>İş K. m. 34 hükmü gereğince, işçilerin ücret ödenmemesi nedeniyle iş  görmekten kaçınma hakkını kullanabilmeleri için sadece ücretin  ödenmemesi yetmez; ayrıca ücretin 20 gündür ödenmemiş olması  gerekmektedir. İş Kanunu’nun bilim kurulu taslağında 10 gün olarak  belirlenmiş olan bu süre uygulamacılar ve doktrin tarafından haklı  olarak eleştirilmektedir. Tek geçim kaynağı ücreti olan işçilerin 20 gün  boyunca beklemesi, işçi bakımından adil olmayacaktır ve işveren bu  hükmü lehine kullanabilecektir[25].<br />
İş Kanunu’nun hakkın kullanımı için aradığı 20 günlük süre sonunda,  işveren ücretin bir kısmını dahi ödemezse işçi iş görme borcunu yerine  getirmekten kaçınabilecektir. Uygulamada, Yargıtay 20 günlük sürenin  hakkın kullanımı için zorunlu olarak beklenilmesini kabul etmektedir:<br />
“ Somut olayda mahkemece d kabul edildiği gibi dava konusu işyerinde  ücretlerin geç ödenmekte olduğu sabittir. Ancak, davacının iş görme  borcunu yerine getirmekten kaçındığı 26.05.2005 tarihinden önce Mayıs  ayı hariç diğer ücretlerinin ödendiği, Mayıs ayına ilişkin ücretinin de  18.06.2005 tarihinde ödendiği dosyada mevcut imzalı bordrolardan  anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre iş görmekten kaçınıldığı tarih  itibariyle en az yirmi gün gecikmiş bir ücret alacağının varlığı davacı  işçi tarafından kanıtlanamamıştır. Böyle olunca, yasaya uygun bir “ iş  görmekten kaçınma hakkı ” nın varlığından söz edilemeyeceğinden buna  dayalı yapılan fesihin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir ”.<br />
c) Mücbir sebep dışında ücretlerin ödenmemesi</p>
<p>İş K. m. 34’te düzenlenen iş görmekten kaçınma hakkını kullanan işçinin  haklı olması için, işverenin ücreti mücbir sebep dışında bir nedenle  yirmi günden fazla ödememiş olması gerekmektedir. İşveren eğer ücretleri  mücbir bir sebepten ötürü ödeyemiyorsa, işçinin iş görmekten kaçınma  hakkını kullanması hukuken korunmayacaktır. Şunu da belirtmeliyim ki;  işletmenin ekonomik sıkıntıda olması mücbir sebep olarak kabul edilemez.  Mücbir sebep, işvereni ifasından kendi isteği ve iradesi dışında  alıkoyan, dıştan gelen, kaçınılmaz, öngörülemez bir sebeptir. Örneğin;  yangın, salgın hastalık vb. Ancak şunu da belirtmeliyim ki; mücbir  sebepler tek tek sayılamaz. Her olayın, durumun hakim tarafından  detaylıca değerlendirilmesi gerekir.<br />
d) İşçinin kararının kişisel olması</p>
<p>İş örmekten kaçınma hakkının kullanılması işçinin kişisel kararına  dayanmalıdır. Yargıtay da kararlarında bu şartı açıkça  vurgulamıştır[26]:<br />
“ Kanun&#8217;un 34/1. maddesi uyarınca işçinin ücreti ödeme gününden itibaren  yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmese, işçi iş görme  borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. İşçilerin kişisel kararlarına  dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir  nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez ”.<br />
İşçilerin kişisel kararları ile değil de sendikanın veya diğer işçilerin  olursa, iş görmekten kaçınma hakkının kullanılması sonucunda işveren iş  akdini haklı nedenle feshedebilecektir. İşçinin iş görmekten kaçınması  kişisel kararına dayanıyorsa, diğer işçiler de işi bıraksa bile kanun  gereğince bu durum grev sayılmaz ( İş K. m. 34 ).</p>
<p>3. İşçinin Ücret Ödenmemesi Nedeniyle İş Görmekten Kaçınmasının Hukuki Sonuçları</p>
<p>a) İş görmekten kaçınmanın grev sayılamayacağı</p>
<p>İş K. m. 34/ f.1’e göre, ücreti ödenmeyen işçilerin bu nedenle kişisel  kararlarıyla iş görmekten kaçınmaları halinde, bu kaçınma sayısal olarak  toplu nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Bu hususu  kanun koyucu açıkça belirtme ihtiyacı duymuştur. Bunun nedeni, eski  kanun döneminde uygulamada işçilerin kişisel kararla dahi olsa ücret  ödenmemesi nedeniyle iş görmekten kaçınma hakkını kullanmaları topluca  olursa yasadışı grev olarak kabul ediliyor ve açılan davalar işçilerin  aleyhine sonuçlanıyordu[27].<br />
Ücretleri ödenmeyen işçiler dışındaki işçiler bu haktan yararlanarak iş  görmekten kaçınamazlar. Şayet kaçınırlarsa gerekli yaptırımlarla karşı  karşıya kalabilirler.<br />
Ücret ödenmemesi nedeniyle iş görmekten kaçınma hakkının grev sayılıp  sayılmamasının ayrımını yapan temel şart: İş görmekten kaçınma hakkının  kullanılması kararının kişinin kendi kararı olmalı; bir sendikanın veya  grubun kararı sonucunda kullanılmamalıdır.<br />
b) İş görmekten kaçınan işçiler yerine işçi alınamaması</p>
<p>İş K. m. 34/ f.2’ye göre, iş görmekten kaçınan işçilerin yerine başka  işçi alınamaz, bu işler başkasına yaptırılamaz. Ancak, işveren bu kurala  aykırı davranırsa nasıl bir yaptırım uygulanacağı kanunda yer  almamıştır. Bu halde, işçiler İş K. m. 24/ II’ye dayanarak iş akitlerini  haklı nedenle feshedebilirler. Bu davranış ,ahlak ve iyi niyete aykırı  bir davranış kabul edilebilir. İşçi, şayet yeniden işe başlamak isterse  ve işveren yerine başka işçi aldığı için bunu kabul etmezse, iş akdini  haksız feshetmiş olur ve bu durumun hukuki sonuçlarına katlanır[28].</p>
<p>c) İş görmekten kaçınan işçilerin sözleşmesinin feshedilememesi</p>
<p>İş K. m. 34/ f.2’ye göre, ücret ödenmemesi nedeniyle iş görmekten  kaçınan işçilerin iş akitleri çalışmadıklarından bahisle feshedilemez.  Bu sayede, işçileri ücret alacakları koruma altına alınmıştır[29].<br />
İşveren, işçisine ücretini geç öderse ve işçi de bu nedenle kanunun  aradığı şartlar dahilinde iş görmekten kaçınırsa; artık işverenin iş  akdini feshi haksız fesih olacak ve işçi işe iade davası açarak işine  dönebilecektir. Bu kuralla, işçilerin iş görmekten kaçınmalarının fesih  için geçerli bir neden olmayacağı açıkça vurgulanmıştır.<br />
Bununla birlikte, işçiler iş görmekten kaçındıkları süre zarfında iş  akitleri devam ettiği için, sadakat borcuna uygun davranmak  zorundadırlar. İşçiler, hakları olan ücretlerinin ödenmesi dışında bir  amaçla bu hakkı kullanmamalıdırlar. Bu husus Yargıtay kararlarında da  vurgulanmıştır[30]:<br />
“Davacının ve diğer arkadaşlarının ücretlerinin on gün kadar gecikme ile  ödenmesi sebebiyle 12.1.2005 günü 15.23 vardiyasında çalışan davacının  çalıştığı makineyi durdurarak diğer işçiler ile işyerinin bir bölümünde  toplantı yaptığı, uyarılara rağmen makinaların çalıştırılmadığı dosyaya  sunulan ve tanıklarca doğrulanan tutanak içeriklerinden anlaşılmıştır.<br />
4857 Sayılı Yasanın 34. maddesi gereği ücretlerin yirmi gün ödenmemesi  halinde işçilere çalışmama hakkı verilmektedir. Somut olayda yirmi  günlük gecikmenin varlığı kanıtlanamamıştır. 4857 Sayılı Yasanın 34/1.  maddesi, ücretin ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir  neden dışında ödenmeyen işçiye, iş görme borcunu yerine getirmekten  kaçınma hakkı vermektedir. Ancak bu hak, işyerinde makineleri durdurmak  şeklinde eylemlerle kullanılamaz ” .<br />
d) Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının yürütülmesi</p>
<p>İş K. m. 34/ f.1’in son cümlesine göre, gününde ödenmeyen ücretler için  mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanacaktır. İşçilerin ücret  hakları bu sayede korunmaya çalışılmıştır. Yargıtay’ın da bu hususa  ilişkin kararı mevcuttur[31]:<br />
“ Davacı, 20.08.2003 tarihinde açtığı ek davada, ödenmeyen ücret  alacaklarına 4857 S. Yasa uyarınca temerrüt tarihinden itibaren mevduata  uygulanan en yüksek faiz uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece bu  talep nazara alınmadan tüm süre için 4857 S. Yasadaki yeni düzenleme  nazara alınmadan yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davacı,  davalıyı 17.06.2002 tarihinde ücret alacağı ile ilgili olarak temerrüde  düşürmüştür. Temerrüt tarihinde 3095 Sayılı Yasada düzenlenen faizin  ücrete uygulanması gerektiği halde, bilahare 10.06.2003 tarihinde  yürürlüğe giren 4857 Sayılı yasada ücret alacağının ödenmesinde temerrüt  halinde mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütüleceği hüküm altına  alınmıştır. Somut olayda ek davaya konu ve hüküm altına alınan ücret  alacağına temerrüt tarihi olan 17.06.2002 tarihinden 4857 Sayılı Yasanın  yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihine kadar 3095 Sayılı Yasa gereğince  yasal faiz 4857 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihinden  itibaren ise bu tarihte henüz ücret alacağı ödenmediğinden mevduata  uygulanan en yüksek faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir ”.<br />
e) İş görmekten kaçınan işçilere ücret ödenip ödenmeyeceği sorunu</p>
<p>Ücreti ödenmeyen işçilerin, çalışmaktan kaçındıkları süre zarfında  ücrete hak kazanıp kazanmadıkları ok tartışmalı bir husustur. İş  görmekten kaçınma hakkının düzenlendiği İş K. m.34’te çalışılmayan  dönemde ücrete hak kazanıp kazanılmayacağına ilişkin bir düzenleme  bulunmamaktadır. İş K. bilim kurulu taslağında, iş görmekten kaçınana  işçilerin çalışmadıkları süre zarfında ücrete hak kazanacakları  belirtilmişti. Ancak bu düzenleme İş K. m.34’e alınmamıştır[32].<br />
Öğretide tartışmalı olan ücrete hak kazanıp kazanmama problemine  Yargıtay’ın yaklaşımı ise eleştiriye açıktır. Yargıtay ücretleri  ödenmeyen işçilerin, iş görmekten kaçındıkları süre zarfında ücrete hak  kazanamayacaklarını kabul etmiştir[33]:<br />
“ DAVA : Davacı ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini  istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.<br />
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br />
KARAR : Davanın dayanağı 4857 sayılı yasanın 34. maddesidir. Davacı  ücretinin ödeme gününden itibaren 20 gün içinde ödenmemesi sebebiyle iş  görme borcunu yerine getirmekten 60 gün süreyle kaçındığını çalışmadığı  bu sürenin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.<br />
Davalı dava konusu sürede işçilerin eylem yaptığını, çalışılmayan  sürenin ücretinin talep edilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddini  savunmuştur.<br />
Mahkemece dava kabul edilmiştir.<br />
İşçinin ücretinin ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden  dışında ödenmemesi halinde işçi iş görme borcunun yerine getirmekten  kaçınabilir. Bu süre içinde ücret ödemesi uygulaması yapılacağı yasa  tasarısında düzenlendiği halde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ndeki  görüşmeler sırasında bu düzenleme yasa metninden çıkarılmış ve bu  suretle Yasama organı boşta geçen bu sürede ücret istenemeyeceğine dair  iradesini açık olarak ortaya koymuştur.<br />
34. maddenin bu düzenlemesine göre işçinin iş görme borcunu yerine  getirmekten kaçındığı bu sürenin ücretini işverenden talep etmesi mümkün  değildir. Zira, işçinin çalışmaması kendi iradesi ile oluşmuştur.  Açıklanan bu nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü  hatalı olup bozmayı gerektirmiştir ”.<br />
Söz konusu karar çerçevesinde yerel mahkemelerde karar verilmektedir.  Yargıtay’ın yaklaşımı kendi içinde tutarlı olsa bile; iş görmekten  kaçınma hakkının konuluş amacına aykırıdır. Yasa hükmünün amacı,  ücretini alamayan işçilerin ücretlerine kavuşmalarını sağlamaktadır.  İşçiler kanunun kendilerine tanıdığı bu hakkı kullanırken ücrete hak  kazanmaları kanunun amacına ve özüne uygun olacaktır kanısındayım.<br />
İşçiler, yasal haklarını kullanırken ücrete hak kazanamazlarsa; hem  maddi açıdan mağdur olacaklardır, hem işverenin ücretsiz izin gibi bu  hakkı kullanmasının önü açılacaktır hem de işçiler b nedenle kanunun  kendilerine tanıdığı bu hakkı kullanmaktan çekinecektirler ve bu sayede  bu kural uygulamaz hale gelebilecektir[34].<br />
Bilim kurulu taslağında; İş K. m.34 ile “ ilkesel açıdan Borçlar  Kanununun 81 inci maddesindeki düzenleme ile uyum sağlanmıştır ”  denilmiştir. Süzek’e göre, İş K. m. 34’te işçilerin çalışmadıkları süre  zarfında ücrete hak kazandıkları açıkça yer almasa bile, bu konuda  ödemezlik defini düzenleyen BK m. 81 ve işverenin temerrüdüne ilişkin BK  m. 325 uygulanabilir. Buna gerekçe olarak da; İş K. m.34 n BK m. 81’in  iş akdi açısından düzenlenmiş özel halidir demektedir[35].<br />
BK m. 325’e göre; iş görme edimini sunan işçi, işveren işe kabulde  temerrüde düşürse,veya gerekli hazırlık fiillerini yapmazsa işçi  çalışmadan ücrete hak kazanır. İşverenin daha önceki ödeme döneminin  sonunda işçinin ücretini ödemesi, bir sonraki dönemde işçinin iş görme  borcunu ifa etmesinin hazırlık fiili olarak kabul edilebilir[36].<br />
Kanımca, Yargıtay’ın içtihadının aksine, işçiler BK m. 325’e göre  çalışmadıkları süreler için ücrete hak kazanmalıdırlar. Aksinin kabulü  kuralın konuluş amacı ile bağdaşmaz. Ayrıca iş görmekten kaçınma  hakkının bir diğer hali olan İş K. m.83’e göre; iş sağlığı ve güvenliği  hükümlerine aykırı durumlarda işçi iş görmekten kaçınabilmekte ve bu  halde ücrete hak kazanmaktadır. İşçiye tanınan iş görmekten kaçınma  hakkından birisi olan İş K. m. 83’e göre işçiler ücrete hak kazanırken,  İş K. m. 34’e göre işçilerin ücrete hak kazanamaması eşitliğe aykırı  olduğu kanaatindeyim.</p>
<p><strong>&#8220;İşverenin Ücret Ödeme Borcu &#8211; İşçinin Ücret Ödenmemesi Sebebiyle İş  Görmekten Kaçınma Hakkı&#8221; başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Derya  Balık&#8217;e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi  (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/450/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=450&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/isverenin-ucret-odeme-borcu-iscinin-ucret-odenmemesi-sebebiyle-is-gormekten-kacinma-hakki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Galatasaray Üniversitesi &#8211; Ekonomi Hukuku Sertifika Programı &#8211; İstanbul</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/galatasaray-universitesi-ekonomi-hukuku-sertifika-programi-istanbul/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/galatasaray-universitesi-ekonomi-hukuku-sertifika-programi-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 15:58:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[Borçlar - Ticaret - İcra İflas - Banka - Tüketici H]]></category>
		<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray Üniversitesi &#8211; Ekonomi Hukuku Sertifika Programı &#8211; İstanbul AmaçPiyasa ekonomisinin hukuki altyapısına hakim, Hukuk ve ekonominin etkileşimini bu disiplinlerin güncel uygulamalarına yansıtabilen, Rekabet hukuku ve iktisadi regülasyon alanlarında yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak. Eğitim Tarihi 16 Ekim Kontenjan 25 kişiyle sınırlıdır. Eğitim Yeri İstanbul / Ortaköy Süre 84 saat (7 hafta) Cumartesi &#38; Pazar 09:30−16:30 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=448&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Galatasaray Üniversitesi &#8211; Ekonomi Hukuku Sertifika Programı &#8211; İstanbul</h2>
<div><strong><span style="color:black;">Amaç</span></strong><span style="color:black;">Piyasa  ekonomisinin hukuki altyapısına hakim, Hukuk ve ekonominin etkileşimini  bu disiplinlerin güncel uygulamalarına yansıtabilen, Rekabet hukuku ve  iktisadi regülasyon alanlarında yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak.</span></p>
<p><span style="color:black;"><strong>Eğitim Tarihi</strong> </span></p>
<p><span style="color:#333333;"><span style="color:black;">16 Ekim</span></p>
<p><strong><span style="color:black;">Kontenjan </span></strong></p>
<p><span style="color:darkorange;"><span style="color:black;">25 kişiyle sınırlıdır.</span> </span><br />
<span id="more-448"></span><br />
<strong><span style="color:black;">Eğitim Yeri</span> </strong></p>
<p><span style="color:black;">İstanbul / Ortaköy</span></p>
<p></span><strong><span style="color:black;">Süre </span></strong></p>
<p><span style="color:#333333;"><span style="color:black;">84 saat (7 hafta)</span><br />
Cumartesi &amp; Pazar 09:30−16:30</span><br />
<strong>Katılım Şartları</strong>Ekonomi hukuku sertifika programına  üniversitelerin Mühendislik, Hukuk , İşletme, İktisat ve Ekonomi  bölümlerinden en az lisans mezunu olanlar veya hukuk fakültesinin 3. ve  4. sınıf öğrencileri katılabilir. <strong>Sertifika Hakkında</strong>%80 devam  koşulunu sağlayan ve program sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara  Galatasaray Üniversitesi tarafından resmi sertifika verilecektir.</p>
<p><strong>Eğitim İçeriği</strong></p>
<ol>
<li>Temel Hukuk</li>
<li>Vergi Hukuku ve Malî Hukuk</li>
<li>Muhasebe ve Hukuk</li>
<li>İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik</li>
<li>Ekonomik Kamu Hukuku Meseleleri</li>
<li>Uluslararası Uyuşmazlıkların Çözümü</li>
<li>Bilişim ve Ceza Hukuku</li>
<li>Takip Hukuku</li>
<li>Şirketler Hukuku ve Sermaye Piyasası</li>
<li>Fikri ve Sınaî Haklar</li>
</ol>
<p><strong>Eğitim Kadrosu</strong></p>
<ol>
<li>Prof. Dr. Hakan Üzeltürk</li>
<li>Prof. Dr. Hanifi Ayboğa</li>
<li>Doç. Dr. Murat Engin</li>
<li>Doç. Dr. Erdoğan Bülbül</li>
<li>Doç. Dr. İlhan Yılmaz</li>
<li>Doç. Dr. Ümit Kocasakal</li>
<li>Doç. Dr. Tekin Memiş</li>
<li>Doç. Dr. Savaş Bozbel</li>
<li>Yrd. Doç. Dr. Güray Erdönmez</li>
</ol>
<p><strong>Detaylı Bilgi İçin</strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.istanbulinstitute.com/" target="_blank">www.istanbulinstitute.com</a><br />
0212 352 55 12<br />
<a href="mailto:muratburan@istanbulinstitute.com">muratburan@istanbulinstitute.com</a></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/448/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=448&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/galatasaray-universitesi-ekonomi-hukuku-sertifika-programi-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HSYK&#8217;da seçim takvimi belli oldu!</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/hsykda-secim-takvimi-belli-oldu/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/hsykda-secim-takvimi-belli-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 15:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimine ilişkin “takvim”i  başlattı. Takvime göre HSYK üyeliği için seçim 17 Ekim 2010 Pazar günü yapılacak. HSYK üyeliği seçim takvimine göre, seçim 17 Ekim 2010 Pazar günü yapılacak. Resmi Gazete&#8217;nin bugünkü sayısında yayımlanan YSK Kararına göre, HSYK üyeliği seçimi ile ilgili işlemler takvimde gösterilen tarihler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=445&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimine ilişkin “takvim”i  başlattı. Takvime göre HSYK üyeliği için seçim 17 Ekim 2010 Pazar günü yapılacak.  HSYK üyeliği seçim takvimine göre, seçim 17 Ekim 2010 Pazar günü yapılacak.  Resmi Gazete&#8217;nin bugünkü sayısında yayımlanan YSK Kararına göre, HSYK üyeliği seçimi ile ilgili işlemler takvimde gösterilen tarihler esas alınarak yürütülecek.  YSK, kesin aday listesini 07 Ekim 2010 Perşembe günü saat 08.00&#8242;de internet ortamında www.ysk.gov.tr adresinde ilan edecek.<span id="more-445"></span></p>
<p>SEÇİM TAKVİMİNE GÖRE SÜREÇ</p>
<p>Takvime göre süreç şöyle işleyecek:</p>
<p>“24 Eylül Cuma : Adaylık başvuru ilanını başlayacak ve YSK adli ve idari yargıda halen görev yapan hakim ve savcı listelerini ayrı ayrı Adalet Bakanlığından isteyecek.</p>
<p>28 Eylül Salı : Adaylık başvuru ilanı sonlandırılacak.</p>
<p>29 Eylül Çarşamba : Adaylık başvuruları başlayacak.  Seçmen listeleri, adli ve idari yargı seçim çevresi esas alınarak il seçim kurullarınca askıya çıkarılacak.</p>
<p>1 Ekim Cuma : Adaylık başvurularının son günü.</p>
<p>2-3 Ekim Cumartesi &#8211; Pazar : Adaylık başvuruları incelenecek ve ilan edilecek.</p>
<p>4-5 Ekim Pazartesi &#8211; Salı : Aday listelerine yapılacak itirazlar alınacak.</p>
<p>6 Ekim Çarşamba : Aday listesine yapılan itirazlar incelenmeye başlanacak.</p>
<p>7 Ekim Perşembe : Aday listesine yapılan itirazların sonuçlandırılacak ve kesin aday listesi www.ysk.gov.tr adresinden ilan edilecek.</p>
<p>8 Ekim Cuma : Adli ve idari yargı hakim ve savcı seçmen listeleri askıdan indirilecek, seçmen listelerine yapılacak itirazların son günü. Adaylıkları kesinleşenlerin soyad alfabe sırasına göre oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi ve YSK web sitesinde özgeçmişlerinin bu sıraya göre yayımlanmasına başlanacak.</p>
<p>9 Ekim Cumartesi : Seçmen listelerine yapılacak itirazların il seçim kurulunca incelenmesine başlanacak.  Oy pusulalarının basımına ve il seçim kurullarına gönderilmesine başlanacak.</p>
<p>10 Ekim Pazar : Seçmen listesine yapılacak itirazların incelenmesinin son günü, seçmen listeleri il seçim kurullarınca kesinleştirilecek.</p>
<p>11 Ekim Pazartesi : Adli ve idari yargı olarak ayrı ayrı sandık kurulları oluşturulacak.</p>
<p>12 Ekim Salı : Kesinleşen seçmen listelerinin il seçim kurulunca sandık seçmen listesi olarak çoğaltılmasına başlanılacak.</p>
<p>13 Ekim Çarşamba : Kesinleşen seçmen listelerinin il seçim kurulunca sandık seçmen listesi olarak çoğaltılması işlemi tamamlanacak.</p>
<p>16 Ekim Cumartesi : İl seçim kurulu başkanlarınca, seçimlerde görev alacak sandık kurulu başkanlarına eğitim verilmesi, araç ve gereçleri içeren malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi ve göreve hazır duruma getirilmeleri sağlanacak.</p>
<p>17 Ekim Pazar : Oy verme işlemi yapılacak.</p>
<p>Kaynak : www.hurriyet.com.tr</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/445/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/445/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=445&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/10/03/hsykda-secim-takvimi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İcra Ve İflas Hukukunda Harçlar Ve Giderler</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2010/09/28/icra-ve-iflas-hukukunda-harclar-ve-giderler/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2010/09/28/icra-ve-iflas-hukukunda-harclar-ve-giderler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 18:20:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[Borçlar - Ticaret - İcra İflas - Banka - Tüketici H]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[a)İcra ve İflas Harçları: H  a r ç; özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak, kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir.[1] Başka bir ifade ile, “takip hukukunda harçlar, devletin, icra ve iflas muamelelerini ifa etmek suretiyle gördüğü hususi hizmet dolayısı ile ilgililerden, harç pulu yapıştırmak suretiyle aldığı para”dır.[2] Kural olarak, devletin gördüğü kamu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=439&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=658"><strong>a)İcra ve İflas Harçları:</strong> </a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><em>H   a r ç; özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak, kamu  kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları  ödemelerdir.<a name="_ftnref1"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn1#_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><strong>[1]</strong></span> </a> </em>Başka bir ifade ile, “<em>takip  hukukunda harçlar, devletin, icra ve iflas muamelelerini ifa etmek  suretiyle gördüğü hususi hizmet dolayısı ile ilgililerden, harç pulu  yapıştırmak suretiyle aldığı para</em>”dır.<a name="_ftnref2"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn2#_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference">[2]</span></a> Kural olarak, devletin gördüğü kamu hizmetleri parasızdır. Ancak,  devlet kendisi için oldukça külfetli ve masraflı bir faaliyet olan icra  ve iflas hukuku sahasındaki hizmetleri için bu hizmetlerden  yararlananlardan -yaptığı masrafların tam karşılığı olmamak üzere- <em>harç</em> adı altında cüzi bir para tahsil eder. Bu para; ilgili kişilerden harç pulu yapıştırılmak suretiyle tahsil edilir.<span id="more-439"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> </strong> <strong>I-</strong>Devletin, icra ve iflas hukuku sahasında alabileceği harçları kanun tayin eder. Halen bu harçlar, 492 sayılı Harçlar Kanununda<a name="_ftnref3"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn3#_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference">[3]</span></a> düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu kanuna  -3239 sayılı kanunla eklenen-  mükerrer  -4369 ve 5035 sayılı kanunlarla değişik- 138. maddede “<em>her  takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan maktu  harçlar (maktu ve nisbi harçların asgari ve azami miktarlarını  belirleyen hadler dahil) o yıl için tesbit ve ilan olunan yeniden  değerleme oranında arttırılır. Bu şekilde hesaplanan maktu harç ve  tutarların % 5’ini aşmayan kesirleri dikkate alınmaz</em>” denilmiş olduğundan harç miktarları her yıl başında yeniden belirlenecektir… Harçlar Kanununun, konumuzla ilgili hükümlerini;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>A-İcra Harçları, </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> B-İflas Harçları,</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> C-Tetkik Mercii Harçları,</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">olmak üzere üç grupta incelemek mümkündür.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">Bunlardan <em>icra ve iflas harçları</em> Harçlar Kanununun (1) sayılı Tarifesinin (B) bölümünde düzenlenmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>II- A) İCRA HARÇLARI:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>a)İcraya başvurma harcı:</strong> Gerek  i l a m l ı  gerekse  i l a m s ı z  icra takiplerinde, takip talebinde bulunan alacaklıdan alınır. Bu harç <em>maktu</em> olup<a name="_ftnref4"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn4#_ftn4"><span class="MsoFootnoteReference">[4]</span></a> alacaklı neticede haklı çıkarsa, harç borçluya yüklenir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>b)Peşin harç: </strong>İ l a m s ı z  takiplerde, takip talebinde bulunan alacaklıdan, alacağın <em>binde beşi</em><strong> </strong>oranında tahsil edilir. Bu harç, takip sonunda, alınacak asıl harca mahsup edilir. Alacaklı mahkemeye başvurarak dava  -“<em>alacak davası</em>” veya “<em>itirazın iptali davası</em>”-  açmaya mecbur kalırsa, peşin alınan harç kendisine iade olunur veya  alacaklının isteği üzerine mahkeme harçlarına mahsup edilir (Harçlar  Kanunu mad. 29)<a name="_ftnref5"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn5#_ftn5"><span class="MsoFootnoteReference">[5]</span></a>. Başlangıçta alacaklıdan alınan bu harç da, neticede haklı çıkarsa, borçluya yüklenir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">Peşin  harcın, sadece “ilamsız takipler”de alınmasından maksat, ilama dayalı  olmayan takiplerin ciddiyetini temin etmek ve asılsız takip taleplerine  engel olmaktır.<a name="_ftnref6"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn6#_ftn6"><span class="MsoFootnoteReference">[6]</span></a> Aynı zamanda, ilama dayanan takiplerde, o safhaya gelinceye kadar,  mahkemeden ilamın alınması sırasında gerekli harçlar alınmış olduğundan,  ayrıca, takip safhasında peşin harç alınmasına gerek görülmemiştir&#8230;.<a name="_ftnref7"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn7#_ftn7"><span class="MsoFootnoteReference">[7]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">Takip  borçlularından birisi hakkında icra takibi yapıldıktan sonra, takibin  -kefil, ciranta, müşterek/müteselsil borçlu gibi- diğer borçlularına  yöneltilerek onlara ödeme emri gönderilebilmesi için, alacaklının  yeniden <em>peşin harç</em> ödemesi gerekir.<a name="_ftnref8"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn8#_ftn8"><span class="MsoFootnoteReference">[8]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">İ l a m l ı  takiplerde <em>peşin harç</em> alınmaz.<a name="_ftnref9"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn9#_ftn9"><span class="MsoFootnoteReference">[9]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>Yüksek mahkeme<a name="_ftnref10"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn10#_ftn10"><span class="MsoFootnoteReference">[10]</span></a>, </strong>“<em>İİK.nun  149. maddesine dayalı, borçluya örnek 151 icra emri gönderilerek  yapılan ipotekli takiplerden de peşin harç alınamayacağını</em>” belirtmiştir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">Takip, mahkeme ilamına değil de, <em>ilam niteliğindeki bir belgeye</em> (İİK. mad. 38) -örneğin; re’sen düzenlenmiş bir noter senedine-  dayanmakta ise,  p e ş i n  h a r ç  alınacak mıdır? Bu durumda, Harçlar  Kanununun 29. maddesindeki “ilama dayanmayan takip” deyiminin dar tesir  edip, takip konusu yapılan “mahkeme ilamı” olmadıkça peşin harcın  alınması gerektiği sonucuna varmak gerekir. Keza yukarıdaki ikinci  gerekçe de, “sadece mahkeme ilamına dayanan icra takiplerinden peşin  harç alınmayacağını” haklı göstermektedir. Bu itibarla, mahkeme  huzurunda yapılan s u l h,  k a b u l,  f e r a g a t  hallerinde “<em>karar ve ilam harcı</em>”  alınacağından (Harçlar Kanunu mad. 22) ve bu üç hali belgeleyen mahkeme  kararı teknik manada bir “mahkeme ilamı” sayılacağından (HUMK. mad.  95/1) bu üç halde, “icra takibinin ilama dayandığı” gerekçesi ile, peşin  harç alınmamalıdır.<a name="_ftnref11"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn11#_ftn11"><span class="MsoFootnoteReference">[11]</span></a> <a name="_ftnref12"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn12#_ftn12"><span class="MsoFootnoteReference">[12]</span></a> Noterlikçe re’sen düzenlenmiş senetler gibi, hakkında daha önce ilam  harcı ödenmemiş diğer ilam niteliğindeki belgelere (temyiz  kefaletnameleri, icra dairesindeki kefaletler ve özel kanunlara göre ve  ilam niteliğinde sayılan belgelere) dayanan ilamlı icra takiplerinde,  Harçlar Kanununun 29. maddesine göre,   -binde beş- peşin harç  ödenmelidir.<a name="_ftnref13"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn13#_ftn13"><span class="MsoFootnoteReference">[13]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>c)Tahsil harcı ve icranın yerine getirilmesi harcı: </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>aa)Tahsil harcı:<a name="_ftnref14"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn14#_ftn14"><span class="MsoFootnoteReference">[14]</span></a></strong> Konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bir şey olan icra  takiplerinden, icra takibinin değeri üzerinden  n i s b i  olarak  alınır. Harç oranı takibin uzaması ile artmaktadır:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>aaa-</strong>Ödeme veya icra emrinin tebliği üzerine <em>hacizden önce</em> ödenen paralardan % 3,6<a name="_ftnref15"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn15#_ftn15"><span class="MsoFootnoteReference">[15]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>bbb-</strong><em>Hacizden sonra ve satıştan önce</em> ödenen paralardan % 7,2</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>ccc-</strong>Haczedilen malların satılıp paraya çevrilmesi suretiyle yani <em>satıştan sonra</em><strong> </strong>tahsil olunan paralardan % 9</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">n i s b e t i n d e  “<em>tahsil harcı</em>” alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><em>Tahsil harcı</em>, takip masrafları çıkarıldıktan sonra geri kalan miktar üzerinden hesaplanarak, alacaklıdan alınır.<a name="_ftnref16"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn16#_ftn16"><span class="MsoFootnoteReference">[16]</span></a> Ayrıca belirtelim ki, harcın yükümlüsü ilgili kişi (borçlu/alacaklı “cezaevi harcından”) olduğundan, tahsil harcı, <em>borçlu vekili</em>nden değil, <em>borçlu</em>dan istenebilir.<a name="_ftnref17"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn17#_ftn17"><span class="MsoFootnoteReference">[17]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">Bu harç, “<em>konusu para olan icra takiplerinde</em>” alacağın ödenmesi sırasında, “<em>konusu paradan başka bir şey olan icra takiplerinde</em> -örneğin; menkul teslimlerinde (İİK. mad. 24), çocuk teslimlerinde  (İİK. mad. 25)-” icranın yerine getirilmesinden itibaren 15 gün içinde  ödenir (Harçlar Kanunu mad. 28/b).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>ddd-</strong><em>Memur ve hizmetlilerin, maaş, ücret, gündelik ve sair hizmet gelirlerinin haczi suretiyle</em> tahsil olunan paralardan % 3,6</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>eee-</strong><em>Gayrımenkul ve gemilerin tahliye ve tesliminde</em>; tahliye ve teslim icra marifetiyle olmuşsa % 3,6, icra marifetiyle olmamışsa % 1,8</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>fff-</strong><em>Menkul teslimlerinde</em>, teslim icra marifetiyle olmuşsa % 3,6, icra marifetiyle olmamışsa % 1,8</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">oranında tahsil edilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><em>Nisbi harç</em><strong> </strong>para tahsil edilirken alınır. <em>Maktu harç</em> ise, ilam icraya konulunca peşin olarak alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>Yüksek mahkeme, </strong>yeni oluşturduğu içtihatlarında “<em>tahsil  harcının yükümlüsünün       -İİK. mad. 15/I uyarınca- borçlu olduğunu,  bu nedenle, alacaklıya ödeme yapılırken, tahsil harcının düşülmeyeceğini  (kesilemeyeceğini)</em>” belirtmektedir.<a name="_ftnref18"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn18#_ftn18"><span class="MsoFootnoteReference">[18]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>bb)İcranın yerine getirilmesi harcı:<a name="_ftnref19"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn19#_ftn19"><span class="MsoFootnoteReference">[19]</span></a></strong> Konusu, para ile değerlendirilmesi mümkün olmayan icra takiplerinde -çocuk teslimi gibi (İİK. mad. 25)- icra takibinin sonunda <em>maktu</em> olarak alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>d)Cezaevleri harcı: </strong>Bu harç 2548 sayılı kanuna<a name="_ftnref20"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn20#_ftn20"><span class="MsoFootnoteReference">[20]</span></a> göre;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>aa)</strong><em>Miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan</em>, tahsil olunan paranın % 2’si,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>bb)</strong><em>Kıymeti muayyen olmayan ilamların icrasından</em>, tahsil olunan harcın yarısı nisbetinde alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">Bu harcın, diğer harçlardan farklı olan en önemli <em>özelliği,</em><strong> </strong>borçluya yükletilmemesindedir. Yani bu harca alacaklı katlanır. Bu suretle <strong>İİK. mad. 15/1’</strong>de ifade edilmiş bulunan “… <em>bütün harçların borçluya ait olduğu</em>” kuralına 2548 sayılı kanunun bahsedilen maddesi ile bir istisna getirilmiştir.<a name="_ftnref21"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn21#_ftn21"><span class="MsoFootnoteReference">[21]</span></a> <a name="_ftnref22"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn22#_ftn22"><span class="MsoFootnoteReference">[22]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>e)Feragat harcı: </strong>“Her  ne sebep ve suretle olursa olsun, icra takibinden vazgeçildiğinin  zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı  alınır.<a name="_ftnref23"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn23#_ftn23"><span class="MsoFootnoteReference">[23]</span></a> Ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra takipten  vazgeçilirse, tahsil harcı tam olarak alınır” (Harçlar Kanunu, mad. 23).  Ayrıca belirtelim ki; ödeme emrinin tebliğe çıkarılmasından sonra fakat  borçluya tebliğinden önce takipten feragat edilmesi halinde -bu aşamada  tahsil harcı alınmadığından (bknz: yuk. dipn. 15)- feragat harcı  alınmaz.<a name="_ftnref24"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn24#_ftn24"><span class="MsoFootnoteReference">[24]</span></a> <strong>Yüksek mahkeme<a name="_ftnref25"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn25#_ftn25"><span class="MsoFootnoteReference">[25]</span></a>, </strong>bu konudaki içtihatlarında “<em>bu harçtan alacaklının sorumlu olduğunu</em>” belirtmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>III-Harcın ödenme zamanı: </strong>Kanunda  aksine hüküm bulunmadıkça, herhangi bir icra takip işleminin  yapılmasını isteyen kişi, o işlemin yapılması için kanunda öngörülen  harcın tamamını peşin alarak ödemek zorundadır. Harcın tamamı  ödenmedikçe, harca konu işlem yapılamaz (Harçlar Kanunu, mad. 127).  Gerekli harcı almadan o işlemi yapan memur, yükümlü ile birlikte, harcın  ödenmesinden müteselsilen sorumlu olur (Harçlar Kanunu, mad. 128). Eğer  takip talebi, başka bir icra dairesi vasıtasıyla yetkili icra dairesine  gönderilmek istenirse, aracılığı istenen icra dairesi tarafından  gerekli <em>başvurma harcı</em> ile <em>peşin harç</em> alacaklıdan alınarak, takip talebi ile birlikte yetkili icra dairesine gönderilir (Harçlar Kanunu, mad. 35).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>IV-Bazı icra muameleleri harçtan muaftır:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> a)</strong>Değeri 2500 lirayı geçmeyen takipler (ticari senetlere ait takipler hariç) (Harçlar Kanunu, mad. 13/a).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>b)</strong>Ayda  5000 lirayı geçmeyen nafakaya ait takipler (birden fazla kişi lehine  nafakaya hükmedilmesine dair ilamlarda, her kişi lehine hükmedilen  miktar, müstakil olarak nazara alınır) (Harçlar Kanunu, mad. 13/c).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>c)</strong>İcra  ve iflas dairelerinin kusuru yüzünden yanlış yapılmış olan işlemlerin  ı  s l a h ı  ve  i p t a l i n e  dair kararları ile,<a name="_ftnref26"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn26#_ftn26"><span class="MsoFootnoteReference">[26]</span></a> bu iptal veya ıslah dolayısı ile yeniden yapılacak işlemler (Harçlar Kanunu, mad. 13/d)</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>d)</strong>Erler  ve ihtiyaçları devlet tarafından deruhte ve temin olunan onbaşı ve  çavuşların yapacakları takipler (Harçlar Kanunu, mad. 14)</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>e)</strong>İş  mahkemeleri tarafından işçiler lehine hükme bağlanmış olan hak ve  alacakların takibinde, işçilerden hiçbir harç alınmaz (Harçlar Kanunu,  mad. 33)</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>f)</strong>İcra tetkik mercilerinin cezaya dair kararları,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>g)</strong>İcra ve İflas Kanununun 270. maddesine göre yapılacak defter tutma işlemleri,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>h)</strong>Genel bütçeye dahil idarelerin bu kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri (örneğin; üniversiteler<a name="_ftnref27"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn27#_ftn27"><span class="MsoFootnoteReference">[27]</span></a> “2547 sayılı K. mad. 56/b”, Hazine<a name="_ftnref28"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn28#_ftn28"><span class="MsoFootnoteReference">[28]</span></a>, Milli eğitim Bakanlığı<a name="_ftnref29"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn29#_ftn29"><span class="MsoFootnoteReference">[29]</span></a> ile ilgili takiplerde, bu kurumlardan harç alınmaz ve aleyhlerine tahsil harcı tahakkuk ettirilmez…)</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">U y g u l a m a  için çok önem taşıyan, şu husus hemen belirtelim ki, <strong>Yargıtay 12. <a href="http://www.hukuki.net/" target="_blank">Hukuk</a> Dairesi, </strong>kuruluş  yasasında o kurumun “her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu”nun  belirtilmiş olmasının, yargı ve icra harçlarından muafiyeti  kapsamadığını, bu nedenle, böyle bir kurumun açacağı dava ve yapacağı  takiplerden harç alınması gerekeceğini ötedenberi belirtmiştir. Örneğin;  6200 sayılı Devlet Su İşleri Kanununun 49. maddesindeki “<em>Umum Müdürlüğün varidatı kurumlar vergisinden ve muameleleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır</em>” şeklindeki hükmün<a name="_ftnref30"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn30#_ftn30"><span class="MsoFootnoteReference">[30]</span></a> 2813 sayılı Telsiz Kanununun 5. maddesindeki “… <em>Kurumun gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır</em>” şeklindeki hükmün<a name="_ftnref31"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn31#_ftn31"><span class="MsoFootnoteReference">[31]</span></a> bu kurumların açtığı dava ve yaptıkları icra takiplerinden harç  alınmamasını gerektirmeyeceğini, buna karşın 4389 sayılı Bankalar  Kanununun 4743 sayılı kanun ile değişik 14/5-c maddesindeki “…<em>Fona  intikal eden bankaların, dava ve icra takiplerinde her türlü vergi,  resim, harç, cezaevleri harcı ödenmez ve diğer kesintiler yapılmaz…</em>” şeklindeki hükmün,<a name="_ftnref32"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn32#_ftn32"><span class="MsoFootnoteReference">[32]</span></a> 4684 sayılı Bazı <a href="http://www.hukuki.net/kanun/" target="_blank">Kanun</a> ve <a href="http://www.hukuki.net/kanun/" target="_blank">Kanun</a> Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 4/II maddesindeki “…<em>yeniden  yapılandırma süreci içinde, bankalarca kredi alacaklarının tahsili  amacıyla açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuçlandırılıncaya  kadar, 492 sayılı Harçlar Kanununun 2, 23 ve 29. maddeleri ve 2548  sayılı Cezaevi Harcı Kanununun 1. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı</em>” şeklindeki hükmün,<a name="_ftnref33"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn33#_ftn33"><span class="MsoFootnoteReference">[33]</span></a> 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun, 24/c maddesindeki “<em>Kurum  tarafından açılan ve Kurumun taraf olduğu davalar ve icra  kovuşturmaları ile ilamları … her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır</em>” şeklindeki hükmün<a name="_ftnref34"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn34#_ftn34"><span class="MsoFootnoteReference">[34]</span></a> bu kurumların açacağı dava ve yapacağı icra takiplerinden harç alınmamasını gerektireceğini belirtmiştir…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">Bunlardan başka, gerek Harçlar Kanununda (mad. 123/II, 124), gerekse  İcra ve İflas Kanununda (mad. 43/11, 58, III, 62/VI, 78/III vb.) ve İcra  ve İflas Kanunu Yönetmeliğinde (mad. 36, 37/II) harçtan muaf olan  işlemler belirtilmiştir…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>V-</strong>İcra takiplerinde, <em>takipten sonra işleyecek faizler</em> harcın hesaplanmasında nazara alınmaz (Harçlar Kanunu, mad. 20). Bu itibarla, t a h s i l  h a r c ı n ı n, <em>takip tarihine kadar işleyen faiz, esas alacağa ilave edildikten sonra</em> elde edilen tutarın <em>binde beşi</em> oranında tahakkuk ettirilmesi gerekir.<a name="_ftnref35"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn35#_ftn35"><span class="MsoFootnoteReference">[35]</span></a><strong> </strong> <strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> VI-</strong>İcra takibinde, hem <em>alacaklı</em> hem de <em>borçlu</em> kısmen  h a k l ı  çıktığı takdirde, bunların sorumlu olduğu harç ve  giderler, tetkik merciinin takdir ettiği esaslar dairesinde, her ikisi  arasında paylaştırılır.<a name="_ftnref36"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn36#_ftn36"><span class="MsoFootnoteReference">[36]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>VII-</strong>Harç konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan, harcın yasaya aykırı olarak hesaplanmış olması, ilgililerin <em>süresiz şikayet</em> yoluyla tetkik merciine başvurmasına neden olur.<a name="_ftnref37"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn37#_ftn37"><span class="MsoFootnoteReference">[37]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>B)İFLAS HARÇLARI: </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> </strong>Bu harçlar da, 492 sayılı Harçlar Kanununda<a name="_ftnref38"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn38#_ftn38"><span class="MsoFootnoteReference">[38]</span></a> düzenlenmiştir. Ancak, Harçlar Kanunu, iflas harçlarını, iflasın  açılmasından sonraki devre için düzenlemiş olduğundan, bundan önceki  devrede alınması gereken harçların miktar ve nisbeti hakkında   -mecburen- icra harçları ile ilgili hükümlerin uygulanması gerekecektir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>a-</strong>İflas takip talebinde bulunan alacaklıdan da <em>maktu </em><strong>başvurma harcı </strong>ve binde beş (<em>nisbi</em>) <strong>peşin harç</strong> alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>b-</strong>Borçlu,  “iflasına karar verilmeden önce” borcunu öderse, iflas takibi, tıpkı  bir icra takibi gibi son bulmuş olacağından, borçludan -ödeme emrinin  tebliği üzerine, hacizden evvel ödenen paralardan alınan tahsil harcı  gibi- <strong>tahsil harcı</strong> alınması gerekir. aynı şekilde, iflas kararı  verilmeden önce borcun ödenmesi halinde, iflas takibi, icra takibi gibi  sonuçlandığından, alacaklıdan  -% 2 oranında- <strong>cezaevi harcı</strong> alınmalıdır.<a name="_ftnref39"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn39#_ftn39"><span class="MsoFootnoteReference">[39]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>c-</strong>İflas ödeme emrini alan borçlu, takip konusu borcunu ödemez ve alacaklı ticaret mahkemesinde <em>iflas davası</em> açarsa, takip açarken yatırdığı binde 5 <em>peşin harç</em>, iflas davası için ödenmesi gerekecek 1/4 nisbi <em>karar ve ilam harcına</em> mahsup edilir (Harçlar K. mad. 29/III). İflasın açılmasından sonra da; <strong>“iflasın açılması harcı</strong>” <em>(maktu), </em><strong>“masaya katılma harcı”</strong> (<em>maktu</em>), “<strong>iflasta paylaştırılan para üzerinden” </strong><em>(nisbi),</em> <strong>“konkordato isteğinden”</strong> <em>(maktu)</em> ve <strong>“konkordatoda; alacaklılara verilmesi kararlaştırılan para üzerinden” </strong><em>(nisbi)</em><strong> harç </strong>alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">Gerek  i f l a s’ ta ve gerekse  k o n k o r d a t o’ da “icra dairesi  tarafından tahsil edilmiş” bir para sözkonusu olmadığından, alacaklıdan “<strong>cezaevi harcı” </strong>alınmaz.<a name="_ftnref40"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn40#_ftn40"><span class="MsoFootnoteReference">[40]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>C)TETKİK MERCİİNDE ALINACAK HARÇLAR:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> a)Başvurma harcı: </strong>Tetkik  merciine  -istihkak davası, itirazın kaldırılması, şikayet vs. yoluyla  yapılan- başvurulardan maktu olarak başvurma harcı alınır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>b)Karar ve ilam harcı: </strong>Kural  olarak, tetkik mercii tarafından verilen -itirazın kaldırılmasına,  şikayete, kambiyo senedine dayalı takiplerde borca itiraza, imzaya  itiraza ilişkin vb.-<strong> </strong>kararlardan <em>maktu</em> <strong>karar ve ilam harcı</strong> alınır (Harçlar Kanunu, (1) sayılı Tarife, A, III-2, a). Ancak istisnaen, <strong>istihkak davalarında</strong>,  <em>nisbi </em><strong>karar ve ilam harcı</strong> alınır (Harçlar Kanunu, mad. 16, 1 sayılı Tarife, A, 3-1)<a name="_ftnref41"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn41#_ftn41"><span class="MsoFootnoteReference">[41]</span></a>.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>VIII-</strong>İİK. mad. 15/son gereğince, <strong>adli yardım </strong>hakkındaki  genel hükümler (HUMK. mad. 465-472) icra takiplerinde de uygulanır.  Ancak burada, adli yardım kararını takibin yapıldığı icra dairesinin  bağlı bulunduğu icra tetkik mercii verir. Bu suretle, lehine adli yardım  kararı verilen taraf, HUMK. mad. 466’nın sağladığı menfaatlerden  istifade eder.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><strong>b)İcra ve İflas Giderleri</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> aa-İcra giderleri:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<div>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td style="border:medium none #ece9d8;background-color:transparent;padding:0;" align="left" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="vertical-align:baseline;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-size:56pt;">B</span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">u  giderler, icra organlarının icra takibini tam ve doğru olarak  yürütebilmeleri için yaptıkları harcamalardır. İcra dosyasına ilişkin  bir hizmet veya işi yapmış olan kişi veya kişilere ödenir. Örneğin;  haciz veya satış yerine götüren araç şöförüne ödenen ücret, icra  memuruna ödenen harcırah, yediemine ödenen ücret, satış giderleri,  bilirkişi ücreti, posta giderleri “<em>icra giderleri</em>” kapsamında yer alırlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><em>İcra vekalet ücreti</em> de, icra giderleri arasında önemli bir miktar oluşturur. Bu konu ayrıca  ve özel olarak hem İİK. 138/III ve hem de Avukatlık Asgari Ücret  Tarifelerinde (mad. 2/II, 11) düzenlenmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">İcra giderleri de -harçlar gibi- alacaklı tarafından peşin olara ödenir  ve takibin sonunda haksız çıkarsa, borçluya yükletilir (İİK. mad. 15/I,  59/ı). Alacaklı ilk ödenen paradan, yaptığı giderleri alır (İİK. mad.  138/II). Eğer, alacaklı takibini satış aşamasına götürmez ve terk ederse  veya açıkça takibinden feragat ederse, borçlu o aşamaya kadar yapılmış  olan takip giderlerinden sorumlu olmaz. Keza, borçlu hal ve durumu ile  kendisine karşı icra takibi yapılmasına sebebiyet vermemiş ve itiraz  (ödeme) süresi içinde borcunu ödemişse, icra giderlerinden (ve  harçlarından) sorumlu tutulamaz (HUMK. mad. 94/II kıyasen).<a name="_ftnref42"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn42#_ftn42"><span class="MsoFootnoteReference">[42]</span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">“Alacaklı tarafından gideri ödenerek icra dairesine yaptırılmış olan  işlemin, onun kusuru olmaksızın borçlunun şikayeti sonucunda tetkik  merciince iptal edilmiş olması halinde bile yapılan giderlerden yine  borçlunun sorumlu olacağı” <strong>doktrinde<a name="_ftnref43"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn43#_ftn43"><span class="MsoFootnoteReference">[43]</span></a> </strong>belirtilmiştir…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong>bb-İflas giderleri:</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><strong> </strong><em>İflas takibi, iflas davası </em>ve <em>iflasın tasfiyesi </em>için yapılan giderlerin tümü, “<strong>iflas gideleri”</strong>ni oluşturur.<a name="_ftnref44"></a><a href="http://www.hukuki.net/web%20talihuyar/talihuyar&amp;web/harclar_ve_giderler.htm#_ftn44#_ftn44"><span class="MsoFootnoteReference">[44]</span></a> <em>İflas kararı</em> verilmesi aşamasına kadarki giderler, tamamen icra giderleri gibidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><em>İflas davasındaki giderler; </em>iflas  davası açarken yatırılan harç, iflas davası sırasında yaptırılan  bilirkişi incelemesi için ödenen ücret, ilan giderleri, iflas kararında  hükmedilen harç ve vekalet ücretinden oluşur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;"><em>İflasın tasfiyesi için yapılan giderler ise</em>;  iflas dairesince yapılan ilan ve tebliğ giderleri, iflas idaresinin  iflasın tasfiyesi için yaptığı -tebliğ, ilan giderleri, iflas idare  memurlarının ücretleri, defter tutma, malların muhafaza ve satış  giderleri gibi- giderleri kapsar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">Belirtilen iflas giderlerinin tümünden, iflas takip ve davasında haksız çıkmış olan borçlu sorumludur (İİK. mad. 15/I, 59).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;">Alacaklı, iflas takip ve davasının gerektirdiği giderlerle, “<em>birinci  alacaklılar toplantısına kadar gerekli olan giderleri ve iflas  kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarını</em>” (İİK. mad. 160) peşin öder. Bu giderleri alacaklı, ileride tasfiye sonunda öncelikli olarak alır (İİK. mad. 248).</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/439/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=439&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2010/09/28/icra-ve-iflas-hukukunda-harclar-ve-giderler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yeni Sigara Yasağı Hakkında Genelge-4207 Sayılı Kanun Hükümlerinin Uygulanması</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/20/yeni-sigara-yasagi-hakkinda-genelge-4207-sayili-kanun-hukumlerinin-uygulanmasi/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/20/yeni-sigara-yasagi-hakkinda-genelge-4207-sayili-kanun-hukumlerinin-uygulanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 21:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Sigara Yasağı Hakkında Genelge 4207 Sayılı Kanun Hükümlerinin Uygulanması. GENELGE 2009/13 Tütün ürünlerinin tüketilmesi ülkemizde yaygın bir alışkanlık ve ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu ürünlerin tüketilmesi, kullananların yanı sıra pasif olarak tütün dumanına maruz kalanları da etkilemektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin günlük hayatta tütün ürünü tüketen yetişkinlerle bir arada bulunmaları ve onlara özenmeleri, gelecek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=434&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div><span>Yeni Sigara Yasağı Hakkında Genelge</span></div>
</div>
</div>
<p>4207 Sayılı Kanun<br />
Hükümlerinin Uygulanması.</p>
<p>GENELGE<br />
2009/13</p>
<p>Tütün ürünlerinin tüketilmesi ülkemizde yaygın bir alışkanlık ve ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu ürünlerin tüketilmesi, kullananların yanı sıra pasif olarak tütün dumanına maruz kalanları da etkilemektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin günlük hayatta tütün ürünü tüketen yetişkinlerle bir arada bulunmaları ve onlara özenmeleri, gelecek nesillerin sağlığını tehdit eder durumdadır.<span id="more-434"></span></p>
<p>Bilindiği gibi kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından korumak ve herkesin en temel haklarından biri olan temiz hava soluyabilmesini sağlamak amacıyla 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuş, 5727 sayılı Kanunla da önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunun sonucunda ülkemiz, tütün ürünlerinin zararlarından korunmak yolunda önemli adımlar atarak bu konuda mevzuat düzenlemesi gerçekleştiren az sayıda ülkeden biri olmuştur.</p>
<p>Vatandaşlarımızın Kanun hükümlerine uyma konusunda oldukça duyarlı olduğu, tütün bağımlılığı olanlar da dahil, tütün ürünlerinin kullanımı konusunda yürütülen çalışmaları samimiyetle desteklediği bilinmektedir. Sigara tüketim oranlarında ve kişi başı sigara tüketimindeki azalma ile kapalı ortamların hava kalitesindeki belirgin iyileşmeler, vatandaşlarımızın bu konuya verdiği desteğin eseridir.</p>
<p>Kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde ve lokantalarda tütün ürünlerinin tüketilmesine ilişkin olarak 5727 sayılı Kanunla gerçekleştirilen düzenlemelerin 19 Temmuz 2009 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olması sebebiyle, uygulama birliğinin sağlanması ve herhangi bir aksaklık yaşanmaması bakımından uyulması gereken hususlar aşağıda belirtilmiştir:</p>
<p>1- İkamete mahsus konutlar hariç olmak üzere, kahvehane, kafeterya, birahane, nargile içilen mekânlar, dernek ve vakıflara ait lokaller gibi eğlence hizmeti verilen işletmeler ve lokantalar dahil kamu ve özel hukuk kişilerine ait tüm binaların kapalı alanlarında tütün ürünleri tüketilmeyecektir. Kahvehane, kafeterya, birahane, nargile içilen mekânlar, dernek ve vakıflara ait lokaller gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerin ve lokantaların açık alanlarında tütün ürünleri tüketilmesi durumunda diğer kişilerin tütün dumanından etkilenmelerini önleyecek düzenlemeler yapılacak, kapalı alanlara tütün dumanı geçmemesi için gerekli tedbirler alınacaktır.</p>
<p>Sabit veya seyyar bir tavanı veya çatısı (çadır, güneşlik vb. dahil) olan, kapıları, pencereleri ve giriş yolları dışında bütün yan yüzeyleri geçici veya kalıcı olarak tamamen kapatılmış alanlar ile aynı şekilde tavanı veya çatısı olup yan yüzeylerinin yarısından fazlası kapalı bulunan yerler &#8220;kapalı alan&#8221; olarak değerlendirilecektir.</p>
<p>2- Taksi hizmeti verenler dahil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında tütün ürünleri tüketilmeyecektir.</p>
<p>3- Özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumları ile okul öncesi eğitim kurumlarının, dershanelerin, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı alanları ile birlikte açık alanlarında da tütün ürünleri tüketilmeyecektir.</p>
<p>4- Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalarının yatarak tedavi gördüğü birimlerde ve ceza infaz kurumlarında toplam alanın %10’unu geçmeyecek şekilde tütün ürünleri tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilecektir. Bu alanlardan, bu kuruluşların çalışanları ve ziyaretçiler yararlandırılmayacaktır.</p>
<p>Bu alanlar, koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit edilmiş ve standartlara uygun havalandırma tertibatı ile donatılmış, tavanı, kapı ve pencereleri dışında dört tarafı sert zemin veya duvarla kaplı olacaktır. Alanların kapıları, yangın talimatları da dahil olmak üzere, mevcut diğer düzenlemelere uygun, mekanik kapanan kapılar şeklinde olacaktır. Bu alanların duvarlarında tütün ürünleri kullanımının zararlarını anlatan sağlık uyarıları görülebilir yerlere asılmış olacak ve kapılarında tütün ürünlerinin tüketimine mahsus alan olduğunu belirtir uyarı yazıları bulunacaktır.</p>
<p>Şehirlerarası veya uluslararası güzergâhlarda yolcu taşıyan denizyolu araçlarının güvertelerinde toplam alanın %10’unu geçmeyecek şekilde tütün ürünleri tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilecektir. Bu alanlar diğer yolcuların etkilenmesini önleyecek şekilde tecrit edilecek ve girişlerine gerekli uyarı yazıları asılacaktır.</p>
<p>18 yaşını doldurmamış kişilerin bu alanlara girmesine izin verilmeyecektir.</p>
<p>5- Otelcilik hizmeti verilen işletmelerin, tütün ürünleri tüketen müşterilerin konaklamasına tahsis edilmiş odalarında standartlara uygun havalandırma tertibatı bulunacaktır. Tahsis edilen bu odaların mümkün olduğunca aynı kat ve koridor gibi müstakil bölümlerde yer alması sağlanacaktır.</p>
<p>6- Açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile bunların seyir yerlerinde tütün ürünleri kullanılmayacak, bu tesislerde tütün ürünlerinin tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulması halinde bu alanlar toplam seyir alanının %50’sini geçmeyecek ve ortamda bulunan diğer kişilerin etkilenmesini önleyecek şekilde düzenlenecektir.</p>
<p>7- Tütün ürünleri tüketiminin yasak olduğu alanlarda, kanuni düzenleme ve buna uymamanın cezai sonuçlarını belirten uyarılar mutlaka mevzuata uygun şekilde asılacaktır.</p>
<p>8- 4207 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 7 nci fıkrası çerçevesinde; Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon ve radyolarda yayımlanmak üzere ilgili kurumlarca hazırlanan programların, Sağlık Bakanlığı’nın uygun görüşü alındıktan sonra Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayımlanması sağlanacaktır.</p>
<p>9- 18 yaşını doldurmamış kişilere tütün ürünlerinin satışı yapılmayacak ve tüketimlerine sunulması önlenecektir.</p>
<p>10- Sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde tütün ürünlerinin satışı kesinlikle yapılmayacaktır.</p>
<p>11- Kanuna aykırı davrananlar için öngörülen idari yaptırımlar, başta vali ve kaymakamlar olmak üzere tüm ilgililer tarafından adil ve etkili bir şekilde uygulanarak Kanunun amacına ulaşılması sağlanacaktır. Kanunla kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmeyen memurlar ve kamu görevlileri hakkında mevzuatta yer alan cezai hükümler ve disiplin hükümleri uygulanacaktır.</p>
<p>Bahsi geçen konularla ilgili olarak www.havanikoru.org.tr web sayfasından ayrıntılı bilgiye ulaşılabilecektir.</p>
<p>16/5/2008 tarihli ve 26878 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2008/6 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>Sağlıklı toplum hedefine ulaşmak amacıyla yapılan düzenlemelerin ve alınan tedbirlerin vatandaşlarımız tarafından desteklendiği ve büyük bir duyarlılıkla sahiplenildiği memnuniyetle görülmektedir. Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususlara hassasiyetle uyulması ve aksine hareket edenler hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması hususunda gereğini önemle rica ederim.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/434/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=434&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/20/yeni-sigara-yasagi-hakkinda-genelge-4207-sayili-kanun-hukumlerinin-uygulanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÖSS 2009 Taban Puanları</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/oss-2009-taban-puanlari/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/oss-2009-taban-puanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 11:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[öss]]></category>
		<category><![CDATA[öss 2009]]></category>
		<category><![CDATA[öss 2009 taban puan]]></category>
		<category><![CDATA[öss 2009 taban puanlar]]></category>
		<category><![CDATA[öss 2009 taban puanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[ÖSS 2009 Taban Puanları Buyrun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), bu yıl yapılan ÖSS’de 165 taban puanını yüzde 20 ortalama net başarıya, 145 taban puanını da yüzde 10 ortalama net başarıya eşleştiren bir düzenleme yapılması kararı alındığını bildirdi. Ayrıntılı bilgi için : ÖSS 2009 Taban Puanları<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=429&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÖSS 2009 Taban Puanları Buyrun</p>
<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), bu yıl yapılan ÖSS’de 165 taban puanını yüzde 20 ortalama net başarıya, 145 taban puanını da yüzde 10 ortalama net başarıya eşleştiren bir düzenleme yapılması kararı alındığını bildirdi.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için : <a title="öss 2009,öss 2009 taban puanları" href="http://kraltv04.blogspot.com/2009/07/oss-2009-taban-puanlar.html/">ÖSS 2009 Taban Puanları</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/429/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=429&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/oss-2009-taban-puanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>2009 ÖSS Sonuçlarına göre Neden Hukuk Fakültesi Seçmeliyim?</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/2009-oss-sonuclarina-gore-neden-hukuk-fakultesi-secmeliyim/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/2009-oss-sonuclarina-gore-neden-hukuk-fakultesi-secmeliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 10:42:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Toplumda bireylerin birbirleri ve devletle veya devletlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen yasaların uygulanması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümü konusunda çalışacak hukukçular yetiştirilir. Hukuk fakültesini bitirenler, genellikle Hakim, Savcı ve Avukat ünvanı ile çalışmaktadırlar. Programın Amacı: Hukuk programının amacı, toplumda bireylerin birbirleri ile ve devletle veya devletlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen yasaların uygulanması sırasında ortaya çıkacak anlaşmazlıkların çözümü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=427&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda bireylerin birbirleri ve devletle veya devletlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen yasaların uygulanması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümü konusunda çalışacak hukukçular yetiştirilir. Hukuk fakültesini bitirenler, genellikle Hakim, Savcı ve Avukat ünvanı ile çalışmaktadırlar.</p>
<p><strong>Programın Amacı:</strong> Hukuk programının amacı, toplumda bireylerin birbirleri ile ve devletle veya devletlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen yasaların uygulanması sırasında ortaya çıkacak anlaşmazlıkların çözümü konusunda çalışacak hukukçuları yetiştirmek ve bu alanda araştırma yapmaktır. <span id="more-427"></span></p>
<p><strong>Programda Okutulan Belli Başlı Dersler:</strong> Hukuk programında hukuk felsefesi ve sosyolojisi, Türk  hukuk tarihi, anayasa hukuku, Roma özel hukuku, medeni hukuk, idare hukuku, devletler umumi hukuku, İslam hukuku, borçlar hukuku, ceza hukuku, ticaret hukuku ve vergi hukuku gibi meslek dersleri verilir.</p>
<p><strong>Gereken Nitelikler:</strong> Hukuk fakültesinde başarılı olabilmek için öğrencinin lisede aldığı felsefe, mantık, sosyoloji, kompozisyon ve Türkçe derslerinde başarılı olması beklenir. Hukuk fakültesi mezunları hangi alanda çalışırlarsa çalışsınlar üstün bir akademik yeteneğe, ikna gücüne, sağlam bir mantık ve seziye sahip olmalıdırlar. Hukuk fakültesine girmek isteyenler hukukun, sorumluluğu çok fazla olan bir meslek alanı olduğunu, sürekli çalışma, okuma ve araştırma gerektirdiğini öncelikle kabul etmelidirler. Sabır ve anlayış da bu alanda başarı için gerekli niteliklerdir.</p>
<p><strong>Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler:</strong> Hukuk fakültesinde 4 yıllık lisans programını tamamlayanlar daha sonra yaptıkları stajın konusuna göre genellikle &#8220;Hakim&#8221;, &#8220;Savcı&#8221; ve &#8220;Avukat&#8221; ünvanları ile çalışmaktadırlar. Bir kısmı da &#8220;Danışman&#8221; olarak görev yapar. Hakim mahkemede, vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkların hukuk kuralları çerçevesinde çözülmesine çalışır. Hakim veya savcı olabilmek için bir hukuk fakültesini bitirdikten sonra mahkemelerde staj yapmak gereklidir. Hakim veya savcı olmak isteyen bir kimse hukuk fakültesini bitirdikten sonra Adalet Bakanlığına başvurur. İsteklilerin ihtiyaçtan fazla olması halinde stajyer atamalarında hukuk diplomasının derecesine bakılır. Aynı dereceye sahip olanlar arasında önce başvuranlar sonrakilere, doktora yapmış olanlar hepsine tercih edilir. Stajyerlik dönemini bitirenlerin atanacakları yer kura ile belirlenir Hakimlere ve savcılara, kendi yasaları hükümlerince bazı maddi ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu ayrıcalıklar, iki yılda bir ilerleme (diğer memurlar 3 yılda bir derece ilerlemesi yapar), maaşlarının yarıdan fazlası kadar tazminattır. Hakimlerin, görevleri gereği, siyasal etkilerden uzak tutulmaları ve kendilerini güvenlikte hissetmeleri için bazı önlemler alınmıştır. Sözgelişi, kendileri istemedikçe, hastalık veya yüz kızartıcı bir suç işlemiş olma durumları dışında, Anayasa&#8217;da gösterilen yaştan önce işten çıkarılamazlar, emekliye ayrılamazlar. Avukatlık genellikle serbest yürütülen bir meslektir. Avukatlar insanların hukuki sorunlarıyla uğraşırlar. Avukat kendisine başvuranın şikayetini dinler, gerekirse davanın açılması için yol gösterir, savunmayı hazırlar ve mahkemede yargıca yazılı ya da sözlü olarak sunar, davayı kovuşturur, gerekirse olay yerine gidip keşif yapan mahkeme heyetine katılır. Avukat olmak isteyen bir kimsenin hukuk fakültesini bitirdikten sonra bir yıl staj yapması gerekir. Staj süresinin yarısı mahkemelerde, yarısı tecrübeli bir avukatın yanında geçer. Eğitimini başarı ile tamamlayan bir avukat bir yazıhane açarak dava kabul etmeye başlayabilir. Bazı avukatlar kamu kuruluşlarında ve özel kuruluşlarda avukat veya hukuk müşaviri olarak görev alırlar. Her avukat, avukatlık mesleğini yürütmek için meslek üyelerinin çalışmalarını denetleyen bir kuruluş olan Türkiye Barolar Birliğine kaydolmak zorundadır. Avukatlık mesleğinde iş bulma olanağı; bulunulan bölgenin ekonomik ve toplumsal koşullarına ve avukatın yeteneklerine bağlıdır. Bunun dışında, hukuk fakültesini bitirenler hukuk danışmanlığı, müfettişlik, hariciye meslek memurluğu gibi mesleklerde de iş bulabilmektedirler.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/427/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=427&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/2009-oss-sonuclarina-gore-neden-hukuk-fakultesi-secmeliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMDE ORTA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA PROGRAM BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI (SINAVSIZ GEÇİŞ)</title>
		<link>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/mesleki-ve-teknik-egitimde-orta-ve-yuksekogretim-kurumlari-arasinda-program-butunlugunun-ve-devamliliginin-saglanmasi-sinavsiz-gecis/</link>
		<comments>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/mesleki-ve-teknik-egitimde-orta-ve-yuksekogretim-kurumlari-arasinda-program-butunlugunun-ve-devamliliginin-saglanmasi-sinavsiz-gecis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 10:38:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SAVCIBEY55</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞERLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://savcibey55.wordpress.com/?p=424</guid>
		<description><![CDATA[T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMDE ORTA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA PROGRAM BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI (SINAVSIZ GEÇİŞ) BİLGİ KILAVUZU ANKARA-2002 Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarından Meslek Yüksekokullarına Sınavsız Geçiş Bilgi Kılavuzu Bu kılavuz, 4702 sayılı Kanun gereğince mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından meslek yüksekokullarına sınavsız geçişle ilgili olarak öğrencilere, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=424&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">T.C.<br />
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI<br />
T.C.<br />
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
</p>
<p style="text-align:center;">MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMDE ORTA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ARASINDA            PROGRAM BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI (SINAVSIZ GEÇİŞ) BİLGİ KILAVUZU</p>
<p>ANKARA-2002<br />
Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarından Meslek Yüksekokullarına            Sınavsız Geçiş Bilgi Kılavuzu</p>
<p align="left">Bu kılavuz, 4702 sayılı Kanun gereğince mesleki ve teknik            ortaöğretim kurumlarından meslek yüksekokullarına sınavsız geçişle ilgili            olarak öğrencilere, adaylara, ailelere ve kamuoyuna bilgi sunmak amacıyla            hazırlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından            hazırlanan bu kılavuz resmî bir belge niteliğinde olmayıp sadece bilgilendirme            amacına yöneliktir. Sınavsız geçişle ilgili her türlü işlemlerde ÖSYM            tarafından yayınlanan kılavuz, belge, doküman ve duyurular esas olarak            kabul edilmelidir.<span id="more-424"></span></p>
<p>İ Ç İ N D E K İ L E R</p>
<div><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b1">1. MESLEKİ-TEKNİK EĞİTİMDE ORTA VE YÜKSEKÖĞRETİM          KURUMLARI ARASINDA PROGRAM BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI (SINAVSIZ          GEÇİŞ) PROJESİNE NEDEN GEREK GÖRÜLDÜ </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b2">2. SINAVSIZ GEÇİŞİN AMAÇLARI </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b3">3. 4702 SAYILI KANUN&#8217;DA SINAVSIZ GEÇİŞLE İLGİLİ ÖNEMLİ HUSUSLAR </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b4">4. SINAVSIZ GEÇİŞLE İLGİLİ TEMEL İLKELER, KURALLAR VE YERLEŞTİRME          ESASLARI </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b5">5. SINAVSIZ GEÇİŞTEN YARARLANACAK MESLEK LİSELERİ </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b6">6. SINAVSIZ GEÇİŞ YAPILABİLECEK MESLEK YÜKSEKOKULLARI</a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b7">7. VAKIF MESLEK YÜKSEKOKULLARINA SINAVSIZ GEÇİŞ </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b8">8. M.Y.OKULLARINDAN FAKÜLTE VE YÜKSEKOKUL LİSANS PROGRAMLARINA          DİKEY GEÇİŞ</a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b9">9. AÇIKÖĞRETİME SINAVSIZ GEÇİŞ </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b10">10. EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMLARI </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b11">11. SINAVSIZ GEÇİŞE BAŞVURMA KOŞULLARI </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b12">12. KONTENJANLAR </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b13">13. ADAYLARA ÖNERİLER </a></p>
<p><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/sinavsizgecis/sinavsizgecisklavuzu.htm#b14">14. SONUÇ </a></div>
<div>
<p align="left">
</div>
<p><strong><a name="b1"></a>1. MESLEKİ-TEKNİK EĞİTİMDE ORTA VE YÜKSEKÖĞRETİM          KURUMLARI ARASINDA PROGRAM BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI (SINAVSIZ          GEÇİŞ) PROJESİNE NEDEN GEREK GÖRÜLDÜ </strong></p>
<p>Teknolojide yaşanan hızlı değişme ve gelişmeler, pazarların küreselleşmesi,          iletişimin artması, bilgi alışverişinin ve ulaşımın kolaylaşması, serbest          ticaret engellerinin kaldırılması yönündeki gelişmeler ülkelerin ulusal          ekonomilerini etkilemiş ve rekabeti ön plana çıkarmıştır. İşletmelerin          ürettikleri çok çeşitli mal ve hizmeti zamanında ve kaliteli olarak teslim          etmek konusunda daha duyarlı olmaları, teknolojiyi anlayan, yorumlayan,          uygulayabilen, verimli ve kaliteli mal ve hizmet üretebilen yüksek nitelikli          iş gücünü, kaynakların etkili ve verimli kullanımını, en az kaynak kullanarak          en çok yarar sağlama ilkesinin hayata geçirilmesini ön plana çıkarmıştır.</p>
<p>Ülkemizde de uluslararası rekabet koşullarına uyum sağlayabilecek mal          ve hizmetlerin üretilmesinde görev alacak iş gücünün yetiştirilmesinde          bugüne kadar uygulanmakta olan yaklaşımlardan daha farklı yaklaşımlara          ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu çerçevede 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, Beş Yıllık Kalkınma          Planları ve hükümet programlarında yer alan amaç, ilke, hedef ve politikalar          doğrultusunda 16&#8242;ncı Milli Eğitim Şûrasında çok önemli kararlar alınmış          ve 8 yıllık ilköğretim üzerine mesleki ve teknik eğitim ağırlıklı bir          eğitim sistemi oluşturulması ve hayata geçirilmesi görüşü benimsenmiştir.</p>
<p>VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planında 2001-2002 öğretim yılı okullaşma oranlarının          zorunlu sekiz yıllık eğitimde % 100, ortaöğretimde genel liselerde % 40.5,          meslek liselerinde % 34.5 olmak üzere % 75 ve yükseköğretimde ise % 31          olması hedeflenmiştir. Ülkemizin giderek artan mesleki ve teknik eğitim          ihtiyacını karşılamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan planlamalarda;          Avrupa Birliği&#8217;ne üye ülkelerde olduğu gibi milli eğitim sisteminin mesleki          ve teknik eğitim ağırlıklı bir yapıya kavuşturulması ve ortaöğretimde          okullaşma oranlarının genel eğitimde % 35, mesleki eğitimde % 65 olması          öngörülmüştür. Ancak şimdiye kadar alınmış ve alınmakta olan tüm önlemlere          rağmen plan hedeflerinin gerisinde kalınmıştır.</p>
<p>Mesleki ve teknik eğitimin yükseköğretim boyutunun da gerek nicelik gerekse          nitelik olarak yeterli bir düzeyde olmadığı bir gerçektir. Sayıları her          geçen gün artmakta olan meslek yüksekokulları (MYO) iş dünyasının ihtiyaç          duyduğu nitelikli ara kademe insan gücünü yetiştirme istikametinde olumlu          gelişmeler kaydetmeye devam etmektedirler. 2000-2001 eğitim-öğretim yılı          itibariyle 555 MYO&#8217;dan 413&#8242;ü faal durumdadır. Tüm yurt sathına dağılmış          bulunan bu okullarda halkın ve yerel yönetimlerin ilgi ve desteği artarak          devam etmektedir. Bu okullarda teknik, sağlık, iktisadi ve idari alanlarında          298 program türünde eğitim-öğretim yapılmaktadır.</p>
<p>Mevcut meslek yüksekokullarının bazılarının kendilerine ait binaları          bulunmamaktadır. Bir kısmı devlet dairelerinin kullandığı binalarda eğitim          yapmakta, bazıları ise başka okul ve kurumlarla aynı binayı paylaşmaktadırlar.          Bu okulların atölye ve laboratuvarları endüstrinin uyguladığı teknolojiye          uygun olarak donatılmamıştır. Meslek yüksekokullarının bazıları kendilerine          alt yapı teşkil eden mesleki ve teknik liselerden tesis, araç ve gereç          bakımından daha üstün bir düzeye henüz ulaşamamıştır.</p>
<p>Türk yükseköğretim sisteminin genelinde olduğu gibi meslek yüksekokullarında          da öğretim elemanı sıkıntısı vardır. 2000-2001 eğitim-öğretim yılı itibariyle          MYO&#8217;larda görev yapan öğretim elemanı sayısı 5 307 olup öğretim elemanı          başına düşen öğrenci sayısı 46&#8242;dır. Bu oran Almanya&#8217;da 5, Avustralya&#8217;da          8, Belçika&#8217;da 10, Hollanda&#8217;da 14, Japonya&#8217;da 9, Kore ve ABD&#8217;de 21, Macaristan&#8217;da          11&#8242;dir.</p>
<p>Artan öğrenci sayısına paralel olarak bu yüksek oranın korunması durumunda          dahi 2005 yılında yaklaşık 10 000 yeni öğretim elemanının, oranın 46&#8242;dan          35&#8242;e düşürülmesi hedeflendiğinde ise yaklaşık 14 000 yeni öğretim elemanının          istihdamı gerekecektir.</p>
<p>Meslek yüksekokullarında 2000-2001 eğitim-öğretim yılında 239 271 öğrenci          öğrenim görmüş ve 45 188 öğrenci mezun olarak iş dünyasının hizmetine          sunulmuştur.</p>
<p>Mesleki ve teknik eğitimdeki okullaşma oranı henüz çağdaş ülkeler seviyesine          çıkarılamamıştır. Halihazırda meslek yüksekokullarının örgün öğretimdeki          payı % 24.2, toplam öğretimdeki payı ise % 14.7 olup çok düşük düzeydedir.          Bu oran ileri ülkelerin çoğunda % 30&#8242;un üzerinde olup Avustralya&#8217;da %          66, Singapur&#8217;da % 63, Japonya&#8217;da % 44, ABD&#8217;de % 37&#8242;dir.</p>
<p><strong>Yapılan araştırmalar 2000&#8242;li yıllarda iş dünyasının iş gücü ihtiyacının          dörtte üçünün önlisans seviyesinde eğitimle yetiştirilmesi gereğini ortaya          koymaktadır. Ancak, ülkemizdeki iş gücünün ortalama % 77&#8242;si ilkokul/ ilköğretim,          % 15&#8242;i ortaöğretim ve % 8&#8242;i de yükseköğretim düzeyinde eğitim almıştır.          Bu kadar düşük eğitim seviyesi ile Türk endüstrisinin gelişmiş ülkelerle          rekabet etmesi mümkün değildir. </strong> Mesleki ve teknik eğitimdeki bilinen dar boğazları aşmak, beş yıllık          kalkınma planları ve hükümet programlarındaki plan hedeflerine ulaşabilmek          için birçok çözüm önerisi geliştirilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:</p>
<p>�Meslek yüksekokulu sayısının artırılması<br />
�İkinci öğretime daha fazla öğrenci alınması<br />
�Büyük illerde MYO kurulması<br />
�Uzaktan öğretimin mesleki ve teknik eğitimde yaygınlaştırılması<br />
�Dünya Bankası fonlarından istifade edilerek mesleki eğitim sisteminin          geliştirilmesi<br />
�İş dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesi<br />
�Vakıf üniversitelerinin daha fazla MYO açmaya teşvik edilmesi<br />
�Vakıflara bir üniversiteye bağlı olmaksızın MYO açma olanağının tanınması<br />
�Mesleki ve teknik liselerden meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş projesinin          hayata geçirilmesi.</p>
<p>Her çalışmanın ve çözüm önerisinin dar boğazların aşılmasında ayrı bir          yeri ve katkısı olduğu bir gerçektir. Ancak yapılan çalışmalar sonunda          <strong>&#8220;Mesleki ve Teknik Orta ve Yükseköğretim Kurumları Arasında Program          Bütünlüğünün ve Devamlılığının Sağlanması Projesi</strong> veya diğer adıyla          <strong>Sınavsız Geçiş Projesi&#8217;nin</strong> meslek yüksekokullarında okuyan öğrenci          sayılarının artırılmasına ve dolaysıyla mesleki ve teknik eğitimde okullaşma          oranının yükseltilerek çağdaş ülkeler seviyesine yaklaştırılmasına önemli          katkılarda bulunacağı değerlendirilmiştir. Bu projeye 1998 yılında Milli          Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun oluşturduğu çalışma grupları          ile başlanmış, bunların hazırladıkları öneriler tartışılarak geliştirilmiş          ve yasa taslağı haline getirilerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye          Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Tasarı, 4702 Sayılı Kanun olarak 10          Temmuz 2001&#8242;de yasalaşmış ve 24458 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak          yürürlüğe girmiştir. 4702 sayılı Kanunun tam olarak uygulama alanına sokulması          ile ülkemizin mesleki ve teknik eğitim alanında önemli başarılara imza          atacağı ve bunun sonunda mesleki ve teknik eğitimde reform niteliğinde          sonuçlara ulaşılabileceği umulmaktadır.</p>
<p><strong><a name="b2"></a>2. SINAVSIZ GEÇİŞİN AMAÇLARI </strong></p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları mezunlarının meslek yüksekokullarına          sınavsız olarak yerleştirilmeleri, aşağıdaki amaçların gerçekleşmesine          yardımcı olacaktır:</p>
<ul>
<li>Ülkemizin sahip olduğu kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanmak.</li>
<li> Mesleki ve teknik eğitimde, ortaöğretimle yükseköğretim arasında            bugüne kadar kurulamamış olan ilişkiyi kurmak ve güçlendirmek.</li>
<li>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarıyla yükseköğretim kurumlarında            mevcut olan fiziki yapı ile öğretmen ve öğretim elemanı kaynaklarını            ortak kullanmak suretiyle ek kapasiteler yaratmak.</li>
<li>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları ile meslek yüksekokulları            arasında program bütünlüğü ve devamlılığını sağlamak.</li>
<li>Çağımızda kaliteli üretimi gerçekleştirebilecek, bilimsel ve teknolojik            gelişime uyum sağlayabilecek, iş hayatının ihtiyaç duyduğu yüksek nitelikli            ve performanslı ara kademe insan gücünü yetiştirmek.</li>
<li>Mesleki ve teknik eğitimi teşvik ederek bu alandaki çok düşük olan            okullaşma oranını artırmak, daha çok gencimize önlisans düzeyinde mesleki            ve teknik eğitim imkânı sağlamak.<br />
Mesleki ve teknik ortaöğretim okul mezunlarının kendi alanlarında ileri            meslek eğitimi almalarını sağlamak.</li>
<li>Yükseköğretimdeki dört yıllık programlar üzerindeki nüfus baskısını            azaltmak.</li>
</ul>
<p><strong><a name="b3"></a>3. 4702 SAYILI KANUN&#8217;DA SINAVSIZ GEÇİŞLE İLGİLİ ÖNEMLİ          HUSUSLAR </strong></p>
<p>Mesleki ve Teknik Eğitim Bölgesi (METEB), bir veya daha fazla meslek          yüksekokuluyla öğretim programları bütünlüğü ve devamlılığı içinde ilişkilendirilmiş          mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından oluşan eğitim bölgesidir.          Her ilde en az bir METEB kurulacaktır.</p>
<p>METEB&#8217;lerde, çağdaş bilim ve teknolojideki değişme ve gelişmelere uygun          olarak ekonominin gereksinim duyduğu alanlarda yüksek nitelikli iş gücü          yetiştirmek üzere, bir veya daha fazla meslek yüksekokulu ile mesleki          ve teknik ortaöğretim kurumları, öğretim programları bütünlüğü ve devamlılığı          içinde ilişkilendirilecektir.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri          takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya buna en yakın          programların uygulandığı,   öncelikle kendi mesleki ve teknik eğitim bölgesi içinde yer alan veya          bölgesi dışındaki, meslek yüksekokullarına sınavsız olarak yerleştirileceklerdir.</p>
<p>Sınavsız olarak meslek yüksekokullarına yerleştirilip mezun olanlar,          mezunların yüzde onundan az olmamak üzere ayrılacak kontenjanlara göre          alanlarındaki lisans programlarına dikey geçiş yapabileceklerdir.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından birini bitirip de sınavsız          geçişle herhangi bir meslek yüksekokulu veya açıköğretim önlisans programına          girmek istemeyen öğrenciler, üniversite sınavlarına girmek ve kazanmak          suretiyle arzu ettikleri lisans programlarına devam edebilirler. Başka          bir deyişle, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından herhangi birini          bitirip de METEB kapsamı dışındaki bir yükseköğretim programına girmek          isteyen öğrenciler, üniversite giriş sınavlarına başvurmak ve sınavlarda          başarılı olmak suretiyle fakülte ve yüksekokulların lisans programlarına          devam edebilirler. Bu öğrencilerin yerleştirilmeleri mevcut ve yürürlükte          olan usullere göre ÖSYM tarafından yapılmaya devam edilecektir.</p>
<p><strong><a name="b4"></a>4. SINAVSIZ GEÇİŞLE İLGİLİ TEMEL İLKELER, KURALLAR          VE YERLEŞTİRME ESASLARI </strong></p>
<p>4702 sayılı Kanun uyarınca mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından          mezun olacakların/olanların istedikleri taktirde, bitirdikleri programın          devamı niteliğinde veya buna en yakın programların uygulandığı, öncelikle          kendi mesleki ve teknik eğitim bölgesi içinde yer alan veya bölgesi dışındaki          meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız          olarak yerleştirme işlemleri ÖSYM tarafından yürütülecektir.</p>
<p>2002-ÖSS&#8217;ye başvuran mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun          olacak/olan adayların sınavsız geçiş için ayrıca başvurmalarına gerek          yoktur. Bu adaylar 2002&#8242;deki sınavsız geçiş için de başvurmuş sayılacaklardır.</p>
<p>2002-ÖSS&#8217;ye başvurmamış olan adaylar için sınavsız geçişle ilgili 2002-MSG          Kılavuzu hazırlanmıştır. Bu kılavuz sadece 2002-ÖSS&#8217;ye başvurmayan mesleki          ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olacak/olan adaylara hitap etmektedir.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından meslek yüksekokullarına sınavsız          geçiş (MSG), öğretim yılı sonunda sınavsız olarak önce genel yerleştirme,          sonra ek yerleştirme olmak üzere iki defa uygulanacaktır. Genel yerleştirmede          sadece meslek yüksekokulları ve açıköğretim önlisans programlarına sınavsız          geçiş hakkı olanların yerleştirilmeleri yapılacaktır. Mesleki ve teknik          ortaöğretim kurumu mezunu olmayan genel lise mezunları (fen lisesi, Anadolu          lisesi vb.) genel yerleştirme için meslek yüksekokulları programları arasında          tercih yapamayacaklardır.</p>
<p>Ek yerleştirme, sınavsız yerleştirme yapılan meslek yüksekokullarında          kayıtlar tamamlandıktan sonra boş kalan kontenjanlar için yapılacaktır.          Ek yerleştirmede meslek yüksekokulları programlarına sınavsız geçiş hakkı          olan adaylara öncelik tanınacak, kontenjanlar dolmazsa genel lise mezunlarından          ÖSS sınavında 105,000 ve daha fazla puan alan adaylar yüksek puan alanlardan          başlamak üzere yerleştirilebileceklerdir.</p>
<p>Genel yerleştirme sırasında açıköğretim programları dışında sınavlı veya          sınavsız bir yükseköğretim programına yerleştirilen adaylar, ek yerleştirmeye          başvuramayacaklardır.</p>
<p>MSG&#8217;de mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olacak/olan          adaylar, bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya buna en yakın          programların uygulandığı meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans          programlarına, 2002-MSG Kılavuzunda belirtilen önceliklere göre bilgisayarla          yerleştirileceklerdir.</p>
<p>2002-MSG sonuçları sadece 2002-2003 öğretim yılı için geçerli olacaktır.          Adayların, meslek yüksekokullarıyla açıköğretim önlisans programlarına          sınavsız geçiş işlemlerinde kullanılacak mesleki ortaöğretim başarı puanları          (MOBP), 2002-MSG Kılavuzunun 3. bölümünde açıklandığı gibi hesaplanacaktır.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının hangi alan/kol/bölümlerinden          mezun olacak/olan adayların sınavsız olarak meslek yüksekokullarıyla açıköğretim          önlisans programlarına yerleştirilebilecekleri 2002-MSG Kılavuzu Tablo-1&#8242;de          yer almaktadır. Bu tabloda mezun olabilecekleri/oldukları alan/kol/bölüm          karşısında meslek yüksekokulu ve açıköğretim önlisans programı bulunmayan          adayların başvuru yapmalarına gerek yoktur.</p>
<p>MSG&#8217;de adaylar öncelikle, varsa kendi mesleki ve teknik eğitim bölgesi          (METEB) içinde yer alan meslek yüksekokullarına yerleştirileceklerdir.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olacak/olan adayların          2002-2003 öğretim yılı için meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans          programlarına yerleştirilebilmeleri, bu programlarda sağlanan kontenjanlara          bağlı kalacaktır.</p>
<p>2002-2003 öğretim yılı için meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans          programlarına adaylar;   a) Mezuniyet yılları<br />
b) Öğrenim süreleri<br />
c) Okul türleri<br />
d) METEB&#8217;leri<br />
e) Mesleki ve teknik ortaöğretimi bitirme yılına göre hesaplanan MOBP&#8217;leri<br />
f) Sınavsız yerleştirilip öğrenim görmek istedikleri yükseköğretim önlisans          programları ile ilgili tercihleri<br />
g) Yükseköğretim önlisans programlarının kontenjanları ve koşulları göz          önünde tutulmak suretiyle sınavsız olarak yerleştirileceklerdir.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları dışında kalan ortaöğretim kurumlarından          mezun olan adaylarla 2001-2002 öğretim yılında bu kurumlardan mezun olacak          öğrenciler, meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına          sınavsız yerleştirme için başvuramazlar.</p>
<p>Özürlü adaylar, kendi alanlarındaki bir yükseköğretim önlisans programına          yerleştirileceklerinden, bu adayların yerleştirilmeleri sırasında diğer          adaylardan farklı bir uygulama yapılmayacaktır. Bu durumdaki adayların,          yükseköğretim önlisans programlarından tercih yaparken hem kendi özür          durumlarını hem de ilgili yükseköğretim önlisans programlarının koşullarını          göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.</p>
<p>Sınavsız geçişte göz önünde tutulacak Mesleki ve Teknik Eğitim Bölgeleri          (METEB), meslek yüksekokullarıyla bu okulların koşul ve kontenjanları          <strong>2002-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu</strong>&#8216;nda          yer alacaktır. Bu kılavuzda, sınavsız geçiş için yapılacak tercihler ve          yerleştirmede uygulanacak kurallar ile ilgili ayrıntılı açıklamalar da          bulunacaktır.</p>
<p>2002 ÖSS&#8217;ye başvurmuş olan mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu çıkışlı          adaylar, sınavda başarısız olsalar veya sınava girmeseler bile kendi alanlarındaki          sınavsız geçiş programlarından tercih yapabileceklerdir. 2002 ÖSS&#8217;ye girerek          geçerli ÖSS puanı almış mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu çıkışlı adaylar          ise tercihlerini hem sınavsız geçiş programlarından hem de diğer yükseköğretim          programlarından yapabileceklerdir.</p>
<p><strong><a name="b5"></a>5. SINAVSIZ GEÇİŞTEN YARARLANACAK MESLEK LİSELERİ </strong></p>
<p><strong>5.1. Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na Bağlı Tüm Mesleki ve Teknik Ortaöğretim          Okul ve Kurumları </strong></p>
<p>Endüstri Meslek Lisesi<br />
Teknik Lise<br />
Anadolu Meslek Lisesi<br />
Anadolu Teknik Lisesi<br />
Mesleki Eğitim Merkezi<br />
Kız Meslek Lisesi<br />
Meslek Lisesi<br />
Kız Teknik Lisesi<br />
Anadolu Kız Meslek Lisesi<br />
Anadolu Meslek Lisesi<br />
Anadolu Kız Teknik Lisesi<br />
Ticaret Meslek Lisesi<br />
Anadolu Mahalli İdareler Meslek Lisesi<br />
Anadolu Ticaret Meslek Lisesi<br />
Anadolu Dış Ticaret Meslek Lisesi<br />
Anadolu Sekreterlik Meslek Lisesi<br />
Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi<br />
Anadolu İletişim Meslek Lisesi<br />
Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi<br />
Anadolu Ticaret Lisesi<br />
Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi<br />
Mahalli İdareler Meslek Lisesi<br />
Sekreterlik Meslek Lisesi   Çok Programlı Lise (Mesleki ve Teknik Ortaöğretim)<br />
Açıköğretim Lisesi (Mesleki ve Teknik Ortaöğretim)<br />
İmam Hatip Lisesi<br />
Anadolu İmam Hatip Lisesi<br />
Ortopedik Engelliler Çok Programlı Lise<br />
İşitme Engelliler Çok Programlı Lise<br />
Anadolu Sağlık Çok Programlı Lise</p>
<p><strong>5.2. Diğer Bakanlıklara ve Kurumlara Bağlı Meslek Liseleri</strong></p>
<p>Sağlık Meslek Lisesi<br />
Spor Meslek Lisesi<br />
Meteoroloji Meslek Lisesi<br />
Anadolu Meteoroloji Meslek Lisesi<br />
Ziraat Teknik Lisesi<br />
Adalet Meslek Lisesi<br />
Tarım (Ziraat) Meslek Lisesi<br />
Tapu Kadastro Meslek Lisesi<br />
Anadolu Tapu Kadastro Meslek Lisesi<br />
Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi<br />
Meteoroloji Teknik Lisesi<br />
Demiryolu Meslek Lisesi<br />
Konservatuvar</p>
<p><strong>5.3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Okulları</strong></p>
<p><strong>5.4. Ortaasya Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Toplulukları Mesleki ve          Teknik Ortaöğretim Okulları</strong> (Türkiye ile anılan ülkeler arasında yapılabilecek          anlaşmalara uygun olarak)</p>
<p><strong><a name="b6"></a>6. SINAVSIZ OLARAK GEÇİŞ YAPILABİLECEK MESLEK YÜKSEKOKULLARI </strong></p>
<p><strong>6.1. Devlet Üniversiteleri Tarafından Kurulan Meslek Yüksekokulları </strong></p>
<p>�Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu<br />
�Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu<br />
�Teknik Programları Uygulayan Meslek Yüksekokulları<br />
�Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulları<br />
�Adalet Meslek Yüksekokulları<br />
�Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulları<br />
�Denizcilik Programlarını Uygulayan Meslek Yüksekokulları</p>
<p><strong>6.2. Vakıf Üniversiteleri Tarafından Kurulan Meslek Yüksekokulları</strong></p>
<p>Bir üniversite ve Yüksek Teknoloji Enstitüsüne bağlı olmaksızın vakıflar          tarafından kurulan meslek yüksekokullarıdır. (4702 sayılı Kanun vakıflara          bu olanağı tanımıştır.)</p>
<p><strong>6.3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meslek Yüksekokulları </strong></p>
<p><strong>6.4. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Önlisans Programları </strong></p>
<p><strong><a name="b7"></a>7. VAKIF MESLEK YÜKSEKOKULLARINA SINAVSIZ GEÇİŞ </strong></p>
<p>Vakıf üniversiteleri tarafından kurulan meslek yüksekokulları ile bir          üniversiteye bağlı olmaksızın vakıflar tarafından kurulan meslek yüksekokulları          da aynen devlet meslek yüksekokullarında olduğu gibi sınavsız geçişle          öğrenci alacaklardır. Bu meslek yüksekokullarına yapılacak yerleştirmeler,          halihazırda olduğu gibi, ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılmaya devam          edilecektir. Sınavsız geçişle kontenjanlarını dolduramayan vakıf meslek          yüksekokulları ek yerleştirmeyle öğrenci alabileceklerdir. Ek yerleştirmede          öncelik mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarındadır. Ancak, kontenjanlar          dolmadığı taktirde 105,000 ve daha fazla ÖSS puanı alan genel lise mezunları          da başvurabileceklerdir.   <strong><br />
<a name="b8"></a>8. MESLEK YÜKSEKOKULLARINDAN FAKÜLTE VE YÜKSEKOKUL LİSANS          PROGRAMLARINA DİKEY GEÇİŞ </strong></p>
<p>Sınavsız olarak meslek yüksekokulu ve açıköğretim önlisans programlarına          devam ederek mezun olan öğrencilere ayrılacak kontenjanlara göre, alanlarındaki          lisans programlarına dikey geçiş yapabilme imkânı sağlanmıştır.</p>
<p>Meslek yüksekokulu mezunları, dikey geçiş için örgün lisans programlarına          başvurabileceği gibi açıköğretim lisans programlarına da başvurabilirler.          Keza açıköğretim önlisans mezunları da gerek açıköğretim lisans programlarına          gerekse alanlarındaki örgün lisans programlarına başvurabilirler.</p>
<p>Hangi meslek yüksekokulu ve açıköğretim önlisans programlarından hangi          lisans programlarına dikey geçiş yapılacağı ve bu programlara ayrılacak          kontenjanlar, her yıl üniversitelerin görüşleri de alınmak suretiyle,          Yükseköğretim Kurulu tarafından saptanacak ve Dikey Geçiş Sınavı (DGS)          Kılavuzu ile yayınlanacaktır. Ayrılacak kontenjanların tespitinde o yıl          meslek yüksekokullarından mezun olan öğrenci sayıları dikkate alınacaktır.          Ancak bu sayıların oranı, örgün meslek yüksekokulları mezunlarının yüzde          onundan az olmayacaktır. Bu da, lisans programlarına geçmek isteyen başarılı,          çalışkan ve hevesli meslek yüksekokulu mezunları için önemli bir avantaj          olacaktır.</p>
<p>Dikey Geçiş Yönetmeliği&#8217;nde belirlenen koşullara uyan ve başvuruları          kabul edilen adaylar, sözel ve sayısal bölümlerden oluşan bir yetenek          sınavına alınırlar. Adaylar, yetenek sınavından elde ettikleri puanlar          ile meslek yüksekokulu veya açıköğretim önlisan programlarındaki akademik          not ortalamalarına ve tercihlerine göre ÖSYM tarafından lisans programlarına          yerleştirilirler.</p>
<p>Lisans öğrenimine başlama hakkını elde eden öğrencilere, üniversitelerince          Lisans Öğrenimine Hazırlık Programı uygulanır. Bu programda öğrenciye,          birinci ve ikinci sınıflardan eksik olduğu alanlarda ders sorumluluğu          yüklenir. Lisans Öğrenimine Hazırlık Programının süresi en çok iki yarı          yıldır. Ancak, öğrencilerin okudukları derslerin özellikleri, yıllık ders          programları, öğretim elemanları ve hazırlık programındaki durumları dikkate          alınarak Lisans Öğrenimine Hazırlık Programının süresi istisnai olarak          bir yarı yıl daha uzatılabilir. Bunun sonunda başarılı olan öğrencilerin          yerleştirildiği lisans programının üçüncü sınıfına kayıtları yapılır.          Lisans Öğrenimine Hazırlık Programı süresinde öğrenciler tüm öğrencilik          haklarından yararlanırlar.</p>
<p>Meslek yüksekokulu mezunları ile açıköğretim önlisans programlarından          mezun olanlar, arzu ettikleri taktirde kendi alanlarındaki açıköğretim          lisans programlarına başvurabilirler. Burada herhangi bir kontenjan sınırlaması          olmayıp <strong>açıköğretim lisans programlarına</strong> dikey geçiş yapmak isteyen          adayların DGS&#8217;ye girmelerine gerek yoktur. Bu adaylar, kendi alanlarındaki          açıköğretim lisans programlarına doğrudan kayıt hakkı elde ederler. Farklı          alanlardan mezun olanlara &#8220;Lisans Öğrenimine Hazırlık Programı&#8221;          uygulanır. Açıköğretim lisans programlarına başvuru ve kayıt koşulları          programı yürüten ilgili üniversite tarafından belirlenerek adaylara duyurulur.</p>
<p><strong><a name="b9"></a>9. AÇIKÖĞRETİME SINAVSIZ GEÇİŞ </strong></p>
<p>Açıköğretim metodu ile önlisans eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının          sayısı ve adaylara sundukları seçenekler her geçen gün artmaktadır.</p>
<p>Eskişehir Anadolu Üniversitesine bağlı olan Açıköğretim Fakültesi, lisans          programları yanında yıllardır çok başarılı bir şekilde önlisans programları          da uygulamaktadır. Yıllara göre değişmekle beraber halihazırdaki açıköğretim          önlisans programlarında 150-200 bin arasında her yaştan öğrenci öğrenim          görmektedir. <strong>Açıköğretim önlisans programları, özellikle bir iş yerinde          çalışmakta olup aynı zamanda meslek yüksekokulu öğrenimine devam etmek          isteyen mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu mezunlarına çok büyük imkân          ve kolaylıklar sağlamaktadır.</strong></p>
<p>Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi tarafından öğrencilere          sunulan mevcut ön lisans programları şunlardır:</p>
<p>Bankacılık ve Sigortacılık ( 2 yıl)<br />
Büro Yönetimi ( 2 yıl)<br />
Dış Ticaret ( 2 yıl)<br />
Ev İdaresi ( 2 yıl)<br />
Halkla İlişkiler ( 2 yıl)<br />
İlahiyat (Önlisans) ( 2 yıl)<br />
Mahalli İdareler ( 2 yıl)<br />
Muhasebe ( 2 yıl)<br />
Sağlık Kurumları İşletmeciliği ( 2 yıl)<br />
Turizm ve Otelcilik ( 2 yıl)   Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olacak ve geçmiş yıllarda          mezun olmuş tüm adaylar, arzu ettikleri takdirde yukarıda belirtilen Açıköğretim          Onlisans Programlarına, kontenjan sınırlaması olan &#8220;Bilgi Yönetimi&#8221;          dışında, hiçbir kontenjan sınırlamasına tabi olmaksızın sınavsız olarak          başvurabilir ve kayıt yaptırabilirler. Bununla ilgili olarak yapılacak          tek iş, Eskişehir Anadolu Universitesinin yapacağı duyurular doğrultusunda          Açıköğretim Fakültesine veya onun tüm Türkiye sathına yayılmış olan açıköğretim          bürolarından birine başvurmaktan ibarettir.</p>
<p><strong><a name="b10"></a>10. EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMLARI </strong></p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının yürürlükteki programları ile          meslek yüksekokullarında uygulanan öğretim programları arasında farklılıklar          mevcuttur. Meslek yüksekokulu programları, mesleki ve teknik ortaöğretim          kurumları programlarının devamı ve bütünleyicisi değildir. Bu bütünlük          ve devamlılığın sağlanması, ayrıca meslek yüksekokulları programları arasındaki          farklılıkların giderilmesi amacıyla <strong>&#8220;MEB-YÖK Meslek Yüksekokulları          Program Geliştirme Projesi&#8221;</strong> adlı bir projeyle başlatılmıştır.</p>
<p>Bu projenin amacı; mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından meslek          yüksekokullarına sınavsız gecişin (4702 Sayılı Kanun) program açısından          tutarlılığını ve devamlılığını sağlayabilmek, ileride modüler sisteme          gecişe imkan verecek, aynı zamanda istihdam kesiminin ihtiyaclarını karşılayacak          şekilde Meslek Yüksekokulları eğitim programlarını geliştirmektir.</p>
<p>Projenin hedefi ise uygulamadaki aciliyet göz önüne alınarak meslek yüksekokullarında          en yaygın olan ve en cok öğrencisi bulunan <strong>Bilgisayar Programcılığı,          Endüstriyel Elektronik, Elektronik Haberleşme, Elektrik, Kontrol Sistemleri          Teknolojisi, Makine, İklimlendirme-Soğutma, İnşaat, Otomotiv, Tekstil,          İşletmecilik, Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulama, Turizm-Otelcilik,          Büro Yonetimi ve Sekreterlik, Pazarlama</strong> programlarını, yukarıdaki          amac çerçevesinde geliştirmek, programlarda okutulacak kaynak kitap veya          ders notlarını araştırmak ve temin etmektir.</p>
<p>Bu projeyi yürütmek için Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunca          mesleki ve teknik eğitim alanında uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir &#8220;Program          Geliştirme Grubu&#8221; kurulmuş ve 10 Aralık 2001 tarihinde çalışmalara          başlanmıştır. 30 Mayıs 2002 tarihinde görevini tamamlaması beklenen bu          grubun çalışmalarının sonuçları, sınavsız geçişin ilk yılı olan 2002-2003          eğitim-öğretim yılında uygulanacaktır. Ancak bazı teknik zorluklar ve          zaman darlığı gibi faktörler nedeniyle bazı programların uygulanmasının          gelecek eğitim-öğretim yılına sarkması ihtimal dahilindedir.</p>
<p>Sınavsız geçişin ilk kez uygulanacağı yıl olan 2002-2003 eğitim-öğretim          yılında hangi mesleki ve teknik lise programlarından hangi meslek yüksekokul          programlarına sınavsız olarak geciş yapılabileceği, Milli Eğitim Bakanlığı          ve Yükseköğretim Kurulu uzmanları tarafından tek tek incelenerek saptanmış          ve bir liste halinde 2002-OSS öğrenci Seçme Sınavı Kılavuzu ile Meslek          Yüksekokulları ile Açıköğretim Onlisans Programlarına Sınavsız Geciş Kılavuzunda          (2002-MSG) yayınlanmıştır. Bu çalışmada, mümkün olduğu ölçüde geniş ve          esnek davranılarak mesleki ve teknik lise programlarının büyük bir çoğunluğu,          bir meslek yüksekokulu programı ile ilişkilendirilmiştir. Bu suretle,          daha fazla mesleki ve teknik lise mezununa bitirdikleri programın devamı          niteliğinde veya buna en yakın meslek yüksekokulu programlarına başvurabilme          olanağı sağlanmıştır. Ancak çok az sayıdaki mesleki ve teknik ortaöğretim          programı, hic karşılığı olmadığı için herhangi bir meslek yüksekokulu          programı ile ilişkilendirilmemiştir.</p>
<p><strong><a name="b11"></a>11. SINAVSIZ GEÇİŞE BAŞVURMA KOŞULLARI </strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) uyruklu          olanlardan durumları aşağıdaki bentlerden birine uyanlar, Meslek Yüksekokulları          ile Açıköğretim Onlisans Programlarına Sınavsız Geçişe (MSG) başvurabilirler:</p>
<p>a) 2001-2002 öğretim yılında mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının          son sınıfındaki öğrenciler veya bu okullardan mezun olanlar,<br />
b) Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli          durumda bulunanlar,<br />
c) Mesleki yaygın eğitim kurumlarının meslek lisesi programlarını tamamlayarak          mesleki ve teknik ortaöğretim diploması alanlar,<br />
d) Lise mezunu olup telafi eğitimi sonunda mesleki ve teknik ortaöğretim          diploması alanlar<br />
e) Açıköğretim lisesinin mesleki ve teknik eğitim programlarından mezun          olanlar,<br />
f) Ortaöğrenimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları yukarıdaki          bentlerden birine uyanlar.</p>
<p>Yukarıdaki koşullardan herhangi birine durumunun uymadığı tespit edilen          adaylar, yerleştirilmiş olsalar bile bu durumdan doğabilecek hicbir haktan          yararlandırılmazlar.</p>
<p>2002-OSS.ye başvuran mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun          olacak/olan adayların sınavsız geciş icin ayrıca başvurmalarına gerek          yoktur.   Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları dışında kalan ortaöğretim kurumlarından          mezun olanlar ile 2001-2002 öğretim yılında bu kurumlardan mezun olabilecek          durumda olanlar, meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına          sınavsız geçiş için başvuramazlar.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurum mezunlarının diplomalarında yazılı          olan alan/kol/bölüm 2002-MSG Kılavuzu Tablo-1&#8242;de belirtilen yükseköğretim          programlarında yer almıyorsa bu adaylar meslek yüksekokulları ve açıköğretim          önlisans programlarına sınavsız geçiş yapamazlar.</p>
<p>Türk Cumhuriyetleri ve akraba toplulukları ile diğer ülkelerden gelecek          olan mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun yabancı uyruklu          adayların, kendi alanlarındaki meslek yüksekokulları ve açıköğretim önlisans          programlarına yerleştirilmeleri, bu cumhuriyetler, akraba toplulukları          veya diğer ülkeler ile T.C. Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanacak          anlaşma hükümlerine göre yapılacaktır.</p>
<p><strong><a name="b12"></a>12. KONTENJANLAR </strong></p>
<p>Meslek yüksekokulu sayı ve kontenjanlarının çok az, buna karşın mesleki          ve teknik ortaöğretim kurumlarının ve dolayısıyla mezun sayılarının çok          fazla olduğu başta İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller olmak üzere,          diğer büyük illerdeki/ METEB&#8217;lerdeki MYO&#8217;lara yapılacak sınavsız yerleştirmelerde          fiziki mekân ve kapasite sorunları ile karşılaşılacağı değerlendirilmektedir.</p>
<p>Fiziki mekân sıkıntısı, şu anda bile birçok meslek yüksekokulunda mevcuttur.          Sınavsız geçişle beraber bu daha da artacaktır. Bu durumun nispeten hafifletilebilmesi          ve daha fazla MYO kontenjanı yaratılabilmesi için büyük illerde yüksek          kapasiteli meslek yüksekokulları açılması dahil birçok yeni proje üzerinde          çalışılmaktadır. Bunların olumlu sonuçlarının ancak önümüzdeki yıllarda          alınabileceği düşünülmektedir.</p>
<p>Meslek yüksekokullarında ilave kapasiteler ve kontenjan artışları sağlanıncaya          kadar sınavsız geçiş yapacak öğrencileri herhangi bir meslek yüksekokuluna          yerleştirebilmek için mevcut meslek yüksekokullarının tüm imkânları zorlanarak          planlama yapılmaktadır. Mesleki eğitimi yaygınlaştırmak ve mevcut kapasiteyi          artırmak üzere yeni meslek yüksekokulları açılmakta, birinci ve ikinci          öğretim kontenjanları artırılmakta ve yeni programlar devreye sokulmaktadır.          Buna ek olarak, Milli Eğitim Bakanlığının uygun göreceği ve tahsis edeceği          mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının olanaklarından da faydalanılacaktır.          Gerek fiziki olanakları ve donanımları gerekse öğretim kadroları itibariyle          Milli Eğitim Bakanlığının yüksek kapasiteli mesleki ve teknik liselere          sahip olduğu ve buralarda çağdaş düzeyde mesleki eğitim yapıldığı bilinmektedir.          Bu okulların sağlayacağı imkân ve kolaylıklardan da yararlanmak suretiyle          meslek yüksekokulu eğitiminde bir ölçüde rahatlama olacaktır. Bunların          hangi illerde hangi okullar olduğu, kapasiteleri, donanımları, programları          ve öğretici sayıları gibi ölçütler dikkate alınarak her yıl eğitim-öğretim          başlamadan önce saptanacak ve eğitim hizmetine sunulacaktır.</p>
<p>Bu okullar normal olarak kendi eğitim-öğretimlerine devam edeceklerdir;          bunda bir aksama, karışıklık, düzensizlik olmayacaktır. Bu okullar, eğitim          öğretim yılı bitince öğleden sonraları, akşamları, hafta sonu, yarı yıl          ve yaz tatilleri dahil olmak üzere meslek yüksekokulu eğitimine tahsis          edileceklerdir. 4702 sayılı Kanun&#8217;da ifade edildiği gibi sınavsız geçiş          veya diğer adıyla METEB projesinin esas amaçlarından biri de budur. Yani          mesleki ve teknik eğitim alanındaki mevcut tüm gayretlerin ülke ihtiyaç          ve öncelikleri doğrultusunda birleştirilmesidir. Diğer bir anlatımla;          mesleki ve teknik ortaöğretim ile yükseköğretimin hatta sektörün sahip          olduğu tüm olanakları karşılıklı olarak kullanmak suretiyle atıl kapasitelerden          daha fazla yararlanarak daha çok öğrenciye meslek eğitimi imkânı sağlamaktır.</p>
<p>Meslek yüksekokullarına sınavsız olarak yerleştirilecek olan adayların          hangi ilde/METEB&#8217;te hangi meslek yüksekokulunun hangi programına yerleştirileceği,          bunların kontenjanları ve eğitim-öğretime meslek yüksekokulunun hangi          yerleşkesinde/mekânında başlayacağı, ÖSYM tarafından yayınlanacak olan          <strong>2002-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu</strong>&#8216;nda          belirtilecektir.</p>
<p><strong><a name="b13"></a>13. ADAYLARA ÖNERİLER</strong></p>
<p>Yapılan ön incelemeler sonucu sınavsız geçişe çok fazla müracaat olacağı          değerlendirilmektedir. Bu nedenle hangi meslek yüksekokulunun hangi programına          yerleştirilmek istediğinizi iyi saptayınız ve önceliklerinizi ona göre          işaretleyiniz.</p>
<p>Bazı meslek yüksekokulu programlarının kontenjanları nispeten az olduğu          için o programa yerleştirilememe olasılığı da fazlalaşmaktadır. Tercihlerinizi          yaparken bu hususu dikkate almalısınız.</p>
<p>Çok dikkatle okumanız gereken ÖSYM tarafından yayınlanmış dokümanlar          aşağıda belirtilmiştir:</p>
<ul>
<li>2002-ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı Kılavuzu (Madde.7)</li>
<li>Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarından Meslek Yüksekokulları            ile Açıköğretim Önlisans Programlarına Sınavsız Geçiş Kılavuzu 2002-MSG</li>
<li>2002-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu</li>
</ul>
<p>Hangi mesleki ve teknik ortaoğretim alan/kol/bolümlerinden hangi meslek          yüksekokulları ve açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geciş yapılabileceği          2002-MSG Tablo-1&#8242;de gösterilmiştir. Bu konuda yapılan yeni düzenlemeler          2002-OSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu&#8217;nda, son          hali ile yeniden verilecektir.</p>
<p>Size verilmiş bulunan tercih haklarının hepsini sonuna kadar kullanınız.          &#8220;Nasıl olsa sınavsız gecişolacak, beni bir yere yerleştirirler.&#8221;          rehavetine kapılmayınız. Yanlış tercih, eksik tercih yapılırsa herhangi          bir programa yerleşememe olasılığı da mevcuttur. Sınavsız geciş yüzde          yüz yerleştirme garantisi demek değildir; kurallar ve bilhassa mevcut          kontenjanlar çerçevesinde uygulanan bir sistemdir.</p>
<p>Daha oncede belirtildiği gibi, Anadolu Universitesi Açıköğretim Fakültesindeki          açıköğretim önlisans programlarına da sınavsız geciş yapılacaktır. Buraya          yapılabilecek yerleştirmelerde herhangi bir kontenjan sınırlaması yoktur.          Sosyal bilimler ağırlıklı olan bu programları iyi inceleyiniz. Bu programlar,          bilhassa bir işyerinde calışmakta olan veya yeni mezun olup da calışmayı          düşünen adaylar için cazip olanaklar sunmaktadır. Son yıllarda eğitim-öğretim          kalitesinde önemli aşamalar geçiren açıköğretim önlisans programları ile          örgün meslek yüksekokulları programları arasında herhangi bir fark yoktur,          diplomaları aynıdır. Dolayısıyla eski ve yeni tüm mesleki ve teknik lise          mezunları arzu ettikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğindeki          veya buna en yakın açıköğretim önlisans programlarına <strong>hiçbir kontenjan          sınırlamasına tabi olmadan</strong> yerleşebilirler. Tüm İmam Hatip Lisesi          mezunları, Açıköğretim İlahiyat Önlisans Programına herhangi bir kontenjan          sınırlamasına tabi olmaksızın yerleşebilirler.</p>
<p>Açıköğretim önlisans programları mezunları da Dikey GecişSınavı&#8217;na (DGS)          girmek ve başarılı olmak suretiyle gerek açıköğretim lisans programlarına          gerekse örgün öğretim lisans programlarına devam edebilirler.</p>
<p>Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan;</p>
<ul>
<li>Gerek bu eğitim-öğretim yılı ve gerekse gelecek yıllarda OSS&#8217;ye başvuran            adayların MSG&#8217;ye başvurmalarına gerek yoktur. OSS&#8217;ye başvuran adaylar            MSG&#8217;de başvurmuş sayılacaklardır.</li>
<li>OSS sınavına girip de başarılı olamayan hatta başvurup da OSS sınavına            girmeyen adaylar da sınavsız geciş programlarından tercih yapabileceklerdir.</li>
<li>2002-OSS&#8217;ye girerek yeterli puan alanlar hem sınavsız geciş programlarından            hem de diğer programlardan tercih yapabileceklerdir.</li>
<li>Adayların istedikleri programa başvurma hakları yoktur. Mezun olunan            alan/kol/bolümün devamı niteliğinde veya buna en yakın programlara başvurma            hakları mevcut olup bunlar da 2002-MSG Kılavuzunda belirtilmiştir.</li>
<li>Adaylar hangi yılda mezun olursa olsun MSG&#8217;de mezuniyet açısından            yıl sınırlaması olmadığı için başvuru yapabilirler. Başvuru yapınca            her şey bitmiş değildir. 2002 yılı haziran ayında OSYM tarafından gönderilecek            olan kontenjanlar kılavuzu ve tercih formu üzerinde yapılacak tercihlerin            31 Temmuz-9 Ağustos 2002 tarihleri arasında okul müdürlüklerine teslim            edilmesi gerekmektedir. Sonuçlar posta ile adresinize gönderilecek veya            internetten öğrenilebilecektir.</li>
</ul>
<p>Sınavsız geçişte, tercih edilen meslek yüksekokulunun bulunduğu METEB,          mezuniyet yılı, mezun olunan okul türü, diploma notu, mesleki ortaöğretim          başarı puanı, tercihler ve tercih edilen programların kontenjanları gibi          ölçütler belirleyici olmaktadır. Tercih formlarını doldururken bu hususlara          dikkat ediniz.</p>
<p><strong><a name="14"></a>14. SONUÇ </strong></p>
<p>Mesleki ve teknik liselerden meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş/METEB          projesi; daha cok mezuna mesleki ve teknik eğitim olanağı sunmak, mesleki          ve teknik eğitimde dünya standartlarına göre çok gerilerde olan okullaşma          oranını yükseltmek, mesleki ve teknik ortaöğretim ile yükseköğretim arasında          şimdiye kadar kurulamamışolan ilişkiyi kurmak ve mesleki ve teknik eğitim          programlarını cağdaş ölçülere göre yeniden düzenlemek açısından ülkemizde          onemli gelişmelere başlangıc olabilecek bir çalışmadır.</p>
<p>Her büyük projede olduğu gibi bunda da başlangıc yıllarında sıkıntılar          olabileceği cok doğaldır. Bunlar, gerek öğrencilerin ve gerekse idareci          ve yöneticilerin elbirliği ve gönül birliği ile mutlaka aşılacaktır. Bu          önemli projeye taraf olan herkesten fedakarlık ve anlayış beklenmektedir.          Yüz binlerce mezunu ilgilendiren bu projenin ancak 3-4 yıl icinde istikrar          bulacağı değerlendirilmektedir.</p>
<p>4702 sayılı Kanun&#8217;da mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak belirtilen          diğer önemli tedbirlerin alınmasıyla, ülkemizde mesleki ve teknik eğitimde          son yılların en önemli başarılarından birine imza atılmış olacaktır. Tüm          adaylara başarılar diliyoruz.</p>
<p align="right"><a href="http://www.meb.gov.tr/duyurular/index.asp"><img src="http://www.meb.gov.tr/image/geri.gif" border="0" alt="" width="50" height="24" /></a></p>
<p><a href="http://abkf.osym.gov.tr/msg">(2002-MSG)        Meslek Yüksekokullarına Sınavsız Geçiş Aday Bilgileri Sorgu Ekranı </a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/savcibey55.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/savcibey55.wordpress.com/424/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=savcibey55.wordpress.com&amp;blog=592930&amp;post=424&amp;subd=savcibey55&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://savcibey55.wordpress.com/2009/07/12/mesleki-ve-teknik-egitimde-orta-ve-yuksekogretim-kurumlari-arasinda-program-butunlugunun-ve-devamliliginin-saglanmasi-sinavsiz-gecis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/2747fa26dc5b1f5653d17b03b92e8f2e?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">SAVCIBEY55</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.meb.gov.tr/image/geri.gif" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
